bahçelievler

muamma
Ankara'da yaşam standartları en yüksek yerlerden biri olan, Gazi üniversite Tıp fakültesinin burada olmakla en azından bir ayrıcalığa sahip olduğuna ikna olduğum, özellikle sonbaharda mahzun haliyle bana bir ayrı güzel bir semt. Bu kadar özleyeceğimi bilemezdim. Okulların en erken bir vakitte açılması dileğiyle :)

arkadaş seçimi

deli dumrul
Olta atmakla yapıyorum. Patlat bi espri dumrul gözlerine bak. Yap bi ince gönderme tahammülüne bak. Yap bi iyilik teşekkür etme biçimini incele. Yap bi iltifat, totosunu ne kadar alçakta tutabiliyor. O kadar çok insan var ki... yap bi şeyler, At oltanı... Elma derse yaklaş armut derse uzaklaşş :)

Tabi ki yanında hareketlerimi sorgulamadıklarım-güldüklerim tik'leniyor

himym vs friends

water
himym cevabını verenlerin birçoğunun friends'i izlemediği gerçeğini ardında barındırır bu soru. böyle karşılaştırmalara ne gerek var yav, ikisinin de kendine has tadı var.
ama tabii ki friends

umut

theironside
Bir elin parmaklarını geçmez harf sayısı fakat bazen yüreğine bile sığmaz hissettirdiği; tutunmak, daha sıkı tutunmak. Neye tutunmak peki? Hayata mı
Hedeflere mi ? İşte onun cevabı sende :)

olmamışlık

poyrazkarayel
Daima oyun kurucu bir elin, uğruna çaba harcanan hedefler yahut hedefsiz de olsa feragat edilen bazı istekler doğrultusunda bize kısmi imtiyazlar geçeceğine inandım durdum. Halen daha bu inancın koruna sahibim diyebilirim. Ne bileyim yeraltından uzak duranlar; ışıltılı takdir vitrininde kendisine en ön sıradan yer bulacak. Sokağın çocukları kuralsız yerlerin efendileri olacak gibi yasalar yazılı olmayan yasalar vardır bence. Ama nedendir bilmem hukukun başıbozuk kişilerin istilasında olmasından mütevellit herhalde bu yasalar benim yaşamımda ters uygulanıyor sanırım. Vitrinden fazla kusurlu veya daha doğrusu demode gibi söz ediyor mavi yakalar. Mavi yaka yerine alt tabaka derdim eğer ki geçen hafta konuşsaydım kendimle. Ama mavi yaka nedir ve keşke neden olmasaymış öğrendim bu hafta artık ve dağarcığıma yerleşti mazur görün beni o yüzden.
Fiyakalı liseli anlam arayışlarının henüz haberdar olmadığı zamanlarda pek yakın değildim tabi onunla. Başıboş değersiz bir tanıdık belki yaramazlıklarını etrafımda yapmasından olumlu etkilendiğim bir serseri. Tarık içten içe yaşanmamışlıklarımı yaşayan yok hatta yaşanmamışlıklarımı yaşamaya çalışan. Çünkü bu bir film değil esasında ve tabi bir kitap da değil. O yüzden yaşanmamışlıkları yaşayan, bir sünepe bir fırlama sıkı dostlar yok bu mahallede. Yaşanmamışlıklarımı kendi cesareti ve ruh hali el verdiğince inat edip kovalayan diyelim. Sadece benim değil tüm sünepelerin belki de yaşanmamışlıkları bunlar
Bu anlam arayışları, normal bir liseliye; fazlaca popüler kültüre batmak, özenti, sıra dışı bir aile yahut idealist bir çevre tarafından gayet olağan bir şekilde rastlayabilir. Bu rastlantının hakikisi kurtuluşun yol haritası olarak görülebilir en azından brenim açımdan öyle. Ama benimkisi pek suniydi dolayısıyla ben bu genellemenin dışında kalıyorum ya da izleyicisi olabilirim. Ki bu dışında kalmamdan daha kötü bir senaryo çünkü az buçuk farkındayım olayın ama kozayı yırtacak ne mecalim ne de cesaretim var. Her yerde karşıma çıkan konformist gen kodlarım en olmadık aynı zamanda da bunu hayatın merkezi kabul edersek en olduk yerden yakalamış beni. Burada asıl sorun olan sünepelik uykusundan utanıyor ve ara sıra fırça vurduğu resmi ele alıyor. Bir elin parmakları kadar kitap okuyan her cahilin yaptığı gibi belki de doğru bir seçimdir, hamur atılan kişisel gelişim kitaplarının satır aralarında beliren her şeyin temeli olduğundan dem vurulan o çocukluk yılları galiba gerçekten de her şeyin temeli gibi. Uzun yıllar karşılaşılan anlamsız telkinler ve anksiyete lobisi ebeveynler her şeyin temeli olan sünepelik ve cesurluk arasındaki tarifte epey bir paya sahipler o yüzdendir ki benim yasalarım ya vitrin içinsindir ya sokak ikisi bir benim hamuruma biraz katı kaçıyor diyelim.
Bazı temiz kalpli insanların umut ettiği oyun kurucu el maalesef müdahaleler dışı daha çok tavsiye veren bir psikolog ya da daha kötüsü tavsiye bile vermeyen dinleyen bir psikolog gibi işin aslı. Umut edilen bel bağlanan hiçbir insanın tamamıyla yoldaş olmadığı, toz tanesi kadar dertlerin bile artık işin içinde çıkılmaz derecede bunalttığı hallerde dahi maalesef yalnızlığın senfonisi usul usul çalıyor olacak ne mutlu ki kapalı gişe oynayacak. Kati şekilde emin olunan yanlışlar bir döngü, ölümüne arzulanan doğrular bir hülya olacak da o ateş hiç yanmayacak kor kalacak. olmamışlık yada ne bileyim sürekli paçamdan asılan eziklik psikolojisi he..


yazarları çocukluğuna götüren koku

highwaytohell
biraz garip ama gül kokusu.ben küçükken dedemlere çok sık giderdik.ve bahar/yaz ayları geldiğinde sürekli bahçede olurduk.dedem de bahçe işlerini pek severdi.bahçede pek çok meyve ağacı ve çiçekler olurdu.ama en güzeli bahçedeki mis kokulu rengarenk güllerdi.her gül gördüğümde ya da kokladığımda aklıma direkt o zamanlar geliyor. güzel zamanlardı :)

cheesecake

clarice starling
"bir daha asla evde kendim yapmaya çalışmayacağım." dedirten tatlı. arkadaşıma gittiğimde bana cheesecake yapmıştı ve acayip lezzetli olmuştu, hatta hayatımda yediğim en güzel cheesecake'ti. tarifini istedim ben de yapayım diye. aslında yapımı çok zor değil ama beni çok uğraştırmıştı. kelepçeli kek kalıbının kelepçesini yanlış taktığım için kalıp açılmıştı, kekin tabanı için hazırladığım karışım dışına dökülmüştü vs. bir de aşamalı bir tatlı, yok onu yap pişir, yok şunu 3-4 saat beklet filan. dökülen şeyleri toplayayım, temizleyeyim derken saatlerce uğraşmıştım. artık o gün sıkılmıştım ve üstüne dökülen limonlu sosu hazırlama işini ertesi güne bırakmıştım. sonra sos da istediğim gibi olmamıştı. totalde tadı kötü değildi aslında ama tabi arkadaşımın yaptığı kadar güzel de değildi. talihsizliklerle dolu bir girişim olduğu için ve aklımda her zaman o şekilde kalacağı için bir daha asla yapmayı denemeyeceğim.

pazar sabahı

kimliksizot
bizde genellikle öğlene yakın kurulan ve uzun saatler süren kahvaltı sofralarıyla başlar. istisnai durumlar dışında tüm aile evdedir. eskiden bir de sobada pişirilmiş mayalı çörekler olurdu kahvaltıda. sıcacık sobanın başına geçer, sürekli pişmiş mi diye başını beklerdim. patates kızartmalarına daha sofraya gelmeden el atardık abimle, annem nefret ederdi bunu yapmamızdan bir güzel kızardı :). sobasız da olsa devam ediyor böyle kahvaltılar, hem de yeni üyelerle daha geniş bir aileyle. kısacası bende pazar sabahı dertlerin odanın dışında bırakıldığı sıcacık bir zaman dilimi demektir.
1

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol