ali cabbar

deli dumrul
Ah anadolu çocuğum benim. Eskiler anlatır benim yaş yetmez. Seven adam tribali vardır. Baktı artık işin olacağı yok, Sizi ıslayan itfayenin hortumunu der ve oğlan, çeker gider askere. Uzun dönem yapar min 18 ay severse tezkere de bırakır. Hayata küsmüş modunda askerlikte kafayı dağıtır daha doğrusu unutmaya çalışır. Soğuk suyun altında banyo yapar, patetes soğan soyar, tuvalet temizler ve en güzeli kim bilir belki iki-üç terörist avlar. Ama döndüğünde... Döndüğünde dünya değişmiştir. Sevdiceği başkasıyla evlenmiştir belki de çoukları bile vardır. Sonra da çalsın sazlar, yazılsın sözler, söylensin türküler.

Ben ise bu kaçış mekanızmasını (askerliği) günümüzde ders çalışmaya benzetiyorum. Eskiden vatana millete hayırlı olayım bunlardan bana hayır yok anadolu çocuğu, artık bari akademi kasayıma evrildi:

Bir arkadaşım yks-tyt'ye bir gün kala terk yemiş sevgilisinden. iki mi üç yıllık mı ilişkisini karşı taraf bi mesajla bitirmiş. Sonra kolay mı -değil. Başlamış ders çalışmaya, çalışmış çalışmış. Amacı öğrenmek falan da değil. Sadece hırsını çıkartacak yer. Eskinin askerliği dedim ya.. kafasını eskiyi düşünemeyecek kadar yoracak. Bas babam bas ne gelirse test konu tekrarı bass. Sonra tr bininciliği gelmiş oğlana

Diğer arkadaşım da after komit patladı. Anlaşılamamış olmuyormuş. İnsaflı kız komit sonrası demiş. Bi iki hafta afallamanın ardından bu da başladı akademik. Bas babam bas. Kardiyo komitinde kişisel rekoru kırdı sonra hızı alamadı bayağı bi uzaklaştı takip mesafemden de çıktı. Notlarını göremedim

pressure

deli dumrul
geçen sene veya ondan önceki. konferans salonunda fakültemizin değerli topluluklarınından birinin etkinliğinde bir doktor abimizin kariyer yolculuğunu dinlemeye gittim. öğrenciliğinde gezdiği ülkeler odaklı, aylık yüz bin liralık maaşı istemeyip yurt dışında araştırma yapmayı seçmesi sonuçlu bir kariyer. konuşmasının bir yerinde "burada duyacağınız bir söz belki de hayatınızda yeni bir kapı açabilir" ana fikirli. ve "hayatınızda hiç beatles dinlediniz mi" sorusu benim konferanstan çımbızladığım

sohbetin bir yerinde hayatında hiç beatles dinlemeyen var mı sorusu soruldu zaten 20-30 kişi varız yarısından fazlası el kaldırdı. ah sizin yerinizde olmak için neler vermezdim ben dedi konuşmacı. belki de sunumdaki en samimi andır o kesit. devam etti, sıfırdan beatles'la tanışmayı o kadar çok isterdim ki.. yeniden o zevki tatmak mesela ben şu an dinlesem nerede nefes aldığına kadar bilirim şarkılarını, ilk dinlediğimdeki zevke vermeyecek hiçbir zaman ama sizin için bu hazine. hâlâ keşfedilmemiş eşsiz bir deneyim yaşayabilirsiniz çok şanslısınız

benim için konuşmanın ampul yakan kısmıdır. konuşmacının ana fikre ulaşmak için döktüğü cümleler-kelimeler arasında kiliti açmaya o beatles sorusu anahtar oldu. genişleteyim

hayatımda hiç interstellar izlememiş olmak isterdim veya hayatımda hiç cengiz aytmatov okumamayı veya oynadığım ilk okeyle pokerin zevkini tekrar yaşamayı veya nolanın filmlerinin en sonundaki şaşırma hissini sıfırdan tekrar yaşamayı veya hiç aşık olmamayı dilerdim. konuşmacının söyleşisiyle; sıfırdan the beatles'ın şarkılarını bıkana kadar dinlemek tekrardan o hazzı dibine kadar yaşamak isterdim. Henüz deneyimlemediklerimin değerine saygı duyuyorum. Teşekkürler

tanm: bu yazının ilhamı bir billy joel şarkısı

... bağımlısıyım

limon
Hoşsohbet, nahif ve ince düşünceli insanların ...

Yanlarında insan olmanın ne anlama geldiğini tekrar tekrar keşfettiğimiz kimselerdir. İyi ki varlar, umarım sayıları logaritmik artar. Günümüz toplumununun büyük bir kesimi katlanılamaz hale geldi çünkü.

kendinizdeki değişim

mdblue
Önceden burası olsun, söz hakkım olan herhangi bi yer olsun; konuştuktan sonra acaba o ne düşündü, şu kişi saçma mı buldu, mantıksız mı konuştum filan diye çok kafa patlatırdım. Artık yalnızca kendimle ve düşüncelerimle ilgileniyorum. Herkes anlamak istediğini anlayacak nasıl olsa.
Ve evet önceden insanları ikiye ayırırdım. Düşünenler ve insanların ne düşündüğünü düşünenler…
Ben artık birinci kategoriye giriyorum müsaadenizle. :))

açılın ben doktorum

armut
Başıma gelmesinden deli gibi korktuğum hadisedir. Hiç yaşamadım. Yaşamam gerektiğinde de adeta şoka uğradım. geçen sene milli kütüphaneye kart çıkartmak (nasip olmadı) için gittiğimde görmüştüm kazayı. Tam da gözümün önünde oldu. Aleyna isimli bir kız yaya geçidinden geçiyordu ve kıza araba çarptı, Kendisi ile tanışmıyordum arkadaşları seslenirken duydum, Tahminimce liseliydi ve ders çıkışında çalışmaya gidiyordu. Hızlıca kaza yerine ulaştım. Bir anda toplanan kalabalıktan sıyrılıp yerde uzanan Aleyna'ya baktım. Hemen gözümle inceledim. Alnında bir şişlik vardı ama kanlı, ezilmiş, büyük bir şişlik değildi. Çarpmanın etkisi ile oluşan basit bir şişlik olabilirdi diye düşündüm. Ama kafa sonuçta içinde beyin var. İlk giden kişi olsam asla başına hareket yaptırmazdım. Kendisi ben gidene kadar çoktan oturur pozisyon almıştı. sordum nerelerin ağrıyor diye. Genel olarak problem yok gibiydi. Ellerine baktım. Elleri yer yer çizilmişti ve kanamıştı, aynı zamanda da toz, pislik içinde kalmıştı. Çantamdan ıslak mendil çıkarıp tampon hareketler ile kan dağılmadan yara yerin çevresindeki tozları sildim. Buraya kadar kendime göre (sınıfım küçüktü çünkü) oldukça bilinçli bir tavır sergilemiş gibi dursam da bu olayda çok büyük bir eksik vardı. Kıza kendimi tanıtmadım. Belki sorduğum sorulardan dolayı sıradan bir vatandaş gibi yaklaşmadığımı fark etti. Fakat kızın yanında duran arkadaşları yaşça küçüktü ve uzakta kaldılar, kaza durumundan çekindiler. Kim olduğunu bilmediği biri tarafından hastanın ilk kontrolü yapıldı. (Benden önce konuşanlar ya da fikir söyleyenler oldu ama bilinçli ifadeler olmadığını fark ettiğim an devreye girdim) Çok korktuğuna eminim, ambulansa binerken ağlıyordu kız. fakat ben de korkmuştum. Kendisine karşı olan bu tutumum için üzgünüm. Yeterince soğukkanlı değilim.

güzel bir his tarif edin

lavinia
Sevdiklerinle normal bir aktivite yaparken (birlikte sakin ve huzurlu bir şekilde daha doğrusu) bu huzurun, sakinliğin o an farkına varmak. En büyük nimet ve en güzel duygu!! Bu aralar alakasız şeyleri örneğin ceviz ayiklamamizin veya kitap okumamizin videosunu çekiyorum çünkü bu küçük anlar aslında en huzurlu belki en kıymetli vakitlerimiz cok üzülüyorum :(. (buraya nasıl geldi konu anlamadim fhsjsk)

çokbilmiş insan

clarice starling
gerçekten çok bilmiyorsa çekilmez olan insandır. gerçekten çok bilen bir insan bilgi ve birikimlerini "çokbilmişlik" yapmadan, rahatsız edici olmadan etrafındakilerle paylaşır ve bu güzel bir şeydir. ama hiçbir şey bilmediği halde her şeyi bildiğini zanneden, bir de üstüne üstlük kendinden ve söylediklerinin doğruluğundan gereksiz derecede emin olan insan tam bir baş belasıdır. her konuda mutlaka fikirleri vardır böyle insanların ve ortamda o konunun uzmanı olan biri dahi olsa bu kişiler kendi bildiklerinin en doğru olduğunu düşünmeye ve konuşmaya devam ederler. "bu konunun uzmanı var burda, o bu işin okulunu okumuş, bu konuda daha bilgilidir" vb şeyleri asla söylemezler ve asla susmazlar. nasıl bir özgüvense artık..

sevmek mi sevilmek mi

ileleualatyr
Sevilmek çünkü insanı güzelleştiriyor, sevmek de güzel ama sevilmek başka. Sadece sen sevdiğinde üzüldüğünde halini hatrını soran, içini dökebileceğin biri olmuyor; sevildiğindeyse seni sevene koşup iyi hissedebiliyorsun.
Hayatta ekstradan dert sahibi olmayayım diyorsanız sevilmek diyorum.

spotify

limon
Boşu boşuna ödeme yaptığım uygulama. Çevre baskısı ile zorla kullandırılmaya çalışılıyor, hâlâ direniyorumm.
YouTube premium aynı işlevi görmüyor mu??
5

sözlük formatı

qwerty
çok fazla hata görüyorum. diğer sözlüklerde yaptığım derin araştırmalar sonucu ulaştığım 10-15 yıllık bilgi hazinesini aşağıdaki sizlerle paylaştım.

1. bkz :
sözlük içerisinde bir başka konu başlığına bağlantı yapmaya yarar. cümle ortasına konulursa (bkz: okuma zorluğu) yapar. tek başına kullanılabilir.
minik tavsiye: hiçbir zaman başlık olmayacak bir söz öbeğini bkz içinde kullanmak son derece zararlıdır. verilen bir bkz'ın başlık formatına uygun olması gereklidir. çünkü, her bkz bir başlık demektir. başlık formatına uymayan bkz'lar konsepte de uygun değildir. genellikle yapılan en büyük hata veya kaçış, entry formatına uymayan bir sözü bkz içine alarak işi kotarmaya çalışmaktır. tekrar belirtileceği gibi, verilen bkz'ların mutlaka ama mutlaka başlık açma formatına uyması gerekmektedir.

örnek: (bkz: örnek)

2. gbkz :
cümle ortasında gecen bir tümceye yönlendirme yapmak için kullanılır. bir entry tek başına gbkz olamaz. bu gibi durumlarda bkz yapılması gerekir.

örnek: bu bir örnek cümledir.

3. abkz :
mini yorumların, notların, açıklamaların yapıldığı bkz türü. bir entry tek başına abkz olamaz.

örnek:

4.ebkz :
hashtag koyuyor. ne işe yaradığını bilmiyorum, halen çözmeye çalışıyorum.

örnek: (bkz: #örnek)

çok fazla şu yanlışı görüyorum:
[bkz][/bkz]yazılmakistenenşey
iki bkz arasına yazmanız lazım sevgili arkadaşlar bu kullanımda

ve sözlüğümüzdeki youtube butonunu kullanırken yapılan yanlışlar
[youtube][/youtube] youtubecom/ornekvideo
[youtube](boşluk)youtubecom/ornekvideo(boşluk)[/youtube]
[youtube](boşluk)youtubecom/ornekvideo[/youtube]

doğrusu:
[youtube]youtubecom/ornekvideo[/youtube]

aklıma geldikçe ve gördükçe ekleme/düzenleme yapmaya çalışırım.

ölüm

lavinia
Sayın yazarlar az daha boğularak ölüyordum. Hem de turşu yerkenn!!! Trajikomik bir ölüm olurdu. Ölümünü böyle hayal etmemiştim açıkçası fjdjdn
4

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol