ahh özellikle pop şarkıların rock coverlarına bayılıyorum sizlerin de sevdikleri varsa öğrenmek isterim benim aklıma gelenler şöyle:
all time low - umbrella
seether - careless whisper
go radio - rolling in the deep
porçay - mesafe
we came as romans - i knew you were trouble
Dünyanın birçok farklı ülkesinde sığınak diye bir şey var. Geçmişte insanların savaşta vb. Durumlarda saklanması için kullanıyor bu. Bizim ülkede yok gerek duymamışız saklanmaya, kadını erkeği savaşmışız. Sorulması bile abes
Not: damarlarındaki asil kan
Not: damarlarındaki asil kan
doktor olmayı çok isteyen, tıp kazanmak için çok çabalayan, "doktorluk benim için en uygun meslek, başka bir iş yapmak istemem" diyen beni bile son zamanlarda yoklayan düşünce. istemeden tıp yazanların peşini hiç bırakmıyordur herhalde.
eskiden arkadaşlarım okulu bırakmakla ilgili bir şey dediğinde kızardım, saçmalamayın diye. bu fikri hiçbir zaman gerçeğe dönüştüreceğimi sanmıyorum, inşallah dönüştürmem, zaten gerçeğe dönüşmesini de gerçekten istemiyorum. çok stresli olduğum için aklıma geliyor bu fikir biliyorum. doktor olmayı hala çok istiyorum sadece hedefe ulaşmak için geçilmesi gereken yol çok uzun ve stresli. eskiden de annemlere "okulu bırakacağım ben ya" gibi şeyler söylerdim özellikle sınav haftaları gibi çok yoğun zamanlarda ama şaka olduğu belliydi o zamanlar. dün annemle otururken yine böyle bi şey söyledim ama bu sefer gözlerim doldu bir anda, kendimi tutmasam ağlayacaktım. annem dedi ki "yarısını okudun zaten. hem şimdi bıraksan ne yapacaksın?" doğru, bıraksam ne yapacağım? başka bir bölüm okusam ne okuyacağım? okuduğum o bölüm bana iş imkanı sunacak mı? ayrıca verdiğim emeklere yazık değil mi? hem üzülmez miyim bundan 10 yıl sonra şimdi doktor olurdum okulu bırakmasaydım gibi şeyler düşünüp ya da sınıf arkadaşlarımın doktor olduğunu görüp demez miyim ben neden olamadım diye? neyse işte böyle şeyler düşünerek kafamızdan atmaya çalışıyoruz bu tarz fikirleri :))
bu arada annem bıraksan ne yapacaksın dediğinde "bana pastane ya da kahveci açarsınız" demiştim ama bunlar opsiyon değil galiba :))
eskiden arkadaşlarım okulu bırakmakla ilgili bir şey dediğinde kızardım, saçmalamayın diye. bu fikri hiçbir zaman gerçeğe dönüştüreceğimi sanmıyorum, inşallah dönüştürmem, zaten gerçeğe dönüşmesini de gerçekten istemiyorum. çok stresli olduğum için aklıma geliyor bu fikir biliyorum. doktor olmayı hala çok istiyorum sadece hedefe ulaşmak için geçilmesi gereken yol çok uzun ve stresli. eskiden de annemlere "okulu bırakacağım ben ya" gibi şeyler söylerdim özellikle sınav haftaları gibi çok yoğun zamanlarda ama şaka olduğu belliydi o zamanlar. dün annemle otururken yine böyle bi şey söyledim ama bu sefer gözlerim doldu bir anda, kendimi tutmasam ağlayacaktım. annem dedi ki "yarısını okudun zaten. hem şimdi bıraksan ne yapacaksın?" doğru, bıraksam ne yapacağım? başka bir bölüm okusam ne okuyacağım? okuduğum o bölüm bana iş imkanı sunacak mı? ayrıca verdiğim emeklere yazık değil mi? hem üzülmez miyim bundan 10 yıl sonra şimdi doktor olurdum okulu bırakmasaydım gibi şeyler düşünüp ya da sınıf arkadaşlarımın doktor olduğunu görüp demez miyim ben neden olamadım diye? neyse işte böyle şeyler düşünerek kafamızdan atmaya çalışıyoruz bu tarz fikirleri :))
bu arada annem bıraksan ne yapacaksın dediğinde "bana pastane ya da kahveci açarsınız" demiştim ama bunlar opsiyon değil galiba :))
güvensizliklerden ya da travmalardan ötürü kişinin 'kötü' olarak nitelendirdiği ama yine de gizlice yaptığı davranışlardır. hemen biraz itiraf edeyim:
- evden çıkarken güneş gözlüğü takmamın primer sebebi güneş ışınlarından korunmak değil, oturduğum yerde bolca bulunan tanıdık insanlardan kaçmaktır.
- mesajları gördüğüm halde çoğu zaman cevap veremiyorum çünkü beni yormayan çok az insan var. gerisine mesaj atmak külfetmiş gibi hissettiriyor.
- doğum günlerimde fazla heyecanlanıyorum ama belli etmemeye çalışıyorum çünkü çok fuzuli bir mevzu olduğu aşikar ancak çocuksu olmasına rağmen beni çok heyecanlandırıyor.
- "notlar önemli değil öğrenmek önemli" lafı dilime pelesenk olsa da amfideki değişik insanlar benden yüksek aldığında canım sıkılıyor.
- öğrenemediğim şeyler yüzünden kendimi yetersiz hissedebiliyorum.
daha editleyeceğim zira iyice terapi sayfasına dönüştürdüm burayı.
..
- evden çıkarken güneş gözlüğü takmamın primer sebebi güneş ışınlarından korunmak değil, oturduğum yerde bolca bulunan tanıdık insanlardan kaçmaktır.
- mesajları gördüğüm halde çoğu zaman cevap veremiyorum çünkü beni yormayan çok az insan var. gerisine mesaj atmak külfetmiş gibi hissettiriyor.
- doğum günlerimde fazla heyecanlanıyorum ama belli etmemeye çalışıyorum çünkü çok fuzuli bir mevzu olduğu aşikar ancak çocuksu olmasına rağmen beni çok heyecanlandırıyor.
- "notlar önemli değil öğrenmek önemli" lafı dilime pelesenk olsa da amfideki değişik insanlar benden yüksek aldığında canım sıkılıyor.
- öğrenemediğim şeyler yüzünden kendimi yetersiz hissedebiliyorum.
daha editleyeceğim zira iyice terapi sayfasına dönüştürdüm burayı.
..
Milli piyango bileti alsam mı almasam mı ikilemiyle benim de yaşadığım durum.
Şu aralar şanslıyım, belki bir şeyler çıkar ama bilemedim :')
Şu aralar şanslıyım, belki bir şeyler çıkar ama bilemedim :')
Ankaraya geldiğimden beri kaybettiğim yeteneğim. Sanırım yüksek hayat tempom ve devamlı dolu olan beynimle bi de az uyuyunca rüyalarımı kovalayıverdim
-Annen seni market sırasında bırakıp süt almaya gider, sıra sana gelir ve annen gelmez.
-Online alışveriş yaparken sepete eklediğin ürün son bir ürün kalmıştır. O anda alamayacaksan kesin bitecek gerginliği
-Online sınav öncesi internet/elektrik kesilir ya gelmezse gerginliği
-acun ılıcalının sunduğu programlar (anlamsız gerginlik)
-Online alışveriş yaparken sepete eklediğin ürün son bir ürün kalmıştır. O anda alamayacaksan kesin bitecek gerginliği
-Online sınav öncesi internet/elektrik kesilir ya gelmezse gerginliği
-acun ılıcalının sunduğu programlar (anlamsız gerginlik)
nokia 3310. Olası bir nükleer saldırıda, uzaylı istilasında bile ayakta kalabileceğinden şüphem yok.
Genetik geçiş gösterdiği düşünülen ve bana da Babamdan geçen durum.
Bendeki yansıması çeşitli kelimelere birer renk tayin etmek şeklinde. Mesela Ankara turuncudur, İstanbul mavi, Bolu beyaz. Ya da matematik mavidir, tarih turuncu. Erkek kardeşim siyahtır, kız kardeşim sarı. İmmünoloji kırmızı, biyokimya mavi, biyofizik ise yeşildir benim gözümde. Bu zamana kadar bir faydasını gördün mü diyecek olursanız, sinesteziyle bir alakası var mıdır bilemem ama özellikle lisedeyken hafızam çok güçlüydü (tıp fakültesinin fazlasıyla sarsıcı olması sebebiyle artık hafızama hiç ama hiç güvenemiyorum ne yazık ki). Ben sinesteziklerin güçlü hafızalarına da Kendimce şöyle bir sebep buldum; mesela histoloji preparatlarını sadece ders notlarından okumak, mikroskopta adım adım inceleyerek öğrenmeye göre pek akılda kalıcı bir yöntem değildir. Yani bir şeyi ne kadar farklı yönleriyle (isim-renk-doku-boyut-koku vs) bilirsek, aklımızda o kadar kalıcı oluyor. Sinesteziklerin hafıza yönünden avantajları; normalde tek bir nitelikten ibaret olan kavramlara kendilerinin birer nitelik daha eklemesi(benim sadece basit birer kelime olan harf topluluklarının renkleri olduğunu düşünmem gibi) ve bu sayede sinestezik olmayanların genellikle tek bir perspektiften baktıkları şeyleri, alakasız da olsa farklı birkaç nitelikle eşleştirdikleri için zihinlerinde en basit kavramı bile çok yönlü olarak canlandırmaları. Histoloji preparatı örneğinde dediğim gibi, kelimelere bir değil Birçok açıdan bakınca da akılda daha kolay kalıyor.
Kendimden örnek verecek olursam; Şiir ezberlemeye lisede edebiyat öğretmenimizin verdiği ödevler sebebiyle başlamıştım ama sonra ezberimde bir sanat eserinin olması, bu esere istediğim her an ve her koşulda ulaşabilecek olma fikri çok hoşuma gitmişti. Sonrasında da, Ödev olarak başladığım şiir ezberleme olayını hobi haline getirmiştim diyebilirim. Fuzuli'nin su kasidesi ve Mehmet Akif ersoy'un Çanakkale şehitlerine şiiri gibi uzun şiirleri bile ezbere bilirdim.
Şiirleri Kolayca ezberleyebilmemi sinestezi mi sağlıyordu yoksa şiirlerdeki muhteşem Türkçeye duyduğum hayranlık sebebiyle şiir okumaktan çok büyük bir haz duymam mı bilemem ama, canım babamla beni birbirimize bağlayan birçok tatlı tesadüften biri olduğu için ben zihnimin beni memnun eden her bir detayının altında sinestezi olduğunu düşünmek istiyorum.
Bendeki yansıması çeşitli kelimelere birer renk tayin etmek şeklinde. Mesela Ankara turuncudur, İstanbul mavi, Bolu beyaz. Ya da matematik mavidir, tarih turuncu. Erkek kardeşim siyahtır, kız kardeşim sarı. İmmünoloji kırmızı, biyokimya mavi, biyofizik ise yeşildir benim gözümde. Bu zamana kadar bir faydasını gördün mü diyecek olursanız, sinesteziyle bir alakası var mıdır bilemem ama özellikle lisedeyken hafızam çok güçlüydü (tıp fakültesinin fazlasıyla sarsıcı olması sebebiyle artık hafızama hiç ama hiç güvenemiyorum ne yazık ki). Ben sinesteziklerin güçlü hafızalarına da Kendimce şöyle bir sebep buldum; mesela histoloji preparatlarını sadece ders notlarından okumak, mikroskopta adım adım inceleyerek öğrenmeye göre pek akılda kalıcı bir yöntem değildir. Yani bir şeyi ne kadar farklı yönleriyle (isim-renk-doku-boyut-koku vs) bilirsek, aklımızda o kadar kalıcı oluyor. Sinesteziklerin hafıza yönünden avantajları; normalde tek bir nitelikten ibaret olan kavramlara kendilerinin birer nitelik daha eklemesi(benim sadece basit birer kelime olan harf topluluklarının renkleri olduğunu düşünmem gibi) ve bu sayede sinestezik olmayanların genellikle tek bir perspektiften baktıkları şeyleri, alakasız da olsa farklı birkaç nitelikle eşleştirdikleri için zihinlerinde en basit kavramı bile çok yönlü olarak canlandırmaları. Histoloji preparatı örneğinde dediğim gibi, kelimelere bir değil Birçok açıdan bakınca da akılda daha kolay kalıyor.
Kendimden örnek verecek olursam; Şiir ezberlemeye lisede edebiyat öğretmenimizin verdiği ödevler sebebiyle başlamıştım ama sonra ezberimde bir sanat eserinin olması, bu esere istediğim her an ve her koşulda ulaşabilecek olma fikri çok hoşuma gitmişti. Sonrasında da, Ödev olarak başladığım şiir ezberleme olayını hobi haline getirmiştim diyebilirim. Fuzuli'nin su kasidesi ve Mehmet Akif ersoy'un Çanakkale şehitlerine şiiri gibi uzun şiirleri bile ezbere bilirdim.
Şiirleri Kolayca ezberleyebilmemi sinestezi mi sağlıyordu yoksa şiirlerdeki muhteşem Türkçeye duyduğum hayranlık sebebiyle şiir okumaktan çok büyük bir haz duymam mı bilemem ama, canım babamla beni birbirimize bağlayan birçok tatlı tesadüften biri olduğu için ben zihnimin beni memnun eden her bir detayının altında sinestezi olduğunu düşünmek istiyorum.
Biz her halimizle premiumuz. Gütfsözlükten olmak ayrıcalıktır. 😎
Evet selamlar yine ben. Birkaç gelişme oldu ki uğradım bu başlığa.
Hatırlarsanız geçen yıl çıkılan ihalenin sonucunu bu başlıkta paylaşmıştım o ihale iptal arkadaşlar unutun yeni baştan..
Şöyle baktığımda ne var ne yok diye sitelere, dekanlıktaki çevre düzenlemesi ve tadilat ihalesi gözüme çarptı onu paylaştım. Bunlara ek olarak da yeni hastane yeniden ihaleye çıkılmış lakin ihaleye acil otoparkı, otopark ve yemekhane diye yapılar eklenilmiş bir şekilde grseller:
İptal:

Yeni:

Alan şirket çelikler holdinge bağlı yse inşaat. Bu şirket binanın ilk kısmını yapan şirket. Bunlar ilk kısmı yarı bırakmış nasıl güveneceğiz diye düşünebilirsiniz. Hiçbir şey diyemem kimsenin avukatı değilim komiteye girip çıkan tıp öğrencisiyim yani haklı olabilirsiniz umarım bitirirler devam..
Eskisinin bütçesininin neredeyse iki katı büyüklükte bir ihale. Lakin otopark ve yemekhane detayları da var. E nereye yapılacak bu yapılar diyorsanız.. hastanenin arkasındaki otopark olarak kullanılan arazinin altına doğru üç kat inin oraya otopark, üstüne de iki kat çıkın o kısma da öğretim görevlisi-personel yemekhaneleri, kafeterya-çiçekçi gibi yerlerin yapılacağı bir yapı dikilecek
Hastanenin beşevler kız kyk'dan bakıldığı kısmı acil girişi olacak. Binanın arka kısmından tarafından ise poliklinik girişi olacak. katlar sırasıyla: acil, genel pol, yoğunbakım, ameliyathane, idare-sosyal tesis, tesisat, anjiyo ve kemoterapi; kalan kulenin on katı ise hasta katı olacak. Daha da akılda kalması için ön ve arka kısım tepeden grseller:
Ön:

Arka:

Tüm bunların en önemlisi ne zaman bitecek sorusu, 2023 türkiye devlet bütçe plan raporunda -2024 raporu bi aya çıkar- Gazi üni için planlanan projelerde 2026 gözüküyordu eski ihale iptali düşünüldüğünde ben 2027 diyorum. Grseldeki diğer projeleri bilmiyorum.
Grsel:

Artık acil veya onko asist yazarsanız bolca vaktinizi bu binada harcayabilrsniz
saygılar.
Hatırlarsanız geçen yıl çıkılan ihalenin sonucunu bu başlıkta paylaşmıştım o ihale iptal arkadaşlar unutun yeni baştan..
Şöyle baktığımda ne var ne yok diye sitelere, dekanlıktaki çevre düzenlemesi ve tadilat ihalesi gözüme çarptı onu paylaştım. Bunlara ek olarak da yeni hastane yeniden ihaleye çıkılmış lakin ihaleye acil otoparkı, otopark ve yemekhane diye yapılar eklenilmiş bir şekilde grseller:
İptal:

Yeni:

Alan şirket çelikler holdinge bağlı yse inşaat. Bu şirket binanın ilk kısmını yapan şirket. Bunlar ilk kısmı yarı bırakmış nasıl güveneceğiz diye düşünebilirsiniz. Hiçbir şey diyemem kimsenin avukatı değilim komiteye girip çıkan tıp öğrencisiyim yani haklı olabilirsiniz umarım bitirirler devam..
Eskisinin bütçesininin neredeyse iki katı büyüklükte bir ihale. Lakin otopark ve yemekhane detayları da var. E nereye yapılacak bu yapılar diyorsanız.. hastanenin arkasındaki otopark olarak kullanılan arazinin altına doğru üç kat inin oraya otopark, üstüne de iki kat çıkın o kısma da öğretim görevlisi-personel yemekhaneleri, kafeterya-çiçekçi gibi yerlerin yapılacağı bir yapı dikilecek
Hastanenin beşevler kız kyk'dan bakıldığı kısmı acil girişi olacak. Binanın arka kısmından tarafından ise poliklinik girişi olacak. katlar sırasıyla: acil, genel pol, yoğunbakım, ameliyathane, idare-sosyal tesis, tesisat, anjiyo ve kemoterapi; kalan kulenin on katı ise hasta katı olacak. Daha da akılda kalması için ön ve arka kısım tepeden grseller:
Ön:

Arka:

Tüm bunların en önemlisi ne zaman bitecek sorusu, 2023 türkiye devlet bütçe plan raporunda -2024 raporu bi aya çıkar- Gazi üni için planlanan projelerde 2026 gözüküyordu eski ihale iptali düşünüldüğünde ben 2027 diyorum. Grseldeki diğer projeleri bilmiyorum.
Grsel:

Artık acil veya onko asist yazarsanız bolca vaktinizi bu binada harcayabilrsniz
saygılar.
Mabel Matiz'in Yaşım çocuk şarkısıdır. Ne zaman dinlesem bir daha çocuk olamayacağımı hatırlarım
Ecmel soylu izledikten sonra hevese gelip başladığım şeydir. (+ajanda tutmak)
Termos. Dışarıda içecek tüketimim attıktan sonra termos almanın ekonomisi üzerinde derin düşünmeler yapmıştım. Kare çarşı'da yağlı kahveye 3 tl kadar para veriyordum her gün. Eğer her gün içeceğimi getirirsem yaklaşık 2 ayda termos kendi parasını çıkartıyordu. (1 paket filtre kahve fiyatı ve haftada 1 yarım yağlı süt ücreti de buna dahildi)
gütfsözlük;
herkes anonim olduğundan dolayı belki de normal hayatta sevmediğin birinin gönderilerine kahkaha atıp okumanı
dönem fark etmeksizin anonimliğin vermiş olduğu güzelliklerle herkesle dönemdaşın gibi konuşabilmeni
kişilere değil fikirlere, söylemlere önem vermeni
.
.
.
yeri geldiğinde goygoy, yeri geldiğinde ciddi konuları başka kişilerle nezih bir şekilde tartışabilmeni sağlar.
tek bir kötü yanı varsa o da bağımlılık yapmasıdır. evet gütfsözlük bağımlılık yapar :) ve gerçekten de "gazi tıpı daha iyi bir gazi tıpa dönüştüren" çok güzel bir projedir.
herkes anonim olduğundan dolayı belki de normal hayatta sevmediğin birinin gönderilerine kahkaha atıp okumanı
dönem fark etmeksizin anonimliğin vermiş olduğu güzelliklerle herkesle dönemdaşın gibi konuşabilmeni
kişilere değil fikirlere, söylemlere önem vermeni
.
.
.
yeri geldiğinde goygoy, yeri geldiğinde ciddi konuları başka kişilerle nezih bir şekilde tartışabilmeni sağlar.
tek bir kötü yanı varsa o da bağımlılık yapmasıdır. evet gütfsözlük bağımlılık yapar :) ve gerçekten de "gazi tıpı daha iyi bir gazi tıpa dönüştüren" çok güzel bir projedir.
güzel bir dizi ancak mantık hataları oldukça fazla. bu kadar mantık hatası olması bazen rahatsız ediyor
Önemli olan iç güzellik diyorum. Biz ne güzeller gördük zort çıktı.
Kahvaltı yapıyorum bir yandan da arkadaşımla mesajlaşıyorum. Boğazım dün ağrıyordu bugün kendime bir güzellik yapayım dedim üşenmeden bitki çayı yaptım
Huzursuzum. Uzak uzak şeylerin susuzluğu var bende.
Ruhum loş uzakların eteğinden tutmak iştiyakıyla çırpınıyor.
Ey büyük Öte, ey flütünün tiz çağırışları.
Uçacak kanatlarım olmadığını ve burada bu noktada ebediyen kalmağa
mecbur bulunduğumu unutuyorum.
Ruhum loş uzakların eteğinden tutmak iştiyakıyla çırpınıyor.
Ey büyük Öte, ey flütünün tiz çağırışları.
Uçacak kanatlarım olmadığını ve burada bu noktada ebediyen kalmağa
mecbur bulunduğumu unutuyorum.
iki sohbet aralı
bu hafta d1 ve d2lerin sınavı var. başarılar
https://open.spotify.com/track/17dmpqLzJR5NRlmEhzFXzT?si=CAwlIc9MRZWWYWM_GdpOlA
kuanın şarkıları ders çalışırken çok güzel gidiyo öneririm
kuanın şarkıları ders çalışırken çok güzel gidiyo öneririm
İki saatte 15 sayfa ilerlemek şaşırtmamalı, tekrar ettikçe hızlanıyorsun
Ben bunu üç senedir hiç yapamadım ya, dersleri anlamıyorum galiba ya da o kadar hızlı çalışmak zorunda kalıyorum ki kendime entegre edemiyorum.
Kaldırımın ortasındaki köpek dışkısı, hava durumunu yalanlayan yağmur, zam geleceği için ürün satmayıp istifçilik yapan esnaf, özgürlüğü başkasının hakkına tecavüz edebilme hakkı olarak gören beyin yoksunları… ama bunları görünce o an hiçbirine sinirlenemedim çünkü yanımda kahkahamı bitirmeme bile izin vermeyen harika biri vardı. Şu an günümü düşününce bi sinirlendim o kadar.
öyle uzak ki yerim/ uzakları aşıyor
Bütün özlediklerim benden ayrı yaşıyor
Hümeyra'nın seslendirdiği bu şarkıyı şevket rado, benim gibi büte kalıp memleketine 1 ay daha hasret kalınca yazmış.
kaynak: gluteus maximus'um :)
Bütün özlediklerim benden ayrı yaşıyor
Hümeyra'nın seslendirdiği bu şarkıyı şevket rado, benim gibi büte kalıp memleketine 1 ay daha hasret kalınca yazmış.
kaynak: gluteus maximus'um :)
3 sezonunu da aynı senede anlayarak akraba bağlarını kurabilerek izleyebildiğim için kendimle gurur duyduğum finaliyle de beni fazlasıyla tatmin eden harika bir dizi. Almancaya olan sempatimi de arttırdı cidden müthiş bir dil.
Bildiklerimiz bir damla, bilemediklerimizse okyanus…
Dünya sayısız iplikle dokunmuş bir halı gibi. Her ipliğin yeri belli… Tesadüf diye bir şey yoktur.
Gelecek cesur kişilere aittir, mazide takılıp kalmış şüphecilere değil.
Hayat bir labirenttir. Bazı insanlar hayatlarını bir çıkış yolu arayarak geçirirler. Ancak tek bir yol vardır. Merkeze ulaşana kadar bunu anlayamazsın.
Bildiklerimiz bir damla, bilemediklerimizse okyanus…
Dünya sayısız iplikle dokunmuş bir halı gibi. Her ipliğin yeri belli… Tesadüf diye bir şey yoktur.
Gelecek cesur kişilere aittir, mazide takılıp kalmış şüphecilere değil.
Hayat bir labirenttir. Bazı insanlar hayatlarını bir çıkış yolu arayarak geçirirler. Ancak tek bir yol vardır. Merkeze ulaşana kadar bunu anlayamazsın.
“… Farklı şehirlerde bir bütün olmaya çalışırken aynı şehirde iki yabancı olacağımızı inan ben de tahmin etmemiştim...”
Kırışık
Yıl.24
S.1
Kırışık
Yıl.24
S.1
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?