bir skalaya koyacak olsam ismail abiyle barney stinson arasında bi yerlerdeyim derim.
Çok güzel şeyler yaptım aslında bugün. Ama aynı zamanda tahammül etmek durumunda kaldığım şeyler de vardı, defalarca kusmak istedim ama kusamadım. Bugünü kusmadan tamamlarsam kendime bir hediye alacağım dedim kendi kendime.
Bir kız düşünün, yaklaşık olarak saat 16'dan 24'e kadar nişanlısıyla vakit geçirdi. Yetmedi, şimdi de telefonda görüntülü konuşuyorlar.
Şimdi başka bir kız düşünün. Bu kız da saatlerdir bu nişanlı çiftin yanında delirmemek için çabalıyor. Bu kız kuzenine yani nişanlı olan kıza dedi ki, "bak zaten nişanlınla tanıştırdın beni, yürüyüş yaptık, kahve içtik. Biz gezmeye giderken gelmesine gerek yok bu kez. Ben seninle vakit geçirmek istiyorum." Ama nişanlı olan kız dinlemedi, çocuğu yani nişanlısını haftada 4 gün görüyormuş normalde ve o şekilde görmezse ağlarmış. Ki gerçekten ağlayabilir. Çocuk da balık burcuymuş, alınırmış. Sen gelme diyemezmiş o nedenle.
Bakın, normal bir çift olsa tamam. Bir şey demeyeceğim. Ama şımarıklar yemin ederim şımarıklar. Kız zaten çocuksu biri ama çocuğun yanında ekstra bir şeyler oluyor. Sesini değiştiriyor resmen, ilginç bir şeyler yapıyor, tam olarak anlayamıyorum. Kendi kendinizeyken ne istiyorsanız yapın ama ne olur kendi kendinize olmadığınızda bunun farkında olup ona göre davranın. Saçma sapan inatlaşmalar mı dersiniz, birinin yapma dediği şeyi diğerinin inatla şakalaşarak yapması mı dersiniz, ara ara çok yapmacıklaşan tavırlar mı dersiniz, dışarıdan anlaşılmadığını sanarak ya da umarak mırıltı şeklinde konuşmalar mı dersiniz. Tamam, birbirinizin her türlü şeyine saçma sapan karışmak isteyebilirsiniz ama ben duymak zorunda mıyım? Ya Allah aşkına, en azından ortalıkta biriniz diğerinizi beslemesin mesela. Zaten şımarıklıklara asla tahammül edemeyen biriyim, bir de yaklaşık 25 yaşında olan insanlar yapınca hiç çekilmez oluyor. Neyse diyorum kendi kendime biraz uzaktan yürüyeyim, gelmiş bana diyor ki bizim önümüzden yürü, başına bir şey gelmesin. Başıma ne gelebilir kaldırımda dümdüz yürürken? Yani hadi birbirinizi 10 yaşında görüp saçma sapan şeyler yapıyorsunuz da bana neden aynı tavır?
En sinir bozucu olan şey ise her çifti kendileri gibi sanıyor olmaları. Eskiden ona da mide bulandırıcı gelirmiş ama nişanlanınca böyle olmuş. Tanımasam inanacağım.
Gerçekten bir ara çığlık atacaktım siz ne yapıyorsunuz, kendinize gelin diye ama kendimi tuttum.
Evet bugün güzel şeyler de yaptım ama bu güzel şeyleri yaparken gerçekten ömrümden ömür gitti. Allahım, saçma sapan çiftlerin yanında üçüncü kişi olarak yer almak zorunda bırakılmaktan sana sığınırım.
Not: yemin ederim hala görüntülü konuşuyorlar. Sana yüz üzerinden yüz puan veriyorum dedi az önce. Yüz üstü yatma diyor bir de ne alakaysa.
Ya nolursunuz ya🤦♀️
Bir kız düşünün, yaklaşık olarak saat 16'dan 24'e kadar nişanlısıyla vakit geçirdi. Yetmedi, şimdi de telefonda görüntülü konuşuyorlar.
Şimdi başka bir kız düşünün. Bu kız da saatlerdir bu nişanlı çiftin yanında delirmemek için çabalıyor. Bu kız kuzenine yani nişanlı olan kıza dedi ki, "bak zaten nişanlınla tanıştırdın beni, yürüyüş yaptık, kahve içtik. Biz gezmeye giderken gelmesine gerek yok bu kez. Ben seninle vakit geçirmek istiyorum." Ama nişanlı olan kız dinlemedi, çocuğu yani nişanlısını haftada 4 gün görüyormuş normalde ve o şekilde görmezse ağlarmış. Ki gerçekten ağlayabilir. Çocuk da balık burcuymuş, alınırmış. Sen gelme diyemezmiş o nedenle.
Bakın, normal bir çift olsa tamam. Bir şey demeyeceğim. Ama şımarıklar yemin ederim şımarıklar. Kız zaten çocuksu biri ama çocuğun yanında ekstra bir şeyler oluyor. Sesini değiştiriyor resmen, ilginç bir şeyler yapıyor, tam olarak anlayamıyorum. Kendi kendinizeyken ne istiyorsanız yapın ama ne olur kendi kendinize olmadığınızda bunun farkında olup ona göre davranın. Saçma sapan inatlaşmalar mı dersiniz, birinin yapma dediği şeyi diğerinin inatla şakalaşarak yapması mı dersiniz, ara ara çok yapmacıklaşan tavırlar mı dersiniz, dışarıdan anlaşılmadığını sanarak ya da umarak mırıltı şeklinde konuşmalar mı dersiniz. Tamam, birbirinizin her türlü şeyine saçma sapan karışmak isteyebilirsiniz ama ben duymak zorunda mıyım? Ya Allah aşkına, en azından ortalıkta biriniz diğerinizi beslemesin mesela. Zaten şımarıklıklara asla tahammül edemeyen biriyim, bir de yaklaşık 25 yaşında olan insanlar yapınca hiç çekilmez oluyor. Neyse diyorum kendi kendime biraz uzaktan yürüyeyim, gelmiş bana diyor ki bizim önümüzden yürü, başına bir şey gelmesin. Başıma ne gelebilir kaldırımda dümdüz yürürken? Yani hadi birbirinizi 10 yaşında görüp saçma sapan şeyler yapıyorsunuz da bana neden aynı tavır?
En sinir bozucu olan şey ise her çifti kendileri gibi sanıyor olmaları. Eskiden ona da mide bulandırıcı gelirmiş ama nişanlanınca böyle olmuş. Tanımasam inanacağım.
Gerçekten bir ara çığlık atacaktım siz ne yapıyorsunuz, kendinize gelin diye ama kendimi tuttum.
Evet bugün güzel şeyler de yaptım ama bu güzel şeyleri yaparken gerçekten ömrümden ömür gitti. Allahım, saçma sapan çiftlerin yanında üçüncü kişi olarak yer almak zorunda bırakılmaktan sana sığınırım.
Not: yemin ederim hala görüntülü konuşuyorlar. Sana yüz üzerinden yüz puan veriyorum dedi az önce. Yüz üstü yatma diyor bir de ne alakaysa.
Ya nolursunuz ya🤦♀️
bana bi lokmata yanına da limonata
asla ilacı bulunamayacak ölümcül bir hastalık
Nasıl düzelcek bu işler
Eti'nin muzaam çikolatalı gofretidir. Fiyatı alıp başını gitsede yerini başka bir çikolata ile doldurmak neredeyse imkansız. Şekersiz kahve ile mükemmel ikili oluyor. Birçok anın ortağı olabilir hatta sevdiğiniz birine hediye olarak verip onu sevindirebilirsiniz. Bir de yeme şekli vardır tabii paketin yazısı üstte olacak şekilde ısırırsanız dağılıp her yere dökülebilir. Fakat yan tarafı üste gelecek şekilde tutup ısırırsanız dağılmadan rahat bir şekilde yiyebilirsiniz. Afiyet olsunn
çok ağladığım bi an yapmışım herhalde hatırlamıyorum..
