beypazarı

selektor yapan yildiz
Ankara şehir merkezine 2 saat uzaklıkta olan; içinde eski Ankara evleri, küçük müzeler ve Beypazarı kurusu, turşu suyu, karadut suyu gibi şeyleri alabileceğiniz turistik bir çarşısı bulunan Ankara ilçesi.

Ben gitmeyeli bayağı oldu. Güzel bir bölge ama içinde olağanüstü ilginç bir şey bence yok.

şebnem ferah

spekulasyonel muhtar
Kendi adıma favori şarkısı mayın tarlasıdır ama ablasının ölümü üzerine çıkardığı artık kısa cümleler kuruyorum albümü en iyi albümlerden birisi olabilir. Ayrıca onno tunç şarkısı olan ünzile şarkısına getirdiği yorum müthiştir.

fleabag

ileleualatyr
İki gün önce izlemeye başladığım dizi.
Hem güldüğüm hem üzüldüğüm anlar oldu. İlk sezonu bir günde izledim, son sezonu olan ikinci sezonu hemen bitmesin diye yavaş yavaş izliyorum.
2

sürekli odada olan oda arkadaşı

leavesfromthevine
"e bi' dışarı çık allah aşkına ankara'ya yurtta yatmaya mı geldin??" şeklinde hezeyan ettiğim arkadaşımdır. böyle diye diye birini ikna ettim sonunda artık her gün dışarda ama komite var diye ben yurtta tıkıldım:d ama konumuz bu değil... bir de çok yakın olamadığım ikincisi var. onu da manipüle edeceğim yavaş yavaş inşallah.

tıp öğrencisinin sosyal hayatı

ileleualatyr
“Benim x gün sonra sınavım var ya, gelemem” ya da “Ben gelirim demiştim ama sanırım konular yetişmeyecek, gelemeyeceğim” şeklinde olandır.
Komiteden sonraki birkaç gün, en iyi ihtimalle bir hafta ve bir ya da iki aylık yaz tatiline sıkıştırılmıştır.

babalar oğullarını gömmemeli

muamma
Bir insanın diğer insanlar veya herhangi bir canlıyla arasında bir sevgi vardır ama anne baba ile evlat arasındaki ilişki ise bu sevgiden ziyade olan şefkattir.(Tabi bu tavuk gibi en korkak aslan gibi en vahşi hayvanda dahi geçerli) Karşılığı hiçbir faydası olmadığı ve de çokca zahmeti olduğu halde bir canlı diğer canlının her şeyine katlanıp ona kol kanat açıyor Kainattaki en yüce şeylerden biri belki de en yücesi bu olsa gerek. Tabi bir şey bu kadar yüce olduğundan ötürü o bağ kopunca bir o kadar da acı oluyor maalesef

Allah düşmanıma dahi yaşatmasın.

se7en film

richardthelionheart
Bir David Fincher filmi daha. Brad Pitt, Morgan Freeman, 90'lar havası, o kirli şehrin kirli sokaklar ve 7 ölümcül günah.. aslında şu saydıklarım için bile izlenir bu film. Kültler arasında yerini almış diye biliyorum ben zaten. Yine sevmeyeni çıkacaktır diye çok övmek istemiyorum ama tekrar tekrar izlerim sanırım bu filmi o şehir ortamının yansıtılma biçimi için. işte sinema budur!

Konusunu anlatmayayım, dilerseniz günümüze de yakın bir inceleme bırakarak siz kendiniz öğrenin: (dikkat! spoiler içeriyor. incelemeyi cümle atlamadan okursanız uyarıyı göreceksiniz, gönül rahatlığıyla başlayabilirsiniz yani okumaya) http://www.brandlifemag.com/se7en-25-yasinda/

1

yazarlardan gastronomik tavsiyeler

elegantmoon
- yeşil mercimek çorbasına küp küp doğranmış havuçlar ekleyip çorbayı bir de öyle deneyin.
- ratatouille yapmak gibi bir niyetiniz varsa fesleğeni eksik etmeyin, asıl uçuran malzeme o.
- brokoli çorbası diye bir mükemmellik var, ön yargılarınızı kırıp deneyin sevgili yazarlar mükemmel bir lezzet.
- yeşil mercimekli börek hayatımda yapıp yediğim en güzel börekti.
- bu mevsimde olmaz ama mücver yaparken havuç, kırmızı biber, patates de rendeleyin.
- ilginç kurabiyeler seviyorsanız papatyalı (çay) kurabiyeyi deneyin derim. hem kolay hem de hafif mi hafif.

konuşanlara çıksanız şunu kesin anlatırdım dediğiniz anı

hayaxi
geçen sene şubat ayında gis komitesine az bir zaman kalmış gece 2 3 civarı yurtta etüt odasında ders çalışıyorum. benle birlikte birkaç kişi vardı neyse onlar da çıktılar işte. sigara kullanan biri değilim ama lisede yakın arkadaşlarım içince bir iki tane onlarla birlikte içerdim ondan kalma alışkanlık arada içiyordum o zamanlar canım da sıkkındı azıcık. normalde yurtta sigara yasak etüt odasının balkon gibi yeri var... eee kimse de yok. dedim fırsat bu çıkıp içeyim kapısı sürgülü ve sadece içeride kulpu dışarıda kulpu yok. hava da buz gibiydi o sıra kapıyı dayayıp odayı soğutmak da istemedim minik bi aralık bıraktım yaktım sigarayı, açtım bi şarkı dinliyorum. birden esinti oldu kapı sürgüden kayıp kapandı bende bir telaş başladı. ittiriyorum ittiriyorum yok açılmıyor, bana mısın demiyor. zaten açılması imkansızdı yerine oturmuştu kapı, itmekle belli ki açılmayacaktı. kapıya vurmaya başladım belki biri duyar diye kimsenin geldiği yok. bizimkileri arıyorum açan yok onlarda uyumuşlar, Yurdu arıyorum onu da açan yok. yurt wp grubuna yazmıştım yarım saate yakın orada kaldıktan sonra biri döndü dedim böyle böyle bir şey oldu gelebilir misin sağ olsun geldi de açtı kapıyı kurtulduk ama odada da olanlar olmuş yangın dedektörü çalışmış odaya su fışkırtmış yerler ıslak. (azıcık dumanı nasıl algıladı hala aklım almıyor) o kadar mahcup oldum ki anlatamam en utanç duyduğum an olabilir. daha sen misin yurtta böyle bir işe girişen dersimi aldım.

yazarların burçlara bakış açısı

bellaluna
burçlara inanıyorum. bence gerçekten doğum tarihi karakterimizin yanında bize özellikler ekliyor. hatta yeni tanıştığımız birinin burcunu öğrenmek onun hakkında genel bir bilgiye sahip olabilmeyi sağlıyor bence. ama bu ön yargı değil yanlış anlaşılmasın, insanları burçlara göre yargılamak doğru değil tabii ki.
bunun yanında herkes bir kere de olsa burcunun özelliklerine bakıp ''aaa, gerçekten böyleyim'' demiştir bence. en azından bende bu çok oluyor. illa olmak zorunda değil tabii, sonuçta her şey burç değil (tüm insanları 12 farklı karaktere bölmek mümkün değil) ve burcuna uygun olmadığını düşünen kişilerle de karşılaştım.
yine de yaptığımız şeylerde, kararlarımızda, davranışlarımızda farkında olsak da olmasak da etkisinin olduğunu düşünüyorum.
astrolojiyle alakalı saçma bulduğum tek şey günlük, haftalık, aylık vs. burç yorumları olayı. onlar boş, onlara bakmayın bile :D
edit: astroloji fal değildir :D

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol