chungking express

water
3 gecedir izlemeye doyamadığım keşke bi hapı olsa da içip hissettirdiği duyguları vakit kaybetmeden alsam dediğim 94 yapımı hong kong filmi. post-ayrılma sendromu yaşayan iki ayrı polisin iki birbirinden bağımsız hikayesi. izlerken camdan dışarı çok güzel bi film izlediğimi bağırasım geldi
hayatı bi fotoğraf olarak düşünürsek, o fotoğrafta ilk başta göze çarpan ilgi çekici kısımlara değil de fotoğrafı iyice büyüttükçe ortaya çıkan sıradan insanlara odaklanıp aslında sıradanın detaylarının büyük resimden daha ilgi çekici olabildiğini gösterdi bu film bana. ağlayan havlu, kilo alan sabun, dışarıyı özleyen gömlek... uzaktan bakınca maskülinitenin ve gücün simgesi gibi görüp geçeceğim bir polis memurunun eşyalarına yaptığı yakıştırmaları bunlar. faye'nin aşkını ufak jestlerle, kendi kendine triplenmelerle yaşaması da gerçeğe ne kadar yakın. bunları anlatırken dış ses olarak karakterlerin iç sesinin kullanılması da filmi sempatikleştirmiş.
renkli sinematografisi, akan dünya içinde karakterlerin ufak hareketlerine odaklanan çekimler ve california dreamin' şarkısıyla kafamda uzun süre dönüp duracak
2

ilk izlediğiniz anime

ruhdoc
Daha akıllı telefonların bu kadar yaygın olmadığı bir dönemde yatılı okuldaydım. O zamanlar Galaxy Note yeni çıkmış. Kalemli şekil şukul kullanan bir arkadaş vardı. Arkadaşım ders öncesinde bir şeyler izliyor. Sonrasında kaldırıyor. Bir gün birine ne izlediğini anlatırken yamalandım yanına. Arada bazı sahneleri felan gösteriyordu. Çizimlere ve konuya resmen hasta oldum. O ilk anime "Attack on Titan (Shingeki no Kyojin) " oldu. Animenin orijinal adına da nedensiz hasta oldum. Daha sonrasında zaten elimi verdim kolumu kaptı 😂

Edit: nedensiz yere ilk anime izleme hikayemi anlattığımı farkettim, olsundu.. 😂

yeni türkü

armut
Lisedeki ODTÜ gezimizde ODTÜ öğrencileri tarafından öğrendiğim müzik grubu. Bütün lise öğrencileri arasında 1 kişi biliyordu grubu. Odtülüler bu duruma biraz içerlediler.

karenin bok kokması

spekulasyonel muhtar
Gene söylüyorum karede kedi olması kadar saçma bir şey olamaz. Sokak kedisidir bu ne kadar temiz olmasını bekleyebiliriz. Para harcandı kütüphane yenilendi kedilerin çoğu sandalyelere işemiş veya pislemiş. Karede kedi olmasının elle tutulur hiçbir mantıklı yanı yok. İçeri almaya devam eden arkadaşların çok da sempatik göremiyorum maalesef umarım biraz düşünüp farkındalık geliştirirsiniz
2

duyduğunuz en iyi ses

armut
Hiç alışkanlığım değildir ama mecburen bir avmde tuvalete girdim. Ben kabindeyken yan kabindeki hanım ablamız öyle bir türkü söyledi ki tüylerim diken diken oldu. Kendisi ile tanışmayı çok isterdim. Maalesef benden önce çıkıp gitti. Hayatımda duyduğum en iyi sesi bir avm tuvaletinde kısacık dinleyebildim.

hmbrgr

highwaytohell
ilk kez lise zamanında öğrendim burayı.lisedeyken hamburgerlerine bayıldığım hamburgerci.ankara'da pek çok şubesi de bulunmakta.ama son yediğimde pek güzel gelmemişti.ya farklı şubeden yediğim için oldu ya da her şey ilk başta daha güzel geliyor..

öksürük

gri
Bireyselliğini bir türlü ilan edememiş, yapışık ikizi balgamdan kurtulamamış gariban semptom

Sadece öksürük çok yavan bir kelime, "öksürük var mı?" Düşünün bi. Ama bak: "Öksürük-balgam var mı?"... aktı gitti.

küçük prens

lavinia
çok değerli yazar ve eskişehir anadolu lisesinde felsefe öğretmeni olan ali lidar küçük prens müzesi açtı eskişehirde. bir gün muhakkak gideceğimm. sizler de gelin sayın yazarlar
2

sınır

karedeki kedi
Bazı şeylerin bazı sınırları olmalı. Bazı konular söz konusu olduğunda o çizgi geçilmemeli. Bazı meseleler mevzu bahis olduğunda ciddiyet korunmalı. Her şeyin mizahı olmaz. Bu sadece bir din, bir ırk mevzusu değil. Bu her din, her ırk için geçerli. İnsanların kutsalları ile dalga geçip kendinize saygı gösterilmesini bekleyemezsiniz! Mizahı olacak tonlarca şey varken böyle değerli konular alet edilmemeli! Bugün İslamiyet'e yapılan kötü muamele yarın öbür gün başka bir dine de yapılır. Başka bir gün bir ırk olur bu. "Mizah" kelimesinin arkasına saklanamazsınız. Saygısızlık hiçbir alanda kabul edilemez!
4

keşke

clarice starling
"Keşke yağmuru çağıracak kadar güzel olmasaydım
Ölüm ve acılar çatsaydı beni
Düşüncem yapma çiçekler kadar gösterişli ve parlak
Sözlerim ihanete varacak doğrulukta olsaydı."

seni seviyorum demek

clarice starling
sevginizi göstermediğinizde, seviyor gibi davranmadığınızda bir anlam ifade etmeyendir. söylemekle olmuyor, göstermek lazım. ona göre davranmak lazım.
sürekli yaptığım bir şey değil, pek benlik değil çünkü sanırım, bilemiyorum. yani gerçekten hissederek söylemekten bahsediyorum. ama anlık olarak içimden geldiğinde birilerine söylemişliğim vardır. anlık olarak gelen şey dışa vurma isteği, sevgim değil. babamın dayısına bile söylemiştim bir kere sizi seviyorum diye. neyse, allah'tan o da beni seviyormuş ahahahha.
6

112. dhy

mdblue
Manalı bir sayıyla atandık diyelim sayın yazarlar. Buraya yazdığım ilk entrymde stajyer doktordum. Şimdi pratisyen doktorum. Yeni görevlerimize başlamamıza sayılı günler kala bir nebze de olsa herkese “ben de bitirdim, daha çok da bittim.” Demek istiyorum. :')

hayal et

siriusyildizi
Okula dönmüşsün stajyer olarak hastanedeki tüp geçitte steteskoplu önlüklü foto çekiniyorsun 😬, tüm arkadaşlarınla bir aradasın maske mesafe yok hep beraber yemekhaneye gidiyoruz, pandemi bitmiş, ne günlerdi diye konuşuyoruz. Akşam için sözleşiyoruz,bahçelide oturup kahvelerimizi içiyoruz. Bunları yazarken arkadaşlarıma kucak dolusu sarılmak istedim, Ne hasret kalmışım, bitsin artık ya :(

birisi söyleyene kadar o şeyi fark etmemek

armut
Eski bir arkadaşımın beni yıpratan ve sürekli suçlu hissettiren tavırları. Aramızdaki iletişim tamamen bittiğinde başımdan geçenleri paylaştığım birisi bu farkındalığı hissetmemi sağladı. Bir zamanlar çok değer verdiğim insanlar arasında yer alacak olan eski arkadaşım, zamanın saçma getirileri yüzünden aramıza mesafe koydu. Sevdiğim birisi olduğu için bu durumu oldukça kafaya takmıştım. Üzüntü nedeniyle bir dönem yemeden, içmeden kesildim. Bir önceki girdide bahsetmiştim; üzgünsem yürüyüş yapmak beni iyi hissettiriyor. Kendisine birkaç şey söylemek ve biraz da yürümek maksadıyla dışarı çıktığım bir gün talihsiz bir olay geldi başıma. Kendisine bu durumdan bahsetmedim. Sonrasında aramız düzelmiş gibiydi, bu olayın bahsini açmadım. Şimdiyse aramızda iletişim adına hiçbir şey kalmadı. Kendisini sevmediğimi ya da değer vermediğimi düşünüyor. Benim içimdeki herhangi bir hissi bilmeden bu şekilde küçültmesi, tek seferde benden kurtulması, sonradan fark ettiğim suçlayıcı tavırları... Bir hata yapmıştım, özür diledim. Ama sonrasında özrümün kabul olmadığını fark edip kendi kendime çok üzüldüm, kendimi çok yıprattım. Oysa ne benim özrümün ne de varlığımın umursandığı biri için kendime öyle büyük zararlar verdim ki çok pişmanım. Keşke zamanı geri alsam ve ondan özür dilemesem. Lütfen çevrenizde arkadaşı olarak gördüğü kişi tarafından böyle hissettirilen biri varsa müdahale edin. İnsanın istese dahi kurtulamadığı tek kişi kendisidir. Kişinin kendini suçlamasına sebep olmak, içten içe kendinen nefret duymasına sebep olmak korkunç bir kötülüktür.

the intouchables film

richardthelionheart
bir kaza sonucu boynundan aşağısı felç kalan bir adam ile hapisten yeni çıkmış birinin ona yardımcı olmasını konu alan bir fransız filmi. komedi dram konulu sanıyorum. güzel bir arkadaşlık öyküsü izlemek isteyenlere önerimdir. empati yeteneğinizi de arttıracağını düşünüyorum.

ülke tarihinin en çok seyirci sayısına ulaşan 2. filmi imiş ve sayılarla karar verenler için imdb puanı: 8.5, top 250'de 44. sırada yer alıyor.

anlamak

elegantmoon
İdrak etmek ile eş anlamlı olarak kullanılabilir.
"Sınıfta kaldığım gerçeğini sonunda idrak ettim." Cümlesinde de görüldüğü gibi acı verici cümlelerin yüklemi olabilir. :')
3

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol