falım sakız

sokratesla
hemen bir adet açtım ve siz değerli sözlük yazarlar için okuyorum:

“ışık saçar çevresine
boyu 170 santimetre
huyu güzel kendi gibi
o tam da sana göre”

beklediğimden çok spesifik bir tanım oldu.

cesur yeni dünya

karedeki kedi
(Dikkat! İlk paragraf gereksiz bilgi paylaşımı içermektedir.)
İsmini ilk duydugum andan beri okumaya niyetlenmiştim bu kitabı. Kitabı sonunda bu sene kütüphaneden almak nasip oldu. Alırken içimde umutsuzluk ve hayal kırıklıkları taşıyordum. Şimdi yeni yaşıma girmeden birkaç saat önce bitirdim ve distopya türündeki bu kitabı bitirirken ümit doluydum. Gereksiz detayları geçtikten sonra kitap hakkında düşündüklerime gelelim sevgili yazarlar.
Günümüz toplum yapısıyla da bağdaştırdığım bir alıntı ile başlamak isterim: "​Medeniyetin tek bir bedeli var: Bireysellik." Kitaptaki ütopik dünya tamamen insanların hazları üzerine kurulu, herkesin herkese ait olduğunu iddia ettikleri bir anlayışla ilerliyor. İnsanlar küçük tüplerde özel olarak büyütülüp yetiştiriliyor. Alfa, Beta, Gama, Delta, Epsilon şeklinde alt gruplar mevcut. Her biri en başından beri kendi görev takımlarına sadık şekilde eğitiliyor. Onların anlayışına göre özgürlük aslında seçim hakkının olmaması veya ihtimallerin zaten senin için önceden seçilmesiyle sağlanıyor. Mutluluk dedikleri şey aslında onların rutininden ibaret. Gerçek mutluluktan bihaberler. Ta ki bir gün mutluluğun acıyla var olabileceğini, herkesin kendi seçim haklarının olması gerektiğini düşünen John hayatlarına girene kadar da bu anlayış kusursuz bir şekilde ilerliyor. John'un ​"Gözyaşlarının da bir değeri vardır." cümlesi onlara karşı çıkış cümlelerinden yalnızca birisi.
Ben kitabı okurken çok eğlendim. Ne kadar distopik bir dünya olsa da günümüz dünyasıyla birçok benzerlik taşıyordu. Okumanızı tavsiye ederim.

soğan

daenerys targaryen
sol tarafta bu başlığı gördüğüm anda aklıma nedensiz bir şekilde sadece selda bağcan'ın ölümsüz eseri olan yiğit muhtaç olmuş kuru soğana parçasını getirdi. ahafasas

ay çekirdeği

nickalengelo
düşünsenize pikniktesiniz, mangal yapılmış bitmiş üzerine çay içiliyor. hava kararmış, hafif esiyor ve maaile oturup koca bir paket çekirdeği bitiriyorsunuz. şunun gibi terapi çok azdır eminim

geceye bir şiir bırak

uzumlu kek chen
Bir eylüldü başlayan içimde,
Ağaçlar dökmüştü yapraklarını,
Çimenler sararmıştı,
Rengi solmuştu tüm çiçeklerin.
Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı,
Katar katar gidiyordu kuşlar uzaklara,
Deli deli esiyordu rüzgar,
Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa,
Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar..

Neydi o bir zamanlar
Sevmişliğim, sevilmişliğim?
O heyheyler, o delişmenlikler neydi?
Ne bu kadere boyun eğmişliğim,
Ne bu acıdan korlaşan yürek,
Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım.
Önümdeki dizboyu karanlıklar da ne,
Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım..

Beni kötü yakaladın Haziran,
Gamlı, yıkık Eylül sonuma
Bir ilk yaz tazeliği getirdin,
Masmavi göğünle,
Cana can katan guneşinle.
Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime,
Çiçekler açtı dokunduğun,
Çimler büyüdü yürüdüğün
Ve güller katmer katmer oldu güldüğün yerde..

Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi,
Öldürdüğün yemişlerin ağirlığından
Dallarım yere değiyor,
Güneşi batmadan saçlarının,
Bir dolunay doğuyor bakışlarından.
Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma,
Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık,
Başım dönüyor, off başım dönüyor yaşamaktan,
Ölebilirim artık..

Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse,
Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma.
Baksana; parmak uçlarım ateş,
Lavlar fışkırıyor gözbebeklerimden,
Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
Benimle meydan oku her çaresizliğe,
Benimle uyu, benimle uyan,
Birlikte varalım onüçüncü aylara,
Ben bir Eylül, sen Haziran...

whatsapp vs telegram

red
whatsapp zaten verilerimizi satıyordu, illegal olarak. hatta bu sebepten mahkemelik da oldular, dava hala sürüyor. ama olay şu ki artık bunu yasal hale getirdiler. avrupa ülkelerinde böyle bir durum yok. orda devletler "ben vatandaşımın verilerini satmam" diyor tabiri caizse. bizde ise herkes "ya zaten nolacak, benim arkadaşıma bebiş stickerı atmamı mı satacaklar" mantığında olduğu için birçok kişi pek sallamadan bunu kabul ediyor. bence bu durumun, izin vermemiz halinde olacaklarla ilgisi yok. kişisel olarak bundan maddi ya da manevi bir zarar görmemiz pek olası değil çünkü. bu tamamen bizimle ilgili. herkesin kendine "ben bana zorbalıkla dayatılan bu anlaşmayı kabul edip bir şey olmamış gibi hayatıma devam mı edeceğim? yoksa buna karşı mı çıkacağım?" sorusunu sorması gerekiyor. bir deyim vardır: bugün elini veren, yarın...

sahur programları

daenerys targaryen
hocam öncelikle hayırlı ramazanlar buradan aileme selam gönderiyorum. benim size bir sorum olacak. şimdi ben sakız çiğnersem eğer orucum bozulur mu?

çıkmış 2018-19-20-21 kısaca her sene soruluyor dikkat edelim
evet bozuyor knk
6

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol