yazarların kullanmakta oldukları nick'i seçme nedeni

windmill
“yeldeğirmeni” anlamına geliyor ama benim için çok daha derin bir anlamı var. çok hoş sesli bir hanımefendinin seslendirdiği bir şarkının adı, sözlerini birazdan yazacağım o zaman daha iyi anlarsınız. insanların sığınabileceği ve güvenebileceği biri olmak çok değerli bu yüzden ismim windmill.

Windmill, are you still afraid of nothing?
(Yeldeğirmeni, hâlâ hiçbir şeyden korkmuyor musun?)
Are you still afraid of something? Is the wind still your friend?
(Bir şeyden hâlâ korkuyor musun? Rüzgar hâlâ arkadaşın mı?)
Are you still afraid of wind? Is it you who command?
(Rüzgardan hâlâ korkuyor musun? Kontrol eden sen misin?)
Oh, Windmill, you're a place where I can cry
(Yeldeğirmeni, sen ağlayabileceğim bir yersin.)
You're a place where I can lie (If I want, when I'm sad)
(İstersem üzgünken uzanabileceğim bir yersin.)
You're a place where I can die (when I'm tired, when I'm down)
(Yorgunken, tükenmişken ölebileceğim bir yersin.)
1

feminizm hakkında

deli dumrul
Of ne zaman feminist kelimesini duysam aklıma davut güloğlu - katula katula geliyor sjsnbdlfşv

Şimdi feminazi diyen arkadaşlar da var yalan yok (acaba kim)

İşin içinden açıklayarak çıkılmaz (iki paragraf sildim bu yorumu yapmak için)

Biraz ciddilenirsek bu ülkede hiçbi şey kelimenin gerçek anlamıyla kullanılmıyor. Nasıl laiklik mini etek giymekse(!) Feministlik de erkek düşmanlığı(!)

(Aferin Önce güldüm sonra bastım eksiyi)
2

tahammül edilemeyen şeyler

ileleualatyr
Çok var ama ilk 10'um:
1.Sürekli kendisini, çocuğunu, eşini öven insanlar.
2.Her şeye hakkı olduğunu düşünen, toplumda nasıl yaşanır bilmeyen dağ ayıları.
3.Hiçbir şekilde empati yapamayan, halden anlamayan şahıslar.
4.Her şeyin kendisi için olduğunu düşünüp, her söylediğinizi üstüne alınan “dünya benim etrafımda dönüyor”cular.
5.Bir santimetre ötesinde çöp varken elindekini direkt yere atanlar.
6.Ben yandım sen de yanacaksın mantığı.
7.Göz göre göre torpil yaptırıp bunu bir marifetmiş gibi anlatanlar.
8.Bana, ben tavsiye istemediğim halde tavsiye verenler.
9.”Hep ben doğruyum, benim yaptığım en doğru”cular.
10.Sürekli size derdini anlatıp sizin anlattığınız hiçbir şeyi dinlemeyenler.
4

ingilizce tıp vs türkçe tıp

edgep
eski aklım olsa belki Türkçe derdim de, şimdi ingilizcenin tadına varınca da bir tatlı oluyor be.
Edit: hazırlık yılı çöp bir yıl değildi, aksine hayatımın en güzel yılıydı. 2019 Eylül ayından 2020 ocak ortasına kadar harika bir zaman dilimiydi. Korona bile o güzel zamanları kirletemedi, 18 gün ocak ayı (o gün hazırlık bitti) 1 yıla bedeldi.

doğal antidepresanlar

limon
Sevdiğiniz insanların yanında olmak. Kendimi ne zaman karmakarışık ve kötü duygular içinde bulsam sevdiğim insanlara koşarım bir şeyler konuşmamıza ya da bir şey yapmamıza gerek yok sadece orada olmaları yeterli oluyor. Yanlarına gidemiyorsam seslerini duymakta çok iyi geliyor.

sözlük yazarlarından hikayeler

poyrazkarayel
adım tayfun,hayatımın uzatmalarını oynuyorum.

iki göz ahırdan bozma bir evde yaşadım 16 yaşıma kadar.babam madenci,dedem madenci herkes madenci ulan bizim ailede.annem sessiz sakin bir kadındı kendi halinde.6 evlat bir de madenci koca..size özgeçmişimi anlatmayacağım durun.bunları yazıyorum çünkü yadirgamayın beni diye.elin ayağın tutuyor kardeşim git başka iş bul demeyin diye.

ben de madenci oldum haliyle.ne okul bilirim ne gezmeler kerestenin tekiyim ben harbi bak baya odunum yani.oturup ne bı konuda derdimi anlatabilirim ne siyasetten falan anlarım.anlamayayım daha iyi bu millet kafayı sıyırıyo bunlar yüzünden sanki çok sağlam kafam var da bi bu eksik..

neyse iyice radyoda içini döken aptal insanlara döndüm.radyoda tanımadığın birine niye derdini anlatıyosun arkadaşım.umrunda mısın sence,mikrofonu yutmuş gibi konuşan adamın.yürü git hikaye falan yaz.birileri okur da halini anlar belki.
amaan neyse..adım tayfun,hayatımın uzatmaları mı oynuyorum ben..

16 yaşımda imamın kızıyla evlendirdiler beni.dedim ya kerestenin tekiyim diye.bizim bu sıyırmış imam efendi,işinde gücünde bir çocuk diye kızıyla evlenmemi istedi.ne efendiliği lan görmüş geçirmiş değilim ondan bu donukluğum , kızında başını yaktı.bu köy yerinde bıyığın terledi mi başını bağlarlar elzem yani yapilmasi zorunlu ,evlenmeyip napacaksin pek bilmiş insan yok olgunlasayim,dünyayı az biraz tanıyayım nerde..benim de bir yandan işime geldi şimdi bu evlilik yalan yok.2 göz ev öyle kitaplardaki gibi romantik hikayeler falan yok.8 kişi yaşanır mı ahırdan bozma yerde.ayrica burdan inşaat ustalarına,müteahhitlere falan sesleniyorum arkadaşım siz aklınızı evde bırakıp mi işe gidiyorsunuz.bu duvarlar niye bu kadar ince lan.16 sene ben uyku nedir bilmedim.gece yarısı anca uyuyabiliyordum.ruzgar sesidir kardeşlerimin ağlamaları zirlamalari , kafayı yediysem 23 yaşında sizin de payınız var bilin yani..şu duvarları kalın yapın.

16 yasimda evlenince haliyle bi böbürlenmeler falan ilk zamanlar.200 kilometre ötede akranlarim beslenmeyle okula gidiyor ben kız çocuğunun birine karım diyorum ya sabiır.ebeveynlere anne babalıkla ilgili bı brifing falan verin burdan aile çalışma sosyal her neyse adı o bakanlığa sesleniyorum.16 yaşında evlenilmez.herhalde evlenilmez yani bence.

ev geçindirmek için 20 km ötedeki ocağa madenci olarak soktu beni peder bey.zaten 4 aya akciğer kanserinden gitti.odunum işte git İstanbul'da insan işinde calis maden nedir biri anlatsın bana ya.yerin altında ışık görmeden insan evladı nasıl dursun lan 10 küsür saat.bu 20 km yolun 6-8 ini yuruyodum.dolmus gidiyor da ona para veremem ben evde karım bekliyor sjsj.odunluğumu bu 6 km yolu yürürken biraz torpuledim.galiba yani.
siz hiç kapalı alandan korkan madenci gördünüz mü sjsjn.daha benle tanismadiniz demek ki uzatmaları niye oynuyorum sandınız.kafayi yemişim 7 sene sonra farkına vardım.kapali alandan korkan madenci aptalliga bak sen dndjd.kagit bitiyor mühendisin odasından alabilirsem yazarım yine dert ortaklarım.

ben tayfun,hayatımın uzatmalarını oynuyorum,sanırım ..


2

anneanne

ileleualatyr
annenin annesi. muhtemelen annenizi dünya'da en çok seven kişi.
benimkini anlatmak isterim çünkü bugün onunla gurur duyduğum günlerden.
anneannem, dedemin baskısı altında gençliğini ve yaşlılığının da bir bölümünü yaşayamamış bir kadın. dedem çok huysuz ve zor bir insandı, anneannem uzun bir süre onla yaşamasına rağmen onun tam tersi çok neşelidir. 2013'te dedeme alzheimer teşhisi konuldu, kaç kere onun peşinden sokaklarda dolaştı sayamam bile. 2020'de dedem vefat edene kadar gerçekten çok yoruldu, dedem zor bir insandı dedim ya bu hastalık onu zor kere zor yapmıştı. sonra dedem vefat etti ve yapamadığı her şeyi yapmaya başladı. hiç evde durmadan gezmeye, satranç öğrenmeye başladı mesela 75 yaşında. bugün de doğu ekspres yolcusu oldu.
bana bu yönüyle geç kalmışlığın sadece bir bahane olduğunu gösteriyor. umarım içinde hiçbir şey kalmamış olur bu dünya'dan gittiğinde anneanne.

ertan iskender

ileleualatyr
İki gün önce bir hastanın bıçaklı saldırısına uğrayarak parmaklarını kullanma yetisini kaybetmiş, dolayısıyla bir daha muhtemelen cerrahlık yapamayacak hekim.
Söylenecek çok şey var fakat elim yazmaya gitmiyor, çünkü yazdıkça bu olayı ve geçmişte olan sağlıkta şiddet olaylarını daha da içselleştiriyorum ve maalesef korkuyorum. Korkuyorum çünkü henüz yolun başındayken bile bu kadar emek verilen bir meslekte biri sırf canı istedi, bir şeyler hoşuna gitmedi diye beni öldürebilir ya da iyi ihtimalle beni yaralayabilir ve belki de bu travmayla mesleği bırakmama sebep olabilir.
Daha baştan bunları düşünmek çok acı, ülkemin beni korumayacağını bilmek çok acı. Şu an tıp fakültesinde okuyan benden büyük veya benimle yaşıt ne kadar tanıdığım varsa yüzde doksanı tus çalışmak yerine yurt dışını deneyeceğini söylüyor; bunu söyleyenlerin hepsi bunu yapmasa bile bunu düşünmeleri, düşünmemiz bence bu ülkenin büyük bir kaybı.
Çok üzgünüm, bu ilk değil ve böyle giderse son da olmayacak ta ki halkımız hekim bulamayana dek.o gün geldiğinde anlarlar belki de.
Not:Bunu söz konusu başlık bir hekimi içerdiğinden hep hekimler üzerinden yazdım fakat aslında bu tüm sağlık çalışanları için geçerli.

bir gün ölecek olmak

shapeshifter
Ben de Sartre'ın bir sözünü bırakayım buraya

"Uykuya dalarken, uykuda ölen insanlar olduğunu hiç düşünmedin mi? Dişlerini fırçalarken, işte tamam, bu son günüm demedin mi hiç? Çok süratle, hem de çok süratle hareket etmek gerektiğini, çünkü zamanın kalmadığını hiç hissetmedin mi? Ölümsüz mü sanıyorsun kendini!"

enver hasanoğlu

sokratesla
gazi tıp ve hatta tüm gazi üniversitesi'ne katkıları ile ismi payidar kalacak olan; kibar, naif, saygıdeğer ve başarılı bir hocamızı, doktorumuzu, dün kaybettik, sen sağol Gazi Tıp!

kyk yurdu

deli dumrul
Uyku tutmayan gecelerde ışıklar sönük yapılan oda sohbeti mi dersin, Gecenin yarısı oynanan batak gürültüsüne duvarı yumruklaması yetmediği gibi odayı basan beyler yarın sınavım var biraz sessiz reisi mi dersin, Hiçbir şey ortada yokken yok mu bi dürüm yememiz sözüne tüm odanın gecenin ikisinde hatay usulü zurna dürüm gömmesini mi dersin..

Kulakları her gün çınlayan yusuf müdür'den, ketıl dızlayan temizlikçi mahmut abisine; az biraz fazla koyar mısın yemekhaneci abladan, şu kağıda geç kalma nedeninizi yazın güvenlikçisine; kardeş yalnız orası benim masam kalkıver diyen çalışma salonundaki elemandan, burası 10.5 yapıyor diyen kantinci dayısına..

ellerde şampuan boş kabin bekleme sırasından, penceri açık uyuma kavgasına; bir kişinin öksürmesiyle iki gün içinde herkesin öksürmeye başlamasından, milli takım maçının olduğu gün dolup taşan kantinine; olur olmadık zamanda ortaya çıkan hamam böceğinden, alakasız bi anda aşk acısı çekmeye başlayan oda arkadaşına..

odada horlayan yok di mi beylerinden, deodarantı dışarıda sıkın beylerine; odada sivri var beylerinden, metroda bir kız görmüşüm beylerine; kupon tutmuş haydi aspavaya beylerinden, eski sevgilim aklıma geldi beylerine..

Ranza altlarına kazınmış tüm isimlere selam olsun!

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol