Lisedeyken Uzun bir süre meb'in İnternet sınırlaması nedeniyle sınıfın akıllı tahtasıyla youtube gibi müzik dinleyebileceğimiz platformları kullanabilme şansımız olmamıştı, okul saatleri içinde telefonlarımız da sınıfın telefon dolabında kilitli olduğu için dinleyebildiğimiz yegane müzikler bizden öncekilerin sınıfımızın akıllı tahtasında bıraktığı şarkılardı. Boshret kheir de tıpkı (bkz: rasputin) gibi onlardan biri. Tabii biz hareketli ve eğlenceli bir şarkı olduğu için dinliyorduk ama meğer 2014 mısır seçimleri için halkta oy kullanmaya yönelik farkındalık yaratmak amacıyla yapılmış bir şarkıymış:)
Oldukça başarısız olduğum bir konudur. Arkadaşım sandığım kişilerin bana yaptıklarını başkaları duysa kendime acı çektirmekten hoşlandığım sanılır.
Mümkünse kalmayın
şarkıcı. büyük birisi. sesi de çok güzel. şu an onu dinleyerek bu entryi giriyorum. kendisine saygılar büyüksün serdar abi.
doktorların ön planda olduğu hastane temalı dizilerde meydâna gelen, yarı hatâlı yarı abartılı, bâzen bu ne alâka şimdi diyebileceğiniz olay ve durumlardır.
seyircinin ilgisini çektiğinden mi bilinmez asistol'e defi ile çakmak ve arkasına hastanın asistolden bir anda geri gelmesi buna bir örnek :))
seyircinin ilgisini çektiğinden mi bilinmez asistol'e defi ile çakmak ve arkasına hastanın asistolden bir anda geri gelmesi buna bir örnek :))
fark ettim de her zaman o kadar da nedensiz değil aslında. genelde altta yatan bir neden oluyor ama bu nedenin ne olduğunu anlayabilmek için içimize dönüp bakmamız, derinleri biraz kurcalamamız gerekiyor. bazen içimizde bizi rahatsız eden birtakım sıkıntılarımız oluyor ve bu sıkıntıların üstü bir şekilde başka şeylerle örtülüyor. kimi zaman kendi isteğimizle örtüyoruz üstlerini, mesela onu düşünmemek için başka işlerle uğraşıyoruz. kimi zaman yoğunluktan fırsatımız olmuyor düşünmek için. kimi zaman da üstünü örtemiyoruz ve o problem hiç yokmuş gibi davranıp yok sayıyoruz. sonuç olarak bir şekilde hayatımıza devam ederken bu altta yatan neden içten içe bizi dürtüklemeye başlıyor. üstündeki örtünün altından bir şekilde kendini gösteriyor. işte o zaman bu burukluk hissini yaşıyoruz. bir durgunluk çöküyor insanın üstüne, boğazınızda bir düğüm varmış gibi hissediyorsunuz. göğsünüzde bir ağrı oluyor.
bu histen kurtulmanın yolu altta yatan nedeni bulmaktan geçiyor. tabi bu her zaman o kadar kolay olmuyor çünkü bazen problem çok derinlerde yatan bir şey olabiliyor. bir şekilde altta yatan nedeni bulursanız ondan kurtulmak için bir şeyler yapabilirsiniz. ne yazık ki bazen kurtulmanın mümkün olmadığı şeyler çıkıyor alttan. o zaman da sanırım bununla yüzleşip bir şekilde kabullenmek gerekiyor.
bu histen kurtulmanın yolu altta yatan nedeni bulmaktan geçiyor. tabi bu her zaman o kadar kolay olmuyor çünkü bazen problem çok derinlerde yatan bir şey olabiliyor. bir şekilde altta yatan nedeni bulursanız ondan kurtulmak için bir şeyler yapabilirsiniz. ne yazık ki bazen kurtulmanın mümkün olmadığı şeyler çıkıyor alttan. o zaman da sanırım bununla yüzleşip bir şekilde kabullenmek gerekiyor.
Dersler konusunda hissettiğim şeylerin, ders çalışmanın hayatımdan çaldığı zamanın kalan hayatımın tamamına yansıma şekli.
Daha çok eğlen, üniversite sandığın gibi renkli bir yer değilmiş ):
"yazar" isimli yazarımızın son entrysi aklıma lisedeki sınıf panomuzu getirdi. herkes panoya bir şeyler asardı. saçma sapan sözler (mesela "söz sükutsa gümüş altındır." vb), yaptığımız resimler, boyamalar vs. sanki lise sınıfının değil de anaokulu sınıfının panosu gibiydi panomuz. rengarenk ve çok güzeldi. saçma sapan resimler yapıp panoya asmayı özledim :((
Anlatmaya gerek yok beni gördüklerinde kendi kendilerine vazgeçiyorlar zaten... Ama kendime göre ben iyi ki tıp okuyorum... Tabi kendimi kandırmıyorsam ;)
Bazı insanlarla samimiyetinin eskisi gibi olmadığını anladığın an gelen düşünce.
ben bazı yeşilçam repliklerini alnıma yazmak istiyorum
'hayat demek ölümü beklemek demektir; az çok hepimiz denizi, yıldızları, ağaçları, işte falanları, filanları göreceğiz. Birçok şeyin tadına bakacağız sonra da ister istemez ”Gidiyorum Elveda” şarkısını söyleyeceğiz. Öyle ise gidenin de, kalanın da gönlü hoş olsun -serseri '
'yaşıyoruz, iki kişiyiz, ve birbirimizi seviyoruz. Korkma, dünyada her zaman inanılacak sağlam şeyler bulunur.' -ah İstanbul
'sevgi de yetmiyormuş, çok önceden rastlaşacaktık.' -vesikalı yarim
'hayat demek ölümü beklemek demektir; az çok hepimiz denizi, yıldızları, ağaçları, işte falanları, filanları göreceğiz. Birçok şeyin tadına bakacağız sonra da ister istemez ”Gidiyorum Elveda” şarkısını söyleyeceğiz. Öyle ise gidenin de, kalanın da gönlü hoş olsun -serseri '
'yaşıyoruz, iki kişiyiz, ve birbirimizi seviyoruz. Korkma, dünyada her zaman inanılacak sağlam şeyler bulunur.' -ah İstanbul
'sevgi de yetmiyormuş, çok önceden rastlaşacaktık.' -vesikalı yarim
Saman ye
Alayınızı sevgi ve saygıyla selamlıyorum
Sonunda bugün dönem 2nin de sonuna geldik. İnşallah bütün emek verenler ve ben büte kalmadan sınıfı geçeriz.
Çivi yazısının tabletlere, tablet katıyken yazıldığını sanıyordum ama öğrendim ki henüz tam katılaşmamışken yazılıyormuş.
Not: Bu bilgiyi veren kişi umarım beni kandırmıyordur.
Not: Bu bilgiyi veren kişi umarım beni kandırmıyordur.
bu konuda dead poets society'den alıntı yapmak istiyorum.
"sizlerden pek de farklı değiller, öyle değil mi? sizin şu an kendinizi hissettiğiniz gibi, yenilmezler. dünya onların istiridyesi. kaderlerinde büyük işler başarmak olduğuna inanıyorlar, çoğunuz gibi. umut dolu bakıyorlar, tıpkı sizin gibi. yapmaya güçlerinin yettiği şeylerin bir zerresini bile hayatlarında yapmak için iş işten geçene kadar beklediler mi? çünkü beyler, bu çocuklar şu anda nergis çiçeklerini gübreliyor. yakından dinlerseniz size vasiyetlerini fısıldadıklarını duyabilirsiniz.
'carpe diem.' "
(bkz: unutulmaz replikler)
"sizlerden pek de farklı değiller, öyle değil mi? sizin şu an kendinizi hissettiğiniz gibi, yenilmezler. dünya onların istiridyesi. kaderlerinde büyük işler başarmak olduğuna inanıyorlar, çoğunuz gibi. umut dolu bakıyorlar, tıpkı sizin gibi. yapmaya güçlerinin yettiği şeylerin bir zerresini bile hayatlarında yapmak için iş işten geçene kadar beklediler mi? çünkü beyler, bu çocuklar şu anda nergis çiçeklerini gübreliyor. yakından dinlerseniz size vasiyetlerini fısıldadıklarını duyabilirsiniz.
'carpe diem.' "
(bkz: unutulmaz replikler)
ani bir fenalık geldi ama durun, halletcem inşallah. bi kapatıp açsam düzelir herhalde.
not: ani gelen fenalıkların tümünün anasını satayım.
not 2: bozuk üslubumun kusuruna bakmayın, ani gelen fenalık yüzünden oldu.
not: ani gelen fenalıkların tümünün anasını satayım.
not 2: bozuk üslubumun kusuruna bakmayın, ani gelen fenalık yüzünden oldu.
bu kişi genellikle ben olmaktayım. zaten insanların oyun havası ve göbek atma kavramlarını icat ettikten sonra nasıl mutsuz olduklarını merak ediyorum hala.
Benim için tartışmasız Dr. Duygu Dayanır.
Akademik annem diyebilirim kendileri için.
Her şeyiyle,bakın her şeyiyle diyorum;örnek alıyorum.
Bildiği her şeyi öğretmeyi ve paylaşmayı amaçlıyor,ayrıca sınavlarda da çok öğrenci yanlısı bir tutumu var. Alt dönemlerin bilgisine. :)
Akademik annem diyebilirim kendileri için.
Her şeyiyle,bakın her şeyiyle diyorum;örnek alıyorum.
Bildiği her şeyi öğretmeyi ve paylaşmayı amaçlıyor,ayrıca sınavlarda da çok öğrenci yanlısı bir tutumu var. Alt dönemlerin bilgisine. :)
Papağanlar trabzon hurması yiyemez. Onlar için zararlıdır.
Ortalık iyice sirke döndü. Psikopatlar, antisosyaller, suça meyilli kim varsa elini sallaya sallaya geziyor. Şansa yaşıyoruz.
En üzüldüğüm de ileride alışacağız ve bunlar sanki muhtelif olaylarmış gibi gelmeye başlayacak.
En üzüldüğüm de ileride alışacağız ve bunlar sanki muhtelif olaylarmış gibi gelmeye başlayacak.
Don't speak - no doubt
Çorbadan çorbaya değişkenlik göstermesi gerektiğini düşündüğüm alışkanlık. Misal mercimek çorbasına limon sıkmaya bayılırım ama tutup da kremalı mantar ya da ıspanak çorbasına da limon sıkılmaz.
ölür, ağlamazsın. cenazesinde ağlamazsın. eve dönersin. sonra sandalyede asılı hırkasını görürsün. o hırkanın duruşu kalbine oturur.
"gününü değerlendirmeye bakacaksın.. günün nasıl değerlenir, bak anlatayım: şimdi ömrünü bitmiş say, ömrün bitmiş de sen yalvarmış, yakarmışsın, sana gözyaşların için cabadan bir gün daha vermişler.. işte şu anda da o bir tek son günün içinde bulunuyorsun.. işte o son günde ne yapacaksan, her gün onu yapacaksın.
o zaman bu bahçede gezinmem ki, der çocuk.
ne yaparsın ya?
ağlarım.
evet, diyor çocuğa, bu senin dediğini anlamak için bütün bir ömür harcamak gerekir. ağlamak.. yalnız gözyaşı dökebilen insan anlayabilir bazı şeylerin hikmetini."
o zaman bu bahçede gezinmem ki, der çocuk.
ne yaparsın ya?
ağlarım.
evet, diyor çocuğa, bu senin dediğini anlamak için bütün bir ömür harcamak gerekir. ağlamak.. yalnız gözyaşı dökebilen insan anlayabilir bazı şeylerin hikmetini."
Üşütmek diye bi şeyin olmaması, hala inanamıyorum
Romantikliğini bir kenara koyuyorum, biraz komik bence. Kaç yıllık etçil hayvanı gidip simitçil yapmak komik.
(bkz: memleketimiz insanına özgü hareketler)
(bkz: memleketimiz insanına özgü hareketler)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
