yemeğin yanına tercih edilen içecekler

elegantmoon
Yediğim yemeğin aromasını alayım, tatları her lokmada taze taze hissedeyim diye, tükettiğim yemeklerin ana eşlikçisi sudur. ikinci oyuncuya çoğu zaman gerek duymamakla beraber, yemeğin çeşidine göre farklı tercihlerde bulunulabilir. Ayran ve şarap çeşitleri dışında herhangi bir şey tüketmediğimi itiraf edeyim.

çs

mor hamsi
nami değer çalışma salonu. 5 yıl önce bugünkü mescid bulunan yerde olan, çatının çökmesi sonucu tadilata giren ve şuanda bulunduğu yere taşınan salon. 2014 yılına kadar yemekhane olarak kullanılan kısmın genişletilerek çs ye evrildigini herkes bilmez

the queen's gambit

highwaytohell
izledim ve izlerken çok da keyif aldım.mini dizileri sevdiğim için bir solukta izledim.akıcıydı zaten.oyunculuk,müzikler,karakterler hoşuma gitti.fakat ben mi çok dramatize ettim bilmiyorum da..beth'in ona satrancı öğreten ustasını hiç ziyaret etmemesini,arayıp sormamasını anlayamadım açıkçası :(
7

yalnızlığı sevmek

leavesfromthevine
Yalnızlık tercih edilen bir şeyse sevilebilir ancak. Bazen insan kendini dinlemek isteyebiliyor, kalabalıktan sıkılabiliyor ya da insanları anlamak çok yorucu olmaya başlayabiliyor. O zamanlar huzurlu olabilir ama öbür türlüsü zor.

ezberlediğiniz en saçma şey

shapeshifter
tarçın'ın arkadaşları gülçin nurçin ve yalçını
ister misin tanımayı kakule'yi tarçın'ı
elmır onlara gelince çocuklar sevinince
tarçın sana gülümser ne bilmek istersin der

bir tohum filizlenir serpilir çiçek açar
sırlar açığa çıkar ve meraklanır çocuklar

çın çın çın çın çın çık ortaya tarçın
3

sağlık çalışanlarına yönelik şiddet

darkgreen
Son zamanlarda bizi çok üzen Dr.Ertan İskender'in hayati derecede yaralanması olayıyla ilgili bazı gazete haberlerinden kesitleri koymak istiyorum:
"Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Rahmi Kılıç, ortopedi asistanı doktor Ertan İskender'in, kendisini bıçaklayarak ağır yaralayan hastası Bayram Nargüner'in daha önce intiharını önlediğini söyledi"
Dr.Ertan İskender'in sözleri:
"Birçok zorluk yaşıyoruz. Bütün bunlara rağmen hiç beklemediğimiz ve ekstra ilgi gösterdiğimiz bir hastadan böyle bir şey gelince ciddi anlamda insan mesleğinden soğuyor. Mesleği bırakmayı çok ciddi anlamda düşünüyorum şu an çünkü hiçbir şey insan sağlığından daha önemli değil.Beni asıl endişelendiren durum, bel bölgesindeki atar damardan sızan kanama. Bıçak omurgadan çıkan kökün bir santim uzağındaymış. Eğer ki oraya isabet etseydi, şu an tedavisi olmayacak hasarla karşı karşıya kalırdım, sağ tarafım felç olurdu. O zaman bırakın mesleğimi, hayatım olumsuz yönde değişirdi. Bunu insan düşünüyor. Yani bu saldırının sadece fiziksel hasarı yok, ciddi anlamda psikolojik boyutu var. "
Diyecek bir şey bulamıyorum. Çok geçmiş olsun. Ne kadar iyi bir insan ne kadar iyi bir hekim ama gördüğü muamele bu...İnsan hayatı bu kadar ucuz değil. İnanın değil. Yetkililerin tüm hekimleri, böyle iyi hekimleri, bizleri, tüm sağlık sektörü çalışanlarını korumak için ciddi şekilde planlamayla somut adımlar atması gerekiyor çok acil şekilde. Sşlahla, kesici, delici aletle içeriye girilememesi gerekir, hastane ortamındaki kesici aletlere erişimin personel dışındakiler için daha ciddi şekilde engellenmesi gerekir, çok daha fazla miktarda güvenlik görevlisinin hastane ortamlarında hazır bulunması gerekir, işini ciddiye alması gerekir, güvenlikle ilgili iletişim yollarının daha hızlı ve ulaşılabilir halde tutulması gerekir. Toplumun ahlaki kayıplarının, derin psikolojik problemlerin çözümü için gereken süre çok uzun, bunların çözümü için de ciddi adımlar atılmalı elbette ama güvenlik de kesinlikle acilen arttırılmalı.

batının doğuya üstün olma sebepleri

gozleriniacvebak
Bu konuda söylemek istediğim çok şey vardı fakat bir önceki entry aklımdakileri çok iyi toparlayan bir yazı olmuş.
Bu yüzden sadece şunu söylemek istiyorum.
Öncelikle batının bizden üstün olduğunu düşünmüyorum, özellikle teknoloji ve bilim gibi alanlarda bizden ileride olduğunu düşünüyorum.
Bizim ise ilerlemek için belki de ilk önce yapmamız gereken, üzerimizdeki aşağılık kompleksinden kurtulmak. Çünkü bu var olduğu müddetçe ne yazık ki kendi ilerleyişimize kendimiz çomak sokuyoruz. Ayrıca konu eleştirmeye geldiğinde, hepimiz eleştirmeyi çok iyi biliyoruz ama icraate geldiğinde içinde bulunduğumuz duruma katkı sağlamaktan başka bir şey yapmıyoruz çoğunlukla. Bu yüzden aslında en başta herkesin kendi işine odaklanıp kendini mümkün olan en iyi şekilde geliştirmesi lazım bence. Büyük ve toplumsal meselelere ciddi kafa yorarken kendi kişisel gelişimimizi ertelemememiz gerekiyor. Çünkü toplumu bizzat değiştirmeye gücümüz yetmez, ancak kendi hayatımızı değiştirerek başlayabiliriz işe.

Son olarak bir şey daha eklemek istiyorum. İnsan hayatı iç içe geçmiş daireler gibi. En küçük daire kalp ve midemiz, sonra bedenimiz, sonra ailemiz, evimiz, mahallemiz, şehrimiz, ülkemiz, dünya, güneş sistemi... bizim tüm bu dairelerde farklı vazifelerimiz var ama en büyük vazife en küçük dairede. Çünkü daireler genişledikçe bir vazifeyi yapacak kişi sayısı arttığından bize düşen iş azalıyor. Ama en küçük dairedeki görevleri bizden başka yapacak kimse olmadığından, en önemlisi orası. Kendimiz yani; kalbimiz, aklımız, bedenimiz. Buna rağmen büyük dairelerdeki meselelerin daha cazibedar gelmesi sebebiyle -toplumsal meselelerin, dünya gündeminin vs.- biz oraya dalıp en küçük dairedeki görevlerimizi unutabiliyoruz.

Yani demem o ki, bir şeyleri değiştirmeye sadece kendimizden başlayabiliriz.

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol