Havalar böylesine güzelleşmişken bu kadar depresif takılmam
E blok asansörlerinin beşinci kata olan bağlılıkları, kimse çağırmasa bile durcak orada
"çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
çünkü ayrılık da sevdaya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili"
öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
çünkü ayrılık da sevdaya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili"
Adil bir seçim için buyrun ankete.
https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSfG86-zF86M4JM8HP6HUfNmkHQWS7YxM5ms5LUVf37u1iyOHw/viewform?usp=sf_link
18.00'de kapatıyorum. 2.tur seçimleri yarın!
https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSfG86-zF86M4JM8HP6HUfNmkHQWS7YxM5ms5LUVf37u1iyOHw/viewform?usp=sf_link
18.00'de kapatıyorum. 2.tur seçimleri yarın!
Maalesef eli kolu durmayan bir çocuk olduğum için muhtelif her yerimde izler mevcuttur efenim ki bazıları hoşuma gidior diyebilirim
Verdiğiniz değer kadar alımınız olmayan herhangi bir insanla aranızda ince ilmeklerle oluşan bağın kopmaması adına sarf ettiğiniz her bir fazladan izahtır. Tek taraflı çabanın eseridir.
zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum
önce beklemekten
ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan
ikisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın
bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar,
sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini...
zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını,
kanunlara saygı göstermesini,
insanları sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar
ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun
Ya o? Ya o?
insanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat,
çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor,
saadet bekliyor yaşamaktan
zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık
aradıklarının çoğunu bulamamış,
beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak
göçüp gidiyor bu dünyadan
işte yaşamak maceramız bu
yaşarken beklemek, beklerken yaşamak
ve yaşayıp beklerken ölmek
önce beklemekten
ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan
ikisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın
bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar,
sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini...
zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını,
kanunlara saygı göstermesini,
insanları sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar
ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun
Ya o? Ya o?
insanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat,
çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor,
saadet bekliyor yaşamaktan
zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık
aradıklarının çoğunu bulamamış,
beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak
göçüp gidiyor bu dünyadan
işte yaşamak maceramız bu
yaşarken beklemek, beklerken yaşamak
ve yaşayıp beklerken ölmek
Eski mesajlar. Hiçkimseyle olan mesajlarımı silmem. Aniden hayatımdan çıkıp giden ama aslında benim kalmasını istediğim kişilerin içimde bıraktıkları o buruk hissi yenmek istediğim anlarda mesajlarımızı, konuşmalarımızı, güldüğümüz sosyal medya paylaşımlarını irdelerim. Konuşmaları alıntılayıp yeni konular açmak isterim sonra. Ama yapamam. Sözlerim içimde kalır.
Bazen trip ve atarla karşılık verilip bazen "hayırlısı bea" diyip geçilecek durum..
-koah atak olarak gelip, oksijensiz saturasyonu %60'larda olan hastaya "lan bu pulmoner emboli olmasın. Dur bir de d-dimer isteyeyim." Demek
-hasta yaşlı olduğu için d-dimer değerinin yüksek çıkması, d-dimer yüksek çıkınca ekartasyon için pulmoner BT anjiyografi çekme gerekliliği. Ancak bu tetkik kontrastlı yapılacağı için kreatinin değerinin yüksek olmamasının gerekmesi. Fakat hasta yaşlı olduğu için onun da yüksek olması.
- kıdemli pratisyen tarafından "ehehe ben demiştim sana yüksek gelecek." Diyerekten alaya alınma.
- acil tıp uzmanının "o zaman çekeceksin kardeş." Diye order vermesi.
- hastanın BT anjiyografi sonucunda emboli falan çıkmaması. Boşu boşuna işler uzatmış olmak.
- kapanış.
-hasta yaşlı olduğu için d-dimer değerinin yüksek çıkması, d-dimer yüksek çıkınca ekartasyon için pulmoner BT anjiyografi çekme gerekliliği. Ancak bu tetkik kontrastlı yapılacağı için kreatinin değerinin yüksek olmamasının gerekmesi. Fakat hasta yaşlı olduğu için onun da yüksek olması.
