Kalmadı
büreyde, hanım, şükür.
Çok kötüyüm. Psikolojik olarak değil bulunduğum hal itibariyle. Zaman lütfen çabuk geçsin. 18 saat sonrasında var olmak istiyorum.
The Pursuit of Happyness. Ortaokuldayken izlemiştim ve o kadar çok etkilenmiştimki 2 hafta süresince açıp açıp soundtracklerini dinliyordum. Gerçek bir yaşam hikayesi olduğu için herkesin izlemesini öneririm bu film bence herkese bir şey katar.
Fazla yakınlığın getirdiği uzaklık diye bir olay var ki, insan ilişkilerinde yaşanan pek çok “bug”un açıklanmasını sağlar.
Hayret sözlük 15 nisan 2022 d2 endokrin komitesi teorik sınavı diye başlık açılmamış 🤔
Winx tutuşunca el ele
bulutlar üzerinde
Sihirli diyarlara uçarız
'Dırıdırı dırıdırı'
Sen istersen
Küçükken böyle söylerdim, hâlâ da böyle söylüyorum djhdjdsj o kısmı bilen bi dahi varsa beni aydınlatsın
bulutlar üzerinde
Sihirli diyarlara uçarız
'Dırıdırı dırıdırı'
Sen istersen
Küçükken böyle söylerdim, hâlâ da böyle söylüyorum djhdjdsj o kısmı bilen bi dahi varsa beni aydınlatsın
Üç yıldır -ilk ikisinde topluluğa girme planım olmamasına rağmen- düzenli gittiğim tanışma kahvesi (yemek değil de kahve olması beni ilk tavlayan hareketleri olmuştu:). Oyunları ve sohbetleriyle saat çok hızlı akıyor. Online dönemde yaşadığım travmalardan sonra 2. Sınıfın başında tanışma kahvelerinde geçirdiğim 4-5 saat gerçekten ilaç gibi gelmişti. Tıp fakültesi sürecinde yapmak istediklerimi, birlikte olmak istediğim insanları, sahip olmak istediğim ortamı ve hayatımı nasıl yönetmek istediğimi fark ettiğim bir atmosferi vardı. Abartı yok... o gün eve gittiğimde tüm hücrelerimde mutluluk vardı. Üzerinden iki yıl geçti ama hâlâ hayatımın en güzel ilk 5 günü içerisinde. O gün bana çok iyi gelse de sonradan o hissi tekrar bulmak için çabalamak ve bulamamak hayal kırıklığı yaşamak daha çok çabalamak ucundan yakalamak döngüsü beni oldukça yormuştu. Şu anda istediğimde o hissi oluşturacak ortamı sağlayabiliyorum (çok çok çok şükür). Geçen senekinde soğuk bir sokaktan sıcak bir ortama girip yumuşak bir battaniye ile sarılmışsın hissi vardı. Zaten iyi hissedeceğini bildiğin bir ortama gidip hayal kırıklığına uğramamayı yaşamıştım. Bu sene toplulukta olduğum için benim için inanılmaz hareketli geçti, gün sonunda heyecanla hızlı hızlı konuşmaktan karnım ağrımıştı. Psikiyatri ile ilgilenen veya psikiyatri ile ilgilenenlerle arkadaş olmak isteyen dönemdaşlarımla tanışmak bu okulun ve topluluğun bana sağladığı en güzel şeylerden oldu.
Ben... teşekkür ederim ya :')
Ben... teşekkür ederim ya :')
Ağzı sıkı olmayan fakat sıcakkanlı olan insanların gözlem yapmak için kullandığı kalkan ruh hali.
said sönmez diye yazılır kral diye okunur
Bazen söz bazen müzik diyeceğim versustur.
Ama sözleri vurucu olduğu zaman daha çok bağlanıyorum sanki bir şarkıya
Bazı şarkılarda da sözleri ne kadar sevmesem de müzik beni alıp götürüyor
Araftayım yani bu konuda:D
Ama sözleri vurucu olduğu zaman daha çok bağlanıyorum sanki bir şarkıya
Bazı şarkılarda da sözleri ne kadar sevmesem de müzik beni alıp götürüyor
Araftayım yani bu konuda:D
Sevdiğiniz kişiyi size bağlama büyüsünün ana unsuru olan kelimeler bütünü.
Bahsi geçen kelimeleri bir koyun derisine siyah mürekkeple yazıp dörtte üçünü yakınız, kalan dörtte birin üçte birini netter'e üçte ikisini sobotta'ya bahsi geçen yapının bulunduğu sayfaya tüysüz kısım gelecek şekilde
zımbalayınız. Dilediğiniz kişinin kitaplığına bırakınız.
Not:Etkisini çabuk göstermesi için atlaslarımız son basım olmalıdır. Daha fazla büyü için mesaj kutum sizi bekliyor, pazarlık payı vardır.
Bahsi geçen kelimeleri bir koyun derisine siyah mürekkeple yazıp dörtte üçünü yakınız, kalan dörtte birin üçte birini netter'e üçte ikisini sobotta'ya bahsi geçen yapının bulunduğu sayfaya tüysüz kısım gelecek şekilde
zımbalayınız. Dilediğiniz kişinin kitaplığına bırakınız.
Not:Etkisini çabuk göstermesi için atlaslarımız son basım olmalıdır. Daha fazla büyü için mesaj kutum sizi bekliyor, pazarlık payı vardır.
Eylül romanından Necip. Kadının eldivenini çalan bir sapık belki ama bence bi konuşabilirdik. Hayattan bunalmasını iyi anlıyordum, kötü yoldan kurtarırdım belki keratayı
Gerçi o zaman mehmet rauf ne yazacaktı
Gerçi o zaman mehmet rauf ne yazacaktı
İleride Çok ciddi problemlere yol açabilecek, artık iyice artmış ve hepimize illallah dedirtmiş olan olgudur.
Şiddet uygulayan kişiler en çok düşük sosyoekonomik düzeyde ve zaten başka suçlardan sabıkası olanlar. Ayrıca, şiddet en çok hasta ve hasta yakınlarının yanlış tutumlarından kaynaklanırken, ikinci olarak da muayene sırası beklemek istememe gibi sebeplerden dolayı meydana gelmiş. Olay "doktor şöyleydi, ama o da bunu dedi biz de o yüzden yaptık" değil yani.
Şiddeti hala çözüm yolu olarak görüyoruz (biz değil yani onlar). küfürü, hakareti, haddini bildirmeyi(!), Asmayı, kesmeyi iyi bir şeymiş gibi zannediyoruz. İstemediğimiz bir şey olduğunda (istenmeyen şey de sıra beklememek) kendimizi düzgünce ifade edemeyip bunlara başvuruyoruz. Bunun altında özendirme de var bence ve bunlar toplum içinde hala çözülebilmiş değil. Bununla birlikte, görünen o ki suç işleme potansiyeli olanlardan da korunamıyoruz maalesef.
Sağlıkta şiddeti önlemeye yönelik Primer bir adım atıldığına inanmıyorum. Bu durum hem beyin göçlerine hem de artık alttan gelen öğrencisine kadar motivasyon kırılmasına sebep oluyor. Sağlık hizmetleri ileride gözle görülür şekilde etkilenecektir bana göre. Henüz bir öğrenci olarak endişeyle takip ediyorum.
Bu entry'yi yazmadan önce aşağıdaki çalışmaya bakmıştım. İstatistikleri incelemek isteyenler için aşağı bırakıyorum.
https://www.google.com/url?sa=t&source=web&rct=j&url=https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1018813&ved=2ahUKEwjq-PfHj_fwAhU2gf0HHZqnCy4QFjABegQIBBAC&usg=AOvVaw1YLF8AAq5JsDKpchw3hr9u&cshid=1622574363794
Şiddet uygulayan kişiler en çok düşük sosyoekonomik düzeyde ve zaten başka suçlardan sabıkası olanlar. Ayrıca, şiddet en çok hasta ve hasta yakınlarının yanlış tutumlarından kaynaklanırken, ikinci olarak da muayene sırası beklemek istememe gibi sebeplerden dolayı meydana gelmiş. Olay "doktor şöyleydi, ama o da bunu dedi biz de o yüzden yaptık" değil yani.
Şiddeti hala çözüm yolu olarak görüyoruz (biz değil yani onlar). küfürü, hakareti, haddini bildirmeyi(!), Asmayı, kesmeyi iyi bir şeymiş gibi zannediyoruz. İstemediğimiz bir şey olduğunda (istenmeyen şey de sıra beklememek) kendimizi düzgünce ifade edemeyip bunlara başvuruyoruz. Bunun altında özendirme de var bence ve bunlar toplum içinde hala çözülebilmiş değil. Bununla birlikte, görünen o ki suç işleme potansiyeli olanlardan da korunamıyoruz maalesef.
Sağlıkta şiddeti önlemeye yönelik Primer bir adım atıldığına inanmıyorum. Bu durum hem beyin göçlerine hem de artık alttan gelen öğrencisine kadar motivasyon kırılmasına sebep oluyor. Sağlık hizmetleri ileride gözle görülür şekilde etkilenecektir bana göre. Henüz bir öğrenci olarak endişeyle takip ediyorum.
Bu entry'yi yazmadan önce aşağıdaki çalışmaya bakmıştım. İstatistikleri incelemek isteyenler için aşağı bırakıyorum.
https://www.google.com/url?sa=t&source=web&rct=j&url=https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1018813&ved=2ahUKEwjq-PfHj_fwAhU2gf0HHZqnCy4QFjABegQIBBAC&usg=AOvVaw1YLF8AAq5JsDKpchw3hr9u&cshid=1622574363794
Tayfun göktaş hocamın çok sevdiği kalem ✍️
Bugün birinin konuşmasına denk geldim ve çok hak verdim sevgili yazarlar. Bu konuşmada bahsedilenleri hatırlamaya zaman zaman hepimizin ihtiyacı olduğunu düşündüğüm için sizinle paylaşmaya karar verdim. Bahsini ettiğim konuşma hayatımızdaki zorlukların oldukça olağan olmasıyla ilgiliydi. Kendi cümlelerimle bir şeyler eklemek istiyorum simdi.Hayat dediğimiz bu seruvenin eğlenceli ve kolay olduğunu kimse bize söylemedi. Yani kimse bize kolay olacağı hakkında bir söz vermedi. Zorluklar olacak elbette! Evren zaten zıtlıktaki güzelliklerden beslenmiyor mu? Zorluk olacak ki kolaylık da olsun! Kolaylığın bir anlamı olsun. Hüzün olacak ki mutluluk ne demek bilelim. Hangi güzel şey kolayca oluverir? Kolayca olursa başarmanın lezzeti kalır mı? İnsan denilen karmaşık canlının zorluklarla karsilasmasi çok normal. Bizden çok daha ilkel olan sıradan bir ağacın büyümesi de zorluklarladir en basitinden. Gökkusaginin oluşması için yağmurun yağması gerekir. Su denilen hayati içeceğimizin devamlılığı için yağmur ve kar yine yagmalidir. Toprak eşelenince en verimli bitkilerini verir. Kalem açılınca en güzel yazar. Belki de en başında bu söylediklerimi kabul edebilirsek daha kolay olacak zorlukları benimsemek. Zorlukların da bize bir şeyler katabildigini, kolaylık kadar gerekli olduğunu anlamak gerek. Belki birinizin bunları duymaya ihtiyacı vardır. Çünkü benim zaman zaman ihtiyacım oluyor. Umarım biraz olsun içinizi ferahlatır ve kendi zorluklarinizla baş edebilmenizde size yardımcı olur. :)
Çık bakayım tematikten.
Sadece Lamia Pınar'a ait olan nöro kitabını alıp okuyan herkesin 60 alacağına inandığım komite. Çok abartılıyor inanmayın.
Yani lisedeki arkadaşlarımın hala lisedeki hallerinde olduklarını düşündüğümden iyi sanıyordum da galiba değişmişler; iyi olmayabilir, onlara sormak lazım
Hastalarla konuşma kısmı beni saatlerce ayakta durmaktan daha çok zorlamıştır. Bilmiyorum belki benim fazla empati yapmamla ilgilidir ama yine de insanların çaresizliğine her gün bu kadar yakından şahit olmak çok üzücü.
75 yaşında 3 gündür serviste yatan, daha tanısı konmamış, çok konuşkan, kıpır kıpır bir amca vardı mesela. Anamnez alırken sorularımıza istatistiki cevap veriyordu. "İshaliniz var mı?" "Binde bir" "mideniz ağrır mı?" "Binde bir." Hikaye sonunda biz Malignite tanısı alacağını biliyorduk ve o da bunu seziyordu.
Servisteki son günümüzde onunla sohbet ediyordum, sohbet bitti ve ben de odasından gittim. 1-2 dakika sonra kapısına çıkıp bana seslendi, hakkınızı helal edin ile başlayıp bir veda konuşması yaptı.
Sonradan merakımızdan gidip öğrendik, akciğer ca teşhisi konmuş. Zor bir süreç olacak onun için ama maalesef bir yıldan fazla yaşaması çok mümkün görünmüyor.
Yaşamının son zamanlarını daha güzel geçirmeni isterdim "binde bir" amca. "İyi ki varsınız." derken gözündeki çaresizliği hayatım boyunca unutmayacağım.
75 yaşında 3 gündür serviste yatan, daha tanısı konmamış, çok konuşkan, kıpır kıpır bir amca vardı mesela. Anamnez alırken sorularımıza istatistiki cevap veriyordu. "İshaliniz var mı?" "Binde bir" "mideniz ağrır mı?" "Binde bir." Hikaye sonunda biz Malignite tanısı alacağını biliyorduk ve o da bunu seziyordu.
Servisteki son günümüzde onunla sohbet ediyordum, sohbet bitti ve ben de odasından gittim. 1-2 dakika sonra kapısına çıkıp bana seslendi, hakkınızı helal edin ile başlayıp bir veda konuşması yaptı.
Sonradan merakımızdan gidip öğrendik, akciğer ca teşhisi konmuş. Zor bir süreç olacak onun için ama maalesef bir yıldan fazla yaşaması çok mümkün görünmüyor.
Yaşamının son zamanlarını daha güzel geçirmeni isterdim "binde bir" amca. "İyi ki varsınız." derken gözündeki çaresizliği hayatım boyunca unutmayacağım.
kan bağışının cok önemli olduğundan hepimiz bahsederiz, peki gerçekten kaçımız düzenli olarak bağışlarız?? bağışlanan kanın bi yerlerde birilerinin hayatını kurtardığını unutmayalım ve çevremizdeki herkesi bu konuda bilinçlendirelim..
Kokunun kaynağının serumlardan sızan b vitamini olduğuna dair bir Facebook yazısı görmüştüm zamanında. Tamamen uydurma bir bilgi :)
Aslında Koku kullanılan temizlik maddeleri ve dezenfektanlardan kaynaklanıyor. küçükken ben de çok rahatsız olurdum kokudan. Ya da o koku nedeniyle tıpı bıraktığını söyleyenleri bile duydum.
Günümüzde bu kokuyu duymamamız da kullanılan dezenfektan çamaşır suyu vs nin de zamanla değişip gelişip kokusuz olanlarının yaygınlaşmasıdır diye düşünüyorum.
Aslında Koku kullanılan temizlik maddeleri ve dezenfektanlardan kaynaklanıyor. küçükken ben de çok rahatsız olurdum kokudan. Ya da o koku nedeniyle tıpı bıraktığını söyleyenleri bile duydum.
Günümüzde bu kokuyu duymamamız da kullanılan dezenfektan çamaşır suyu vs nin de zamanla değişip gelişip kokusuz olanlarının yaygınlaşmasıdır diye düşünüyorum.
girmemek çünkü kendim de slayt okuyabiliyorum :)
"hatta ben
kıyı bucak kaçıran ben ruhumu
sanki ne anlıyorum?"
kıyı bucak kaçıran ben ruhumu
sanki ne anlıyorum?"
bugün başlığına yazamadığım için bu başlığı açtım :)
dün bir sürü genç daha aramıza katıldı hoş geldiniz gazi tıp 2022 girişliler :) umarım tercihinizden memnun kalırsınız.
dün bir sürü genç daha aramıza katıldı hoş geldiniz gazi tıp 2022 girişliler :) umarım tercihinizden memnun kalırsınız.
Oğlum/kızım ocağın altını kapattık mı?
2022ye veda etmek için önce kardiyo komitesine veda etmem lazım 😬
Okula dönmüşsün stajyer olarak hastanedeki tüp geçitte steteskoplu önlüklü foto çekiniyorsun 😬, tüm arkadaşlarınla bir aradasın maske mesafe yok hep beraber yemekhaneye gidiyoruz, pandemi bitmiş, ne günlerdi diye konuşuyoruz. Akşam için sözleşiyoruz,bahçelide oturup kahvelerimizi içiyoruz. Bunları yazarken arkadaşlarıma kucak dolusu sarılmak istedim, Ne hasret kalmışım, bitsin artık ya :(
Öncelikle belirtmek isterim ki psikolojik açıdan kötü olduğum bir süreç içerisindeyim. Geçtiğimiz haftalarda bunu bir arkadaşımla da paylaştım. Kendisi okuduğu bölüm ve yaşadığı hayat nedeniyle psikoloji konularında bilgili olduğuna emin olduğum birisi. Bir başka gün kendisiyle sohbet halindeyken bir anda bana sımsıkı sarıldı. Hiç nedenini anlamadım, gözlerim dolu dolu oldu anında. Sonra düşündüm "en son bana böyle kim sarıldı, ne zaman sarıldı?". O kadar uzun süredir kimse bana böyle sarılmamış ki aklıma gelmedi. Belki 10 yıl bile olmuş, hatırlamıyorum. Sarılsaydım unutmazdım. Çünkü belli nedenlerden ötürü yakın arkadaşlarım ve annem bile bana sarılmak için izin isterler. Bazen bu imajı çizdiğim için çok mutlu oluyorum. Bazense kollarım arasında boş kalan yerde bir soğukluk hissediyorum. Umarım üşüyen yer kalbim değildir.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?