türk erkeği

elegantmoon
türkiye cumhuriyeti sınırları içerisinde doğmuş ve kendini erkek olarak tanımlayan bireylerin oluşturduğu kümedir. kırk milyon insanı daha spesifik genellemelere tabi tutmak, bu güzide mekanı ekşi sözlüğe dönüştürebilir.
4

hatıra olarak saklanan şeyler

lavinia
hatıra olarak bir reçete saklamaktayım çünkü reçetenin yazıldığı gün hayatımın tamamen değiştiği bir gündü.. ayrıca saçma olarak da bir arkadaşımın tarihi geçmiş otobüs kartını saklıyorum çok saçma ama çok hoşuma gidiyor :)))

özür dilerim

daenerys targaryen
sanırım lise arkadaşlarımdan özür dilerdim. herhangi bir küslük yok ancak doğal olarak iletişimimiz azaldı ve hep bir arada olacağımıza söz vermiştik. küçükken aptalmışız ya da fazla safmışız. ortaokul arkadaşlarımızla konuşmadığımızı bile bile böyle boyumuzdan büyük laflar etmişiz.

ben nasıl cesaret etmişim buna denilen şeyler

armut
Çocuk acilde pratisyen hekim olma fikri. Gerginlikten o2 seviyem düştü. Nefes almayı ve yemek yemeyi unutuyorum. Hastane çevresinde defalarca kez tur attım. Dışarısı soğuk olunca içeriyi turladım. Üsye geçiriyorum şu an muhtemelen. Sabah nöbetten çıkarken erişkin acile uğrayıp kendime 1 (bir adet) ab yazdırmayı planlıyorum.
2

anatomi pratik sınavı

deli dumrul
Dönem1 çömezin ilk çanlı anatomi pratiği deneyimi.. imdb 6.9/10

Ağıla tıktılar bizi. Kurbanlık koyun misali ecelimizi bekledik durduk otuz dakika. Yer Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Amfi 1-2.

Tür: drama.. Herkes beyaz önlüklü. işinin ehli kişiler, muhteşem ciddiyetle kaç soru çözeceğimizi ve puanlamayı anlatıyor. Sınava girmeden otuz dakika önce öğreniyoruz bunları, zaten Hiçbir çıt çıkmayan sınıfta bir uğultu kopuyor o ara.

Arka sıradan ilk kurbanlar teker teker kayboluyor böyle. Tren olmuşlar isimlerinin anılmasını bekliyorlar. Diğer amfiden de bir çan sesi geliyor. Kilise çanı değil de at yarışlarındaki atların çıkış zili tonlamasında. Her çanda biri daha gitti diyorum içimden.

Tür: komedi.. oturduk arka taraf boşalmış. Önümdeki arkadaş sıra size geliyo demesiyle uyandım duruma. Lan n'oluyoz moduna evrildim. Baktım kaderimiz çiziliyo harbi.

Nadir hocamdan hafif şiveli ses tonlamasıyla spoiler geliyor: "arkadaşlar ilerde doktor olunca bu anları unutmassınız" o an niye ki demiştim de ne demek istediğinizi sınavın çıkışında anladım be hocam

Tür: gerilim.. ayaklandık o trene biz de girdik. Karşı amfiye çeken bir kol beni duvara döndürttü. Otuz saniyeyi sayarsam yavaş geçer demişlerdi üst dönemler. Onu uygulamaya çalıştım. Duvara bakarken arkamdaki maketi merak ediyorum. Kalbim hızlanmış şekilde.

Zil çaldı döndüm arkama ah saniye kaç oldu 27, ne bu ya; sternum lan bu, soruda ne yazıyor peki, işaretli mi yer, orası neresi? he şu ok galiba, lan kaç saniye kaldı 10, n'apacaz olm ne bu düşünsenee... Danggg

Tür: korku.. önüne baaak! Kendi kağıdınla ilgileeeen! Makete dokunmaaa! Çabuuuk, bekleme yapmaaaa! Her geçen otuz saniye masalar eksildi, kağıtlar maketler silgi kalem, çalıştık lan bu konuyu neydi bunun adı'lar geçti gitti

Kendime tuncay hocaya kağıdı teslim ederken kolay gelsin hocam dememle geldim.

kaldık mı lan şimdi...
1

yalnızlık

clarice starling
Benim için bir ihtiyaç. Hem maddi hem manevi bir ihtiyaç. Çekiyor beni kendine, olmazsa olmaz bir şey. Bazen ben sağlıyorum, bazen kendi kendini sağlıyor. İki türlüsü de güzel.
En mutlu ve huzurlu olduğum anları düşünüyorum, neredeyse hepsinde yalnızım. Bazılarında insanlar var etrafımda, arkadaşlarım var, ailem var ama yine de yalnızım. Bir şeylerin güzelliğini daha iyi idrak ediyorum kendimle baş başayken. Keyif duyduğum şeyleri daha iyi içselleştiriyorum.
Bazen maddi olarak sağlayamıyorum ortam şartlarından ötürü. Huzursuz oluyorum öyle zamanlarda. Bir yolunu bulup uzaklaşmam gerekiyor, birkaç dakikalığına da olsa.
Bazen kalabalıkların içinde soyutluyorum kendimi, her zaman bilerek değil, istemsizce oluyor bazı durumlarda. Böyle durumlarda yanımdakiler batıyor bazen dürüst olmak gerekirse. Manevi yalnızlığımı maddi yalnızlıkla taçlandırmak istiyorum ama her zaman mümkün olmuyor bu tabi ki. Rahatsız edici bir durum, geriliyorum ama yapacak bir şey yok, idare ediyoruz diyelim.

pcr testi zorunluluğu

gozleriniacvebak
Bu zorunluluğu haklı bulmadığımı önceden söylemiştim ama sebep vermem gerektiğini düşündüm. Sonuçta burası, kimseye hakaret etmeden ya da herhangi bir fikri aşağılamadan kendi fikirlerimizi özgürce paylaşabileceğimiz bir platform, değil mi?

öncelikle, sonucunda oluşabilecek etkilerin hiçbir sorumluluğunun ilacı/aşıyı uygulatan veya üreten kişiler tarafından alınmadığı bir ilacı/aşıyı kimse kimseye zorla yapmamalıdır, yaptırmak zorunda bırakmamalıdır kanaatindeyim.

Burayı sayılara, yüzdelere boğmaya gerek yok fakat yeni üretilen mevzubahis aşıların bilinen ve henüz bilinmeyen pek çok yan etkisi olduğu aşikar. Bunu başta aşıyı üretenler ve cdc söylüyor.
aslında neden zorunlu olmaması gerektiği için bu kadar şey söylemek yeterli bence.
"sonucunda kimin nasıl bir yan etkiyle karşılaşılacağı, diğer ilaçlar için de kesin bir şey değil" diye düşünebilirsiniz. fakat yıllardır üretilen, üzerinde yeteri kadar çalışma yapılmış, güvenilirliği kanıtlanmış ilaçlarla; birkaç senelik bir teknolojiyle yeni üretilmiş bir ilacı/aşıyı kıyaslamak mümkün değil.
birilerinin bu konuda gönüllü olması gerektiği doğru, fakat zaten insanların çoğu riskleri göze alıp bunu kabul etti.
pandeminin ilerleyişi ve aşı ilişkisi de bir başka konu, bunun üzerine de çok şey söylenebilir elbette. ama şu an konu herkesin zorunlu tutulması ve dünya genelinde özellikle tek bir firmanın aşısı üzerinde şiddetle ısrar edilmesi. neden diye sormak ve sorgulamak çok doğal bir hak diye düşünüyorum.

Son olarak şunu belirtmeliyim: covid aşılarının üretilmesine, insanlara yapılmasına ve bunu tercih eden, destekleyen kişilere muhalif olduğumdan ya da tüm bunlara karşı çıktığımdan dolayı yazmadım bunları. Bahsettiğim şeyleri göze almayıp aşı yaptırmamayı tercih eden insanlara, zorla aşı politikaları uygulanmasına karşı çıktığım için yazdım.

Buraya kadar okuduysanız ayırdığınız vakit için teşekkür ederim. Ben kendimi ne kadar iyi ifade edebildim bilmiyorum ama vakit ayırmak isteyenler için, kendi fikrinin antitezini daha detaylı anlamak isteyenler için buraya bir link bırakacağım, tavsiyemdir. dinlediğim en çok yönlü, en anlaşılır söyleşilerden biriydi ve konuşmacı empati kurabilen bir insan olduğundan, her fikirden dinleyiciye hitap edebilen bir konuşmaydı diye düşünüyorum.
Video kapağı ve başlığı söyleşi içeriğini anlatmakta biraz yetersiz kalmış.
Hanımefendi nazik ve yavaşça konuştuğundan 1.5 hızda bile rahatça anlaşılabiliyor.

Kıymetli vaktinizden ayırdığınız için tekrar teşekkür ediyorum.
2

en sevdiğiniz albümler

leavesfromthevine
the divison bell - pink floyd:
https://open.spotify.com/album/7wzStEU2keGohEu8jpVMZW?si=Tlj6HXWXRQmxIkdWIRlK4Q

days of future passed - the moody blues: https://open.spotify.com/album/3ZS8uTlViMWAMM1q6lgPRu?si=fqQAiQ2QTke17-wSgJsc6g

10 mart 2007 istanbul konseri - şebnem ferah (aslında od albümünü koymayı düşünmüştüm ama bu da çok iyi bir konser albümü, şebo hakkımı bundan yana kullanıyorum. zaten arada od'u da söylemiş oldum lol):
https://open.spotify.com/album/1vnsqCMjk5Eim1shVIvOO4?si=376d10ac593046e7

yeniden doğuş - hardal: https://open.spotify.com/album/5htsOyCb7GDYPr9NvVNDk4?si=gCf7os4bRlO2ehP8HajXRw

ağlamak

gozleriniacvebak
"gününü değerlendirmeye bakacaksın.. günün nasıl değerlenir, bak anlatayım: şimdi ömrünü bitmiş say, ömrün bitmiş de sen yalvarmış, yakarmışsın, sana gözyaşların için cabadan bir gün daha vermişler.. işte şu anda da o bir tek son günün içinde bulunuyorsun.. işte o son günde ne yapacaksan, her gün onu yapacaksın.
o zaman bu bahçede gezinmem ki, der çocuk.
ne yaparsın ya?
ağlarım.
evet, diyor çocuğa, bu senin dediğini anlamak için bütün bir ömür harcamak gerekir. ağlamak.. yalnız gözyaşı dökebilen insan anlayabilir bazı şeylerin hikmetini."

house of the dragon

leavesfromthevine
İyi hoş da beş ve altıncı bölümlerde bazı kısımların çok iyi anlatılamadığını düşünüyorum.
Beşinci bölümde sör criston bir anda kalabalığın içine girip birini ağzını yüzünü dağıta dağıta öldürüyor, bu olayın üstüne nikah kıyıyolar wtf? Daha sonra sör criston'ın bunun için yargılandığını göremedik görmeyi isterdim. Çünkü hani varisin düğünü o ve en büyük ailelerden birinin oğluyla evleniyor ya hani, yaptığı eylemden ziyade yaptığı ortam bu... Altıncı bölümde bir anda alicent'ın maşası oluvermiş zaten sör criston iyi güzel ölümden döndürdü falan ama zaten criston inanılmaz avam herifin teki. Ya hu koskoca varisle bir şeyler yaşadınız diye seninle evlenip ordan oraya gezeceğini nerden çıkardın:D ve alicent'ın büyük halini hiç beğenmedim maalesef.
Altıncı bölümde laena'nın dracarys diye inleye inleye kendini yaktırması öteki "ne oluyor yaaa" dediğim sahneydi. Şimdi şöyle ki evet neden böyle bir hareket yaptığını daha iyi anlayabilirdim karakteri bize o şekilde tanıtsalardı. Ama tanıtmadılar. Zaten bu bölüm hariç bir çocukluğunu bir de geçen bölüm genç kızlığını gördük toplam beş dakika falan...
Olayların hızlanması ve asıl meseleye gelinmesi açısından bu şekilde işleniyor olabilir senaryo ama beni hayal kırıklığına uğratmaya başladı biraz.
Altıncı bölümde rhaenrya'non konseydeki sahnesinde memesinden süt gelmesi üyelerin de bıyıkaltından gülmesi kadın hükümdar istenmiyor işte demenin başka bir ifadesiydi sanırım...
Alicent ve criston umarım size de dracarys ya sizi izlerken içim şişiyor
Edit: isim düzeltmeleri:)

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol