Eğer rafine bir zevk sayılıyorsa sulandırılmış süt tozu içmek
Ne kadar anlatsam boş. Ben senin gördüğün kadarım. İşine geldiği kadarım. Önyargıların kadarım. Samimiyetin kadarım. Ben senin beni sevdiğin kadarım. Bana ne verdiysen ben senin için o kadarım.
Bende test sonucuna göre başka bir sonuç çıkmıştı ancak bu konularda epey meraklı bir arkadaşım tarafından intp olduğuma ikna edildim(çünkü stereotipik kalıplarına bire bir uyuyorum). O gün bugündür intp olduğumu biliyorum lakin intp nedir, nasıl kişilerdir vs gibi bilgilerden bihaberim, unuttum :)
Artık yaşamayan birisini özlemek
daha önce başka bir entryimde de yazmıştım sanırım: melankolik bir insan değilim, baseline mutluluk değerim yüksektir. mutluluk durumumuzun skalasını -100 ile +100 arasında tanımlayacak olursak normal bir günde stabil olarak +40 ile ortada geziyorum, iş yapıyorum. son bir aydır bu değer +55'e çıkmış durumunda. günlerim daha verimli geçmeye başladı, daha çok iş yapıyorum, daha çok kazanıyorum, daha çok geziyorum, kedimle daha fazla zaman geçiriyorum. sizi mutlu etmeyen (bakın mutsuz eden demiyorum) faktörleri çıkarın yazarlar hayatınızdan (bkz: aile evinin kanserojen olması), sizi yeniden çocukmuş gibi hissettiren insanları, etmenleri ise dahil edin hayatınıza. azıcık süründükten sonra rahata çıkıyor hayat. mutsuzsanız ya değişin ya da değiştirin. hayat fazla hızlı geçiyor, bana "senin zamanında" ile başlayan bir cümle kuruldu geçen. bunların hiçbiri olmuyorsa -çünkü kabul edelim, hayat herkese eşit davranmıyor- kedi alın.
Baba tarafımı çok uygun bi fiyata satıyorum bu uygulama üzerinden. İncelemek isteyen olursa link atabilirim.
Çevre edinmek için işe yarayabilen bir oluşum. Bana kalırsa az öz olanı her daim iyidir. Zaten "nerde çokluk" diye başlayan bir atasözümüz de durumu bir nebze özetlemekte
Gerçek mutluluk, yavaş yavaş, azar azar gelir ve bu bizim hayata bakış açımızla, çevremizle, çevremizdekilere karşı davranışımızla doğrudan doğruya ilgili ve orantılıdır. Mutluluk, birbirini tamamlayan ufak tefek şeylerin birikmesinden doğuyor.
Cengiz Aytmatov-Toprak Ana
Cengiz Aytmatov-Toprak Ana
Bu başlık benim sözlüğe girmekle birlikte konuşmak istediğim ilk konulardan biri olduğu için açtığım başlıktı. Ben doğduğum ilk günden beri hep böyle hissettirildim. Bunu dile getirenleri ayıplayan hiçkimse olmadı. Ancak bana ısrarla kızanlar, çirkinliğin göreceli olduğunu söyleyenler oldu. Bir kere hepimizin ortak estetik kaygılarla sahip olduğunu kabullenelim. Mesela sınıfın en güzel üç kızı kim diye sorarsanız muhtemelen hep aynı isimleri duyacaksınızdır. Çünkü aynı toplumdan çıkan insanlarız; reklamlarda, dizilerde, televizyonlarda ve daha pek çok yerde gördüğümüz başroller hep güzel algısı adı altında bize sunulan insanlardı. Aynısı erkekler için de geçerli tabi ki. Şimdi de size bir kadın nasıl çirkin hissettirilir madde madde bana söylenen bazı şeyleri sıralayacağım:
- Kendimi çok güzel hissettiğim ve kendime çok özendiğim günlerde diğer kızların aldığı gibi şımartıcı güzel iltifatlar alamıyorum. En fazla tatlı olduğum söyleniyor. Zaten büyüdükçe emin olduğum şeylerden birisi de insanlar güzel bulamadıkları kişilere iltifat ederken hep tatlı kelimesini kullanıyor.
- Çok severek aldığım şeyleri giydiğimde bana değil kıyafete övgü geliyor. Mesela etek mi giymişim, ne kadar güzel olduğu söyleniyor ya da rengi çok beğeniliyor mesela. Ancak bana yakıştığını söyleyen kimse olmuyor. Ve bu durum o kadar sık oluyor ki bir yerden sonra neden olduğunu anlıyorsunuz.
- Doğduğum günden beri defalarca kez bizzat suratıma karşı ne kadar çirkin ve şişko olduğum söylendi. Hatta inanmazsınız belki ama çekirdek ailem tarafından bile buna maruz kaldım. Bir insanın en bağlı kalabileceği yer olan annem tarafından bile...
Şimdi kimse bana gelip de "yaratılan her canlı güzeldir", "sadece kendine güven sen çok güzelsindir eminim ki" gibi yeni atanmış influencer sözleriyle beni kandıramaz. Güzel olduğumu hissetmek için artık çok yaşlıyım. Ancak uzun süredir çirkin bir şekilde yaşamak bana bu konuda çok güzel bir tecrübe kazandırdı. Onları da şöyle aktarayım:
1. Güzel insanların var olması gibi çirkin insanların var olması da doğaldır. Olabilir böyle şeyler. Onların varlığının reddedilmesi asıl garip olandır.
2. Çirkin olduğuna defalarca kez inandırılmış birine gidip de " hayır ya öyle deme çok güzelsin" " hayır bir daha böyle deme" gibi komik cümleler kurmanız onun ölü özgüveninin üstüne toprak atmaktan başka bir şey değildir. Her türlü çirkinliğin ya da hangi konu olursa olsun yetersiz hissettiğiniz her şeyin tek çözümü sevilmektir. Birilerinin sizi herhangi bir koşulda sadece olduğunuz insandan ötürü sevdiğine şahit olunca kendi sevmediğiniz her yönünüzün başkaları için ne kadar önemsiz olduğunu görüyorsunuz.
3. Çirkin olmak konusunda çok düşünüp çok kafa yormuş birisi olarak söyleyebilirim ki bir insanın nasıl göründüğü öylesine bir şeydir. Çok da bir önemi yoktur. Seven insanın gözleri zaten her canlıyı güzelleştirir.
Ve hayatım boyunca böyle hissettiğim her an için her ne hikmetse hep yalnız oluşuma rağmen kendime öğütler verip kendimi çok iyi toparlamıştım. Ancak son zamanlarda bu konuda olan özgüvenimi çok derinden sarsan kötü şeyler yaşadım. Bir süre daha bu şekilde çirkinliğimi hissederek yaşayacağım. Geçici bir süreç olduğuna inanıyorum. Beni mazur görün, bana karşı çıkmayın, sadece anlamaya çalışın.
- Kendimi çok güzel hissettiğim ve kendime çok özendiğim günlerde diğer kızların aldığı gibi şımartıcı güzel iltifatlar alamıyorum. En fazla tatlı olduğum söyleniyor. Zaten büyüdükçe emin olduğum şeylerden birisi de insanlar güzel bulamadıkları kişilere iltifat ederken hep tatlı kelimesini kullanıyor.
- Çok severek aldığım şeyleri giydiğimde bana değil kıyafete övgü geliyor. Mesela etek mi giymişim, ne kadar güzel olduğu söyleniyor ya da rengi çok beğeniliyor mesela. Ancak bana yakıştığını söyleyen kimse olmuyor. Ve bu durum o kadar sık oluyor ki bir yerden sonra neden olduğunu anlıyorsunuz.
- Doğduğum günden beri defalarca kez bizzat suratıma karşı ne kadar çirkin ve şişko olduğum söylendi. Hatta inanmazsınız belki ama çekirdek ailem tarafından bile buna maruz kaldım. Bir insanın en bağlı kalabileceği yer olan annem tarafından bile...
Şimdi kimse bana gelip de "yaratılan her canlı güzeldir", "sadece kendine güven sen çok güzelsindir eminim ki" gibi yeni atanmış influencer sözleriyle beni kandıramaz. Güzel olduğumu hissetmek için artık çok yaşlıyım. Ancak uzun süredir çirkin bir şekilde yaşamak bana bu konuda çok güzel bir tecrübe kazandırdı. Onları da şöyle aktarayım:
1. Güzel insanların var olması gibi çirkin insanların var olması da doğaldır. Olabilir böyle şeyler. Onların varlığının reddedilmesi asıl garip olandır.
2. Çirkin olduğuna defalarca kez inandırılmış birine gidip de " hayır ya öyle deme çok güzelsin" " hayır bir daha böyle deme" gibi komik cümleler kurmanız onun ölü özgüveninin üstüne toprak atmaktan başka bir şey değildir. Her türlü çirkinliğin ya da hangi konu olursa olsun yetersiz hissettiğiniz her şeyin tek çözümü sevilmektir. Birilerinin sizi herhangi bir koşulda sadece olduğunuz insandan ötürü sevdiğine şahit olunca kendi sevmediğiniz her yönünüzün başkaları için ne kadar önemsiz olduğunu görüyorsunuz.
3. Çirkin olmak konusunda çok düşünüp çok kafa yormuş birisi olarak söyleyebilirim ki bir insanın nasıl göründüğü öylesine bir şeydir. Çok da bir önemi yoktur. Seven insanın gözleri zaten her canlıyı güzelleştirir.
Ve hayatım boyunca böyle hissettiğim her an için her ne hikmetse hep yalnız oluşuma rağmen kendime öğütler verip kendimi çok iyi toparlamıştım. Ancak son zamanlarda bu konuda olan özgüvenimi çok derinden sarsan kötü şeyler yaşadım. Bir süre daha bu şekilde çirkinliğimi hissederek yaşayacağım. Geçici bir süreç olduğuna inanıyorum. Beni mazur görün, bana karşı çıkmayın, sadece anlamaya çalışın.
İşte şimdi gerçek bir ekşi sözlük oldu
Üstada saygı 😞
Seni bulmaktan önce aramak isterim.
Seni sevmekten önce anlamak isterim.
Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
Sana hep, hep yeniden başlamak isterim.
Seni sevmekten önce anlamak isterim.
Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
Sana hep, hep yeniden başlamak isterim.
bugün beni çok sinirlendiren bişey yaşadım ama burda anlatırsam hemen bulunurum çünkü tüm arkadaşlarıma anlattım fjdkjd neyse biraz da buraya yazamadığıma sinirleneyim
Bana hiçbir zaman büyük mutluluklar vadedilmedi . Hissettirilmedi.Her zaman yaşanılanların ucundan kıyısından bir şeyler koparmaya çalıştım.hiçbir zaman karşıma geçip beni mutlu edecek cümleler söylenmedi. Hep kendim için,konuşulanların içinden kısa da olsa bir kelime bulmak için uğraştım.
Ama ne olursa olsun her seferinde mutlu olmak için çabaladım,küçük şeylerle yetinmem gerektiğini bildim,ya da karşımdakilerin mutluluklarıyla mutlu olabilmeyi öğrendim.çünkü yola devam etmem gerekiyordu.çünkü yürüdüğüm yolu takip edenler vardı.
Ve bir de En önemlisi tüm bunlar için çabalarken vadedilmeyenlerin olma ihtimali uğruna kendimden,inandıklarımdan,içimdekilerden bir an olsun vazgeçmedim. Bekledim. Sabrettim.
Hâlâ vazgeçmiyorum.bekliyorum.sabrediyorum…küçük mutluluklara sığınmaya,cümleler içinden sözcükler bulmaya çalışıyorum…
Öyle birden içimden geldi. İyi geceler sevgili sözlük. İçindekilere kulak verip,onlara inanmayı tercih eden benim gibilere gelsin.
Ama ne olursa olsun her seferinde mutlu olmak için çabaladım,küçük şeylerle yetinmem gerektiğini bildim,ya da karşımdakilerin mutluluklarıyla mutlu olabilmeyi öğrendim.çünkü yola devam etmem gerekiyordu.çünkü yürüdüğüm yolu takip edenler vardı.
Ve bir de En önemlisi tüm bunlar için çabalarken vadedilmeyenlerin olma ihtimali uğruna kendimden,inandıklarımdan,içimdekilerden bir an olsun vazgeçmedim. Bekledim. Sabrettim.
Hâlâ vazgeçmiyorum.bekliyorum.sabrediyorum…küçük mutluluklara sığınmaya,cümleler içinden sözcükler bulmaya çalışıyorum…
Öyle birden içimden geldi. İyi geceler sevgili sözlük. İçindekilere kulak verip,onlara inanmayı tercih eden benim gibilere gelsin.
Başa çıkma demeyelim de unutturma hatırlatma ma adına yapılan şeyler diyelim :) kitap oyun film biraz da ders tabi ağır asosyal liseli gibiyim :))
Evinin okuluna yakın olması
Henüz almama çok zaman varken, üzerinden yemek ve eğlence sözleri verdiğim için daha şimdiden ileriye dönük borçlanmama sebep olan maaştır.
uyandım saat üç, dört, beş bana hiç fark etmez
ne zaman çalınsa kalbim
Derler ki: "bir arkadaşa bakıp da çıkacaktık"
ne zaman çalınsa kalbim
Derler ki: "bir arkadaşa bakıp da çıkacaktık"
Bu duygunun muhatabı olan kimseyi görünce nabzın temporal arterde ve avuçlarda hissedilmesi. Bununla birlikte zeminin ayakların altından kayıyormuş gibi gelmesi ve dizlerin tutmaması.(illa görmek şart değildir bu tip belirtiler mevzu bahis kişi ile ilgili hayal kurulduğunda da ortaya çıkabilir)
“Uyku iyidir, ölüm daha iyi ama en iyi şey aslında hiç doğmamış olmaktır.”
Evin içinde sıkıldım elime ufak bir not alıp dışarı çıktım. Yağmur çiseliyor. Korunaklı bir kenara sandalye çekip ince çiseleme sesini dinliyorum. Hafifte soğuk. Son günlerde yaşadığım güzel bir tat oluyor :)
Uzun uzun yazmayayım anlayan anlar:
Yüklemiyoruz, fark ediyoruz. Ahlak, idrak edilir, taklit edilmez.
Yüklemiyoruz, fark ediyoruz. Ahlak, idrak edilir, taklit edilmez.
Geçen bir geldi birkaç gün misafirim oldu kendileri. Oturup anlaşmayı denedik olmadı. En son her zamanki gibi sardım birkaç yakına. İlk etapta onlarda anlaşmayı beceremediler. Daha sonrasından biri anlaşmanın yolunu buldu bir süre rahatız çok şükür...
ikisi de birbirinden güzeldir.kararsızım.sabah aldığımda resmen güzel bir başlangıç oluyor güne.daha dinç oluyorum.gece sıcak bir duş aldığımda ise mis gibi uyuyorum..
Bugüne kadar hayatımın herhangi bir evresinde denk geldiğim ve en sonunda hayatımdan çıkan kimseyi kendi ellerimle öldürmedim. Değil tetiği çekmek elime silahı bile almadım. Hepsi silahlarını da kendileri aldı tetiği de kendileri çekti. Kendi kendilerini öldürüp öyle gittiler. Nihayetinde ben de hiçbir zaman intiharın yasını tutmadım,tutmayacağım da.
İnsanlarla tanışmak benim için çok zor.
Her sabah uyandığımda ben de Gregor Samsa gibi hayatı hatırlayıp 'Biraz daha uyusam ve tüm bu saçmalıkları unutsam nasıl olur acaba' diyorum
Entrylerime bakarsanız sayın yazarlar, göreceksiniz ki suya sabuna dokunmayan, nispeten muzip mizaçlı konularda yazıyorum. Arada fazla duygusal, romantik girdiler de oluyor elbet ama o da benliğimin bir parçası olduğundan sıkıntı etmiyorum. Ancak yüzden fazla, farklı kademelerde tıp öğrencisinin bulunduğu bu ortama taşınsa çok kaliteli tartışmaların yapılabileceği konuları buraya taşımaya hiçbirimiz yeltenmiyoruz. Bunun sebebi yoğunluk olabilir, üşengeçlik olabilir, burayı çoğunlukla eğlence amaçlı kullanmamız olabilir. Ancak düşünün ki, fakülte öğrencileri arasında şu anda gündemimizde olan aşı konusunda bile bir fikir birliği bulunmuyor. Konuşulabilitesi olan bir mevzu olduğunu düşünüyorum ancak hiçbir zaman ciddi olara nitelenen politik konuları burada göreceğimizi düşünmüyorum. Tom ve Jerry ile kalın:))
No telling how, all these will work out
But I've come to far to go back now
I am looking for freedom
Tarantino'ya da filmi yaptığı için buradan hayranlıklarımızı yollayalım.
But I've come to far to go back now
I am looking for freedom
Tarantino'ya da filmi yaptığı için buradan hayranlıklarımızı yollayalım.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
