yemek yerken içtiğim içeceğin karnımı doyurduğunu fark ettiğimden beri hiçbir şey. yutması zor bir yemekse belki yarım bardak ayran
-bunu yazarken bir bardak kola olsa fena mı olurdu dediğim için kendimle çelişiyorum-
İnsanları, olduğu kişi yapanın içinde bulunduğu zaman dilimi olduğu unutanların söylediği uyduruk söz. Geçmişteki ve gelecekteki olduğun kişiyle şu anda olduğun kişi aynı değil. Her saniye değişim ensende. Keşke dediğin durum şu anki "sen"in pişmanlığı. şu anki sen'in sadece isimlerinizin benzerliğinden ne geleceğine ne de geçmişine söz söyleme yetkisi yok. Susturun onu.
neurocranium çalışırken kitaplarda ismi geçen scalp'in normalde muhtemelen bir kısaltma olmamasına rağmen neurocranium'u örten tabakaların sırasıyla baş harfleriyle de gösterilebiliyor olması...
s: skin
c: connective tissue
a: aponeurosis epicranialis
l: loose connective tissue
p: pericranium
s: skin
c: connective tissue
a: aponeurosis epicranialis
l: loose connective tissue
p: pericranium
Sevdiğin tarafından sevilmek diyebilirim.
Diğer iki türlüsü de zaman içerisinde tarafları yorduğunu düşünüyorum. Ama dengeli bir şekilde olduğunda tatlı bir anlama sahip olacağına inanıyorum. Nasip olur inşaallah :)
Diğer iki türlüsü de zaman içerisinde tarafları yorduğunu düşünüyorum. Ama dengeli bir şekilde olduğunda tatlı bir anlama sahip olacağına inanıyorum. Nasip olur inşaallah :)
Kim olduğuna emin olduğum yazarların entrylerini okuyorum. Onun dışında beğeni atıyorum. En çok beğeni atan yazar benim.
Heteroseksüel, müslüman, sünni bir erkek dışındaki herhangi bir şeyi olmak kolay değil; hatta imkansız.
Peşin not: Herhangi bir şekilde yukarıda yazdığım gruplara ya da sıfatlara herhangi bir sözüm yahut eleştirim yok, bunların yanında tüm farklılıkları da kabul edebilsek keşke.
Peşin not: Herhangi bir şekilde yukarıda yazdığım gruplara ya da sıfatlara herhangi bir sözüm yahut eleştirim yok, bunların yanında tüm farklılıkları da kabul edebilsek keşke.
“Ya ben seni hatırlayamadım” 🥲
A sayfasına bakılıyordur sonra “yeter artık bu kadar, kapatayım”düşüncesinden hareketle a sayfasının bulunduğu sekme kapatılır, hemen ardından sık kullanılanlar kısmından a sitesine tıklanır ve bu döngü a sitesi kapatılana kadar devam eder.
İntern'ün dj olarak harmanlandığı yer
Esasen bir alışveriş merkezi olmayan, sonradan avm'ye evriltilen binadır. Gidenler bilir, İçerisi daha çok çarşılara benzer. Bununla birlikte merdivenleri de bir gariptir. Bazı yürüyen merdivenler sadece aşağı iner, bazıları sadece yukarı çıkar. Buraya kadar normal ancak bu merdivenler yan yana olmayınca kafa karıştırıyor. Avm'nin artı yönü ise konumudur.
"acı çekmek özgürlükse, özgürüz ikimiz de..."
Herkesin bir gelişi bir de gidişi vardır.
Nedir? Şeklinde devam ettirilecek olursa benim en korktuğum sorulardan birini oluşturacak olan ifade.
Dokuzuncu sınıfta ödev olarak çektiğim kısa filmdeki psikiyatri uzmanının adı.
Benim galiba bu geçen düğün yaptık her türlü para koparma tekniğini denedim.
Kapı açılmıyooo
Makas kesmioo
Ayakkabı kaybolmuuuş
Gelin cikmioo
Araba hareket etmiooo
Pasta gelmiooo vs.
Kapı açılmıyooo
Makas kesmioo
Ayakkabı kaybolmuuuş
Gelin cikmioo
Araba hareket etmiooo
Pasta gelmiooo vs.
"The boxer" şarkısını, huzur bulmak için odamda başka bir iş yaparken fonda açıp dinlerim. şarkının ezgisi, haziran aylarındaki lavanta tarlalarından, ekim aylarındaki ekin tarlalarından farksızdır. Uçuş uçuş bir elbiseyle o tarlalarda koşuyormuşsunuz gibi sanki. öyle yumuşacık, öyle sıcak...
dinlemek isteyenleri şöyle alayım:
dinlemek isteyenleri şöyle alayım:
stand-uplara dair engin bir birikimim olmamakla birlikte, izlediğim ve paylaşmak istediğim birkaç şov var.
ilk olarak ricky gervais'in "humanity"isini eğer izlemediyseniz hemen burayı terk edip izlemeye gitmelisiniz. kendisi kötü şeylerin de şakası yapılır düşüncesinde, olay kötü şeylere gülmek değil kötü şeylerin olduğunu bilmek ve bunlara bilinçli maruz kalmak. "being dead is like being stupid.it is only painful for others" diyerek beni yüreğimden vurmuştur. ay çok pardon ben kimim de ricky gervais tanıtıyorum adam deli gibi komik ve ünlü.
ikinci olarak katherine ryan'ın "in trouble" ve "glitter room" şovlarından bahsetmek isterim. bekar bir anne olmanın zorluklarından bahseden pedofili ve ırkçılık gibi konulara da değinen inanılmaz komik bu kadının şovları gerçekten izlemeye değer şeyler.
üçüncü olarak da hannah gadsby'nin izledikten sonra insanlarla paylaşmak isteğimi bastıramayıp beni bu başlığı açmaya iten şovları: "nanette" ve "douglas". geçen gece bunalmış bir şekilde biraz gülmek için "nanette"i açtım. izlemeyi bitirdikten sonra üstümden tır geçmiş gibiydi ve şovun amacı kesinlikle güldürmek değil. ama hannah yaşadığı travmaları anlatırken öyle akıp gidiyor bir solukta -ki bu benim için oldukça zor zira odaklanma sürem 5 dakika- bitivermiş. 00'lerin başında homoseksüel olmaktan, erkek egemen toplumda yaşamaktan, belirli bir kesime ait olamamaktan bahseden gerçekten herkesin izlemesi ve üstüne düşünmesi gereken bir şov. öncelikli amacı güldürmek olmayan bu gösteri tabii ki sıfır şakayla bitmiyor. travmasını anlatıp on dakika boyunca sizi strese sokup, düşündüren hannah bir anda bir şaka yaparak o uzun gerginliğin de etkisiyle sizi ağız dolusu güldürüveriyor. diğer gösterisi "douglas" elbette nanette'e göre daha komik. Hatta seyircilerin beklentisini düşürmek adına esas olaya geçmeden birkaç dakika gösterinin genel hatlarını anlatıyor ve bence bu gösteriye ayrı bir tat katıyor. bu gösteriyi az önce izledim ve evdekilerin neye güldüğümü merak edecekleri kadar kahkaha attığım yerler oldu.
komedi elbette ki çok göreli. Söylediğim hiçbir şov sizi güldürmeyebilir. mesela çghb skeçleri, konuşanlar ve mesut süre ile ilişki testine de gülüyorum hatta mesut can ve ali biçime de gülüyorum ama hatırı sayılır bir kesim de bu saydığım kimselerin komik bulmuyor olabilir. bence bunu buraya kadar okuyan biri ne demek istediğimi anlamıştır. haddinden uzun bir yazı olmuş olabilir kb.
ilk olarak ricky gervais'in "humanity"isini eğer izlemediyseniz hemen burayı terk edip izlemeye gitmelisiniz. kendisi kötü şeylerin de şakası yapılır düşüncesinde, olay kötü şeylere gülmek değil kötü şeylerin olduğunu bilmek ve bunlara bilinçli maruz kalmak. "being dead is like being stupid.it is only painful for others" diyerek beni yüreğimden vurmuştur. ay çok pardon ben kimim de ricky gervais tanıtıyorum adam deli gibi komik ve ünlü.
ikinci olarak katherine ryan'ın "in trouble" ve "glitter room" şovlarından bahsetmek isterim. bekar bir anne olmanın zorluklarından bahseden pedofili ve ırkçılık gibi konulara da değinen inanılmaz komik bu kadının şovları gerçekten izlemeye değer şeyler.
