Hayatımda hiç çiçek satın almadım. Bana çiçek alan da olmadı. Birine çiçek alınması gerekirse ve yanlış anlamlı çiçek alırsam diye bir çekince içerisindeyim. (Hasta olan tanıdığa ayrılık ve hüzün manasında çiçek alınmadı henüz)
Sevdiklerinle normal bir aktivite yaparken (birlikte sakin ve huzurlu bir şekilde daha doğrusu) bu huzurun, sakinliğin o an farkına varmak. En büyük nimet ve en güzel duygu!! Bu aralar alakasız şeyleri örneğin ceviz ayiklamamizin veya kitap okumamizin videosunu çekiyorum çünkü bu küçük anlar aslında en huzurlu belki en kıymetli vakitlerimiz cok üzülüyorum :(. (buraya nasıl geldi konu anlamadim fhsjsk)
teorik derslerde ezberlediğimiz bu rahatsızlıkları klinikte gerçekten görünce bu bizim için yeni bir şey olacak mı? Qualia!
çok soğuk bir yerde not okuyorum. iyi oldu ama uykum açıldı.
artıkk sormayınnnnnn tabi ki friends ama himym'ı da yedirmem
Çıldırıyorum! Uyumam lazım
(bkz: #21096) arttırıyorum.
Serdar ortaç-Mesafe
Serdar ortaç-Mesafe
burası boş kalmış. taraf olmayan bertaraf olur.
Düşüncesi bile huzur veriyor. Yüzüme çarpan hafif, ılık hava... Hatta kokusunu bile duyabiliyorum. Özlendi:(
"Öylesine aradım."
bırakmadım ama gerçekten azalttım. sinirlenmeyi tamamen bırakmak diye bir şeyin söz konusu olduğunu sanmıyorum. ama insanlar gerçekten çok anlamsız şeylere sinirleniyor, hatta insanlar her şeye sinirleniyor. bunu kendimize de başkalarına da yapmamalıyız. küçük ve anlamsız şeyleri bile krize dönüştürmemeliyiz.
bu arada şunu da söylemeliyim ki önemli olan asıl şey sinirlenmeyi bırakmak değil, sinirlendiğimizde verdiğimiz tepkileri kontrol etmeyi öğrenmek. insanız, elbette sinirleniriz. ama öfkeli olduğumuzda kontrolümüzü kaybetmemeliyiz. ne söylediğimize, ne yaptığımıza dikkat etmeliyiz.
eskiden çok anlamsız şeyler bile beni sinirlendirirdi ve bazen gerçekten anlamsız tepkiler verdiğim olurdu. haklı olduğum bir durum bile olsa tepkilerimin o derece sert olmasına gerek yoktu oysa. büyüdükçe bu durum azaldı çok şükür.
saçma sapan şeylere öfkelenmeyi büyük ölçüde bıraktım. aynı zamanda öfkeliyken kendimi kontrol etmeyi, kendimi sakinleştirmeyi, çözüm odaklı davranmayı da büyük ölçüde öğrendim diyebilirim, yani en azından deniyorum. neden biliyor musunuz? benim hayalimde bir "ideal insan" profili vardı, bu ideal insan "ideal toplum"u oluşturacak olan insandı. olmak istediğim ve çevremde olmasını istediğim insandı. aradığım, hasretini çektiğim "medeniyetin" anahtarıydı o insan profili. düşündüm, gerekli gereksiz her şeye sinirlenen ve daha da önemlisi sinirliyken kendini kontrol etmeyi bilmeyen insan ideal ve medeni olamazdı. böyle şeyler ideal insana ve medeniyete yakışmazdı. çözüm odaklı, mantıklı, anlayışlı, kontrollü ve sakin olmalıydı o insan. olmak istediğim insanın özelliklerine uygun davranmaya çalışmak bu konuda beni tetikleyen ve kendimi düzeltmek istememe neden olan şeydi yani.
evet, hala sinirleniyorum. evet, hala bazen gereksiz tepkiler veriyorum. evet, bazen çözüm odaklı olmak yerine kestirip atmak istiyorum. ama bunların yanlış olduklarını ve hoş olmadıklarını biliyorum. geçmişteki ben' den daha iyiyim bu konuda, gelecekte de şimdiki ben' den daha iyi olacağım inşallah.
bu arada şunu da söylemeliyim ki önemli olan asıl şey sinirlenmeyi bırakmak değil, sinirlendiğimizde verdiğimiz tepkileri kontrol etmeyi öğrenmek. insanız, elbette sinirleniriz. ama öfkeli olduğumuzda kontrolümüzü kaybetmemeliyiz. ne söylediğimize, ne yaptığımıza dikkat etmeliyiz.
eskiden çok anlamsız şeyler bile beni sinirlendirirdi ve bazen gerçekten anlamsız tepkiler verdiğim olurdu. haklı olduğum bir durum bile olsa tepkilerimin o derece sert olmasına gerek yoktu oysa. büyüdükçe bu durum azaldı çok şükür.
saçma sapan şeylere öfkelenmeyi büyük ölçüde bıraktım. aynı zamanda öfkeliyken kendimi kontrol etmeyi, kendimi sakinleştirmeyi, çözüm odaklı davranmayı da büyük ölçüde öğrendim diyebilirim, yani en azından deniyorum. neden biliyor musunuz? benim hayalimde bir "ideal insan" profili vardı, bu ideal insan "ideal toplum"u oluşturacak olan insandı. olmak istediğim ve çevremde olmasını istediğim insandı. aradığım, hasretini çektiğim "medeniyetin" anahtarıydı o insan profili. düşündüm, gerekli gereksiz her şeye sinirlenen ve daha da önemlisi sinirliyken kendini kontrol etmeyi bilmeyen insan ideal ve medeni olamazdı. böyle şeyler ideal insana ve medeniyete yakışmazdı. çözüm odaklı, mantıklı, anlayışlı, kontrollü ve sakin olmalıydı o insan. olmak istediğim insanın özelliklerine uygun davranmaya çalışmak bu konuda beni tetikleyen ve kendimi düzeltmek istememe neden olan şeydi yani.
evet, hala sinirleniyorum. evet, hala bazen gereksiz tepkiler veriyorum. evet, bazen çözüm odaklı olmak yerine kestirip atmak istiyorum. ama bunların yanlış olduklarını ve hoş olmadıklarını biliyorum. geçmişteki ben' den daha iyiyim bu konuda, gelecekte de şimdiki ben' den daha iyi olacağım inşallah.
Bugün kollarımda ve bacaklarımda hiçbir işe yaramadı. Bir gün denize gittim, her yerim amele yanığı oldu yine.
Hayır demek
Taraflar birbirini çekici bulduktan, birbirlerini istedikten sonra gerisi teferruattır. Bu durum tüm ilişkiler için geçerlidir.
Şimdi kim istemez ki bir ilkbahar sabahı ormanlık arazide yürüyüş yapmayı ardına bir de mangal yaptın mı tamamdır.
Bu hastalığın sebebi tevehhümü ebediyettir. (her şeyin sabit ve ebedi görünmesi) her an gelebilecek olan o ertelenemez şey gelmeden bu hastalıktan kurtulun. Hayatınızın ucuz ve değersiz olmadığını hatırlayın.
Bugünüyle yarına aynı olan ziyandadır-Hadis
Bugünün işini yarına bırakma-Atasözü
Bugünüyle yarına aynı olan ziyandadır-Hadis
Bugünün işini yarına bırakma-Atasözü
Yavru tavşanım vardı..bahçeye çıkarmıştım biraz gezsin oynasın diye biranlık dalgınlığıma geldi bi arkamı döndüm tavşanım kedinin ağzında bi çığlık attım o çığlığı duymak istemezdiniz..bu da benim travmamdır
Babamın tesellisi de kızım hayatın kanunu bu kedi aç mı kalsın yani demişti daha çok ağlamıştım..
Babamın tesellisi de kızım hayatın kanunu bu kedi aç mı kalsın yani demişti daha çok ağlamıştım..
biraz kötü bir başlangıç olmuştu. uçaktan indim taksiye bindim gidiyoz. taksici sordu öğrenci misin nerden geldin falan. nereli olduğumu söyledikten sonra “bi şey olmaz bu ülkenin her yeri bizim” demişti.
Mabel Matiz'in Yaşım çocuk şarkısıdır. Ne zaman dinlesem bir daha çocuk olamayacağımı hatırlarım
Açıkçası keşke gelmeseydi dedirtendir.
El sallayan birisini görürsün sen de el sallarsın sana olmaz...
Yazsın kardeşim nolcak ya, hayalidir belki adamın olabilir. Tabi gelen eleştirileri ve maddi sıkıntıyı yüklenmesi gerekir ama yazıyorsa yazsın ben destekliyorum ya
internetin nimetlerinden olan, kullanana fayda sağlayacak ve çok da fazla insanın bilmediği sitelerdir. başlık altında birikirse güzel bir rehber gibi olur diye umdum sayın yazarlar.
https://www.music-map.com/
bu sitede bulunan arama butonuna istediğiniz bir sanatçı veya grubu yazdığınızda, merkeze yakınlıkları farklı olacak şekilde birçok sanatçı haritalandırılmış oluyor. merkeze en yakın olanlar, yazdığınız sanatçıya tarzı en çok benzeyenlerdir. Şarkı/Sanatçı/grup keşfetme sitesi yani kısacası. Umarım 1-2 güzel melodi keşfetmenize aracı olur:)
https://www.music-map.com/
bu sitede bulunan arama butonuna istediğiniz bir sanatçı veya grubu yazdığınızda, merkeze yakınlıkları farklı olacak şekilde birçok sanatçı haritalandırılmış oluyor. merkeze en yakın olanlar, yazdığınız sanatçıya tarzı en çok benzeyenlerdir. Şarkı/Sanatçı/grup keşfetme sitesi yani kısacası. Umarım 1-2 güzel melodi keşfetmenize aracı olur:)
evet eski yorumum beğeni aldığı için ekleme yapmak istedim unuttum mu derseniz çoktan unuttum.açıkçası bu kadar erken unutacağımı düşünmemiştim.tavsiyelerimi ekleyeyim :)
1-kesinlikle her yerden engelleyin ve fake hesaplardan falan stalklamak gibi saçmalık yapmayın
2-tüm mesajları,resimleri,sesleri silin eskiye dair hiçbir iz kalmasın
3-efkarlı müzikler dinleyip kendinizi zorla efkarlandırmayın. hareketli şarkılar tam bugünler için :)
4-son olarak hiç kimse sizden daha değerli değil bunun farkına varın.kimsenin sizi üzmesine izin vermeyin
1-kesinlikle her yerden engelleyin ve fake hesaplardan falan stalklamak gibi saçmalık yapmayın
2-tüm mesajları,resimleri,sesleri silin eskiye dair hiçbir iz kalmasın
3-efkarlı müzikler dinleyip kendinizi zorla efkarlandırmayın. hareketli şarkılar tam bugünler için :)
4-son olarak hiç kimse sizden daha değerli değil bunun farkına varın.kimsenin sizi üzmesine izin vermeyin
İkiyi geçmiş bu saatte duygusal entry girilmez
Hayatımın hiçbir döneminde yozlaşmış okul konseptinin içinde öğrenmedim. Hayatıma değer katan hiçbir bilgiye okullar vasıtasıyla ulaşmadım ki buna yükseköğrenim kurumum da dahil. Ünlü İrlandalı tiyatro yazarı Bernard shaw'ın bu konuda çok veciz bir ifadesi vardı: “eğitimime okul yüzünden uzun bir ara vermek zorunda kaldım.”
Bugünün adem-i merkeziyetçi eğitim anlayışı ne yazık ki bırakınız ortaöğretim kurumlarına, henüz yükseköğrenim kurumlarına bile sirayet edemedi. “İhtiyaç halinde bilgi” olarak da tanımlayabileceğimiz bu yeni çağın epistemolojisi belki etik olarak sorgulanabilir ancak şu an bir realite. Bunu kabul etmek gerekiyor. Tıp mı okuyorsunuz? Hayır siz tıp bilginizle ancak diplomalı işçiler olabilirsiniz. Sonra da nöbetti, şiddetti, döner maaştı sorgular durursunuz.
Doktorsanız bugün ilaç sektörünü yalayıp yutacaksınız, medikal sektörünü anlayacaksınız, home office çalışma düzeni üzerine fikir yürüteceksiniz, yapay zekayı bırakın kullanmayı yazmasını bile öğreneceksiniz. Bunlar bu okulda öğretilmez. Bunu takip edip öğrenmek gerek. En önemlisi pratiğe döküp hayata geçirmek gerek. İnternet bu yüzden var. Bugün birkaç öğrencinin startup olarak başlattığı Udemy, bizimki de dahil pekçok üniversitenin uzaktan eğitim altyapısını toplar, türevini alır.
Ben ne öğrendiysem kendim öğrendim, hatırlarım 6. Sınıftayken logaritma ve türev öğrenirdim, resim derslerinde sınıfı geçmeye çalışırken evde kendim karakalem çizimler yapardım. İnsanlar fen dersinde slayt izlerken ben evde iki kez kendi robotumu yapıp bir tane de prototip çamaşır makinesi üretmiştim. Teknoloji tasarım dersinde hiç unutmam 7. Sınıftaydım henüz iwatch çıkmadan iwatch isimli bir akıllı saat projesi geliştirmiş ve sunmuştum. Tabi ki onu evde üretemezdim bu yüzden sunumum yalnızca teoriden ibaretti. Mukavvadan çiçek yapanlar benden yüksek puan aldılar. İwatch bugün EKG ölçüyor. Bizimkiler mukavvayla uğraşıyor. İngilizce notlarım yerdeydi ama ben kendi kişisel gelişimim için yeter seviyede İngilizce biliyor ve takip ediyordum. Nereden yeter diyorum çünkü anlayabiliyordum. Hep piyano çalmak istemiştim ancak babam beni bağlama çalmaya, okul ise melodika çalmaya zorladı. Bugün hiçbir alet çalamıyorum. Bunun sorumlusu ben miyim? Coğrafyadan neredeyse kalacaktım ama Türkiye'de gidilmedik coğrafya bırakmadım, eksik bölgeleri de önümüzdeki yıllarda tamamlayacağım. Bana ne dağların paralelliğinden, 26-42'den. Bunlar için artık navigasyon cihazı var.
Genel olarak vasat bir öğrenci olmakla birlikte yer yer parladığım pekçok zaman dilimi oldu. Bunların hepsi benim çabam sayesinde oldu. Bir erkeğe neden yemek yapmayı öğretmezsiniz; lise hayatım boyunca kendi yemeğimi kendim yaptım (ve hala). Ehliyetimi aldığımda 6 yıldır araba kullanıyordum. O kadar tatminsizdim ki berbere gitmemek için traş makinesi alıp lise hayatımın iki yılında kendi saçımı kendim kestim. Bunların hangisini okulda öğrenebilirsiniz? Sorarım buradaki arkadaşlarıma..
Bugün de durum bundan farksız. Bana ne hangi hastalığa hangi etken maddeli ilacın kullanılacağından? Çok yakında bunu yapay zeka bizden binlerce kat iyi yapacak. Bize düşen bu yarının gereksiz datasını öğrenmek mi yoksa bu bigdatayı faydalı bilgiye dönüştürmeyi öğrenmek mi? Okul neden yapay zeka öğretmiyor bizlere? Çünkü istese de öğretemez.
Hadi okul bunları yapamadı diyelim, mesleki tecrübelerin aktarılması konusundaki yetersizlik had safhada. İlişki ağı kurmak için Twitter kullanmak zorunda mıyız? Bir hocanın tecrübesine ulaşabilmek için onun tweetlerinden seçmece mi yapmalıyız? Ne kadar acizce... utanılası...
Okul fiziki bir şey olmadı hiçbir zaman bende. O, yalnızca kafamın içindeki bir dürtüden ibaret. Bunu anladığımız ve hayata geçirdiğimiz gün o çok büyük kale misali üniversitelerin burnu havada akademik tiranlıkları yerle bir olacak ayağımızın altında. Bu platformu üniversite mi inşa etti, bunu yapmaları için onların sözümona çok değerli yüksek fikirlerinin alakasını mı beklemeliyiz? Dünün yoz akademileri yarının doktorlarını, mühendislerini, iş adamlarını ve politikacılarını yetiştiremeyecek.
Ben yeni neslin içinden biri olarak bu sistemle kavgalıyım, hem de çok fena kavgalıyım. Ya bu sistemin çarkları altında unufak olacağız ya da hep birlikte farkındalığımızı yakalayıp yeni bir sistemin meşalesini yakacağız.
Bugünün adem-i merkeziyetçi eğitim anlayışı ne yazık ki bırakınız ortaöğretim kurumlarına, henüz yükseköğrenim kurumlarına bile sirayet edemedi. “İhtiyaç halinde bilgi” olarak da tanımlayabileceğimiz bu yeni çağın epistemolojisi belki etik olarak sorgulanabilir ancak şu an bir realite. Bunu kabul etmek gerekiyor. Tıp mı okuyorsunuz? Hayır siz tıp bilginizle ancak diplomalı işçiler olabilirsiniz. Sonra da nöbetti, şiddetti, döner maaştı sorgular durursunuz.
Doktorsanız bugün ilaç sektörünü yalayıp yutacaksınız, medikal sektörünü anlayacaksınız, home office çalışma düzeni üzerine fikir yürüteceksiniz, yapay zekayı bırakın kullanmayı yazmasını bile öğreneceksiniz. Bunlar bu okulda öğretilmez. Bunu takip edip öğrenmek gerek. En önemlisi pratiğe döküp hayata geçirmek gerek. İnternet bu yüzden var. Bugün birkaç öğrencinin startup olarak başlattığı Udemy, bizimki de dahil pekçok üniversitenin uzaktan eğitim altyapısını toplar, türevini alır.
Ben ne öğrendiysem kendim öğrendim, hatırlarım 6. Sınıftayken logaritma ve türev öğrenirdim, resim derslerinde sınıfı geçmeye çalışırken evde kendim karakalem çizimler yapardım. İnsanlar fen dersinde slayt izlerken ben evde iki kez kendi robotumu yapıp bir tane de prototip çamaşır makinesi üretmiştim. Teknoloji tasarım dersinde hiç unutmam 7. Sınıftaydım henüz iwatch çıkmadan iwatch isimli bir akıllı saat projesi geliştirmiş ve sunmuştum. Tabi ki onu evde üretemezdim bu yüzden sunumum yalnızca teoriden ibaretti. Mukavvadan çiçek yapanlar benden yüksek puan aldılar. İwatch bugün EKG ölçüyor. Bizimkiler mukavvayla uğraşıyor. İngilizce notlarım yerdeydi ama ben kendi kişisel gelişimim için yeter seviyede İngilizce biliyor ve takip ediyordum. Nereden yeter diyorum çünkü anlayabiliyordum. Hep piyano çalmak istemiştim ancak babam beni bağlama çalmaya, okul ise melodika çalmaya zorladı. Bugün hiçbir alet çalamıyorum. Bunun sorumlusu ben miyim? Coğrafyadan neredeyse kalacaktım ama Türkiye'de gidilmedik coğrafya bırakmadım, eksik bölgeleri de önümüzdeki yıllarda tamamlayacağım. Bana ne dağların paralelliğinden, 26-42'den. Bunlar için artık navigasyon cihazı var.
Genel olarak vasat bir öğrenci olmakla birlikte yer yer parladığım pekçok zaman dilimi oldu. Bunların hepsi benim çabam sayesinde oldu. Bir erkeğe neden yemek yapmayı öğretmezsiniz; lise hayatım boyunca kendi yemeğimi kendim yaptım (ve hala). Ehliyetimi aldığımda 6 yıldır araba kullanıyordum. O kadar tatminsizdim ki berbere gitmemek için traş makinesi alıp lise hayatımın iki yılında kendi saçımı kendim kestim. Bunların hangisini okulda öğrenebilirsiniz? Sorarım buradaki arkadaşlarıma..
Bugün de durum bundan farksız. Bana ne hangi hastalığa hangi etken maddeli ilacın kullanılacağından? Çok yakında bunu yapay zeka bizden binlerce kat iyi yapacak. Bize düşen bu yarının gereksiz datasını öğrenmek mi yoksa bu bigdatayı faydalı bilgiye dönüştürmeyi öğrenmek mi? Okul neden yapay zeka öğretmiyor bizlere? Çünkü istese de öğretemez.
Hadi okul bunları yapamadı diyelim, mesleki tecrübelerin aktarılması konusundaki yetersizlik had safhada. İlişki ağı kurmak için Twitter kullanmak zorunda mıyız? Bir hocanın tecrübesine ulaşabilmek için onun tweetlerinden seçmece mi yapmalıyız? Ne kadar acizce... utanılası...
Okul fiziki bir şey olmadı hiçbir zaman bende. O, yalnızca kafamın içindeki bir dürtüden ibaret. Bunu anladığımız ve hayata geçirdiğimiz gün o çok büyük kale misali üniversitelerin burnu havada akademik tiranlıkları yerle bir olacak ayağımızın altında. Bu platformu üniversite mi inşa etti, bunu yapmaları için onların sözümona çok değerli yüksek fikirlerinin alakasını mı beklemeliyiz? Dünün yoz akademileri yarının doktorlarını, mühendislerini, iş adamlarını ve politikacılarını yetiştiremeyecek.
Ben yeni neslin içinden biri olarak bu sistemle kavgalıyım, hem de çok fena kavgalıyım. Ya bu sistemin çarkları altında unufak olacağız ya da hep birlikte farkındalığımızı yakalayıp yeni bir sistemin meşalesini yakacağız.
Zamanla mı malign olunuyor yoksa malign olmak karakteristik bir özellik mi? Tartışma konusu. Bence malign diyebileceğimiz kişiler bizim aramızda da var. Şu anda bu konuda hücresel atipi gösterenler bence ileride malign olacaklar.
Sırf yapabiliyor diye birilerine kötü davrananlara da diyecek bir şey bulamıyorum.
Sırf yapabiliyor diye birilerine kötü davrananlara da diyecek bir şey bulamıyorum.
Şarkıların %95'inde en az bir adet örneği bulunan durum. Sırf uyumlu olsun diye güzelim şarkılara bile birkaç kötü söz öbeği serpiştirilebilir.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

