Kulaklık. Oradaki sesi sen buraya nasıl verebilirsin ya? Nasıl olabilir bu?!
Siz gidince hasılatı sayıp kepenk indiriyorum.
eğer çevrenize birazcık (şu an elimle işaret ve baş parmağım birbirine değiyor diğer üç parmak avucumda) saygınız varsa kulaklığınızın özellikle de kütüphane gibi yerlerde dışarıya ses vermemesi gerekiyor arkadaşlar.
kütüphanede fizyoloji çalışırken bangır bangır trap dinleyen mühendis çocuğu bakışlarımla küle çevirdiğim doğrudur.
kütüphanede fizyoloji çalışırken bangır bangır trap dinleyen mühendis çocuğu bakışlarımla küle çevirdiğim doğrudur.
en orijinal pizzayı da en orijinal lahmacunu da yöresinde tatmış, aynı zamanda bir doğulu olarak pizza dediğim versus
edit: imla.
edit: imla.
aranıyor sahibi ruhumun taaam yerine mi düştümm?
Modern insanın en büyük problemi moderni anlayamamış olması. Bizler ilerlemeyi çizgisel tahayyül ediyoruz oysaki gerçekte ilerleme çemberseldir. En nihayetinde geçmişe dönülmesi gereken pek çok durum var aslında. Mesele bunu körü körüne değil de tahkiken yapabilmek. Örneğin toplumsalı aşıp bireyleştik ancak aşırı bireyleşmenin sonu da sürüye dönmektir. Modern insanın en büyük yanılgısı bu işte: bireysel ve Özgür olduğunu sanması. Kimliklerimiz o kadar sathi ki derinlemesine kişiliklerden gösteri kişiliğine evrildik ne yazık ki. Baudrillard bunu “toplumsalın sonu”nda çok da güzel dile getirmişti halbuki. İçinde yaşadığımız çağın patolojisi moderni postmoderne taşıyarak insanlığın mazisini hiç etmek oldu. Doğru hamlelerle günün birinde bunun aşılacağına dair umutlarım her daim dipdiri olacak.
Hoçça ğalın ğidiyom ben
Kendisini coooook severim. Nickinden dolayi artik en sevdiğim meyve mandalina🧡🧡 çok seviyorum seni canımcım coookk
My god what a sight to see you dancing round the room like you're alone
Danced into my mind and took control of everything i own
Danced into my mind and took control of everything i own
Çevremdeki bazi insanların spiritüel yeteneklerim olduğunu iddia ederek biraz da TLC izlemenin verdiği etkiyle bana taktıkları bir lakaptı longisland medyumu.
Nbc'nin ve ari aster'in yeni filmini sinemada izlemek, eksik bir aşımı tamamlamak ve bunlardan geriye kalan zamanda sadece kitap okumak.
Hayatım, hayatlarımız ve hayatı yaşadığımız dünya.
Ne yaparsan yap daima pişman öleceksin. belki yaptıklarından belki de yapmadıklarından-Dostoyevski
Ne yaparsan yap daima pişman öleceksin. belki yaptıklarından belki de yapmadıklarından-Dostoyevski
fil hafızalı olduğumdan her şey ne yazık ki...
Abartıldığını düşündüğüm şehir.
Yeni çıkan haberler karşısındaki duruşunu merak ettiğim ve buna karşılık yapacaklarını en önden izleyeceğim kişi.
sayın yazarcımlar dedikodu yapmaya geldim heheheh . birkaç gün önce dekanlık önünde birkaç kurt bakışlı siyah kabanlı arkadaş mavi bayrak açtı, rock n roll benzeri hareket yaptılar güvenlik geldiğini gördüm. neler oldu bilmiyorummmm heheh
Vanilin şekeri var ya pastalara konulan onun kokusu beni öldürüyor. Çok seviyorum keş gibi içime cekesim geliyor. Genel olarak vanilya kokusu diyebiliriz ama vanilyali parfümler nedense o kadar güzel kokmuyor anlayamadım :(
mantık güzel farklı şehirlerden gelenler olur aynı zamanda ölen kişinin ruhuna bir hayır işi olarak. ama uygulaması genelde çok kötü oluyor. bir yakınımı kaybettiğimde insanlar sanki cenaze evine gelmemiş bir güne gelmiş gibilerdi. çok üzücü ve saygısızca
Romantizm akımına konumlandırabileceğimiz yazar.
Kendisiyle 8 yaşımda, birine doğum günü hediyesi seçerken tanıştım. Kitap adı “sefiller” kısaltılmış versiyonu, aldım ve doğum günü çocuğuna hediye ettim. Diğerleri benimle dalga geçti, kitabın ismi Sefiller'di ve onlara komik gelmişti. Oysaki ben beş yaşımdayken Sefiller adında bir çizgi filmde hüngür hüngür ağlamıştım. Tabii o zamanlar bu çizgi filmin kaynağının Victor Hugo olduğunu bilmiyordum, o yüzden beş yaşımda onunla tanıştım saymıyorum. Neyse sonra aradan yıllar geçti, Bilecik'ten Denizli'ye taşındık, hediyeyi verdiğim kişi muhtemelen üniversiteye geçti, ben ortaokuldaydım. Bir gün yine karşıma çıktı “Sefiller” ama kısaltılmış. Anısı var, hemen aldım. Okudum, yine ağladım. Liseye geçtim, bu sefer fuarda gördüm: İki cilt, Sefiller. Aldım, ağırdı. Okudum, her satırında ağladım. Yine ve yine. O yüzden benim için önemli biri Victor Hugo, beni ağlatan somut şeylerden birinin sahibi. 15 senedir hayatımda ve bendeki etkisi hiç geçmiyor.
Kendisiyle 8 yaşımda, birine doğum günü hediyesi seçerken tanıştım. Kitap adı “sefiller” kısaltılmış versiyonu, aldım ve doğum günü çocuğuna hediye ettim. Diğerleri benimle dalga geçti, kitabın ismi Sefiller'di ve onlara komik gelmişti. Oysaki ben beş yaşımdayken Sefiller adında bir çizgi filmde hüngür hüngür ağlamıştım. Tabii o zamanlar bu çizgi filmin kaynağının Victor Hugo olduğunu bilmiyordum, o yüzden beş yaşımda onunla tanıştım saymıyorum. Neyse sonra aradan yıllar geçti, Bilecik'ten Denizli'ye taşındık, hediyeyi verdiğim kişi muhtemelen üniversiteye geçti, ben ortaokuldaydım. Bir gün yine karşıma çıktı “Sefiller” ama kısaltılmış. Anısı var, hemen aldım. Okudum, yine ağladım. Liseye geçtim, bu sefer fuarda gördüm: İki cilt, Sefiller. Aldım, ağırdı. Okudum, her satırında ağladım. Yine ve yine. O yüzden benim için önemli biri Victor Hugo, beni ağlatan somut şeylerden birinin sahibi. 15 senedir hayatımda ve bendeki etkisi hiç geçmiyor.
Hey there, Delilah
Don't you worry about the distance
I'm right there if you get lonely
Don't you worry about the distance
I'm right there if you get lonely
Ya da büyükbaba paradoksu(ben böyle biliyordum ama her yerde dede demişler?).
Bir zaman yolculuğu sonucunda, dedenizi öldürürseniz anneniz veya babanız da doğamaz. Onlar doğamazsa siz de doğamazsınız ve zaman yolculuğu aslında gerçekleşmemiş olur ki bu da dedenizi öldürmediniz demektir…Böyle bir şey işte.
Edit: Çözülmüş bu ama çözümü anlayacak kapasitem yok. Yine de siz geçmişe giderseniz dedenizi falan öldürmeyin.
Bir zaman yolculuğu sonucunda, dedenizi öldürürseniz anneniz veya babanız da doğamaz. Onlar doğamazsa siz de doğamazsınız ve zaman yolculuğu aslında gerçekleşmemiş olur ki bu da dedenizi öldürmediniz demektir…Böyle bir şey işte.
Edit: Çözülmüş bu ama çözümü anlayacak kapasitem yok. Yine de siz geçmişe giderseniz dedenizi falan öldürmeyin.
Zarar gördüğüm yerlerden siktir yiyince ya da artık içime sinmediği için siktiri çekince
Oralara bir daha dönmemek.
Oralara bir daha dönmemek.
https://www.lavarla.com/etkinlik-takvimi/ ankarada yapılan etkinlikleri duyuran gönüllü bir grup, güzel şeyler var
mesela bugün 6'da, 100. yıl parkında, ücretsiz jazz konseri var. takip etmek için güzel bir site
mesela bugün 6'da, 100. yıl parkında, ücretsiz jazz konseri var. takip etmek için güzel bir site
Sen var ya sen... Mükemmelsin.
Tümörler için de kullanılan bir sınıflandırma biçimi (bkz: #27653)
Ayrıca tümörlerle ilgili hoş bir paradoks var, ondan da bahsedeyim gece gece uykum kaçtı
Normalde canlının büyüklüğü arttıkça kansere yakalanma riskinin de artması beklenir. Çünkü daha çok hücre var, illa kaçan göçen olacaktır?? Ve organizma küçüldükçe risk azalmalıdır çünkü az hücre var... Ama pratikte bakıyorsunuz, balinalarda tümöre çok nadir rastlanırken (gerçi garibanlar zaten yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bir de tümörle mi uğraşsalardı) fareler insanlar kadar çok kansere yakalanırlar.
Buna peto paradoksu deniyor. Ve 3 açıklaması bulunuyor okumak için
Kısacası kanserleşmenin hücre sayısıyla alakası yok ve kütle artınca kanseri baskılayan gen sayısı da artıyor. ayrıca metabolizma yavaşladığı için hücre bölünmesi azalıyor, dolayısıyla kanserli hücre ortaya çıkma riski de azalıyor
Ayrıca tümörlerle ilgili hoş bir paradoks var, ondan da bahsedeyim gece gece uykum kaçtı
Normalde canlının büyüklüğü arttıkça kansere yakalanma riskinin de artması beklenir. Çünkü daha çok hücre var, illa kaçan göçen olacaktır?? Ve organizma küçüldükçe risk azalmalıdır çünkü az hücre var... Ama pratikte bakıyorsunuz, balinalarda tümöre çok nadir rastlanırken (gerçi garibanlar zaten yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bir de tümörle mi uğraşsalardı) fareler insanlar kadar çok kansere yakalanırlar.
Buna peto paradoksu deniyor. Ve 3 açıklaması bulunuyor okumak için
Kısacası kanserleşmenin hücre sayısıyla alakası yok ve kütle artınca kanseri baskılayan gen sayısı da artıyor. ayrıca metabolizma yavaşladığı için hücre bölünmesi azalıyor, dolayısıyla kanserli hücre ortaya çıkma riski de azalıyor
içelimm!!
Duygularım, aklım çok karışık hep. Önceliğim ne hayatta neyden keyif alıyorum artık bunu bulamıyorum. Eskiden hep hayallerim vardı zor da olsa onlar için çalışır çabalardım. Artık hayal dahi kurmuyorum, kuramıyorum. İnsanlar mi beni bu hale getirdi yoksa yalnızca büyüdüm mu anlayamiyorum. Herkes zor şeyler yaşıyor biliyorum hayat herkese zor ama bazen artık katlanamayacagim şeyler oluyor ve ben buna da sabır diyorum. Bunca olaydan sonra hala da insanların nazını çekmek zorunda kalmak beni çileden çıkartıyor. Yorgunum artık. Karışığım bilmiyorum. Ben buyum diye haykırmak istiyorum çogu zaman. Ben buyum! Sizin düşündüğünüz kalıba soktuğunuz insan olmak istemiyorum. Sizin kullanmak adına manipüle ettiğiniz kişi olmak istemiyorum. İnsanları geçtim. Ben yoruldum. Ruhum yoruldu, aklım yoruldu, ellerim- gözlerim kimse görmese de bir şeyler anlatmaktan yoruldu. Halbuki çok açık biliyorum görülsün istiyorum. Bakar mısınız? Hayat zor herkese zor biliyorum ama. Ama kolaylastiramaz mıyız? Bilmiyorum lanet olsun ki bilmiyorum işte. Uzaklaştım artık bazi seylerden istemiyorum böyle olmasını. Benim ona ihtiyacım var biliyorum neden olmuyor neden kendimi geri itiyorum. Ben muhtacım ben yorgunum ben buyum. Sorum değil ama çok büyük bir sorun. Neyse ne. Yazdım bir daha okumam ne yazdığımı. başlıkların ötesinde her şeyin ötesinde belki benim ötemde bu işte. Neyse ne
Bir şeylerden kaçtıkça uygun bir gelecekte daha güzel bir zamanda karşılaşacağını sanıyorsun. Oysa kaçan kovalanmaz. Kaçan uzaklaşır.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

