bugün yayınlanan ilk bölümüyle seyircisine merhaba demiş, ortalamanın üstünde bir başlangıç yapmıştır. sakince karakterleri tanıtırken bir taraftan da hırsın insanı ne kadar ileri götürebileceğini gösterdiler.
kapıdan girene %30 burs verecek hissiyatı uyandıran , çekilişle burs kazanıp kaydolduğum dershane.
Hiç sende şu tipi var gibi bir cümle duymadım malesef :(((
Bu başlığı açtım çünkü sizler bu sorunla nasıl başa çıkıyorsunuz merak ettim açıkcası. Açık otopark malum biraz pahalı. Ve yol üstüne koyulan yerlerde de arabanın çekilmesi gibi durumlar söz konusu olabilmekte. Önerilerinizi bekliyorum...
Edit:lütfen şımarıklık olarak algılamayınız evim okula 30 km kadar uzaklıkta bulunuyor ve otobüs metroydu derken yol 1 saati çok rahat geçmekte .
Edit:lütfen şımarıklık olarak algılamayınız evim okula 30 km kadar uzaklıkta bulunuyor ve otobüs metroydu derken yol 1 saati çok rahat geçmekte .
entrylerinden yola çıkarak çok naif ve nazik biri olduğunu düşündüğüm yazarımız.
Bedenim üşür, yüreğim sızlar.
Ah kavaklar, kavaklar...
Beni hoyrat bir makasla
Eski bir fotoğraftan oydular.
(Metin altıok)
(bkz: #20462)
Ah kavaklar, kavaklar...
Beni hoyrat bir makasla
Eski bir fotoğraftan oydular.
(Metin altıok)
(bkz: #20462)
Hani bazen "Ya aslında hiç konuşmadım ve kötü bir hareketini görmedim ama bu kişiyi pek sevemedim, sebebini ben de bilmiyorum." deriz ya, yani en azından benim böyle çok cümlem vardır, sebepsiz değilmiş efenim! Geçenlerde gittiğim yazarlık kursunda bunun üzerine konuştuk. Kitaplardaki karakterler mesela karakterlerine göre giydirilirmis. Örnek vermek gerekirse eğer kitabımızın karakterinin bir sırrı varsa yazarımız genellikle siyah giydiğini bir şekilde belirtirmiş. Günlük hayatta da giydiğimiz renklerin çeşit çeşit anlamları varmış ve zaman zaman ona göre giyinmek önemliymiş. Yeşil güven, mavi uyum demekmiş. Konuştuğumuz kişinin giydiği renk ve kullandığı beden dili bilinç altımızda biz farkında olmadan birtakım düşünceler oluşmasına sebep olurmuş. Siyasetle ilgilenen bir insan ona çok güvenilmesi gerektiği bir anda yeşil giyermiş mesela. Beyaz yeni bir başlangıçmış ki düğünlerde gelinlerin beyaz giyinmesi de sanirim bundan kaynaklı. Ölürken beyaz kefen giyilmesinin de İslam inancına göre ölümden sonra yeni bir hayat olacağına dair inancı olabilirmiş. Yani uzun lafın kısası sevgili yazarlar, birilerini sevmiyorsanız eğer bu sebepsiz değil! Bilinç altıniz siz fark etmeden sizi ona karşı koruyor olabilir. Benim genellikle giydiğim renkleri düşününce de bu renk teorisi oldukça mantıklı geldi. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Giydiğiniz renkleri yansıtıyor musunuz?
Yanlış bir davranış bence. Zaten karşınızdaki kişi sizi gerçekten seviyor, size değer veriyor ve hayatında size yer ayırmış ise kendiliğinden olumlu yönde değişecektir. Ama bunların eksikliği söz konusu olduğunda karşınızdaki kişiyi zorla değiştirmeye çalışmak hem onu hem sizi yıpratacaktır. Olumlu bir sonuç alındığını da görmedim
aramızda kalsın ama içimden bir ses, bir gün bunu yapacağımı söylüyor. hiçbir şey ve hiç kimse için geri dönmemek üzere...
izleyenlerin dilinden düşürmediği dizi, arkadaşlarımın her olaya bir ezel repliği bulduğu, çok dinlediğim ama bir kez bile açıp izleme isteği uyandırmayan dizi ... dayı özür dilerim.
bir arkadaşım 1 parça kabuk tarçın, 1 çay kaşığı lavanta ve 1 adet papatyayı karıştırarak bir çay yapıyordu daha denemedim ama çok güzel olduğunu iddia ediyor
böyle yumuşak tatları sevenler için de portakallı rooibos çayı var
not: başlığı öyle açtım ama tarif olmasına gerek yok
böyle yumuşak tatları sevenler için de portakallı rooibos çayı var
not: başlığı öyle açtım ama tarif olmasına gerek yok
Offf abim ben küçükken ellerimden tutup " lavinia neden kendine vuruyorsun? Lavina napiyorsun ya.." vb laflarla kendi kendime tokatlatiyordu. Burada selamlar kendisine
Öğrencilerin yarısı okulda olmadığı halde herkesin ayakta kaldığı üniversite birimi.
Kağıdı kalitesiz, canlı fotoğrafları soluk çıkaran, mat kağıdı(!) parmak izi tutan berbat bir fotoğraf baskı sitesi.
anlık mutluluklar için ömürlük mutsuzluklar yaratması.
bir ara sabah aç karnına diyenler vardı.sıfır enerjimle bir şeyler yapmaya çalışıp çırpınıyodum sabahın köründe.sonra baktım olmuyor bıraktım :( yani bilemiyorum var mı böyle bir zaman ama bence kendimizi hazır ve enerjik hissettiğimiz zamandır en uygun zaman.bu bazen akşam oluyor bazen gün ortası..bazı günler olmuyor :d o günlerde zorlamak istemiyorum vücudumu.keşke hep enerjik olsam da her gün yapabilsem ama bir türlü düzene sokamadım bu spor işini de ;(
Yaşadığım şehri seviyorum, bendeki sıkıntı bağımsız seyahat özgürlüğünün olmaması. Sicilim temizse dünya üzerindeki her diyara gidebilmeliyüm bence. Ama gerek siyasi gerekse ekonomik sebepler ve dünya insanının aynı görüşte olmayışı gerçekten can sıkıcı.
benim sözlüğe uzun bir aradan sonra geri dönmem
kaldırılıp çöpe atılması, ülkenin temizlenip mis gibi yapılmasıyla devam eden kutlu gündür.
melek gibi biri. Hem asil, hem samimi. İdol. Allah seni nazarlardan korusun. İyi ki varsın.
bir daha asla tarih atarken yıl kısmında aynı rakamı 3 kere kullanmayacağız. (2111e kadar öleceğimizi varsaymak yanlış olmaz herhalde) bu birazcık korkuttu işte o yüzden, bu yıl güzel olacak.
Çok yakın olduğum insanlarla yapmaktan rahatsız olmadığım fakat yakın olmadığım insanlarla bir saniyesine bile zor tahammül ettiğim eylem konuşmadan oturabilmek. Konuşmadan oturabilme samimiyeti diye bir şey var gerçekten bence.
Edit:Entry başlığa uygun hale getirildi.
Edit:Entry başlığa uygun hale getirildi.
bi daha hiç göremeyeceğinizi bildiğiniz birine son kez bakmak . tabut açılır donmuş anlamsız bi yüze iki dk bakarsın bir ömür hatırlarsın .
-Mark Knopfler, Eric Clapton, Sting, John Mayer, Vance Joy.
Umrumda değil valla banka hesabımı boşaltıp gideceğim. Hele ki ilk üçününkine, onlar ölmeden yani bir an önce gidilmelidir. Eric Clapton'ın zaten neurodegenerative bir hastalığı var, uzun yıllar müzik yapacağını sanmıyorum:(
-bir de uygun bir vakitte MFÖ, Özdemir Erdoğan, Nev, Yaşar, Levent Yüksel olsa mükemmel olurdu yahu. Karantina ağır vurdu tabi konserleri de, hepsi içimde kalmış. 8-9 kere editlerim muhtemelen bu listeyi bu aşkla, böyle kalsın.
Umrumda değil valla banka hesabımı boşaltıp gideceğim. Hele ki ilk üçününkine, onlar ölmeden yani bir an önce gidilmelidir. Eric Clapton'ın zaten neurodegenerative bir hastalığı var, uzun yıllar müzik yapacağını sanmıyorum:(
-bir de uygun bir vakitte MFÖ, Özdemir Erdoğan, Nev, Yaşar, Levent Yüksel olsa mükemmel olurdu yahu. Karantina ağır vurdu tabi konserleri de, hepsi içimde kalmış. 8-9 kere editlerim muhtemelen bu listeyi bu aşkla, böyle kalsın.
ilk açıklandığında ikinci dönem okulun açılacağına dair umutlarımızı yeşerten sistem. tabi zaman geçtikçe anladık ki yok yere 2-3 haftada bir sınava giriyoruz.
galiba böyle bir şey yok :( ne kadar düşünsem de aklıma bir şey gelmiyor
80 derece olmayanlarının gözden düştüğü ürün :(
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

