Obsesif olduğum bir renk var, buraya yazarsam rengimi belli ederim diye endişeleniyorum. Seni seçtim t!
Kabustan uyanmak. Bir dakika…bunlar gerçek mi? Nasıl ya?!
Küçük çocuklarla muhabbet etmek için sıkça sorulan bir sorudur. Birisi yıllar önce beni uyarana kadar ben de sorardım. Fakat bu soru oldukça problemli bir soruymuş. Çocuklar ikisini eşit sevdiğini söylese dahi anne-baba arasında tercih yapma ihtiyacı hissediyorlarmış. Bu nedenle kesinlikle sorulmaması gereken bir soruymuş.
Bu ne dünya Elif Garabli günü mü?
uygulamalarla olanlar eğlencesine yapılabilir ama ben onlara inanmıyorum. birtakım bu işlerle uğraşan insanlar var ve harbiden bakıyorlar yani, onlardan çok korkuyorum. bi kere baktırmıştım baya bi şey anlattı kadın ve tutuyor da. bir süre söylediklerine ister istemez takılı kaldım ondan sonra tövbeeeğ.
Zaman akmıyor sanki, saatler durmuş bugün
Sonsuz yalnızlığımda bir tek sen varsın bugün
Ya dön bana artık, duyuyor musun beni?
Ya çık git dünyamdan, anlıyorsun değil mi??
Sonsuz yalnızlığımda bir tek sen varsın bugün
Ya dön bana artık, duyuyor musun beni?
Ya çık git dünyamdan, anlıyorsun değil mi??
Uyuyacağım.
başkaları sizin hayatınız hakkında topu topu 15 dk konuşur ama siz onu ölene dek yaşayacaksınız. kimin hükmü geçmeli o zaman?
3-4 yıldır bazen İntj bazen Entj çıkıyorum. Fonksiyonların hepsini öğrenince ve onlarla kendimi değerlendirince iki tip çıkması mantıklı geliyor. İki tipin de fonksiyonlarını gösteriyorum sadece durumlara göre yüzdeleri değişiyor. Her şeyi topladığımda %60 intj %40 entj'yim diyorum kendi kendime.
(Mbti'ye ilginiz varsa fonksiyonları kesin araştırın benceee başka insanların zihnini anlamanıza da yardımcı oluyor.)
12. Sınıfta İntj sonucu ilk çıktığında ve bu tip hakkında yabancı kaynaklardan araştırma yapmaya başladığımda "Dünyada benim gibi insanlar varmış" diyerek ağlamıştım. Nokta atışı çok fazla özellik vardı. Hiç kimsede görmediğim ama kendimde gördüğüm için yalnız hissettiğim şeyler vardı.
(Mbti'ye ilginiz varsa fonksiyonları kesin araştırın benceee başka insanların zihnini anlamanıza da yardımcı oluyor.)
12. Sınıfta İntj sonucu ilk çıktığında ve bu tip hakkında yabancı kaynaklardan araştırma yapmaya başladığımda "Dünyada benim gibi insanlar varmış" diyerek ağlamıştım. Nokta atışı çok fazla özellik vardı. Hiç kimsede görmediğim ama kendimde gördüğüm için yalnız hissettiğim şeyler vardı.
insan sinir sisteminin organizasyonu, anatomisi ve fonksiyonların yerlerini çalışan bilim. tıpta temel bilimlerde öğrenciyi en çok zorlayan; ancak fizyolojisiyle birlikte evrimsel bakış açısıyla entegre edildiğinde çok iyi bir şekilde öğrenebileceğiniz, zevkli ama başta oldukça sıkıntı çıkarabilecek bir derstir aynı zamanda.
(bkz: snell's clinical neuroanatomy)
(bkz: snell's clinical neuroanatomy)
Tutamayacağın sözler vermek. Çünkü umut öyle bir şey ki en ufak kırıntısı dahi insanı göklere çıkartmaya yetiyor. Düşüşüyle verdiği zarar da haliyle fazla oluyor.
Buyrun, bir sorun mu var?
Her hausen die bie ein ı
Süreç kesinlikle her şeydir. Ne varsa süreçte gerçekleşir ve sürecin sebebiyetiyledir. Hedef dahi sürecin sonuna verilen özel bir isim sadece.
mantık güzel farklı şehirlerden gelenler olur aynı zamanda ölen kişinin ruhuna bir hayır işi olarak. ama uygulaması genelde çok kötü oluyor. bir yakınımı kaybettiğimde insanlar sanki cenaze evine gelmemiş bir güne gelmiş gibilerdi. çok üzücü ve saygısızca
çevrimiçi strateji oyunu.
lisedeyken deli gibi oynardık.klanımız falan vardı.boş derslerde,teneffüslerde sürekli maça girerdik.hiç de sıkılmazdık.bağımlı olmuştuk resmen :d lise bitti ben de silmiştim oyunu telefondan.geçen tekrar indirdim ama sarmadı pek bu sefer :(
lisedeyken deli gibi oynardık.klanımız falan vardı.boş derslerde,teneffüslerde sürekli maça girerdik.hiç de sıkılmazdık.bağımlı olmuştuk resmen :d lise bitti ben de silmiştim oyunu telefondan.geçen tekrar indirdim ama sarmadı pek bu sefer :(
ikisini aynı anda alamıyor muyuz şeklinde karşılık vermek istediğim soru.
ben kendime cevap vereyim:alamıyorsun ileleualatyr.
ben kendime cevap vereyim:alamıyorsun ileleualatyr.
Aynı denizde, aynı çevre koşullarında yaşayan köpekbalıklarının kötü, yunusların iyi olmasını neyle açıklayabilirdik? Aslında köpekbalığı neye göre kötü, yunus neye göre iyiydi? Belki de iyilik ve kötülük diye bir şey yoktu.
(Zülfü livaneli - son ada)
(Zülfü livaneli - son ada)
Her alanda Batının buluşlarını kullanıp, herhangi kötü bir şeyde Batıyı suçlamak kötülemek ona güvenmediğini söylemek (Bkz: Aşı)
Bilimsel olarak bir gök cisminin siz doğarken size etkisi çok çok çok azdır. Bildiğiniz kütle çekim yasası (G.m1.m2/d²) üzerinden hesaplanıyor.
Yani siz doğduğunuzda odada bulunan insanların size uyguladığı kuvvet ve sebep olabileceği enerjisel değişim herhangi bir *burcun* size uyguladığından fazladır. https://l24.im/5ZnSJhF
Burçların karakterlere uyduğunu sanmanız ise Barnum etkisi denen, kabaca "işine yarayanı görüp diğer sonuçları göz ardı etme ve genelleme" psikolojik durumundan kaynaklanıyor
Yani siz doğduğunuzda odada bulunan insanların size uyguladığı kuvvet ve sebep olabileceği enerjisel değişim herhangi bir *burcun* size uyguladığından fazladır. https://l24.im/5ZnSJhF
Burçların karakterlere uyduğunu sanmanız ise Barnum etkisi denen, kabaca "işine yarayanı görüp diğer sonuçları göz ardı etme ve genelleme" psikolojik durumundan kaynaklanıyor
Birinin benim için yaptığı bir kağıttan uçak.
2002 yapımı abbas kiyarüstemi filmidir.
İranlı bir kadının arabasındaki 10 sahne gösterilir.
Kadını,kadının oğlunu,kadinın kız kardeşini,gelini(emin değilim ama akraba olduğu kesin),bir seks işçisini ve otostop çeken yaşlı bir kadını izleriz.
Sahnelerin çoğunda kadın ve kadının oğlunun çatışmalarını görürüz. Kadın,oğlunun babasından boşanmıştır ve başka bir adamla evlenmiştir.
Oğlan bu duruma karşı tepkilidir. Annesini yabancı bir adamla paylaştığını düşündüğü için annesinin yeni eşinden hiç haz etmiyordur. Annesinin kendi babasıyla beraberken mutlu olmadığını belki yaşından ötürü belki de sadece öyle olduğu için kabul etmeyen bir çocuk görürüz. Annesi her şeyi tane tane açıklar;babanlayken ruhum ölü gibiydi der. Çocuk annesinin annesi ve babası evliyken yemek yapmayışından,yapsa da guzel olmayışından dert yanar,annesini başka bir kadınla kıyaslar ve annesi cevaben der ki; "yani evin içinde aynı böyle dışarda giyindiğim gibi giyinsem,yemek yapsam,temizlik yapsam,sinemayla,fotoğraf çekmekle ilgilenmesem mutlu mu olacaktık? Hayır,ben o zaman mutlu değildim,yaşamıyordum adeta."
Kadın bir seks işçisini arabasına alır. Başrol oyuncumuz sahnenin yarısında,belki de daha fazlasında iletişim kurmaya çalışır ancak diğer kadın tamamen tepkisel cevaplar verir. Sebebi başrol oyuncusu olmayan kadının sarhoş olmasına bağlayamayacağımız kadar derindir.
Kadın ayrılık acısı yaşayan kız kardeşini arabasına alır. Kızkardeş türbeye gitmektedir. Ne zamandan beri neden yeniden inandığını sorar ve malumun ilamı olan cevap gelir..
Boşluktayken ve muhtaçken inanma ihtiyacımızin arttığını görürüz bu sahnede.
Gelin olduğunu tahmin ettiğim diğer kadın(bu da kız kardeş olabilir) ise kadına oğluna karşı çok anlayışlı davrandığını ancak beceremedi minvalinde şeyler söyler. Anne kendini suçlu hissetmektedir. Kendi annesi de çalışan bir anne imiş vakti zamanında ve kendinin yaşadıklarını oğluna yaşattığını düşünmektedir.
Otostopçu yaşlı teyze babaannemi hatırlattı,kadını zorla türbeye sokmaya uğraşıyor:)
Filmi izlerken çok rahatsız oldum. Yarattığı küçük dünyada kendi halinde yaşamaya uğraşan kadın birçok olumsuzlukla karşılaşıyor ve yine rahat yok ona. Kadının sıkışmışlığını iliklerime kadar hissettim,bir arabanın içindeki kadını 2 kamerayla bir saati aşkın süre izliyoruz. Bu kadın 2002 senesinde arabası olan,eşinden boşanabilmiş,kamusal alanda var olabilen bir kadın. Belli ki sosyoekonomik ve sosyokültürel olarak alt tabakadan gelmiyor ama yine de varolması çok güç. Eski kocasından boşanmak için yalan söylemek zorunda kalan bir kadın,çünkü yasalar böyle..
Film bittiğinde rahatsızlığım geçmedi,üstüne üstlük birkaç gün sonra hepimizin okuduğuna emin olduğum haberi okudum ve kasvetle doldum.
Film,çocuğunun anneanneme gidelim demesi ve annesinin "peki"demesiyle bitiyor.
Bu peki ne öfkeli bir peki ne de sitemkar bir peki.
Kabullenişi içimizde hissettiren ancak bir o kadar da çocuğunun ileride onu anlayacağını umut ettiren bir peki.
Peki...
İranlı bir kadının arabasındaki 10 sahne gösterilir.
Kadını,kadının oğlunu,kadinın kız kardeşini,gelini(emin değilim ama akraba olduğu kesin),bir seks işçisini ve otostop çeken yaşlı bir kadını izleriz.
Sahnelerin çoğunda kadın ve kadının oğlunun çatışmalarını görürüz. Kadın,oğlunun babasından boşanmıştır ve başka bir adamla evlenmiştir.
Oğlan bu duruma karşı tepkilidir. Annesini yabancı bir adamla paylaştığını düşündüğü için annesinin yeni eşinden hiç haz etmiyordur. Annesinin kendi babasıyla beraberken mutlu olmadığını belki yaşından ötürü belki de sadece öyle olduğu için kabul etmeyen bir çocuk görürüz. Annesi her şeyi tane tane açıklar;babanlayken ruhum ölü gibiydi der. Çocuk annesinin annesi ve babası evliyken yemek yapmayışından,yapsa da guzel olmayışından dert yanar,annesini başka bir kadınla kıyaslar ve annesi cevaben der ki; "yani evin içinde aynı böyle dışarda giyindiğim gibi giyinsem,yemek yapsam,temizlik yapsam,sinemayla,fotoğraf çekmekle ilgilenmesem mutlu mu olacaktık? Hayır,ben o zaman mutlu değildim,yaşamıyordum adeta."
Kadın bir seks işçisini arabasına alır. Başrol oyuncumuz sahnenin yarısında,belki de daha fazlasında iletişim kurmaya çalışır ancak diğer kadın tamamen tepkisel cevaplar verir. Sebebi başrol oyuncusu olmayan kadının sarhoş olmasına bağlayamayacağımız kadar derindir.
Kadın ayrılık acısı yaşayan kız kardeşini arabasına alır. Kızkardeş türbeye gitmektedir. Ne zamandan beri neden yeniden inandığını sorar ve malumun ilamı olan cevap gelir..
Boşluktayken ve muhtaçken inanma ihtiyacımızin arttığını görürüz bu sahnede.
Gelin olduğunu tahmin ettiğim diğer kadın(bu da kız kardeş olabilir) ise kadına oğluna karşı çok anlayışlı davrandığını ancak beceremedi minvalinde şeyler söyler. Anne kendini suçlu hissetmektedir. Kendi annesi de çalışan bir anne imiş vakti zamanında ve kendinin yaşadıklarını oğluna yaşattığını düşünmektedir.
Otostopçu yaşlı teyze babaannemi hatırlattı,kadını zorla türbeye sokmaya uğraşıyor:)
Filmi izlerken çok rahatsız oldum. Yarattığı küçük dünyada kendi halinde yaşamaya uğraşan kadın birçok olumsuzlukla karşılaşıyor ve yine rahat yok ona. Kadının sıkışmışlığını iliklerime kadar hissettim,bir arabanın içindeki kadını 2 kamerayla bir saati aşkın süre izliyoruz. Bu kadın 2002 senesinde arabası olan,eşinden boşanabilmiş,kamusal alanda var olabilen bir kadın. Belli ki sosyoekonomik ve sosyokültürel olarak alt tabakadan gelmiyor ama yine de varolması çok güç. Eski kocasından boşanmak için yalan söylemek zorunda kalan bir kadın,çünkü yasalar böyle..
Film bittiğinde rahatsızlığım geçmedi,üstüne üstlük birkaç gün sonra hepimizin okuduğuna emin olduğum haberi okudum ve kasvetle doldum.
Film,çocuğunun anneanneme gidelim demesi ve annesinin "peki"demesiyle bitiyor.
Bu peki ne öfkeli bir peki ne de sitemkar bir peki.
Kabullenişi içimizde hissettiren ancak bir o kadar da çocuğunun ileride onu anlayacağını umut ettiren bir peki.
Peki...
tabi siz anneleri tarafından size emanet edilen çocuklara her bakımdan yetersiz gördüğünüz bir kadının annelik etmesine şiddetle karşısınız ama
Sarımsak işini -ortak özellikleri malatyalı olmaları olan malatyalılara selam olsun- 44 diş sarımsakla çözdük sevgili sözlük havan bulamadık dövemedik ama bu da yeterli, bugün de bu mutlu etti. Sırada japon yapıştırıcısı var derdime çare olabileceklerini yardımlarına açığım
geceye özel
leavesfromthevine ağlarken papagan'ın söylediği şarkılar
Acil 36 numara siyah ojeli bir ayak fotoğrafı gerekiyor çok acil, komite için.
Çok fazla not okumanın getirisi.
Nüfusun 3 katı kadar aşı siparişinin verildiği ve aşılamanın oldukça hızlı olduğu bu dönemde Covid aşılama sürecinde faydasını görür müyüz bilemem. Belki ihraç ederiz diğer ülkelere.
Ama bence asıl önemli olan, aşı sektörüne bir şekilde bir yerinden müdahil olmamızdır. Belki ileride ithal ettiğimiz aşıları kendimiz üretir ve ihracatına başlarız. Bakarsınız aşı karşıtları da yerli ve milli aşıya güvenir belki :)
Ama bence asıl önemli olan, aşı sektörüne bir şekilde bir yerinden müdahil olmamızdır. Belki ileride ithal ettiğimiz aşıları kendimiz üretir ve ihracatına başlarız. Bakarsınız aşı karşıtları da yerli ve milli aşıya güvenir belki :)
Her seferinde kendimi "hayır, bu kadar yükselme!" Diye telkin edip nasıl sonunda hayal kırıklığına uğramayı başarıyorum:)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?