üçüncü olarak da hannah gadsby'nin izledikten sonra insanlarla paylaşmak isteğimi bastıramayıp beni bu başlığı açmaya iten şovları: "nanette" ve "douglas". geçen gece bunalmış bir şekilde biraz gülmek için "nanette"i açtım. izlemeyi bitirdikten sonra üstümden tır geçmiş gibiydi ve şovun amacı kesinlikle güldürmek değil. ama hannah yaşadığı travmaları anlatırken öyle akıp gidiyor bir solukta -ki bu benim için oldukça zor zira odaklanma sürem 5 dakika- bitivermiş. 00'lerin başında homoseksüel olmaktan, erkek egemen toplumda yaşamaktan, belirli bir kesime ait olamamaktan bahseden gerçekten herkesin izlemesi ve üstüne düşünmesi gereken bir şov. öncelikli amacı güldürmek olmayan bu gösteri tabii ki sıfır şakayla bitmiyor. travmasını anlatıp on dakika boyunca sizi strese sokup, düşündüren hannah bir anda bir şaka yaparak o uzun gerginliğin de etkisiyle sizi ağız dolusu güldürüveriyor. diğer gösterisi "douglas" elbette nanette'e göre daha komik. Hatta seyircilerin beklentisini düşürmek adına esas olaya geçmeden birkaç dakika gösterinin genel hatlarını anlatıyor ve bence bu gösteriye ayrı bir tat katıyor. bu gösteriyi az önce izledim ve evdekilerin neye güldüğümü merak edecekleri kadar kahkaha attığım yerler oldu.
komedi elbette ki çok göreli. Söylediğim hiçbir şov sizi güldürmeyebilir. mesela çghb skeçleri, konuşanlar ve mesut süre ile ilişki testine de gülüyorum hatta mesut can ve ali biçime de gülüyorum ama hatırı sayılır bir kesim de bu saydığım kimselerin komik bulmuyor olabilir. bence bunu buraya kadar okuyan biri ne demek istediğimi anlamıştır. haddinden uzun bir yazı olmuş olabilir kb.
Mesaj değil ama bir arkadaşım bonnyfood göndermiş :) geçen hafta bazı işlerim vardı doğumgünüm de olsa şimdi müsait olamazsın evde olmazsın diye yaklaşık 2 hafta sonra göndermiş ama en azından beni düşünerek bunu yapmış, zaten takılmam hiç doğumgünümü kutladılar mı kutlamadılar mı diye ama bu acayip mutlu etti sözlük 1 haftadır yiyorum hala bitiremedim :p
Mecnun'a demişler "uğruna çöllere düştüğün Leyla bu muydu" diye leyla'nın çirkinliği görenler. Demem o ki sevince güzelleşir hadi eyvallah.
böyle şeyler çok yaşıyorum genel olarak rutin bir duygu benim için. aklıma gelmiyor spesifik bir örnek, genel olarak hayatımın her anı diyebiliriz
Gece saat bilmem kaçta gelen bir farkındalığı şimdi yazmak aklıma geldi.
Farkettim ki okyanusun ortasında susuz kalmış bir insanım..
Farkettim ki okyanusun ortasında susuz kalmış bir insanım..
Kişiden kişiye göre farklılık gösteren komitedir. Benim en düşük aldığım komite kardiyoloji komitesiydi. En zor olduğunu düşündüğüm de haliyle kardiyoloji komitesi.
bu geceden itibaren erken yatıp erken kalkıyorum
Hulk gerçek olabilir mi?
06 başkent 36 kreuzberg
Seçemessiniz
benim hayatım
Bir sonraki yeni yılın garantisi yok, yapmak istediğin şeyleri imkanın varsa erteleme
O
Aslında ağzım oldukça bozuk. Fakat küfür ettiğim zamanlarda kadın cinsiyetimden ötürü küfürlerin bana ters olduğu kanaatine vardım. Küfürler genel olarak erkek cinsiyetli insanlara endeksliler. Bu nedenle ağzımı bozacaksam küfür sayılmayacak ancak hoş da sayılmayacak kelimeleri daha sık tercih ederim.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?