tıp fakültelerinde eğitim mi alıyoruz ezber mi yapıyoruz

inthebleakmidwinter
⚠️Bu entry kesinlikle spesifik bir kurumu hedef almayıp genelleme içerir.

İkisini de yapmıyoruz. Tıp fakültelerinde yalnızca oyalanıyoruz. Uzman olacaksanız bilgi birikiminizin ve tecrübenizin tamamına yakınını asistanlık sürecinde öğreneceksiniz. Ne doğru düzgün pratik eğitim var, ne adı konmuş olsa bile eleştirel düşünce var, ne kanıta dayalı çalışmak var... hiçbiri yok. Gerçekten yok. Sadece kendi çabanız var. Öğrencinin çıkardığı not var, öğrencinin para ödediği dershanelerin kaynakları var, öğrencinin çalışması var. Ama okul yok, fakülte yok; yalnızca tabelası var. Bol bol memur kafası var, çıkar var, rant var ama bilim yok. Kendini paralayanlar var, bir şey yapmak için çırpınanlar var; buna mukabil bir de engelleyenler var, işlerine gelmeyenler var. Bilgi var, ama bilgiyi paylaşmaktan korkan, bunu yapınca kaybedeceğini düşünen ve bildiğini kendine saklayan var. Saygı yok ama tonla saygı ve hürmet bekleyen var.

Tıp fakülteleri tarihinin en büyük yozlaşmasını yaşıyor. Bunun kaçınılmaz bedelini ödeyecekler: Doğal seçilimle silineceğiz. Pek çok fakülte silinip gidecek. Bu okullar bizim sağlık egemenliğimiz. Ama yakında dışarı bağımlı olmaktan başka çaremiz kalmayacak.

Girelim bakalım sınavlara, belki dünyayı kurtarırız. (!)

Çıkmış bakın çıkmış, geçersiniz.
1

oda arkadaşı

gluteusmaximus
Tıp diş vs. ekstra çaba gerektirmeyen bölümlerdelerse ki büyük olasılık öyle oluyolar. Sürekli yatışta olmaları sizin sinirinize dokunacaktır sizi ziyadesiyle üzebilir kafanızda soru işaretlerine sebep olabilirler yer yer çileden bile çıkabilirsiniz 😌
2

yazarların şu anda düşündükleri şeyler

ileleualatyr
Notu yazmam lazım, sonuna hangi şarkıyı eklesem acaba? Neyse, şu aldıklarımı yerleştireyim düşünürüm sonra. Ne kadar salak insanlar var ya, susadım sanırım. Canına mı? Haha çok komik. Ben sana sürekli espri yapma demiyor muyum? Asıl ben sana diyorum! Hayır!!! Aman, neyse. Aslında fikir fena değil, bir adam var intihar etmek için salıyı bekliyor. Bunu blog'a yazacağım, ona da okuturum belki.

tartışmaktan çekinmek

clarice starling
tartışmalar bir sonuca bağlanmıyorsa ve sürekli dönüp dolaşıp aynı konularla ilgili tartışmalar çıkıyorsa, tartışmanın bitiminde elde kalan tek şey incinmiş insanlar oluyorsa böyle tartışmalara girmekten kaçınmak gerekir. aynı şeyleri tartışıp durmak insanı çok yoruyor ve anca tarafların birbirine beslediği hislerin kötüleşmesine sebep oluyor. bu yüzden artık kendimi ifade etsem de anlaşılmayacağımı bildiğim, sonunda kalbimin kırılacağından emin olduğum tartışmalardan mümkün olduğunca kaçınıyorum, haklı olduğum bir konuda kendimi savunmayı dahi istemeyerek böyle tartışmalara girmekten çekiniyorum. özellikle aile içinde bir şey olduğunda konuyla ilgili söyleyecek bir şeylerim olmasına rağmen "tamam siz haklısınız, ben bir şey demeyeceğim, tartışmak istemiyorum" vb cümleler kuruyorum ve ortamdan uzaklaşarak tartışmadan kaçıyorum.

yıldız

mdblue
Yıldızlar gibi parlayacağı yaşta, yalnızca benden 2 yaş küçükken, sol akciğerine ihanet etmiş kocaman bir adenoca kitlesiyle yaşama tutunmayı seçen ufacık bedenli hastam.
Ailesinin patoloji sonucunu göstermesi sonucu ilk kez hastasının karşısında ne diyeceğini bilemeyen kişi konumuna düştüm. Öncesinde de annesi gözleri dolu dolu hocam sizce ne çıkar diyişleri hala kulağımda. Allah şifa kapılarını aralayan doktorlardan eylesin.
Bu meslek iyi bi meslek arkadaşlar. Ne mutlu layık olana.
3

sevdiğiniz birinin yüzünü unutmak

inthebleakmidwinter
İnsan her gün gördüğü halde bile unutabiliyor bazı yüzleri. Yüzünün ne surette olduğunu değil, bizatihi “çehresini” unutur insan göz göre göre.

Sevgi eğer bir anlam yükleme biçimi ise, yüklediğiniz anlamı yitirdikçe unutursunuz bazı yüzleri, bazı sesleri. Uzaktan uzağa gelir kulağınıza; bazı bazı kesilir büsbütün.

Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür. Elbet unutulacak her şey bir gün. Unutmak değil de unuttuğunuzun farkına varmak yaralar sizi.

Unutan, iyileşir.

d2 gis komitesi tavsiyeleri

clarice starling
öncelikle şunu söylemeliyim ki bu komiteye ulaştıysanız bu senenin en zor iki komitesini geride bıraktınız demektir. son 3 komite, ilk 2 komiteye göre daha kolay bence.
biyokimyaya nasıl çalıştığımı (bkz: biyokimya çalışma tavsiyeleri) başlığında anlatmıştım.
anatomiye de yazarak çalışıyordum. hasan ozan'ın anatomi kitabından çalışıyordum aynı zamanda ders notlarına da bakıyordum. tam olarak hatırlamıyorum ama notta karışık gelen yerleri kitaptan çalışıyordum sanırım. kitaptan çalıştığınız konuya nottan da bir göz atmanız önemli çünkü bazen hocaların üzerinde durduğu spesifik yerler olabiliyor. anatomi çalışırken atlassız olmaz tabi ki. o nedenle çalıştığım konuyla ilgili sayfa atlasta da açık olarak duruyordu masanın üstünde. sık sık bakıyordum oradan da.
fizyolojiyi okuyarak çalışmıştım. çoook önemli birkaç şeyi not almışımdır ama biyokimya ve anatomiye çalıştığım şekilde yazarak çalıştım diyemem.
histolojide notu okuyup önemli bazı şeyleri sonradan tekrar ederken kolaylık olsun diye not alarak çalışabilirsiniz. teorik kolayca halledilebilir diye düşünüyorum. pratiklere önem verin çünkü yanlış hatırlamıyorsam biraz fazla preparat vardı. mesela bezleri birbirine karıştırmıştım ben. preparatların resimleri vardı, sınav öncesinde hepsine güzelce bakın tekrardan.
üzerinden çok uzun zaman geçtiği için bu komitede başka hangi dersler vardı hatırlayamadım. ama geriye kalan küçük dersler halledilir zaten bir şekilde. bu komite sınavına girecek herkese şimdiden başarılar diliyorum.

uno

daenerys targaryen
elinizde bir kart kaldığında salisesinde uno demezseniz masanın tam karşısındaki cani, uno demediniz diye size iki kart kitlemeye çalışabilir. aman dikkat edelim böylelerine prim vermeyelim sözlük halkı :)

lokum atölyesi

doctore
AVM LERE GİTME MOTİVASYONUM. HER SEFERİNDE KAHVE VE LOKUM İKRAM EDİYORLAR.
AYRICA İRMİK HELVALARINA BAYILIYORUM. LOKUMLARI ÇOK LEZİZ. ANCAK ACELE EDİP KAHEYİ HEMEN İÇMEYİN. ÇOK KEZ DİLİMİ YAKMIŞLIĞIM VAR :)
HERKESİN MUHAKKAK BİR KERE GİTMESİ GEREKEN YER.

yaptığımız garip davranışlar

gri
hepimiz birilerinin hayatındaki şeytanız

kırdığınız üzdüğünüz ve sizinle bir daha konuşmak istemeyen insanları hatırlayın. sonra bir de yakın arkadaşlarınıza bakın. kötü biri olsaydınız yalnız olurdunuz herhalde?* o zaman niye bir taraf sizi çok seviyor da öbür taraf konuşmak bile istemiyor? çünkü siz birileri için toz pembeyken birileri için siyahtınız ve bunu muhtemelen istemeden yaptınız

*(yalnızlık ve kötülük her zaman ilişik değildir ama kötülük büyük çoğunlukla yalnızlığı getirir.)

anasayfanızı kaplamamak için geri kalanını spoiler içine alacağım. bu konuyla ilgili birkaç fikrim var..

insan karakteri bir renk spektrumu gibidir ve nadiren "hue"muz değişir. yani örneğin bir insanın karakter spektrumu mavide olsun, o insanın turuncu olması çok zordur (hue'su değişmeli), ama lacivertle bebek mavisi arasında sürekli geçiş yapar.

kime ne renk olacağımıza genelde biz karar vermeyiz, oluverir. kendi hayatınızı düşünün: çok sevdiğiniz bir arkadaşınızdan (adı lilit olsun) bazıları ne kadar nefret eder. çünkü ikinizin lilit'le ilgili deneyimi aynı değildir. lilit size denizler kadar mavi iken arkadaşınıza gece kadar koyu olmuş olabilir. sorsak ikiniz de lilit için mavi dersiniz ama lilit ikinize spektrumun farklı yerlerinden yaklaşmıştır. ve spektrumun gece mavisi o kadar kötücüldür ki lilit onların hayatındaki şeytan haline gelir.

çok soyut kalmış olabilir. yeniden kendi hayatınıza bakın: neler yaptığına şaşırdığınız arkadaşlarınız olmadı mı hiç? "bu adam bunu nasıl yapmış?" demediniz mi, veya size demediler mi "nasıl yaptın bunu?" diye? evet, samimi olmadığımız insanlara karşı genelde spektrumun ortalarında takılırız, örneğin genel olarak kırmızısınızdır ama insanlarla samimiyetiniz arttıkça spektrumun bir tarafına kayarsınız: bordoya veya turuncuya doğru.

istemeden kırdığım insanları düşünüyorum bazen. acaba bir şans daha verilse onları yeniden aynı şekilde kırar mıydım? muhtemelen evet. onları sevsem bile mi? muhtemelen yine de evet. sebebi ne bilmiyorum. ahmet arifin dediği gibi:
Bu, ne ayıp ne de yasak,
Öylece bir gerçek, kendi halinde

erteleme hastalığı

muamma
Bu hastalığın sebebi tevehhümü ebediyettir. (her şeyin sabit ve ebedi görünmesi) her an gelebilecek olan o ertelenemez şey gelmeden bu hastalıktan kurtulun. Hayatınızın ucuz ve değersiz olmadığını hatırlayın.

Bugünüyle yarına aynı olan ziyandadır-Hadis
Bugünün işini yarına bırakma-Atasözü
4

iz bırakan kitap cümleleri

muamma
Tabiatın insanlara en adilce dağıttığı nimet akıldır derler, çünkü hiç kimse akıl payından şikayetçi değildir. Nasıl olsun? Aklını beğenmemesi için aklından ötesini görebilmesi lazım. Ben düşüncelerimin doğru olduğunu sanıyorum: Ama öyle sanmayan kim var? - montaigne

Ayrı ayrı bakınca değer vermediğimiz kimselere biraraya geldikleri zaman değer vermekten daha büyük budalalık olur mu? - cicero

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol