kedi

clarice starling
yaşam felsefesi olarak "rızkımı veren hüda'dır, kula minnet eylemem" cümlesini benimsemiş muhteşem hayvan. peki neden muhteşem?
öncelikle temiz. iki lokma bir şey yese bile oturup üç saat kendini yalıyor temizlenmek için. pis şeylere temas etmiyor, uzaktan kokluyor neyin ne olduğunu anlamak için ve pis bir şey varsa hiç yaklaşmıyor ona. tuvaletini yapacağı yerin bile temiz olmasına dikkat ediyor, kum kutusundaki en temiz yeri bulup oraya yapıyor tuvaletini.
sonra asil ve özgüvenli. evde bir yürüyüşü var, sanki serengeti'de bir aslanmış gibi. kimseyi umursamıyor, sadece o sevmene izin verdiği zaman onu sevebilirsin, sen onu sevmek istediğinde değil. canı istemezse dokunmana bile izin vermez, canı istediğinde ise gelir oturur kucağına, sevdirir kendini.
acayip temkinli bir hayvan. uyurken bile kulaklar hep hazır vaziyette. yabancı olduğu bir şeyi detaylıca inceleyip güvenli olduğuna emin olmadan asla gardını indirmiyor. tabi 9 canlı olmasının en önemli nedenlerinden biri de bu.
yeteneklerine diyecek yok zaten. çatıya çıkar gezer, yerden metrelerce yüksekte balkon kenarlıklarında yürür ama en ufacık bir şey gelmez başına. ayrıca ev kedilerinin bu özelliğini sadece oyun oynarken görebilsek de çok iyi avcılar aslında.
diğer bir özelliği ise yaptığı her işi muazzam bir ciddiyetle yapması. bazen çok komik şeyleri bile öyle bir ciddiyetle yapıyor ki insanı kahkahalara boğuyor.
masumluğundan bahsetmezsek olmaz. kaç yaşında olursa olsun tüm kediler bebek gibi. kucağında bir kedi uyutsan tüm dertlerinden kurtulursun bir anda. öyle huzur verici bir şey.
benim bebeğimle birlikte tüm kediler, iyi ki varlar. kediler olmasa dünya çok daha kötü bir yer olurdu.

biraz da şiirlenelim

lavinia
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ölümüm birden olacak seziyorum
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Aysel git başımdan istemiyorum
Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
Dağıtır gecelerim sarışınlığını
Uykularımı uyusan nasıl korkarsın
Hiçbir dakikamı yaşayamazsın
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Benim için kirletme aydınlığını
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Islığımı denesen hemen düşürürsün
Gözlerim hızlandırır tenhalığını
Yanlış şehirlere götürür trenlerim
Ya ölmek ustalığını kazanırsın
Ya korku biriktirmek yetisini
Acılarım iyice bol gelir sana
Sevincim bir türlü tutmaz sevincini
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ümitsizliğimi olsun anlasana
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Sevindiğim anda sen üzülürsün
Sonbahar uğultusu duymamışsın ki
İçinden bir gemi kalkıp gitmemiş
Uzak yalnızlık limanlarına
Aykırı bir yolcuyum dünya geniş
Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki
Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş
Sakın başka bir şey getirme aklına
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ölümüm birden olacak seziyorum
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Aysel git başımdan seni seviyorum...

yazarlarımız kendini ne kadar beğeniyor

elegantmoon
Başka kimimiz var ki hayatta? Kendimi beğenmeyip kimi beğeneceğim? Olduğu kadarıyla, yapabildiğim kadarıyla kendimce yaşamaya çalışıyorum işte ben de. Niye beğenmeyeyim, ne sıkıntım var ki? Kendimi beğenmemeye harcayacak vaktim yok inanın. En fazla yetmiş yıl yaşayacağım zaten, kendimle barışmak için ömrümün bitmesini mi bekleyeyim?

doğum gününde mutsuz olan insan

armut
Belli bir yaşa kadar doğum günlerimi sevdiğim insanlarla kutladığım için artık dahil olduğum gruptur. Sevdiklerim bana sırt çevirmediler, yanlış anlaşılmasın. Bazılarını kaybettim bazıları ile araya ayrılık girdi. Artık bir arada olamayacak bir kalabalığa özlem duyuyorum o günde.

her erkek baba olmak ister mi

sokratesla
baba olmak, sanki bana kil sanatıyla uğraşmak gibi geliyor. baba olduğunda ortaya çıkardığın şey, tamamen senin ellerinde ve şekillenmeyi bekliyor. zaman zaman onu kırarsan, dikkatli ve özenli davrnamazsan, en önemlisi ne yapacağını da bilmezsen bu sanatta başarılı olamazsınız.

şu anda neredesiniz

poyrazkarayel
komşunun bahçesindeyim.bunların köpeğini sokak köpeği olmadığına ikna etmeye çalışıyoruz.herifin ismi lucifer; sanki garip,fındık,karabaş gibi davranıyor.mama verdiğinde dürüm yiyen Selçuk yöntem gibi bakıyor falan.oyun köpeği kendisi ama dışarıdaki serserilere özenip kedilere falan dayılanıyor bir de becerebilse bir şey demeyeceğiz eğreti duruyor yani.
17

tarih dersinden aklınızda kalanlar

inthebleakmidwinter
Osmanlı'nın çöküş sebeplerini anlatıyordu. Bir ders anlattı, bir sürü madde saydı, açıkladı, yorumladı. Bir taraftan bizim de bir nedensellik içerisinde konuyu kavramamız için uğraşıyordu. Her şey bittikten sonra döndü, biraz baktı ve ekledi:

“Osmanlı'yı bunların hiçbiri batırmadı, tek bir sebep var, o da insan unsurunun bozulması.”

Ben yıllardır bu kalıbı hiç unutmam: “insan unsurunun bozulması.”

Ha devlet yıkılmış yenisi kurulmuş, ha yeni yeni sistemler denenmiş, ha yasalar çıkarılmış, hepsi suni sebepler, suni çözümler…

İnsan insan olmadıkça.

Her bireyin mutlaka ders çıkarması gereken bir cümledir bu. Özellikle neden bu halde olduğumuzu sorgulayanların: nitekim cevap aynada gördüğümüzde saklı olacak.

kırmızı oda

evani
her yeni hikayeyle birlikte, bunların gerçek hayatta yaşanmış oldukları gerçeğine tekrar tekrar şok olduğum dizidir. insanı dert sahibi yapıyor olmakla birlikte iç içe geçmiş hikayeler nedeniyle bir şekilde kendini izletmeye de devam ediyor..

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol