Stres dogurur ve saçlarıma veda ederim.
Bı afralar tafralar sanki babasinin hayrına götürüyor beni .bir de kısa mesafe gidecekseniz geçmiş olsun sanki adama kufretmissiniz gibi muamele görürsünüz .kinayeli kinayeli konuşmalar da cabası.hocam sen taksimetreyi açtığın an kâra geciyosun zaten nedir bu tripler.bazen YouTubeda falan goruyorum uber yapan insanlari vallahi nimet ya.devlet nezdinde bı yaptırım olsa şunlara süt dökmüş kedi olacaklar da.neyse..
21 senedir ikamet ettiğim gezegen.
Kiralar yüksek, insanlar nezaketten yoksun, özel alana saygı yok, ev sahipleri sözleşme imzalatmıyor bile. Ne zaman öleceğimiz belli değil. Böyle iş mi olur ya? Şunları hukuka uygun bir şekilde yapsanıza!
Kiralar yüksek, insanlar nezaketten yoksun, özel alana saygı yok, ev sahipleri sözleşme imzalatmıyor bile. Ne zaman öleceğimiz belli değil. Böyle iş mi olur ya? Şunları hukuka uygun bir şekilde yapsanıza!
16 yaş
bıçaklama
kurşunlama
balkondan atma
Satırla doğrama
arabayla üzerinden geçme
Ölü insana molotof atıp bedenine eziyet etme
Adli sicil kaydı değildir yanlış olmasın.
Kurban eti dağıtan 16 yaşındaki lise öğrencisi Yasin börüyü, komşu olduğum şehirdeki vahşilerin nasıl şehit ettiklerinin sıralamasıdır. Kıstas deyince yasin gelir aklıma. Yasinin ölüm emrini veren şerefsize meydanlarda selam söyleyen ne taraftaysa ben diğer taraftayım.
bıçaklama
kurşunlama
balkondan atma
Satırla doğrama
arabayla üzerinden geçme
Ölü insana molotof atıp bedenine eziyet etme
Adli sicil kaydı değildir yanlış olmasın.
Kurban eti dağıtan 16 yaşındaki lise öğrencisi Yasin börüyü, komşu olduğum şehirdeki vahşilerin nasıl şehit ettiklerinin sıralamasıdır. Kıstas deyince yasin gelir aklıma. Yasinin ölüm emrini veren şerefsize meydanlarda selam söyleyen ne taraftaysa ben diğer taraftayım.
Canımız hocamızın doğum günüymüş. Etrafımdaki insanları obeziteye sürükleyerek hastasını arttırma planlarım var ama bakalım.
Sosyolojide mesleklerin kadınlaşması diye bir kavram var.bu kavram der ki:'bir meslek kadınlaştıkça aldıkları ücret azalır.'
Bizim hocalarımızin ve onların hocalarının zamanında tıp doktorlarının kahir ekseriyeti erkekmiş.
Şu anda yarı yarıya gibi bir oran var.
Emeklerimizin karşılığında hayatımızı idame ettirebilmek için kazandığımız rakamın bu kadar dramatik şekilde düşüşünün tek sebebi 'sağlık politikaları' değil diye düşünüyorum.
Tıbbın kadınlaşmasının da bunda payı var.
Bizim hocalarımızin ve onların hocalarının zamanında tıp doktorlarının kahir ekseriyeti erkekmiş.
Şu anda yarı yarıya gibi bir oran var.
Emeklerimizin karşılığında hayatımızı idame ettirebilmek için kazandığımız rakamın bu kadar dramatik şekilde düşüşünün tek sebebi 'sağlık politikaları' değil diye düşünüyorum.
Tıbbın kadınlaşmasının da bunda payı var.
gütfblogda okuduğum bir şiirin ismi
şiiri de şöylece bırakayım
(bkz: https://blog.gutfsozluk.com/korkuyorum/)
korkuyorum, kendimden.
şiiri de şöylece bırakayım
(bkz: https://blog.gutfsozluk.com/korkuyorum/)
korkuyorum, kendimden.
Beni tanıyanlar bunu beğenebilir mi? Bir şey denemek istiyorum
tıp fakültesine gelmeden tıp hayali olan kesim için en büyük merak konularından biridir, tıp tercihlerinde fakültede kaç kadavra var gibi sorular sorulur, fakat gerçekte kadavra görmek öyle hafızanızda büyük etkisi olacak bir mesele değildir. ki gazide bizim zamanımızda 1 tane vardı. ilk gördüğüm gün büyük bir merakla yaklaşıp bakmıştım ölen insan için üzülüyorsun falan ama görmek öyle korkunç bir olay değil, canlı ama hasta insanlarla ilgilenmek sorumluluğundan ötürü daha korkutucu kanaatimce. formaldehit kokusuna gelirsek katlanılabilir bir şey
bkz.//burada ölüler dirileri eğitir
(bkz: [/bkz]kadavra[bkz])
bkz.//burada ölüler dirileri eğitir
(bkz: [/bkz]kadavra[bkz])
Anlam veremiyorum efendim. Çağın hastalığı dedikleri bu olsa gerek. Sevgiliden, aileden, eşten dostan gelene eyvallah da sen neymişsin be arkadaş.. iki aydır ne ilgi gösteririm ne bi şey. Bıraktığım yerde durur bu, boyutların dördüncüsü, sanki ceza paspasına koymuşum da orada unutmuşum gibi öyle bekler.
Ne zaman ki bir farklılık olur, sıradanlığı yırtar atarım o vakit eli kolu rahat durmaz. Günlerdir biriktirdiği enerjisi yayılıverir her zerresine; uçsan da koşsan da tutamazsın. Bağırıversen de arkasından.. lütfen yavaşla.. duyuramazsın.
Ne zaman ki bir farklılık olur, sıradanlığı yırtar atarım o vakit eli kolu rahat durmaz. Günlerdir biriktirdiği enerjisi yayılıverir her zerresine; uçsan da koşsan da tutamazsın. Bağırıversen de arkasından.. lütfen yavaşla.. duyuramazsın.
İnan hiç bilmiyorum 2022cim sen bana neler getirceksin bwn senden neler istiyorum. 3 tane dileğim var onlar gerçekleşse 2022 benim icin unutulmaz bir yıl olur. Umarim...
günümüzde çocuklara giderek daha az sayıda göbek adı konulmasıyla bebek ölüm hızının azalması arasında doğrudan bir ilişki mevcut. bebek ölüm hızında oecd üyesi ülkeler arasında en kötü orana sahip ülkeler sıralamasında kolombiya ve meksika'dan sonra ne yazık ki türkiye, binde 10 ile üçüncü sırada. binde 10 kesinlikle kötü bir oran olmakla birlikte önceki nesillerdeki binde 100'lük oranı düşününce insan bir ürpermeden edemiyor. dolayısıyla eskiden yenidoğan ölüm hızının oldukça yüksek olduğunu ve bu ölümlerinin %60'ının ilk bir ay içinde gerçekleştiğini düşünürsek eskilerin, daha göbeği kesilir kesilmez bebeğe geçici bir isim koyma isteklerinin makûl bir gerekçeye dayandığını anlamak mümkün: bebeğin hayatta kalmama ihtimali oldukça yüksek ve bu ihtimal ilk ayda gerçekleşebilir. işte bu yüzden bebeğe asıl adı verilinceye kadar hemen geçici bir göbek adı konuyor ki buna "ilk gün adı" da denmekte. asıl isim ise belli bir süre sonra verilmekte. temel sağlık hizmetlerine erişim görece yaygınlaşıp kalitesi arttıkça ve bunun sonucunda da bebeğin hayatta kalma ihtimali yükseldikçe ebeveynler, artık bebeklerine göbek adı ya da geçici adlardansa doğrudan esas adı koymayı tercih ediyorlar. ~prematüre olduğu için göbek adına sahip birisi
Resimler bile yetmiyor bazen. Mimiklerini özlüyorsun. Mimiklerini, sana bakışını unutuyorsun. Özlemek için bu bile yeter. Düşünüyorum bazen acaba bana nasıl bakıyordu? Benimle konuşurken nasıldı, nasıl gülüyordu? Kızdığında kaşları çok çatılır mıydı? Resmi olsa ne yazar...
Yarım kalan hikaye yok öyle bir hikaye o hikayenin sonu o an gelmiştir, dramatize etmeye hiç gerek yok
Biraz olaysal yaklasirsak eğer pazar kahvaltısına kalkmazsam bilirim ki güzel çeşitlerden bana az bırakılacak veya soğuyacak. Aynı şey akşam çaylarına katilmazsam belki uyumussam muhakkak o zaman tatlı bir deyler yenir ve ben kaçırırım gibime gelir.
hani şu bilgisayardan anlayan bir tip vardır ya heh o benim işte :)
ben değilimdir. çok sevdiğim bir kısmını da paylaşmak isterim.
“başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım: mürekkeple yazmışlar oysa. ben, kurşun kalem silgisiydim. azaldığımla kaldım.”
“başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım: mürekkeple yazmışlar oysa. ben, kurşun kalem silgisiydim. azaldığımla kaldım.”
Bugün sevgiye olan inancımı yitirdiğim gündür. Bugün 20 Nisan Perşembe 2023. Ben lavinia bir kere daha hayatın acımasız, insanların ise nankör olduğunu talihsiz bir şekilde yaşamış oldum. Bugün mutlu olmak için çok çabaladım. Bugünümü mutlu kılmak için bugünümün palyaçosuydum. Bugün gözlerim daha önce hic görmediğim kadar kızardı. Bugün iki kere bayılıyordum. Bugün mutlu olmak ve mutlu etmek için çabaladım. Su an göz yaşlarım ve bitkin vücudumla çareyi yazmakta buldum. Teşekkürler hayat, teşekkürler insanlar, teşekkürler tüm sevdiklerim, teşekkürler tanrı. Mutlu olmak, anlaşılmak, yardım görmek bu kadar zor, bu kadar pahalı olmamalı. Yalnızlığım her defasında gün yüzüne çıkıyor. Yalnızım, yalnızım ve lanet olsun ki yalnızım. Anlaşılmak, değer görmek, sevilmek istiyorum. Sefkat görmek istiyorum aslında. Sadece sefkat. Bu kadar zor olmamalı. Bu kadar zor olmamali. Bu kadar zor olmamalı...
yüksek bir yerdeysem bir anda aşağı atlarım ya da elimdekini atarım diye korkuyorum. kuşumu kafesiyle dışarı çıkardığımda bir anda kapısını açarım diye de korkuyorum. neden böyle bir şey yapayım ki ama işte "ya sorgulamadan yapıverirsem" 🤦♀️
Aile evimin ilimle ilgili bir ihtiyaçları olmadığından mıdır bilmem çok fazla revaçta değildir bizim evde kitap veya ders gibi şeyler. Böyle bir ortamda ders çalışmak da zor oluyor tabi. Kitap ders gibi şeyler hep iyi denen o gözle bakılıp takdir edilen şeyler. Ama her ne hikmetse TV internet gibi şeyler ise kötülenmesine rağmen bir o kadar revaçta olup bolca vakit israfı yapılan şeylerdir
Yazsanıza ya :(
Az imkanınız varsa Turkcell'li olun. zaten dünyaya bir kere geliyoruz. bu kadar çile sıkıntıya hiç gerek yok yeterince mevcut zaten
Lise: sınıftakilerin çözemeyip getirdiği soruları çözmeye çalışan.
Üniversite: sınavda şıklardan öğrendiği bilgiyle başka soruyu çözmeye çalışan. (bkz: çaresiz hissedilen anlar)
Üniversite: sınavda şıklardan öğrendiği bilgiyle başka soruyu çözmeye çalışan. (bkz: çaresiz hissedilen anlar)
yaz ayında bilhassa şu günlerde epeyce yaşadığım bir durum...
Yine de inanmam, sonsuz aşka,
Gelir geçer sevda dedikleri
Kısacıktır ömrü bilen bilir
Adı kiraz mevsimi
Gelir geçer sevda dedikleri
Kısacıktır ömrü bilen bilir
Adı kiraz mevsimi
ben olurum kendisi.
tanıştığım insanlar ilk izlenim olarak hep bunu söyler. çok soğuk görünüyorsun, buzdolabı gibisin, sert duruyorsun vs.
yani ben biriyle tanışınca uzun bir süre gözlem yapıyorum, bu durumda da etrafa gülücükler saçamam açıkçası samimi gelmiyor içimden de gelmiyor. sonra soğuk olmuş oluyorum. ama yakın olduktan sonra bu şekilde olmuyorum, içimdeki çocuk enerjik bir şekilde ortaya çıkıyor. belki de bunu görmeyi herkes hak etmediği için soğuk davranıyorum, bilmiyorum.
tanıştığım insanlar ilk izlenim olarak hep bunu söyler. çok soğuk görünüyorsun, buzdolabı gibisin, sert duruyorsun vs.
yani ben biriyle tanışınca uzun bir süre gözlem yapıyorum, bu durumda da etrafa gülücükler saçamam açıkçası samimi gelmiyor içimden de gelmiyor. sonra soğuk olmuş oluyorum. ama yakın olduktan sonra bu şekilde olmuyorum, içimdeki çocuk enerjik bir şekilde ortaya çıkıyor. belki de bunu görmeyi herkes hak etmediği için soğuk davranıyorum, bilmiyorum.
tartışmalar bir sonuca bağlanmıyorsa ve sürekli dönüp dolaşıp aynı konularla ilgili tartışmalar çıkıyorsa, tartışmanın bitiminde elde kalan tek şey incinmiş insanlar oluyorsa böyle tartışmalara girmekten kaçınmak gerekir. aynı şeyleri tartışıp durmak insanı çok yoruyor ve anca tarafların birbirine beslediği hislerin kötüleşmesine sebep oluyor. bu yüzden artık kendimi ifade etsem de anlaşılmayacağımı bildiğim, sonunda kalbimin kırılacağından emin olduğum tartışmalardan mümkün olduğunca kaçınıyorum, haklı olduğum bir konuda kendimi savunmayı dahi istemeyerek böyle tartışmalara girmekten çekiniyorum. özellikle aile içinde bir şey olduğunda konuyla ilgili söyleyecek bir şeylerim olmasına rağmen "tamam siz haklısınız, ben bir şey demeyeceğim, tartışmak istemiyorum" vb cümleler kuruyorum ve ortamdan uzaklaşarak tartışmadan kaçıyorum.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

