Küçükken sevmediğim ve yemediğim, büyüdükçe kötü olmadığını fark edip sevmeye ve yemeye başladığım tatlı. Geçen gün canım bile çekmişti. Küçük clarice'e canının bir gün kabak tatlısı çekeceği söylense inanmazdı herhalde.
3Ü1 ARADA VE GRANÜL KAHVELERDEN UZAK DURUN. 3Ü1ARADALARIN İÇİNDE YÜZLERCE KATKI MADDESİ VE YAPAY TATLANDIRICILAR VAR. GRANÜL KAHVELER İSE ÜRETİM AŞAMASINDA ÇOK YÜKSEK SICAKLIKLARA KADAR ISITILIP ERİTİLİYOR. ARDINDAN SOĞUTULUP DONDURULUYOR. BU AŞAMALARDA HEM KANSEROJEN MADDELER AÇIĞA ÇIKIYOR. HEM DE ANTİOKSİDAN İÇERİĞİNİ KAYBEDİYOR. ONUN İÇİN NİSPETEN DAHA SAĞLIKLI OLAN FİLTRE KAHVELER VE ÇOK KAVRULMAMIŞ TÜRK KAHVESİ TÜKETİLMELİDİR.
içinde bulunduğumuz birkaç aylık dönemde salgın olarak etkili olan ve benim çevremden de birkaç kişinin yakalandığı melun hastalık. genelde uyuz olan insanların giydiği kıyafetlerden bulaşan bu hastalığın 3 ila 6 hafta arası kuluçka süresi oluyor. kuluçka süresi bittikten sonra ise asıl insanı çileden çıkaran uykusundan uyandıran yanmanın eşlik ettiği kaşıntılar ortaya çıkıyor.
''oysa akıp giden zamanın fısıltılarını müziğe dönüştüren bir ney gibisinizdir çalıştığınızda. Hanginiz sağır, dilsiz bir kamış olmayı seçer, herkesin ahenkle şarkı söylediği bir dünyada?'' ''çalışmaya dair'' (bkz: halil cibran) (bkz: ermiş)
kendimden bıktım. Kendimi terk etmek istiyorum, kendimi çöpe atmak istiyorum. Kendimi uzay boşluğuna yollamak istiyorum, yok etmek istiyorum. Keşke ruhum ölümsüz olmasaydı, böylelikle kendimden kurtulabilirdim gerçekten. Şimdi sadece bedenimden kurtulabilirim ama ben ruhumdan da bıktım. Ruhumdan da kurtulmak istiyorum, kurtulamıyorum. Kaçamıyorum, peşimi bırakmıyor. Artık kovalamasın diye duruyorum ama bu sefer o da yanımda duruyor ve gitmiyor. Bunu yenisiyle değiştirebilir miyim? Keşke böyle bir hakkım olsaydı, bu ruhu istemiyorum. Geri gitsin. Geri git, lütfen beni rahat bırak. Bir arkadaşım bir gün “erkenden hayırlısıyla ölsem keşke.” demişti, o gün çok üzülmüştüm ve açıkçası anlamsız gelmişti. Bugün yaşamak çok zor olunca bunu içimden geçirdim ama geride bıraktıklarım üzülür.
Sözlüğün primer aktivitelerinden biridir. Ben yapmıyorum açıkçası ama yapmak çok doğal ve normaldir ve sözlüğün işleyişine uygundur. Buradan geçen gün beş dakika içerisinde otuz altı entryime beğeni atan sayın yazara da teşekkür etmek istiyorum. iyi günler:))
Çok ucu açık bir ifade. Düşünmemeye çalışmak diye bir eylem olamaz. “Bazı şeyleri düşünmekten kaçınmak” mümkün olabilir. Ve bilincinizden itelediğiniz her düşünce nihayetine bilinçdışında yer bulur kendine. Patlamaya mahkum olan yalnızca bastırılmış duygular değildir. Bastırılmış düşünceler de eninde sonunda ya patlar ya da sizi yozlaştırır. Yozlaşma diyorum zira üzerinde düşünmediğiniz veya kaçındığınız her düşünce sizin hayatta da bazı eylemlerden ya da karakteristik yönlerinizden alıkonmakla sonuçlanır. Kendin kalabilmenin yegane yolu acıtsa da uykusuz da bıraksa depresyona da soksa kafanızın içindeki düşünceleri Sıraya koyarak muntazaman düşünmek ve bir sonuca varmaktır. Bunun da adı varoluş sancısı değil, var”olamayış” sancısıdır. Sizi rahatsız eden, vicdan azabı çektiren, üzen ya da pişman eden her düşünceyi sistematik olarak düşünüp de bir sonuca varmak yalnızca başlangıç olur. Bir şeylerde, bir yerlerde, bir zamanda ya da birinde var olmanın başlangıcı. Bu noktaya ulaştıktan sonra ancak bir ihtimal varoluşu sorgulama cüretini gösterebilirsiniz. Bu da başka bir entrynin konusu olsun. Gerçek özgürlük her şeyi konuşabilmek değil, rahatsız bile etse her şeyi düşünebilme kudretine ve cesaretine sahip olmaktır. Hiçbir şeyi düşünmekten korkmayın veyahut da kaçmayın. İnsan kendisinden; kendi özbilincinden ve bilinçdışından kaçamaz. Özgür olun!
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır. katkıda bulunmak istemez misin?