babanın unutulmayan sözleri

clarice starling
bu aslında babama ait bir söz değil ama ilk defa ondan duyduğum için sayılabilir diye düşünüyorum. ne zaman ne için söylediğini tam olarak hatırlayamıyorum, sanırım bir olaya ya da birilerine çok sinirlenip insanları eleştiriyordum. çok yerli yerinde olacak şekilde bu cümleyi söylemişti, o yüzden beynime kazınmış.
"küçük insanlar kişileri, normal insanlar olayları, büyük insanlar fikirleri tartışırlar."
ay durun, bir tane de babamın %100 kendisine ait bir cümle söyleyeyim, bunu da unutmuyorum. saçma sapan bir şeyi kafama takmıştım, ama nasıl bir takıntı yani. önce durumu çözmek için bana yardım etti, mantıklı bir şekilde halletmeye çalıştık. ama yetkinin bizde olmadığı bir konuydu, o nedenle düzelmedi durumlar. ben deli gibi ağlayıp zırlamaya devam ettim. en son oturma odasında durup dururken ağlamaya başladım. bana şey demişti, "clarice ağlayacaksan gidip odanda ağla." çok bozulmuştum hatta küsmüştüm galiba. ama haksız da sayılmazdı, normal ve sağlıklı davranmıyordum çünkü... yine de ağlayan birine denecek şey mi bu ya?


4

lavinia

privileged of medic
Çok severim kendisini çok tatlı kibar samimi birisidir lavinia. Her konuda bir bilgisi vardır. Fikirlerine çok güvenir,konulara bakış açısına hayran kalırım. Kendisini tanıdığım için şanslıyım. Sizi seviyorum sayın Lavinia 💙💙
3

iyi ve kötü

bea
yeni bir insanı tanımaya başladığında çoğu insan, o kişi için bomboş bir tuvalle başlar. bende bir türlü öyle olmuyor. simsiyah boyanmış bir tuvalle başlıyorum ve o kişiyi tanıdıkça renkleniyor ama hiçbir zaman bütün siyahlardan kurtulamıyor. hayal kırıklığına uğramamak için yaptığım bir şey sanırım.

spor yapmak için en uygun zaman

ruhsuz
Minimum postürümüzü koruyabilecek kadar dinlenik bir sinir sistemine sahip olduğumuz herhangi müsait bir zaman.

Dinlenik değilken (özellikle uyunmadan nöbet ertesi)
Değil ağırlık kaldırmak,kendi ağırlığımızla pilates yapmak bile zulüm.
Nitekim koruyamadığımız postür sakatlık olarak döner.

Özellikle kadın meslektaşlarımız spordan çıkıp nöbete gelmek gibi hataları sıkça yapmakta ve bu 'overusing' sebebiyle gelişim yerine kas kayıplarıyla karşılaşmaktayız.

(bkz: neden herkes dermatolog oldu)

kötü ilişki vs yalnızlık

schlimazl
Benim yalnızlığım bazı insanlardan çok daha kaliteli. İster arkadaş ilişkileri olsun ister ikili ilişkiler olsun kimseye katlanmak zorunda değiliz. Zaten sırf ilişki olsun diye yola çıktıysanız, veya devam ediyorsanız, yalnız kalmamak için insanların vaktini çalıyorsanız karakterinizden şüphe ederim. Duygu dediğimiz oluşum bu kadar basite indirgenmemeli. Aslında yalnız da değilsiniz. Zaman geçirdiğiniz kişi kendiniz.

trendyol

evani
alışveriş yaptıkça trendyol cüzdana hediye ettikleri 3, 4 tl yüzünden sürekli o parayı harcamak için alışveriş yapmaya devam etme isteği getirerek kendine bağımlı eden platform.

uzun ilişki insanı

elegantmoon
Sayın yazarlar aydınlatmaya geldim melankolik sözlüğümüzü açılın
Sayın yazarlar tek çocuğum ben, hayatım boyunca hep yalnız oldum. Yaptığım her işi yalnız yaptım, kimseyi beklemedim. Sinemaya da yalnız gittim, restoranda tek başıma da çokça yemek yedim, paramı da kendim kazandım, kendi başıma da yedim. Hep böyle oldu bu. İşin güzel tarafı da arkadaşlarım yok değildi sadece fark ettim ki çocuk yaşta, baya eğlenceli hayat kendi başına bile. (Bakın bu hikaye bir prenses masalı değil, şu an yine Prag'a solo trip planlıyorum. Ben hala yalnız olmaya bayılıyorum. Çünkü unutmayalım hayat güzel ve baya kısa.) Neyse bakalım devam edelim, üniversitesiteye kadar pek düzgün ilişkim olmadı, kimseden pek öyle aman aman etkilenmedim, yine solo takıldım anlayacağınız. Üniversiteye de büyük şehirden gelen insanla küçük şehirden gelen insanlar farklı oluyor bunda hepimiz hem fikir oluruz diye düşünüyorum, gazi benim evime kuş uçumu 1.68dk olduğu için zaten evimin bahçesinde takılıyor olmanın özgüveni hakimdi. Elegantmoonunuz yine solo hayatına devam ediyor. Sonra benim beyefendi çıkageldi bir anda. Geçen 11. Ayı kutladık. Başımıza bir şey gelmezse bir bu kadar daha gider. Gün gibi hatırlıyorum şu entryi yazdığımı, ilk buluşmamızdı. Değişiyorsunuz. Kalbinizdeki sevgiyi tereddütsüz paylaşma güvenine bir kez eriştiniz mi duramıyorsunuz. Bakın o midedeki kelebekler kötüdür sayın yazarlar. Midenize spasm geçirteni değil, tropik bir rüzgar gibi bedeninize değip sizi içten içe, usulca ısıtanı bulunca diyorsunuz ki " bana ellerini ver, hayat seninle ankara kışında tropiklerde gibi hisserken güzel". İlişkinin uzun sürmesi için bir son kullanma tarihinin olmaması lazım. Bence herkes uzun ilişki insanıdır sayın yazarlar, sadece o usulca kanınıza dokunup hayatı daha parlak gösteren insan gelmemiştir daha. Benim beyefendi şunu demişti bir keresinde "senden önce de renkli sanıyordum hayatımı halbuki resmen editsiz olduğunu fark ediyorum şimdi".
Özetle fotoğrafı hali hazırda siz güzel çekiyorsanız zaten o iş yüzde 70-80 tamamdır. Güzel foto çekmek için görebilmek gerekir, güzellikleri bulmak için enerji gerekir; sizde bunlar varsa zaten fevkalade. Sonra bir beyefendi gelip bir de bu fotoğrafı editliyor, ortaya sanat eseri çıkıyor. Fotoshopun tadını bir alırsanız bırakamazsınız.

bir delinin hatıra defteri

muamma
Gogolun bir eseridir. Türkiye iş bankası Hasan Ali Yücel serisinde burun palto fayton gibi eserlerle beraber bir kitabın içindedir. Bu eserden ziyade ben özellikle paltoyu öneririm. bence harika bir öyküydü. Son olarak palto hakkında Dostoyevski'nin dediği gibi 'hepimiz onun paltosundan çıktık.'

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol