Her ortamda en az bir adet olması gerekendir. pireyi deve yapmazlar ve çözüm odaklı olduklarından aslında biraz ortalığı toplayan kişi pozisyonundadırlar, pek tabii bazılarının sakinliği kaostan beslenenleri çileden çıkarsa da-bu gruba bazen ben de dahil oluyorum-kendilerine özendiğim insanlardır.
Malumunuz son zamanlarda ülkemizde yağışlar boy göstermekte. O gün evden çıkarken yağış olmadığı halde yanıma şemsiyemi aldım, bir arkadaşımı görmek ümidiyle yaya olarak hareket etmeydim. Yolun bir kısmında yaya kaldırımı olan yere arabalar park etmişti. Oradan geçerken mecburen araba yolunda ilerlediğim için hızlı olmaya çalıştım. Kaldırımda bana ters istikamete doğru yürüyen bir amca da aynı yerden geçecekken durdu, ilk benim geçmemi beklediğini fark ettim. Bekleyen amcaya gözüm takıldı. Ona doğru bakıp hızla yürüyordum. Tam da o an kafama düşen yağmur damlalarını hissettim ve bir hışımla cebimden şemsiyemi çıkarmayı başardım. Şemsiyeyi açarken demirin birbirine sürtmesinden çıkan o metal sesinden çıktı. Sesin çıkmasıyla amca dehşet içinde gözlerini açıp kaçmaya başladı. Amcanın panik hali beni de korkuttu. şemsiye yarım açık vaziyette elimdeyken yol ortasında kalakaldım. Neyden kaçtığını anlamaya çalışmak için amcaya baktım ve kaçan amca birden gülmeye başladı. Gülüyor bir de bana doğru geliyordu. Adamın dengesiz duygu, durum ve hareketleri beni inceden tedirgin etti. Bir de hala üstüme üstüme geliyordu. "Dümdüz yürürken şu başıma gelene bak" dedim kendime. Amca iyice yanıma geldi ve konuşmaya başladı. 1 dakika içinde adama karşı bin bir önyargı kurmuşum kafamda. Olay amcanın perspektifinden şöyle gerçekleşmiş: Kaldırımda araba park edilen yerde benim geçmemi bekliyorken birden ona doğru hızlanmışım. Sonra kendisine doğru bakarken cebimden hızlıca bir şeyler çıkarmışım. Bu arada ona göre arabaların arkasında olduğum için omzumdan aşağısını göremiyormuş. Cebimden çekip çıkarttığım şeyle birlikte ortaya çıkan metal sesinden sonra amca galiba ona doğru silahlandığımı sanmış :)
Her şeyi almak için ayın on beşini beklemektir çoğu zaman.
Yine basit bir şeyi yalandan -ama severek- uzatarak anlatacağım bir şey. Öncelikle insanların konuşabilerek diğer insanlarla iletişim kurabilmesi muazzam inanılmaz bir şey. Her şeyi kelimelere döküp tüm insan ırkı anlaşabiliyor 8 milyar dünya çok acayip valla.. Neyse sadet;
Bu cümleyi yaklaşık üç kere göz pol, iki kere kbb, bi kere cildiye, bir kere kardiyo, iki kere ortopedi -biri arkadaşım-, üçüsü dahiliye -biri arkadaşım-, yarım defa üroloji, birkaç kez de acil için kullandım. Çok da red yedim tabii. Şey ben burada öğrenciydim de müsait miydiniz abim ablam acaba muayene etmek için..<3
Bu cümleyi yaklaşık üç kere göz pol, iki kere kbb, bi kere cildiye, bir kere kardiyo, iki kere ortopedi -biri arkadaşım-, üçüsü dahiliye -biri arkadaşım-, yarım defa üroloji, birkaç kez de acil için kullandım. Çok da red yedim tabii. Şey ben burada öğrenciydim de müsait miydiniz abim ablam acaba muayene etmek için..<3
asi bir ergendim sdskl. yandan kahkülüm vardı gözümün içine giren ve güzel durduğunu sandığım. tripkolik-gözlerinin yeşilini özledim dinleyerek facebook'ta atarlı giderli sözler paylaşıyodum, ayrıca repertuvarımda şu an hatırladığım dj ateş, dj akman vardı. msn vardı bir de ordaki durumumu bir küçük bir büyük harfle yazmıştım ahahahs. sanalikada 'sew olak mı?' diyenlerden hızlıca uzaklaşıyodum. aaa bi site vardı ordan fotoğraflarımı shoplayıp yine aynı yazı tipinde sözler yazıyodum sonra facebook pp. ergenlik deyince direkt bunlar aklıma geldi, yazarken biraz utandım ama neyse biz bizeyiz yabancı yok :d
Exit music (for a film)
(bkz: yazarların cenazesinde çalınmasını istediği şarkı)
(bkz: yazarların cenazesinde çalınmasını istediği şarkı)
Boş kontenjanlar nereler? ben ona göre tercih yapacağım.
Ciddili not: 20 küsur yıl yaşadıktan sonra farklı aile seçmezdim. Artık bir hukukumuz vardır herhalde ailemle diye düşünüyorum.
Ciddili not: 20 küsur yıl yaşadıktan sonra farklı aile seçmezdim. Artık bir hukukumuz vardır herhalde ailemle diye düşünüyorum.
Hic unutmuyorum bir kis gunu, sinav yaklasmis ve konular birikmis. Stres tavan. Milli kutuphanede sabahlayayim dedim. Icerisi de sicak, tam kalorifer onu bir yerde oturuyorum. Aksama dogru gittim kalabalik dagilana kadar calistim falan sonra salonda kalan uc bes evsizle birlikte horlayarak uyumaya basladik masa basinda. Iste o gun anladim milli kutup evsizlere ev yurtsuzlara yurt oluyormus. O gunden beri evdekilere kafa tuttukca milli kutupte uyurum. Bel boyun biraz agriyor tabi ama egomuzu tatmin ediyoruz her turlu (bkz: swh)
Ani bir kararla evden çıkıp kulaklığını takıp müzik dinleyerek yürümek ardından sahile gidip deniz havası çekmek gelecek güzel günlerin umuduyla bolca hayal kurmak deniz yoksa da en azından sessiz bir park bulunup yapılabilir
Vegf artışı
Kaynak:pubmed
Kaynak:pubmed
Yaşadığımı hissedebilmek.
kısıtlı bir sürede kaliteli not çıkarmasıyla ünlü not grubudur. insomnia'da yazar olduğum için demiyorum ama gerçekten çok büyük bir emek var ortada
AAAAAAaaaa üst kısımları yine temizlenmemiş
o kim ya
ankara'da otobüs durağında karın altında donuyorum
Memnuniyet genelde Şirkete değil şubeye bağlı. Mesela bir yerde size getirecek aras kargo şubesi o kadar iyi çalışıyor ki “bundan sonra hep sen be aras!” Diyorsunuz ama başka bir yerde öyle bir çalışıyorlar ki sinirden küplere biniyorsunuz.
Oturup sorguya çeksem kendimi;
Beynim yüreğimin inadından pes eder.
Dudaklarım gözlerimin karşısında feryat eder.
Ellerim kollarımı sarmaktan vazgeçer.
Oturup konuşsam kendimle;
Sözcüklerim dilimi yaralar
Cümlelerim benden kaçar
Şiirlerim düştükleri kağıtları yakar.
Oturup da dinlesem içimi;
Gürültüsü kulağımı sağır eder.
Karanlığı gözümü kör eder.
Anlatamadıklarım dilimi lâl eder.
İyisi mi çok yüklenmeyeyim benliğime.
Sorguya çekersem yine kendimi kendime hapsedeceğim.
Konuşursam yine kendimi kendime küstüreceğim.
Dinlersem yine kendi kendimi bitireceğim.
İyisi mi çok yüklenmeyeyim benliğime.
“ privileged of medic ”
Beynim yüreğimin inadından pes eder.
Dudaklarım gözlerimin karşısında feryat eder.
Ellerim kollarımı sarmaktan vazgeçer.
Oturup konuşsam kendimle;
Sözcüklerim dilimi yaralar
Cümlelerim benden kaçar
Şiirlerim düştükleri kağıtları yakar.
Oturup da dinlesem içimi;
Gürültüsü kulağımı sağır eder.
Karanlığı gözümü kör eder.
Anlatamadıklarım dilimi lâl eder.
İyisi mi çok yüklenmeyeyim benliğime.
Sorguya çekersem yine kendimi kendime hapsedeceğim.
Konuşursam yine kendimi kendime küstüreceğim.
Dinlersem yine kendi kendimi bitireceğim.
İyisi mi çok yüklenmeyeyim benliğime.
“ privileged of medic ”
Savaş ya da kaç diye diye hepimizi deli eden sistem. Ben şiddete karşıyım, artık bana “savaş” deme!
Beni neden sevmiyosun. Sen bi adım atsan ben koşa koşa gelirim valla bak
kötü geçen komite sonrası gün boyu arkadaşlarınla kafa dağıttıktan sonra eve dönüş yolunda gelen his
zayıf olmak :(
karşıdaki kişinin haddi olmadığı halde gereksiz kişisel sorular sormasıdır. kişisel sınır algısının, türk halkında gelişmediği kanısındayım, gerim gerim geriliyorum.
modern çağın yaslı türküsü
Ben bunu üç senedir hiç yapamadım ya, dersleri anlamıyorum galiba ya da o kadar hızlı çalışmak zorunda kalıyorum ki kendime entegre edemiyorum.
Saat başı "dıt dıt dıt dıt" diye kronometresi ötenler. Her kütüphanede, her gün varlar.
nescafe adam olana çok bile
2022 de 22 kitap okumaya çalışacağım komiteler kitap okumama çok engel oluyor. o yüzden bu hedefi başarıp başaramayacağımı yazın okuduğum kitap miktarı belirleyecek.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
