Gazi tıp'ın bilge bir çocuk gastroentroloji profesörü. Bazı karmaşık vakalarda konsey toplar, 8-10 doktor vakayı tartışırlarmış.
Bilge diyorum çünkü sadece doktor değil, yaşından 20 sene bile genç gösteriyor.
Bu sebep Yüzde doksan ihtimalle yaklaşan sınav tarihidir. En azından benim ve birçok arkadaşım için.
D5ler intern olmadan önce son derslerine girdiler. Ben hariç :) Yarın instagram yaşasın internlük, son sözlü storyleri ile dolacak. Evet yine ben hariç :) farklı olmayı seviyorum diyelim :)
dört duvara da kişiye de renk katan olaydır. zahmetlidir, masraflıdır, ceremesi çoktur. ama gel gör ki; hayatınızda ne oluyor olursa olsun, kimler girip çıkıyorsa çıksın her daim yanınızda olacak olan yine bu tüylü, pofuduk dostlarınızdır.
p.s. kuşunuz varsa çok badem yedirmeyin.
p.s.2 limonlu, naneli soğuk su içmek gibi bir alışkanlığınız varsa ben gibi, o bardağı şişko kedinizin ulaşabileceği yerlerde bırakmayın. limon, kedilere iyi gelmiyormuş pek.
p.s. kuşunuz varsa çok badem yedirmeyin.
p.s.2 limonlu, naneli soğuk su içmek gibi bir alışkanlığınız varsa ben gibi, o bardağı şişko kedinizin ulaşabileceği yerlerde bırakmayın. limon, kedilere iyi gelmiyormuş pek.
Leavesfromthevine ve müzikli entryler
Tek başına birçok anlama gelebilir, birden çok duyguyu yansıtabilir. Yeter ki nerede, kime, ne kadar susacağını bil.
İnanılmaz garip bir gün. Sanki bugünü yaşamıyorum. Garip bir haber aldım ve ne düşüneceğimi bilmiyorum
Geleceğim, bekle dedi, gitti..
Ben beklemedim, o da gelmedi.
Ölüm gibi bir şey oldu..
Ama kimse ölmedi.
Ben beklemedim, o da gelmedi.
Ölüm gibi bir şey oldu..
Ama kimse ölmedi.
Pardon şu camı kapatalım bu çok soğuk bir dünya n'apalım, biz patron üşümüş Ortadoğu'dan yakıt alın.
İyice kanı da akıtalım ki izimiz olsun, kahrolun, savaş bir sayfa kapatalım, yoksa biz de yakılalım..
İyice kanı da akıtalım ki izimiz olsun, kahrolun, savaş bir sayfa kapatalım, yoksa biz de yakılalım..
Ses çıkarmayan insanlar. Gerçi büyüklerimiz onlara “dilsiz şeytan” diyerek bu ikilemi yok etmişler.
Vay, yine mi keder?
Ama artık yeter
Yine kapıda kara geceler
Vay, çileli başım
Ortasında kışın
İyice beter
Ama artık yeter
Yine kapıda kara geceler
Vay, çileli başım
Ortasında kışın
İyice beter
Ağlamak(maalesef).
Termos. Dışarıda içecek tüketimim attıktan sonra termos almanın ekonomisi üzerinde derin düşünmeler yapmıştım. Kare çarşı'da yağlı kahveye 3 tl kadar para veriyordum her gün. Eğer her gün içeceğimi getirirsem yaklaşık 2 ayda termos kendi parasını çıkartıyordu. (1 paket filtre kahve fiyatı ve haftada 1 yarım yağlı süt ücreti de buna dahildi)
Para biriktirmek eğer ihtiyacımdan fazla ya da kullanmadığım fazla kalan paraları bir kenarda toplamak ise böyle bir durumum maalesef şimdilik yok (ki olacağını da düşünemiyorum), yapabileceğim ya da yapmak istediğim şeylerden kısıp bir kenara toplamak ise bunu da ben yapmak istemiyorumm. Sonuca bakarsak sanırım hiç bir zaman birikmiş param olmayacak :')
sarılmak. şöyle sımsıkı..
mezuniyet fotoğrafları bünyeme bi heves yüklemedi desem yalan olur
30dan daha yukarıya çıkarsan kötü olur lütfen max 26-27 ol
üstteki yazarlarımız tatlı tatlı açıklama ve uzun uzun yazmışlar. Şimdi canlar bu ülkede mali erbil ve ibo tatlıses değilseniz birileri ya da bir grup tarafından mutlaka nefrete maruz kalacaksınız zaten. o yüzden kendinizi yalnız, "öteki", nefret edilen olarak hissettiğinizde sakin olun ve mali erbil ve ibo tatlıses olmadığından dolayı kendinizle gurur duyun. eğer hala iyi hissetmiyorsanız bir şaheser olan Shake It Off- Taylor Swift dinleyin, sizi kendinize getirecektir.
geçen sene her 2 haftada 1 oyuna giderek en sonunda gidebilecek oyun bulamamıştım, ondan önceki senelerde oyuna göre seçerdim ama kötü de olsa oyunları izledikçe farkettim ki beni çeken oyunun konusu değil tiyatroymuş, umarım en kısa zamanda tekrar o eski günlerimize döneriz. yanımda kim olur bilemiyorum ama bonappleda pasta yiyip ordan aküne gidip keyifli bir akşam geçireceğim günü sabırsızlıkla bekliyorum
Kendimle vakit geçirmeyi sevdiğim gerçeğini kabul edemediklerinden neredeyse her tartışmamızın teması bu oluyor, beni gördükleri her an “şükür, odandan çıkabildin”le başlayıp “böyle olur mu kızım”la son buluyor.
Uvuvwevwevwe Onyetenyevwe Ugwemuhwem Osas
Yalnız kaldığımda sürekli kendi kendime konuşabilirim. Bazen laf lafı açar, saatler sürer. Ama karşıma hayali biri veya birilerini koyarak yaparım bunu. Bir sahne yaratırım kendime. Röportaj yaparım mesela. Veya kavga ederim karşımdaki kişiyle. Konu genelde ya o gün beni çok etkileyen bir ülke gündemidir ya da geçmişte kalmış bir olayın alternatif sonları :) Bunu harekete dahi çevirebilirim. Örneğin dans ederim. Tabi karşımda yine hayali bir kişi var. Kötü tarafı, bunları yaparken sürekli çevremdekilere yakalanıp deli muamelesi görüyorum. Belki de haklılar bilemiyorum :)))
Duayen psikolog 1938 yılında Mersin Silifkede doğmuş, doktorasını Amerika'da yapmış orada evlilik yapıp 4 tane çocuk sahibi olmuş daha sonrasında ülkemize dönüp Anadoluda çeşitli seminerler düzenleyip insanlara bilim sevgisini aşılamaya çalışmış güzel insan. Allah rahmet eylesin. En son kitabı geçenlerde çıkan 'var mısın?' adlı yaşama dair önerileri içeren bir kitaptı. Üstad son olarak kitabını yazdı da vefat etti sanki.
Efsane söylediler ve uykuya daldılar. - Ömer Hayyam
Efsane söylediler ve uykuya daldılar. - Ömer Hayyam
Uyku.
Alaturka müzikle son ses kulağa pansuman yapmak
anaokulundayken bir arkadaşımın yanaklarına parmaklarıyla bastırarak oluşturmaya çalıştığı çukurcuk..nedense çok istiyordu gamzesi olmasını :d
Dest-bûsi ârzusiyle ger ölsem dostlar
Kûze eylen toprağım sunun anınla yâre su
(Dostlarım! Onun elini öpmek arzusunu gideremeden ölürsem toprağımdan bir testi yapın ve sevgiliye onunla su verin ki hiç olmazsa mezar toprağımdan yapılan testi onun ellerine ve dudaklarına değsin.)
...
Hâk-i pâyine yetem dir ömrlerdür muttasıl
Başını daşdan daşa urup gezer âvâre su
(Su, ayağının toprağına ulaşayım diye başını taştan taşa vurarak ömürler boyu, durmaksızın başıboş gezer.)
...
Ravza-i kûyuna her dem durmayıp eyler güzâr
Âşık olmuş galibâ ol serv-i hoş-reftâre su
(Su, her zaman senin cennet misâli mahallenin bahçesine doğru akar. Galiba o da, o serviye benzeyen nazlı gidişli güzele âşık olmuş.)
Belki çoğumuz lise edebiyat derslerinden hatırlarız fuzuli'nin su kasidesini. Bizim hocamızın da fazlasıyla önemsediği bir şiirdi ve 32 beyitin tümünü ezberleyen olursa sözlüsüne 100 vereceğini söylemişti.
Her gütf öğrencisi gibi, ben de lisemin başarılı öğrencilerinden biriydim ve ezberlemesem bile derse katılımımdan veya yazılı notlarımın iyi olmasından dolayı sözlü notumun her şekilde 100 olacağını biliyordum.
Ama şiir ezberleme konusunda oldukça başarılı olan marguerite gautier'in canı biraz şov yapmak istemişti:)
Tabii kelimelerin anlamını bilmeden ezberlemek zor olacaktı, o yüzden bu şiiri araştırdıkça araştırdım ve her geçen saniye fuzuli'ye daha da çok hayran kaldım.
Suyun dünyadaki tüm yolculuğunu-döngüsünü sevgilisine ulaşma isteği olarak yorumlamak ve şiirin peygambere yazıldığı anlaşılsın ve "ya resul" hitabıyla fonetik olarak benzeşsin diye tüm şiiri "-are su" kafiyesiyle donatmak nasıl bir zeka ve ustalığın ürünüydü böyle?
Bu şiiri ilk gördüğümden beri 5-6 sene geçti, hala ara ara aklıma gelir ve fuzuli'ye daha da fazla hayranlık duyarım. Şimdi fark ediyorum ki bu şiiri ezberlemenin bana kazandırdığı tek şey 100 puan değildi, hatta belki de kazandırdığı en önemsiz şeydi o 100 puan.
Kûze eylen toprağım sunun anınla yâre su
(Dostlarım! Onun elini öpmek arzusunu gideremeden ölürsem toprağımdan bir testi yapın ve sevgiliye onunla su verin ki hiç olmazsa mezar toprağımdan yapılan testi onun ellerine ve dudaklarına değsin.)
...
Hâk-i pâyine yetem dir ömrlerdür muttasıl
Başını daşdan daşa urup gezer âvâre su
(Su, ayağının toprağına ulaşayım diye başını taştan taşa vurarak ömürler boyu, durmaksızın başıboş gezer.)
...
Ravza-i kûyuna her dem durmayıp eyler güzâr
Âşık olmuş galibâ ol serv-i hoş-reftâre su
(Su, her zaman senin cennet misâli mahallenin bahçesine doğru akar. Galiba o da, o serviye benzeyen nazlı gidişli güzele âşık olmuş.)
Belki çoğumuz lise edebiyat derslerinden hatırlarız fuzuli'nin su kasidesini. Bizim hocamızın da fazlasıyla önemsediği bir şiirdi ve 32 beyitin tümünü ezberleyen olursa sözlüsüne 100 vereceğini söylemişti.
Her gütf öğrencisi gibi, ben de lisemin başarılı öğrencilerinden biriydim ve ezberlemesem bile derse katılımımdan veya yazılı notlarımın iyi olmasından dolayı sözlü notumun her şekilde 100 olacağını biliyordum.
Ama şiir ezberleme konusunda oldukça başarılı olan marguerite gautier'in canı biraz şov yapmak istemişti:)
Tabii kelimelerin anlamını bilmeden ezberlemek zor olacaktı, o yüzden bu şiiri araştırdıkça araştırdım ve her geçen saniye fuzuli'ye daha da çok hayran kaldım.
Suyun dünyadaki tüm yolculuğunu-döngüsünü sevgilisine ulaşma isteği olarak yorumlamak ve şiirin peygambere yazıldığı anlaşılsın ve "ya resul" hitabıyla fonetik olarak benzeşsin diye tüm şiiri "-are su" kafiyesiyle donatmak nasıl bir zeka ve ustalığın ürünüydü böyle?
Bu şiiri ilk gördüğümden beri 5-6 sene geçti, hala ara ara aklıma gelir ve fuzuli'ye daha da fazla hayranlık duyarım. Şimdi fark ediyorum ki bu şiiri ezberlemenin bana kazandırdığı tek şey 100 puan değildi, hatta belki de kazandırdığı en önemsiz şeydi o 100 puan.
karambol- sendin
aylarca bu ses çıkmaz arkadaşımın annesi bana özel ders vereceği zaman sanki senfoni orkestrası yemişim de öyle bir ses çıkıyor. gerçekten kötü ve utanç verici bir durum
en iğrendiğim insan özelliklerinin başında gelenler içindedir hırs ve rekabet isteği. başkalarını geçmek için yaşayan bir insan.. ne mutsuzluk ve bencillik ama! kendini asla geçemeyecek oluşuna da üzülmek gerekir aslında. fazla mı iğneleyici oldu? bilemedim.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?