sabah duş almak vs gece duş almak

lagahoo
sabah duş almak bana biraz zorunluluk gibi geliyor ne biliyim işe gidicem, okulum var temiz olayım ter kokmayim gibi ama gece duş almak keyiftir ya. Suyun altında uzun uzun kalırsın acelen yok, sakin sakin düşlere dalarak yıkanırsın sonra duştan çıkıp bi yatarsın offf mışıl mışıl uyursun.

ne kadar seksist bir dil kullanıyorsunuz

armut
Konuşurken kendimi kontrol edebiliyorsam hiç kullanmam. Kendimi kontrol edemediğim bir iletişimdeysem de seksist ifadeler içeren şeylerden sıkça kaçınırım. Konuşmak ve dil her şeydir. Dilimizi doğru ve güzel kullanarak pek çok şey konusunda bilinçlendirebiliriz. karşı taraf bu bilinci kazandığını bile fark etmez.

penceremden manzaralar

privileged of medic
Gri bir gökyüzü var bugün manzaramda. Hani bazen birine dokunsan ağlayacak derler ya,işte beşerin o haline benziyor. Hani bazen kalbe iki duygu aynı anda hükmeder ya,sevgi ve kırgınlık işte ona benziyor. Sevgi ağır basarsa bulutlar ayrılıp ayı parlatacak;kırgınlık olursa ağlayıp yağmur yağdıracak.
Hava da ikilemde sanki. Hani bazen iç çekişimizde nefesi ve kalp sızısını beraber içimize çekeriz ya onun gibi. Ne tam temiz ne de kirli. Soluduğun anki hissine göre değişiyor sanki. Tebessümünle solursan temiz,gözyaşlarınla çekersen içine nefessiz kalacakmışsın gibi.
Ağaçlar da kararsız,her şey gibi. Bulutlar ağlarsa onlar gülüp toprağın ıslaklığını içlerine çekecek,dağılırsa ayın ışığında yapraklarını sergileyecek.
İnsanlar da şaşkın. Ay parlarsa yürüdükleri yol bitecek,bulutlar ağlarsa yürüme ihtimali zihinlerinden silinecek.
Manzaram ikilemde bugün. Ne siyah ne beyaz. Ne kuru ne ıslak. Her şeyden biraz…

ezber

deli dumrul
Beynin bir ezber kotası var, Yeni bilgi eklendikçe eskilerden siliyor. Akraba ziyaretinde kuzenim kapıyı açtı, hoşbuldum h... (Hakan mıydı hüseyin miydi neydi lan) ismi aklıma gelmedi öyle apışıp kaldım, sonra hiçbir şey olmamış gibi bozuntuya vermeden içeri girdim. Sonra birisi kuzenime seslendi de hatırladım: haluk..
2

the lost daughter

ileleualatyr
Yönetmen koltuğunda maggie gyllenhaal'u gördüğümüz film. Senaryo da ona ait. Bir kitaptan uyarlanmış. Uyarlama senaryo yani. 78.Venedik Film Festivali'nde en iyi senaryo ödülü'nü kapmış.
İlk filmi olmasına rağmen çok iyi iş çıkarmış, kendisini tebrik ediyorum ve yeni filmlerini dört gözle bekliyorum.
Onun dışında dakota johnson'a oldukça şaşırdım çünkü kendisinin oyunculuğuna karşı bir ön yargım vardı fakat gerçekten başarılı buldum. Başroldeki olivia colman'a diyecek bir şeyim yok zaten, yine efsane performans sergilemiş olacak ki en iyi kadın oyuncu oscar'ına aday gösterildi. Ayrıca atlamayalım, jessie buckley de çok iyiydi gerçekten ki o da en iyi yardımcı kadın oyuncu oscar'ına aday.
Filmin giriş sahnesi çok güzeldi, ileriki sahnelerde de sıkıldığım bir yer olmadı ve merak duygum hep taze kaldı. Filmi sanırım şu sahneyle özetleyebiliriz:
Nina, Leda'ya çocuksuz geçen üç senesinin nasıl olduğunu sorar ve Leda'nın cevabı “harikaydı.” Olur. Ayrıca bunu söylerken de gözleri dolar. Nedeni bence çocuklarını terk etme durumunun ona iyi geliyor olması. Toplumdaki “annelin kutsaldır.” “Her kadının içinde anne olma isteği vardır.” düşüncesinin aslında ne kadar hatalı olduğunu bu filmle daha iyi görebiliriz. Bazı kadınlar anne olmaya uygun değildir ve böyle kadınlar anne olmamalıdır. Çünkü hem kendisi için hem çocukları için sonu pek iyi olmuyor.

hayat

privileged of medic
Bugün hayatın içinden bir şeyi bir kez daha fark ettim. Bazen bazı kişilerle aranızda bir şeyler rast gitmez,yollarınız ayrılır. Zamanında en yakınız olan gün gelir size en uzak kalır. Onunla beraberken hissettiğiniz duyguları özlersiniz ama o da git gide azalır.
Sanki,insanlarla bağ kurdukça aramızda düğümler oluşturuyoruz. o düğümler arttıkça kuvvetlenen bağımız o düğümlerden herhangi biri çözülürse “hiç var olmamış” gibi oluyor. O his bir kere insanın içine girerse bir daha hiç gitmiyor. Ne kadar zaman geçerse geçsin kaç düğüm atılmaya çalışılırsa çalışılsın çözülen o bir düğüm her şeyi mahvediyor. Hiçbir zaman veyahut duygu o düğümü yerine koymaya yetmiyor. Ayağınız onlara koşmak istese de ruhunuz onlara çelme takıyor. En kötüsü de Düğümler atılırken sessizce izleyen hayat düğümler koparken içinizde fırtınalar koparıyor…

hepsiburada

leavesfromthevine
3-4 sene önce Harry Potter kitaplarının resimli özel baskıları çıkmaya başlamıştı. Büyük bi hevesle sipariş etmiştim Felsefe Taşı ve Sırlar Odası'nı. Tedarik edemedikleri için siparişim iptal olmuştu. Zaten sonra kur mur baya bi zamlandı ve alamadım. Düşününce büyük bi eksiklik değil ama bu site hep bende bu anıyla kötü şekilde yad ediliyor:D bu da böyle boş beleş bi anı işte sevgili sözlük

hayal et

kimliksizot
artık hayal kuramıyorum. umudum olmadığından değil, yaşamak ve yaşatmak umudunu taşırım içimde. fakat kurduğum hayallerin hepsi 'olmak' ihtimalinden en uzağa kaçarmış gibi gelir. belki de bir beklentim olmadığından hayattan, getireceklerini kucakladığımdan ya da hiçbir zaman çok istediğim bir şeyin olmamasından, bir şeyleri şiddetle istememem yaşamdan. fazla realistim belki de. oturup güzel güzel düşleyemem. oysa ılık bir bahar havasında kulağında en muhteşem ezgilerle keşfederken doğayı; hayal etmek, tasarlamak ne güzeldir...

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol