Beyne kısa sürede çok fazla bilgi yüklenmesi. Evet, overdose...
"Her madde zehirdir, zehir olmayan madde yoktur. zehir ile ilacı ayıran dozdur."
Bilgi için de geçerli bu. (bunu ağlayarak yazmadım. Ne ağlıcam be? Ühü.)
Aramak boşuna bulunmak istemeyeni.
Aha evde kaldık
Ateşböceklerinin Mezarı
"birden geldin aklımdan, içimden
kalbimde bitmeyen bi' parça, en temiz yerinden"
kalbimde bitmeyen bi' parça, en temiz yerinden"
(bkz: bugün sizi üzen şey)
sorular zor mu değil mi anlayamadım ama histo da genel olarak hep iki üç seçenek arasında kaldım normalde histo soruları daha basit geliyordu. anatomide ise hiçbir şey değişmemiş yine nadiren kalemi oynattım. artık bir gelenek haline geldiği için bu başlığı açtım sevgili yazarlar. sizin sınavınız nasıldı lütfen belirtin :)
ve son olarak (buradan sonra caps açık) neden soruların kaç puan olduğunu ve kaç soru olacağını bizden gizliyorsunuz bunu açıklamayınca elinize ne geçiyor?
Not: bu soru dağılımını ve puanlamayı sınavdan bir hafta öncesinden açıklayana kadar da açacağım bütün sınav başlıklarına rezaleti ifadesini de ekleyeceğim. bir şeyleri değiştirir mi bilmiyorum ama yine de yapıcam :d
ve son olarak (buradan sonra caps açık) neden soruların kaç puan olduğunu ve kaç soru olacağını bizden gizliyorsunuz bunu açıklamayınca elinize ne geçiyor?
Not: bu soru dağılımını ve puanlamayı sınavdan bir hafta öncesinden açıklayana kadar da açacağım bütün sınav başlıklarına rezaleti ifadesini de ekleyeceğim. bir şeyleri değiştirir mi bilmiyorum ama yine de yapıcam :d
yerli ve milli gazi tıp ürünü olan aylık genel kültür dergisi. dergide herkesin beğeneceği bir şeyler bulabileceğini düşünüyorumm
bakışları ve gülüşünün insanların karakterini ele verdiğini düşünüyorum. çok da yanılıyorum sayılmaz.
kedimi. yine çatıya çıkmış deli hayvan.
Günü gününe diye bir şey yok.
Meltem Hoca'nın "thaaaat's whhhhhhy" diyişini duymadan mezun olanların türkçe tıp diyerek yanlış tarafı seçecekleri versustur.
Edit: Elbette anatomiye hükmeden Meltem Hocadan bahsediyorum.
Edit: Elbette anatomiye hükmeden Meltem Hocadan bahsediyorum.
Tus'a yakın zamanlar okula çalışmaya gelip lizbondaki taze portakal suyu ve simit ile güne başlardım. Maaş almayı da bıraktığım için para bayağı azalmıştı o aralar:) neyse efendim her ne kadar f/p cafesi olmasa da oyum lizbona.
bilişsel görme alanı. Sayısı ortamdaki kişi sayısı ile eşittir. Mütemadiyen en az bir tanesini kullanmayı unuturum.
Henüz çok kurumsallaşamadığımızdan beni tatmin eden bir maaş alamıyorum, genelde reklam geliri iyi oluyor.
Yeri geliyor markaların yeri geliyor yazarların reklamını yapıyorum. Arkadaşlarımınkini yaparken entry için 5, başlık için 7 lira alıyorum. Yabancılar için entry fiyatı 6,5 başlık fiyatı 8. Bir süre sonra vergi dilimine girdim açıkçası hoş olmadı. Sözlükten aldığım maaşsa şu anlık 100 lira kadar. Öte yandan Marka reklamları için markaya göre değer belirliyorum. Pepsi max için 45 lira almıştım mesela. Lipton için 35 almıştım.
Umarım maaşa zam gelir ve ek mesai ücreti de alabilirim.
Edit: İnstagram hesabına çıkanlar için henüz fiyat belirlemedim, o benim insanlara hediyem olsun artık n'apalım.
Yeri geliyor markaların yeri geliyor yazarların reklamını yapıyorum. Arkadaşlarımınkini yaparken entry için 5, başlık için 7 lira alıyorum. Yabancılar için entry fiyatı 6,5 başlık fiyatı 8. Bir süre sonra vergi dilimine girdim açıkçası hoş olmadı. Sözlükten aldığım maaşsa şu anlık 100 lira kadar. Öte yandan Marka reklamları için markaya göre değer belirliyorum. Pepsi max için 45 lira almıştım mesela. Lipton için 35 almıştım.
Umarım maaşa zam gelir ve ek mesai ücreti de alabilirim.
Edit: İnstagram hesabına çıkanlar için henüz fiyat belirlemedim, o benim insanlara hediyem olsun artık n'apalım.
İnekler de üstüne kendi kâr paylarını istemişçesine fiyatları tavan yapan sütler…
çeyrek doların
zafer
Fikirleri ve duyguları, gerçekleri ve doğruları, inançları ve zıtlıkları, gülüşleri ve mutlulukları; kendi gücünden güçlü hissedip konuşmaktan korkan korkakların savaşmadan kurtulduğunu sanma yöntemidir. Bir erkek tarafından tacize uğrayıp takip edildiğimde ağlayarak kaçacak yer aradığım gün aklıma geliyor. Kaçamayan her kadının yerine kendimi koyup daha çok ağlıyorum. Ölümün parmaklarım arasında dolanan havadan daha yakın olduğunu hissediyorum.
sitcom izlemek. sanırım sitcom izlerken zaman 2x'de akıyor.
c'mon c'mon.
çocuk ve çocukla iletişim üzerine siyah beyaz bir film. genel kitleye hitap etmez muhtemelen. joaquin phoenix'in muhteşemliği üzerine zaten söyleyebileceğim pek bir şey yok ama bence filmin çocuk oyuncusu woody norman kendisini gölgede bırakmış filmde. woody norman'a ve karakteri jesse'ye bayıldım gerçekten.
Keşke jesse gibi bir oğlum olsa dedirtti şirinliğiyle :)
çocuk ve çocukla iletişim üzerine siyah beyaz bir film. genel kitleye hitap etmez muhtemelen. joaquin phoenix'in muhteşemliği üzerine zaten söyleyebileceğim pek bir şey yok ama bence filmin çocuk oyuncusu woody norman kendisini gölgede bırakmış filmde. woody norman'a ve karakteri jesse'ye bayıldım gerçekten.
Keşke jesse gibi bir oğlum olsa dedirtti şirinliğiyle :)
Kışın sabahın erken saatlerinde uyandığımda hava hâlâ karanlık olduğundan, gece okula gittiğimi zannederdim.
Bu, bana özel bir durum değil. Birçok çocuk bunu mutlaka sorgulamıştır, şimdi daha geç aydınlanıyor malum saat dilimimiz olması gerekenden farklı, artık daha çok çocuk bunu soruyordur diye düşünüyorum.
Bu, bana özel bir durum değil. Birçok çocuk bunu mutlaka sorgulamıştır, şimdi daha geç aydınlanıyor malum saat dilimimiz olması gerekenden farklı, artık daha çok çocuk bunu soruyordur diye düşünüyorum.
yaptığın banaysa öğrendiğin sana
tıp fakta sizden beklenen tek şey boş yere önlük giymeniz ve ezber yapmanızdır.
Her şey de geçerli olduğu gibi bence üniversite sınavında da geçerli tek kural var : Güncel olmak yani 'mevcut hale entegre olmak' bunu yapabildikten sonra verimli bir çalışma ile insanın neredeyse kazanamayacağı hiçbir yer yok
Acil benim yerime büte girecek ve yeterli puan alacak kişi lazım
trans-4,5-epoxy-(e)-2-decenal.
insan ve diğer memelilerde kanın karakteristik metalik kokusunu veren kimyasal. 3-[(2r,3r)-3-pentyloxiranyl]-2e-propenal; epoxy-2-decenal şeklinde bir adlandırması da var.
o "kan kokusu" dediğimiz, metalik, kendine has kokunun esas sebebi kanda bunun yoğun olarak bulunması.
özellikle karnivor ve avcı türler, bu kimyasalın kokusuna karşı son derece hassaslar. kilometrelerce öteden kan kokusunu alabilen yırtıcı hayvanlar bu kimyasalın geldiği yeri algılayarak avlarının yerlerini belirleyebiliyorlar. insanlar da bu kokuyu yırtıcı hayvanlara benzer şekilde hissedebiliyorlar. yapılan bâzı çalışmalara göre yırtıcı ve karnivor türlerde bu kokunun alınması atraktif, yâni o canlıyı kanın bulunduğu bölgeye çeken bir tabiatta iken, herbivor ve av olan türlerde bu kokunun algılanması bölgeden uzaklaşma davranışını tetiklemiş (bölgede av olmuş bir canlının ve yine potansiyel tehdit olan yırtıcı türün civarda varlığına yönelik evrimsel bir koruma mekanizması olabilir).
insanlar da bu metalik kokuya farklı ölçülerde tepkiler gösterebiliyor. kimileri severken (ben severim) kimileri gerçekten tiksinebiliyor. bu da insan türü olarak omnivor canlılar olmamıza rağmen, bana kalırsa birey düzeyinde karnivor ya da herbivor tarafımızın hangisinin daha baskın olabileceğine dâir bir miktar fikir de verebilir. :)
molekül gösterimi:

ilginç bir bilgi; bu kimyasal bir çeşit aldehit ve omega-6 içeren yağların yüksek derecelerde ısıtılmasıyla ya da yakılmasıyla meydâna gelen reaksiyonlarda da bir basamakta oluşuyor. dikkat ettiniz mi bilmem ama bitkisel yağlar yüksek derecelerde ısıtılıp yakıldığında da ağır bir yağ yanığı kokusuna eşlik eden hafif metalik bir koku duyarsınız. örneğin bâzı otobüsler böyle yağ yakarlardı yakıt olarak. aklıma hemen o geldi, o kokuyu hatırlarsanız bünyesinde değişik, farklı bir metalik koku da barındırdığını hissetmişsinizdir. ya da tavada yağlı bir yiyecek kızartırken tavayı ocağın üstünde çevirip alevlerin yağa ulaşmasına neden olursanız tavanın içindeki yağ alev alıp yanınca da aynı koku çıkar. işte o yağda oluşan kimyasalla kana metalik kokusunu veren kimyasal, aynı.
daha da ilginç bir bilgi; bu kimyasal nârenciyelerin kabuğunun altındaki beyaz acımsı tabakada ve yeşil çaylarda da yoğun olmasa da bulunuyormuş ve bu aromaları yakalayabilmek için diğer kimyasallarla birlikte yıllarca aroma verici olarak kullanılmış; ancak kullanım dozlarında hücresel toksisiteye neden olabileceği nedeniyle kullanımı yasaklanmış...
insan kanıyla, nârenciye, çay ve bitkisel yağın böyle bir ortak noktasının olabileceği kırk yıl düşünsem aklıma gelmez. insan bâzen doğaya hayret ediyor...
insan ve diğer memelilerde kanın karakteristik metalik kokusunu veren kimyasal. 3-[(2r,3r)-3-pentyloxiranyl]-2e-propenal; epoxy-2-decenal şeklinde bir adlandırması da var.
o "kan kokusu" dediğimiz, metalik, kendine has kokunun esas sebebi kanda bunun yoğun olarak bulunması.
özellikle karnivor ve avcı türler, bu kimyasalın kokusuna karşı son derece hassaslar. kilometrelerce öteden kan kokusunu alabilen yırtıcı hayvanlar bu kimyasalın geldiği yeri algılayarak avlarının yerlerini belirleyebiliyorlar. insanlar da bu kokuyu yırtıcı hayvanlara benzer şekilde hissedebiliyorlar. yapılan bâzı çalışmalara göre yırtıcı ve karnivor türlerde bu kokunun alınması atraktif, yâni o canlıyı kanın bulunduğu bölgeye çeken bir tabiatta iken, herbivor ve av olan türlerde bu kokunun algılanması bölgeden uzaklaşma davranışını tetiklemiş (bölgede av olmuş bir canlının ve yine potansiyel tehdit olan yırtıcı türün civarda varlığına yönelik evrimsel bir koruma mekanizması olabilir).
insanlar da bu metalik kokuya farklı ölçülerde tepkiler gösterebiliyor. kimileri severken (ben severim) kimileri gerçekten tiksinebiliyor. bu da insan türü olarak omnivor canlılar olmamıza rağmen, bana kalırsa birey düzeyinde karnivor ya da herbivor tarafımızın hangisinin daha baskın olabileceğine dâir bir miktar fikir de verebilir. :)
molekül gösterimi:

ilginç bir bilgi; bu kimyasal bir çeşit aldehit ve omega-6 içeren yağların yüksek derecelerde ısıtılmasıyla ya da yakılmasıyla meydâna gelen reaksiyonlarda da bir basamakta oluşuyor. dikkat ettiniz mi bilmem ama bitkisel yağlar yüksek derecelerde ısıtılıp yakıldığında da ağır bir yağ yanığı kokusuna eşlik eden hafif metalik bir koku duyarsınız. örneğin bâzı otobüsler böyle yağ yakarlardı yakıt olarak. aklıma hemen o geldi, o kokuyu hatırlarsanız bünyesinde değişik, farklı bir metalik koku da barındırdığını hissetmişsinizdir. ya da tavada yağlı bir yiyecek kızartırken tavayı ocağın üstünde çevirip alevlerin yağa ulaşmasına neden olursanız tavanın içindeki yağ alev alıp yanınca da aynı koku çıkar. işte o yağda oluşan kimyasalla kana metalik kokusunu veren kimyasal, aynı.
daha da ilginç bir bilgi; bu kimyasal nârenciyelerin kabuğunun altındaki beyaz acımsı tabakada ve yeşil çaylarda da yoğun olmasa da bulunuyormuş ve bu aromaları yakalayabilmek için diğer kimyasallarla birlikte yıllarca aroma verici olarak kullanılmış; ancak kullanım dozlarında hücresel toksisiteye neden olabileceği nedeniyle kullanımı yasaklanmış...
insan kanıyla, nârenciye, çay ve bitkisel yağın böyle bir ortak noktasının olabileceği kırk yıl düşünsem aklıma gelmez. insan bâzen doğaya hayret ediyor...
Amaaan eğleniyoruz işte sayın yazarlar, ne önemi var:)
İlk çıktığında herkesin dalga geçtiği iğrenç bir ortama sahip olan, şu an ise çoğu insanı müptelası yapmış uygulama.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?