Bu aralar komiteler yüzünden izleyemesem de birkaç sene önce sorsanız size brezilya milli takımı tersten sayabilirdim sayın sözlük. İyi bir takım oynamışsa konuşulacak çok şey vardır, eğlenceli muhabbettir.
Koray Avcı'dan hoşgeldin...agustik
Zamanında çok sevdiğim birisine çiçek hediye etmiştim o da çiçeği çerçeveletip masasına koymuş beni de telefonuna o çiçek olarak kaydetmişti .
Galiba o gün en büyük hediyeyi ben almıştım :)
Galiba o gün en büyük hediyeyi ben almıştım :)
Erol Evgin - Tüm Bir Yaşam
“bir tek yıla sığdı her şey
bir tek yıla tüm bir yaşam”
[bkz][/bkz] üniye başladığı sene pandemi çıkan mağdurlar
“bir tek yıla sığdı her şey
bir tek yıla tüm bir yaşam”
[bkz][/bkz] üniye başladığı sene pandemi çıkan mağdurlar
Bana ne deme kardeşim...
Tembellik ve korku kokan ,ki iğrenç kokar, şu lafı etme bana. Gel dövüşelim Allah aşkına...
Salak salak oturmayalım öyle, neden yaşıyoruz dedim iş güç dedin, bu ne abi..
"Geber lan o zaman ! " Dedim kalabalığın orta yerinde olay var sandı millet, var kardeşim var yaaa...
Gel yorgunluktan uyuyamayacak hale gelelim öleceksek yorgunken ölelim yaşlı yatağında ölmek de neymiş.. ki bana ne demekmiş..
Bana ne dediğimizde öldük haberimiz olmadan...
Tembellik ve korku kokan ,ki iğrenç kokar, şu lafı etme bana. Gel dövüşelim Allah aşkına...
Salak salak oturmayalım öyle, neden yaşıyoruz dedim iş güç dedin, bu ne abi..
"Geber lan o zaman ! " Dedim kalabalığın orta yerinde olay var sandı millet, var kardeşim var yaaa...
Gel yorgunluktan uyuyamayacak hale gelelim öleceksek yorgunken ölelim yaşlı yatağında ölmek de neymiş.. ki bana ne demekmiş..
Bana ne dediğimizde öldük haberimiz olmadan...
yolda düz yürürken bi köpeğin aynı yoldan gittiğini anlayınca onun peşine takılmak, köpek başka bir yola sapınca da 'hani beraber yürüyecektik' temalı hüzün bakışları atmak.
Öncelikle beni tanıyanlar Cerrahlara karşı olan saygımı bilirler. Muazzam işler yapıyorlar, lafım asla yaptıkları işlere değil. Tavırlarından hiç haz etmediğim cerrahlar ve diğer yanda da insanlığı ve hocalığından örnek aldığım insanlar...Acaba neden bu kadar keskin iki uç arasındayız? Cevabı basit "kıdem." klasik bir laftır hepimizin duyduğu "cerrahide kıdem olmazsa olmazdır." Yaptığınız işler hali hazırda zorken neden insanlığınızı kaybedip olur olmadık hallere düşürüyorsunuz ki kendinizi. Mobbingler, kıdem olayları vs yüzünden Cerrahi asistanlarının kendine olan saygısını asistanlık sürecinde kaybettiğini düşünüyorum. Sırf birkaç ay belki birkaç yıl önce işe başladı diye kimse kimseden üstün değil. Kıdemli olunca da ben yaşadım siz de yaşayın misali devam ettiriyorlar. Bana fazla gülünç geliyor. Üzgünüm ama 30 yaşında insanların zorbalık yapması hoş değil. O kadar yorulmanın, hayatından fedakarlık yapmanın bu topluma değmeyeceğini önceden anlamıştım ama görüyorum ki siz meslektaşlarıma da değmiyor. Buraya kadar gelmek için bile birçok fedakarlık yaptım ama cerrahi yapabilmek için insanlığımdan fedakarlık yapamam. Bana bir kez daha neden cerrahi seçmemeliyimin cevabını verdiğiniz için teşekkürler. Kıdem dahili bilimlerde yok demiyorum. İlla ki var. Ama ben cerrahide yaşadığım hiçbir şeyi dahili bir branşta yaşamadım. Ne kadar zor olsa da en azından birileri sizi meslektaşı olarak görmeyi becerebiliyor,istiyor. Fiziksel yorgunluk ruhsal yorgunluğun yanında devede kulak..
Üşengeç olman kendi zamanından çalmana sebep oluyor. Gelecek güzel günler için bugünü dünden sıkı tut.
yaygın kullanılabilen bir türkçe karşılığı olmayan, çevrilmek istense onyıl olarak çevrilebilecek ingilizce sözcük
Nickiyle mi açsam direkt kendi adıyla mı açsam bilemedim ama böyle açmaya karar verdim.
Neyse efendim konumuza dönersek; girdiği entrylerle benim aksime gerçekten insanları bilgilendiren, entryleri ciddi emek kokan, müzik bilgisi konusunda aşmış yazar.
Keşke daha çok entry girse ^^
Neyse efendim konumuza dönersek; girdiği entrylerle benim aksime gerçekten insanları bilgilendiren, entryleri ciddi emek kokan, müzik bilgisi konusunda aşmış yazar.
Keşke daha çok entry girse ^^
sınavdan sonra bastıran uykuyu hesaba katarsak önceden de yapılmış bir plan yoksa eğer, arkadaşlarla yemek yiyip dağıldıktan sonra en iyisi yurda gidip pijamaları çekip uyumak olacaktır ertesi güne fişek gibi başlayabilirsiniz.. #uykusundanödünveremeyenler :)
komik mi, üzücü mü, saçma mı karar veremediğim; diğer birçok anım gibi yüksek miktarda salaklık barındıran başka bir anıyla sizlerleyim.
ilkokula gidiyorum, 2. ya da 3. sınıftayım, en fazla 4. sınıf. sınıf arkadaşlarımdan biriyle aynı apartmanda oturuyoruz. bir gün ekmek almaya gideceğim sırada bu arkadaşım bizim evin kapısına geldi bir şey sormak için. ama aşağıda soracakmış, aşağı dediğim de giriş katın bir kat altı. bi tarafı araba garajı, diğer tarafta da binanın su saatleri filan vardı yanlış hatırlamıyorsam. yani ıssız sayılabilecek bir yer. tabi ben süzme salak olduğum için "niye burda sormuyor?" demiyorum. zaten ekmek almak için dışarı çıkacaktım ya, indim aşağı arkadaşımla birlikte. su saatlerinin oraya gittik, "sor hadi" dedim. bu seferde "kulağına söyleyeceğim" dedi. ben tabi salağım, hiç sorgulamıyorum. eğildim söylesin diye, o sırada öptü beni yanağımdan. ben tabi şok oldum, başladım ağlamaya. eve çıkmak için asansöre bindim, o da benimle bindi. daha bir şeyler söylüyor asansörde bana. neyse ben eve gittim, yine peşimden geldi. ben ağlaya ağlaya eve girdim, daha kapıda bekliyor, ödevleri öğrenecekmiş. annem ödevleri söyledi de öyle gitti yüzsüz çocuk.
ikimiz de 8-9 yaşımızda yani çocuk olduğumuz için komik ve saçma bir anı olarak kaldı bu. çocuk aklı benimki de işte; tanıyıp bildiğin , arkadaşın olan birine koşulsuz güveniyorsun demek ki çocuk olunca (yine de ekstra bi salaklığım var yani, onu kabul ediyorum). merak ettiğim şey arkadaşımın o yaşta bir çocuk olarak böyle bir şey yapmayı nasıl ve neden akıl ettiği...
ilkokula gidiyorum, 2. ya da 3. sınıftayım, en fazla 4. sınıf. sınıf arkadaşlarımdan biriyle aynı apartmanda oturuyoruz. bir gün ekmek almaya gideceğim sırada bu arkadaşım bizim evin kapısına geldi bir şey sormak için. ama aşağıda soracakmış, aşağı dediğim de giriş katın bir kat altı. bi tarafı araba garajı, diğer tarafta da binanın su saatleri filan vardı yanlış hatırlamıyorsam. yani ıssız sayılabilecek bir yer. tabi ben süzme salak olduğum için "niye burda sormuyor?" demiyorum. zaten ekmek almak için dışarı çıkacaktım ya, indim aşağı arkadaşımla birlikte. su saatlerinin oraya gittik, "sor hadi" dedim. bu seferde "kulağına söyleyeceğim" dedi. ben tabi salağım, hiç sorgulamıyorum. eğildim söylesin diye, o sırada öptü beni yanağımdan. ben tabi şok oldum, başladım ağlamaya. eve çıkmak için asansöre bindim, o da benimle bindi. daha bir şeyler söylüyor asansörde bana. neyse ben eve gittim, yine peşimden geldi. ben ağlaya ağlaya eve girdim, daha kapıda bekliyor, ödevleri öğrenecekmiş. annem ödevleri söyledi de öyle gitti yüzsüz çocuk.
ikimiz de 8-9 yaşımızda yani çocuk olduğumuz için komik ve saçma bir anı olarak kaldı bu. çocuk aklı benimki de işte; tanıyıp bildiğin , arkadaşın olan birine koşulsuz güveniyorsun demek ki çocuk olunca (yine de ekstra bi salaklığım var yani, onu kabul ediyorum). merak ettiğim şey arkadaşımın o yaşta bir çocuk olarak böyle bir şey yapmayı nasıl ve neden akıl ettiği...
Mustafa kutlu'nun ''Uzun yol'' isimli kitabı
Aynı zamanda bu kitaptan uyarlanarak çekilmiş 2013 yapımı film
Aynı zamanda bu kitaptan uyarlanarak çekilmiş 2013 yapımı film
Korkar. neden korkmasın? İşin sonunda büyük bir hayal kırıklığı olabileceği korkusu zaman zaman gelir uğrar. İstediği şeye giderken engeller birer birer selam verir. Bazen bu engeller aşılmaz dağ gibi görünür dağından bile korkulur. Ve her adımda yanınızda yoldaş olabilecek belirsizlik ve gelecek kaygısı ile korkulabilir. Gayet doğal bir süreçtir.
Edit: Ama savaşmaya devam yolun sonu nereye çıkacak merakı da dostunuz olsun. Daha başka dostlarda alabilirsiniz yanınıza. Dostunu doğru seçersen korkular ile daha iyi mücadale edeceksin.
Edit: Ama savaşmaya devam yolun sonu nereye çıkacak merakı da dostunuz olsun. Daha başka dostlarda alabilirsiniz yanınıza. Dostunu doğru seçersen korkular ile daha iyi mücadale edeceksin.
o kadar hayat doluyken bi anda her şeyden elimi eteğimi çekesim geliyor(bu dönem dönem tekrarlıyor.).e iki saniye önce "hayat çok güzel!" naraları atan sen değil miydin be highwaytohell..anlayamıyorum seni bi tuhafsın vallahi ;(
Genel olarak bir metin veya paragrafta örtük bir ilişkiye sahip iki ya da daha fazla cümleyi birbirine bağlamak için kullanılır. Kısaca bir paragrafın içinde, ilk okuduğunuzda anlaşılmayan ikinci bir gizli paragraf inşa etmeye yarar. Dikkatli kullanmak gerekir.
"Hepimiz büyüktük. Küçük küçük parçalarla, aynı hüzüntüden payını alan büyük ve hüzünlü kişiler."
Bu neydi kız?
insaf, nısf kökünden gelir. bir şeyin yarısı anlamına gelir bu kelime. ibn arabi: “insaf etmek bölüşmek demektir” der. bölüşmeyenin insafı yoktur. hep ben haklıyım demeden kabahati bölüştürür insaf, hep ben kazanayım demeden bir zaferi, hep ben sevgi alayım demeden sevgiyi...
İlk sırayı Avatar'ın hiçbir zaman kimseye kaptırmayacağı kıyaslamadır. İlk çıktığında nickeledeonda bölüm bölüm, devamında ise babama yalvarmak suretiyle tüm bölümleri torentten indirerek baştan sona sayısız kez hatmederek izlediğim çizgi filmdir. Netflix'e gelmiş bu sene. On sene önce havuzda "ben su büküyorum" diye dolaşan, lisede ise "acaba hangi uygarlıkların ve felsefelerin izlerini görmek mümkün" diye diğer inekleri toplayıp tartışan ben açıkçası üzüldüm netflix'e geldiğini görünce. Neyse. İkinci sırayı ise trt'de yayınlanan "bayan mallard'ın maceraları" alır. Bir dedektif, aynı zamanda bir ördek olan bayan mallard gizemli suçları çözmektedir. Gerçekten mükemmeldi. YouTube'dan açıp izlesem mi?
Ben direkt şarkı linki atarım. Yapmayın ya işlemiyor bu taktik.
favorim aynı ama ikinci bir favorim var artık: italya.
Tabi ki ev. Çıkın çıkın gidin. Bir yaştan sonra insan katlanamıyor yurda. İlk yıllar eğleniyorduk falan güzeldi. Şu an kafam kaldırmıyor. Bıktım kızların bağırış çağırışından.
Entrymin Lise arkadaşımın keşfetine düşmesini ve lise arkadaş grubuma ifşa olmamı sağlamış hesap. Bundan şikayetçi değilim.
Benimkileri beğenip bir de üstüne “ne güzel yazmışsın” diye dm'den bana yolluyorlar. Sonuçta mutlu oluyorum.
İyi ki varsın sözlüğün instagram hesabı.
Benimkileri beğenip bir de üstüne “ne güzel yazmışsın” diye dm'den bana yolluyorlar. Sonuçta mutlu oluyorum.
İyi ki varsın sözlüğün instagram hesabı.
Ahahahah tabii ki de bis sürü param olcak sonra daire alcam onu kiraya vercem, bis sürü param olçak onla da arsa alcam sonra tekrar bis sürü param olçak onla da o arsaya ev yapçam. Zaten bunları yapana kada yaşlanırım. Ve böylece altmışımdan sonra emekliliğim raad olur. Memur kafası vers2.0
Koca bir türkiyede herkes çocuğuna çalışıyor. Ya ne olacağdı?
Koca bir türkiyede herkes çocuğuna çalışıyor. Ya ne olacağdı?
Bu haftaki yaşam alanım
bugün açıklandı! bu yılki kyk bursu kaç tl olacağına dair birileriyle iddiaya girdim. keşke artsa çünkü yetmiyor 🥲 sizce bu sene kaç olur? ben max 750 diyorummm
Evet ama çok değişik bir durum var bence. Asla normal muamele göremiyor gibiler. Bir taraf homoseksüel oldukları için onları ayrıştıran diğer tarafa tepkilerinden dolayı fazla sahip çıkıyor gibi, diğer taraf da zaten ayrıştırıyor işte. Arası yokmuş gibi geliyor.
Kolyelerimle aşırı duygusal bağ kuruyorum. Mesela bir kolyeyi 2 ay çıkarmıyosam o 2 ayın hafızası ona yükleniyor. Sonra annem sağolsun hayatıma yeni bir kolye giriyor sd kart gibi sürekli tak çıkar yapıp içine yaşantımı, duygularımı kaydediyorum.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?