Take me to the sun - d4vd
basitçe birinin bir ağrıya gösterebildiği tolerans olarak tanımlayabiliriz sanırım. bilindiği gibi herkesin acı eşiği birbirinden farklıdır, bunu gündelik hayatta da rahatça gözlemleyebiliriz. "acı" kavramını fiziksel bağlamının dışında ele alırsak da yine sonuç değişmiyor bence. hepimiz farklı şeylere üzülüyoruz, kimisi için dünyanın sonu olan bir durum kimisi için sıradan bir salı akşamı olabiliyor; geçmişte deneyimlediğimiz acılara göre acı eşiğimiz de değişiyor. dün üzüntüden ağladığımız günler bugün özleminden ağladığımız dünlere dönebiliyor mesela. herkesin hayatı birbirinden daha farklı geçiyor, o kişi neler neler tecrübe etmiş (ya da etmemiş(!)) dışarıdan asla anlayamıyoruz.
kimi insanların dert ettikleri durumları gördüğümde yine de istemsizce şaşırırım açıkçası, "bunu mu kafaya takıosun gerçekten" diyesim gelir hatta, o derece küçük görünür gözüme. bir başkası için de benim dertlerim öyledir muhtemelen, o yüzden kıyas yapmamak en iyisi.
kimi insanların dert ettikleri durumları gördüğümde yine de istemsizce şaşırırım açıkçası, "bunu mu kafaya takıosun gerçekten" diyesim gelir hatta, o derece küçük görünür gözüme. bir başkası için de benim dertlerim öyledir muhtemelen, o yüzden kıyas yapmamak en iyisi.
başlık açınca nazar falan değdi galiba. Biz yine filenin sultanlarından devam
Bence duyulan kişiden değil duyan kişiden kaynaklanır
ey
Suşi ve biraya rezerve
Bir anıt orman dikmek istiyorum
nerden buluyonuz böyle şeyleri
son standup gösterisini silinmesi veya başına bir şey gelmesi ihtimaline karşın indirip arşivlediğim komedyendir
bakarız
Uyumuyorum ben izliyorum televizyonu(Son iki saattir ruhsal bir bağ ile gözler kapalı bir şekilde izliyor sadece)
60 saniyede vakayı bil veya wordle türevi bir oyun. doctordle.org adresinden oynayabilirsiniz. her gün bir vaka oluyor ama arşivine erişilebiliyor. arada sırada 1. tahminde tek atmanın da, 6 tahminde de bilememenin de eğlencesi ayrı (bence)
Görür müyüz acaba gerçi bu hızla gidersem torunlara devretmem gerekecek
Her yılın sonunda, akademik takvimin yaz tatilinin üzerine karabulutlar gibi çöktüğü o zamanlar dikkat edin; özellikle her yıl diyorum :(
Hemşirelerin 'intern arkadaşlar' hitabı.
Belirli kadın hemşirelere doktor oluşumuzu sindiremiyor.
'İntern doktor'um ve arkadaşınız değilim.
Beraber nöbet tutuyoruz,o kadar.
Belirli kadın hemşirelere doktor oluşumuzu sindiremiyor.
'İntern doktor'um ve arkadaşınız değilim.
Beraber nöbet tutuyoruz,o kadar.
Zarar gördüğüm yerlerden siktir yiyince ya da artık içime sinmediği için siktiri çekince
Oralara bir daha dönmemek.
Oralara bir daha dönmemek.
Kardeş 15 gram içeren protein barı nasıl yaptınız?
Benim gibi birini 2 parçada doyuracak 42 gramlık çikolatayı nasıl yaptınız?
Bir kutusu 70 kalori olan ice tea esas mı?
Notuslar bir rüya mı?
Benim gibi birini 2 parçada doyuracak 42 gramlık çikolatayı nasıl yaptınız?
Bir kutusu 70 kalori olan ice tea esas mı?
Notuslar bir rüya mı?
(bkz: sterilite)
Annemin neden ocağın arkasını alüminyum folyo ile kapladığını anlamak
Güzel poşetleri saklamak
Bittim benden bu kadar, akacak su durmaz akar
Söylendiğim kader benim aptallığım
Yansın yanacak gemiler, dönmem çok uzak geriler
Söylendiğim kader benim aptallığım
Yansın yanacak gemiler, dönmem çok uzak geriler
Bi dur iyi değil büyümek
Biraz samimiyetsiz
Ve acıyla dolu
Biraz samimiyetsiz
Ve acıyla dolu
Köylü zihniyetinden kurtulamamış ve bu kurtulamamışlıkla övünenler..