- kıdemli pratisyen tarafından "ehehe ben demiştim sana yüksek gelecek." Diyerekten alaya alınma.
- acil tıp uzmanının "o zaman çekeceksin kardeş." Diye order vermesi.
- hastanın BT anjiyografi sonucunda emboli falan çıkmaması. Boşu boşuna işler uzatmış olmak.
- kapanış.
İntörn, amacı dışında kullanılan, potansiyeli yok sayılmış tıbbi kişi, kişiler.
onun gözlerinin
genellikle romantik ve edebi şeyler yazılmış, ben direk araba isterdim. mümkünse audi a7 falan ya da camaro olabilir.
en azından ders çalışıyorum, ders çalışacağım gibi şeyler söylediğin zaman bahaneymiş gibi algılamıyor diğer türlü bi alınganlık oluyor sanki
Beyaz atlı prensimi? Atla geldiği için uzun sürüyor herhalde 🤷♀️
Çağan Irmak'ın yazıp yönettiği, Marry Shelly'nin Frankenstein ,umarım doğru yazmışımdır, adlı kitabından esinlenilen bu dizi Osmanlı'nın son dönemlerinde geçiyor. Başrollerinde Taner Ölmez ve Erkan Kolçak Köstendil var. Diziye baslarken uyarlama olduğunu bilmiyordum, bir tip öğrencisi ile ilgili olduğunu düşünerek başladım. Frankestein bir Türk tarafından yazılsa nasıl olurdu diye merak ediyorsanız izleyebilirsiniz. Ben oldukça başarılı buldum diziyi. Filmi de izleyen biri olarak bizden bir şeyler eklenmiş olması hoşuma gitti. Aslı kadar efsanevi değildi bana kalırsa çok daha yaşanabilir bir şekilde gelişti ve sonlandı. Ziya karakterini ne kadar sevmediysem İhsan karakterini o kadar sevdim. İhsan, Ziya'nın daha ölçülü hali bana kalırsa. 8 bölümlük mini minicik bir dizi zaten efenim. İzleyin ve izlettirin! İzleyeceklere şimdiden iyi seyirler!
Should I give up or should I just keep chasing pavements?
Even if it leads nowhere... Or would it be a waste?
Even if I knew my place should I leave it there?
Even if it leads nowhere... Or would it be a waste?
Even if I knew my place should I leave it there?
Cumhuriyet Bayramı.
Mustafa Kemal Atatürk'ün en büyük eserinin, halkın hak ettiği konuma getirilişinin yıldönümü.
Öyle bir lider ki, gücü elinde toplamak yerine gücün esas sahibine yetkiyi teslim etti üstelik ilk seçeneği rahatlıkla yerine getirebilirdi. Sadece buradan yola çıkarak bile şunu söyleyebilirim:Türk milletinin başına gelen en güzel şey Mustafa Kemal Atatürk'tür.
Kendisine ve tabii ki bütün bu inkılaplar sürecinde yanında olan büyüklerimize; bir kadın olarak eğitim görmemi mümkün kıldıkları, özgürce sokakta dolaşmamı sağladıkları, beni insan yerine koydukları için teşekkür ederim. Siz olmasaydınız biz gerçekten olmazdık.
Mustafa Kemal Atatürk'ün en büyük eserinin, halkın hak ettiği konuma getirilişinin yıldönümü.
Öyle bir lider ki, gücü elinde toplamak yerine gücün esas sahibine yetkiyi teslim etti üstelik ilk seçeneği rahatlıkla yerine getirebilirdi. Sadece buradan yola çıkarak bile şunu söyleyebilirim:Türk milletinin başına gelen en güzel şey Mustafa Kemal Atatürk'tür.
Kendisine ve tabii ki bütün bu inkılaplar sürecinde yanında olan büyüklerimize; bir kadın olarak eğitim görmemi mümkün kıldıkları, özgürce sokakta dolaşmamı sağladıkları, beni insan yerine koydukları için teşekkür ederim. Siz olmasaydınız biz gerçekten olmazdık.
Astım atağı geçirirken kendi hastanemizin acilinde öne alınmamıştım ve kısa mesafe olduğu için taksici de almamıştı bizi. Gazi mustafa kemal'e kadar o halde yürümüştüm arkadaşımla ve arkadaşımın yanımda olması şükür sebebimdi. Daha rezili gelene kadar ulaşımla alakalı en rezil hikayem bu.
Bütün hayatım bu şekilde boğazıma tıkılan heveslerle dolu.
Çoğu zaman Zart zurt bir şeyler diyen, pek de bilgisi olmayan ama kendisini satmayı iyi bilen kişiler.
çok güzel bir şebnem ferah şarkısıdır.
Dün sonunda izleyebildiğim film.
Ari Aster'ın önceki filmlerini izlediyseniz bu filmde mantık aramaktan çok onun kendi kafasında kurduğu temel düşüncenin üstüne absürtlüklerle inşa ettiği dünya'ya dışarıdan bakıyorsunuz. Oraya hiçbir şekilde dahil olmaya çalışmadan izlemek işinizi kolaylaştırıyor.
Midsommar ve ilk uzun metrajı Hereditary'den çok daha farklı bir film. Teknik açıdan da onlara kıyasla daha uğraştırıcı bir film olmuş.
Filmi izledikten sonra üç filmi art arda izlemişsiniz gibi bir beyin yorgunluğu yaşıyorsunuz. O yüzden evde izlemek zor olabilir.
Ben, bu filmi sevenin çok seveceğini sevmeyenin de gerçekten hiç sevmeyeceğini ve buna dair haklı sebeplerinin olacağını düşünüyorum. Letterboxd yorumlarında da, birkaç eleştirmenin yazısında da bunu fark ettim. Yine de günün sonunda herkesin ari aster'ın fikir dünyasını takdir edeceğine ve ondan biraz daha ürkeceğine eminim.
Ari Aster'ın önceki filmlerini izlediyseniz bu filmde mantık aramaktan çok onun kendi kafasında kurduğu temel düşüncenin üstüne absürtlüklerle inşa ettiği dünya'ya dışarıdan bakıyorsunuz. Oraya hiçbir şekilde dahil olmaya çalışmadan izlemek işinizi kolaylaştırıyor.
Midsommar ve ilk uzun metrajı Hereditary'den çok daha farklı bir film. Teknik açıdan da onlara kıyasla daha uğraştırıcı bir film olmuş.
Filmi izledikten sonra üç filmi art arda izlemişsiniz gibi bir beyin yorgunluğu yaşıyorsunuz. O yüzden evde izlemek zor olabilir.
Ben, bu filmi sevenin çok seveceğini sevmeyenin de gerçekten hiç sevmeyeceğini ve buna dair haklı sebeplerinin olacağını düşünüyorum. Letterboxd yorumlarında da, birkaç eleştirmenin yazısında da bunu fark ettim. Yine de günün sonunda herkesin ari aster'ın fikir dünyasını takdir edeceğine ve ondan biraz daha ürkeceğine eminim.
Hhhhhhhhhhöööömmmpppppphhhhhhhhhhhhhhhhfffffffffoooffffffffffpfffffpfpfpfpfpfffffffffffffffffff
Lisedeyken iyi gülerdik. Gerek 20 küsur kişinin birbirini sürekli görmesinden gerek yaşımızdan dolayı belli bir samimiyet vardı sınıf içinde. bu durum da efsane muhabbetlerin dönmesine, saçma sapan güldüren olayların olmasına olanak veriyordu. Serviste bir grup vardı orası bile ayrı trolldü. İyi tarafı da kimse bu saydıklarımı yadırgamazdı :)
"Bilinmeyen bir kadının mektubu"nu okudum bugün, bir oturuşta. Etkileyici. Üzerine uzunca yazmak isterdim ama içine gireceğim ruh hali beni korkutuyor. Zira kitabı okurken bir hüzün çöktü üzerime niyeyse.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?


