Tedavisini bulan, gören, duyan, hisseden birileri varsa lütfen yardımcı olsun. Çoluk çocuk perişan oldu.
erkeklerin mahalle berberine olan sadakati , sanırım kuaförlerde böyle bi durum yok kötü bi deneyimde hemen değiştiriyorsunuz . berberlerde ise her tıraş sonrası sövseniz de bi kaç hafta sonra yine oradasınız .
Hayatta en sevmediğim şeydir. Mizah güzel bir şey bu şekilde kullanılmamalı kanımca.
(Dikkat! İlk paragraf gereksiz bilgi paylaşımı içermektedir.)
İsmini ilk duydugum andan beri okumaya niyetlenmiştim bu kitabı. Kitabı sonunda bu sene kütüphaneden almak nasip oldu. Alırken içimde umutsuzluk ve hayal kırıklıkları taşıyordum. Şimdi yeni yaşıma girmeden birkaç saat önce bitirdim ve distopya türündeki bu kitabı bitirirken ümit doluydum. Gereksiz detayları geçtikten sonra kitap hakkında düşündüklerime gelelim sevgili yazarlar.
Günümüz toplum yapısıyla da bağdaştırdığım bir alıntı ile başlamak isterim: "Medeniyetin tek bir bedeli var: Bireysellik." Kitaptaki ütopik dünya tamamen insanların hazları üzerine kurulu, herkesin herkese ait olduğunu iddia ettikleri bir anlayışla ilerliyor. İnsanlar küçük tüplerde özel olarak büyütülüp yetiştiriliyor. Alfa, Beta, Gama, Delta, Epsilon şeklinde alt gruplar mevcut. Her biri en başından beri kendi görev takımlarına sadık şekilde eğitiliyor. Onların anlayışına göre özgürlük aslında seçim hakkının olmaması veya ihtimallerin zaten senin için önceden seçilmesiyle sağlanıyor. Mutluluk dedikleri şey aslında onların rutininden ibaret. Gerçek mutluluktan bihaberler. Ta ki bir gün mutluluğun acıyla var olabileceğini, herkesin kendi seçim haklarının olması gerektiğini düşünen John hayatlarına girene kadar da bu anlayış kusursuz bir şekilde ilerliyor. John'un "Gözyaşlarının da bir değeri vardır." cümlesi onlara karşı çıkış cümlelerinden yalnızca birisi.
Ben kitabı okurken çok eğlendim. Ne kadar distopik bir dünya olsa da günümüz dünyasıyla birçok benzerlik taşıyordu. Okumanızı tavsiye ederim.
İsmini ilk duydugum andan beri okumaya niyetlenmiştim bu kitabı. Kitabı sonunda bu sene kütüphaneden almak nasip oldu. Alırken içimde umutsuzluk ve hayal kırıklıkları taşıyordum. Şimdi yeni yaşıma girmeden birkaç saat önce bitirdim ve distopya türündeki bu kitabı bitirirken ümit doluydum. Gereksiz detayları geçtikten sonra kitap hakkında düşündüklerime gelelim sevgili yazarlar.
Günümüz toplum yapısıyla da bağdaştırdığım bir alıntı ile başlamak isterim: "Medeniyetin tek bir bedeli var: Bireysellik." Kitaptaki ütopik dünya tamamen insanların hazları üzerine kurulu, herkesin herkese ait olduğunu iddia ettikleri bir anlayışla ilerliyor. İnsanlar küçük tüplerde özel olarak büyütülüp yetiştiriliyor. Alfa, Beta, Gama, Delta, Epsilon şeklinde alt gruplar mevcut. Her biri en başından beri kendi görev takımlarına sadık şekilde eğitiliyor. Onların anlayışına göre özgürlük aslında seçim hakkının olmaması veya ihtimallerin zaten senin için önceden seçilmesiyle sağlanıyor. Mutluluk dedikleri şey aslında onların rutininden ibaret. Gerçek mutluluktan bihaberler. Ta ki bir gün mutluluğun acıyla var olabileceğini, herkesin kendi seçim haklarının olması gerektiğini düşünen John hayatlarına girene kadar da bu anlayış kusursuz bir şekilde ilerliyor. John'un "Gözyaşlarının da bir değeri vardır." cümlesi onlara karşı çıkış cümlelerinden yalnızca birisi.
Ben kitabı okurken çok eğlendim. Ne kadar distopik bir dünya olsa da günümüz dünyasıyla birçok benzerlik taşıyordu. Okumanızı tavsiye ederim.
Memleketin gelmiş geçmiş en güzel insanlarından biridir. Aynı zamanda sanatçının ta kendisidir. Bir daha onun gibisi gelmedi, gelmez. Sahip çıkmalı..
Ağzı sıkı olmayan fakat sıcakkanlı olan insanların gözlem yapmak için kullandığı kalkan ruh hali.
şarkılara genellikle yakıştırıp tatillere hiç yakıştıramadığımdır
İçindeyken değil tatillerde aile evinde belli bir süre geçirildiğinde değeri anlaşılan eylem.
Her ne kadar tanışmasak da Nevi şahsına münhasır biri olduğunu düşündüğüm yazar.
uzun zamandır müptelası olduğum ve "tivitırın var mı?" sorusundan köşe bucak kaçtığımı iddia etsem de olmadık insanlarla takipleştiğim, sonra da "burda çok tanıdık var istediğimi yazamıyoom" diye ağladığım sosyal medya mecrasıdır. bu zamana kadar elimden milyon tane hesap gelip geçmiştir. aklıma sürekli harika kullanıcı adı fikirleri gelir -twitter'a özel değil- ve en başta bütün bunlara bulaşma sebebim aslında fan hesabı açıp çok sevdiğim dizinin bitmesini önlemekti. (bkz: güneşin kızları) (bkz: ergenlik)
bugün ders çalışmadım
bi bahanem yok
çalışmadım iste
ama keske çalışsaydım
aslında hala çalışabilirim
ama çalışmicam
bilmiyorum işte bu kadar
diyebileceğim baska bi şey yok
özür dilerim
bi bahanem yok
çalışmadım iste
ama keske çalışsaydım
aslında hala çalışabilirim
ama çalışmicam
bilmiyorum işte bu kadar
diyebileceğim baska bi şey yok
özür dilerim
Bknz. Eymir gölü bisiklet etkinliği.
Genç Yeşilay'ın bisiklet etkinliğine gidip orta yerde sigaramızı yakmamız da boşluğumuza gelmiş bir anımızdır. Sonra tabi fark edince hemen durumu düzelttik. (Arka bir yere geçtik yani- tabi ki söndürmedik.) kendi hedeflerine uygun etkinliklerle insanlarda farkındalık bilinci oluşturan ve Gazi'nin tamamına hitap eden hoş bir topluluk.
Genç Yeşilay'ın bisiklet etkinliğine gidip orta yerde sigaramızı yakmamız da boşluğumuza gelmiş bir anımızdır. Sonra tabi fark edince hemen durumu düzelttik. (Arka bir yere geçtik yani- tabi ki söndürmedik.) kendi hedeflerine uygun etkinliklerle insanlarda farkındalık bilinci oluşturan ve Gazi'nin tamamına hitap eden hoş bir topluluk.
Birilerini kolayca affedebildiğim ve hiçbir şey yokmuş gibi onlarla saklambaç oynamaya devam ettiğim günleri özlüyorum. Şimdilerde ise bu yetimi kaybetmişim olsa gerek ki hayatla saklambaç oynuyorum ama bu sefer kimseyi bulmak için çabalamıyorum ve görüyorum ki aslında böylesi çok daha sağlıklıymış.
Esasen bu başlığa yazma sebebime de gelirsek özlem duyduklarımız her zaman güzel ve doğru şeyler midir?
değildir elbet, güzel olsa da bazen doğru değildir zaten. geç olsa da bu hissi anladığımız an huzur kapılarını biraz daha aralamış olacağız.
Esasen bu başlığa yazma sebebime de gelirsek özlem duyduklarımız her zaman güzel ve doğru şeyler midir?
değildir elbet, güzel olsa da bazen doğru değildir zaten. geç olsa da bu hissi anladığımız an huzur kapılarını biraz daha aralamış olacağız.
Kendinize zaman zaman hatırlattığınız şeyler neler?
Benim (bkz: #1334)
Edit: bkz konutlarına alışamayan ve mücadeleye giren ruhdoc koyalım 🙄😂
Benim (bkz: #1334)
Edit: bkz konutlarına alışamayan ve mücadeleye giren ruhdoc koyalım 🙄😂
antagonistik pleiotropi (yun. pleion=daha çok, fazla), yaşlanmanın ve yaşlılığın evrimine dâir geliştirilen birtakım evrimsel teorilerden biri.
ünlü evrimsel biyolog george williams tarafından 1957 yılında ortaya atılan antagonistik pleiotropi teorisi, temel olarak, bireyin sağlığı üzerinde belirli dönemlerde farklı farklı olmak üzere hem yararlı hem de zararlı etkileri barındıran genleri ifâde eder. daha spesifik olarak teori yaşam döngüsünün erken dönemlerinde ve/veya üreme çağında adaptivite sağlayan genlerin hayâtın ilerleyen dönemlerinde zararlı etkilere sahip olabileceğini îmâ eder. örneğin genç erkeklerdeki testosteron ikincil seksüel karakterlerin gelişimi ve rekâbetçi davranışlar üzerinde erkeğin üreme başarısını artırıcı özellikleri destekler. bununla birlikte, bu erkeklerde yaşam döngüsünün ilerleyen zamanlarında, yani olgunluk ve yaşlılık dönemlerinde testosteron birey üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. buna örnek olarak bağışık sisteminin zayıflaması ve prostat kanseri geliştirmeye yatkınlık verilebilir.
üreme sonrası tepkisizliğiyle uyumlu olarak antagonistik pleiotropi teorisi, geç dönemlerde hâlen frekansını koruyan ve artıran çeşitli genetik orijinli hastalıkların varlığına başarılı bir açıklama getirir. antagonistik pleitropi teorisi ekseninde bir yorum getirilmeye çalışılan hastalıklara örnek olarak nörodejeneratif hastalıklar (alzheimer, huntington…) ve genlerin farklı etkileri üzerinden incelenen orak-hücre anemisi ve beta-talasemi gösterilebilir.
görsel: teoriye göre üreme öncesi dönemde adaptif olan genler ve onların üretimleri, üreme sonrası dönemde, doğal seçilimin etkisinin azalmasına uygun olarak birey için zararlı hâle gelir. organizmada üreme öncesi ve sonrası dönemde evrimsel bir trade-off söz konusudur.
ünlü evrimsel biyolog george williams tarafından 1957 yılında ortaya atılan antagonistik pleiotropi teorisi, temel olarak, bireyin sağlığı üzerinde belirli dönemlerde farklı farklı olmak üzere hem yararlı hem de zararlı etkileri barındıran genleri ifâde eder. daha spesifik olarak teori yaşam döngüsünün erken dönemlerinde ve/veya üreme çağında adaptivite sağlayan genlerin hayâtın ilerleyen dönemlerinde zararlı etkilere sahip olabileceğini îmâ eder. örneğin genç erkeklerdeki testosteron ikincil seksüel karakterlerin gelişimi ve rekâbetçi davranışlar üzerinde erkeğin üreme başarısını artırıcı özellikleri destekler. bununla birlikte, bu erkeklerde yaşam döngüsünün ilerleyen zamanlarında, yani olgunluk ve yaşlılık dönemlerinde testosteron birey üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. buna örnek olarak bağışık sisteminin zayıflaması ve prostat kanseri geliştirmeye yatkınlık verilebilir.
üreme sonrası tepkisizliğiyle uyumlu olarak antagonistik pleiotropi teorisi, geç dönemlerde hâlen frekansını koruyan ve artıran çeşitli genetik orijinli hastalıkların varlığına başarılı bir açıklama getirir. antagonistik pleitropi teorisi ekseninde bir yorum getirilmeye çalışılan hastalıklara örnek olarak nörodejeneratif hastalıklar (alzheimer, huntington…) ve genlerin farklı etkileri üzerinden incelenen orak-hücre anemisi ve beta-talasemi gösterilebilir.
görsel: teoriye göre üreme öncesi dönemde adaptif olan genler ve onların üretimleri, üreme sonrası dönemde, doğal seçilimin etkisinin azalmasına uygun olarak birey için zararlı hâle gelir. organizmada üreme öncesi ve sonrası dönemde evrimsel bir trade-off söz konusudur.
Mobil verime bile değdi.
Her seferinde keşfetmek yeniden aşkı
Bu vakitsizlikte akla ziyan değil mi?
-Mealen Özkan Uğur bize diyor ki, "oturun çalışın, gerisi çoğu zaman vakit kaybı"
Bu vakitsizlikte akla ziyan değil mi?
-Mealen Özkan Uğur bize diyor ki, "oturun çalışın, gerisi çoğu zaman vakit kaybı"
İdrak etmesi ve ikna olması zor olan benim için. Ve bunu gerçekten algılamaya başladığımda çekmeye başladım en büyük acıyı. Hiç bitmez sandığımız şeyler olabilir ama bu bir yanılgıdan ibaret. Kanata kanata bitmemesi tek temenniniz olsun.
ortaokul yıllarımda çoğunluğu kız olmak üzere birçok arkadaşım one direction dinlerdi, ben de tabii sözde çok olgunum ya onlardan zamanında biraz farklı gözükmek için hiç dinlememiştim. geçen gün youtube ana sayfamda çıkan "one way or another" şarkısını dinlememle içimde çok ilginç ve güzel bir his uyandı. evet, galiba yıllar sonra bir directioner oldum. teşekkürler one direction, lütfen geri gelin.
bir tanesi sahibelere aittir. binersek cezalandırılabiliriz
Zeytinyağlı yemekler bekleyince çok daha mükemmel oluyor gerçekten. Bayatlamış diyemem ama iki günlük zeytinyağlılar> ocaktan yeni alınmış zeytinyağlılar
Aksaray eğitim araştırma hastanesine gidiyorum haftaya. Günde 300 hasta bakıyormuş her doktor. Hadi bakalım bismillah.
portakallı popkek>>>>>
bulgurla yapılan bi çeşit salata diye tanımlayabilirim.gün menülerinin vazgeçilmezi..herkesin bayıla bayıla yediği benimse bir türlü sevemediğim yiyecektir kendileri :(
tam mevsimindeyiz sayın dostlar. çiçekçiler açılınca alıp bir sevdiğinizi sevindirebilirsiniz. papatya denince aklıma gelenlerden biri de babaannemdir. babaannem tam mevsiminde doğaya gider, taaa yükseklerden papatya toplayıp kuruturdu. sonra onları, sonbahar gibi, bize bez torbalarda gönderirdi çay yapıp içelim ya da burnum tıkanırsa kaynatıp buharından yararlanayım diye. dönüp bakınca görüyorum ki sevmeyen insan yapmaz bunu. her ne senaryo geçerliyse ölümden sonrası için, en iyisi onun olsun.
Birini sevdiğini ifade etmenin bir yolu, hele bir de hissettirebiliyorsanız... Bunu karşı taraftan almak da paha biçilemez ama şahsen sevdiğiniz kişiyi pamuklara sarıp kendisi nasıl seviliyor hissediyorsa öyle muamele etmek de harikulade bir his. Sevildiğini hissedince gözleri ışıldar ya insanın, onu görmeye bayılıyorum
Her şeyi bilmemiz gerekmiyor ya, bir şeyi de bilmeyelim.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
