üzerinde doğru şekilde düşünüldüğü takdirde insana çok şey öğretiyor bence, fakat düşünülebilecek belki de en hassas ve en derin konu olduğu için ihtiyatlı yaklaşılması gerektiği fikrindeyim.
ihtiyatı bir kenara bırakırsak eğer, nedense bana erken ulaşacağını hissediyorum ölümün. kendimi bundan 30 yıl sonra hala yaşıyor olarak hayal edemiyorum. sanki göğsümde atan kalp zamanla yoruluyor, yıpranıyor, tükeniyor, bir noktada tamamen pes edecek gibi geliyor. bir gün gelecek ve kendimi tüketmemin sonuçları beni yakalayacak, ben biteceğim ve perdeler kapanacak. bunun ağırlığı zaman zaman üzerime çöküyor ve yalnızca bir kuruntu mu yoksa öngörü mü bilemiyorum, belki de başka bir problemimin tezahürüdür. her halükarda şuanda yaşıyorum ve o yüzden korkulacak birşey yok. (bkz: ben varsam ölüm yok ölüm varsa ben yokum)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?