Birlikte nice senelere ahali... sana da iyi bayramlar gütfsözlük
canan ergüder'i savcı esra olarak tanıdığımız, efsane bir ankara polisiye dizisi.
Varlığından haberdar olmadığım şeydir. Bu başlıktan sonra kendi dinlediklerimi düşünüp bir kez daha podcast dinlemiyormuş gibi davranmaya karar verdim.
Körün gözü açılınca ilk kırdığı şey bastonu olur
muzlar antimadde üretirler. içerdikleri potasyum-40 nedeniyle yaklaşık 75 dakikada bir 1 pozitron üretirler.
Birbirine aşık olduğunu düşündüğüm iki kişinin bu şarkıda birbirlerinin gözlerine bakarak nasıl dans ettiğini gördükten sonra hiçbir zaman o kadar sevilmeyeceğime kanaat getirdiğim şarkıdır. mahvolmuş hissettirir, geç kalmış hissettirir. Ağlama isteği uyandırır.
Fazla nezaket başınıza bela olur. İnsanlar çok farklı yorumlayabiliyor ve hoş olmayan şeyler yaşanabiliyor.
bu başlık molada 2 dk dinlenmek için oynadığımız kral oyun, oyunskor1 tadında oyunları paylaşmak için açılmıştır.
kırmızı sakal
kırmızı sakal
Serçelerin güvercinlerin yavruları olmadığını epey geç öğrendim ve çok zor ikna oldum :(
ben de birkaç şey söylemek istiyorum. 3.sınıftayken ben de kaydolmuştum dershanelerden birine. dönem 3'e geçtik, bir baktım herkesin gündemi tus dershanesi olmuş bir anda. gerçekten çok ani bir şekilde herkeste bunun telaşı başlamıştı. tüm dershaneler tanıtım toplantıları yapıyor filan. aslında ben istekli değildim dershane konusunda. yani kaç yaşıma gelmişim, kendim halledebiliyor olmalıyım vs. diye düşünüyordum. yani o yaştaki insanların, belli bir zekaya sahip ve çalışmayı bilen insanların böyle bir şeye mecburmuş gibi bir konuma koyuluyor olmasını anlamıyordum. kendimle alakalı olarak da dinleme insanı da değilim pek, kendim okuyarak öğreniyorum diyordum. neyse işte.
istekli değilim ama olmazsa olmaz gibi bir algı var insanlarda. üst dönem arkadaşlarıma filan soruyorum mesela, çoğunluk kaydolmuş, sen de kaydol diyenler var. ya şaka gibi ama internette yorum okuyarak, ekşi sözlüğe filan bakarak zaman harcamıştım o kadar, yani olmazsa olmaz bir şey mi bu diye. bize dayatılıyormuş gibi olması zaten ayrı bir sinirime gidiyordu. "dayatıldığı filan yok, sana öyle gelmiş." diyenler eminim ki olacaktır. evet, bana öyle geliyordu. bu olumsuz hislerime rağmen kaydoldum, neden? çünkü bilmediğim bir sistem, daha önce hazırlanmadığım bir sınav, neyi ne zaman nasıl çalışayım hiçbir fikrim yok açıkçası. şöyle düşündüğümü hatırlıyorum, rüzgarda savrulan bir yaprak gibi ortada kalıp savrulursam ne olacak? ne yapmam gerektiğini bilmeden, bir plana programa sahip olmadan vs. nasıl çalışırım?
mesela yabancı dil sınavları için sınava yönelik kurslar var ya, yani soru tiplerine vs. yönelik olarak, tus dershaneleri de o tarz şeyler sanırım. tus' a hazırlanmak için faydalı olacaklardır. textbook okuyarak çalışılacak bir sınav değil çünkü bu. en azından bu dershanelerin kaynakları gerekli ve faydalı olacaktır. ya da mesela bazı konular okuldakinden farklı olarak sınavın tarzına uygun olarak anlatılacaktır falan filan. buralara çok girmek istemiyorum.
bunu burada anlatmam ne kadar doğru bilmiyorum. başıma bir şey gelirse sizi sevdiğimi unutmayın, inşallah tüm staj grubuna ifşa filan olmam ya ahahhaha, neyse. geçen gün dersimize bir hocamız geldi okulda. derste tus dershanelerine bir sürü laf etti. dershaneye gitmeyen 1 ya da 2 kişi var sınıfta. hoca dershaneye giden kişileri ağır bir şekilde eleştirdi. bir de mesela dershaneye neden gittiğimizle ilgili bir şey soruyor, insanları dinlemiyor sonra vs. sınıfta bir şey söylemek istemedim, dediğim gibi zaten gerçek anlamda kendimizi ifade edebileceğimiz bir ortam yoktu. hocaya dersten sonra mail atmak geçti içimden, onu da yapmadım. sitem ettiğim konu şu. biz dönem 5 olmuşuz, 2 kişi hariç herkes dershaneye kaydolmuş zaten. bu durumda bize yüklenilmesinin manası ne acaba? tus dershaneleri dönem 3'te dört bir yanımızı sarmışken, bir şeyler açıktan olmasa da bir şekilde bize dayatılırken neredeydiniz hocam demek geçti içimden. gitmek isteyen, istekli olan, bu konuda net fikirleri olan zaten gitsin. ama ben gitmesem olmaz mı diye kendi kendime çabalarken yanımızda değilken, şu şekilde de ilerletilebilir diye fikir beyan etmek için kimse yokken şimdi tüm sınıfı aşağılayıp azarlamanın manası nedir? keşke bana o zaman bu konudaki fikirlerini daha mantıklı bir şekilde açıklayan hocalarım olsaydı diye düşündüm.
senenin başında dershane daha başlamamışken kaydımı sildirmek istedim, kendimle ilgili bazı nedenlerden dolayı bu mümkün olmadı. bilmiyorum, dershanenin derslerini düzenli takip etmeye başlarsam belki de iyi ki kaydımı sildirmemişim derim bir gün.
dershane gerekli ya da gereksiz diyemem. mutlaka faydası vardır yani herhalde. ama zamanında hiç ses çıkarmadığınız şeylere iş işten geçtikten sonra eleştirilerde bulunmanızın hiçbir manası yok diyebilirim. başka şeylerle ilgili de bir şeyler söylemek, biraz daha ileri gitmek isterdim ama yapmamam daha iyi olacaktır sanırım. örneğin tus dershanelerine ihtiyaç duyulmasının asıl sorumlusu kim diye bir soru sormak isterdim. ama sormuyorum. :)
not: "ağlama clarice, kaç yaşına gelmişsin, hocalar bir şey deseydi diyorsun. kendi sorunlarını kendin halletmeyi öğren. hocalar gelip de ne deseydi?" vs demezseniz sevinirim ahhaahah.
not 2: tehlikeli sularda yüzdük. inşallah kalmayız ya bu entry yüzünden. :')
istekli değilim ama olmazsa olmaz gibi bir algı var insanlarda. üst dönem arkadaşlarıma filan soruyorum mesela, çoğunluk kaydolmuş, sen de kaydol diyenler var. ya şaka gibi ama internette yorum okuyarak, ekşi sözlüğe filan bakarak zaman harcamıştım o kadar, yani olmazsa olmaz bir şey mi bu diye. bize dayatılıyormuş gibi olması zaten ayrı bir sinirime gidiyordu. "dayatıldığı filan yok, sana öyle gelmiş." diyenler eminim ki olacaktır. evet, bana öyle geliyordu. bu olumsuz hislerime rağmen kaydoldum, neden? çünkü bilmediğim bir sistem, daha önce hazırlanmadığım bir sınav, neyi ne zaman nasıl çalışayım hiçbir fikrim yok açıkçası. şöyle düşündüğümü hatırlıyorum, rüzgarda savrulan bir yaprak gibi ortada kalıp savrulursam ne olacak? ne yapmam gerektiğini bilmeden, bir plana programa sahip olmadan vs. nasıl çalışırım?
mesela yabancı dil sınavları için sınava yönelik kurslar var ya, yani soru tiplerine vs. yönelik olarak, tus dershaneleri de o tarz şeyler sanırım. tus' a hazırlanmak için faydalı olacaklardır. textbook okuyarak çalışılacak bir sınav değil çünkü bu. en azından bu dershanelerin kaynakları gerekli ve faydalı olacaktır. ya da mesela bazı konular okuldakinden farklı olarak sınavın tarzına uygun olarak anlatılacaktır falan filan. buralara çok girmek istemiyorum.
bunu burada anlatmam ne kadar doğru bilmiyorum. başıma bir şey gelirse sizi sevdiğimi unutmayın, inşallah tüm staj grubuna ifşa filan olmam ya ahahhaha, neyse. geçen gün dersimize bir hocamız geldi okulda. derste tus dershanelerine bir sürü laf etti. dershaneye gitmeyen 1 ya da 2 kişi var sınıfta. hoca dershaneye giden kişileri ağır bir şekilde eleştirdi. bir de mesela dershaneye neden gittiğimizle ilgili bir şey soruyor, insanları dinlemiyor sonra vs. sınıfta bir şey söylemek istemedim, dediğim gibi zaten gerçek anlamda kendimizi ifade edebileceğimiz bir ortam yoktu. hocaya dersten sonra mail atmak geçti içimden, onu da yapmadım. sitem ettiğim konu şu. biz dönem 5 olmuşuz, 2 kişi hariç herkes dershaneye kaydolmuş zaten. bu durumda bize yüklenilmesinin manası ne acaba? tus dershaneleri dönem 3'te dört bir yanımızı sarmışken, bir şeyler açıktan olmasa da bir şekilde bize dayatılırken neredeydiniz hocam demek geçti içimden. gitmek isteyen, istekli olan, bu konuda net fikirleri olan zaten gitsin. ama ben gitmesem olmaz mı diye kendi kendime çabalarken yanımızda değilken, şu şekilde de ilerletilebilir diye fikir beyan etmek için kimse yokken şimdi tüm sınıfı aşağılayıp azarlamanın manası nedir? keşke bana o zaman bu konudaki fikirlerini daha mantıklı bir şekilde açıklayan hocalarım olsaydı diye düşündüm.
senenin başında dershane daha başlamamışken kaydımı sildirmek istedim, kendimle ilgili bazı nedenlerden dolayı bu mümkün olmadı. bilmiyorum, dershanenin derslerini düzenli takip etmeye başlarsam belki de iyi ki kaydımı sildirmemişim derim bir gün.
dershane gerekli ya da gereksiz diyemem. mutlaka faydası vardır yani herhalde. ama zamanında hiç ses çıkarmadığınız şeylere iş işten geçtikten sonra eleştirilerde bulunmanızın hiçbir manası yok diyebilirim. başka şeylerle ilgili de bir şeyler söylemek, biraz daha ileri gitmek isterdim ama yapmamam daha iyi olacaktır sanırım. örneğin tus dershanelerine ihtiyaç duyulmasının asıl sorumlusu kim diye bir soru sormak isterdim. ama sormuyorum. :)
not: "ağlama clarice, kaç yaşına gelmişsin, hocalar bir şey deseydi diyorsun. kendi sorunlarını kendin halletmeyi öğren. hocalar gelip de ne deseydi?" vs demezseniz sevinirim ahhaahah.
not 2: tehlikeli sularda yüzdük. inşallah kalmayız ya bu entry yüzünden. :')
Bende uzun zamandır olan histir.
Ne eksik bilmiyorum, bilsem zaten halledeceğim bu durumu. Düşünüyorum, bulamıyorum. Ne eksik acaba?
Ne eksik bilmiyorum, bilsem zaten halledeceğim bu durumu. Düşünüyorum, bulamıyorum. Ne eksik acaba?
Hayata bı kere geliyosun abicim bu odaya değil. Nedir bu saplantı be!
birinden çiçek almak başlığını gördüm ve ben genelde birine alan tarafta olduğum için bu başlığı açasım geldi.
ama ben bunu bu kadar basitte bırakmıyorum arkadaşlar. birine çiçek almak gerçekten değer veriyorsanız eğer bu anneniz olabilir, kız arkadaşınız olabilir ayrım gözetmiyorum ama sadece parasını ödeyip bir kartla ona vermek veya göndertmekten ötede bir şey olmalı bence. sadece çiçeği almak yetmez onun üstünde sizin bir dokunuşunuz olmalı. direkt çiçekleri siz toplayabilirsiniz veya çiçekleri alıp siz hazırlarsınız. ben genelde sürprize dönüştürmeyi severim. burada olay biraz emek vermek çiçeği sadece güzel bir hediye olmaktan çıkarıp anlamlı bir hediyeye dönüştürmek.
buradan çiçek alacaklara da tavsiyem bir dokunuş bırakın üstüne. kişiye verdiğiniz önem o dokunuşunuzdadır.
edit: sadece anne ve kız arkadaş yazmışım ama toplumsal tabulara uymuş olmayalım orası daha türetilebilir, erkeklere de çiçek alınabilir :)
ama ben bunu bu kadar basitte bırakmıyorum arkadaşlar. birine çiçek almak gerçekten değer veriyorsanız eğer bu anneniz olabilir, kız arkadaşınız olabilir ayrım gözetmiyorum ama sadece parasını ödeyip bir kartla ona vermek veya göndertmekten ötede bir şey olmalı bence. sadece çiçeği almak yetmez onun üstünde sizin bir dokunuşunuz olmalı. direkt çiçekleri siz toplayabilirsiniz veya çiçekleri alıp siz hazırlarsınız. ben genelde sürprize dönüştürmeyi severim. burada olay biraz emek vermek çiçeği sadece güzel bir hediye olmaktan çıkarıp anlamlı bir hediyeye dönüştürmek.
buradan çiçek alacaklara da tavsiyem bir dokunuş bırakın üstüne. kişiye verdiğiniz önem o dokunuşunuzdadır.
edit: sadece anne ve kız arkadaş yazmışım ama toplumsal tabulara uymuş olmayalım orası daha türetilebilir, erkeklere de çiçek alınabilir :)
toplumsal olarak bu kesimdeki insanlara bir negatif yaklaşım olduğu bir gerçek lakin geçen gün dinlediğim bir sokak röportajında bu kesimden bir birey istanbul sözleşmesi hakkında konuşurken kullandığı şu ifadelere dikkat çekmek istiyorum.
"ben 3 yıldır sokaklardayım, 3 yıldır şarkımı söylüyorum bir sorun yaşamadım. bülent ersoy'un diva olduğu, zeki müren'in paşa olduğu bu ülkede ayrımcılıktan söz edilemez." tarzında bir ifade kullandı.
sosyal medyaya baktığımızda da çok fazla influencer olduğunu görüyoruz bu şekilde. aklıma bu durumda şu soru geliyor. "ülkede lgbt'ye karşı nefret kusan bireylerin olması, bu bireylerin ayrımcılığa uğradığı anlamına mı geliyor?" hangi ülkeye gidersek gidelim homofobik bireylerle karşılaşacağız. lakin şunu da söylemeden geçmek istemiyorum. bazı bireylerin bu yönünü toplumun gözüne sokmaya çalışması, sürekli dile getirip sosyal medyada bununla gündeme gelmeye çalışması da doğru değildir.
not: arkadaşlar ayrımcı bir başlık açmaya çalışmadım. bireyleri değil ülkemizde haksızlığa uğrayıp uğramadıklarını tartışıyoruz. tıp öğrencileri olarak saygı çerçevesinde bu tür konuları konuşabileceğimiz ve konuşmamız gerektiğine inanıyorum. bu konuda konuşmak isteyen herkesten titizlikle yazmasını rica ediyorum. teşekkürler.
"ben 3 yıldır sokaklardayım, 3 yıldır şarkımı söylüyorum bir sorun yaşamadım. bülent ersoy'un diva olduğu, zeki müren'in paşa olduğu bu ülkede ayrımcılıktan söz edilemez." tarzında bir ifade kullandı.
sosyal medyaya baktığımızda da çok fazla influencer olduğunu görüyoruz bu şekilde. aklıma bu durumda şu soru geliyor. "ülkede lgbt'ye karşı nefret kusan bireylerin olması, bu bireylerin ayrımcılığa uğradığı anlamına mı geliyor?" hangi ülkeye gidersek gidelim homofobik bireylerle karşılaşacağız. lakin şunu da söylemeden geçmek istemiyorum. bazı bireylerin bu yönünü toplumun gözüne sokmaya çalışması, sürekli dile getirip sosyal medyada bununla gündeme gelmeye çalışması da doğru değildir.
not: arkadaşlar ayrımcı bir başlık açmaya çalışmadım. bireyleri değil ülkemizde haksızlığa uğrayıp uğramadıklarını tartışıyoruz. tıp öğrencileri olarak saygı çerçevesinde bu tür konuları konuşabileceğimiz ve konuşmamız gerektiğine inanıyorum. bu konuda konuşmak isteyen herkesten titizlikle yazmasını rica ediyorum. teşekkürler.
"Ya aslında var ya, ya var ya ..." Gibi başlayıp, kısacık bir ara ve sonrasında "neyse" ile devam eden cümlelerin kurulmasına sebep olan durumlar diye tarif edebilirim.
Gazi yine şaşırtmıyor
Sabaha Kadar şiiri en sevdiğim şiirlerden biridir. Bir dörtlüğünü buraya bırakmak isterim.
''Saadet o kadar lazım ki yaşayana;
Billahi can verir uğrunda insan.
Hem o kadar boş ki mesud olmak,
Gün yüzü görmeden ölenlerin arkasından.''
''Saadet o kadar lazım ki yaşayana;
Billahi can verir uğrunda insan.
Hem o kadar boş ki mesud olmak,
Gün yüzü görmeden ölenlerin arkasından.''
Seni vezir de eder rezil de
Adama demişler “karın çok geziyor dikkat et” adam da demiş “öyle olsa bizim eve de uğrardı”
Aklıma geldikçe yazamaya devam edeceğim
Aklıma geldikçe yazamaya devam edeceğim
hayalini kurup mutlu olduğum durum. odamda bile tek başıma takılmaktan bu kadar keyif alırken kendine ait bir ev muhteşem olur.
Aort dediğin kalpte olur abdominal de neymiş :))
Evet cnm buradaki neredeyse herkeste var olan 'sisi sendromu'nun türkçesi.
Performans odaklı yaşam..
Global kapitalizm öldürür derken şaka yapmıyorduk.
-'Ne kadar üretirsen o kadar kıymetlisin'
-'Bi dur aq
Dümdüz yatasım var şu an
Millet üretmeden de yaşıyor,noluyo sanki??'
-'Ama şehrine gelen etkinlikleri kaçırma,sana yeni perspektifler sunabilir.
Evet,onu da okuman lazım,bugüne kadar okumaman hata..
Popon yeterince yuvarlak,belin yeterince ince mi?'
-'ya bi siktir allah aşkına!
Ölüyodum en son,önemli olan mental sağlığım ve hala hayatta sevdiklerimle beraber olmam.'
-'madem öyle,neden bu çaba?'
-'sus amk,sadece varoluşum bile sevgiyle,huzurla yaşamayı hak ediyor.'
Kierkegaard gelse şu zihnimi avuturdu :)
Performans odaklı yaşam..
Global kapitalizm öldürür derken şaka yapmıyorduk.
-'Ne kadar üretirsen o kadar kıymetlisin'
-'Bi dur aq
Dümdüz yatasım var şu an
Millet üretmeden de yaşıyor,noluyo sanki??'
-'Ama şehrine gelen etkinlikleri kaçırma,sana yeni perspektifler sunabilir.
Evet,onu da okuman lazım,bugüne kadar okumaman hata..
Popon yeterince yuvarlak,belin yeterince ince mi?'
-'ya bi siktir allah aşkına!
Ölüyodum en son,önemli olan mental sağlığım ve hala hayatta sevdiklerimle beraber olmam.'
-'madem öyle,neden bu çaba?'
-'sus amk,sadece varoluşum bile sevgiyle,huzurla yaşamayı hak ediyor.'
Kierkegaard gelse şu zihnimi avuturdu :)
Esasen bir alışveriş merkezi olmayan, sonradan avm'ye evriltilen binadır. Gidenler bilir, İçerisi daha çok çarşılara benzer. Bununla birlikte merdivenleri de bir gariptir. Bazı yürüyen merdivenler sadece aşağı iner, bazıları sadece yukarı çıkar. Buraya kadar normal ancak bu merdivenler yan yana olmayınca kafa karıştırıyor. Avm'nin artı yönü ise konumudur.
Ben nasıl bi şeyin içine düştüm cümlesini sesli bir şekilde sinir bozucu bir gülüşle dile getirdim :))))
Aileden ayrı ilk bayramım buruk geçecek sanırım :/
Ege bir Türk gölü değildir. Ege bir Yunan gölü de değildir. Ege zaten bir göl de değildir!!
Ders çalışamıyormusum masaya oturduğum an bayılıyormuşum
Yarın ankaraya gidecek olmam beni mutlu etmeye yetiyor. İnsan okula gitmeyi sözlüye girmeyi özler mi ya. Bu şehir insana sözlü gecesini bile özletiyor ne haldeyim siz düşünün.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
