özgürlüğün kendinden menkul ne desem boş gelir
fakat özgürlük sen yokken yoksul gerçeğim bu benim
Eskiden en çok sarı olanı kullanırdım. Harry potter sevgimin alevli olduğu zamanlarda. Evet, hufflepuff'ım.
Şu an siyah olanı kullanıyorum en çok sanırım. En güzeli o geliyor bir sebebi yok.
Şu an siyah olanı kullanıyorum en çok sanırım. En güzeli o geliyor bir sebebi yok.
Bir ara bağımlısı olduğum, mangasını okuyanların sürekli spoi vermesinden dolayı sonunu bildiğim anime
Karedeki kedi😍😍
Az önce yanlışlıkla 1 tane entry sildim. Başkası böyle dese kuzeni silmiştir kesin diye dalga geçerdim. Yaşamayan bilemezmiş.
“Dünyanın sana ne verdiği değil,senin dünyaya ne kattığın önemli”
-Anne with an E
-Anne with an E
küçükken oturduğumuz sitede havuz vardı ve arkadaşlarımla her seferinde havuza gitmeden çantalara cips koyardık. havuz kenarında da olsa bir şey yemek veya içmek yasak olduğu için uygun zamanı ve ortamı yakalayınca çantalara koşup gizli gizli cips yerdik. Ve ben hep doritosun yeşil paketli olanını alırdım. şu an hâlâ o doritos cipsinin kokusunu duyunca kendimi ıslak mayolarımla havuz kenarında gibi hissediyorum... :)
benim müzik zevki
ankaradaysam tam şu saatlerde çıkıp bahçeli sokaklarında hüzünlü şarkılar dinleyip hafif hafif ağlayarak yürüyorum. siz ağlamayadabilirsiniz ama bu işin raconu böyle. öneririm :')
evde ise çayımı alıp camın önüne geçiyorum ve çevreyolundan geçen otobüslerin, arabaların içindeki insanların hikayelerini, hayatlarını düşünüyorum. sonra kendi kafamda bir seyler kuruyorum onlara dair. o arada uçuyor zaten aklımdan her şey
evde ise çayımı alıp camın önüne geçiyorum ve çevreyolundan geçen otobüslerin, arabaların içindeki insanların hikayelerini, hayatlarını düşünüyorum. sonra kendi kafamda bir seyler kuruyorum onlara dair. o arada uçuyor zaten aklımdan her şey
Neden zor olan yolu isteyelim ki zaten? Bana bu pek mantıklı gelmiyor, o yüzden bu sevdayı yadırgamıyorum.
İlk entrymin üzerinden 197 entry geçmiş :) her entrymin farklı anlamı,anısı var. Her birinin sizin okuduklarınızdan daha fazla cümleyle bana anlattığı şeyler var. “Gütfsözlük” yazdıklarımla,okuduklarımla,paylaştıklarımla çok özel benim için.yazmak dünyamın en önemli parçalarından biri olduğu için muhtemelen uzun süre daha beni buralarda göreceksiniz:)
İlk entrylerini girecek olan sayın yazarlar sözlüğe ve okulumuza hoşgeldiniz. Yeni entryler okumak,yeni dünyalar keşfetmek için heyecanlıyım :))
İlk entrylerini girecek olan sayın yazarlar sözlüğe ve okulumuza hoşgeldiniz. Yeni entryler okumak,yeni dünyalar keşfetmek için heyecanlıyım :))
ilk iki sene dünya tatlısı, işini çok iyi yapan bir öğretmenim vardı. sonraki iki sene ise sınıfta bazı öğrencilere iltimas gösteren açıkçası sevemediğim bir öğretmenim vardı. Bana okumayı öğreten, pek çok değeri kazandıran Selda öğretmenime minnettarım. Diğeri umarım bir an önce emekli olur.
Doğduğum ilk andan beri aynı dini kaygılarla büyütüldüm. Başka bir dini seçseydim bile aynı dini kaygılar bir gelenekmiş gibi içime işlemiş olurdu. Bu nedenle Başka türlü bir hayatın içinde bulunmam hiçbir zaman mümkün olamazdı. Mevcut şartlar dahilinde ise umut etmeyi bir şekilde sürdürecek kadar yaşamayı seviyorum. Ben kendimi öldüremezdim.
İlk aşklar derin bir iz bırakır kalpte. Bilmediğin bir tecrübedir ilk aşk. İnsanın içini yakan kıpır kıpır yapan ayaklarını yerden kesen bir tutkudur o. Tabi insan böyle bir şeyle ilk deneyiminde duygularını hislerini öyle yoğun yaşıyor ki bir daha hiç yaşayamayacakmış gibi geliyor ona. Bir daha hiç böylesine acı çekemeyeceğini sanıyor. Aldanıyor elbette her zamanki gibi. İnsan işte bir ömür aldanmaya mahkum
ben senin yılgın bir hoşgörüyle beni benimsemene mi kaldım
sağlıklı insanın biraz da sevilmemesi gerekiyor, çünkü sevilmediği zamanlar insanın adeta antrenman zamanlarıdır.
sen bir dönem faşistisin
geçmişin bu kokuşmuş karanlık dehlizlerinde, o harabelerde, o yıkık dökük mağaralarda, izini yönünü kaybetmiş
sarmaşıkların içinde kendini boğulmuş gibi bulurken o eski defterleri karıştırırken koridorlarda kendine bir yol ararken... geçmişin defterlerini karıştırıp o iğrenç yarasaların gözümün önünde uçuştuğu
ilkkan: ne oldu, ne düşünüyorsun?
yılmaz: bi şey düşünmüyorum.
ilkkan: nasıl lan illa bi şey düşünüyosundur.
yılmaz: ya ilkkan birisine ne düşünüyosun diye sormak çok saçma yaa. ayrıca nezaketsiz de bir şey abi. kusura bakma ama bence öyle yani.
ilkkan:allah allah niye abi?
yılmaz: abi birincisi bu çok kişisel bir şey, ikincisi bunu anlatması çok zor, üçüncüsü hiç bir zaman insanın kafasında böyle yekpare kristal top gibi parlayan tek bir düşünce olmuyor. yani sen şimdi sorup da bok edene kadar benim aklımın bir köşesinde aint no sunshine when she's gone şarkısı çalıyodu birazcık, bu akşam ne yiyeceğiz acaba sandwich mi yiyeceğiz makarna mı yapsak sulu yemek yemiyoruz yememiz lazım düşünceleri... onun haricinde benim eski ev sahibimi biliyosun, o ev sahibiyle kafamda hayali bir tartışma yaşıyodum yani hatta kazanmak da üzereydim o tartışmayı. o yüzden ne düşünüyosun diye sorduğun zaman bu çok saçma oluyor ve içinden çıkılamaz bir hal alıyor. bildiğin vakit kaybı oluyor. bilmiyorum ki ne düşünüyorum. ne düşünüyosun diye düşünüyorum, ne düşündüğümü düşünüyor oluyorum o sırada işin içinden çıkamıyoruz sonra.
sağlıklı insanın biraz da sevilmemesi gerekiyor, çünkü sevilmediği zamanlar insanın adeta antrenman zamanlarıdır.
sen bir dönem faşistisin
geçmişin bu kokuşmuş karanlık dehlizlerinde, o harabelerde, o yıkık dökük mağaralarda, izini yönünü kaybetmiş
sarmaşıkların içinde kendini boğulmuş gibi bulurken o eski defterleri karıştırırken koridorlarda kendine bir yol ararken... geçmişin defterlerini karıştırıp o iğrenç yarasaların gözümün önünde uçuştuğu
ilkkan: ne oldu, ne düşünüyorsun?
yılmaz: bi şey düşünmüyorum.
ilkkan: nasıl lan illa bi şey düşünüyosundur.
yılmaz: ya ilkkan birisine ne düşünüyosun diye sormak çok saçma yaa. ayrıca nezaketsiz de bir şey abi. kusura bakma ama bence öyle yani.
ilkkan:allah allah niye abi?
yılmaz: abi birincisi bu çok kişisel bir şey, ikincisi bunu anlatması çok zor, üçüncüsü hiç bir zaman insanın kafasında böyle yekpare kristal top gibi parlayan tek bir düşünce olmuyor. yani sen şimdi sorup da bok edene kadar benim aklımın bir köşesinde aint no sunshine when she's gone şarkısı çalıyodu birazcık, bu akşam ne yiyeceğiz acaba sandwich mi yiyeceğiz makarna mı yapsak sulu yemek yemiyoruz yememiz lazım düşünceleri... onun haricinde benim eski ev sahibimi biliyosun, o ev sahibiyle kafamda hayali bir tartışma yaşıyodum yani hatta kazanmak da üzereydim o tartışmayı. o yüzden ne düşünüyosun diye sorduğun zaman bu çok saçma oluyor ve içinden çıkılamaz bir hal alıyor. bildiğin vakit kaybı oluyor. bilmiyorum ki ne düşünüyorum. ne düşünüyosun diye düşünüyorum, ne düşündüğümü düşünüyor oluyorum o sırada işin içinden çıkamıyoruz sonra.
Sayın yazarcımlar şunu deneyimledim ki bir kere ifşa olduğunuzda frensiz kamyon gibi herkes bi anda sizi tanıyor anlamadım gitti, baya 30-40 kişi rahat kim olduğumu biliyor su an fjsjdn buradan onlara selam ve bol bol öpücük
Bazen hayatımda ufacık anlarda fark ettiğimdir.
Sürekli tanım yapma hastalığı, “zıpır” kelimesini kullanma. Şimdilik bendeki semptomları bu kadar. Bir seneye Ali İhsan Varol olmak istiyorum, bütünüyle.
Sürekli tanım yapma hastalığı, “zıpır” kelimesini kullanma. Şimdilik bendeki semptomları bu kadar. Bir seneye Ali İhsan Varol olmak istiyorum, bütünüyle.
Aslında son kez görmek değil benim hikayemdeki belki tekrar görürüm onu ama hayatımın en üst sıralarındayken birden çıkıp gitmeden önce son kez gözlerinin içine baktığım,her zamanki gibi gözlerimizle konuştuğumuz günü bile unuttum. Hâlâ çok özlerim onu. Kızgınım,kırgınım ama özlemim her iki duyguya ağır basar hâlâ. Hâlâ eski günlerimizi hatırlarım;iki dost olarak gülüşmelerimizi, birbirimizi kollamalarımızı ve ne olursa olsun onu affetmemi. Eğer bilseydim son kez o sıcak halimizle konuşuyoruz ona her zamanki gibi sakın beni bırakma derdim seni sensiz yaşamak istemiyorum anılarla avunmak istemiyorum derdim. Belki karşılaşırız onunla bir daha ama bakar geçerim, görmem onu.
Lütfen sayın yazarlar dost olduğunuz birinin hayatından hiçbir şey söylemeden gitmeyin. Atlatılamayan acılardan birini yaşatmayın karşınızdakine.
Lütfen sayın yazarlar dost olduğunuz birinin hayatından hiçbir şey söylemeden gitmeyin. Atlatılamayan acılardan birini yaşatmayın karşınızdakine.
Eşeğe altın semer vurmuşlar eşek yine eşek
Birinin makamından veya ünvanın ötürü saygıyı hak etmesi gibi bir durum günümüz türkiyesinde mevcut değil. Siz yine de kibar olun ama semerin altındaki at mıymış eşek mi öğrenmeden "kıymetlim" demeyin derim.
Birinin makamından veya ünvanın ötürü saygıyı hak etmesi gibi bir durum günümüz türkiyesinde mevcut değil. Siz yine de kibar olun ama semerin altındaki at mıymış eşek mi öğrenmeden "kıymetlim" demeyin derim.
Geçen bir şeyler okumuştum budizmle ilgili onların 4 temel ilkelerinden ilki dukkha yani 'acıyı çekmek.' Doğarken ciğerine oksijen girer acı can verirken acı yaşlılık acı hastalık acı lezzetlerin yok olması acı acı acı acı...Hayat mutlak iyi hakikatlerin olduğu bir yer değil olsa ilahlık vermemiz gerekirdi. Sürekli bir çalkantı değişim dönüşüm içerisinde elbette, arızi olduğu için olmalı. Eğer bunlar olmazsa zaten sıkıntı çünkü bu sefer bu imtihanlar zorluklar meşakkat külfet olmazsa yaşamın kıymetini anlayamayız hayatımızın değerini arttırmayız. Bir şey ancak zıddıyla çarpışınca bilinebilir, anlaşılabilir. Hal böyle iken bizim acılara lüzumsuzca sanki yakınınca geçecekmiş gibi feryadu figan etmek yerine tam tersine onu yüklenmek hayatı olduğu gibi kabullenmek acısını çekmek gerektir. Bence ancak bu sayede insan hüzünden tam olarak sıyrılabilir
Sizin Hayır bildiklerinizde şer, Şer bildiklerinizde hayır vardır. ALLAH bilir, siz bilemezsiniz Bakara Suresi 216
“Muhakkak ki her güçlükle beraber bir kolaylık vardır, gerçekten güçlükle beraber bir kolaylık vardır”
İnşirah suresi 5,6
Arkadaşlar biraz uzun ve çokca dini içerikli olmuş olabilir mazur görün çokca uğraştığım bir mesele olduğundan uzunca yazayım dedim
Sizin Hayır bildiklerinizde şer, Şer bildiklerinizde hayır vardır. ALLAH bilir, siz bilemezsiniz Bakara Suresi 216
“Muhakkak ki her güçlükle beraber bir kolaylık vardır, gerçekten güçlükle beraber bir kolaylık vardır”
İnşirah suresi 5,6
Arkadaşlar biraz uzun ve çokca dini içerikli olmuş olabilir mazur görün çokca uğraştığım bir mesele olduğundan uzunca yazayım dedim
Sanmıyorum
10 kilogram kedi mamasına 785 tl verdim.
bizim apartmanın giriş katındaki 2+1 evi 1.5 milyona sattıklarını öğrendim.
paranın değerinin resmen 24 saatte bile yüzdelik şekilde ifade edilebilecek kadar azaldığını gördüm.
geçen gün gram altın dört basamaklı oldu.
gütfsözlüğe d3 finali ve para kaybı sorunlarına ağlamak için geliyorum maalesef sanırım.
bizim apartmanın giriş katındaki 2+1 evi 1.5 milyona sattıklarını öğrendim.
paranın değerinin resmen 24 saatte bile yüzdelik şekilde ifade edilebilecek kadar azaldığını gördüm.
geçen gün gram altın dört basamaklı oldu.
gütfsözlüğe d3 finali ve para kaybı sorunlarına ağlamak için geliyorum maalesef sanırım.
Bir zamanlar her biri benim de dilimden dökülen düşüncelerini ifade ettikten sonra yaşamdan ayrılma kararı alan kişi. Varlığından henüz dün haberim oldu. Hiç karşılaşmadık. Ama hep birbirimizi bilerek yaşadık. Enes, benim kaçıp kurtulmak için savaş verdiğim hayatın içine sıkışmış kalmış birisiydi. Ruhunun nasıl bir çırpınış içerisinde yitip gittiğini çok iyi anladım.
mimik ve jest kullanımları, özellikle ellerini nereye koyduklarına dikkat ederim
Bazı küçük detayları bile unutmayıp size ona göre davranan birilerinin varlığı olabilir. Bu detaylar hoşlandığınız, hoşlanmadığınız, olumlu, olumsuz pek çok şey olabilir. Bir insanı tamamen anlamak ve tamamen onun istediği gibi davranabilmek imkansız ama kastetmeye çalıştığım şey şu ki en azından karşınızdaki sizi düşünme nezaketini gösteriyor. Çoğu insan için nezaketin sadece bir mefhum olarak kaldığını düşünürsek çok kıymetli bir şey olsa gerek böyle insanların varlığı.
ekolayzerı, yüksek ses kalitesiyle, podcastleriyle ve konu konu playlistleriyle beni cezbetmiş olup 2015'ten bu yana kullandığım uygulamadır ancak ağırlıklı olarak underground ve old school rap dinleyicisi iseniz size yetmeyecektir.
Başı öne eğilmesin
Aldırma Gönül aldırma
Ağladığın duyulmasın aldırma gönül aldırma...
Aldırma Gönül aldırma
Ağladığın duyulmasın aldırma gönül aldırma...
Bu başlıktaki bir önceki enrtymde beklentim yok artık demiştim. Varmış sayın yazarlar hem de alası varmis. İnsanogluyuz tabi olacak. Beklenti de olacak, kıskançlık da olacak, kırgınlık, kızgınlık, hayal kırıklığı da olacak. Olacak da... Olacak da işte keşke olmasa
sayın dekanımızla okulumuzdaki sorunlar ve çözüm önerileri konusunda karşılıklı görüş paylaşımında bulunduk. okulumuzdaki sorunlarla çoktan ilgilenmeye başladığını ve gerekli çalışmaları yürüttüğünü öğrendik. Dekanımıza ilgisi ve bizi ağırlayıp dinlediği için teşekkür ederiz 🙏🏻
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
