çocukken yapılmış tuhaf yaramazlıklar

fahri muzdaribi
Ben hatırlamıyorum ama ilkokulda sınıfta yerimde oturmayıp derste dolanıyormuşum,hatta okuldan atılma raddesine kadar gitmiş bu olay. Hatırladığım bir yaramazlığım ise yine 2 veya 3. Sınıfta kopya istediğim önümde oturan çocuk kopya vermediği için sınav sırasında sırtına su dökmüştüm.

şu an uçağa atlayıp gidilmek istenen ülke

elegantmoon
gece gece gelen, popülasyonun endişe verici düzeyde yüksek bir kısmı açlık veya yoksulluk sınırında yaşarken faniliğim, gençliğim/toyluğum ve yararlı bencilliğim sebebiyle şu an okuduğum not da dahil olmak üzere her şeyi bir kenara bırakıp esenboğa'ya gitme isteğimi tetikleyen ülkedir.
isterim ki yaklaşık yirmi dört saat süren yolculuğun sonunda küba'ya ayak basayım, eşsiz kumsallarında gezeyim, rengarenk sokaklarında altmışların arabalarını konu alan kompozisyonları yakalamaya çalışırken makinanın hafızasını doldurayım. fizibilitesi yüksek, ucuz hayallerimiz var tabi ki. Kübalı doktorlar kansere çare bulmuşmuş hem, gitmişken onu da öğreniriz belki. olmaz mı?
4

la casa de papel

daenerys targaryen
çok fazla mantık hatası var normalde dizi izlerken her şey mantıklı mı diye ayrıca dikkat falan etmem ama profesör gibi bir karakteri koyup o kadar saçmalığın olması bir yerde can sıkıyor. bunu film yapsalardı belki de çok beğenirdim ama...

köyün delisi

deli dumrul
Köy dediğim yaşadığım yer, deli de diğer insanlara benzemeyen.
Böyle birisi yok aslında böyle bir aile vardı. Komşumuzdu.

İki çocuk bir bebek anne ve baba. Alim, meryem, müslüm, aslı ve bebek. Müslüm benim yaşıtlarımda; aslı büyük, bebeği hep sırta sarılı gördüm münasebetim olmadı, alim'le meryem'i de tüm ilçe-şehir tanırdı.

Müslüm; kamyonetimle toprak içinde oynarken gelirdi konuşmaya çalışırdı benimle, türkçesi çok değişikti h harfi yoktu, hıçkırarak konuşuyor gibiydi on beş yıl geçse de üzerinden hatırlarım tonlamasını. ne zaman ortaya çıkacağı belli olmamasından korkardım, hep aynı kıyafeti giyiyordu zaten, bir de ot yiyordu

Aslı; biz ne zaman dışarıya çıksak ailecek, geldiğimizde dışkapının önündeki ayakkabıları düzeltilmiş buluyorduk. Bir gün baktık düzelten meğersek aslı'ymış

Meryem hep sırtına sardığı bebeğiyle gezerdi. Salı günleri tüm aile köyden şehre indim misali yürüyerek (bir saatlik yol) pazardan eksik görmeye giderlerdi. Evleri uzaktı ağaçların arasında baraka tarzıydı nasıl ısınıyorlar diye düşünürdüm, tartışma sesi de eksik olmazdı evde. Kelimeleri de seçemiyordum zaten, sadece korktuğumu hatırlıyorum yaklaşmazdım o eve. Deliler evi uzak dur dumrul. Uzak durdum da deli sıfatı bana yapıştı

Bir gün kavga gürültü zilimiz çalındı, biz boşanacağız diyordu meryem'le alim. Gecenin 9'unda boşanmaya karar vermişler. Babam nasıl savuşturdu hatırlamıyorum. Tabi, boşanmadılar

Yine bir gün ki Alim hariç ailenin fertlerini gördüğüm son gün olur, bir bağırışma sesleri var. babam bilmem ne derneğinden gelmişler diyor kameralar da var. "Alim çocukları ve eşini bırak" tarzlı konuşma gerçekleşiyor. İlk başta aslı, peşinden müslüm en sonda meryem ve bebek teker teker geldiler patika yoldan. Aile o gün dağıldı. Gürültü ağlaşmalar boldu, evi kapıyı kilitlediklerini hatırlıyorum. Ondan sonra Alim yalnız yaşamına devam etti. Alim'in o günden sonra konuştuğuna çok nadir şahit olmuşumdur. Sonradan öğrendim İstanbula eğitime gitmiş müslüm'le aslı, meryem de istanbul'da akrabası varmış onun yanında yaşamaya

Alim'i tüm şehir bakardı, servis şoförümüz erkan abi bile yolda durup alime para vermişliği olmuştu. Alim aldığı parayı da direkt sigaraya basardı. Çubuğu vardı. keloğlan gibi ucuna bir poşet -ne var hiç bilemedim hep merak etmiştim içinde- bağlar, omzuna koyar diğer eliyle de sigarasını yakar tüttürerek tüm ilçeyi turlardı

Bildim bileli sigara içerdi alim. Bir gün korona olmuş dediler ve vefat ettiği haberi çabucak yayıldı. Tüm facebook alim'le sokakta çekindiği fotoğrafı paylaştı ve altına yazılar.. fotoğraf ve yazılarda kaldı alim

jake gyllenhaal

ileleualatyr
Ara ara fanlığını yaptığım oyuncu. “Ne olacak benim bu sarışın düşkünlüğüm”ün ilk duraklarından biri kendisi.
Soyadından çok çekmiş, babası İsveç kökenli o yüzden soyadları bu denli garipmiş. Soyadını da bir tek İsveç'te doğru yazdıklarını söylüyordu. En son filmi çıktı the ambulance diye, her yerde nbc överken bu filme gitmeye utandım o yüzden gitmedim. İnternetten izlerim artık.

2024

karedeki kedi
Açıkçası yeni yıla girerken ne hissettiğimi pek hatırlamıyorum. Ama bu yıl içinde kendim hakkında yeni şeyler keşfetme şansım oldu. Kendimi daha iyi tanıdım. Önceliklerimi belirledim. Neyi istediğimi ve neyi istemediğimi anlamamı sağlayacak bazen kötü bazen iyi tecrübeler edindim. Çok zorlandığımı hissettiğim bir süre oldu. Dejavu gibiydi o anlar. Sanki rüya olarak yaşadığım 2 yıl bitmişti ve gerçeklere dönme vaktiydi. İşte o sıralar gerçeklere döndüm. 2 yıl öncesinde ne olduğumu ve neler istediğimi hatırladım. İnsanları daha iyi tanıdım. Olgunlaştım. Herkesin her şeyi yapabileceğini öğrendim. Kafamda kimilerine bazı sınırlar koydum. Bazen kendime sınırlar koydum. Sonuçta birçok şey kazandım ve birçok şey kaybettim. Ama yeniden kendim oldum. Bu yüzden çok huzurluyum bu sıralar. Hayatı mümkün mertebe akışına bıraktım. Her şeyin olacağına varacağına inancım sonsuz. Kafamda belirlediğim şey için ilerlemek istiyorum şimdilik. Kimseyi incitmeden ve kimsenin beni incitmesine izin vermeden. Dilerim ki bu yıl biterken de bittiğinde de kendime güzel şeyler katabilmis olarak biter. Her şeye rağmen güzel bir yıldın 2024! :)

sımsıkı sarılmak

armut
Öncelikle belirtmek isterim ki psikolojik açıdan kötü olduğum bir süreç içerisindeyim. Geçtiğimiz haftalarda bunu bir arkadaşımla da paylaştım. Kendisi okuduğu bölüm ve yaşadığı hayat nedeniyle psikoloji konularında bilgili olduğuna emin olduğum birisi. Bir başka gün kendisiyle sohbet halindeyken bir anda bana sımsıkı sarıldı. Hiç nedenini anlamadım, gözlerim dolu dolu oldu anında. Sonra düşündüm "en son bana böyle kim sarıldı, ne zaman sarıldı?". O kadar uzun süredir kimse bana böyle sarılmamış ki aklıma gelmedi. Belki 10 yıl bile olmuş, hatırlamıyorum. Sarılsaydım unutmazdım. Çünkü belli nedenlerden ötürü yakın arkadaşlarım ve annem bile bana sarılmak için izin isterler. Bazen bu imajı çizdiğim için çok mutlu oluyorum. Bazense kollarım arasında boş kalan yerde bir soğukluk hissediyorum. Umarım üşüyen yer kalbim değildir.

gazi tıp efsaneleri

longislandmedyumu
"... hatta o 20 liradaki bina da gazinin rektörlük binasıymış."
(Not: evet gerçekten de öyle. gaziye ilk gelince ögrencilere övünülecek bi şey olsun diye bol bol söylenir. Tıpkı "gazili olmak ayrıcalıktır" lafı gibidir mimar kemalettin.)

neden kendi işimizi kendimiz yapmalıyız

darkgreen
Bir başkası yaptığında bir eksiklik ya da hata olduğunda kızma hakkımız olmadığını biliriz çünkü insanız ve mükemmel olmadığımız gibi bizden çıkan eylemler de mükemmel değil ama buradaki ince nokta şu ki ne kadar emek harcadığını gerçekte sadece yapan bilir. Kendi işimizi kendimiz yapmalıyız ki bir pürüz çıkarsa en azından elimden geleni yapmıştım diyebilmeliyiz

oscar ödülleri

parcalibulutlu
çıktığı gün izleyip tüm arkadaşlarımı izlemeleri için darladığım öz evladım “Batı cephesinde yeni bir şey yok” en iyi uluslararası film de dahil olmak üzere 4 tane oscar almış. sevindirdi.

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol