Ölü gibiyim bugün yatıyorum duvara bakıyorum sadece.
İkisi de ekstra başarısız olduğum alanlardır. Yine de seçmem gerekseydi, verdiği o eşsiz büyüleyicilikten tüm müzik aletlerini çalabilmek derdim. Sporla aramda bir kalp meselesi var...
Bir şeyleri sürekli ertelemem. Mesela gündüz çalışmayıp akşam çalışırım demem, akşam olunca yine çalışmayıp sabah erken kalkıp çalışırım demem.
Pandeminin başlarında daha SMS kodlarının kullanılması yaygınlaşmadan önce gelen bir kargom vardı. Teşekkür edip kapıyı kapatacakken kuryenin telefonunu çıkarıp fotoğraf çekmesi ve benim donakalmam. Temassız teslimat için ilgili firmanın o dönemde bulduğu pratik çözümmüş. 🙄
Edit: Kapılardaki elektrik-su aboneliği için olan numaranın fotoğrafı çekildi.
Edit2: yazım
Edit: Kapılardaki elektrik-su aboneliği için olan numaranın fotoğrafı çekildi.
Edit2: yazım
ben zamanında çıktım inemedim arkadaşlar benim kumarım orada bitti.
Belirsizlikler diyarına hoşgeldiniz :)))
Meseleyi aklınla çözeceksin. Baktın aklınla çözemiyorsun kaderine bırakacaksın. Bakarsın böylesi senin için daha hayırlı olur. -Seksenler
suanki çs nin tam karşısında mescit yerinde çs vardı. tavanı delikti her yağmurda çsde boğulma tehlikesi atlatiyorduk. suanki çs ise yemekhaneydi. çs nin içindeki çs de bilgisayar odasıydı. alt tarafta suanki dışarı bakan çaycı yerinde fotokopici vardi. birçoğunuz belki hatirlamayacaktir ama cemal abi fotokopi işi yapıyordu öğrencinin dostu cemal abimiz..
“Benim adım Ebruli, biraz gerçek biraz rüya
Yalanımı sevsinler, aşksız dönmüyor dünya”
Yalanımı sevsinler, aşksız dönmüyor dünya”
"bu seferlik imzalıyorum, bunları düzelt tamam mı? isim?"
ve yapacak bir sürü işi olmak..ikisi hep aynı zamana denk gelir :d
Küçükken katkı maddelerine alerjim çıkmıştı. Dedemin de apartmanımızın alt katında bakkalı vardı, ne istesem bedavaya alırdım. Çikolatalar cipsler sana bakıyor ama yiyemiyorsun. Yiyince her yerin kaşınıyor, şişiyor. Bir çocuk için çok ağır bir imtihan...
Not:şuan yok, yiye yiye zamanla desensitize ettik bünyemizi heralde
Not:şuan yok, yiye yiye zamanla desensitize ettik bünyemizi heralde
13 aydır tam kapanma var zaten benim için, 3 hafta daha olsa ne fark eder ki..
Daisy = eyşan (change my mind)
her gittiğimizde bir olay yaşamışızdır ama bi gece bambaşkaydı. saat gece 11-12 falan canlı müzik yapan bi yer var oraya gidelim dedik. girdik sokağa bağırış çağırış falan bi baktık sopalarla birilerini kovalıyorlar bize doğru. biz de hemen ters yöne koştuk araya gitmeyelim diye bi baktım bunlar bizim de peşimize veriyor. neyse kaçtık girdik bi kahveye izimizi kaybettirdik. biraz zaman geçti tekrar girdik sokağa biraz yürüdük bu sefer iki kişi bize koşuyor. birinin eli belinde silahın kabzasını tutuyor. o siz miydiniz lan diye bağırıyo bize. biz ne olduğunu anlamadık ne diyorsun daha yeni geldik biz falan diyoruz esnaf araya girdi ikna etti adamları. sonra bu gece canlı müzik dinlemek kısmet değilmiş heralde diyip geri döndük eve. kısaca belli bi saatten sonra hamamönünün ara sokaklarında dolaşmamanızı tavsiye ederim.
Bilgilerimizi Amerika'ya değil Rusya'ya depola demek ikisini dene tarafını seç .
Hani hep yaşımız 19'du ne güzel şeydik???
Kim iyi kim kötü, öte pencereden edinilen fikirler mi öngörü ya da sualin öznesi kim değil de ne mi, belki böylesi daha temkinli..
Genel olarak entellektüel olarak yanlış yazılan kelime
Sağ, sol, sırtüstü ve yüzükoyun olmak üzere dört farklı şekilde bir tur yatmadan uyuyamıyorum, rahat hissedemiyorum. Bunu fark ettiğimden beri şartlanmış da olabilirim :D
Siyah gömlekli abi: prime
Diğer kardeşimiz: schrodingerin kedisi
çok var,içinden birini seçmem zor.o yüzden sevmediklerimden birini söyleyim..inadım :( o kadar inatçıyım ki bazen...kendime gıcık oluyorum :d hayır bir de gereksiz bir inat farkındayım bunun.ama yok vazgeçemiyorum bu huyumdan..
zordur ama güzeldir herhalde. yani herkesin seni kıskanmasından bahsediyorum, "oha şuna bak altı nobel aldı ama bir patates bile soyamaz!!!" tarzında cümlelere konu olmaktan bahsediyorum.
Dün sonunda izleyebildiğim film.
Ari Aster'ın önceki filmlerini izlediyseniz bu filmde mantık aramaktan çok onun kendi kafasında kurduğu temel düşüncenin üstüne absürtlüklerle inşa ettiği dünya'ya dışarıdan bakıyorsunuz. Oraya hiçbir şekilde dahil olmaya çalışmadan izlemek işinizi kolaylaştırıyor.
Midsommar ve ilk uzun metrajı Hereditary'den çok daha farklı bir film. Teknik açıdan da onlara kıyasla daha uğraştırıcı bir film olmuş.
Filmi izledikten sonra üç filmi art arda izlemişsiniz gibi bir beyin yorgunluğu yaşıyorsunuz. O yüzden evde izlemek zor olabilir.
Ben, bu filmi sevenin çok seveceğini sevmeyenin de gerçekten hiç sevmeyeceğini ve buna dair haklı sebeplerinin olacağını düşünüyorum. Letterboxd yorumlarında da, birkaç eleştirmenin yazısında da bunu fark ettim. Yine de günün sonunda herkesin ari aster'ın fikir dünyasını takdir edeceğine ve ondan biraz daha ürkeceğine eminim.
Ari Aster'ın önceki filmlerini izlediyseniz bu filmde mantık aramaktan çok onun kendi kafasında kurduğu temel düşüncenin üstüne absürtlüklerle inşa ettiği dünya'ya dışarıdan bakıyorsunuz. Oraya hiçbir şekilde dahil olmaya çalışmadan izlemek işinizi kolaylaştırıyor.
Midsommar ve ilk uzun metrajı Hereditary'den çok daha farklı bir film. Teknik açıdan da onlara kıyasla daha uğraştırıcı bir film olmuş.
Filmi izledikten sonra üç filmi art arda izlemişsiniz gibi bir beyin yorgunluğu yaşıyorsunuz. O yüzden evde izlemek zor olabilir.
Ben, bu filmi sevenin çok seveceğini sevmeyenin de gerçekten hiç sevmeyeceğini ve buna dair haklı sebeplerinin olacağını düşünüyorum. Letterboxd yorumlarında da, birkaç eleştirmenin yazısında da bunu fark ettim. Yine de günün sonunda herkesin ari aster'ın fikir dünyasını takdir edeceğine ve ondan biraz daha ürkeceğine eminim.
Anlamak için sevmek, sevmek için iştigal etmek gerekir. İnsan meşgul olduğu şeyi sever. Sevmek bir maruziyet arazıdır zira. Sever ki meşgul olur. Meşgul olur ki kendini verir, verdiği için de erbabı olur. Bu yüzden eğer sevemiyorsa iştigal etmeli ve kendini maruz bırakmalıdır ki sevsin.
"Anadolu halkının bir ruhu vardı; nüfuz edemedin. Bir kafası vardı; aydınlatamadın. Bir vücudu vardı; besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı; işletemedin. Onu, hayvani duygulann, cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. O, katı toprakla kuru göğün arasında bir yabani ot gibi bitti. Şimdi elinde orak, buraya hasada gelmişsin! Ne ektin ki, ne biçeceksin?.."
yakup kadri karaosmanoğlu-Yaban
yakup kadri karaosmanoğlu-Yaban
Aklıma ilk geleni yazacağım: dört yapraklı yonca.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
