Bazı arkadaşlıklar ve sonları. Bazıları ile arkadaş kalabilmeyi çok isterdim. Kaç sene geçti hala eksikliğini hissediyor ve gülüşlerini özlüyorum.
akla fıkrasına gülünmeyen adamı getirmiştir
genellikle gecenin geç saatlerinde gelen ulvi bir güçle bu işe yeltenilir. irade ve şansla, bu çaba, sonuca ulaşabilir.
3 sene önce 14 şubat akşamı annemin babaannesi vefat etmişti. Kendisi 95 yaşındaydı. Dışarıdan bakan birinin yeterince yaşamış aslında diye düşüneceği bir yaş ama tabi yakınları için öyle olmuyor. Annem çok severdi babaannesini, babaannesi de annemi çok severdi. Hatta son zamanlarında hafızası iyi olmamasına, birçok kişiyi iyi tanıyamıyor olmasına rağmen annemi hep tanırdı. cenaze evine giderken annemin arabada çok ağladığını hatırlıyorum, insan annesinin ağlamasına dayanamıyor tabi. Kısacası Bizim için 14 şubat sevdiğimiz birinin ölüm yıl dönümü yani üzücü bir gün..
Biz ki kısmet sandık aslında hakkatli bir hakikatmiş..
İyi huylu olsan ne farkeder. Sonuçta Benim için bir tümörsün.
Long island medyumu olduğum için küre yani dümdüz. Öyle fiyakalı bi anlamı yok
Yetenek, istidatın inkişafıdır. Herkeste yetenek yoktur ama herkeste envai çeşit istidat vardır. Bunların ne kadarını ne oranda inkişaf ettirebiliyorsak o kadar yetenekli oluruz. Tabi bunun için önce istemek gerek. Ondan sonra da çalışmak. Hem istemek hem de çalışmak fiillerini “gerçekten” icra eden herkes eninde sonunda, öyle ya da böyle yeteneğini ortaya koyar.
Islak tuvalet terliğine çorapla bastığın o an var ya işte tam o
Should I give up or should I just keep chasing pavements?
Even if it leads nowhere... Or would it be a waste?
Even if I knew my place should I leave it there?
Even if it leads nowhere... Or would it be a waste?
Even if I knew my place should I leave it there?
meyve tüketmeyi çok severim.en çok da yaz meyvelerini.favorimseee kiraz.bayılıyorumm tadına :)))
öncelikle şunu belirteyim : evet geceleri başka bir insan oluyorum.muhtemelen bir film karakteri olsaydım Tyler durden olurdum.hava karardı mı ruh halim değişiyor gariptir.
bunu yazmaya mecburum şu an ki düşüncelerimi unutmak istemiyorum çünkü.okul dolayısıyla eve 2 ayda bir geliyorum çoğunuz gibi.eve geldiğimde ailemle vakit geçirmeye daha çok vakit ayırıyorum(ayırmaya çalışıyorum diyelim) dışarda gezmektense çünkü 20 sene gezmisim zaten artık çekmiyor ilgimi(öyle sanıyordum daha doğrusu).
Sabah ilkokuldan bir arkadaşımla buluştuk ya da karşılaştık diyelim daha doğru olur.iste akşama kadar okey,gezmek, yemek falan boş işler..neyse saat 23 gibi başladık mahalleyi gezmeye ilkokulda ki arkadaşlarım isimlerini hatırlamaya ve bazı anıları anlatmaya çalıştık birbirimize buraya kadar normaldi her şey.ben Instagram kullanmadigim için takip etmem öyle eski dostlar şimdi ne yapar,sınıfın sessiz çocuğu ne hale gelmis,ilkokuldaki bana aşık olan kıza neler olmuş falan merak da etmem böyle zirvaliklari.
Ta ki içimdeki duygusal Erbatur beni dürtene kadar.arkadas isimleri sayıyor bana instadan gösteriyor falan bir garip oldum.gösterdiği her insanla olan anılarım aklıma geliyo sanki dün gibi hatırlıyorum anı kafamda detaylarıyla canlanıyor bı kötü oluyorum 12-13 sene nasıl geçmiş olabilir lan.yuzleri çok değişmiş.farklı insanlar olmuşlar , ne onlar sınıfta koşuşturan küçük sevimli çocuklar ne de ben onların o zamanki hatirladiklari insanım.fotograflar önümde,13 kere 365 çok az bir süre ya.bu kadar mesafenin yasanmisligin sığmış olması imkansız di mi.israr ettim çocuğa gel ilkokula gidelim ben 8 sene önce falan gittim daha da gitmedim dedim.
Gittiğimde beni en çok üzen her şeyin aynı olmasıydı.boyle olunca hafıza direkt tazelendi.bu okulun duvarı ne kadar da kisaymis lan önceden ziplasak da goremezdik değil mi Gürkan.bak surda sen koşarken semihle carpismistin dişin kirilmisti.bak şu dişin hala belli oluyor shsh.bayrak direği hala aynı yamuk her an yıkılabilir.eğer bir canlı olsaydı bu bayrak direği Gürkan bizi gördüğünde duygulanırdı hatırlardi yüzde yüz, her teneffüs buna dokunup simit oynuyorduk nasıl unutsun.
kendime not şimdiki arkadaşlıkların olsun geçmistekiler olsun hayatının bir yerinde bir bağın olsun onlarla hayat harbi çok kısa oğlum.sonra böyle birden hatırlayınca duvara çarpmış gibi oluyorsun.
Keşke biraz degistirseydiniz okulu keşke yiksaydiniz da okulun bahcesinde goremeseydim çocukluğumu.su banklarin bari yeri degisseydi de şimdiki yorgun ben ,neşeli çocukluğumun yanına oturup huzurunu bozmasaydı..
bunu yazmaya mecburum şu an ki düşüncelerimi unutmak istemiyorum çünkü.okul dolayısıyla eve 2 ayda bir geliyorum çoğunuz gibi.eve geldiğimde ailemle vakit geçirmeye daha çok vakit ayırıyorum(ayırmaya çalışıyorum diyelim) dışarda gezmektense çünkü 20 sene gezmisim zaten artık çekmiyor ilgimi(öyle sanıyordum daha doğrusu).
Sabah ilkokuldan bir arkadaşımla buluştuk ya da karşılaştık diyelim daha doğru olur.iste akşama kadar okey,gezmek, yemek falan boş işler..neyse saat 23 gibi başladık mahalleyi gezmeye ilkokulda ki arkadaşlarım isimlerini hatırlamaya ve bazı anıları anlatmaya çalıştık birbirimize buraya kadar normaldi her şey.ben Instagram kullanmadigim için takip etmem öyle eski dostlar şimdi ne yapar,sınıfın sessiz çocuğu ne hale gelmis,ilkokuldaki bana aşık olan kıza neler olmuş falan merak da etmem böyle zirvaliklari.
Ta ki içimdeki duygusal Erbatur beni dürtene kadar.arkadas isimleri sayıyor bana instadan gösteriyor falan bir garip oldum.gösterdiği her insanla olan anılarım aklıma geliyo sanki dün gibi hatırlıyorum anı kafamda detaylarıyla canlanıyor bı kötü oluyorum 12-13 sene nasıl geçmiş olabilir lan.yuzleri çok değişmiş.farklı insanlar olmuşlar , ne onlar sınıfta koşuşturan küçük sevimli çocuklar ne de ben onların o zamanki hatirladiklari insanım.fotograflar önümde,13 kere 365 çok az bir süre ya.bu kadar mesafenin yasanmisligin sığmış olması imkansız di mi.israr ettim çocuğa gel ilkokula gidelim ben 8 sene önce falan gittim daha da gitmedim dedim.
Gittiğimde beni en çok üzen her şeyin aynı olmasıydı.boyle olunca hafıza direkt tazelendi.bu okulun duvarı ne kadar da kisaymis lan önceden ziplasak da goremezdik değil mi Gürkan.bak surda sen koşarken semihle carpismistin dişin kirilmisti.bak şu dişin hala belli oluyor shsh.bayrak direği hala aynı yamuk her an yıkılabilir.eğer bir canlı olsaydı bu bayrak direği Gürkan bizi gördüğünde duygulanırdı hatırlardi yüzde yüz, her teneffüs buna dokunup simit oynuyorduk nasıl unutsun.
kendime not şimdiki arkadaşlıkların olsun geçmistekiler olsun hayatının bir yerinde bir bağın olsun onlarla hayat harbi çok kısa oğlum.sonra böyle birden hatırlayınca duvara çarpmış gibi oluyorsun.
Keşke biraz degistirseydiniz okulu keşke yiksaydiniz da okulun bahcesinde goremeseydim çocukluğumu.su banklarin bari yeri degisseydi de şimdiki yorgun ben ,neşeli çocukluğumun yanına oturup huzurunu bozmasaydı..
Bugün çok güzelim, saçım falan da çok güzel ama dışarı çıkmayacağım için, oda arkadaşım da olmadığı için kimse bu güzelliğimi görmeyecek.
Kendisine son zamanlarda girdiği entryleri için teşekkürü borç bildiğim yazar.
Resmen sıfır ya. Ne bu herkes herkesi tanımış. Beni tanıyan var mı mesela çıkmaz bence çıkarsa babay
ankara'da kendimi huzurlu hissettiğim ve gözyaşlarıma tanık olan nadir yerlerden. 3. cadde yerine 2. cadde'den yürümeyi tercih ederim genelde 3 kalabalık ve hareketli oluyor.her mevsimi ayrı güzel, sessiz, sakin. canın mı sıkıldı tak kulaklığı cadde üzerinden değil de ara sokaklardan anıtpark'a git gecesi de gündüzü de güzel, otur banklarda sonra kediler gelsin yanına sev onları filan insan rahatlıyor valla. seviyorum ve özlüyorum bu semti.
beğendiğin entry'i beğendiğini fark etmeyip yanlışlıkla tıklayarak beğeniyi geri çekme sorunsalı
demek ki ne kadar çok hoşumuza gidiyorsa tekrar tekrar beğenmek istiyoruz
değiliz bence olamayız da çünkü kendimize, çevremizdeki insanlara, gelecek nesillere karşı bir sorumluluğumuz var. seçimlerini özgür kılabilirsin sadece o da imkanların doğrultusunda olur seçemediklerin olayı bozar.
Önemli olan yazılması değil, bunun basılması. Yani herkes kendi kendine bir şeyler yazabilir ama bunu basmak konusunda birtakım endişelerimizin olması gerekiyor çünkü kaynakları doğru yere harcamak lazım.
Bu başlığı sanıyorum ben açmışım. Çok yakın bir zamana kadar hayatın belirsiz oluşu hayatı sevmeme en büyük engellerden biriydi. Geleceği bilmenin hep daha iyi olacağını düşünürdüm. Belirsizliğin içinde hep olumsuz şeylerin beni bulacağından ve geleceğin yani o belirsizliğin koca bir olumsuz olaylar kümesinden oluştuğundan neredeyse emindim. O yüzden sanırım yaşadığım ânın da çoğu zaman farkında olamadım. Keyif alamadım hayattan. Sonra zihnim belli şeyler yaşayıp öğrendikten sonra aslında belirsizliğin içinde koca bir umut olduğunu ve hayatın güzellikler de getirebileceğini kabullendi. O yüzden ilk entrydeki düşüncelerime katılmıyorum. Sözlüğü de en çok bu yüzden seviyorum sanırım. Kendimdeki değişimi görmeme yardımcı oluyor.
Benimki garip bir şekilde hep kapının arkasında olurdu. Neden ben de bilmiyorum
Sık sık kıyafet deneyip mağaza gezerim (gezerdim eskiden :( ) mağazalarda ürünleri incelerken bir süre sonra sadece kumaş kalitesine değil dikiş kalitesine, tasarımın özgünlüğüne, kumaş desenine, kıyafetin bedeninizin formuna uygunluğuna ve kıyafetin komforuna da dikkat etmeye başlıyorsunuz. Çoğumuzun giydiğini düşündüğüm uygun , normal fiyatlı ürünler satan birkaç bilindik Türk markasına ait öyle kıyafetler var ki kıyafet tamamen tasarım hatası nedeniyle üzerinde bulunduğu her insanı çirkin gösterebilir. Ürün alırken kumaş içeriğine de bakan birisi olarak bu çirkin ürünlerin genelde %100 e yakın pamuklu içeriğe sahip kumaşlar olduğunu belirtmek isterim. Ancak yine aynı markalardan çok kaliteli kumaşa sahip güzel tasarımlı ürünlerim de var. Dolayısıyla fiyatını hak etmeyen marka yoktur. Fiyatını hak etmeyen ürün vardır. Her markanın gerek tasarımsal anlamda gerek de kalite olarak bocaladığı ürünleri olabilir.
Alkol malkol bildiğimiz gibi işte
lisede akşam okuldan geldiğimde CNBC-e de izlediğim dizi
Para biriktirmek eğer ihtiyacımdan fazla ya da kullanmadığım fazla kalan paraları bir kenarda toplamak ise böyle bir durumum maalesef şimdilik yok (ki olacağını da düşünemiyorum), yapabileceğim ya da yapmak istediğim şeylerden kısıp bir kenara toplamak ise bunu da ben yapmak istemiyorumm. Sonuca bakarsak sanırım hiç bir zaman birikmiş param olmayacak :')
Ben online girmiştim. Sınavı da çok hatırlamıyorum. ama şunu hatırlıyorum patoloji soruları beni adeta terbiye etmişti. 2021 versiyonu bana zor gelmişti bayağı.
Ama bu da bir sekilde geçiyor. Hatta bundan başarılı olduğunuzu görürseniz tatiliniz çok güzel geçiyor. sinir, stres hiçbiri kalmıyor:)
Bunu atlattıktan sonra sınavı kafamdan sildim. Daha doğrusu ülke gündemi gibi oldu. Ondan sonra, o kadar çok şey oldu ki böyle bir sınavın var olduğunu bile unuttum.
Bu seneki yapıldı mı bilmiyorum ama yapılmadıysa başarılar dilerim.
Ama bu da bir sekilde geçiyor. Hatta bundan başarılı olduğunuzu görürseniz tatiliniz çok güzel geçiyor. sinir, stres hiçbiri kalmıyor:)
Bunu atlattıktan sonra sınavı kafamdan sildim. Daha doğrusu ülke gündemi gibi oldu. Ondan sonra, o kadar çok şey oldu ki böyle bir sınavın var olduğunu bile unuttum.
Bu seneki yapıldı mı bilmiyorum ama yapılmadıysa başarılar dilerim.
Geçen yeni tus düzenlemesi kapsamında yazdığım entryi yoğun ilgi görmesi sebebiyle silmiştim. Bunun arkasında resmi kurumlara olan muhalif görüşlerimi açıkça ifade etmem ve bu kurumların beni oldukça kolay bir şekilde harcayabilmeleri var idi. Dediklerimin arkasındayım, iskandinavya olsaydık yine yazardım ancak hiçbir güvencem olmadığı için sildim. Hatta öyle bir korku yaşadım ki adminlere de yalvardım lütfen sosyal medya hesaplarından da silelim diye. Beni kırmadılar, sildiler. Biz öğrenciler en kolay harcanan kesimiz çünkü. Korku diyeyim yani. Korkudur primer sebebi. Anonimliğe artık çok takılmıyorum. Tanışmak isteyenlerle tanışabilirim.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

