Sabahları manik akşamları depresif.
28 aralıkta armut olmak
Birkaç sene önce tükettiğim bir aromalı süt ürünü yüzünden tüketmeyi bırakma kararı aldığım meyvedir. Zaten bu karardan önce de pek tüketemiyordum. Daha elit bir bahanem oldu.
dinini doğru yaşamaya çalışan, ibadetlerini eksiksiz yapmaya çalışan biriyken çevremdekilerin beni bu yüzden dini açıdan yetkin sanıp soru sormaları üzerine bahsettikleri olayları bilmediğimin dank etmesiyle başladı. çünkü mantıklı olan; birey inanır ve inandığı şeye ibadet eder dolayısıyla ibadet ettiği dini, peygamberini, dönemini, kitabını gayet iyi bilir. ama ben bilmiyordum. hiçbir şey bilmeden geleneksel inançlı olduğumu fark ettim (ki ben sorgulamadan hiçbir şeye inanmazken böylesi büyük bir meseleye nasıl inanmışım?) ve sorgulamaya başladım. hala sorguluyorum bi yere vardığım yok....
benim için en basit ifadeyle iki insanın hayatını resmiyete dökerek birleştirmesi durumu. ben yıllardır hatta kendimi bildim bileli "evlenmeyeceğim ben ya" kafasındayım. ama düşünüyorum da sanırım böyle düşünmemin sebebi kriterlerime, kafa yapıma uygun bir insan bulabileceğime olan inancımın çok düşük olması. kafama uygun birini bulsam evlenebilirim aslında yani, neden olmasın? ayrıca toplumumuzda "evlilik" konusunun algılanış şekli çok ilginç geliyor bana. düğün, çeyiz, takı gibi şeylerle çok abartılı bir hal alıyor bu konu, zaten insanlarda genel itibariyle her şeyi abartma eğilimi var :/ mesela günlerce alışverişlere çıkılıyor cümbür cemaat, en basit şeyler bile bir seremoni haline getirilerek alınıyor, ne yazık ki bazı şeyler kız tarafına ya da erkek tarafına mecbur tutuluyor. sırf bu alışveriş mevzularından vs ne tartışmalar çıkıyor.. ya da mesela evliliği bir başarı olarak gören, değerli biri olabilmek için evlenmesi gerektiğini zanneden bir kesim var toplumumuzda. (bu kesimi yargılamıyorum, hatta üzücü buluyorum.) böyle şeyler aşırı saçma geliyor bana, ama toplumda öyle yer etmiş ki kaç insan bu saçmalıklardan sıyrılmayı başarabiliyordur bilemiyorum.
diğer bir konu şu; özellikle bizim toplumumuzda evliliğe aileler çok karışıyor, her şeye müdahale ediyorlar. evlilik öncesinde de evlendikten sonra da böyle bu. ve gençlerin bir kısmı da buna müsaade ediyor, hatta olan biten her şeyi ailesine rapor eden insanlar bile var. sanırım tam olarak olgunlaşamadıklarından kaynaklı bir durum bu.
bir diğer problem insanların hayatı paylaşmak amacıyla evlenip hayatı paylaşmamaları. ne yazık ki birtakım görevler erkeğe ya da kadına yıkılıyor. iki taraf da buna razıysa diyecek bir şey yok ama aksi takdirde sorumluluğun çoğunu üstüne almış olan taraf çok yıpranıyor ve mutsuz oluyor.
diğer bir konumuz: sınırlar. iki insan evlendiklerinde tek bir bütün haline gelmemeli bence. bir bütünü oluşturan iki ayrı parça olarak kalabilmeli yani. kendilerine özgü hobileri, arkadaş çevreleri vs olabilmeli. her şeyi birlikte yapmak zorunda değiller mesela, birlikte yaptıkları şeylerden zevk almalılar ama ara ara kendi kendilerine de takılmalılar. yani herkesin kendi kişisel sınırları olmalı.
en önemli konu galiba iki tarafın da kendini evliliğe hazır hissetmesi ve bunu gerçekten istemesi. insanlar bir hevese kapılıp evleniyor mesela, hiç düşünmüyorlar ben bunu becerebilir miyim diye. çünkü bence beceri gerektiren bir iş evlilik. taraflar maddi ve manevi yönden olgunlaşmış olmalılar öncelikle. kendi kararlarını verebilmeliler, karşısındakinin ayrı bir birey olduğunun farkında olmalılar, saygı duymayı bilmeliler. yeri geldiğinde çabalayabilmeliler çünkü tüm insan ilişkileri gibi evlilik de çabalama gerektirir. büyüklerimizin deyimiyle "geçim etmeye" niyetleri olmalı. birbirlerine tahammül edebilmeliler, birbirlerini anlamalılar, tartışmaları çözmeyi bilmeliler vs. eğer bu koşulları sağlıyorlarsa, birbirlerine gerçekten değer veriyorlarsa, birbirlerini seviyorlarsa, birlikte olmaktan ve birlikte vakit geçirmekten keyif alıyorlarsa artık bir engel kalmadı evlenmeleri için. genç çifte mutluluklar dilerim :))
diğer bir konu şu; özellikle bizim toplumumuzda evliliğe aileler çok karışıyor, her şeye müdahale ediyorlar. evlilik öncesinde de evlendikten sonra da böyle bu. ve gençlerin bir kısmı da buna müsaade ediyor, hatta olan biten her şeyi ailesine rapor eden insanlar bile var. sanırım tam olarak olgunlaşamadıklarından kaynaklı bir durum bu.
bir diğer problem insanların hayatı paylaşmak amacıyla evlenip hayatı paylaşmamaları. ne yazık ki birtakım görevler erkeğe ya da kadına yıkılıyor. iki taraf da buna razıysa diyecek bir şey yok ama aksi takdirde sorumluluğun çoğunu üstüne almış olan taraf çok yıpranıyor ve mutsuz oluyor.
diğer bir konumuz: sınırlar. iki insan evlendiklerinde tek bir bütün haline gelmemeli bence. bir bütünü oluşturan iki ayrı parça olarak kalabilmeli yani. kendilerine özgü hobileri, arkadaş çevreleri vs olabilmeli. her şeyi birlikte yapmak zorunda değiller mesela, birlikte yaptıkları şeylerden zevk almalılar ama ara ara kendi kendilerine de takılmalılar. yani herkesin kendi kişisel sınırları olmalı.
en önemli konu galiba iki tarafın da kendini evliliğe hazır hissetmesi ve bunu gerçekten istemesi. insanlar bir hevese kapılıp evleniyor mesela, hiç düşünmüyorlar ben bunu becerebilir miyim diye. çünkü bence beceri gerektiren bir iş evlilik. taraflar maddi ve manevi yönden olgunlaşmış olmalılar öncelikle. kendi kararlarını verebilmeliler, karşısındakinin ayrı bir birey olduğunun farkında olmalılar, saygı duymayı bilmeliler. yeri geldiğinde çabalayabilmeliler çünkü tüm insan ilişkileri gibi evlilik de çabalama gerektirir. büyüklerimizin deyimiyle "geçim etmeye" niyetleri olmalı. birbirlerine tahammül edebilmeliler, birbirlerini anlamalılar, tartışmaları çözmeyi bilmeliler vs. eğer bu koşulları sağlıyorlarsa, birbirlerine gerçekten değer veriyorlarsa, birbirlerini seviyorlarsa, birlikte olmaktan ve birlikte vakit geçirmekten keyif alıyorlarsa artık bir engel kalmadı evlenmeleri için. genç çifte mutluluklar dilerim :))
Çok tatlı bi animasyona benziyor diye izlemeye başlayıp gözümdeki nemle bitirdiğim animasyondur. Hayat bir sahne, biz de yazılanı oynayan küçük oyuncularız gibi geliyor bazen, arada bi doğaçlama yapabilme şansımız olsa da metne sadık kalmak zorundayız. Yaşamak... neymiş yüzyıllarca uğruna bu kadar konuşulan bu yaşamak... fazla mı ciddiye almışız acaba kendisini. İsmet özel diyor ya "yaşamak yükü kaldı üzerimde" diye, oralara bir yerlere götürdü bu animasyon beni. Okyanusun içinde okyanusu arıyorum ama bilmiyorum ki ta içindeyim onun, arasam boş, bulamayacağım ama yine de arayacağım, aramakla geçecek ömrüm. Sıfırdan başlayabilseydim eğer başlamazdım herhalde; bilirdim çünkü yine bu okyanusta, bu okyanusu arayacağımı...
günlük vaka sayısını takip etmek
everything
hunter green
Sırt çantamda taşırken geriye düşme tahlikesi yaşadığım kitap.
"Nasılsın?"
Evet bu minicik bir soru cümlesi ve sinirimi bozuyor. Çünkü iyi değilim. Bunu sordukları zaman iyi değilim dersem oldukça irdeleniyorum ve işin sonu benim uzun süren ağlamalarımla bitiyor. Öbür türlüsünde iyiyim dediğim versiyonu haliyle ise artık baş edemiyorum. Rol yapmak bana zor geliyor. Çünkü iyi değilim ve iyi olmadığım her halimden belli. Ben alenen yalan söylerken buna izin verip nasıl olduğumu umursamadıkları halde bana nasılımı sorup öylece yanımdan geçip gittikten sonra beni kendi düşünce havuzumda boğup gittiklerini fark edemiyorlar. Düşünmek bazen çok kötü geliyor.
Evet bu minicik bir soru cümlesi ve sinirimi bozuyor. Çünkü iyi değilim. Bunu sordukları zaman iyi değilim dersem oldukça irdeleniyorum ve işin sonu benim uzun süren ağlamalarımla bitiyor. Öbür türlüsünde iyiyim dediğim versiyonu haliyle ise artık baş edemiyorum. Rol yapmak bana zor geliyor. Çünkü iyi değilim ve iyi olmadığım her halimden belli. Ben alenen yalan söylerken buna izin verip nasıl olduğumu umursamadıkları halde bana nasılımı sorup öylece yanımdan geçip gittikten sonra beni kendi düşünce havuzumda boğup gittiklerini fark edemiyorlar. Düşünmek bazen çok kötü geliyor.
Hahahahshahsha reklamsız erişim için 20 tele vericekmişiz ve 10 teleye anca siteye erişim sağlayabiliyormuşuz. acun adam bu milletin parası pek yok ya
komik
komik
yolda yürürken kedi bana miyavladı ben de ona miyavladım. sonra bana cevap olarak bana bakarak miyavladı. sanırım çıkıyoruz ben öyle anladım. galiba bu 14 şubatta sevgilim var :)
Stafilokoksik haşlanmış deri sendromudur. Bakarken canım yandı.
şu 4 sıra renkli karoya basmadan zıplayabilir miyim acaba?
Diğer insanlar...
Bunu çokça yaparimr bir üstü eski esprileri hatırlayıp aralıksız gulmektir. Toplum içinde çokça başıma gelen bir hadise
Hiç aşık olmadım, aşkın varlığına da inanmıyorum ama olsa bile bence bu ilk görüşte yaşanabilen bir deneyim olmazdı. Birini her haliyle sevmek insanların “aşığım” deme eşiklerinden biri. Birinin her halini göremesen de çoğu halini görmek için epey bir zaman geçirmen gerekiyor. Tam da bu yüzden aşk varsa bile ilk görüşte olabilecek bir şey değildir.
Buraya yazana kadar yüzlerine deseniz sanki bir şeyler yoluna girer, en kötü iç huzurunuzu sağlarsınız
sanki vaka sayıları azalıyor gibi, e aşılama da başladı. hiç mi ihtimal değil hala? preklinikler için tabi :(
Nedendir bilinmez son yıllarda ben mutsuz oluyorum. Çok fazla beklenti içine girip onlar gerçekleşmediği için olabilir. Ya da beni çok iyi tanıdığını düşündüğüm insanlardan bana göre olmayan hediyeler aldığım için de olabilir. Veya hepsinden farklı bir sebebi de olabilir, henüz bilmiyorum.
Başkalarının doğum günlerinde daha mutluyum, onlara hediye aldığımda onların yüzlerinin güldüğünü görünce daha mutlu oluyorum.
Başkalarının doğum günlerinde daha mutluyum, onlara hediye aldığımda onların yüzlerinin güldüğünü görünce daha mutlu oluyorum.
Kimsesiz. Kalabalığın içinde,günün sonunda, yol bitiminde,gecenin zifirinde, her “şey” in bitiminde kimsesiz kalanım ben
bu aralar bayağı revaşta olan bir durum. bazı yerlerde bazı durumlarda yahu bütün insanlar mı böyle acaba, ben mi değişiğim diye düşünmüyor değilim.
Niye dostu dosta kırdırıyoruz ki? İkisini karıştırıp yiyebiliriz bir sütlü bir bitter şeklinde.
sefiller-Thénardierler. hem adam hem de kadın o kadar mide bulandırıcı ki, tam birbirlerine uygunlar. her türlü pislik bunlarda var. şerefsiz, açgözlü, taş kalpli, ruhsuz pislikler.
kurgusal karakterlere neden bu kadar yükseldim bir anda ben de anlamadım. :/
kurgusal karakterlere neden bu kadar yükseldim bir anda ben de anlamadım. :/
Yine burdayım. Birkaç gün ayrı kalacağız normalde bu kadar kısa sürede özlememem lazımdı ama kilometrelerce uzakta olduğunu bilmek özletiyor. Sigara, tiryakisinin aklına vurur ya aynen öyle oluyor gün içinde. Mimikleri kendine has lafları falan döner durur zihnimde, tebessüm ettirir.
Ve düşünüyorum hani onsuz da yaşayabilir miyim yani evet yaşarım ama şöyle bir his var içimde onsuz güzel bir anı yaşasam ona anlatma ihtiyacı hissederim. Güzel bir yer görsem o da o anı yaşasın diye fotoğraflar ona atardım sanırım onsuzken.
İnsan sevdiğini bir başka görürmüş derler de bence bu nesnel; dünyanın en güzel kızı hem kalpsiz hem kalp hırsızı..
Ve düşünüyorum hani onsuz da yaşayabilir miyim yani evet yaşarım ama şöyle bir his var içimde onsuz güzel bir anı yaşasam ona anlatma ihtiyacı hissederim. Güzel bir yer görsem o da o anı yaşasın diye fotoğraflar ona atardım sanırım onsuzken.
İnsan sevdiğini bir başka görürmüş derler de bence bu nesnel; dünyanın en güzel kızı hem kalpsiz hem kalp hırsızı..
Dünya yangın yeriyken roman okumayı sadece gönlümü eğlemek için tercih ediyorum.
Vaktini verimli geçirmiş bir insandır :)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
