rica etsem yine trileçe çıkartır mısınız?
Azalıp çoğalan şeylerin uyumu
Sünger Bob'ta Sünger ve Patrick. Açıklama isteyene dm'den ilgili tivit atılır. Buraya atamıyorum maalesef :')
Femurdan alınan nabız.
herhangi bir insanı muayene ederken elimiz kesinlikle femoral nabız alma rutinine alışmış olmalı.
dermatoloğuz,botoks yapacağız. yine de mi? evet,yine de o nabız alınacak.
femoral nabız alınamıyorsa kesinlikle aort koarktasyonu vardır.açık,net,basit.
her aort koarktasyonunda femoral nabız yokluğu var mıdır? hayır.
femoral nabız alınacak!!!
Serdar kula once said.
herhangi bir insanı muayene ederken elimiz kesinlikle femoral nabız alma rutinine alışmış olmalı.
dermatoloğuz,botoks yapacağız. yine de mi? evet,yine de o nabız alınacak.
femoral nabız alınamıyorsa kesinlikle aort koarktasyonu vardır.açık,net,basit.
her aort koarktasyonunda femoral nabız yokluğu var mıdır? hayır.
femoral nabız alınacak!!!
Serdar kula once said.
Genel anlamda beklentilerdir.(bence)
Kendinden bir şeyler beklersin; başarılı olmayı beklersin, sabah ilk alarmla uyanmayı beklersin, anahtarı evde unutmamayı beklersin, beceremezsin olmaz.
Karşındakinden bir şeyler beklersin; seni sevmesini beklersin, sana değer vermesini beklersin, sana saygı göstermesini beklersin, sana günaydın demesini beklersin, özür dilemesini beklersin, teşekkür beklersin, ödünç verdiğin kitabı getirmesini beklersin…
Yolda gördüğün kediden kendini sana sevdirmesini beklersin, en azından ben bekliyorum.
Önüne koyulan yemekten bile senin karnını doyurmasını beklersin.
yani herkesten ve her şeyden bir şeyler beklersin. Beklentin boşa çıkınca da bir eksiklik hissi, ardından mutsuzluk peşini bırakmaz.
Beklentiler sadece üzer.
Kendinden bir şeyler beklersin; başarılı olmayı beklersin, sabah ilk alarmla uyanmayı beklersin, anahtarı evde unutmamayı beklersin, beceremezsin olmaz.
Karşındakinden bir şeyler beklersin; seni sevmesini beklersin, sana değer vermesini beklersin, sana saygı göstermesini beklersin, sana günaydın demesini beklersin, özür dilemesini beklersin, teşekkür beklersin, ödünç verdiğin kitabı getirmesini beklersin…
Yolda gördüğün kediden kendini sana sevdirmesini beklersin, en azından ben bekliyorum.
Önüne koyulan yemekten bile senin karnını doyurmasını beklersin.
yani herkesten ve her şeyden bir şeyler beklersin. Beklentin boşa çıkınca da bir eksiklik hissi, ardından mutsuzluk peşini bırakmaz.
Beklentiler sadece üzer.
uni uni unicorn :)
Filmlerin
Şimdiye kadar hazırladığım sürprizlerin %90 ı ifşa oldu :( çok zor yavvf
Yaşanmaması gerektiğini düşündüğüm durumdur. D1lerin çsyi kullanması yasak mı ? Hayır. Çs tüm gazi tıp öğrencilerine açık mı ? Evet. Bu durumda d1 olan arkadaşlar da haklı olarak orada ders çalışabilirler. Çs içerisinde böyle bir hiyerarşiye bence gerek yok.
Tüm arayışlar tek bir varışa çıkar: aslını bulmak. Lâkin bu asıl belki birindedir, belki bir yerdedir ya da tüm mekânların ötesindedir; bilinmez… bilinen tek şey insanın aslını bulmadan hiçbir yere tam olarak varamayacağıdır.
"Şimdi Allah'ın rahmetinin eserlerine bak! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor? Şübhesiz ki O, ölüleri elbette dirilticidir. Çünkü O, her şeye hakkıyla gücü yetendir."
Her bahar yeryüzündeki toplu diriliş içimi kıpır kıpır ediyor, sanki ben de yeniden doğuyormuşum gibi, yaşamak için yeni bir fırsatım var gibi, hala umut var gibi, geleceğe dair...