Çoğu zaman pek çok sıfatla anılır fakat pek çok yerde bu sıfatların arasında “insan” yoktur.
O yüzdendir ki uzun zaman boyunca ruhlarının varlığı konusunda bile bir görüş birliğine varılamamıştır.
O yüzdendir ki uzun zaman boyunca ruhlarının varlığı konusunda bile bir görüş birliğine varılamamıştır.
-gemiyle okyanus geçmek.
-kutuplara uzanan soğuk bir yolculuk.
-çöle uzanan sıcak bir yolculuk.
-kutuplara uzanan soğuk bir yolculuk.
-çöle uzanan sıcak bir yolculuk.
Hocalarından mütevellit de olabilir,histoloji ve embriyoloji şu anda😍
Geçmişe nefret, geleceğe özlem
Bir gün ölürsem güleceksin söz ver
Bir gün ölürsem güleceksin söz ver
döner, hamburger vb hazır yiyeceklere nazaran daha ucuz olduğu için en öğrenci dostu yiyecektir.
günümüz dünyasında fark ettiğim üzere daha çok kadınlar tarafından kullanılıyor. sebebi ise bana kalırsa her gün farklı fani boyutlara çıkarılan güzellik algısı. şöyle bir şeyi paylaşayım. bir arkadaşımla konuşurken konu konuyu açtı. anoreksiya nevrozanın kapısından döndüğünü öğrendim. işte birlikte altında yatan sebebe inmeye çalıştığımızda şunu fark ettik. kadınların güzellik algılarını yine kadınlar belirliyor. çıtayı onlar istediği yere taşıyor tamamen. en basitinden örnekler vereceğim şimdi. bir yıl boyunca birbirini görmemiş iki kadın düşünün. bu iki kadın buluşunca konuşma "aa ne kadar kilo vermişsin/almışsın?" ile başlar. ve son zamanlarda da insanın gözünden kaçması mümkün olmayan bir estetik ve makyaj furyası aldı götürüyor. bunu insanların gözüne gözüne sokup sonra da çıkıp alessia cara - scars to your beatiful şarkısı altında filtreyi kapatıp makyajı kaldırıp "beautiful just the way you are" sloganını ortaya atıyorlar. kadınlarda çok daha baskın olmakla, erkeklerde de yavaş yavaş başlamakla birlikte insanları photoshopa yine insanlar itiyor. sosyal medya da bunun yayılım kanalını oluşturmuş oluyor. sosyal medya kullanımı arttıkça da daha kötüye gidiyor. katılmayanlar olabilir ama insan bi durup dışarıdan bakınca şunu görüyor hadi biz yine belirli bir birikime sahip olduğumuz için ayırt edebiliyoruz ama herkes bu şekilde değil. özellikle de lisede zaten içsel bunalımlarla mücadele eden blue çağındaki bireyleri düşününce onca influencer'a özenmediklerini, kendilerini izole tutabildiklerini söyleyebilecek birisi varsa muhtemelen aynı dünyalarda yaşamıyoruzdur...
Düşük bel pantolon, zincir, kot, beli açık üste yapışan şeyler, saçların bir tutamı önde, mutlaka ama mutlaka siyah göz kalemi. Göz kalemi taşırılarak sürülmeli.
Sürekli burnu akan, ağız solunumu yapan ve pis diye kimsenin yanına yaklaşmadığı berkan. Meğerse çocuğun tonsil hipertrofisi varmış. Meğerse toplumsal zorbalığa katılan biri bunu bir gün kbb dersinde fark edip vicdan azabına sürüklenebiliyormuş.
dertlerden uzaklaşma, eğlence, terapi. üstelik tanımadığınız biriyle bile sağlam muhabbet dönüyor. kızların bu olayı bize kaptırması onlar adına üzücü.
ebru gündeş - bir devir bitti
Ne kadar güzel/yakışıklı ve zeki olursanız olun bir önemi yok. Cesur olup önce davranmadığınız sürece karşıdaki insan için küçük bir ihtimal bile olamazsınız. Hatta varlığınız dahi fark edilmeyebilir.
nevresim değiştirmek.o kadar zor ki..her yapmaya çalıştığımda çıldırıyorum.karman çorman oluyor her yer :(((
Karşınızdaki insana bağlıdır. Hak etmeyene gösterilmemesi tavsiye olunur, sonuçta iyi niyeti yoldan toplamıyoruz.
Ya önemsiz benim için ya ne bileyim pek de fark etmiyor. Amaa yine de bazen kimse beni bilmese hoş olurdu diyorum. Ama pek de fark etmiyor.
İlişkilerinin detayları o iki kişi dışına çıkıp basına sızdırıldıysa geçmiş olsundur, ilişkiler iki kişiliktir; genel halkın dahil olduğu ilişkiler bitmeye mahkumdur. Sızdırılmadıysa da iki insan arasında ne olup bittiği hiçbir zaman bilinemez, data eksikliği vardır. Her iki açıdan da ünlü çiftlere özenmeyiniz sayın yazarlar, özenilecek bir şey yok ortada.
Çalmayın abi şöyle bir şarkı ya, allah aşkına ya!
Bak sevgi öyle olmuyormuş işte. Anladın mı? Sevgi sözlerde olmaz güzelim, sevgi sevdiğini söylemekle olmaz. Sevgi sadakat ister. Önce sadakatli olacaksın önce ait olacaksın birine. Birine ait olursan eğer zaten kazanırsın. Ben sende o aitliği göremiyorum artık, o sadakati de göremiyorum. Dostu düşmanı güldürdün bana ya!
Hiçbir anlam ifade etmiyor gözünden akan yaş. Sen beni hiç ağlarken gördün mü? Görmedin işte, öyle değil işte, olay o değil. Olay o değil ayça, olay o değil. Şu kadarcık şu kadarcık inanç bırakmadın içimde ya. Günlerdir sen benim ne yaşadığımın farkında mısın? Bırak! Benim gözümün yaşını silmeyi hak etmiyorsun sen!
Yazar notu: buraya kadar biliyorum :')
Bak sevgi öyle olmuyormuş işte. Anladın mı? Sevgi sözlerde olmaz güzelim, sevgi sevdiğini söylemekle olmaz. Sevgi sadakat ister. Önce sadakatli olacaksın önce ait olacaksın birine. Birine ait olursan eğer zaten kazanırsın. Ben sende o aitliği göremiyorum artık, o sadakati de göremiyorum. Dostu düşmanı güldürdün bana ya!
Hiçbir anlam ifade etmiyor gözünden akan yaş. Sen beni hiç ağlarken gördün mü? Görmedin işte, öyle değil işte, olay o değil. Olay o değil ayça, olay o değil. Şu kadarcık şu kadarcık inanç bırakmadın içimde ya. Günlerdir sen benim ne yaşadığımın farkında mısın? Bırak! Benim gözümün yaşını silmeyi hak etmiyorsun sen!
Yazar notu: buraya kadar biliyorum :')
Bir tanesi öğretim görevlilerine ayrılmış. Asansör hep bomboş içindeki asansör taksicisiyle pardon güvenlik görevlisiyle öylesine inip çıkıyo. Bu adama işler nasıl diyince inişli çıkışlı diyo mudur acaba 🤭
bir yandan harika bir şey, bir yandan da başa bela. önceden mutlu bir şekilde dinlediğiniz bir şarkıyı, yorganın altında ağlayarak dinleyebiliyorsunuz bir süre sonra. çünkü size birini hatırlatıyor, belki özleminizi depreştiriyor, üzülmenize sebep oluyor. belki o insan artık hayatınızda bile değil ama küçük bir melodiyle aklınıza geliyor, anıyorsunuz o kişiyi ister istemez. evet doğru, anısı var kardeşim... (ühü)
beynimiz sesleri mükemmel bir şekilde olaylarla, kişilerle, günlerle, mekanlarla, duygularla eşleştiriyor. bunun sonucunda bir şarkı aklımıza bir insanı, özel bir günü, bir olayı, bir yeri getirebiliyor. bir şarkı bir duyguyla bütünleşiyor, sonrasında dinlediğinizde bir anda yine o hisse bürünebiliyorsunuz.
bazen özel olmayan insanları, yerleri de çağrıştırdığı da oluyor. "ne alaka ya?" diyorsunuz düşününce, anlamsız geliyor. mesela 11.sınıfta dinlediğim saçma sapan bir şarkı vardı, dershanedeki bir çocukla anlamsız bir şekilde eşleşmiş beynimde. çocukla hiç konuşmamış bile olabilirim, birkaç kez gördüm zaten. en öndeki sırada oturuyordu, uzun kıvırcık saçları vardı, belki saçları dikkatimi çektiği için beynim bir şekilde böyle bir eşleştirme yapmış olabilir. öyle işte, değişik ve ilginç bir şey.
beynimiz sesleri mükemmel bir şekilde olaylarla, kişilerle, günlerle, mekanlarla, duygularla eşleştiriyor. bunun sonucunda bir şarkı aklımıza bir insanı, özel bir günü, bir olayı, bir yeri getirebiliyor. bir şarkı bir duyguyla bütünleşiyor, sonrasında dinlediğinizde bir anda yine o hisse bürünebiliyorsunuz.
bazen özel olmayan insanları, yerleri de çağrıştırdığı da oluyor. "ne alaka ya?" diyorsunuz düşününce, anlamsız geliyor. mesela 11.sınıfta dinlediğim saçma sapan bir şarkı vardı, dershanedeki bir çocukla anlamsız bir şekilde eşleşmiş beynimde. çocukla hiç konuşmamış bile olabilirim, birkaç kez gördüm zaten. en öndeki sırada oturuyordu, uzun kıvırcık saçları vardı, belki saçları dikkatimi çektiği için beynim bir şekilde böyle bir eşleştirme yapmış olabilir. öyle işte, değişik ve ilginç bir şey.
her şey geçer
Yanlış wp grubuna atılmayacak bir fotoğraf atmak
En büyük korkumsa bi anlık hızla dönem grubuna aşkoyla başlayan bir mesaj atmak
En büyük korkumsa bi anlık hızla dönem grubuna aşkoyla başlayan bir mesaj atmak
Ne paralar dönüyor bee dediğim oluşum uzaktan kaydolanları izlemekle yetiniyorum şimdilik
Sheath çekerken bir yumruk kasıkta tek elle sözlüğe girmek.
(bkz: dakikaların saat gibi geldiği anlar)
(bkz: dakikaların saat gibi geldiği anlar)
Of ne zaman feminist kelimesini duysam aklıma davut güloğlu - katula katula geliyor sjsnbdlfşv
Şimdi feminazi diyen arkadaşlar da var yalan yok (acaba kim)
İşin içinden açıklayarak çıkılmaz (iki paragraf sildim bu yorumu yapmak için)
Biraz ciddilenirsek bu ülkede hiçbi şey kelimenin gerçek anlamıyla kullanılmıyor. Nasıl laiklik mini etek giymekse(!) Feministlik de erkek düşmanlığı(!)
(Aferin Önce güldüm sonra bastım eksiyi)
Şimdi feminazi diyen arkadaşlar da var yalan yok (acaba kim)
İşin içinden açıklayarak çıkılmaz (iki paragraf sildim bu yorumu yapmak için)
Biraz ciddilenirsek bu ülkede hiçbi şey kelimenin gerçek anlamıyla kullanılmıyor. Nasıl laiklik mini etek giymekse(!) Feministlik de erkek düşmanlığı(!)
(Aferin Önce güldüm sonra bastım eksiyi)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?