Bugün hayatın içinden bir şeyi bir kez daha fark ettim. Bazen bazı kişilerle aranızda bir şeyler rast gitmez,yollarınız ayrılır. Zamanında en yakınız olan gün gelir size en uzak kalır. Onunla beraberken hissettiğiniz duyguları özlersiniz ama o da git gide azalır.
Sanki,insanlarla bağ kurdukça aramızda düğümler oluşturuyoruz. o düğümler arttıkça kuvvetlenen bağımız o düğümlerden herhangi biri çözülürse “hiç var olmamış” gibi oluyor. O his bir kere insanın içine girerse bir daha hiç gitmiyor. Ne kadar zaman geçerse geçsin kaç düğüm atılmaya çalışılırsa çalışılsın çözülen o bir düğüm her şeyi mahvediyor. Hiçbir zaman veyahut duygu o düğümü yerine koymaya yetmiyor. Ayağınız onlara koşmak istese de ruhunuz onlara çelme takıyor. En kötüsü de Düğümler atılırken sessizce izleyen hayat düğümler koparken içinizde fırtınalar koparıyor…
clarice starling okuldayken, ders çalışırken veya herhangi başka bir işle uğraşırken canı sıkıldıkça sürekli sözlüğe giriyormuş. entry filan girmese de bir bakıp çıkıyormuş. bir de sözlüğe her girdiğinde online yazarların kim olduğuna bakıyormuş, tanıdığı yazarlar online olduğunda sebebini bilmediği bir şekilde mutlu oluyormuş, böyle içi rahatlıyormuş filan. ben de başkasından duydum, bilemiyorum. :)
çağan şengül,yasir miy-mesafe
https://youtu.be/oKzEw3KpbrI
https://youtu.be/oKzEw3KpbrI
iki şık arasında kendinizi sınırlamayın insanların size sunduğu seçeneklerden daha iyisini siz seçebilirsiniz hem zeki olmak hem zarif olmak diyorum
Bazen çok değişik geliyor bana. Geçen yıl tam bugün Sımsıkı sarılıp gözlerimin içi parlayarak fotoğraf çektiğim insanla bugün yolda karşılaştım. yüzüne bile bakmayıp kafamı başka yöne çevirdim. En tuhafı hiçbir şey hissetmedim,umursamadım bile. Geçen yılki fotoğraf önüme düşünce aklıma geldi. Hayat gerçekten çok değişik sayın yazarlar. Tabi insanların da altta kalır yanı yok.
Yazılan girdilerden bağımsız -güzellik kelimesinin felsefesini yapmaya gerek duymadan- güzel olduğunu kanıtlamaya çalışan insan, bir de güzel olduğunun gayet farkında olan insan var. Farkında olan daha bir dikkat çekiyor
çoğu zaman kıymeti bilinmeyen şeydir. günümüz ilişkilerinin sıkboğazlığı sebebiyle yalnızlığın insana verdiği bir özgürlük hissi vardır. tadı bilinirse eğer ufaktan kasvetin geldiği zamanlarda çok daha güzel olur. keyif almak gerekir yalnızlıktan. ve aynı zamanda benim gibi kontrolü olmayan, kapılan giden ve duygularını yoğun yaşayan insanlar için biraz da daha tercih edilesi durumdur. her şeyin kendine has bir güzelliği var, yalnızlığınki de bambaşka...
Konya şehir hastanesi'nde kardiyoloji uzmanı olarak çalışan, bugün dünya'ya zerre kadar faydasının dokunmadığına emin olduğum biri tarafından katledilmiş hekim.
Bakın bu sözlükte bile ki henüz iki sene bile olmadı kurulalı, birçok hekime şiddet başlığı bulabilirsiniz. Sözlükte fikir ayrımı yaşadığımız konular var fakat bu konuda farklı düşünen birini bulamazsınız. Neden biliyor musunuz? Çünkü emek verip bizim geçtiğimiz yollardan geçip kardiyoloji uzmanı olmuş birini görevi başında korumamanın, ona zarar vermenin bir bahanesi olamaz. Hâlâ buna izin veriliyorsa, hâlâ göz yumuluyorsa, hâlâ tweet atmaktan başka bir şey yapılmıyorsa bu sizin bu vatana ihanet ettiğinizi gösterir. Halkı eğitemiyorsan o hastaneye herkesi sokmayacaksın. Bu kadar basit. Bu doktor sabah evinden sabahın köründe çıktı, başını kaşıyacak vakit bulamadı bile muhtemelen. Sonra bir vasıfsız geldi, onu hayattan sevdiklerinden kopardı gitti. Bu son olmayacak, buna adım gibi eminim. O yüzden umarım bu son olur demeyeceğim, keşke olsa ama olmayacak. Tek diyebileceğim gerçekten umarım her hekim bir bir gider bu topraklardan. Böylece biraz da olsun akıllanırlar.
Bakın bu sözlükte bile ki henüz iki sene bile olmadı kurulalı, birçok hekime şiddet başlığı bulabilirsiniz. Sözlükte fikir ayrımı yaşadığımız konular var fakat bu konuda farklı düşünen birini bulamazsınız. Neden biliyor musunuz? Çünkü emek verip bizim geçtiğimiz yollardan geçip kardiyoloji uzmanı olmuş birini görevi başında korumamanın, ona zarar vermenin bir bahanesi olamaz. Hâlâ buna izin veriliyorsa, hâlâ göz yumuluyorsa, hâlâ tweet atmaktan başka bir şey yapılmıyorsa bu sizin bu vatana ihanet ettiğinizi gösterir. Halkı eğitemiyorsan o hastaneye herkesi sokmayacaksın. Bu kadar basit. Bu doktor sabah evinden sabahın köründe çıktı, başını kaşıyacak vakit bulamadı bile muhtemelen. Sonra bir vasıfsız geldi, onu hayattan sevdiklerinden kopardı gitti. Bu son olmayacak, buna adım gibi eminim. O yüzden umarım bu son olur demeyeceğim, keşke olsa ama olmayacak. Tek diyebileceğim gerçekten umarım her hekim bir bir gider bu topraklardan. Böylece biraz da olsun akıllanırlar.
Ben gece'ye bırakayım emaneti sabah size teslim ederr
Her 29 Ekim'de ilkokuldaki anılarımdan bir şiir gelir aklıma:
"Cumhuriyet Cumhuriyet
En güzel şey Hürriyet
Nice zahmet nice emek
Verdi sana bu millet
Nice zahmet nice emek
Verdi sana bu millet"
"Cumhuriyet Cumhuriyet
En güzel şey Hürriyet
Nice zahmet nice emek
Verdi sana bu millet
Nice zahmet nice emek
Verdi sana bu millet"
İçindeyken nefret edip uzaklaşınca özlediğim şehir.
Belki şehirden nefret edip içindeki insanları sevdiğim içindir.
Belki şehirden nefret edip içindeki insanları sevdiğim içindir.
Bakış açısı aklında o kadar önemlidir ki değil sadece bir anda insanın bütün hayatında etkilidir. Her insan için bu dünya içinde hususi bir dünya vardır. İşte bizim bakış açımız nasıl olursa bu dünyamız ona göre şekillenir. Bu yüzden güzel insanlar hayattaki her şeye hayırlı tarafından bakmaya çalışmalıyız
Sizin Hayır bildiklerinizde şer, Şer bildiklerinizde hayır vardır. Allah bilir, siz bilemezsiniz. - Bakara,216
Güzel bakan güzel görür, güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayattan lezzet alır. - Mevlana
Sizin Hayır bildiklerinizde şer, Şer bildiklerinizde hayır vardır. Allah bilir, siz bilemezsiniz. - Bakara,216
Güzel bakan güzel görür, güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayattan lezzet alır. - Mevlana
Zirve ege fitness izlerseniz açılmayacağınız kişi yok öyle söyliyim
said sönmez
Derinden hissettiğim durumdur.
Geçen hafta binlerce entry'lik anlatacak şey vardı zihnimde, şu an beynime reset atılmış gibi.
Geçen hafta binlerce entry'lik anlatacak şey vardı zihnimde, şu an beynime reset atılmış gibi.
Ders çalışmak zorunda olduğunu bilmek ama gram istememek. Üstüne çalışmadığın için pişmanlık duymak. Bu nasıl bir döngü ya
2022ye veda etmek için önce kardiyo komitesine veda etmem lazım 😬
Milyonda bir görülen hastalıkları unutmak istemeyen beynimin, sevdiklerime karşı yaptığı ihanettir.
Ders çalışmamak için elinden geleni yapıyor :)
Birazcık ben bu sanırım.
son zamanlarda gördüğüm en iyi tespit. şimdi düşününce benim de başıma çok sık geldiğini farkettim.
dizi olarak değil de çok güzel hareketler bunlar gibi programları düşünürsek onlarda gerekli seyirci yoksa. pandemi döneminde seyircisiz birkaç bölümde efekt de kullanmadılar mesela. komik espriler olmasına rağmen en korkunç bölümler onlardı. sanırım bu biri size gülümsediğinde gülümsemeniz gibi bir şey. kahkaha sesini duymak pozitif bi etki yaratıyor.
Bunun sorun olduğunu kabul etmekle ve bir politika çıkarılmasını desteklemekle beraber medyanın kışkırtıcı ve ırkçı söylemlerine karşı durmamız gerektiği kanaatindeyim. Misal bugün sosyal medyada ünlü bir şahsın 'ülkenin öz sapigina şükredecek hale getirdiler' diye attığı twit durumu gözler önüne sermiştir kanımca. Hayır hiçbir sapığa şükretmeyeceğiz, hepsine karşı çıkacak hepsiyle mücadele edeceğiz.
Fakültedeki bence en önemli stajlardan biri. Hatta preklinik dönemde dersleri yoğun bir şekilde başlatılmalı. D5teki bazı stajlardan kısıp acile eklenmesi gerektiğini savunuyorum. İnternken de tanı tedavi süreçlerinde daha aktif görev verilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Hayat 🥲
Zil çalmasına az kaldı çaldı çalacak. Bu soru sınıfa sorulmuş. Parmak kaldıran yok. Öğretmen de vizyon katmaya çalışıyor belli. Ben bir yandan zilin çalmasıyla kapıya koşmam gerektiğini düşünüyorum ama öğretmen soruyu düşündüğümü düşünür: Ne diyorsun sence dumrul? Ben mi... öğrtemnim şey.. şey.. aslında
-zil çalar ve öğle arası.. tüm sınıf kapıya koşar- haftaya çalışma kitabı sayfa 38'den 45'e yapıp geliyorsunuz çocuklar nidası eşliğinde ben de kapıya koşuyorum tost sırasına kalmamalıyım çünkü.
Ufuk abi var okulun hemen aşağısında bir tost yapar öyle böyle değil. Olduğuna tereyağı ve ekmeğin kalınlığı 5 mm olacak şekilde tadı damağında kalır insanın. Şu çin tuzu koyuyor diyorlar ya fast food marketçileri o misal. Yersen bir kere ertesi gün öğle arasında bir daha.. bir daha... Müptelası olursun. Okulun kapısından aşağıya bir koşarsın; okul yeni yapıldı yol asfalt değil, on üç yaşındaysan bir de ayağın o esneklikle baldırlarına da vurur. üstüne ayağının tabanı tüm vücudun basıncıyla da yanar. Her adımını daha nazik atmaya çalışsan da olmaz beceremessin. Akşam eve geldiğinde annen pantalonundaki çamur izini sorar, oyun oynadım annee *yerse..
sek sek sekerek ufuk abinin tostunu 15 kişiden önce alabilmeyi başarırsın: -ufuk abi bana bir tane kaşarlı tost, -sucuklu tost isteyen var mı!!? -ben ufuk abi.. ben.. boyu uzun olanlar diğerlerini ezer kolları uzun direkt hap kapar fenaa. Şansın varsa aldığın kaşarlı tost kaşarlıdır belki de sucuklu yemeden anlamak zor. Tam ödemeye giderken arkadaşlarının yeni geldiğini, sırada oflayıp pufladığını görürsün; onlara şöyle bir sırıtırsın. -dışardayım ben siz gelirsiniz banktayım -şurdan da bi ayran.. sahi öğrtmen ne sormuştu on yıl sonra nerde görüyor muyum?
Ara ara hala soruluyor ve yine yeniden hala ne cevap vereceğimi bilemediğim bir soru.. keşke yine zil çalsa
-zil çalar ve öğle arası.. tüm sınıf kapıya koşar- haftaya çalışma kitabı sayfa 38'den 45'e yapıp geliyorsunuz çocuklar nidası eşliğinde ben de kapıya koşuyorum tost sırasına kalmamalıyım çünkü.
Ufuk abi var okulun hemen aşağısında bir tost yapar öyle böyle değil. Olduğuna tereyağı ve ekmeğin kalınlığı 5 mm olacak şekilde tadı damağında kalır insanın. Şu çin tuzu koyuyor diyorlar ya fast food marketçileri o misal. Yersen bir kere ertesi gün öğle arasında bir daha.. bir daha... Müptelası olursun. Okulun kapısından aşağıya bir koşarsın; okul yeni yapıldı yol asfalt değil, on üç yaşındaysan bir de ayağın o esneklikle baldırlarına da vurur. üstüne ayağının tabanı tüm vücudun basıncıyla da yanar. Her adımını daha nazik atmaya çalışsan da olmaz beceremessin. Akşam eve geldiğinde annen pantalonundaki çamur izini sorar, oyun oynadım annee *yerse..
sek sek sekerek ufuk abinin tostunu 15 kişiden önce alabilmeyi başarırsın: -ufuk abi bana bir tane kaşarlı tost, -sucuklu tost isteyen var mı!!? -ben ufuk abi.. ben.. boyu uzun olanlar diğerlerini ezer kolları uzun direkt hap kapar fenaa. Şansın varsa aldığın kaşarlı tost kaşarlıdır belki de sucuklu yemeden anlamak zor. Tam ödemeye giderken arkadaşlarının yeni geldiğini, sırada oflayıp pufladığını görürsün; onlara şöyle bir sırıtırsın. -dışardayım ben siz gelirsiniz banktayım -şurdan da bi ayran.. sahi öğrtmen ne sormuştu on yıl sonra nerde görüyor muyum?
Ara ara hala soruluyor ve yine yeniden hala ne cevap vereceğimi bilemediğim bir soru.. keşke yine zil çalsa
daha çok var :(
Yaşamak çok zahmetli ve günün sonunda bu zahmete de değmiyor çoğu zaman.
Ölümden sonra başıma ne geleceğini bilsem sanırım bu işlemi çoktan gerçekleştirirdim fakat bunu bilmiyorum,bilinmezlik ve belirsizlik her insanı korkutur.Beni de korkutuyor,sözün özü ölümden korkuyorum çünkü sonrasında ne olacağını bilmiyorum;ya yaşamaktan daha kötüyse sonrası?tam da bu soru sebebiyle yaşamayı seviyorum çünkü elimde bir tek yaşamak var,yaşamanın nasıl bir şey olduğunu biliyorum. üstte sayın ruhsuz'un da belirttiği gibi,elimde olsa bu dünya'ya kazık çakardım.
Ölümden sonra başıma ne geleceğini bilsem sanırım bu işlemi çoktan gerçekleştirirdim fakat bunu bilmiyorum,bilinmezlik ve belirsizlik her insanı korkutur.Beni de korkutuyor,sözün özü ölümden korkuyorum çünkü sonrasında ne olacağını bilmiyorum;ya yaşamaktan daha kötüyse sonrası?tam da bu soru sebebiyle yaşamayı seviyorum çünkü elimde bir tek yaşamak var,yaşamanın nasıl bir şey olduğunu biliyorum. üstte sayın ruhsuz'un da belirttiği gibi,elimde olsa bu dünya'ya kazık çakardım.
Hatice Paşaoğlu hocamızın çoğu zaman bu hastalığı anlattığı gün "Akçaağaç Şurubunu" tattırdığını hatırladım birden. Pandemi sağolsun bu seneki dönem 2lerin bundan da mahrum olduğunu hatırladım birden...
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
