evet başka bir tanesi de bu video
gecenin bir vakti just dance videolarını açıp deli gibi dans ediyorum ve bayılıyorum.
Her zaman bir sorun çıkar.
Edit: ama her zaman
Edit: ama her zaman
Her gün e9'a gidip teorik ders dinlemekten sıkıldım.
bu kaçamakları neyse sabah erken kalkarım deyip uzatmasam ne olur sanki. Evet bugün de aynısını yaptım nasılsa erken kalkarım(!) deyip uyku hazırlığına geçiyorum şimdi. bence kalkarım djdkkd. iyi geceler, tatlı rüyalar sözlük.
Bir şeylerden kaçtıkça uygun bir gelecekte daha güzel bir zamanda karşılaşacağını sanıyorsun. Oysa kaçan kovalanmaz. Kaçan uzaklaşır.
Karsu- seni düşünmek güzel şey
Hoçça ğalın ğidiyom ben
bu başlığı öğrendiğimiz ilginç tarihi hikayeleri anlatmak için kullanabiliriz diye açıyorum, başlatayım.
1700'lü yıllar... lale devri ile yurt dışına iyice açılan osmanlı devleti bir gün sarayda özel bir konuğunu ağırlamakta. fransız istanbul büyükelçisi... büyükelçi için her şey tam tekmil hazırlanır, padişah, saray ahalisi ve onlara hizmet edecek, musiki ifade edecek insanlar hazırda.
büyükelçi gelir, padişahla hasbihal derken sıra musiki faslına gelir. büyükelçi fransa ile türk musikisini kıyaslar iken “bizdeki valse sizin musikiniz erişemez” der. padişah da bir an bile düşünmeden “bizde de vals vardır efendim, isterseniz saray baş çalgıcısına soralım” diye cevap verince baş çalgıcı dede efendi “vardır tabii, fakat bugün yoruldum, sizi yarın davet edip valsimizi çalmak isterim” der.
dede efendi bir kez söz vermiştir ama vals olmayan bir musikiden nasıl vals çalacaktır? hemen semtindeki fransız meyhanecinin yanına koşar. o gece meyhaneciden sabaha kadar 'vals nedir? nasıl bestelenir?' öğrenir ve sabaha kadar bir vals parçası besteler.
ertesi gün gelen büyükelçi kulaklarına inanamaz çünkü bu dinlediği vals, hayatında dinlediği en iyi valslerdendir.
işte dede efendi'nin, diğer bir ismiyle hammamizade ismail efendi'nin ilk bestelediği ve tarihimizdeki ilk vals parçası “Yine bir gül-nihâl aldı bu gönlümü” böyle ortaya çıkar.
“yine bir gül-nihâl, aldı bu gönlümü
sim ten, gonca fer; bi-bedel ol güzel
ateşin ruhleri yaktı bu gönlümü
pür edâ, pür cefâ; pek küçük, pek güzel...”
1700'lü yıllar... lale devri ile yurt dışına iyice açılan osmanlı devleti bir gün sarayda özel bir konuğunu ağırlamakta. fransız istanbul büyükelçisi... büyükelçi için her şey tam tekmil hazırlanır, padişah, saray ahalisi ve onlara hizmet edecek, musiki ifade edecek insanlar hazırda.
büyükelçi gelir, padişahla hasbihal derken sıra musiki faslına gelir. büyükelçi fransa ile türk musikisini kıyaslar iken “bizdeki valse sizin musikiniz erişemez” der. padişah da bir an bile düşünmeden “bizde de vals vardır efendim, isterseniz saray baş çalgıcısına soralım” diye cevap verince baş çalgıcı dede efendi “vardır tabii, fakat bugün yoruldum, sizi yarın davet edip valsimizi çalmak isterim” der.
dede efendi bir kez söz vermiştir ama vals olmayan bir musikiden nasıl vals çalacaktır? hemen semtindeki fransız meyhanecinin yanına koşar. o gece meyhaneciden sabaha kadar 'vals nedir? nasıl bestelenir?' öğrenir ve sabaha kadar bir vals parçası besteler.
ertesi gün gelen büyükelçi kulaklarına inanamaz çünkü bu dinlediği vals, hayatında dinlediği en iyi valslerdendir.
işte dede efendi'nin, diğer bir ismiyle hammamizade ismail efendi'nin ilk bestelediği ve tarihimizdeki ilk vals parçası “Yine bir gül-nihâl aldı bu gönlümü” böyle ortaya çıkar.
“yine bir gül-nihâl, aldı bu gönlümü
sim ten, gonca fer; bi-bedel ol güzel
ateşin ruhleri yaktı bu gönlümü
pür edâ, pür cefâ; pek küçük, pek güzel...”
Kendini kandırandır, biraz da inat etmeyi sever ve belki de en önemlisi net olduğunu söyler de durur. Halbuki kararlı kişi bahis dahi açmaz, dediğini ardına takar o hariç herkesler görür...
insanlar bu sınava girmek için şehir dışından geliyor çok yüksek ücretli bir sınava giriyorlar ama sonra sınav salonunun bulunduğu kattaki wc kokusundan ölmeden durmak imkansız :d
öğrencinin sırtından geçinen kazıkçı esnaftan tutun banka kredi kartı dağıtıcılarına alayından nefret ediyorum ve tiksiniyorum.
öğrencinin sırtından geçinen kazıkçı esnaftan tutun banka kredi kartı dağıtıcılarına alayından nefret ediyorum ve tiksiniyorum.
Murathan Mungan'ın yazdığı, müslüman olan Mahmud ve yezidi dinine mensup olan yezida'nın aşk hikâyesini anlatan bir tiyatrodur. Müslüman köyü ve yezidi köyü birbirlerine düşmandır ve buna rağmen yezida ile mahmud birbirlerine aşık olmuşlardır. Bu kitap benim en sevdiğim kitaplardandır. Murathan Mungan'ı zaten çok severim ancak mahmud ile yezida benim için yeri ayrıdır. Yezidi dininde daireler çok önemlidir ve dairelerin taşıdığı anlam beni çok etkilemişti. Herkese okumasını tavsiye ediyorum ❤️ sizinle birkaç alıntı paylaşmak isterim.
~Bir hayal dedim kendi kendime. İnsanın böylesi olamaz. Sonra güldün. Gülmen insan olduğuna delaletti.
~yezida: gözlerimiz değdi birbirine.
mahmud: şaşkın bakıyordun.
yezida: gözümü alamamıştım.
mahmud: uzun zaman elin kalakaldı yüzümün bir yanında.
yezida: yüzünde kalakaldım. yüzümde kalakaldın. taze ömrümde gördüğüm en güzel er kişi yüzüydü. gözlerin güleçti. gözlerinden ırmaklar geçiyordu çağıl çağıl...
mahmud: mecnundum. gözlerime dünya sığıyordu.
~Bir hayal dedim kendi kendime. İnsanın böylesi olamaz. Sonra güldün. Gülmen insan olduğuna delaletti.
~yezida: gözlerimiz değdi birbirine.
mahmud: şaşkın bakıyordun.
yezida: gözümü alamamıştım.
mahmud: uzun zaman elin kalakaldı yüzümün bir yanında.
yezida: yüzünde kalakaldım. yüzümde kalakaldın. taze ömrümde gördüğüm en güzel er kişi yüzüydü. gözlerin güleçti. gözlerinden ırmaklar geçiyordu çağıl çağıl...
mahmud: mecnundum. gözlerime dünya sığıyordu.
Winx tutuşunca el ele
bulutlar üzerinde
Sihirli diyarlara uçarız
'Dırıdırı dırıdırı'
Sen istersen
Küçükken böyle söylerdim, hâlâ da böyle söylüyorum djhdjdsj o kısmı bilen bi dahi varsa beni aydınlatsın
bulutlar üzerinde
Sihirli diyarlara uçarız
'Dırıdırı dırıdırı'
Sen istersen
Küçükken böyle söylerdim, hâlâ da böyle söylüyorum djhdjdsj o kısmı bilen bi dahi varsa beni aydınlatsın
Sağlık, afiyet ve para
Gerekiyorsa ne kadar acı olursa olsun yapılmalıdır. Bu Bir kangren gibidir eğer hayatından çıkarmazsan sıkıntısı ruhuna yayılır ve olduğundan beter hale getirir seni. Ama ihtimal varsa da bütün imkanlar kullanılmalı yine kangren misali en son çare amputasyon olmalıdır :)
Ahmet Şerif İzgören'in ikonik olduğunu hatırladığım konuşması. Uzun yıllar önce dinlemiştim. Bir zamanlar kendisine ait kitapları alıp okumama neden olmuştu. Şimdi hatırlayamadığım bir açığını bulduğum için kendisinden hızla soğumuştum. Bir daha da kendisine ait bir şey görmemiştim. Tekrar unutmak istiyorum ama aklıma kendisine ait başka bir eser geliyor pembe fili düşünme
memleketim dışında bir yerde büyüdüğüm için maalesef yok. ailemde var ama. kendim memleketimin ağzıyla konuşmaya çalışınca başarısız bir taklit yapıyormuş gibi hissediyorum, keşke ait hissedebilseydim. öte yandan istanbul türkçesine yakın bir konuşma biçimine sahip olmak güzel bir duygu. bu dilimi koruyarak öbürünü de yapabilmek isterdim sanırım.
Ah, yalan dünyada, yalan dünyada
Yalandan yüzüme gülen dünyada :')
Yalandan yüzüme gülen dünyada :')
100
Hızımı alamadım içimdekileri dökeyim. İçinizden birinin annesinin ve babasının ismini dahi biliyorum. Çünkü gereksiz şeyleri merak etme huyum var, elimde değil.
aleyna babayı getirdi hemen aklıma
Kağıt kesiğinden daha çok çok acıtır hemen geçmez öyle vicdanın izi
dengeyi kuramamak
mutluluk diye bir şey yok kendimden biliyorum. Farklı sekanslara bölünmüş bir zaman çizelgem var. Ve bu çizelgeye attığım her çentik; benim ileride dertten gamdan dem vuracağım pişmanlıklarımı temsil ediyor.
bedenim ve zihnim en verimli çağını yaşıyor şu an ama bu beden işbilmez bir karakter tarafından hiç ediliyor. Amacım öyle afili cümlelerle kurulmuş 'romantik' entry girmek değil. İçini dök demişsiniz ya ondan..
İnsan ilişkilerimde olsun, ne bileyim yolda yürürken karşılaştığım bir olay olsun hatta uzanırken kendimle baş başayken olsun bir şekilde mutsuz olmak zorundayım. Yani kötü düşüncelerimle veya ham karakterimin tercihleriyle illa ama illa kendime zehir ediyorum günlerimi. Kendim mutlu olmam ve kimseyi mutlu da etmem açıkçası samimiyim beceremeyeceğim biliyorum. Benim yanımda yöremdeyseniz bu işten muhtemelen en ağır şekilde etkilenirsiniz. Takıntılarım size de musallat olur. Gençliğini yaşayamamış yaşlılar mutlu gençleri görünce zulmeder ve geçmiş yıllarını pişmanlıkla anar ya.. anlıyorum ben şu an onları.
Bazı insanlara, defolu demeyelim de yine de toplum dışında yaşaması iki taraf için de gayet hoş ve kazançlı bir hal olabilir. Bunu diyorum öyle vahim bir hayatım yok ama hissiyat bu. Ben insanlar yokken var oluyorum sanki. Aslında yanlış. İnsanlar varken yanlış yaşıyorum daha doğru. Son zamanlarda bir tembellik hakim hep bir uyku hali, isteksizlik çok şey yapmak istiyorum hiç kımıldamak istemiyorum. Her gün geç yatıp geç kalkıyorum, geç kalıyorum. hakikaten yaşamıyorum.
bedenim ve zihnim en verimli çağını yaşıyor şu an ama bu beden işbilmez bir karakter tarafından hiç ediliyor. Amacım öyle afili cümlelerle kurulmuş 'romantik' entry girmek değil. İçini dök demişsiniz ya ondan..
İnsan ilişkilerimde olsun, ne bileyim yolda yürürken karşılaştığım bir olay olsun hatta uzanırken kendimle baş başayken olsun bir şekilde mutsuz olmak zorundayım. Yani kötü düşüncelerimle veya ham karakterimin tercihleriyle illa ama illa kendime zehir ediyorum günlerimi. Kendim mutlu olmam ve kimseyi mutlu da etmem açıkçası samimiyim beceremeyeceğim biliyorum. Benim yanımda yöremdeyseniz bu işten muhtemelen en ağır şekilde etkilenirsiniz. Takıntılarım size de musallat olur. Gençliğini yaşayamamış yaşlılar mutlu gençleri görünce zulmeder ve geçmiş yıllarını pişmanlıkla anar ya.. anlıyorum ben şu an onları.
Bazı insanlara, defolu demeyelim de yine de toplum dışında yaşaması iki taraf için de gayet hoş ve kazançlı bir hal olabilir. Bunu diyorum öyle vahim bir hayatım yok ama hissiyat bu. Ben insanlar yokken var oluyorum sanki. Aslında yanlış. İnsanlar varken yanlış yaşıyorum daha doğru. Son zamanlarda bir tembellik hakim hep bir uyku hali, isteksizlik çok şey yapmak istiyorum hiç kımıldamak istemiyorum. Her gün geç yatıp geç kalkıyorum, geç kalıyorum. hakikaten yaşamıyorum.
kesinlikle tüm müzik aletlerini çalabiliyor olmayı isterdim ama bunun da ötesinde en çok istediğim tüm dilleri konuşabilmek olurdu.
eee oyle zaten
Müslüm Gürses- unutamadım

nu- metalcore ağırlıklı gym listem bakmak isteyenler için bağlantısı:
https://open.spotify.com/playlist/5crIHpZ9GS3ahuDfL4hufh?si=384973eab1c54f03
Toygar gibi beyefendi, asil bir adamı tercih etmeyen Ayşegül utansın. Arkadaşım adam sana aşık olmuş sen hala sihirler,büyüler, cartlar curtlar..
Edit: evet ayşegül aşkım maziye dayanıyor..
Edit: evet ayşegül aşkım maziye dayanıyor..
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?