Sanmak…Düşünüleceğini sanmak,üzüleceği fark edilir sanmak,umut ettikleri olur sanmak,bazı şeylere layık görüleceğini sanmak. İnanmaktan gelen sanmak üzer
Goethe'nin yazdığı, mektup formatında, aşk temalı kitap. Psikoloji sevenlerin de bence ilgisini çekecektir. O yönüyle de değerlendirilebileceğini düşünüyorum.
odamda kendi halimde otururken kardeşim bir anda kapıyı açar ve şu mantık abidesi soruyu sorar: "dövüşelim mi?".
2 dakika sonra bir bakmışım ellerimde boks eldivenleri... bu çocuk da olmasa sıkıntıdan ölürüm herhalde evde :')
2 dakika sonra bir bakmışım ellerimde boks eldivenleri... bu çocuk da olmasa sıkıntıdan ölürüm herhalde evde :')
tabii ki kendi içinde güzel yanları vardı ama nedense çocukken tek çocuk kalmaktan çok korkuyodum.çevremde herkesin kardeşi vardı ve hepsinin de aralarında güzel bir bağ vardı belki onun etkisidir bilemiyorum..neyse ki bir süre sonra kardeşim oldu da kurtuldum bu korkumdan :d
kronik olarak yalan söyleyen insan.
ekşi'de gazi tıp'a kolay diyen yazar mesela, o bir yalancı işte.
(bkz: keşke tanımasaydım denilen kişi)
ekşi'de gazi tıp'a kolay diyen yazar mesela, o bir yalancı işte.
(bkz: keşke tanımasaydım denilen kişi)
Uzun süredir bu başlığa “tek bir kişiyle ilgili şeyler” hariç yazacak bir şeyim olmuyor. Eskidense nerdeyse her gün bu başlığa doldurabilecek ufak tefek bir şeylerim illa olurdu. Tabii ki sebebi ben miyim acaba diye önce kendimi sorguluyorum (kafamdan alevler çıkana kadar (mecaz) ) ama kendine haksızlık etme alışkanlığını bırakamamış biri olarak bu sefer ben bile kendimde göremiyorum sorunu. Sanırım başka.
eurovisionseverler için verimli bir gün. Moldova ve İspanya'nın şarkısı sonunda belli olmuş.
iyi bayramlar
Şimdi üç deyince yataktan çıkıyorum. Bir ikiii…ama çıkmak istemiyorum, ben uyumak istiyorum. Ne yesem bir de bunu düşünmem lazım, karar veremem ki. Hadi ilele sen yaparsın :(
Üzgünüm ben de
Deniz, kum, yalnızlık. Güneş olmasa da olur.
*son güne bırakma hastalığı olarak ayrıntı verip güncellemek istiyorum. 10 günde rahat rahat parça parça yapmaktansa 1 günde tam potansiyelde sıkışık sıkışık yapıp bitirmeyi kendine görev edinmiş ve muhtemelen doğuştan böyle olup böyle de gidecek biri olarak, düzen karşıtı stres dostu bir hastalıktır. Ama kesinlikle daha keyiflidir :d
Mevsim sonbahar..hava yağmurlu, sırılsıklam olana kadar yürüyeceksin bir yandan da yaprakların hüzün senfonisiyle yere doğru süzülüşünü izleyeceksin ve biraz da üşüyeceksin daha ne isteyeyim.
Dönem 1-2-3 ken hava hoştu 4 ken biraz yılgınlık geldi 5 olunca okuldan tiksindim intörnlüğü hayal etmek istemiyorum iliklerime kadar tiksinirim herhalde çoğu branşta yaralı parmağınıza işemezler acili zaten berbat olan tıpımsı fakülte
yaptığı müziğin kalitesini düşününce aramızdan ayrılışı daha da koyan gitarist. kendisi hakkında bir sürü sevgi dolu sözüm var ama tek söyleyebileceğim yaptığı iki albümle ne kadar değerli bir sanatçı olduğunu zaten kanıtlamıştır. keşke dünyaya biraz daha katlanabilseydi, değerli eserlerini daha çok dinleyebilseydik.
Okula geleli 1 buçuk ay olmasına rağmen her gün muhakkak zihnimi yoklayan düşünce. Doğru mu yaptık yanlış mı, onu zaman gösterecek..
Arkadaşlar hastalığı tek nefeste okuyayım derken nefessizlikten boğuluyordum ismi böyleyse kendisi nasıldır :)
Lise: sınıftakilerin çözemeyip getirdiği soruları çözmeye çalışan.
Üniversite: sınavda şıklardan öğrendiği bilgiyle başka soruyu çözmeye çalışan. (bkz: çaresiz hissedilen anlar)
Üniversite: sınavda şıklardan öğrendiği bilgiyle başka soruyu çözmeye çalışan. (bkz: çaresiz hissedilen anlar)
Star wars'ın s'sini bilmeyen beni hayran bırakmış dizidir. Anca izleyebildim hemen bitirdim. Bilim kurguyu severiz efendim. Din djarin abime selamlar.
Babam biraz celalli bir anadolu çocuğudur sayın yazarlar, öyle haksızlığa tahammül edemez, içine oturur. Eski evdeyiz, apartmanın birinci katında oturuyoruz. Babam da ben doğduğumdan beri sigarayı balkonda içer, bu alışkanlığını bu küçük balkonlu evde de devam ettirdi. Mevsimlerden sonbahar, House MD'li bir akşam; babamın sigara molasından gelmesini bekliyoruz ki diziyi devam ettirelim. Baba Bey büyük bir hışımla dombuldayarak geldi, gözlerden alev fışkırıyor. Bol sıfat tamlamalı bir küfür serisinin ardından konuyu anladık: baba bey balkonda, kullanılmış ve üzerinde hala kıllar olan bir tıraş bıçağı bulmuştur! Çöpe atıp hayatına devam etmek bir anadolu çocuğuna yakışır mı hiç?! Hadleri bildirilmelidir nitekim bu insanlik değildir! Kendisi bayağı zeki bir adamdır ve elinden geleni ardına koymayacaktır! Word belgesi açılır, insanlık dersi kelimelere dökülür ve binanın giriş kapısına asılmak üzere basılır. Yeter mi? Elbette hayır. Yapanın, kıllı kalmayı dileyeceği bir ceza düşünülmelidir. Ertesi gün sevgili elegantmoon'unuz okula giderken yazıyla birlikte o kıllı tıraş bıçağını apartmanın giriş kapısına bantlanmış şekilde bulur. Baba beyi kim durduracaktır? En nihayetinde apartuman yöneticisi de kendisidir! Bu onlara, derslerini verecektir!
Gerekli dipnot 1: o kıllı tıraş bıçağı iki hafta giriş kapısına bantlı şekilde kalmıştır.
Gerekli dipnot 2: yer, Ankara'nın merkezidir.
Gerekli dipnot 1: o kıllı tıraş bıçağı iki hafta giriş kapısına bantlı şekilde kalmıştır.
Gerekli dipnot 2: yer, Ankara'nın merkezidir.
Gene mi geç kaldık hayata..
dark bunlardan biri olabilir. bana goodbye ve red morning'i kazandırmıştı.
Burdan çıkış yok :')
Bir bebek gibi kucaklanmak yaa ne bileyim
sürekli kıyamet senaryoları yazmak en ufak bir şey de bile aklıma en kötüsünü getirmek yok yere kendimi üzmek:(
şöyle bir tekrar okuyunca belki bu hastalık olmayan hastalık değil de hastalık olan hastalık olabilir gibi geldi.
şöyle bir tekrar okuyunca belki bu hastalık olmayan hastalık değil de hastalık olan hastalık olabilir gibi geldi.
günaydın sevgili sözlük halkı, tam dün gece uykuya dalarken aklıma muhteşem bir başlık fikri geldi. bugün öyle bir başlık açacağım ki gütfsözlüğü tamamen değiştirecek ve çağlar boyu süregelen tartışmalar nihayet bir sonuca varacak. takipte kalın ve heyecanınıza yenik düşmeyin .
Mutluluklar da hüzünler de,attığımız kahkalar da döktüğümüz gözyaşları da,bitmeyecek gibi gelen geceler de sonsuzmuş gibi görünen gündüzler de,hayatımıza anlam katan heyecanlarımız da her şeyi mahveden korkularımız da her şey geçicidir şu fani dünyada. Bana göre kalıcı olan tek şey “sevgi”dir bu hayatta. Tanıdığınız ya da tanımadığınız her bedene ektiğiniz sevgi tohumu o yürekte filizlenir.sularsanız çiçek açar belki sulamasanız bile o yürekte tutunmanın bir yolunu bulur inanın ki. Sevginin olduğu,sevginin değdiği hiçbir his,düş yA da olay geçici değildir.Geç kalmayalım yeter ki. Sevgi her yolu bulacaktır yüreğin kilitlerini açmak için.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
