dedemin dün verdiği öğütten bir parçayı sizlerle paylaşıyorum: "öyle hemen evleneceğim filan demeyin. okulunuz bitsin, 3-4 sene de çalışıp düzeninizi kurun, sonra evlenmek isterseniz evlenirsiniz." dedeme katılıyorum, bu güzel öğütten dolayı da teşekkür ediyorum kendisine :)) bence evlenmek yakın arkadaşınızla öğrenci evinde kalmak gibi bir şey değildir, çok daha büyük sorumluluklar gerektirir. öğrenci evinde bireysel takılabilirsiniz, bir şeyler yolunda gitmezse evden ayrılıp gidebilirsiniz mesela, ama evlilik öyle değil. öğrencilik zaten yorucu bir şey, bunun yanında bir evi çekip çevirme sorumluluğunu almak istemem ben kendimce. mesela eve geldiğimde yemek hazır, ev temiz oluyor. şimdi düşünsenize yorgun argın okuldan geliyorsunuz, evde yapacak bir sürü iş var. yani bilemiyorum, tarafların ikisinin de çok sorumluluk sahibi kişiler olduğunu, işlerin güzelce bölüşülüp yapıldığını varsaysak bile zor bir şey yani(aksini düşünmek dahi istemiyorum, yani yükün taraflardan birinin üstüne bindiği versiyonu). ayrıca iki taraf da öğrenciyse mesela bu evin geçimini kim sağlayacak? evlenip bir aile kurduğumda anne babamın parasıyla yaşamaya devam etmek istemem açıkçası, böyle bir beklentiye girmek beni rahatsız eder yani. diğer bir konu da ne acelem var konusu? neden okulumu bitirip, işe başlayıp, birkaç sene kendi paramı kazanıp biriktirip kendime istediğim şekilde bir ev kurup evlenmek yerine öğrenciyken evleneyim? ayrıca okurkenki yaşlarımız da bana küçük geliyor açıkçası evlilik için. kısacası bırakın okurken evlenmeye, okulu bitirir bitirmez evlenmeye dahi sıcak bakmıyorum ben şu an için. bu çok büyük bir karar o yüzden bir anlık hevesle böyle bir karar verilmemeli, her yönüyle iyice düşünülmeli. ayrıca yıllardır ailemle yaşıyorum, hiç tek başıma yaşamadan evlenip başkasıyla yaşayamam ben :)) işe başladıktan sonra birkaç sene tek yaşamam lazım :))
birincisi, hatice sultan ve pargalı ibrahim tarafından bir keman vasıtasıyla gerçekleştirilmiştir.
Tatlı bir yalan söylersen on kişi seni alkışlar. Acı bir gerçek söylersen sekiz kişi sana saldırır. Ama iki kişi sorgulamaya başlar. O iki kişiye selamlar olsun :)
Söz var ya bir tane: "tıpçıya ilham, ders çalışırken gelir."
Ben de Dalmışım bi şeyler okurken:
İnsanın kendi hayatının başrolünde olma durumu var-dı ya, artık yok benim için.
Evrenin umrunda değil insan. O takılıyor kendi halinde, insan sadece ayak uyduruyor.
Evren, insan olmasa da var olmaya devam edecek: Sen olmasan da o elma yere düşecek, ben olmasam da o güneş doğacak.
Lakin insan; zamana esir, çaresiz. . . Parmaklığın ardında, kaçamayacağını anladıkça da yeni yalanlar üretiyor kendine.
Tek gerçek var o da evrenin dokusu: zaman.
Peeh başrolmüş, gülünç. . .
Ben de Dalmışım bi şeyler okurken:
İnsanın kendi hayatının başrolünde olma durumu var-dı ya, artık yok benim için.
Evrenin umrunda değil insan. O takılıyor kendi halinde, insan sadece ayak uyduruyor.
Evren, insan olmasa da var olmaya devam edecek: Sen olmasan da o elma yere düşecek, ben olmasam da o güneş doğacak.
Lakin insan; zamana esir, çaresiz. . . Parmaklığın ardında, kaçamayacağını anladıkça da yeni yalanlar üretiyor kendine.
Tek gerçek var o da evrenin dokusu: zaman.
Peeh başrolmüş, gülünç. . .
Siyasetin beni ilgilendiren tek kısmıdır. parayı harcamayı seviyorum.
yaptığın her hata sana tecrübe oluyor artık pişmanlıklarını düşünüp kahrolmayı bırak( terapiye gitmişimdir)
aramızdan ayrılışının üstünden tam 1 yıl geçti bugün. başlığını keşke doğum gününde açabilseydik, bu yıl şu şu yaşına girdi diye. olmadı.
büyük bir neslin basketbolcusu oldu Kobe. sınıfta çöp atarken, bahçede top oynarken... seven sevmeyen herkes anardı adını. ben basketbolu onun sayesinde sevmiştim. küçükken çok izlemesem, ilgilenmesem de bilirdim ismini; izlemiştim o sarı bol şortu ile basketbol oynarken. aklımda öyle kalmış yani.
bir kez daha analım bu büyük basketbolcuyu, bu sözlükte de bir başlığı bulunsun; ölüm yıldönümünde açılmış bir başlık ama olsun..
büyük bir neslin basketbolcusu oldu Kobe. sınıfta çöp atarken, bahçede top oynarken... seven sevmeyen herkes anardı adını. ben basketbolu onun sayesinde sevmiştim. küçükken çok izlemesem, ilgilenmesem de bilirdim ismini; izlemiştim o sarı bol şortu ile basketbol oynarken. aklımda öyle kalmış yani.
bir kez daha analım bu büyük basketbolcuyu, bu sözlükte de bir başlığı bulunsun; ölüm yıldönümünde açılmış bir başlık ama olsun..
sokak ropörtajlarında olanlar değil de akraba olarak dayı dediklerimizin pek çoğu ailenin en az bir üyesini kendiyle birlikte iflasa sürükler. Gerçek dayılık budur.
Bu zamana kadar 10 defa ağladıysam 11 i sinirdendi. Sinirlenince karşımdakine söylemek istediklerim daha ağzımdan çıkamadan gözlerimden yaş olarak dökülüyor. Yani sulugöz birine dönüşüyorum. Ha normalde sulugöz biri değil miyim? Evet öyleyim. Neyse oraları karıştırmaya gerek yok :d
Keşke öyle olsa. İnsan yaşlandıkça daha çok söyleniyor her şeye. 21 yaşında bir birey olarak sizi bilgilendireyim dedim.
Esas kızın tek başına hiçbir işi başaramıyor olması. Onu dünyanın kötülüklerinden koruyacak kaslı ve zengin bir erkek daima ihtiyacı olan şeydir.
Yeterince anlayamamaktan kaynaklanır. Anlayan insan gülmez, en fazla güldürür.
Kendi tercihlerinin faturasını kopya çekenlere kesen öğrencilerdir..
Senin tercihin kardeş ne yapalım sen de çekeydin.
Senin tercihin kardeş ne yapalım sen de çekeydin.
Hiç mi anlamadın oğlum ? insan bilir ne yaşadığını.
Muhabbet kuşumun ismidir. Şu günlerde twittera girmediğim için içimi izninizle buraya dökmek istiyorum. ilk aldığımız zamanlarda hastalanmıştı. Ölecek diye çok korkmuştum. Bir sonraki sabah veterinere götürmeyi konuşurken mutfağa kaçıp instagramda bir sayfadan bulduğum şifa dualarını suya okuyup çay kaşığıyla içirmiştim. Sonra iyileşti:)) bugün yine hasta, ne olmuş olabileceğini düşünmek beni çok yorduğunda yine gidip suya dua okudum. (O sayfa kapanmış sanırım, başka bildiğim dualardan okudum:")) içine zemzemden de bir damlacık kattım içirdim. inşallah hiçbir şeyi kalmaz.
uzun zamandır ertelediğim gütfsözlük'e kayıt işlemini gerçekleştirmiş bulunuyorum. merhaba sözlük :)
herkese iyi bayramlarr, ben kurbanı hiç sevemiyorum ya:(
varlığı dert yok oluş süreci yara
mğslğm gğrses
Beni gördüğü hâlde almadan geçendir.
İlkinde beni almadan gözümün önünde gaza basıp gidince kendisini arayıp durumu söylemiştim, gelemem artık geçtim demişti. İkincide cinlerim tepeme çıktı, zaten lise sondum gerilmeye yer arıyordum ve gidip servis şirketine şikayet etmiştim. Şikayet edince de aramızda çözerdik demişti, çözümü okula yürüyerek gitmem olabilir. Neyse ki şikayet işe yaradı ve beni bir daha almadan geçmedi.
İlkinde beni almadan gözümün önünde gaza basıp gidince kendisini arayıp durumu söylemiştim, gelemem artık geçtim demişti. İkincide cinlerim tepeme çıktı, zaten lise sondum gerilmeye yer arıyordum ve gidip servis şirketine şikayet etmiştim. Şikayet edince de aramızda çözerdik demişti, çözümü okula yürüyerek gitmem olabilir. Neyse ki şikayet işe yaradı ve beni bir daha almadan geçmedi.
Ben kendim yiyom, o yüzden hiç atmadım :')
Çilli bir meyve. Olsa da yesek.
kuaföre saçımı kısa kesmişsin diye saldırmak. (4 yaş)
kuaförde nasıl bir travma yarattıysam bu olaydan sonraki yedi sene saçımı korka korka kesmişti. sonra kuaförümü değiştirdim.
kuaförde nasıl bir travma yarattıysam bu olaydan sonraki yedi sene saçımı korka korka kesmişti. sonra kuaförümü değiştirdim.
Düşünmemeye çalışmak mümkün değil ama ne düşündüğümüzü kontrol etmeye çalışmak daha olası bence. Kendimi düşüncelerde kaybetmemek için ne düşüneceğimi kendim seçmeye çalışıyorum bu sıralar.
Keşke bi an önce bu eşiğe gelebilsem 🥲
Ortaokulda, herkesin kağıda “senden hoşlanıyorum, benimle çıkar mısın” yazıp kalplerle süslediği ve bu kağıtla ilan-ı aşk ettiği dönemlerde sınıftan bir erkek arkadaşım aynen böyle bir kağıdı elime tutuşturup hiçbir şey söylememişti, ben de donup kalmıştım. Kafamı hayır anlamında belli belirsiz iki yana sallamıştım, bunun üzerine bana “irem'e vereceğim, sence nasıl olmuş?” Demişti ve o an yer yarılsa da içine girsem demiştim, tabii içimden. Dışımdan söylediğim şey “çok güzel, bence ver.” Olmuştu.
Not: Kağıdın bana gelmediğine çok eminim çünkü sonra birkaç kıza daha gösterdi.
Not: Kağıdın bana gelmediğine çok eminim çünkü sonra birkaç kıza daha gösterdi.
12 yıllık arkadaşlarım bana haber vermeden tatile gidip bir de yanlışlıkla story'lerinde paylaşınca başıma gelendir
benim gibi çok üşüyen, özellikle elleri ve ayakları çok zor ısınan insanlar için normal bir olaydır. bazen çok sıcak olur ve çoraplar sizi rahatsız etmeye başlar. işte o zamanlarda yapmanız gereken, ayaklarınızı birbirine sürterek çoraplarınızı çıkarmak ve uyumaya devam etmektir :))
çok üzülürüm ama bilirim ki hayırlısı bu değilmiş, olmaması gerekiyormuş. gerçekten çok kırıcı bir şey, bazen beni hayal kurmaktan bile alıkoyuyor.
İlk gördüğümde "bu ne lan, bunlar ne alaka?" Dediğim ama sonradan çok sevdiğim tavuk+ kısır+ soğan halkası kombinasyonu. Bir de tabii ki trileçe.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?