Yüzme bilmeden daha
Deniz görmeden
Hiç güneşte yanmadan
Şimdi ölmek istemem
Bir kalbi sarmadan
Oy kullanmak bir vatandaşlık görevidir. ileleualatyr'in açtığı formdan oyunuzu kullanabilirsiniz.
https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSfG86-zF86M4JM8HP6HUfNmkHQWS7YxM5ms5LUVf37u1iyOHw/viewform
Tartışmasız gütfsözlük tarihinin en ayrıştırıcı başlığını açıyorum sanırım. öncelikle hepinize hatırlatmak isterim ki hepimiz arkadaşız ve sözlükte saygı sınırında düşüncelerimizi belirtmeliyiz. bunun tek istisnası ise bu başlığa stella yazacak olanlardır. küçükken sarışınlara düşkünsünüz diye stella'nın bütün magixi defalarca kurtaran winxin lideri olabileceğini gerçekten düşünüyor olamazsınız. orada bi durun efendim. bu sözlükteki lider stella olmalı dışında her düşünceye saygı duyuyorum.
şimdi teker teker incelemeye başlayalım
Bloom: kızıl küçük meraklı ejderha alevini içinde taşıyan, yıkılmış krallık domino'nun son üyesi ve prensesi çilekeş ana karakterimiz... Evet böyle deyince çok duygusal oldu ancak 8 sezon boyunca bu kızların başına ne geldiyse bunun dizini büküp yerine oturmamasından dolayı geldi. liderlik vasfı yüksek arkadaş canlısı tavşani kiko ile oradan oraya koşan birisi ileride 2. turda değerlendirmeye bırakıyorum.
Stella: bunun olmaması gerektiğini girizgahta belirttim. tatlı erkek arkadaşıyla iyi bir ilişkisi olan şımarık solaria prensesi, elendin.
Flora: ah toprak ana.. aşk hayatında iyi, arkadaşlık ilişkileri iyi, bitkilerle de sıkı fıkı üstelik baba evinde prenses de değil bu kız. anadolu'nun bağrında yaşamış hayatı tanıyan ve bilen güçlü bi kadın... tek kötü özelliği biraz çıt kırıldım ve her sezon nerede ağaçlara bir şeyler olsa aaaah ağaçlar benimle konuşuyor acı çekiyor diye sızlanan sulu göz birisi ama 2. tura çıkmaya hak kazandı
Miusa: prenses değildir ancak kızım liderlik sana biraz fazla gelir evet hırslısın arkadaşlarınla da aran iyi ancak senin erkek arkadaşınla olan şiddetli geçimsizliğini bi çözmen gerek, elendin.
Tecna: akıllı mı akıllı erkek arkadaşı ile iyi ilişkisi olan ve prenses olmayan bir diğer winx hanımefendisidir. ancak sosyal zeka yönünden pek gelişememiş iletişimi zayıf olan bir kişi kendisi... lider iletişim kurmayacak da kim kuracak pixieler mi? elendin.
Lyla: winxin ayrı bir prensesi ancak şımarık değil ayakları yere basan sağlam düşüncelere sahip azimli ve atletik perimiz. sevgilisini kaybettiğinde intikamcı tarafa geçmeseydi belki de winxin hak ettiği gerçek lider idi. ancak intikam almak için yakıp yıkmak mı? periler kendini koruyamayanları korumayı amaç eden sihirli canlılar bu güçleri iyi şeyler için kullanmayacaksan periliğe ihanet edersin seni yelloz. perilik lisansı iptal edilmeli, elendin.
Roxy: 4. sezonda ve bundan çok sonraki bir iki sezonda gördüğümüz yeryüzünün son perisi. hayvan dostu arkadaş canlısı iyi bir kızımız ancak daha çok küçük. çaylaklık dönemini atlatması gerek, belki 2. nesil yeni bir winxin lideri olur.
2. tura flora ve bloom kaldı. sanırım ben güç konusunda senaristlerin torpil yaptığı gözü pek bloomdan yana oyumu kullanacağım.
not: stella dışında diğer seçimlerinize saygı duyuyorum lütfen görüşlerinizi paylaşın <3
https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSfG86-zF86M4JM8HP6HUfNmkHQWS7YxM5ms5LUVf37u1iyOHw/viewform
Tartışmasız gütfsözlük tarihinin en ayrıştırıcı başlığını açıyorum sanırım. öncelikle hepinize hatırlatmak isterim ki hepimiz arkadaşız ve sözlükte saygı sınırında düşüncelerimizi belirtmeliyiz. bunun tek istisnası ise bu başlığa stella yazacak olanlardır. küçükken sarışınlara düşkünsünüz diye stella'nın bütün magixi defalarca kurtaran winxin lideri olabileceğini gerçekten düşünüyor olamazsınız. orada bi durun efendim. bu sözlükteki lider stella olmalı dışında her düşünceye saygı duyuyorum.
şimdi teker teker incelemeye başlayalım
Bloom: kızıl küçük meraklı ejderha alevini içinde taşıyan, yıkılmış krallık domino'nun son üyesi ve prensesi çilekeş ana karakterimiz... Evet böyle deyince çok duygusal oldu ancak 8 sezon boyunca bu kızların başına ne geldiyse bunun dizini büküp yerine oturmamasından dolayı geldi. liderlik vasfı yüksek arkadaş canlısı tavşani kiko ile oradan oraya koşan birisi ileride 2. turda değerlendirmeye bırakıyorum.
Stella: bunun olmaması gerektiğini girizgahta belirttim. tatlı erkek arkadaşıyla iyi bir ilişkisi olan şımarık solaria prensesi, elendin.
Flora: ah toprak ana.. aşk hayatında iyi, arkadaşlık ilişkileri iyi, bitkilerle de sıkı fıkı üstelik baba evinde prenses de değil bu kız. anadolu'nun bağrında yaşamış hayatı tanıyan ve bilen güçlü bi kadın... tek kötü özelliği biraz çıt kırıldım ve her sezon nerede ağaçlara bir şeyler olsa aaaah ağaçlar benimle konuşuyor acı çekiyor diye sızlanan sulu göz birisi ama 2. tura çıkmaya hak kazandı
Miusa: prenses değildir ancak kızım liderlik sana biraz fazla gelir evet hırslısın arkadaşlarınla da aran iyi ancak senin erkek arkadaşınla olan şiddetli geçimsizliğini bi çözmen gerek, elendin.
Tecna: akıllı mı akıllı erkek arkadaşı ile iyi ilişkisi olan ve prenses olmayan bir diğer winx hanımefendisidir. ancak sosyal zeka yönünden pek gelişememiş iletişimi zayıf olan bir kişi kendisi... lider iletişim kurmayacak da kim kuracak pixieler mi? elendin.
Lyla: winxin ayrı bir prensesi ancak şımarık değil ayakları yere basan sağlam düşüncelere sahip azimli ve atletik perimiz. sevgilisini kaybettiğinde intikamcı tarafa geçmeseydi belki de winxin hak ettiği gerçek lider idi. ancak intikam almak için yakıp yıkmak mı? periler kendini koruyamayanları korumayı amaç eden sihirli canlılar bu güçleri iyi şeyler için kullanmayacaksan periliğe ihanet edersin seni yelloz. perilik lisansı iptal edilmeli, elendin.
Roxy: 4. sezonda ve bundan çok sonraki bir iki sezonda gördüğümüz yeryüzünün son perisi. hayvan dostu arkadaş canlısı iyi bir kızımız ancak daha çok küçük. çaylaklık dönemini atlatması gerek, belki 2. nesil yeni bir winxin lideri olur.
2. tura flora ve bloom kaldı. sanırım ben güç konusunda senaristlerin torpil yaptığı gözü pek bloomdan yana oyumu kullanacağım.
not: stella dışında diğer seçimlerinize saygı duyuyorum lütfen görüşlerinizi paylaşın <3
1.adım: Birini sevmek
Herhangi birini seversiniz. Bunun illaki aşk gibi bir tür olmasına gerek yok. Arkadaş olarak ya da ne bileyim kediyi falan işte seversiniz.
2.adım: beklenti
İşte burada kaybettiniz. Ondan da sizi sevmesini beklersiniz.
3. Adım: beklentinin boşa çıkması ve hayal kırıklığı
İşte istenmediğini hissetmek tam olarak bu aşamada başınıza gelir.
O sizi sevmez ya da sizin istediğiniz gibi sevmez. Önce bir acaba dersiniz, acaba seviyor mu? Hayır efendim, sevmiyor. Kabul edersiniz, sonra oturur düşünürsünüz “ben neden böyleyim, neden yine böyle oldu, neden imkansızı istedim, neden yine hata yaptım, neden beni istemedi, neden ben değil de bir başkası?”
4.adım: durumu kabullenme ve alışma
Diğer adımlar arası geçiş hızlı olsa da bu adıma geçiş zordur. Zamanla ona karşı olan hislerinizin yoğunluğu azalır, daha mantıklı düşünmeye başlarsınız. Bu da böyle oldu, napalım rahatlığı gelir.
5. Adım: yeni denizlere yelken açma ve başa dönüş
Nolduysa oldu, biz önümüze bakalım aşamasıdır bu da. Benim gibi hatalarınızdan ders çıkarmayan biriyseniz başa dönersiniz.
Umarım sevdiğiniz herkes sizi, sizin istediğiniz gibi sever. Umarım bu aşamaları son yaşayışımız olur.
Herhangi birini seversiniz. Bunun illaki aşk gibi bir tür olmasına gerek yok. Arkadaş olarak ya da ne bileyim kediyi falan işte seversiniz.
2.adım: beklenti
İşte burada kaybettiniz. Ondan da sizi sevmesini beklersiniz.
3. Adım: beklentinin boşa çıkması ve hayal kırıklığı
İşte istenmediğini hissetmek tam olarak bu aşamada başınıza gelir.
O sizi sevmez ya da sizin istediğiniz gibi sevmez. Önce bir acaba dersiniz, acaba seviyor mu? Hayır efendim, sevmiyor. Kabul edersiniz, sonra oturur düşünürsünüz “ben neden böyleyim, neden yine böyle oldu, neden imkansızı istedim, neden yine hata yaptım, neden beni istemedi, neden ben değil de bir başkası?”
4.adım: durumu kabullenme ve alışma
Diğer adımlar arası geçiş hızlı olsa da bu adıma geçiş zordur. Zamanla ona karşı olan hislerinizin yoğunluğu azalır, daha mantıklı düşünmeye başlarsınız. Bu da böyle oldu, napalım rahatlığı gelir.
5. Adım: yeni denizlere yelken açma ve başa dönüş
Nolduysa oldu, biz önümüze bakalım aşamasıdır bu da. Benim gibi hatalarınızdan ders çıkarmayan biriyseniz başa dönersiniz.
Umarım sevdiğiniz herkes sizi, sizin istediğiniz gibi sever. Umarım bu aşamaları son yaşayışımız olur.
Kelle paça, beyin. Beyin üzerine bol limon oh misss
Yok.
“beyin verdiği komutla ortaya çıkan sonucun, ki bu sonucun en basit hali bile son derece karmaşıktır, neden komutu vermeden önce hayal ettiği sonuçla en ufak bir benzerlik taşımadığını soracak kadar meraklı bir organ değildir.”
en az beş kere okudum bu cümleyi..
en az beş kere okudum bu cümleyi..
Ankara/karanfil metro çıkışı
varlığından haberdar olduğum ama hiç gitmediğim yer
Lahana tabi kii canım çekti şimdi:(
farklı pencereden yaklaşacağım. insan beyni, var olmayan bir şey hakkında hiçbir düşünce üretemez. yokluk hakkındaki tüm tasavvurlarımız tamamen, varlığa olan bilgimizden yola çıkar, belki siyah bir boyut hayal edebiliriz en fazla ki bu da varlıktandır. yine, var olmayan hayali bir yaratık düşündüğümüzde de varlıktan yola çıkar ve ona ekleme çıkarma yaparız. eğer tanrı (yani Allah) gerçekten de var olmasaydı, yeryüzünde en aşağıdan en yukarıya bütün akıl sahipleri tanrı fikriyle meşgul olmazdı. tüm akıl sahiplerinin tanrıyla bu kadar çok ilgilenmesi, zannımca varlığına kuvvetli bir delildir. zira hiç kimse gerçekte olmayan şeyleri düşünemez (akıl hastalarının tasavvurları da varlıktan ileri gelir. rüya, hayal, sanrı her şey varlıktan yola çıkar), velev ki birkaç kişi düşünebiliyor olsun, tüm insanların bu kadar çok haşır neşir olduğu başka hiçbir şey yoktur ve bu da Allah'ın varlığına delildir. "dediğin gibi, aslında yok olup varlıktan yola çıkılarak hayal edilen şeyler var, tanrı da bunlardan biriyse?" sorusuna gelince... bir veya bir grup insan, varlıktan yola çıkıp olmayanı tasavvur etmiş, tanrı gibi bir yalan ortaya atmış, bilinebilen tarihi verilere göre tüm insanlar (en akıllıdan en aklıevvele) bu yalana farklı şekillerde inanmış. makul değil zira böyle bir şeyin ufacık bir örneği yok. "olmayacağını nereden biliyorsun?" itirazı da işi çıkmaza götürecek sorular silsilesindendir, reddetmek için üretilen cümlelerdendir. yazdıklarımın bugün tam tersi mevcuttur, var olan tanrıdan yola çıkarak yok olan tanrılar icat edilmiştir. her milletin tanrı veya tanrıları vardır ve hepsinde de ortak fikir, tanrı denen şeyin üstün olduğudur. bu gerçek, islam'ı doğrular çünkü tevhid inancına göre en üstün olan Allah birdir, kendini ilk insana tanıtmıştır, daha sonra insanlar tanrı konusunda yanılarak bugüne gelmiştir.
“something whispers in my ear and say,
you are not alone
i am here with you
though you are far away
i am here to stay”
ve iki aydan uzun süredir gurbette olan, ailesini görmeyen sokratesla'nın gözünden yaşlar süzülür…
you are not alone
i am here with you
though you are far away
i am here to stay”
ve iki aydan uzun süredir gurbette olan, ailesini görmeyen sokratesla'nın gözünden yaşlar süzülür…
Banka reklamlarındaki o bayrak, aile, samimiyet, sevgi, sıcaklık ve diğer falanları gördüğümde kumandaya koşmam bir oluyor. Allah'ın tefecileri
“Senin başka bir yerde bir kardeşin var, senden saklıyoruz.”
Dört yaşındaki ilele'de bir travma yarattı bu söz, sağ ol sevgili babacığım.
Üstüne bir de ben yerde “hayır, kardeşim yok!” Diye tepinirken gülerek “var?!” Diyordu.
Dört yaşındaki ilele'de bir travma yarattı bu söz, sağ ol sevgili babacığım.
Üstüne bir de ben yerde “hayır, kardeşim yok!” Diye tepinirken gülerek “var?!” Diyordu.
Gidene zordur. Çünkü kalan elinden geleni yapmıştır ve beklemiştir. Giden her şeyi arkasında bırakır. Çoğu zaman ortak arkadaşlar kalanın yanında kalır. Çünkü gitmek için gerçekten her şeyi bırakıp gitmek gerekir, diğer türlü hep başa dönülür. Her şeyi değiştirip baştan başlamak ancak şanslı biriyseniz kolay olabilir
Çoğu zaman değil her zaman üzer beni hangi fotoğraf olursa olsun kimin fotoğrafı olursa olsun.zalim makine o anı durdurmuş ve sizi o ana hapsetmiş.sizin yıllar sonra o fotoğrafa bakıp ne düşündüğünüz onun zerre umrunda mıdır acaba?
Sizin yıllaar sonra o mutlu ana bakarken üzgün olabileceğinizi düşünür mü hiç ? Güldürmeyin Allah aşkına hayır tabi ki de..size bunu iyi bir şeymiş gibi gösterir o an için.seneye bir vakit bakıp bu günleri yad edersin der ama bu fotoğrafın 80-90 yıl sonra birilerinin yüreğini burkacağını söylemez size.bu yüzdendir zalimliği acımaz size
1930 yılı İstanbul'da çekilen bir yılbaşı fotoğrafı buna çok iyi bir örnek olur bence.
Twitter /@nadirfotograf

Bu fotoğraftaki hiç kimse şu an yaşamıyor ama gülüyorlar hala.
Sizin yıllaar sonra o mutlu ana bakarken üzgün olabileceğinizi düşünür mü hiç ? Güldürmeyin Allah aşkına hayır tabi ki de..size bunu iyi bir şeymiş gibi gösterir o an için.seneye bir vakit bakıp bu günleri yad edersin der ama bu fotoğrafın 80-90 yıl sonra birilerinin yüreğini burkacağını söylemez size.bu yüzdendir zalimliği acımaz size
1930 yılı İstanbul'da çekilen bir yılbaşı fotoğrafı buna çok iyi bir örnek olur bence.
Twitter /@nadirfotograf

Bu fotoğraftaki hiç kimse şu an yaşamıyor ama gülüyorlar hala.
toplumumuz bu kadar bireyselleşmeden önce, kasaba kültürünün halim olduğu dönemde, düğünler sadece iki bireyin hayatını birleştirmesinden ibaret değildi biliyoruz ki. 'düğün dernek' kurulur; çoluk-çocuk, genç yaşlı demeden herkese haber salınır ve bu olay evlenen iki bireyin, özel günlerinde yanlarında olmasını istedikleri insanlarla eğlenmesinden çok adeta bir sosyal etkinlik havasına bürünürdü. dolayısıyla bu sosyal etkinliğin hakkını vermek, herkesin imece olarak eğlenceye katılmasından geçiyordu. "oturmaya mı geldik" savını bu sebeplerden dolayı haklı bulmaktayım -o dönem için-. köyün ve köylülerin etkinlik takvimini işgal eden düğünler, sosyal bir eğlence maksadı taşıyordu anlayacağınız. bu sebeple insanları zorla oynamaya kaldıran cengaverler, aslında bir kamu hizmetinde bulunuyor bana sorarsanız. öyle bir yazmışım ki sanki bu olaylar bir asır öncesinde kalmış:)) hayır efendim olur mu, çoğu yöremizde hala tüm haşmetiyle düğün dernekler kurulmaya devam ediyor. Yalnız sizin sevgili elegantmoon'unuzun bünyesi ve kulakları düğünleri kaldıramadığı için ya hiç gitmez ya da köşesinde oturup boynu bükük kuru pastalarını yer. tüm ben gibileri oynamaya zorlayan cengaverlere buradan sesleniyorum: eeey serdarlar! biz de kendimizce eğleniyoruz köşemizde unlu mamul tüketerek, gözünüz arkada kalmasın. teriniz bol, göbek atmalarınız çok olsun! kalın sağlıcakla. (elegantmoon yine kuru pasta yemeye gider.)
Notu alır almaz konunun feriştahı gibi hızla çizen, hızlı okuyan,kenara bir de ayrıyeten not çıkaranlar insanlar var.Kendinize bu kadar güveniyorsanız ya da bu kadar zekiyseniz helal olsun da ben artık müzik dinleyerek huzurumla aynı sayfayı 20 kez okumak istiyorum.
"bir daha asla evde kendim yapmaya çalışmayacağım." dedirten tatlı. arkadaşıma gittiğimde bana cheesecake yapmıştı ve acayip lezzetli olmuştu, hatta hayatımda yediğim en güzel cheesecake'ti. tarifini istedim ben de yapayım diye. aslında yapımı çok zor değil ama beni çok uğraştırmıştı. kelepçeli kek kalıbının kelepçesini yanlış taktığım için kalıp açılmıştı, kekin tabanı için hazırladığım karışım dışına dökülmüştü vs. bir de aşamalı bir tatlı, yok onu yap pişir, yok şunu 3-4 saat beklet filan. dökülen şeyleri toplayayım, temizleyeyim derken saatlerce uğraşmıştım. artık o gün sıkılmıştım ve üstüne dökülen limonlu sosu hazırlama işini ertesi güne bırakmıştım. sonra sos da istediğim gibi olmamıştı. totalde tadı kötü değildi aslında ama tabi arkadaşımın yaptığı kadar güzel de değildi. talihsizliklerle dolu bir girişim olduğu için ve aklımda her zaman o şekilde kalacağı için bir daha asla yapmayı denemeyeceğim.
İlçenin kaybı gibi istemediğim bir gerçek bu kayıp. Satırları dolaşan bu kalemleri tutan eller gelir mi yeniden, büyür mü bu aile yeniden? Temennim düşüncenin oluşturduğu aynı kardeşliğin potasında erimektir. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun
"Asıl aile, fikir ailesidir, insan için." -Sezai Karakoç
"Asıl aile, fikir ailesidir, insan için." -Sezai Karakoç
çekemeyen anten taksın.
sata sata final calisiyorum.
Erkeklerin görece daha yakın bir zamanlamaya sahip olduğunu düşündüğüm Olgu.
Birden fazla bireyin el ele,parmak parmağa,omuz omuza kenetlenerek bir müzik eşliğinde ritmik biçimde icra ettikleri halk oyunu.
Komikli hikaye:
Annem teneffüs bitince sınıfına gelmiş. Bakmış ki halay çekiyorlar sınıfta.
Halayın başı kim diye bakayım diyince de ne görsüüün;kardeşim!!ve çocuğun tey tey mendili beslenme örtüsü imiş ahdhshebd bu çocuklar daha 2. Sınıf.
Kardeşime gel halay çekelim diyince de yok diyor bana:( hipokrat face puh
Komikli hikaye:
Annem teneffüs bitince sınıfına gelmiş. Bakmış ki halay çekiyorlar sınıfta.
Halayın başı kim diye bakayım diyince de ne görsüüün;kardeşim!!ve çocuğun tey tey mendili beslenme örtüsü imiş ahdhshebd bu çocuklar daha 2. Sınıf.
Kardeşime gel halay çekelim diyince de yok diyor bana:( hipokrat face puh
(bkz: dost kitabevi)
"The boxer" şarkısını, huzur bulmak için odamda başka bir iş yaparken fonda açıp dinlerim. şarkının ezgisi, haziran aylarındaki lavanta tarlalarından, ekim aylarındaki ekin tarlalarından farksızdır. Uçuş uçuş bir elbiseyle o tarlalarda koşuyormuşsunuz gibi sanki. öyle yumuşacık, öyle sıcak...
dinlemek isteyenleri şöyle alayım:
dinlemek isteyenleri şöyle alayım:
kitap fuarı anılarım... yazarı oldukları kitaplarını imzalattığımı can yılmaz ve zafer algöz ile tanışmıştım. bir de çizeri olduğu çizgi romanları imzalattığım yıldıray çınar vardı. birkaç çizer daha benim için kapak çizimi yapmıştı ama isimlerini hatırlayamadım.
Çok estetiği yapılıyor bu devirde. Bazen insanlar kendi burnunda kalmali bence. Bazi burunlar yamuk da olsa harika duruyor.
Hastalıklı bir çocukmuşum söylenenlere göre. Hiçbir şey yemez, yedirileni kusarmışım. 4-5 yaşlarımda ben mahallede bisiklet sürerken annemin arkamdan elinde bir tabak yemekle koştuğunu, her yakaladığında 2 kaşık ağzıma sokuşturduğunu hatırlıyorum. Şimdi mi? O günlerin acısını çıkartırcasına yiyorum öyle böyle değil. Çok kilo aldığım için vermeye çalışıyorum şimdilerde fakat nafile! “Yemek bir zevkti!” :)
"seni çok özlemişim."
bunu sevdiğim birinden duyunca içimde uçuşan kelebekleri görmelisiniz :)
bunu sevdiğim birinden duyunca içimde uçuşan kelebekleri görmelisiniz :)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
