Stalk severler için bir tavsiye geliyor
İnsanları mesajlardan tanımanın en kolay yolu yazım hatalarına bakmaktır.
Evin içinde sıkıldım elime ufak bir not alıp dışarı çıktım. Yağmur çiseliyor. Korunaklı bir kenara sandalye çekip ince çiseleme sesini dinliyorum. Hafifte soğuk. Son günlerde yaşadığım güzel bir tat oluyor :)
I was a just a little girl
I asked my mother what will I be...
I asked my mother what will I be...
Lakin tek korkum: Yarın ölebilirim kendimi tanıyamadan. — Hayat tecrübelerimle şu yargıya vardım ki, başkalarıyla benim aramda korkunç bir uçurum var, anladım, elden geldiğince susmam gerek, elden geldiğince düşüncelerimi kendime saklamalıyım.
(Sâdık Hidayet - Kör Baykuş)
(Sâdık Hidayet - Kör Baykuş)
Yalın'ın bu şarkısını ortaokuldayken dershane zamanlarımda çıkmıştı. Çok güzel bir kız vardı ismi Simaydı. Erkeklere kur yapmak için arkadaşlarıyla sınıfta bu şarkıyı açıp dans ederdi. Yaşımız 13-14 civarlarında... Simayla daha öncesinde kötü bir anım olmuştu. arkadaşıyla iddiaya girmişti ve arkadaşına kaybetme cezası olarak bana çıkma teklifi etme cezası vermişti. Arkadaşı için ceza olmamın sebebi ise çok çirkin olduğumun düşünülmesiydi. Çok asosyal, korkak, pısırık biriydim. Kendimi fiziksel olarak yetersiz bulduğum her an nedenini sorgularken bunu tetikleyen ilk insanlardan birinin Simay olduğunu hatırlıyorum. Sonra büyüdüğümü hatırlıyorum. Keşke bu şarkı son ses dinlenirken içimden dans etmek geçerken ben de dans edebilseydim diyorum. Çünkü edebileceğim tüm danslar, giyebileceğim tüm kıyafetler, gidebileceğim tüm yerler bir başkasının beğenisini kazanmak için değil; kendimi iyi hissettiğim için, ruhuma iyi geldiği için yaptığım şeyler.
Bu şarkı çıkalı neredeyse 9 sene olmuş. Simay ve yandaşları beni çirkin bulalı 10 sene kadar olmuştur öyleyse.
Bu şarkı çıkalı neredeyse 9 sene olmuş. Simay ve yandaşları beni çirkin bulalı 10 sene kadar olmuştur öyleyse.
Hhhhhhhhhhöööömmmpppppphhhhhhhhhhhhhhhhfffffffffoooffffffffffpfffffpfpfpfpfpfffffffffffffffffff
İvme ayarlarına, mühendislerine, fiziksel hesaplamalarını yapan herkese sevgiler efendim 🥰
70'lerde olsak bir sürü plak alırdım sana, 80'lerde açık hava sinemasına götürürdüm ve izledikten sonra muhallebi ısmarlardım, 90'larda mahallenin en güzel misketlerini toplar dökerdim avuçlarına, 21. yüzyılda nasıl sevilir inan ki bilmiyorum. Alışamadım bu yüzyıla.
Kusura bakma matmazel burda herkes müptezel
Ben bu kafamın içindekilerle nası prof olucam acaba xd
Ben bu kafamın içindekilerle nası prof olucam acaba xd
bayıla bayıla yediğim yemeklerden.olsa da yesek.kayserili arkadaşım sayesinde birçok çeşidinin olduğundan haberdar olmuştum.benim favorimse çıtır mantı.yemek yemeye düşkün ve yemek yapmaktan zevk alan yazarlarımız deneyebilir bence çıtır mantıyı :)
Daha iyisi gelir mi bilmiyorum ama bu çok çok iyiydi.
Ben açıkçası olumsuz bakmaktayım. Burada kendimi geniş bir ailedeymiş gibi hissediyorum. Sayı artınca buradaki samimiyetin azalacağını düşünüyorum
Şöyle olabilir: buradan ayrı olarak bir sözlük açılır, orası tıbbiyelilere mahsus olur. Böylelikle diğer tıbbiyelilerle bağlantı kurulmuş olur. Ayrıca tıp okuyacaklara da geniş bir bilgilendirme ortamı sağlanmış olur
Şöyle olabilir: buradan ayrı olarak bir sözlük açılır, orası tıbbiyelilere mahsus olur. Böylelikle diğer tıbbiyelilerle bağlantı kurulmuş olur. Ayrıca tıp okuyacaklara da geniş bir bilgilendirme ortamı sağlanmış olur
haricindeki kişilerin kendince iyi olan özelliklerini hazmedememe. her insanda ayrı kabiliyetleri vardır. bu yaratılış gereği olur. bu yüzden başkalarının kabiliyetlerine odaklanmak yerine kendi kabiliyetlerine yoğunlaşmak bence çok daha mantıklı. ayrıca ne kadar kabiliyetin varsa o kadar da mükellefiyetin vardır. çünkü bilmek farkında olmak sahip olmak sana sorumluluk yükler. Son olarak dünya fani ve bu özellikler de bize bağlı olduğu için fani. Fani özelliklere takılmak yerine kalıcı güzel olan hasletlere imrenmek gerektir bence
Geçen gece aniden uyandım, saat 5 suları. Uyumakla yazmak arasındayım. Sabah unutmaktan korkup Yazmaya karar verdim. 2 dakikada yarı uyanık halde şiir yazmışım resmen, hala şaşkınım. Sözün özü hatırlamak istiyorsanız ya not alın bir yere ya da anlatın birilerine. Daha da unutmazsınız zaten. Birkaç kez yaptığınızda hatırlama oranınız da artıyor.
Bittim gözün aydın, bittim helal olsun.
Kapıdan sürekli birisi girip çıkıyor diye kapı gıcırtısından rahatsız olmuştum. Kapı gıcırtısından bile rahatsız olmak eylemi için uygun bir yer.
Oje sürüyorum su an acayip hoşuma gitti rengi!!!
Babam biraz celalli bir anadolu çocuğudur sayın yazarlar, öyle haksızlığa tahammül edemez, içine oturur. Eski evdeyiz, apartmanın birinci katında oturuyoruz. Babam da ben doğduğumdan beri sigarayı balkonda içer, bu alışkanlığını bu küçük balkonlu evde de devam ettirdi. Mevsimlerden sonbahar, House MD'li bir akşam; babamın sigara molasından gelmesini bekliyoruz ki diziyi devam ettirelim. Baba Bey büyük bir hışımla dombuldayarak geldi, gözlerden alev fışkırıyor. Bol sıfat tamlamalı bir küfür serisinin ardından konuyu anladık: baba bey balkonda, kullanılmış ve üzerinde hala kıllar olan bir tıraş bıçağı bulmuştur! Çöpe atıp hayatına devam etmek bir anadolu çocuğuna yakışır mı hiç?! Hadleri bildirilmelidir nitekim bu insanlik değildir! Kendisi bayağı zeki bir adamdır ve elinden geleni ardına koymayacaktır! Word belgesi açılır, insanlık dersi kelimelere dökülür ve binanın giriş kapısına asılmak üzere basılır. Yeter mi? Elbette hayır. Yapanın, kıllı kalmayı dileyeceği bir ceza düşünülmelidir. Ertesi gün sevgili elegantmoon'unuz okula giderken yazıyla birlikte o kıllı tıraş bıçağını apartmanın giriş kapısına bantlanmış şekilde bulur. Baba beyi kim durduracaktır? En nihayetinde apartuman yöneticisi de kendisidir! Bu onlara, derslerini verecektir!
Gerekli dipnot 1: o kıllı tıraş bıçağı iki hafta giriş kapısına bantlı şekilde kalmıştır.
Gerekli dipnot 2: yer, Ankara'nın merkezidir.
Gerekli dipnot 1: o kıllı tıraş bıçağı iki hafta giriş kapısına bantlı şekilde kalmıştır.
Gerekli dipnot 2: yer, Ankara'nın merkezidir.
Mazi Kalbimde Yaradır, Eve düşen Yıldırım, O hayat benim dizilerinin müzikleri Ay yapım harici en beğendiğim dizi müziklerindendir.
arkadaşın doğum günü için toplandık 8-10 kişi oynuyoruz doğum günü çocuğu anlatıyor ortam heyecan dolu falan. köpek ile ilgili bir şeydi anlattığı tam hatırlamıyorum şu oldu :
Arkadaş : hav hav hav
Adam yasaklı kelime kullanmayacağım diye havladı ya la.
Arkadaş : hav hav hav
Adam yasaklı kelime kullanmayacağım diye havladı ya la.
Komiteye son 1 gün, not okurken zihnimi nottan daha çok bu fikir meşgul ediyor.
Borç yiğidin kamçısıdır.
Anneme kredi kartı borcu taktıktan sonra söylediğim yegâne sözdür kendisi.
Anneme kredi kartı borcu taktıktan sonra söylediğim yegâne sözdür kendisi.
Üç kat daha fazla yemek yememe sebebiyet veren davranışımdır. Yediğim yemeğe odaklanmayınca daha hızlı yiyorum, doygunluk hissi gelene kadar normalde yiyeceğimden çok daha fazla tüketmiş oluyorum. Uzun vadede verimsizdir.
Herkese ederi kadar bide kimse için başkasına çok iyi demeyin yedirirler o lafı(2-3 kere başıma geldi kesin çalışıo inanmazsanız denemesi bedava)
şuanda okuduğunuz cümle, bir entry örneğidir.
Film. Hayat kısa. En fazla sayıda şeyi deneyimlemek istiyorsak bazen kolaya kaçmak gerekir.
Utanmak degil de elimde olmadan oluyor kendime abur cubur alınca başkasıyla paylaşmak istemiyorum sinir oluyorum baskasi yiyince
ricky gervais'e olan merakımdan dolayı başladığım dizi. eşini kaybetmiş birisinin çevresine ve hayata karşı tutumlarını anlatıyor. ara ara öğütler de veriyor. ilk sezon (6 bölümcük) boyunca tüm bölümler birbirinin kopyası gibi olduğu için biraz sıkıldım açıkçası, 2. sezona da bir şans verdim ama ilk bölüm de aynı şekilde devam ettiği için bıraktım. eğer konsepti sevdiyseniz güzel, 3 sezonun hepsini bile izleyebilirsiniz. çerezlik zaten 25-30ar dakika
ayrıca dizinin geçtiği kasaba, kullandıkları aksanla ters orantılı şekilde güzel
ayrıca dizinin geçtiği kasaba, kullandıkları aksanla ters orantılı şekilde güzel
eğer şu anki bilgilerim ve şu anki aklımla dönebileceksem dönmek isterdim. keşkelerimden kaynaklı değil bu dönme isteğim. tabiki şimdi yapmamayı tercih edeceğim bir çok şey olsa da hepsi hayatta bir tecrübe. peki neden dönmek istiyorum. sırf meraktan. acaba diğer seçeneği seçseydim, diğer yoldan gitseydim nasıl olurdu? o yol bana hangi insanları getirirdi ya da götürürdü? neler yaşardım? şu da kafamı kurcalıyor. eğer geçmişe gidersem şu anki ben nolacak? onun hayatı devam edecek mi? o zaman o ben olur muyum? gibi gibi… neyse. gitmek istediğim yıl ise 2010.
Kendisi çok sevdiğim bir şairdir. Su anda Eskişehir Anadolu lisesinde felsefe öğretmenliği yapmaktadır. Şiirleri çok kendine has ve bence hoştur. Şiirini gördüğünüzde bu ali lidar'in dersiniz bence. Kendisi de zaten cok orijinal bir insan. Eskişehir'de bir küçük prens müzesi açtı. Gitmek cook isterim. Herkese de öneririm hem ali lidar okumanızı hem de müzeyi ziyaret etmenizi.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?