bence burada her şey tozpembe olmamalı o yüzden bu başlığı açıyorum. bugün Türkiye'de bir kadın yakılarak öldürüldü toplamdaysa bugün 3 kadın öldürüldü. dile kolay 3 çiçek daha soldu bugün ve bu sadece bilebildiğimiz kadarı. bence artık tepkimizi koymaktan öte şeyler yapmaya çalışmalıyız. herkesi bu konuda bir şeyler paylaşmaktan fazlasını yapmaya davet ediyorum. teşekkürler...
(not: lütfen bu entry'i beğenmeyin, beğenilecek bir şey olduğunu düşünmüyorum)
http://anitsayac.com/?year=2020
biberli ekmek çok mutlu etti beni, dün de şalgam yaşatmıştı aynı duyguyu, seviyorum kerataları
bugün beni bir kez daha dumura uğratmıştır. 2000 lira sweat, 3000 lira parfüm, 7000 lira ayakkabı.. pahalı-ucuz algımı uzun zamandır yitirmiştim ancak bu fiyatlar hakikaten pahalı. sanki bir distopyanın içindeyiz.
Olaya yeni boyutuyla bakalım.
Asgari ücretin yaklaşık 1/3'üne denk gelen maaşın artık asgari ücretin yaklaşık 1/5'ine denk gelmesidir.
İntörn maaşlarının memur maaşına endeksli bir hesabı olduğu ve zam oranını da normal şartlarda memur zammı ile orantılı olduğu gerçeği var. Bakalım süreç bize neler gösterecek
Asgari ücretin yaklaşık 1/3'üne denk gelen maaşın artık asgari ücretin yaklaşık 1/5'ine denk gelmesidir.
İntörn maaşlarının memur maaşına endeksli bir hesabı olduğu ve zam oranını da normal şartlarda memur zammı ile orantılı olduğu gerçeği var. Bakalım süreç bize neler gösterecek
Bir zamanlar aptal olduğum için o insanlarla yolum ayrilsa bile her şeylerini hatıra kutumda taşırdım.
Şimdi hatıraları(mısır'dan getirilen koku,kum,beraber gidilen her yerden alinmis bir seyler,klinikte hediye ettiği eldiven..yani her türlü boku püsürü saklardım)direkt çöpe atiyorum.
Her yerdeki tüm fotoğrafları siliyorum.
Numarasını siliyorum.
Her yerden çıkartıyorum.
Ve o kişi her şeyiyle yok oluyor.
Hatıralardaki persona da o olmuyor.
Adaptasyon mekanizmasıdır,öneririm.
Şimdi hatıraları(mısır'dan getirilen koku,kum,beraber gidilen her yerden alinmis bir seyler,klinikte hediye ettiği eldiven..yani her türlü boku püsürü saklardım)direkt çöpe atiyorum.
Her yerdeki tüm fotoğrafları siliyorum.
Numarasını siliyorum.
Her yerden çıkartıyorum.
Ve o kişi her şeyiyle yok oluyor.
Hatıralardaki persona da o olmuyor.
Adaptasyon mekanizmasıdır,öneririm.
Bazen temizlik konusunda başka insanlara tanımadığım ayrıcalıkları kendime tanıyorum. Temizlik konusunda bazı takıntılarım var. Dağınık da olsam ortam pis ise rahat edemiyorum. Sınav haftaları temizliği ertelediğimde içim fena oluyor. Çevremdeki insanlar evime misafir gelirse her yere oturtmuyorum. Bir yerin örtüsü kaysa temiz kısma misafirin eli kolu değerse diye misafir kişi de olsa (yakınlığımıza göre değişiyor) uyarıp düzeltiyorum. Özellikle mikrobiyoloji dersinden sonra iyice dikkat eder oldum. Ama kendim bazen diğer insanlara koyduğum kurallara karşı geliyorum. Mesela yatak örtüsü kayıyor gece uyuduğum nevresime pis kıyafetim ucundan değiyor. Sağlık olsun diyorum geçiyorum.
almışsam da farkında değilim. bana iyi bir şey söylenince ciddiye alamıyorum ahahsha.
bir de "ağla ağla açılırsın" diyenler vardır.bence bu noktada yanımızdaki insanın yanında olmak,ona sımsıkı sarılmak,desteğimizi görmesini sağlamak en güzelidir.biz ağla rahatlarsın desek de ağlama desek de o içinde biriktiği kadar ağlayacaktır zaten.
Bunu hepimiz biliriz hayal edin kol fevri hareketlerle yönlendirilerek kanal değiştirilmeye çalışılır. İşe yaramazsa, kalbini kırmayacak şekilde alttan şöyle bi bastırılır pile. Ama bu da olmazsa ben deliriyorum vuruyorum kumandaya, bağırmaya falan başlıyorum gereksiz. Bi ara babam çıldırıp kumandayı duvara fırlatmıştı dlsn.
Evet,yeterince ucubeyim.
Bu arada buna ben karar vermedim.arkadaşlarım karar verdi.
Bana kalırsa dünyanın en güzel kadınıyım.
Bu arada buna ben karar vermedim.arkadaşlarım karar verdi.
Bana kalırsa dünyanın en güzel kadınıyım.
Ayyyy salın beni bi yav
Sosyal olarak tercih edilmediği için konuyu kendine çekerek göz önünde bulunmaktan kaçınan insan olabilir.
Gazi tıp bana her geçen gün niçin bir soru daha yapıp Ankara Tıp'ı kazanmadığımı veya dönem sonu niye geçmediğimi çokca sorgulatıyor.
Teşekkürler Gazi Tıp, gazi tıp ve ayrıcalıklarıyla kalmanız dileğiyle
Teşekkürler Gazi Tıp, gazi tıp ve ayrıcalıklarıyla kalmanız dileğiyle
Berk öyle biri olabilir ama taylan öyle biri değil.
Söyleyeceklerim kesinlikle spesifik hiçbir öğrenciyi kast etmemekle beraber, gördüğüm, dinlediğim, izlediğim ve yaşadıklarım kadarıyla genel olarak mühendis adaylarının tıp öğrencilerinden fersah fersah ötede olduğu acı gerçeğidir. Neden?
Bu ataletin en birincil sebebi mühendis adaylarının kesin bir iş garantisinin olmamasına karşılık her diplomalı tıp öğrencisinin kesin olarak iş bulacağı hakikatidir ki, mühendis öğrencileri özellikle bu sebepten ötürü kendilerini her alanda geliştiriyor ve mesleki gündemlerini sıkı sıkıya takip ediyorlar. Hemen hemen hepsi linkedin hesaplarına sahip ve faal kullanıyorlar, mutlaka staj kovalıyor ve para almasalar bile sırf tecrübe için ellerine geçen her fırsatı değerlendiriyorlar. Bununla beraber gerek Udemy gibi online eğitim platformları gerekse teknofest gibi yarışmalar olsun her bir yerde kendilerini gösteriyor ve yeterli CV adına gerekli olan hiçbir şeyi kaçırmıyorlar.
Bir diğer sebebini görece daha az etkili olsa da öğrenci toplulukları arasındaki farka bağlıyorum ki bizde öğrenci toplulukları genel olarak kendi kendini tatmin etmeye ve ortada gözükmeye yararken, ieee başta olmak üzere pek çok mühendis Topluluğu kariyer ve kişisel gelişim adına özellikle özel sektör işbirliği ile imkanlarının sınırlanırını zorluyorlar. Bunun da ötesinde kovalayan için teknokentler biçilmiş kaftan.
Üçüncül olarak bunu analitik düşünmeye sadık kalmalarına bağlıyorum. Matematik doğayı ve teknolojiyi anlamanın su götürmez bir temeli ve yaptıkları her işi, eğer doğru düzgün yaparlarsa anlayarak öğreniyor ve yapıyorlar. Bizde her ne kadar parçalar arasında ilişki kurmak elzem olsa da kabul edelim ki çoğunlukla hatta neredeyse ezber üstüne ezberle gidiyoruz. Tus bile kısa süreli hafızaya atarak çalışılan ve hazırlanılan bir sınav ne yazık ki. Anlamak bizde neredeyse lüks sayılan bir iş.
Bütün Bunlar bir tıp öğrencisi olarak beni çok üzüyor. Henüz öğrenciyken uygulama geliştiren, büyük şirketlerin ceo'larıyla oturup kalkan, yarışmalarda roket uçuran ve teknokentlerde start-uplar inşa eden yaşıtlarımı görünce kendim ve bölümüm adına çok üzülüyorum. Bizim en önemli görevimiz teşhis koymak veya cerrahlık olmamalı. Teknoloji gelişiyor ve kim olursak olalım bu dünya doğal seçilimin olduğu bir dünya. Kendimizi her alanda güncellemediğimiz sürece er ya da geç bu sistemden silineceğiz. Yurtdışındaki meslektaşlarımıza nazaran pek çok açıdan gerideyiz ve başarılı bir kalp ya da beyin ameliyatının akabinde kendini tanrı sananların bulunduğu bir akademideyiz. Bunlar benim açımdan tam bir hüsran ve kesinlikle çözülemeyecek meseleler değil. Tabi öğrenciye ne kadar düşüyorsa hocalarımıza en az bir o kadar görev düşmekte. Online derste ekran paylaşmayı beceremeyen hocaların okulumuzda hiç de az olmadıklarını düşünürsek durum biraz vahim ne yazık ki.
Söylemiş olduğum her şey yıkıcı bir eleştiriden uzak olmakla birlikte bizatihi içinde olduğum bir akademinin ulusal bir özeleştirisi hükmündedir. Amacım kimseyi kırmak ve incitmek değil, yalnızca bu gerçeğin perdesini şahsım ve okuyan herkes için bir nebze de olsa aralayabilmektir.
Bu ataletin en birincil sebebi mühendis adaylarının kesin bir iş garantisinin olmamasına karşılık her diplomalı tıp öğrencisinin kesin olarak iş bulacağı hakikatidir ki, mühendis öğrencileri özellikle bu sebepten ötürü kendilerini her alanda geliştiriyor ve mesleki gündemlerini sıkı sıkıya takip ediyorlar. Hemen hemen hepsi linkedin hesaplarına sahip ve faal kullanıyorlar, mutlaka staj kovalıyor ve para almasalar bile sırf tecrübe için ellerine geçen her fırsatı değerlendiriyorlar. Bununla beraber gerek Udemy gibi online eğitim platformları gerekse teknofest gibi yarışmalar olsun her bir yerde kendilerini gösteriyor ve yeterli CV adına gerekli olan hiçbir şeyi kaçırmıyorlar.
Bir diğer sebebini görece daha az etkili olsa da öğrenci toplulukları arasındaki farka bağlıyorum ki bizde öğrenci toplulukları genel olarak kendi kendini tatmin etmeye ve ortada gözükmeye yararken, ieee başta olmak üzere pek çok mühendis Topluluğu kariyer ve kişisel gelişim adına özellikle özel sektör işbirliği ile imkanlarının sınırlanırını zorluyorlar. Bunun da ötesinde kovalayan için teknokentler biçilmiş kaftan.
Üçüncül olarak bunu analitik düşünmeye sadık kalmalarına bağlıyorum. Matematik doğayı ve teknolojiyi anlamanın su götürmez bir temeli ve yaptıkları her işi, eğer doğru düzgün yaparlarsa anlayarak öğreniyor ve yapıyorlar. Bizde her ne kadar parçalar arasında ilişki kurmak elzem olsa da kabul edelim ki çoğunlukla hatta neredeyse ezber üstüne ezberle gidiyoruz. Tus bile kısa süreli hafızaya atarak çalışılan ve hazırlanılan bir sınav ne yazık ki. Anlamak bizde neredeyse lüks sayılan bir iş.
Bütün Bunlar bir tıp öğrencisi olarak beni çok üzüyor. Henüz öğrenciyken uygulama geliştiren, büyük şirketlerin ceo'larıyla oturup kalkan, yarışmalarda roket uçuran ve teknokentlerde start-uplar inşa eden yaşıtlarımı görünce kendim ve bölümüm adına çok üzülüyorum. Bizim en önemli görevimiz teşhis koymak veya cerrahlık olmamalı. Teknoloji gelişiyor ve kim olursak olalım bu dünya doğal seçilimin olduğu bir dünya. Kendimizi her alanda güncellemediğimiz sürece er ya da geç bu sistemden silineceğiz. Yurtdışındaki meslektaşlarımıza nazaran pek çok açıdan gerideyiz ve başarılı bir kalp ya da beyin ameliyatının akabinde kendini tanrı sananların bulunduğu bir akademideyiz. Bunlar benim açımdan tam bir hüsran ve kesinlikle çözülemeyecek meseleler değil. Tabi öğrenciye ne kadar düşüyorsa hocalarımıza en az bir o kadar görev düşmekte. Online derste ekran paylaşmayı beceremeyen hocaların okulumuzda hiç de az olmadıklarını düşünürsek durum biraz vahim ne yazık ki.
Söylemiş olduğum her şey yıkıcı bir eleştiriden uzak olmakla birlikte bizatihi içinde olduğum bir akademinin ulusal bir özeleştirisi hükmündedir. Amacım kimseyi kırmak ve incitmek değil, yalnızca bu gerçeğin perdesini şahsım ve okuyan herkes için bir nebze de olsa aralayabilmektir.
Abi bana gelişi on lira zaten
Çok ucu açık bir ifade. Düşünmemeye çalışmak diye bir eylem olamaz. “Bazı şeyleri düşünmekten kaçınmak” mümkün olabilir. Ve bilincinizden itelediğiniz her düşünce nihayetine bilinçdışında yer bulur kendine. Patlamaya mahkum olan yalnızca bastırılmış duygular değildir. Bastırılmış düşünceler de eninde sonunda ya patlar ya da sizi yozlaştırır. Yozlaşma diyorum zira üzerinde düşünmediğiniz veya kaçındığınız her düşünce sizin hayatta da bazı eylemlerden ya da karakteristik yönlerinizden alıkonmakla sonuçlanır. Kendin kalabilmenin yegane yolu acıtsa da uykusuz da bıraksa depresyona da soksa kafanızın içindeki düşünceleri Sıraya koyarak muntazaman düşünmek ve bir sonuca varmaktır. Bunun da adı varoluş sancısı değil, var”olamayış” sancısıdır. Sizi rahatsız eden, vicdan azabı çektiren, üzen ya da pişman eden her düşünceyi sistematik olarak düşünüp de bir sonuca varmak yalnızca başlangıç olur. Bir şeylerde, bir yerlerde, bir zamanda ya da birinde var olmanın başlangıcı. Bu noktaya ulaştıktan sonra ancak bir ihtimal varoluşu sorgulama cüretini gösterebilirsiniz. Bu da başka bir entrynin konusu olsun. Gerçek özgürlük her şeyi konuşabilmek değil, rahatsız bile etse her şeyi düşünebilme kudretine ve cesaretine sahip olmaktır. Hiçbir şeyi düşünmekten korkmayın veyahut da kaçmayın. İnsan kendisinden; kendi özbilincinden ve bilinçdışından kaçamaz. Özgür olun!
"See how they run" isimli 2022 yapımı filmi izlemeden önce herhangi bir versiyonunu izlemenizi tavsiye edeceğim tiyatro eseri
Ardından bonibonla intihar etmek eylemi de gelirse tadından yenmeyecek olay.
Bu dönem.. ay bir dakika daha başındayız a*k
Keşke öyle olsa. İnsan yaşlandıkça daha çok söyleniyor her şeye. 21 yaşında bir birey olarak sizi bilgilendireyim dedim.
pandeminin en büyük katkılarından olarak eskiden arkadaş ortamlarında bütün esprilerin kaynağı, gevezelikler derken şimdi dormant hale geçmiş fungi hücresinden farksızım.
Salon kısmı daha efektif kullanılabilecekken altın varaklı (!) rahatsız takımlarla döşenmesi. Vitrin diye bir şey var ki neden var olduğu konusunda derin sorgulamalar yapıyorum. Hayır sırf bardak tabak sergilemek için neden bu kadar büyük bir şey edinirsin. Bu arada neden bardak tabak sergilersin ki...
Canım ev hanımlarımız, yeni gelinler size sesleniyorum. Bakın temizliği de zor. Canınıza yazık.
Canım ev hanımlarımız, yeni gelinler size sesleniyorum. Bakın temizliği de zor. Canınıza yazık.
Ders çalışıp, arkadaşlarla mükemmel vakitler geçirip, zevkten dört köşe olmak istiyorum
benim çocuğum çok zeki ama çalışmıyor
çok iyi şarkıcı kötü bir aileden kötü bir maddi durumlar tırnaklarıyla kazıyarak olduğu yere geldi. 2020 grammyde 1 adaylık bile alamamasıyla komiteye resti çekmiş bir abimizdir.
Bende yeri çok ayrı olan kitap.
Kardeşimin doğduğu gün, okuldaki kütüphaneden almıştım. O gün okudum, bitirdim. Sonra bir şekilde kitap bende kalmış. Geri vermek istedim ama aldığım okul Bilecik'teydi. Öyle.
Kardeşimin doğduğu gün, okuldaki kütüphaneden almıştım. O gün okudum, bitirdim. Sonra bir şekilde kitap bende kalmış. Geri vermek istedim ama aldığım okul Bilecik'teydi. Öyle.
İntörnlüğü yarıladığım gündür.
-aloğ ersin tekstil mi?
-tyler durden ceketi var mı?
-...
-tyler durden ceketi var mı?
-...
arabanın arka koltuğunda kafasını cama dayamış düşünüyor
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?