Hala ağlayabileceğim kadar temiz bir kalbim varsa günahlarıma ağlarım muhtemelen.
benimkinin adı "sıfır abla"ymış. ben kendisini hatırlamıyorum, annem ve babamın anlattığı kadarıyla biliyorum. telefonda konuşuyormuşuz sıfır ablayla. isminin neden sıfır abla olduğuna dair hiçbir fikrim yok, çok da merak ediyorum doğrusu. onu aramak için 0 tuşuna mı basmam gerekiyordu da ismi sıfır abla oldu diye düşündüm ama kendisini hatırlayamadığıma göre bayağı küçük olmalıyım ve o yaşta 0' ı biliyor olduğumu sanmıyorum..
çok nadir de olsa maske olarak kullanıyorum ben de. ama cildimi aşırı kurutuyor. incecik toz şeklinde bendeki, aktardan almıştım sanırım. ya benim bunu yiyesim geliyor. ne yalan söyleyeyim, tadına da baktım aslında ama acıydı. yine de yiyesim geliyor kaşık kaşık, çok güzel görünüyor. some demir eksikliği problems diyelim... :')
Hikmet erdem ve fazileti esas almış bir toplumda yaşamak isterdim. Hala istiyorum istemek parayla değil ya
Diğer günlerden farkı olmayan berbat bir gün.
Tus puanından tamamen bağımsız olarak oldukça klinik bir bölüm üstüne yan dal istiyorum. Geleceğim tıp fakültelerinde heba olacak. Bu ışıltısız hayatı ben seçtim üstelik. Ben okumayı seviyorum sanırım.
Hayat benim görmek istediğim gibi tozpembe değilmiş. İyiler içlerinde kötülük,dürüstler dillerinde yalan,içten insanlar zihinlerinde samimiyetsizlik,güven verenler kollarında uzaklığı barındırırmış.
Çok önce fark etmem gereken,hayatımın farklı evrelerinde tecrübe ettiğim bu durumları göz ardı etmeyi seçtim sürekli. Umudumu,sevgimi korumaya insanlara bunları aşılamaya çalıştım.gülüşlerini kahkahaya çevirmek hayallerini hayallerimmiş gibi gerçekleştirmek istedim.Ve tüm Bunları yapmaya çalışırken güçlü olmak için büyük çaba sarf ettim. Ama bugün bir anda fark ettim ki umutlarım yıkılmak,gücüm tükenmek üzere.sevgimse her şeye inat benimle.
Merak ediyorum Sizce sevgi yeter mi sahteliklerle dolu bu yaşamda yürüyebilmem için? Yeter mi umutlarımı ve gücümü geri getirebilmem için? Umarım yetiyordur. Yetiyordur da elimden tutup kaldırabilirim kendimi.
Çok önce fark etmem gereken,hayatımın farklı evrelerinde tecrübe ettiğim bu durumları göz ardı etmeyi seçtim sürekli. Umudumu,sevgimi korumaya insanlara bunları aşılamaya çalıştım.gülüşlerini kahkahaya çevirmek hayallerini hayallerimmiş gibi gerçekleştirmek istedim.Ve tüm Bunları yapmaya çalışırken güçlü olmak için büyük çaba sarf ettim. Ama bugün bir anda fark ettim ki umutlarım yıkılmak,gücüm tükenmek üzere.sevgimse her şeye inat benimle.
Merak ediyorum Sizce sevgi yeter mi sahteliklerle dolu bu yaşamda yürüyebilmem için? Yeter mi umutlarımı ve gücümü geri getirebilmem için? Umarım yetiyordur. Yetiyordur da elimden tutup kaldırabilirim kendimi.
her gün sevginizi göstermek için önünüze binlerce fırsat çıkarken bu gün o fırsatlara daha kolay ulaşabilir olursunuz, tek farkı budur. normalde çiçek almak için araştırma yapıp nereden ne kadar alsam dersiniz, ama bugün yaklaştıkça çiçekler sizi buluvermeye başlar. hediyeler arar bakarsın normal zamanda, bu gün yaklaştıkça onlar da yaklaşır.
Genelde hep iyi ki cesaret etmişim diyorumm
hakkındaki düşüncelerimi hala toparlayamadığım duygudur. acıma duygusunun yüceltilmesi, insanlara üstten atılan bakışın 'vicdan' adı altında meşrulaştırılarak servis edilmesi gibime geliyor. niyetin iyi veya kötü oluşunu sorgulamıyorum şu anda. zaten niyet iyi olduğunda tanım da benim için değişiyor. üzüntüsüne ortak olmak, karşı taraf talep ederse yanında durmak çok daha saf ve temiz bir amaca hizmet ediyormuş gibi. acımaksa sivri ve keskin çıkıntılara sahip. acınan kişinin kalbine batacak kadar hem de. öte yandan, yerden yere vurduğum bu duygunun engellenebilir olup olmadığını bilmiyorum. indirebilir miyiz bu kolu aşağıya, kötü olduğunu düşündüğümüz duyguları hissedip hissetmemek gerçekten elimizde mi? bu sorulara bir cevabım yok. işte düşüncelerimi toparlamak yerine bırakma evrem de burada başlıyor. belki de hiçbir zaman tam olarak toparlayamayacağım, bilemiyorum.
Senin için fransızca öğreneceğim françois.
Şu an yaşadığım duygumsu illet.
Otobüse yetişebileceğimden endişe duyuyorum, umarım yetişirim.
Edit: Yetiştiiiim 🥳
Otobüse yetişebileceğimden endişe duyuyorum, umarım yetişirim.
Edit: Yetiştiiiim 🥳
Böyle olmasını ben de istemezdim ama böyle olmasın diye çaba harcadığımı da söyleyemem.
Bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar,
Sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini...
Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını,
Kanunlara saygı göstermesini,
İnsanları sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar.
Ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun.
Ya o? Ya o?
İnsanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat,
Çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor,
Saadet bekliyor yaşamaktan.
Zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık.
Aradıklarının çoğunu bulamamış,
Beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak
Göçüp gidiyor bu dünyadan.
İşte yaşamak maceramız bu.
Yaşarken beklemek, beklerken yaşamak
Ve yaşayıp beklerken ölmek!
Sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini...
Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını,
Kanunlara saygı göstermesini,
İnsanları sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar.
Ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun.
Ya o? Ya o?
İnsanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat,
Çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor,
Saadet bekliyor yaşamaktan.
Zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık.
Aradıklarının çoğunu bulamamış,
Beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak
Göçüp gidiyor bu dünyadan.
İşte yaşamak maceramız bu.
Yaşarken beklemek, beklerken yaşamak
Ve yaşayıp beklerken ölmek!
Tümörler için de kullanılan bir sınıflandırma biçimi (bkz: #27653)
Ayrıca tümörlerle ilgili hoş bir paradoks var, ondan da bahsedeyim gece gece uykum kaçtı
Normalde canlının büyüklüğü arttıkça kansere yakalanma riskinin de artması beklenir. Çünkü daha çok hücre var, illa kaçan göçen olacaktır?? Ve organizma küçüldükçe risk azalmalıdır çünkü az hücre var... Ama pratikte bakıyorsunuz, balinalarda tümöre çok nadir rastlanırken (gerçi garibanlar zaten yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bir de tümörle mi uğraşsalardı) fareler insanlar kadar çok kansere yakalanırlar.
Buna peto paradoksu deniyor. Ve 3 açıklaması bulunuyor okumak için
Kısacası kanserleşmenin hücre sayısıyla alakası yok ve kütle artınca kanseri baskılayan gen sayısı da artıyor. ayrıca metabolizma yavaşladığı için hücre bölünmesi azalıyor, dolayısıyla kanserli hücre ortaya çıkma riski de azalıyor
Ayrıca tümörlerle ilgili hoş bir paradoks var, ondan da bahsedeyim gece gece uykum kaçtı
Normalde canlının büyüklüğü arttıkça kansere yakalanma riskinin de artması beklenir. Çünkü daha çok hücre var, illa kaçan göçen olacaktır?? Ve organizma küçüldükçe risk azalmalıdır çünkü az hücre var... Ama pratikte bakıyorsunuz, balinalarda tümöre çok nadir rastlanırken (gerçi garibanlar zaten yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bir de tümörle mi uğraşsalardı) fareler insanlar kadar çok kansere yakalanırlar.
Buna peto paradoksu deniyor. Ve 3 açıklaması bulunuyor okumak için
Kısacası kanserleşmenin hücre sayısıyla alakası yok ve kütle artınca kanseri baskılayan gen sayısı da artıyor. ayrıca metabolizma yavaşladığı için hücre bölünmesi azalıyor, dolayısıyla kanserli hücre ortaya çıkma riski de azalıyor
ah kimin için atıyor bu yürek
söyle kimin için atıyor bu yürek
n'apıp ediyor sevdiğini üzüyor
aklımız ermez aman allah
naz mı ediyor gözlerini süzüyor
ah geri gelmez
söyle kimin için atıyor bu yürek
n'apıp ediyor sevdiğini üzüyor
aklımız ermez aman allah
naz mı ediyor gözlerini süzüyor
ah geri gelmez
Bu çok doğru bir şey ya. Şahsi fikrim bad boy veya kötü çocuk teması tamamen kaçan kovalanır taktiğiyle aynı psikoloji. Gizemli, "kötü" bir çocuk ilgi çekici ve genç kızların annelik duygusunu kabartan bir malzeme. ben onu iyilestirebilirim fikri hâkimdir diye düşünüyorum.
bugünkü sessizliğin sebebi pazartesi d1 çarşamba cuma d2 sınavlarının olmasına bağlıyorum. herkes harıl harıl ders çalışıyor daha hafta 4teyim yhaa diyenlere inanmayın sözlükten çıkıp sen de çalış bu mesajı gören değerli okur <3
Konular Yetişmiyor, yetişmediği için stres oluyorum, stres olduğum için çalışamıyorum sonuç olarak kafamı kesip atmak istiyorum.
özgürlük, laiklikten dem vurup işinize gelmeyince entry silersiniz. önceden komikti, artık sadece trajik.
ömer iyi çocuktu ama fena bir kusuru vardı. insanlara fazla güveniyordu. sırf seviyor diye onları tanıdığını zannediyordu. eğer geriye dönüp söyleyebilsem söylerdim: 'ömer' derdim 'her ihanet sevgiyle başlar...
Dünyayı gezmek
Her çeşit yemekleri tatmak
Mutlu olmak?
Her çeşit yemekleri tatmak
Mutlu olmak?
ümit besen
kardiyolog Leo Schamroth'ın adıyla bilinen schamroth's window test'in bulgusu.
normalde karşı karşıya getirilen işâret parmakları arasında kapalı bir eşkenar dörtgen şekli oluşur. buna schamroth's window denir. sebebi, tırnak ile tırnağın proksimali arasındaki yaklaşık 160 derecelik lovibond angle'dır. bu açının, 180 dereceden fazla ve parmakta distal phalangeal distance'ın interphalangeal distance'tan fazla olduğu durumda eşkenar dörtgen kaybolur, schamroth's sign pozitiftir. clubbing (çomak parmak, hipokrat parmağı) göstergesidir. bâzı insanlarda doğuştan, herhangi bir hastalığa işâret etmeksizin yapısal olarak pozitif olmakla birlikte çok fazla hastalıkla ilişkili olabilir.
ayrıca sınavlarda, pratiklerde ve yatak başlarında hocaların sormayı çok sevdiği konular olarak,
(bkz: çomak parmak nedenleri)
(bkz: çomak parmak patofizyolojisi)
normalde karşı karşıya getirilen işâret parmakları arasında kapalı bir eşkenar dörtgen şekli oluşur. buna schamroth's window denir. sebebi, tırnak ile tırnağın proksimali arasındaki yaklaşık 160 derecelik lovibond angle'dır. bu açının, 180 dereceden fazla ve parmakta distal phalangeal distance'ın interphalangeal distance'tan fazla olduğu durumda eşkenar dörtgen kaybolur, schamroth's sign pozitiftir. clubbing (çomak parmak, hipokrat parmağı) göstergesidir. bâzı insanlarda doğuştan, herhangi bir hastalığa işâret etmeksizin yapısal olarak pozitif olmakla birlikte çok fazla hastalıkla ilişkili olabilir.
ayrıca sınavlarda, pratiklerde ve yatak başlarında hocaların sormayı çok sevdiği konular olarak,
(bkz: çomak parmak nedenleri)
(bkz: çomak parmak patofizyolojisi)
Çok gülen çok ağlar. Burada çok gülen kişi ben oluyorum ve çok ağlıyorum. Teşekkürler 😌
Burdan çıkış yok :')
zaman zaman kitaplardan uzak kalsam da onlar hiçbir zaman benden uzak kalamıyorlar neyse ki. bu yüzden tee ilkokuldan beri kendimi hep çok şanslı hissetmişimdir her zaman kitap okuyabildiğim için.
Artık orkların çağı başlıyor gibi bişey oldu biz de elfler gibi atlayıp bı gemiye gidebilsek bari
bunun lise fizik versiyonunu anlayana kadar canım çıkmıştı. hatırlıyorum bir gün boyunca oturup esen fizikten bunu çalışmıştım. zor günlerdi.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?