Köye gelmiştim, hava da çok sıcak. Evde sade soda var. Teyzem annem kuzenlerim limon suyu ve şerbetle karıştırıp içiyolar ama ben hiç sevmem. Annemlere çekiştim niye şunu limonlu almadınız ben de içerdim dedim. Dedem uyuklarken dediklerimi duymuş akşam elinde fanta ile geldi. Ben limonlu dedim ya limonlu bulamamış bu da potakallı diye fanta almış. Fantayı sevmezdim ama artık seviyorum. Bu da böyle iç ısıtan bir anı sözlük ahalisi 😊
komşumuzun (bkz: yunanistan) deneysel rock grubu.
adının hakkını veren parçaları var. benim en sevdiğim şarkılarını bırakıyorum.
adının hakkını veren parçaları var. benim en sevdiğim şarkılarını bırakıyorum.
gelecek. bir gün gelecek. başka birinden gelecek, başka bir şekilde gelecek ama gelecek. bazen olmuyorsa olmuyor yani, üzülmemiz gerekiyorsa üzülelim ki sevinmemiz gereken zamanı kaçırmayalım. benim gibi aşktan ümidi asla kesilmez sanılan bir insanın, en umut kesmiş hali bile bunu diyorsa çok da şeyapmamak lazım arkadaşlar ya. söylemesi kolay tabi :d
Aksama dogru biraz kestirin, gece boyu uyuyamama garantisi. Baska taktiklerim de var ama simdi biraz uyuyacagim.
Söyleyeceklerim kesinlikle spesifik hiçbir öğrenciyi kast etmemekle beraber, gördüğüm, dinlediğim, izlediğim ve yaşadıklarım kadarıyla genel olarak mühendis adaylarının tıp öğrencilerinden fersah fersah ötede olduğu acı gerçeğidir. Neden?
Bu ataletin en birincil sebebi mühendis adaylarının kesin bir iş garantisinin olmamasına karşılık her diplomalı tıp öğrencisinin kesin olarak iş bulacağı hakikatidir ki, mühendis öğrencileri özellikle bu sebepten ötürü kendilerini her alanda geliştiriyor ve mesleki gündemlerini sıkı sıkıya takip ediyorlar. Hemen hemen hepsi linkedin hesaplarına sahip ve faal kullanıyorlar, mutlaka staj kovalıyor ve para almasalar bile sırf tecrübe için ellerine geçen her fırsatı değerlendiriyorlar. Bununla beraber gerek Udemy gibi online eğitim platformları gerekse teknofest gibi yarışmalar olsun her bir yerde kendilerini gösteriyor ve yeterli CV adına gerekli olan hiçbir şeyi kaçırmıyorlar.
Bir diğer sebebini görece daha az etkili olsa da öğrenci toplulukları arasındaki farka bağlıyorum ki bizde öğrenci toplulukları genel olarak kendi kendini tatmin etmeye ve ortada gözükmeye yararken, ieee başta olmak üzere pek çok mühendis Topluluğu kariyer ve kişisel gelişim adına özellikle özel sektör işbirliği ile imkanlarının sınırlanırını zorluyorlar. Bunun da ötesinde kovalayan için teknokentler biçilmiş kaftan.
Üçüncül olarak bunu analitik düşünmeye sadık kalmalarına bağlıyorum. Matematik doğayı ve teknolojiyi anlamanın su götürmez bir temeli ve yaptıkları her işi, eğer doğru düzgün yaparlarsa anlayarak öğreniyor ve yapıyorlar. Bizde her ne kadar parçalar arasında ilişki kurmak elzem olsa da kabul edelim ki çoğunlukla hatta neredeyse ezber üstüne ezberle gidiyoruz. Tus bile kısa süreli hafızaya atarak çalışılan ve hazırlanılan bir sınav ne yazık ki. Anlamak bizde neredeyse lüks sayılan bir iş.
Bütün Bunlar bir tıp öğrencisi olarak beni çok üzüyor. Henüz öğrenciyken uygulama geliştiren, büyük şirketlerin ceo'larıyla oturup kalkan, yarışmalarda roket uçuran ve teknokentlerde start-uplar inşa eden yaşıtlarımı görünce kendim ve bölümüm adına çok üzülüyorum. Bizim en önemli görevimiz teşhis koymak veya cerrahlık olmamalı. Teknoloji gelişiyor ve kim olursak olalım bu dünya doğal seçilimin olduğu bir dünya. Kendimizi her alanda güncellemediğimiz sürece er ya da geç bu sistemden silineceğiz. Yurtdışındaki meslektaşlarımıza nazaran pek çok açıdan gerideyiz ve başarılı bir kalp ya da beyin ameliyatının akabinde kendini tanrı sananların bulunduğu bir akademideyiz. Bunlar benim açımdan tam bir hüsran ve kesinlikle çözülemeyecek meseleler değil. Tabi öğrenciye ne kadar düşüyorsa hocalarımıza en az bir o kadar görev düşmekte. Online derste ekran paylaşmayı beceremeyen hocaların okulumuzda hiç de az olmadıklarını düşünürsek durum biraz vahim ne yazık ki.
Söylemiş olduğum her şey yıkıcı bir eleştiriden uzak olmakla birlikte bizatihi içinde olduğum bir akademinin ulusal bir özeleştirisi hükmündedir. Amacım kimseyi kırmak ve incitmek değil, yalnızca bu gerçeğin perdesini şahsım ve okuyan herkes için bir nebze de olsa aralayabilmektir.
Bu ataletin en birincil sebebi mühendis adaylarının kesin bir iş garantisinin olmamasına karşılık her diplomalı tıp öğrencisinin kesin olarak iş bulacağı hakikatidir ki, mühendis öğrencileri özellikle bu sebepten ötürü kendilerini her alanda geliştiriyor ve mesleki gündemlerini sıkı sıkıya takip ediyorlar. Hemen hemen hepsi linkedin hesaplarına sahip ve faal kullanıyorlar, mutlaka staj kovalıyor ve para almasalar bile sırf tecrübe için ellerine geçen her fırsatı değerlendiriyorlar. Bununla beraber gerek Udemy gibi online eğitim platformları gerekse teknofest gibi yarışmalar olsun her bir yerde kendilerini gösteriyor ve yeterli CV adına gerekli olan hiçbir şeyi kaçırmıyorlar.
Bir diğer sebebini görece daha az etkili olsa da öğrenci toplulukları arasındaki farka bağlıyorum ki bizde öğrenci toplulukları genel olarak kendi kendini tatmin etmeye ve ortada gözükmeye yararken, ieee başta olmak üzere pek çok mühendis Topluluğu kariyer ve kişisel gelişim adına özellikle özel sektör işbirliği ile imkanlarının sınırlanırını zorluyorlar. Bunun da ötesinde kovalayan için teknokentler biçilmiş kaftan.
Üçüncül olarak bunu analitik düşünmeye sadık kalmalarına bağlıyorum. Matematik doğayı ve teknolojiyi anlamanın su götürmez bir temeli ve yaptıkları her işi, eğer doğru düzgün yaparlarsa anlayarak öğreniyor ve yapıyorlar. Bizde her ne kadar parçalar arasında ilişki kurmak elzem olsa da kabul edelim ki çoğunlukla hatta neredeyse ezber üstüne ezberle gidiyoruz. Tus bile kısa süreli hafızaya atarak çalışılan ve hazırlanılan bir sınav ne yazık ki. Anlamak bizde neredeyse lüks sayılan bir iş.
Bütün Bunlar bir tıp öğrencisi olarak beni çok üzüyor. Henüz öğrenciyken uygulama geliştiren, büyük şirketlerin ceo'larıyla oturup kalkan, yarışmalarda roket uçuran ve teknokentlerde start-uplar inşa eden yaşıtlarımı görünce kendim ve bölümüm adına çok üzülüyorum. Bizim en önemli görevimiz teşhis koymak veya cerrahlık olmamalı. Teknoloji gelişiyor ve kim olursak olalım bu dünya doğal seçilimin olduğu bir dünya. Kendimizi her alanda güncellemediğimiz sürece er ya da geç bu sistemden silineceğiz. Yurtdışındaki meslektaşlarımıza nazaran pek çok açıdan gerideyiz ve başarılı bir kalp ya da beyin ameliyatının akabinde kendini tanrı sananların bulunduğu bir akademideyiz. Bunlar benim açımdan tam bir hüsran ve kesinlikle çözülemeyecek meseleler değil. Tabi öğrenciye ne kadar düşüyorsa hocalarımıza en az bir o kadar görev düşmekte. Online derste ekran paylaşmayı beceremeyen hocaların okulumuzda hiç de az olmadıklarını düşünürsek durum biraz vahim ne yazık ki.
Söylemiş olduğum her şey yıkıcı bir eleştiriden uzak olmakla birlikte bizatihi içinde olduğum bir akademinin ulusal bir özeleştirisi hükmündedir. Amacım kimseyi kırmak ve incitmek değil, yalnızca bu gerçeğin perdesini şahsım ve okuyan herkes için bir nebze de olsa aralayabilmektir.
kötü ilişki yaşamayayım diye çabalayıp en sonunda hiç ilişki yaşayamadığını fark ettiğin o an... ben hep kötü ilişkidense yalnızlığı seçtim yıllardır yalnızım öylece gidiyorum. alıştım buna ama artık biraz da öbür tarafta oynamayı düşünüyorum. biraz da onu yaşayalım bakalım nasılmış
gerçek bir ilaç reçetesi yazdım bugün, ilk kez. kaşe filan bastım, kendi kaşem değildi ama olsun. o reçeteyi eczacıya verdiğinde antibiyotikli bir krem almış olacak hastamız. evet, yani geçerli ve gerçek bir reçete. :)
küçük şeylerden mutlu olarak hayata tutunma çabaları. ühü.
küçük şeylerden mutlu olarak hayata tutunma çabaları. ühü.
Yürürken önüne bak
aylarca bu ses çıkmaz arkadaşımın annesi bana özel ders vereceği zaman sanki senfoni orkestrası yemişim de öyle bir ses çıkıyor. gerçekten kötü ve utanç verici bir durum
en ucuzunu alın bi tane elinizde bulunsun zaten hepsinin pdf ine ulaşabiliyorsunuz. Anatomi atlası 600-700 lira edecek bir şey değil bana kalırsa.
Online lablarda zaman.
Hep böyle bir konu olduğunda aklıma Serdar Ortaç ile sevgilisi geliyor nedense :))
“Ya bugün karşıdan karşıya geçerken ne kadar çok bekledik di mi ya?!”
Evet, bekledik.
Evet, bekledik.
yaz gecelerinde kulağımın dibinde dolaşıp duran sivrisinek..
(bkz: #1981)
2.sınıfta etli,pirinçli,bulgurlu herrr şeyi çok severdim.
Bu sene pilav yemiyorum(midem bulanıyor)
Vejeteryan yemek alıyorum çoğu zaman ve abiler de alıştı
Bazen sadece çorba ve yancıyi yiyip kalkıyorum
Biraz da kendimdeki değişimle alaklı
Genel olarak midem bulanıyor,içim almıyor ve fazla olan her şey rahatsız ediyor.
Sade,gösterişsiz,güvenli şeyler yiyorum.
Tatsız.
Bu sene pilav yemiyorum(midem bulanıyor)
Vejeteryan yemek alıyorum çoğu zaman ve abiler de alıştı
Bazen sadece çorba ve yancıyi yiyip kalkıyorum
Biraz da kendimdeki değişimle alaklı
Genel olarak midem bulanıyor,içim almıyor ve fazla olan her şey rahatsız ediyor.
Sade,gösterişsiz,güvenli şeyler yiyorum.
Tatsız.
Sağlık problemleri ve akademik başarısızlıklar.
Sürekliden kastımız dakikalar içinde değilse normal olan durum.
Kaç yıllık dünya'nın bile bir günü bir gününü tutmuyor, bir insandan bunu beklemek anlamsız. İnsanların kötü zamanları da olur, iyi zamanları da. Önemli olan dengedir.
Kaç yıllık dünya'nın bile bir günü bir gününü tutmuyor, bir insandan bunu beklemek anlamsız. İnsanların kötü zamanları da olur, iyi zamanları da. Önemli olan dengedir.
Kendisi benim muhteşem üçlüm'den birisi olur. Her şarkısını bir ayrı severim. Ama "Seni Her Gördüğümde" şarkısını daha bir çok severim. İyi ki yazmış da ben de iyi ki dinliyorum. :)
Benimle seyahat edenler için dinlenilemeyen şarkılardır.
Seçene kadar yüz tane şarkı değiştiririm, zaten o arada gideceğimiz yere varmış oluruz.
Seçene kadar yüz tane şarkı değiştiririm, zaten o arada gideceğimiz yere varmış oluruz.
Der misin ki bir gün;
"İnşallah çok bekletmedim seni..."
-Cahit Zarifoğlu
"İnşallah çok bekletmedim seni..."
-Cahit Zarifoğlu
Sadece birincisini izlemişken arkadaşımın tavsiyesiyle gittiğim film. Filmi izlerken korkmuyorsunuz ama film bittikten sonra sizi paranoyak yapıyor. Hatta şöyle söyleyeyim, filmden çıktık ve yolda yürürken bir iş makinesinin yanindan geçmemiz gerekti. İş makinesinin yanından geçerken korkarak geçtik. Etkisini sonradan gosteriyor.
dükkana giriyoruz adamın, daha bismillah ağzımızı açmadan kardeşim bak normalde 700 lira siz tanıdıksınız 600 olur bak son, millete 700 den satıyorum.aynen dayı yedik biz de.400 lük malı kar koyup satacak aklınca.
Bu numaranın kontra atağı belli kesin işliyor arkadaşlar.iyi o zaman abi daha pazarlığa başlamadan 600 e indiysen biz burdan güzel ayrılacağız gibi,pazarlık sünnettir biliyorsun ;).
Bu numaranın kontra atağı belli kesin işliyor arkadaşlar.iyi o zaman abi daha pazarlığa başlamadan 600 e indiysen biz burdan güzel ayrılacağız gibi,pazarlık sünnettir biliyorsun ;).
...resmine dokundum ben,
öptüm yine, yine.
zaman ağır ol henüz erken,
demek için güle güle.
(bkz: şebnem ferah)
öptüm yine, yine.
zaman ağır ol henüz erken,
demek için güle güle.
(bkz: şebnem ferah)
Bir Ahmet Kaya şarkısıdır. Selda bağcan seslendirmesi de bir ayrı güzeldir
Dostum dostum güzel dostum
Bu ne beter çizgidir bu
Bu ne çıldırtan denge
Yaprak döker bir yanımız
Bir yanımız bahar bahçe
Dostum dostum güzel dostum
Bu ne beter çizgidir bu
Bu ne çıldırtan denge
Yaprak döker bir yanımız
Bir yanımız bahar bahçe
Lise birde tarih dersinde öksürdüm diye dersten atılmıştım. Çok fenaydı.
güncel olaylarda çghb2 güldürmeyi başarsa da kadrosuyla ve efsane skeçleriyle çghb1'in yeri ayrıdır
“rüyalarımın fotoğrafını çekebilseydim, bir sürü anımız olacaktı..”
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?