Bu başlığı okur okumaz gidip oynadığım oyun. Acemi şansıyla 3. denememde doğru kelimeyi buldum hatta. Her sabah ne yapacağım belli oldu artık :)
Geçen gün leyladan sonra bünyesindeki bir ziyaretten dönüyorduk bir arkadaşımla. Haliyle üstümüzde önlük vardı. Neyse, asansörde yaşlı bir amcayla karşılaştık, bize şu katta(hangi kattı hatırlamıyorum) mr var mı diye sordu, bilmiyoruz amca dedik. Amcanın cevabı “nereden bileceksiniz tabii, hemşiresiniz” oldu. Garip bir andı benim için :)
Lezzetli bir yemek gibi, ağız sulandırıcı
baharın gelmesi :) beni inanılmaz heyecanlandırıyor..havalar güzelleşiyor,çiçekler açıyor,etraf cıvıl cıvıl oluyor tam anlamıyla.çok seviyorum baharı :))) bana çok iyi geliyor hep.
karamercandan crc çalışıyor
sana aşığım??
bugüne özel bu başlığı açmak istedim. bugün lablarim var ders calisicam bolca ve arkadaslarimla bulusucam. güzel bir gün olması dileğiyle sözlük ahalasi✨🤍
en güzel sitcomlardan biri bence.izledikçe izleyesi geliyor insanın.birkaç bölüm sonrasında sanki aileden biriymişim gibi hissetmiştim.güldürdüğü kadar bazı anlarda duygulandırabilen de bir dizidir.henüz bitirmedim,zaten bitsin de istemiyorum.:(
vallahi duramıyorum. mümkün değil yani. bi insan nasıl tam olarak oturduğu veya ayakta durduğu yerde konuşmasını yapıp bitirebilir? ben hayatımdaki kalorilerin yarısını telefonla konuşurken harcıyorum.
evde yetiştirilebiliyor sanırım. annem izin vermediği için daha doğrusu kendi bitkilerinden kamkata yer bulamadığımız için eve alamamıştım.
Sadece altı sayfa daha, sonra uyu. Bence onu eve dönünce hallet, muhtemelen şube orası çünkü. Gördün mü üç sene önceki hareketin neye mâl oldu? Bir şey eksildi ama onu annenle yapmak daha iyi hissettirecek zaten, hallolacak. Ya olmazsa peki? Hayır, olacak. Yarın gideceksin, sonra peki? Sonrasına bakarız.
Yine sıkıntı çıkaracak ama boş ver, diğerleri seni seviyor.
Yine sıkıntı çıkaracak ama boş ver, diğerleri seni seviyor.
gulyabani.. televizyonda bir filmde çıkmıştı. Aklımı kaybetmiştim korkudan. bir de odada tektim adımı unutmuştum.
hayatta öğrendiğim için en üzüldüğüm şeylerden biri. 12 mayıs 2021'de yakılan mescid-i aksa'nın bahçesinde fanatik israilliler tarafından söylenilen bu ilahi, antik bir beddua. zebur'da yer alan amaleklilere filistinoğulları tarafından hitap şeklinde söylenmesiyle yaygınlaşmış. sözleri ise kabaca şöyle:
“isimleri silinsin!
beni hatırla tanrı
ben sana dua edenim
beni güçlendir
düşmanımın gözlerini çıkarayım
soyları kurusun, kuşakları kalmasın.”
daha insanlık olarak çok çiğiz sanırım.
“isimleri silinsin!
beni hatırla tanrı
ben sana dua edenim
beni güçlendir
düşmanımın gözlerini çıkarayım
soyları kurusun, kuşakları kalmasın.”
daha insanlık olarak çok çiğiz sanırım.
Kıymetlilerdir. Böyle insanlar biriktirmek muhafaza etmek elzemdir
bir zamanlar cartoon network'te Dexter adında dahi bir çocuğun odasındaki kitaplığın arkasında gizli laboratuvarındaki maceralarını anlatan dexter'in laboratuvarı adlı bir çizgi dizi vardı :)
Ağzına kürekle vurulası insanımsıdır..birkaç gün önce ankarayda bir velet diğerine inene kadar boş yapma,boş insan,amma boş konuştun ha falan diye söyleniyordu. Dostum bu iletişimin hangi seviyesi ? Ulan kendisi ordinaryus olmuş da millete kılıf biçiyor bir de yer elması..
ne yaşarsam yaşayayım Bir yerlere yazdığım sürece anlamlı kılarım yaşadıklarımı.içimi yazıya dökersem rahatlarım.hepsinin yazılacağı yer farklıdır.kimisi burada yer edinir kimisi tweetlerde en önemlileri ise defterimde.bugün,kağıtlara dökmem gereken birikmişleri Uzun süredir yazmadığımı fark ettim. Yazmak istiyorum, yazmam gerektiğini biliyorum ama ellerim gitmiyor kaleme,uzanamıyorum deftere. Sanki bir şey var içimde,yutkunmakla geçiştirdiğim,beni kalemden uzak tutan bir şey. Yazarsam kapatmaktan korktuğum,yazmazsam ayazında üşüyeceğim bir kapı.o kapıyı ellerimle itecek güç zihnimde yer edindi ama canım istemiyor sanki.bir şey elimden tutuyor da beni engelliyor sanki.Yutkunmak yazmaktan daha kolay geliyor ilk kez.geç kaldığım birikmişlerden ötürüdür belki de bu.bilmiyorum,buraya yazıyorum çünkü bu durumun cevabını da yazarsam bulacağım biliyorum.
Bütün bunlara hiç gerek yoktu.
nasıl başarırım bilemiyorum?nasıl sevebilirim ki kendimi kafamın içinde sürekli kendimi eleştirip duran bi ses varken?..
kızgın güllerin üstüne düşmüş dolunaydır
Cidden bunu yapan var mı ya :// sizlerden yapan olmadığına inanıyorum canlar.
Edip Akbayram'ın şarkısı
o kadar düşünmedigim bir konu ki neden cogu kisi bu kadar acele ediyo sasiriyom bazen. surekli bi kaos var bu konuyla ilgili.
İleride Çok ciddi problemlere yol açabilecek, artık iyice artmış ve hepimize illallah dedirtmiş olan olgudur.
Şiddet uygulayan kişiler en çok düşük sosyoekonomik düzeyde ve zaten başka suçlardan sabıkası olanlar. Ayrıca, şiddet en çok hasta ve hasta yakınlarının yanlış tutumlarından kaynaklanırken, ikinci olarak da muayene sırası beklemek istememe gibi sebeplerden dolayı meydana gelmiş. Olay "doktor şöyleydi, ama o da bunu dedi biz de o yüzden yaptık" değil yani.
Şiddeti hala çözüm yolu olarak görüyoruz (biz değil yani onlar). küfürü, hakareti, haddini bildirmeyi(!), Asmayı, kesmeyi iyi bir şeymiş gibi zannediyoruz. İstemediğimiz bir şey olduğunda (istenmeyen şey de sıra beklememek) kendimizi düzgünce ifade edemeyip bunlara başvuruyoruz. Bunun altında özendirme de var bence ve bunlar toplum içinde hala çözülebilmiş değil. Bununla birlikte, görünen o ki suç işleme potansiyeli olanlardan da korunamıyoruz maalesef.
Sağlıkta şiddeti önlemeye yönelik Primer bir adım atıldığına inanmıyorum. Bu durum hem beyin göçlerine hem de artık alttan gelen öğrencisine kadar motivasyon kırılmasına sebep oluyor. Sağlık hizmetleri ileride gözle görülür şekilde etkilenecektir bana göre. Henüz bir öğrenci olarak endişeyle takip ediyorum.
Bu entry'yi yazmadan önce aşağıdaki çalışmaya bakmıştım. İstatistikleri incelemek isteyenler için aşağı bırakıyorum.
https://www.google.com/url?sa=t&source=web&rct=j&url=https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1018813&ved=2ahUKEwjq-PfHj_fwAhU2gf0HHZqnCy4QFjABegQIBBAC&usg=AOvVaw1YLF8AAq5JsDKpchw3hr9u&cshid=1622574363794
Şiddet uygulayan kişiler en çok düşük sosyoekonomik düzeyde ve zaten başka suçlardan sabıkası olanlar. Ayrıca, şiddet en çok hasta ve hasta yakınlarının yanlış tutumlarından kaynaklanırken, ikinci olarak da muayene sırası beklemek istememe gibi sebeplerden dolayı meydana gelmiş. Olay "doktor şöyleydi, ama o da bunu dedi biz de o yüzden yaptık" değil yani.
Şiddeti hala çözüm yolu olarak görüyoruz (biz değil yani onlar). küfürü, hakareti, haddini bildirmeyi(!), Asmayı, kesmeyi iyi bir şeymiş gibi zannediyoruz. İstemediğimiz bir şey olduğunda (istenmeyen şey de sıra beklememek) kendimizi düzgünce ifade edemeyip bunlara başvuruyoruz. Bunun altında özendirme de var bence ve bunlar toplum içinde hala çözülebilmiş değil. Bununla birlikte, görünen o ki suç işleme potansiyeli olanlardan da korunamıyoruz maalesef.
Sağlıkta şiddeti önlemeye yönelik Primer bir adım atıldığına inanmıyorum. Bu durum hem beyin göçlerine hem de artık alttan gelen öğrencisine kadar motivasyon kırılmasına sebep oluyor. Sağlık hizmetleri ileride gözle görülür şekilde etkilenecektir bana göre. Henüz bir öğrenci olarak endişeyle takip ediyorum.
Bu entry'yi yazmadan önce aşağıdaki çalışmaya bakmıştım. İstatistikleri incelemek isteyenler için aşağı bırakıyorum.
https://www.google.com/url?sa=t&source=web&rct=j&url=https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1018813&ved=2ahUKEwjq-PfHj_fwAhU2gf0HHZqnCy4QFjABegQIBBAC&usg=AOvVaw1YLF8AAq5JsDKpchw3hr9u&cshid=1622574363794
o kadar başlarına buyruk ve kural tanımazlar ki. her şeyi kafalarına göre yapıyorlar ve hiçbir denetçileri filan yok gibi. delirmemek elde değil. ama arada tek tük iyileri de çıkmıyor değil. neyse, ben zaten dolmuş kullanmayı bıraktım bir süredir. gençleştim resmen, bu kadar mı fark eder?
geçen gün misafirliğe gitmiştik, 2 yaşında bir bebek vardı, ilk başlarda böyle gayet sakin ve iyiydi, sonra bir şeyler oldu ve bebek şiddetli bir şekilde ağlamaya başladı. susturmaya çalıştılar filan ama susmadı. çılgın bir şekilde ağlamaya devam etti. gürültü yapıyor olduğunu, etrafta insanlar olduğunu umursamadan ağladı. hepiniz mutlaka görmüşsünüzdür, bazen bebekler o kadar çok ağlıyorlar ki nefesleri kesiliyor. yetişkinlerin de bazen buna ihtiyacı olduğunu düşündüm. kendimizi susturmadan, sesimizin şiddetini ayarlamak zorunda hissetmeden, insanların ne diyeceğini umursamadan bebek gibi ağlamak. rahatlatıcı olurdu herhalde...
kareye gidelim, zaten kimseyiz görmeyiz çsde ders çalışırız.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?