Her bahar yeryüzündeki toplu diriliş içimi kıpır kıpır ediyor, sanki ben de yeniden doğuyormuşum gibi, yaşamak için yeni bir fırsatım var gibi, hala umut var gibi, geleceğe dair...
yarıda kalmış aşklarının hesapları içinde
denizlere açıldı içimizden biri
niçin gittiğini söylemeden.
doyulmamış arzularla doluydu yelkenleri
yıpranmış kelimelerin verdiği güvenden
bulacak sanıyordu yenilikleri.
her an bir yeni su vardı,
her yeni suda bir yeni an.
deniz, dalgalarıyla gösteriyordu dışından
yaşananla düşünülenler arasındaki farkı
bitmiyordu köpüklerle renkler
bir başka damlada, bir başka ışıkta başlamadan
...
anladı, bütün olmuşlarla olanların
ve bütün olacakların
o kelimelerin içinde
kendisine varmadan eskidiğini.
denizlere açıldı içimizden biri
niçin gittiğini söylemeden.
doyulmamış arzularla doluydu yelkenleri
yıpranmış kelimelerin verdiği güvenden
bulacak sanıyordu yenilikleri.
her an bir yeni su vardı,
her yeni suda bir yeni an.
deniz, dalgalarıyla gösteriyordu dışından
yaşananla düşünülenler arasındaki farkı
bitmiyordu köpüklerle renkler
bir başka damlada, bir başka ışıkta başlamadan
...
anladı, bütün olmuşlarla olanların
ve bütün olacakların
o kelimelerin içinde
kendisine varmadan eskidiğini.
İmkanım olsa bu aralığı geçmişimden silerdim, klozete atar üstüne sifonu çekerdim, çocuğum olsa eldivenle severdim yani düşünün durumun fenalığını.
Aslında içindeyken yaptığım şeyler hiç saçma gelmiyordu fakat sonra düşününce gerçekten saçma olduğunu anladım. Gerçi bu her yılım için geçerli fakat bu dönemde gerçekten insan çekilmez oluyor, daha çok saçmalıyorsun.
Tabii bu durumun iyi yanları da var, mesela kendindeki değişimi görüp arada kendine “kötü iş çıkarmadık yahu” diyebiliyorsun; eskiden yazdığın melankolik şeyleri okuyunca bazı şeyleri nasıl da gözünde büyüttüğünü, durumun aslında o kadar da dramatik olmadığını, sadece olayların olduğu anda duygularının yoğunluğundan-bu yoğunlukta ergenlik döneminin etkisi de büyük-kaynaklı dünya'nın başına yıkılmış gibi hissettiğini anlıyorsun ve bence en önemlisi değişimin, yeniliğin süper bir şey olduğunu görüyorsun. Benim için böyle en azından.
Aslında içindeyken yaptığım şeyler hiç saçma gelmiyordu fakat sonra düşününce gerçekten saçma olduğunu anladım. Gerçi bu her yılım için geçerli fakat bu dönemde gerçekten insan çekilmez oluyor, daha çok saçmalıyorsun.
Tabii bu durumun iyi yanları da var, mesela kendindeki değişimi görüp arada kendine “kötü iş çıkarmadık yahu” diyebiliyorsun; eskiden yazdığın melankolik şeyleri okuyunca bazı şeyleri nasıl da gözünde büyüttüğünü, durumun aslında o kadar da dramatik olmadığını, sadece olayların olduğu anda duygularının yoğunluğundan-bu yoğunlukta ergenlik döneminin etkisi de büyük-kaynaklı dünya'nın başına yıkılmış gibi hissettiğini anlıyorsun ve bence en önemlisi değişimin, yeniliğin süper bir şey olduğunu görüyorsun. Benim için böyle en azından.
kendimizi ifade etmek için güzel bir yoldur. konuşmaktan daha kolaydır, daha rahattır bazen. küçükken babamla tartıştığımda ya da ona bir şey anlatmak istediğimde ona mektup yazardım bazen, kendimi ifade etmek için. düşünüyorum şimdi, tam olarak neden böyle yapıyordum diye. konuşurken ağlayasım geldiği için belki, yazarken kafamı daha iyi topladığım için belki, konuşmak içimden gelmediği için belki. nedeni ne olursa olsun kendimi daha iyi ifade ettiğimi düşünüyormuşum belli ki, daha rahat hissediyormuşum yazarak anlatınca. geçen gün annemle sohbet ederken bir şey söyledi, çok şaşırdım. annem de eskiden babamla tartıştıkları zaman mektup yazarmış babama. konuşurken konu dağılıyormuş, daha da sinirleniyormuş galiba. o yüzden yazarak anlatıyormuş ne hissettiğini, ne düşündüğünü. annemin böyle bir şey yaptığından habersiz olarak benim de aynı yöntemi seçmiş olmam ilginç geldi. hoşuma gitti aynı zamanda.
sadece tartıştığımız zamanlarda ya da dert anlatmak için yazmıyordum tabi. babama çok bağlıydım küçükken, 1 haftalık bir iş seyahatine bile çıksa çok özlüyordum onu. o nedenle bazen gitmeden önce bir şeyler yazıyordum ona. bir keresinde küçük kağıtlara bir şeyler yazmıştım, muhtemelen ağlaya ağlaya. bavula koyacaktım gidince okusun diye, gizlice koymayı beceremediğim için daha evdeyken okumuştu yazdıklarımı. bir keresinde de 2 aylığına bir seyahate çıkıyordu, sevdiğim bir kitabın ilk sayfasına not yazıp onu vermiştim.
babam da yazarmış bu arada, anneme şiir yazarmış mesela. 1 tane cümle var aklımda, fena sayılmaz doğrusu. küçük clarice' in bir fotoğrafının arkasına yazı yazmış clarice daha 2 3 yaşındayken, hem de yazıyı clarice yazıyormuş gibi onun ağzından yazmış. sonra başka bir şehirde yaşayan babaanne ve dedeye gönderilmiş o mektuplu fotoğraf, ne tatlı. :)
ağlaya ağlaya neler yazdım biliyor musunuz? uzun uzun düşüne düşüne. çok şey anlattım kendi kendime. kendimizi her zaman başkalarına ifade edecek değiliz, kendimi kendime ifade etmek için de çok yazdım. kendimi anlatmak ve kendimi anlamak için. yazdığım bazı şeyleri yok etmem gerekiyor, birisinin bulup okumasını hiç istemeyeceğim şeyler yazmışım. çok his barındıran şeyler. çok fazla soru sormuşum, çok soru az cevap. bazı şeyleri sonradan tekrar okuyayım diye yazmadım ki zaten, o an ihtiyaç duyduğum için yazdım. yani yok edilmeleri sorun olmayacaktır.
güzel anıları da yazmışım. gereksiz şeyleri de yazmışım. ne yaptım, nereye gittim, ne aldım falan filan. saçma sapan şeyler bile sonradan okuyunca eğlenceli geliyor. eskiden tuttuğum günlükten 2013 2014 yılından kalma anlamsız şeyleri okumak bile keyif verici.
bir tane küçük defterim var, ortalama bir cebe sığabilecek boyutta. neredeyse her zaman çantamda taşıyorum onu. insanın ne zaman yazmak isteyeceği belli olmuyor. şiir yazmışım, dinlediğim şarkının sözlerini yazmışım, arkalara bir yerlere hasta bilgileri ve ders notları bile yazmışım. ama o defteri asıl olarak ne için kullanıyorum biliyor musunuz? yazdırmak için. sevdiğim biriyle bir yerde oturuyoruz mesela, uzatıyorum defteri bir şey yaz diye. ne isterse yazabilir, o an ne yaptığımız olur, nerde olduğumuz olur, nasıl hissettiğimiz olur, konuştuğumuz şeylerle alakalı bir şeyler olur, şiir ya da güzel bir söz olabilir vs vs. saçmalamak da serbest. bir tarih, bir de imza. anı kaydediyorum. çok özel bir şey bu benim için.
çok yazdım be sözlük, yine çok yazdım. yazmak güzel şey. kim bilir daha neler yazacağım, mutluluktan uçarken, hayal kurarken ya da ağlarken... :)
sadece tartıştığımız zamanlarda ya da dert anlatmak için yazmıyordum tabi. babama çok bağlıydım küçükken, 1 haftalık bir iş seyahatine bile çıksa çok özlüyordum onu. o nedenle bazen gitmeden önce bir şeyler yazıyordum ona. bir keresinde küçük kağıtlara bir şeyler yazmıştım, muhtemelen ağlaya ağlaya. bavula koyacaktım gidince okusun diye, gizlice koymayı beceremediğim için daha evdeyken okumuştu yazdıklarımı. bir keresinde de 2 aylığına bir seyahate çıkıyordu, sevdiğim bir kitabın ilk sayfasına not yazıp onu vermiştim.
babam da yazarmış bu arada, anneme şiir yazarmış mesela. 1 tane cümle var aklımda, fena sayılmaz doğrusu. küçük clarice' in bir fotoğrafının arkasına yazı yazmış clarice daha 2 3 yaşındayken, hem de yazıyı clarice yazıyormuş gibi onun ağzından yazmış. sonra başka bir şehirde yaşayan babaanne ve dedeye gönderilmiş o mektuplu fotoğraf, ne tatlı. :)
ağlaya ağlaya neler yazdım biliyor musunuz? uzun uzun düşüne düşüne. çok şey anlattım kendi kendime. kendimizi her zaman başkalarına ifade edecek değiliz, kendimi kendime ifade etmek için de çok yazdım. kendimi anlatmak ve kendimi anlamak için. yazdığım bazı şeyleri yok etmem gerekiyor, birisinin bulup okumasını hiç istemeyeceğim şeyler yazmışım. çok his barındıran şeyler. çok fazla soru sormuşum, çok soru az cevap. bazı şeyleri sonradan tekrar okuyayım diye yazmadım ki zaten, o an ihtiyaç duyduğum için yazdım. yani yok edilmeleri sorun olmayacaktır.
güzel anıları da yazmışım. gereksiz şeyleri de yazmışım. ne yaptım, nereye gittim, ne aldım falan filan. saçma sapan şeyler bile sonradan okuyunca eğlenceli geliyor. eskiden tuttuğum günlükten 2013 2014 yılından kalma anlamsız şeyleri okumak bile keyif verici.
bir tane küçük defterim var, ortalama bir cebe sığabilecek boyutta. neredeyse her zaman çantamda taşıyorum onu. insanın ne zaman yazmak isteyeceği belli olmuyor. şiir yazmışım, dinlediğim şarkının sözlerini yazmışım, arkalara bir yerlere hasta bilgileri ve ders notları bile yazmışım. ama o defteri asıl olarak ne için kullanıyorum biliyor musunuz? yazdırmak için. sevdiğim biriyle bir yerde oturuyoruz mesela, uzatıyorum defteri bir şey yaz diye. ne isterse yazabilir, o an ne yaptığımız olur, nerde olduğumuz olur, nasıl hissettiğimiz olur, konuştuğumuz şeylerle alakalı bir şeyler olur, şiir ya da güzel bir söz olabilir vs vs. saçmalamak da serbest. bir tarih, bir de imza. anı kaydediyorum. çok özel bir şey bu benim için.
çok yazdım be sözlük, yine çok yazdım. yazmak güzel şey. kim bilir daha neler yazacağım, mutluluktan uçarken, hayal kurarken ya da ağlarken... :)
Seviyor sevmiyor falı uğruna güzelim yaprakları koparılan çiçek.
Taç da yapılır fakat içindeki böcekleri gördüğünüzde kafanıza takmak ister misiniz? İşte orası tam bir muamma.
Taç da yapılır fakat içindeki böcekleri gördüğünüzde kafanıza takmak ister misiniz? İşte orası tam bir muamma.
gül alırken param yetmemişti ve çiçekçi amca sonra ödersin demişti sağolsun sonra sen gittin ve ben borcumu 14 şubatta o çiçekçi amcaya ödedim.(bkz: ölüm)
bende derin bir saygı ve hayranlık uyandıran insanlardır.
çok yakın bir süre önce tanıdım böyle birini.
diyorum ki;iyi ki tanımışım.
bu insanlarda gördüğüm şey bilgi birikiminin yanında tevazu sahibi olmaları ve uzun zamanda kazandıkları bu duruşun getirdiği kudreti yıkıcı olmak için değil de yapıcı olmak için kullanmaları.
umut vadeden insanlardır.
Bu entriyi ithafen yazdığım kişi şu anda aktif olarak hayatımda değil ancak hayatımdaki tesiri onun tahmin ettiğinden çok daha büyük oldu.
çok yakın bir süre önce tanıdım böyle birini.
diyorum ki;iyi ki tanımışım.
bu insanlarda gördüğüm şey bilgi birikiminin yanında tevazu sahibi olmaları ve uzun zamanda kazandıkları bu duruşun getirdiği kudreti yıkıcı olmak için değil de yapıcı olmak için kullanmaları.
umut vadeden insanlardır.
Bu entriyi ithafen yazdığım kişi şu anda aktif olarak hayatımda değil ancak hayatımdaki tesiri onun tahmin ettiğinden çok daha büyük oldu.
Ankara'ya yeni geldiğimde bunu yapmaya fırsatım olmamıştı ama ufaktan başladım eski alışkanlığıma.yasadiginiz yer olur yeni geldiğiniz bir yer olur..bilmediğim bir şehir içi otobüse veya metroya (çok uzak olmamak kaydıyla) binip rastgele bir muhitte iniyorum.basliyorum yurumeye ara sokaklarda.evleri izliyorum yürürken insanlara bakıyorum.tanidigim kimse yok durdurup selam veremezler.yol ayrımına geliyorum kafama göre sağa sola dönüyorum.tabi bunları yaparken kulağınizda kulaklık olur ya da yavaş yavaş yürünür.oyle yan kesici gibi milletin evini dikizlemeyin aman ha..bir de ne olur ne olmaz mobil veriniz olsun haritalara ihtiyaç duyacaksınız 1-2 saate..
Bilmem bu yol nereye çıkar
Dağları dereleri var
Bi yolunu bulamam aman
Yürü yürü nereye kadar
Bilmem bu yol nereye çıkar
Dağları dereleri var
Bi yolunu bulamam aman
Yürü yürü nereye kadar
Dancing lasha tumbai 😌
Henüz yazılmamasına şaşırdım açıkçası kendisi gerçek bir efsane
Henüz yazılmamasına şaşırdım açıkçası kendisi gerçek bir efsane
Her pazartesi girilen ve akşamında çıkılan fantastik bir dünya
Hayatın gece daha çok sarması
Akrabalar arasında gelen soruları savuşturma itemidir.
Derste ses var mı ya?
Diye bir mesaj almıştım tamamen alakasız birisinden oradan konuşma başlamış ancak devam etmemişti. Sonra başka şekilde devam etti ama🤷🏻
Diye bir mesaj almıştım tamamen alakasız birisinden oradan konuşma başlamış ancak devam etmemişti. Sonra başka şekilde devam etti ama🤷🏻
Biz
T:3 hafta önceki cumartesi günüydü.
Bu işin bir adabı var.
Bu insanlar bir zamanlar bizler gibiydi. Bir hayatları vardı. Ne kokuları ne de başka bir şeyleri hakkında konuşabiliriz. Konuşabileceğimiz şey en fazla anatomik varyasyonları olabilir.
Bir zamanlar yaşayan birer insan olan bu kadavraları diseke ederken hepiniz bu dünyadan göçtükten sonra en sevdiklerinizin ve kendinizin de diseke edildiğini düşünerek dokulara yaklaşmak; karşınızdaki kadavraya,esasında eğitmeninize olan nezaketini,saygınızı her an korumaya yardımcı olacaktır.
Bistüri nasıl tutulur? Kalem gibi. Ucuyla kesileri atarsanız işler kolaylaşır. Peki bistürinin ucunu değiştirirken en çok dikkat etmemiz gereken şey nedir? İnatlaşmamak. Evet,yanlış duymadınız. İnatlaşırsanız o bistüriyle elinizi kesersiniz.
Ortam sıcaklığı ve kadavranın havayla teması arttıkça rahatsız olunuyor ama dayanılmayacak gibi değil.
Unutmayın ki 'burada ölüler dirileri eğitir.'
(Not:bu diyeceklerim asla birer benzetme değil!!!
Hayvanların arkasından ağlamayı bıraktığımdan beri kurban kesilirken bir şekilde işin ucundan tuttum ve iç organlarla da bir şekilde haşır neşir oldum. Bir maske,bir çift eldivenle buna maruz kalmak da iyi olabilir.)
Bu işin bir adabı var.
Bu insanlar bir zamanlar bizler gibiydi. Bir hayatları vardı. Ne kokuları ne de başka bir şeyleri hakkında konuşabiliriz. Konuşabileceğimiz şey en fazla anatomik varyasyonları olabilir.
Bir zamanlar yaşayan birer insan olan bu kadavraları diseke ederken hepiniz bu dünyadan göçtükten sonra en sevdiklerinizin ve kendinizin de diseke edildiğini düşünerek dokulara yaklaşmak; karşınızdaki kadavraya,esasında eğitmeninize olan nezaketini,saygınızı her an korumaya yardımcı olacaktır.
Bistüri nasıl tutulur? Kalem gibi. Ucuyla kesileri atarsanız işler kolaylaşır. Peki bistürinin ucunu değiştirirken en çok dikkat etmemiz gereken şey nedir? İnatlaşmamak. Evet,yanlış duymadınız. İnatlaşırsanız o bistüriyle elinizi kesersiniz.
Ortam sıcaklığı ve kadavranın havayla teması arttıkça rahatsız olunuyor ama dayanılmayacak gibi değil.
Unutmayın ki 'burada ölüler dirileri eğitir.'
(Not:bu diyeceklerim asla birer benzetme değil!!!
Hayvanların arkasından ağlamayı bıraktığımdan beri kurban kesilirken bir şekilde işin ucundan tuttum ve iç organlarla da bir şekilde haşır neşir oldum. Bir maske,bir çift eldivenle buna maruz kalmak da iyi olabilir.)
Birilerinin gelip final bilgilerini kafama yükleyip gitmesi.
bir tek ben evdeymişim gibi hissettiğim kapanma..
Ev arkadaşlarımla içeriz diye 1 litrelik almıştım. Meğer sevmiyorlarmış, 3 günde tek başıma hepsini içmiştim. Biraz fenaydı yüksek dozdan kaçının :(
üniversitemiz bünyesinde gazi genç yeşilay adı altında oldukça aktif bir öğrenci topluluğu bulunmaktadır. Yeşilay; hayatta insan için en hayati değerin; bağımsızlığın, mücadelesini bireyin sağlığını gözeterek verir. biyolojik açıdan zarar vererek bağımlı yapabilecek her türlü maddenin kullanımına karşı mücadele etmektedir. bunlar sigara, alkollü içki, uyuşturucu madde ve türevleridir. ayrıca son yıllarda sanal bağımlılık gibi eylemsel bir bağımlılığı da eklemiştir. Gazi Genç Yeşilay; belki de fakültedeki hiçbir toplulukta bulamayacağınız samimiyeti fedakarlığı içeren güçlü arkadaşlık bağlarını oldukça kalabalık olmasına karşın size kazandırır. ne yazık ki tıp fakültesinden çok katılım olmasa da diğer fakültelerle kaynaşmayı ve daha geniş bir arkadaşlık çevresi oluşturmanızı sağlar. eğlenceli çeşit çeşit aktiviteler sık sık yapılır. ayrıca her yıl geniş katılımlı bir sağlık sempozyumu düzenler. düzenlediği üniversite çapı etkinliklerde geçirilen birkaç saatte bile bağımlı maddeleri kullanan insanları o maddelerden uzak tutmayı kâr sayacak kadar da alçakgönüllü, her insana karşı hoşgörülü bir yönetim barındırır. bazı insanlarca sanıldığı gibi yeşilay destekçisi insanlar diğer bağımlı alışkanlıkları barındıran insanlara karşı önyargılı ya da tarafcı yaklaşmaz. topluluk amacı; insan yararını gözetmek, sağlığı korumaya çabalamak, bilinçlendirmeye çabalamak, güçlü arkadaşlık bağları kurmaktır.
1. bilengül
2. lisede bir arkadaşımın babasının adı 'muhteşem' di inanmayıp kimliğine bakmıştık
2. lisede bir arkadaşımın babasının adı 'muhteşem' di inanmayıp kimliğine bakmıştık
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?