Anılar köşesinden seçmelerle devam ediyoruz :) Sormayın başıma geleni. Bugün öğle arası kareye gittim bir arkadaşımla. Yer olmadığını tahmin ediyorduk etmesine de zaten çok az vaktimiz vardı. Dedim gel şurda bir amcanın bir teyzenin Yanına oturalım ne olacak :) belirtmek isterim ki masa kapmak gibi bir amacım yoktu. Neyse tam o sırada bir masa boşaldı, koş schlimazl koşş. 5dk geçti geçmedi iki kişi geldi, ellerinde çay... Dediler oturabilir miyiz diye. Tabi buyrun zaten biz kalkacaktık :) ve tahmin ettiğiniz üzere masayı kaptırdık. Arkadaşlar bizim taktik elden ele yayılmış sjsjs
İşte böyle schlimazl, Yaşattığını yaşamadan ölmezmiş insan.
The end.
İt's just myself talking to myself about myself.
Yarın spora başlayıp sağlıklı besleniyorum!!!
Güven ve vefaya yapılan saygısızlıktır. Aynı zamanda ihanet eden kişi kendine olan saygısından da bir parçayı kaybeder.
Her şeye bir şey söyleme
nicklerinden iki kişinin kim olduğunu tahmin ettim birini teyit etmedim ama emin gibiyim, birinin ise entrylerine dayanarak kim olduğunu anladım gibi :)
benim kim olduğumu bilen, tahmin eden var mı acaba merak içerisindeyim apdlüsad
benim kim olduğumu bilen, tahmin eden var mı acaba merak içerisindeyim apdlüsad
Bilgi doğru arkadaşlar, ben kaybolan jelibonum.
Futbol oynuyorduk. 3,5 yaşındaki kuzenim kaleye geçmek istedi. Çocuğun kaleye geçmesiyle topu yüzüne atmam bir oldu. Çok iyi bir vuruştu aslında ama yüzüne geldi işte. Ağladı. 3,5 yaşındaki çocuğu ağlattım... Yüzüne top atarak...
felsefe dalının altın madenlerinden. gerçekten maden :)
Dolandırıcılıktır.
Bir kere ben onu, kırılmıyor diye aldım. Sen bana bunu vadettin, bu kırılmıyordu vaadin bu yani ama noldu? Telefon düştü, orada bir çizgi var. O çizgi neden oldu? Senin kırılmaz dediğin ekran kırıldı da ondan oldu! En azından ismini kırılmaz yapmak yerine “az kırılan ekran” “zor kırılan ekran” “size kırılmayan ama yere düştüğünde kırılabilir olan ekran” yapsaydınız. İşte o zaman dürüst olurdunuz ama siz, dürüst olmak istemiyorsunuz; siz, bizi kandırmak istiyorsunuz.
Bir kere ben onu, kırılmıyor diye aldım. Sen bana bunu vadettin, bu kırılmıyordu vaadin bu yani ama noldu? Telefon düştü, orada bir çizgi var. O çizgi neden oldu? Senin kırılmaz dediğin ekran kırıldı da ondan oldu! En azından ismini kırılmaz yapmak yerine “az kırılan ekran” “zor kırılan ekran” “size kırılmayan ama yere düştüğünde kırılabilir olan ekran” yapsaydınız. İşte o zaman dürüst olurdunuz ama siz, dürüst olmak istemiyorsunuz; siz, bizi kandırmak istiyorsunuz.
Hayır değilim!! Komşu teyze benden daha bilgili o baksın bir.
Dolu buzdolabı
Sayın yazarlar aydınlatmaya geldim melankolik sözlüğümüzü açılın
Sayın yazarlar tek çocuğum ben, hayatım boyunca hep yalnız oldum. Yaptığım her işi yalnız yaptım, kimseyi beklemedim. Sinemaya da yalnız gittim, restoranda tek başıma da çokça yemek yedim, paramı da kendim kazandım, kendi başıma da yedim. Hep böyle oldu bu. İşin güzel tarafı da arkadaşlarım yok değildi sadece fark ettim ki çocuk yaşta, baya eğlenceli hayat kendi başına bile. (Bakın bu hikaye bir prenses masalı değil, şu an yine Prag'a solo trip planlıyorum. Ben hala yalnız olmaya bayılıyorum. Çünkü unutmayalım hayat güzel ve baya kısa.) Neyse bakalım devam edelim, üniversitesiteye kadar pek düzgün ilişkim olmadı, kimseden pek öyle aman aman etkilenmedim, yine solo takıldım anlayacağınız. Üniversiteye de büyük şehirden gelen insanla küçük şehirden gelen insanlar farklı oluyor bunda hepimiz hem fikir oluruz diye düşünüyorum, gazi benim evime kuş uçumu 1.68dk olduğu için zaten evimin bahçesinde takılıyor olmanın özgüveni hakimdi. Elegantmoonunuz yine solo hayatına devam ediyor. Sonra benim beyefendi çıkageldi bir anda. Geçen 11. Ayı kutladık. Başımıza bir şey gelmezse bir bu kadar daha gider. Gün gibi hatırlıyorum şu entryi yazdığımı, ilk buluşmamızdı. Değişiyorsunuz. Kalbinizdeki sevgiyi tereddütsüz paylaşma güvenine bir kez eriştiniz mi duramıyorsunuz. Bakın o midedeki kelebekler kötüdür sayın yazarlar. Midenize spasm geçirteni değil, tropik bir rüzgar gibi bedeninize değip sizi içten içe, usulca ısıtanı bulunca diyorsunuz ki " bana ellerini ver, hayat seninle ankara kışında tropiklerde gibi hisserken güzel". İlişkinin uzun sürmesi için bir son kullanma tarihinin olmaması lazım. Bence herkes uzun ilişki insanıdır sayın yazarlar, sadece o usulca kanınıza dokunup hayatı daha parlak gösteren insan gelmemiştir daha. Benim beyefendi şunu demişti bir keresinde "senden önce de renkli sanıyordum hayatımı halbuki resmen editsiz olduğunu fark ediyorum şimdi".
Özetle fotoğrafı hali hazırda siz güzel çekiyorsanız zaten o iş yüzde 70-80 tamamdır. Güzel foto çekmek için görebilmek gerekir, güzellikleri bulmak için enerji gerekir; sizde bunlar varsa zaten fevkalade. Sonra bir beyefendi gelip bir de bu fotoğrafı editliyor, ortaya sanat eseri çıkıyor. Fotoshopun tadını bir alırsanız bırakamazsınız.
Sayın yazarlar tek çocuğum ben, hayatım boyunca hep yalnız oldum. Yaptığım her işi yalnız yaptım, kimseyi beklemedim. Sinemaya da yalnız gittim, restoranda tek başıma da çokça yemek yedim, paramı da kendim kazandım, kendi başıma da yedim. Hep böyle oldu bu. İşin güzel tarafı da arkadaşlarım yok değildi sadece fark ettim ki çocuk yaşta, baya eğlenceli hayat kendi başına bile. (Bakın bu hikaye bir prenses masalı değil, şu an yine Prag'a solo trip planlıyorum. Ben hala yalnız olmaya bayılıyorum. Çünkü unutmayalım hayat güzel ve baya kısa.) Neyse bakalım devam edelim, üniversitesiteye kadar pek düzgün ilişkim olmadı, kimseden pek öyle aman aman etkilenmedim, yine solo takıldım anlayacağınız. Üniversiteye de büyük şehirden gelen insanla küçük şehirden gelen insanlar farklı oluyor bunda hepimiz hem fikir oluruz diye düşünüyorum, gazi benim evime kuş uçumu 1.68dk olduğu için zaten evimin bahçesinde takılıyor olmanın özgüveni hakimdi. Elegantmoonunuz yine solo hayatına devam ediyor. Sonra benim beyefendi çıkageldi bir anda. Geçen 11. Ayı kutladık. Başımıza bir şey gelmezse bir bu kadar daha gider. Gün gibi hatırlıyorum şu entryi yazdığımı, ilk buluşmamızdı. Değişiyorsunuz. Kalbinizdeki sevgiyi tereddütsüz paylaşma güvenine bir kez eriştiniz mi duramıyorsunuz. Bakın o midedeki kelebekler kötüdür sayın yazarlar. Midenize spasm geçirteni değil, tropik bir rüzgar gibi bedeninize değip sizi içten içe, usulca ısıtanı bulunca diyorsunuz ki " bana ellerini ver, hayat seninle ankara kışında tropiklerde gibi hisserken güzel". İlişkinin uzun sürmesi için bir son kullanma tarihinin olmaması lazım. Bence herkes uzun ilişki insanıdır sayın yazarlar, sadece o usulca kanınıza dokunup hayatı daha parlak gösteren insan gelmemiştir daha. Benim beyefendi şunu demişti bir keresinde "senden önce de renkli sanıyordum hayatımı halbuki resmen editsiz olduğunu fark ediyorum şimdi".
Özetle fotoğrafı hali hazırda siz güzel çekiyorsanız zaten o iş yüzde 70-80 tamamdır. Güzel foto çekmek için görebilmek gerekir, güzellikleri bulmak için enerji gerekir; sizde bunlar varsa zaten fevkalade. Sonra bir beyefendi gelip bir de bu fotoğrafı editliyor, ortaya sanat eseri çıkıyor. Fotoshopun tadını bir alırsanız bırakamazsınız.
Karede mevcut olan kızlar tuvaletindeki kapılardan birinin her daim sorunlu olması. Hep bir sıkıntısı var yani. En son da kapının kilidi kırılmıştı. Artık lütfen düzgün bir şekilde bir kere yapılsın ve bitsin. Sürekli sürekli bir arıza çıkıyor. Ayrıca son zamanlarda lavaboların önünde anlamadığım bir şekilde su birikintisi vardi. Buradan yetkililerin bu hususla ilgilenmesini rica ediyorum efenim! Şimdiden teşekkürler!
Güncelleme:
Kapının kilidi yapılmıştı ama kilit yeniden kırılmış efenim. Şimdilik idareten bir şeyler yaptım ama pek sağlam olmadı. Umarım yeniden daha sağlam bir şekilde yapılır.
Güncelleme:
Kapının kilidi yapılmıştı ama kilit yeniden kırılmış efenim. Şimdilik idareten bir şeyler yaptım ama pek sağlam olmadı. Umarım yeniden daha sağlam bir şekilde yapılır.
J. Fenimore Cooper'ın yazdığı aynı isimli kitaptan uyarlanan ve 2004-2007 yılları arasında yayımlanan İtalyan yapımı çizgi dizidir. Şahsi fikrim çizgi dizinin hem kitaptan hem de yine aynı ismi taşıyan 1992 yapımı filmden daha iyi ve başarılı olduğu yönünde.
Cora Munro en sevdiğim karakterdi. Kadının güçlü ve özgür duruşuna hala hayranım. Ve Uncas... Küçük bir kız olarak kalbimi çelmiş ve bir kulağa bir milyon tane küpe takma isteği uyandırmıştı. Nedense benim için Hawkeye hep sinir bozucuydu.
Cora Munro en sevdiğim karakterdi. Kadının güçlü ve özgür duruşuna hala hayranım. Ve Uncas... Küçük bir kız olarak kalbimi çelmiş ve bir kulağa bir milyon tane küpe takma isteği uyandırmıştı. Nedense benim için Hawkeye hep sinir bozucuydu.
çıkmış bak geçersin knk
bu küsgün yüzün gayri gülsün canım gülerek gülerek gel bana gel
bazen aç hissedilmediği halde can sıkıntısından da yenen yemeklerdir. özellikle çok geç uyunuyorsa..gün içinde yapılan yemeklerden birer ikişer tabak artar, bu tabaklar güzelce streç filmle kapatılır. gece vakti yenmek istenildiklerinde mikrodalgada ısıtılıp afiyetle yenilirler. bir şeyler yiyeyim ama atıştırmalık gibi olsun, ağır şeyler yemek istemiyorum diyenler için de en iyi alternatif çubuk krakerdir bence.
Canım çikolatalı gofretin üstüne nutella sürüp onu da çikolata sosuna batırıp biraz da üstüne damla çikolata serpiştirip yemek istediğinde :))
naçizane tavsiyem nefes almayı unutmayın ✍️✍️✍️
Şalgam adlı pancarımsı bir bitkiden üretilen genelde içine siyah havuç falan da konulan içecek.
Acılısı makbul olup içerken kendimi beyaz atlet giymiş göbekli 50 yaş üstü dayı gibi hissetmemi sağlıyor.
Acılısı makbul olup içerken kendimi beyaz atlet giymiş göbekli 50 yaş üstü dayı gibi hissetmemi sağlıyor.
İdeal uyku düzenimin 05.00-10.00 olması.
Güzel bir ders olduğunu çok geç fark ettiğim ders. Tam seviyorum derken fizyoloji bitti :(
Rahatsız olduğunuz bir konuyu dile getirdiğinizde aranıza mesafe koymamalıdır. Sorunları karşılıklı paylaşamamak da bir sorun.
Mitoloji demişken iki kitap öneriyorum sizlere mitolojiyi içinde barındıran, heyecanlı, sürükleyici. Tabi bu benim fikrim umarım siz de okursanız öyle düşünürsünüz : Ben Kirke ve Akhilleus'un şarkısı
-koah atak olarak gelip, oksijensiz saturasyonu %60'larda olan hastaya "lan bu pulmoner emboli olmasın. Dur bir de d-dimer isteyeyim." Demek
-hasta yaşlı olduğu için d-dimer değerinin yüksek çıkması, d-dimer yüksek çıkınca ekartasyon için pulmoner BT anjiyografi çekme gerekliliği. Ancak bu tetkik kontrastlı yapılacağı için kreatinin değerinin yüksek olmamasının gerekmesi. Fakat hasta yaşlı olduğu için onun da yüksek olması.
- kıdemli pratisyen tarafından "ehehe ben demiştim sana yüksek gelecek." Diyerekten alaya alınma.
- acil tıp uzmanının "o zaman çekeceksin kardeş." Diye order vermesi.
- hastanın BT anjiyografi sonucunda emboli falan çıkmaması. Boşu boşuna işler uzatmış olmak.
- kapanış.
-hasta yaşlı olduğu için d-dimer değerinin yüksek çıkması, d-dimer yüksek çıkınca ekartasyon için pulmoner BT anjiyografi çekme gerekliliği. Ancak bu tetkik kontrastlı yapılacağı için kreatinin değerinin yüksek olmamasının gerekmesi. Fakat hasta yaşlı olduğu için onun da yüksek olması.
- kıdemli pratisyen tarafından "ehehe ben demiştim sana yüksek gelecek." Diyerekten alaya alınma.
- acil tıp uzmanının "o zaman çekeceksin kardeş." Diye order vermesi.
- hastanın BT anjiyografi sonucunda emboli falan çıkmaması. Boşu boşuna işler uzatmış olmak.
- kapanış.
Cez ve siz arkadaşlar
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
