whatsapp vs telegram

wenatrordet
uzun süredir telegram kullanıyorum ve cidden başarılı olduğunu düşünüyorum. güvenliği pek umrumda değil. bir arkadaş grubumuz var orada, gruba bot ekleyip oyun oynayabiliyoruz mesela. şarkı ismi yazınca sözlerini atan bir bot var. hiç telegramdan çıkmadan gruba müzik atıp dinleyebiliyorsunuz, atılan linklere de videolara da önizlemeden bakabiliyorsunuz ve telegramdan çıkmanıza gerek kalmıyor. ses kaydı atmak gibi görüntü atabiliyorsunuz böyle yuvarlak videolar halinde. güzel ya öneririm.
1

göbek adı

kaleidoscope
Benim ailemde kimsede bulunmadığı için arkadaşlarımda rastladığımda neden hâlâ sürdürüldüğünü anlayamayıp şaşırdığım bir gelenekti. Ta ki şu reelsı görene kadar...


çabalamak

ruhsuz
Varlığıyla kaderi değiştirebildiği iddia edilen ancak aslında sadece kişiye güç veren bir olma halinin eylem adı.

Kendisi için dahi çabalamayan insanlar,ve/veya onunla/onlarlarlayken edindiğiniz 'biz' kavramı uğruna çabalamak kalbinize yük olacaktır.
Yapmayınız.
Vakti geldiğinde bırakabiliniz.
Size ve aynadakine kısacık hatırlatmamdır🍀

hafiflemek

ruhsuz
Hafiflemek;
bazen içsel yüklerden kurtulmak
Ve bazense kilo vermek:)

Çok öfkelisin ona karşı. Nefret edesin var. Dilinde de olabilecek en hoyrat sözler.
Tabi,seçebilirsin bu yolu,sen bilirsin ama tavsiye etmem. Katekolamin demek,erkenden yaşlanmak demek. Sana yazık be güzelim:)

İyi biri ama
Bana iyi gelmiyor.
Hayatımda mı tutsam yoksa kıra döke kapı dışarı mı etsem? Bence ikisi de değil. İkisini de yapmış ve ikisi kendine de yapılmış biri olarak derim ki;
Üzmeden hayatının ortalarında olan o kişiyi birazcık kenarlara çek.

Hafiflemek,esasında ruhunu besleyebilecek kadar huzura sahip olabilmek.
Hafifleyebilmek ise,bu lükse sahip olmak. Yoksa kolaydır,oturduğun yerden anlatmak.

Biliyorum,bizim buralarda zarif insanı

Akılsız görürler.

Lakin,vazgeçersen? Örnek alınacak bir kişi daha azalmaz mı?

Ve hafiflemek bir noktada,onların kabalığıni görmene rağmen kendini koruyabilmek. Çünkü sen,öyle olabilecekken olmamayı seçtin. Bunun adı,huzur ile Hafifleyebilmek..

ruh sağlığınızı nasıl koruyorsunuz

privileged of medic
Kini,nefreti neredeyse hiç anmayıp onlardan,onları ananlardan uzak durarak. Konu ne olursa olsun sevginin hangi türü gerekiyorsa onu ruhuma işleyip konuya içimden yaklaşarak. Elimin uzandığı yapraklara,ağaçlara,dallara,çiçeklere dokuna dokuna yürüyerek. Gökyüzüne sık sık bakıp önce mavisine dalıp sonra gözlerimi kapatıp derin bir iç çekerek. Yolda karşılaştığım hayvanlara selam verip onlarla konuşarak bazısınınsa tüylerini okşayarak. İnsanların ne dediğini düşünmeden sadece kendi içimi dinleyecek şekilde hareket ederek. Kendime,yalnızlığıma zaman ayırıp onun dediklerini kağıtlara dökerek…
Ama En çok da şükrederek. Olana,olmayana;gidene,kalana. Her şeye şükrederek.

kütüphane

clarice starling
kütüphanede çalışırken bazen bir anda bağırmak geliyor içimden. "neden, ne için çalışıyoruz bu kadar? manyak mıyız gençler?" filan diyerek bir isyan başlatasım geliyor. ya da bazen nispeten geç saatlerde gitmiş oluyorum, bakıyorum her yer dolu. o zaman da şöyle diyesim geliyor, "oğlum başka işiniz yok mu sizin ya, bu saatte gelmişsiniz, derdiniz ne sizin acaba?" bazen de üniversite sınavına çalışan gençleri görüyorum, onlara da "kaçın gençleeeer, bulaşmayın bu işlere." diyesim geliyor. bulaşmayıp ne yapacaklarsa sanki ahahahha. öyle bir anlık saçma şeyler geliyor işte aklıma, böyle bağırsam ne olur acaba diye geçiyor içimden. daha hiç bağırmadım ama bakalım, çalışmaktan çıldırdığım bir gün bir anda kendimi tutamayıp bağırabilirim.

lise arkadaşlarıyla şimdiki ilişki durumu

margauerite gautier
En yakın dostum, liseden bir arkadaşım. Onun da ankara'da eğitim görüyor olmasının iletişimimizin kopmamasının en önemli sebebi olduğunu düşünüyorum.
Diğerleriyle pek sık görüşmüyoruz ama görüştüğümüz nadir zamanlarda da eski samimiyetimizi koruyabilmemizi, aradan sanki hiç zaman geçmemiş gibi hissetmeyi çok seviyorum.

fıstık ezmesi

necdetersoz
fitness trendlerine bağlı olarak şu sıralar popülerliğinin arttığını düşündüğüm bir yiyecek. her yerde reklamını görüyorum. belki benim ilgi alanlarıma göre düzenlenmiş ve bana daha çok görünen reklamlar da olabilir. eskiden piyasada sürekli şekerli olanları bulunurken artık pek çok gıda markası şekersizlerini ya da farklı çeşitlerini (ballı, hurmalı, chia tohumlu vb) üretmeye başladı. ezme yerine yıllardır doğrudan fıstığın kendisini tüketen biri olarak uzun bir süre ilgimi çekmese de evde bir anda ezme yapasımın gelmesiyle berâber hârika bir lezzet de keşfetmiş oldum.

bunun üzerinden biraz gastronomi konuşalım. yiyeceğiniz kadar çiğ yer fıstığını kabuklarından soyarak ve iyice ayıklayarak bir tavaya alıp başka hiçbir malzeme eklemeden 5-10 dk kısık orta ateşte kavuruyorsunuz ve hafif kızarıp esmerleşmesini sağlıyorsunuz. yer fıstıklarını henüz çok sıcakken bir blender/rondoya hızlıca alıp 5 dk kadar krema ve ezme kıvâmına gelene kadar çekiyorsunuz. kavururken yağını hafifçe salacağı için çekmeye başladığınızda o kendi yağı yer fıstığına esas ezme kıvâmını sağlayacak ekstra yağ koymadan çünkü kendisi zâten çok yağlı. bu kadar.

ve evet fıstık ezmesi, içine başka hiçbir şey koymasanız dâhi normal fıstıktan kat kat daha lezzetli. peki içinde başka hiçbir ek malzeme olmadan yer fıstığı ezmesi, yer fıstığının kendisinden çok daha lezzetli olabiliyor? temelde iki sebebi var.

kavurma işleminde, fıstıktaki protein ve karbonhidratta yüksek sıcaklıkta meydâna gelen maillard reaction adı verilen olay. bizim esmerleşti, kavruldu, kızardı dediğimiz şey. yaklaşık 180 derece sıcaklık gereksinen bu reaksiyon, yiyecek moleküllerinin tat ve aromasını insan damak zevkine göre artırıyor ve değiştiriyor. o yüzden aslında hemen her besinin kavrulmuş, kızartılmış hâlleri, 100 santigrad derecedeki haşlama ve çiğ tüketimlere göre insanlara daha çok zevk veriyor. örneğin hammaddesi aynı olmasına rağmen kahvelerin farklı kavrulma derecelerine göre farklı tatlar vermesinde de aynı sebep yatıyor.

ikincisi ise tat tomurcuklarıyla temas ve yüzey alanının artması. fıstığı bütün hâliyle tükettiğimizde ağzımızda en fazla birkaç kez çiğner ve akabinde parçacıklar hâlinde hemen yutarız. dolayısıyla fıstık içindeki tat molekülleri yeterince dilimizle temas sağlayamadığı için fıstığın tadı olduğundan daha az algılanır. ezme hâline getirdiğimizde ise bu moleküllerin tomurcuklarla teması ciddi şekilde artar ve fıstığın tadı çok daha yoğun şekilde bizim tarafımızdan algılanır. o yüzden içine ekstradan hiçbir malzeme koymasanız dâhi tek başına bunlar lezzetini katlar.

yine de tatlandırmak isterseniz miktarca 1:10 oranında bal; veganlar de için hurma suyu ya da özütü, birlikteliğinde bir fiske tuz çok güzel sonuç verir. tadı artırmak için ekstra tatlı malzeme kullanılan târiflerde genel olarak berâberinde çok düşük miktarlarda tuz kullanılması tatlı tadın algılanmasını kolaylaştırıyor. bunun altındaki bilimsel mekanizma da çok mantıklı. dilde tat tomurcuklarında bulunan ve glukoz taşıyan SGLT1 reseptörlerinin çalışması ve şekerli tadı algılayıp beyne iletecek hücrelere taşınması, ortamda sodyum varlığında indükleniyor. sglt de zâten sodium-glucose linked transporter demek. işte bu yüzden bizim kullandığımız bir fiske tuz, gastronominin bilimle ilişkisini ortaya koyan ufak detaylardan sâdece biri...

gütf müfredatı

prime
biliyorsunuzdur ki bazı okullar ilk komiteden beri anatomi görüyor, bazıları ilk sınıftan itibaren farmakoloji parazitoloji vs. dersleri alıyor. sizce bizim okulumuz doğru bir yol izliyor mu?

dipnot: tabii ki hocalarımız yılların birikimiyle en iyi sistemi bulmuşlardır ama daha iyisi bulunana kadar iyi, en iyi gibi gözükebilir.

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol