zindan adası olarak çevrilmiş, Martin Scorsese yönetmenliğinde Leonardo DiCaprio, Mark Ruffalo ve Ben Kingsley oyunculuğu gördüğümüz muhteşem film. ''Tedy Daniels ve Chuck Aule adında iki polis memuru bir akıl hastasının hastaneden kaçması üzerine bu olayı soruşturmak amacı ile akıl hastanesine giderler.'' olarak konusu anlatılan bir filmden bu kadar seveceğim bir yapıt çıkmasını beklemiyordum. gerçekten etkileyici sahneleri var, rahatsız edici bir etkileyicilik olduğunu söylemek zorundayım ama film gerçekten çok hoşuma gitti. bugün ne izlesek diye görüyorsanız gerçekten bir artı oy koyun derim. filmi izlerken bile bağırıyordum çok iyi film, çok iyi diye! ne abarttım ama... bence değer.
Motive ediyor beni baya, daha çok gencim ohoo bitmeyecek çile mi var
182(1 ve 2. sınıf) ve 493(3 ve 4. sınıf)
anneciğim, yağmur, beton, çamaşır yumuşatıcısı, tarçınlı sahlep, erimiş tereyağı
önce sekerek odanın içinde gezinmek, oturduktan sonra da en yakındaki kağıt parçasına en yakındaki kalem ile isim veyahut imzalar atmaya başlamak, üçgen-kare desenler ve kağıdı parçalamayla kapanışı yapmak.
kolay komite yoktur hepsi zordur ama kemik komitesinin acısı unutulmaz
daha cok kitap oku ve hayati hissset💐 yaşayacağın hüznün dahi tadını çıkarr..
Isolation is not good for me :)
Bugün akşamüstü açılan başlıkların ardından kendimden şüphelenmeye başladım. Çünkü kendimi gerçekten çok seviyorum, ama arada gıcık kapıyorum. Bulsam bir kaşık suda boğasım geliyor ama canım kendim🥰 diyorum ama galiba asıl durumu biliyorum. Ruhumu seviyorum, kabuğundan hoşnutsuzum.
Kafalar karışık...🥴
Kafalar karışık...🥴
Yarın için tek isteğim Yarınki benim bugünkü benden farklı olması. Bugününkü benim yarınki beni kıskanması, yarınki benim bugünkü benden bir seyler öğrenmesi. Cok mu sey istiyorum?
ahmet hamdi tanpınar bi kitabında hürriyetten şöyle bahsediyor:
Ben bu kadar kendi zıddı ile beraber gelen ve zıtlarının altında kaybolan nesne görmedim. Kısa ömrümde yedi sekiz defa memleketimize geldiğini işittim. Evet, bir kere bile kimse bana gittiğini söylemediği hâlde, yedi sekiz defa geldi; ve o geldi diye biz sevincimizden, davul zurna, sokaklara fırladık.
Nereden gelir? Nasıl birdenbire gider? Veren mi tekrar elimiz den alır? Yoksa biz mi birdenbire bıkar, “Buyurunuz efendim, bendeniz artık hevesimi aldım. Sizin olsun, belki bir işinize yarar!" diye hediye mi ederiz? Yoksa masallarda, duvar diplerin de birdenbire parlayan fakat yanına yaklaşıp avuçlayınca gene birdenbire kömür veya toprak yığını hâline giren o büyülü hazinelere mi benzer? Bir türlü anlayamadım.
Ben bu kadar kendi zıddı ile beraber gelen ve zıtlarının altında kaybolan nesne görmedim. Kısa ömrümde yedi sekiz defa memleketimize geldiğini işittim. Evet, bir kere bile kimse bana gittiğini söylemediği hâlde, yedi sekiz defa geldi; ve o geldi diye biz sevincimizden, davul zurna, sokaklara fırladık.
Nereden gelir? Nasıl birdenbire gider? Veren mi tekrar elimiz den alır? Yoksa biz mi birdenbire bıkar, “Buyurunuz efendim, bendeniz artık hevesimi aldım. Sizin olsun, belki bir işinize yarar!" diye hediye mi ederiz? Yoksa masallarda, duvar diplerin de birdenbire parlayan fakat yanına yaklaşıp avuçlayınca gene birdenbire kömür veya toprak yığını hâline giren o büyülü hazinelere mi benzer? Bir türlü anlayamadım.
başa çıkamıyorum şu an
Soğuk baklava. Neden böyle bir şey yapmışlar anlamadım. Ve canınız gecenin bir saati nasıl bundan çekebiliyor..
Sözlüge girip entry girmeden çıkıyorum. Noluyoooo
Bende de şey var. ata, kars'a geldiğinde okunan "hoş gelişler ola"
Hoş Gelişler Ola Mustafa Kemal Paşa
Askerin Milletin Bayrağınla Çok Yaşa
Arş Arş Arş İleri İleri Arş İleri
Marş İleri Dönmez Geri, Türk'ün Askeri
Sağdan Sola, Soldan Sağa
Al Da Bayrağı Düşman Üstüne
Süngüler cephede Ayna Gibi Parlıyor
Kahraman Türk eri Bayrak Açmış Bekliyor
Arş Arş Arş İleri İleri Arş İleri
Marş İleri Dönmez Geri, Türk'ün Askeri
Sağdan Sola, Soldan Sağa
Al Da Bayrağı Düşman Üstüne
flütle samanyolu'nu çaldıktan sonraki favorim tabii
Hoş Gelişler Ola Mustafa Kemal Paşa
Askerin Milletin Bayrağınla Çok Yaşa
Arş Arş Arş İleri İleri Arş İleri
Marş İleri Dönmez Geri, Türk'ün Askeri
Sağdan Sola, Soldan Sağa
Al Da Bayrağı Düşman Üstüne
Süngüler cephede Ayna Gibi Parlıyor
Kahraman Türk eri Bayrak Açmış Bekliyor
Arş Arş Arş İleri İleri Arş İleri
Marş İleri Dönmez Geri, Türk'ün Askeri
Sağdan Sola, Soldan Sağa
Al Da Bayrağı Düşman Üstüne
flütle samanyolu'nu çaldıktan sonraki favorim tabii
Bu konuda hep şey derim beklentiye girme ki en ufak şeyle bile mutlu olasın ama yine de giriyor insan.
Ben tıp fakültesine gelirken artık ezberci düzenden çıkan, öğrenciye konsepti öğreten bir eğitim modeli umdum ama ne buldum hepimiz biliyoruz zaten :)
Ben tıp fakültesine gelirken artık ezberci düzenden çıkan, öğrenciye konsepti öğreten bir eğitim modeli umdum ama ne buldum hepimiz biliyoruz zaten :)
İki yüzlülük değildir ancak ben ünvan denmesinden ziyade makam denmesini tercih ediyorum ve makamlar tüzel kişileri temsil ederler.
Kişi, o makamın hacmini dolduramıyor olabilir ama o makam her halükarda saygıyı gerektirir.
Bu saygı, eleştirelliği ortadan kaldıran bir durum da olmamalıdır. Makamına saygı duyduğum pek çok insanı çeşitli şekillerde eleştirmişliğim olmuştur zira.
Çünkü eleştirmek başka, saygısızlık başkadır. Sevip sevmemek ise bambaşka bir nokta ve burada konumuz değil. Sadece sevdiklerimize saygı duyacaksak ya sevgimizde ya saygımızda bir kusur vardır.
Kişi, o makamın hacmini dolduramıyor olabilir ama o makam her halükarda saygıyı gerektirir.
Bu saygı, eleştirelliği ortadan kaldıran bir durum da olmamalıdır. Makamına saygı duyduğum pek çok insanı çeşitli şekillerde eleştirmişliğim olmuştur zira.
Çünkü eleştirmek başka, saygısızlık başkadır. Sevip sevmemek ise bambaşka bir nokta ve burada konumuz değil. Sadece sevdiklerimize saygı duyacaksak ya sevgimizde ya saygımızda bir kusur vardır.
"Ya aslında var ya, ya var ya ..." Gibi başlayıp, kısacık bir ara ve sonrasında "neyse" ile devam eden cümlelerin kurulmasına sebep olan durumlar diye tarif edebilirim.
lisenin başlarından beri chase atlantic. o dönemler yakın arkadaşlarımdan biri çok severdi beni de tanıştırmıs bulundu. test kitaplarımın orasına burasına şarkı sözlerini yazardım, graffitisini bile yapmışlığım var. akıl başa sonradan geldi maalesef. yine aynı dönemlerde hoşlandığım çocuğun efendim- rıza tamer ithafına phases- chase atlantic cevabını vermiştim şeklinde hatırlıyorum, durum grubu özümseme seviyemi açıklıyor galiba. şimdi bakınca popüler şarkılarının sözleri biraz ergen geliyor mu? evet. beatleri, sözleriyle muhteşem isleri var mi? yine evet. yeni albüm yakında geliyor da seviyorum sayın yargıç.
Bu başlık beni 8-10 yaşlarıma ışınladı. Ödevlerimi ihmal eder buralarda oyun oynardım:) hatırladığım bazı oyunları aşağı bırakayım:
1. Avatar Kale savaşı: oyun avatar temalı. Mancınıkla bir şeyler fırlatıp karşı elementi büken tarafın kalesine hasar verip yıkmaya çalışıyorsunuz. O da size fırlatıyor.

2. Garson penguen: iglo gibi bir yerde lokantanız oluyor, müşteri penguenlerin istediğini falan getiriyorsunuz, kazandığınız parayla da lokantaya yeni şeyler alıyorsunuz.

3. Büyüteçle adam yakmaca: düşününce bayağı manyakça bir oyunmuş aslında. Allah'ım neler oynamışız biz :d yüksek bir yerden büyüteç vasıtası ile milleti yandırıyorsunuz. Sıkılırsanız yoldan geçen petrol tankerlerinden biri ile final yapma imkanı oluyor.

4. Elektrik adam: kuzenimle "sen yönlendir ben hareketleri yapacam" diyerekten oynadığımız dövüş oyunu. Aklıma gelmişken bari oynayıp mazi yapayım:)
1. Avatar Kale savaşı: oyun avatar temalı. Mancınıkla bir şeyler fırlatıp karşı elementi büken tarafın kalesine hasar verip yıkmaya çalışıyorsunuz. O da size fırlatıyor.

2. Garson penguen: iglo gibi bir yerde lokantanız oluyor, müşteri penguenlerin istediğini falan getiriyorsunuz, kazandığınız parayla da lokantaya yeni şeyler alıyorsunuz.

3. Büyüteçle adam yakmaca: düşününce bayağı manyakça bir oyunmuş aslında. Allah'ım neler oynamışız biz :d yüksek bir yerden büyüteç vasıtası ile milleti yandırıyorsunuz. Sıkılırsanız yoldan geçen petrol tankerlerinden biri ile final yapma imkanı oluyor.

4. Elektrik adam: kuzenimle "sen yönlendir ben hareketleri yapacam" diyerekten oynadığımız dövüş oyunu. Aklıma gelmişken bari oynayıp mazi yapayım:)
Geçenlerde kadıköy 1996 imzalı bir şiir kitabı almıştım. Hikayesine istanbul'da başladı artık benimle devam ediyor Ankara'da:))
Gutfblog da yazısı var okuyalim?
dağdan yeni inmiş insan müsveddesi dolu her yer. Şu an kütüphanede ders yapıyorum adam görüntülü telefonla konuşuyor ses direkt dışarı geliyor anlayacağınız. Sinir hastası iseniz ya da böyle konularda takıntılıysanız kalmayın yurtta falan arkadaşlar.
lateral internal sfinkterotomi ameliyatı örnek verilebilir. Bu sfinkterleri keserek basıncı azaltıyorlar böylece anal fissür tedavi edilebiliyor. Eğer daha iyi olsun diye sfinkter fazla kesilirse gayta tutamama sorununa yol açabiliyormuş. Bu durum genel cerrahide "güzelin düşmanı daha güzeldir." Şeklinde anlatılır.
(bkz: genel cerrahi)
(bkz: genel cerrahi)
rica etsem yine trileçe çıkartır mısınız?
2021 Oscar Ödülleri'nde en iyi film ödülünü almış, aynı zamanda agnes varda'nın sans toit ni loi filmine çok benzettiğim filmdir.
İlk kez komite sonrası eve gelmiş olduğum için değerini daha da anladığım, gerçekten kendim olduğum yerdir. Tüm benliğim orada açığa çıkar. Deliliğimi sadece evdekiler bilir. Çocuksu hallerim onların yanında belirir. Evdeyken nazlı biri olurum. Dışarıda her ne kadar "her şeyi ben tek başıma halledebilirim." Diyorsam evde de bir o kadar "ben küçük bir çocuğum." Moduna girerim. Bu dünyada olabileceğim en rahat yerdir. Mesele evin kendisi değil de içindekilerdir. O kişilerle bambaşka bir yerde olsam yine evim gibi hissederim.
Bazen yokluğuyla sınanmaktan korktuğun şeyin varlığına yeterince sahip çıkmadığını kendine fark ettirmen sana hayatında en büyük artılarından birini getirir, pişmanlıkla arana duvarlar örer
Tam şu an gelen istektir.depresyona mı girdim acaba farkında olmadan?
Üstün ırk olduklarını düşündüğüm biraz da kıskandığım insanlardır.
Ucundan bana da versenize ya bu özellikten, sadaka olarak. Nolur, lütfen.
Ucundan bana da versenize ya bu özellikten, sadaka olarak. Nolur, lütfen.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?