2 kuşak önce hepimiz köylüydük,bu ülkenin dinamiği bu ancak artık şehre adapte mi olsanız?..
2 kuşak önce hepimiz köylüydük,bu ülkenin dinamiği bu ancak artık şehre adapte mi olsanız?..
Merdivenlerden inip merdivenlere çıkarken sağ taraftan inip çıkması gerektiğini bilmeyen insanlar, beni çok yoruyorsunuz.
son zamanlarda bende anksiyetesi oluşan olay, depremden beri yaşadığım her kayıpta yeni baştan alışmaya, hazmetmeye çalışıyorum ve aldığım ölüm ve hastalık haberleri beni buna -umduğum gibi- alıştırmaktan çok iyice germeye başladı, bir sabah uyanıp da anne babanın çocukluğunda hatırladığın kadar genç olmadığını fark etmek gibi bir his. tuhaf.
Ne zaman genç birinin ölüm haberini alsam aklımda teomanın çoban yıldızı çalar
Yüzme bilmeden daha
Deniz görmeden
Hiç güneşte yanmadan
Şimdi ölmek istemem
Daha hiç gülmeden
Çocukluk arkadaşım dün henüz 20 yaşındayken vefat etti. Samimi değildik, en son 10 yıl önce görmüştüm. Yine de içim burkuldu.
Herhangi bir inancım yok, insanın öldükten sonra bir yere gittiğini de düşünmüyorum. Ancak ailesinin nasıl hissettiğine dair sevdiklerim üzerinden empati yapınca... Bir gün yeniden bir yerlerde buluşacağımız ümidi olmasa muhtemelen delirirdim, gerçekten çok zor.
Hepimiz birer istatistiğiz, o da bir istatistik oldu. Anılarımda hep çocuk, hep de çocuk kalacak. Yattığı yer incitmesin, umarım insan ölünce bir yere gidiyordur ve umarım şimdi gittiği yerde mutludur.
Yüzme bilmeden daha
Deniz görmeden
Hiç güneşte yanmadan
Şimdi ölmek istemem
Daha hiç gülmeden
Çocukluk arkadaşım dün henüz 20 yaşındayken vefat etti. Samimi değildik, en son 10 yıl önce görmüştüm. Yine de içim burkuldu.
Herhangi bir inancım yok, insanın öldükten sonra bir yere gittiğini de düşünmüyorum. Ancak ailesinin nasıl hissettiğine dair sevdiklerim üzerinden empati yapınca... Bir gün yeniden bir yerlerde buluşacağımız ümidi olmasa muhtemelen delirirdim, gerçekten çok zor.
Hepimiz birer istatistiğiz, o da bir istatistik oldu. Anılarımda hep çocuk, hep de çocuk kalacak. Yattığı yer incitmesin, umarım insan ölünce bir yere gidiyordur ve umarım şimdi gittiği yerde mutludur.
düşüncelerim çözmeye çalıştığım karman çorman bir ip yumağı gibi genelde, ve her defasında çözüleceğine daha da karışıyorlar. sürekli kafamın içinde argümanlar ve karşı argümanlar birbirine giriyor, bir şeyi düşünürken bambaşka bir şey araya giriyor, düşüncelerimi oldukları gibi sade bir şekilde ele almak yerine çok farklı boyutlardan bakıyorum ta ki neyin doğru neyin yanlış olduğunu unutana ya da hangi bakış açısının bana ait olduğunun bilincini tamamen kaybedene kadar. kafamdan ne geçtiğini dahi bilmiyorum çoğu zaman, tamamlanmış halini hiç görmeden devasa bir puzzleı çözmeye çalışıyormuşum gibi adeta, ya da akan bir suyu avuçlarımla tutup yakalamaya çalışıyormuşum gibi. nereden başladığımı bile unutuyorum genelde, en baştaki sorunu çözmek şöyle dursun hiç alakası olmayan bambaşka bir şeye kafa yorarken buluyorum kendimi. kafamdaki problemleri çözme girişimlerim de genellikle uyuyakalmayla ya da iç çekip boşvermekle sonlanıyor. hoş, hiçbir sorunun oturup düşünerek çözüldüğünü görmedim, birşeyler yalnızca ayağa kalkıp aksiyon alındığında değişiyor sanırım, yine de oturup düşünebilseydim de güzel olurdu herhalde
"sen çok da tın takılıyorsun da benim için önemliydi güzel kardeşim" durumu
allah akıl fikir versin gerçekten
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?