kadınlarfiller ve saireler

karedeki kedi
Yine yeni yeniden gitmiş olduğum bir tiyatro oyununu sizinle paylaşmanın mutluluğunu yaşıyorum sevgili yazarlar! Oyun hakkında konuşmadan önce buradan bu oyuna benimle gelen arkadaşlarıma çokça teşekkürlerimi sunarım! Oyun önceden gittiğim oyunlardan farklı olarak bolca komik unsur içeriyordu. Adından da anlayacağınız üzere temamiz kadınlardı. Aynı apartmanda birbirlerinden habersiz, bambaşka hayatlar yaşayan ve çeşitli zorluklarla uğraşan 3 kadının hikayesiydi. Zaman zaman kendimi buldum onlarda. Biliyorsunuz ki acı şeyleri komik bir şekilde sunabilmek genlerimizde var ve bunu çok iyi başarıyoruz. Güldürürken dusundurmek bu olsa gerek! Zaman zaman oyuncularin ve anlatıcının birlikte şarkılar söyleyerek dans ettikleri kısımlar izlerken en zevk aldığım kısımlardı. Yalnızca küçük olumsuz bir eleştirim olacak: Tiyatro süresini bir tık uzun buldum. Tek perdeydi ama son 15-20 dk biraz uzatılmış gibi geldi bana. Yine de oyunculuklar,seçilen konu ve islenis tarzı açısından gidilmeyi hak eden bir oyun! Oyuncuların ve yazarın emeğine sağlık! :)
2

kuru otlar üstüne

ileleualatyr
nuri bilge ceylan'ın dedikodulara göre bu sene çıkacak olan filmi. Erzurum'da çekilmekteymiş.
Bu filmi diğer nbc filmlerinden ayıran şey: İklimler'den beri nbc'nin her filminde yapımcılığı üstlenen zeynep atakan yok, bir de senaryoda ercan kesal yok.
Bakalım nasıl olacak.

hayatta hiçbir şeyi hak etmediğini düşünmek

ruhsuz
Evet cnm buradaki neredeyse herkeste var olan 'sisi sendromu'nun türkçesi.

Performans odaklı yaşam..
Global kapitalizm öldürür derken şaka yapmıyorduk.

-'Ne kadar üretirsen o kadar kıymetlisin'
-'Bi dur aq
Dümdüz yatasım var şu an
Millet üretmeden de yaşıyor,noluyo sanki??'

-'Ama şehrine gelen etkinlikleri kaçırma,sana yeni perspektifler sunabilir.
Evet,onu da okuman lazım,bugüne kadar okumaman hata..
Popon yeterince yuvarlak,belin yeterince ince mi?'
-'ya bi siktir allah aşkına!
Ölüyodum en son,önemli olan mental sağlığım ve hala hayatta sevdiklerimle beraber olmam.'
-'madem öyle,neden bu çaba?'
-'sus amk,sadece varoluşum bile sevgiyle,huzurla yaşamayı hak ediyor.'

Kierkegaard gelse şu zihnimi avuturdu :)


içini dök

privileged of medic
Bir şeyler var içimde farkındayım. Bir anda ele geçiriyorlar ruhumu,yakıyorlar canımı. Ama ne olduklarını bilmiyorum. Bulamıyorum. Yazmak istiyorum sayfalarca,dökmek istiyorum ne varsa ama bulamıyorum ne olduğunu. Çok garip geliyor bu durum bana. Bildiğim tek yol yok olmuş da kaybolmuşum gibi hissettiriyor. İçimi dökemiyorum orada saklanmayı tercih ediyorlar

mas yapım

berceste
Bu seneki favori tiyatro ekibimiz kendileri. Geçen dönem “entrikalı dolaplar komedyası” na gittiğimiz ve gülmekten çenemizin ağrıdığı 2 çok kıymetli insanla bu dönem de “ceza kanunu” tiyatrosuna gittik. Biz ilk dönemki oyunu daha çok beğenmiştik ama ceza kanunu da oldukça eğlenceliydi, sadece bir tık uzundu. Tiyatro bahane sevdiğin insanlarla vakit geçirebilmek şahane diyor ve dostlarınızla tiyatrolu günler diliyorum efendim…

kendi kendine konuşmak

poyrazkarayel
Davranislarımdaki bir sorunu görüp düzeltmek isterken,tavırlarımdaki pürüzleri törpülemeye karar verdiğimde bu belaya bulasiyorum mecbur ,çünkü bir karar almadan önce icerdekiyle uzlasmamız lazım.

bazen kendime itiraf etmediklerimi yekten söylerse bana,hazmedemiyorum.susmuyor da Allah'ın cezası ,ağzını burnunu kıracağım bir gün o raddeye geldik.
5

kısa süreli kalp krizi geçirten olaylar

ruhsuz
Ameliyat bitişinde hastanın sondası kontrol edilir.
Sondada kan vardır. Bir telaşla "abla neden kan var?"dersin asistan ablana.
Oralarla oynaştık ya o yüzden der ablan(küçük olduğum için her şeyin halkçasıni anlatıyordular bana sjsjsj)
Anestezi ekibi hastanın ameliyathaneden son çıkış işlemlerini yaparken sen de bir köşeye tüneyip telefonunla oynuyorsundur ve bir ses yükselir:doktor hanım asistanlar hastada hematüri gözlendiğini biliyor mu?
404 not found dızzzt dızzzt
-evet abla biliyorlar.
-emin misiniz doktor hanım?
-evet abla🥺

(İç ses:ayyy umarım bir şey olmaz kadına,ayy allahım bu anestezici abla şimdi bana niye sordu,offf beni mi test etti dikkatli miyim diye,ya yok niye öyle bi şey yapsın ki.......)

ağlamak

poyrazkarayel
üzüntüden ne zaman ağladığımı hatırlamıyorum ve bu beni çok yoruyor. Ben hep sinirden ağlarım. Gururuma yediremem ağlarım. İnsan içinde ağlamayı bir normalleştirsem kendime rahatlayacağım ama ben en son ne zaman ağladım hatırlamıyorum. Saçma sapan bir cenderedeyim. Bir ağlasam rahatlayacağım ama sadece kafaya takmakla kalıyor. Gerisi gelmiyor. Huzur var şimdi ama mutlu değilim. Kendime kişisel gelişim olarak hep frenlemeyi, dingin kalmayı telkin ettim bu zamana kadar fevrilik tahribat yapıyor. Ama gözyaşlarım küstü galiba. Duygusal film izler kimi ağlar rahatlar o da yok. Deşarj olmanın denemediğim beceremediğim tek yolu. Bir ağlasam rahatlayacağım. umarım.

sevgi

armut
Hayatım boyunca eksikliğini hissetmem nedeniyle bana azıcık verildiği yerde kovulana kadar durmama neden olan duygu. Bugün içimde bir yerlerde hissettiğim ne varsa hepsi bu duygunun kıtlığı yüzünden orada sıkışmış kalmış. Çünkü ben, bana dair güzel olan tüm şeyleri paylaşmaktan korkmadan dağıtan biriyken; insanlar her şeyini planlarla, çıkarları doğrultusunda, hesaplayarak yapıyor. Öyle ki sevgisini verirken bile stratejik davranıp onu fazlasıyla geri alabileceği bir yere vermeye çalışıyor, en sevdiği yere değil... sevgiyi yanlış yere harcamaktan korkuyorlar. Oysa sevgi o kadar başka bir şey ki insan az da olsa sevildiği mühletçe sevgisi asla tükenmez. Sevgi verilirse alındığı yerde dallanır budaklanır. Sevmekten korkmayın.

utanmak

armut
Utanınca renk değiştiren ve duygularının fiziksel görüntüsünden kaçamayan zavallı insanlar için kırmızı renkli duygudur.

lisedeki almanca dersi

ileleualatyr
Okulda işini en iyi yapan öğretmenlerden biriydi almanca öğretmenimiz. Çok disiplinli ve gerçekten çok tatlı bir insandı, biz de onun o yumuşak görünüşünden yararlanıp her ders film izlemek için yalvarırdık ve genelde bu çaba boşa giderdi, sıkıcı almancaya geri dönerdik.
Kendisinin e'leri uzatarak “peeeeki” deyişi hâlâ aklımda, liseye dair özlediğim şeylerin-inanması güç-başında geliyor.
Pandemi garip şey, lisede sıkıntıdan patladığım almanca dersini bile özletti.

duman

muamma
Ah, kimin için atıyor bu yürek?
Söyle kimin için atıyor bu yürek?
Ne yapıp ediyor, sevdiğini üzüyor, aklımız ermez
Aman Allah
Naz mı ediyor gözlerimi süzüyor?
Ah geri gelmez

stephen king

red
yaşayan yazarlar içinde kitapları sinemaya en fazla uyarlanmış yazardır. yazdıklarının yanında asıl çalışma şekli ve azmiyle de beni kendine hayran bırakıyor. bir röportajında söylediği üzere özel günler, doğum günleri veya yılbaşı dinlemeden istisnasız her gün, günde 2000 kelime kotasını doldurmadan uyumuyor. şu anda 73 yaşında olan stephen abimiz her gün 6'da kalkıyor, 8'de masa başına oturuyor ve günlük kotasını doldurana kadar kalkmıyor. genellikle de öğlen 1-2 gibi doldurduğunu söylüyor. hepimizin bakıp ilham alması gereken şahsiyetlerden. şu ana kadar okuduğum yaklaşık 15 kitabının hemen hepsi güzeldi ancak en iyi romanı olan mahşer ve otobiyografik bir kitap olan yazma sanatı'nı özellikle okumanızı öneririm.
1

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol