bir daha onu sevdiğim gibi kimseyi sevemem hissi

highwaytohell
bir zamanlar ben de bu şekilde hissediyordum.çünkü o sıralar duygularım o kadar yoğundu ki o kişiye karşı.sanki başkasını sevemeyecektim bir daha.bu düşünce beni epeyce yormuştu.ama zaman her şeyin ilacı.o kadar üzüldüğüm günler şimdi dönüp baktığımda yüzümde sadece bir tebessüm oluşturan günler oluverdi.

yazarların birbirlerine olan hitapları

elegantmoon
benim ilk hitap ettiğim kişi sayın armut idi. yaklaşık iki ay önce, sanırım bir entry altına yorum yaparken kendisine "sayın armut" demeyi uygun görmüş idim. karşımda hem tanımadığım bir insan hem de yirmili yaşlarında olan bir tıp öğrencisi olduğu için "sayın" hitabetini kullanmayı tercih ettim. ondan sonra da hep öyle hitap ettim herkese. kullanım tuttu anlayacağınız:) buna ek olarak karşımda meyve olan gerçek bir armut olduğunu hayal edip, bir armuta sayın diyor olma düşüncesi de fazla eğlendirmişti beni hahahahahahhaha. Sayın Armut selamlar tekrardan.
4

dram filmi tavsiyeleri

elegantmoon
-i am Sam (2001)
-The Bucket List (2007)
-Rain Man (1988)
-Driving Miss Daisy (1989)
-Kramer vs. Kramer (1979)
-The Last Samurai (2003)
-12 Angry Men (1957)
-L.A. Confidential (1997)
-Enemy at the Gates (2001)
-Ladri di biciclette (1948)
-Heat (1995)
-Se7en (1995)

Sayın yazarlar, küçük bir klasik film seçkisi gibi oldu. Aile dramasından, suç ve dram karmasına kadar, farklı ögeleri içerenleri dahil ettim. hepsi kült filmlerdir, oldukça bilindiklerdir ancak izlemeseydim eksik kalırdım diye düşündüğümden bilme ihtimalinize rağmen yazma gereği duydum. hepsini ve daha onlarcasını ayrı ayrı entrylerde uzun uzun masaya yatırabiliriz ama şimdilik böyle kalsın. The Shawshank Redemption kadar herkesin artık etraflıca bildiği, izlemeyenlerin dövüldüğü filmleri yazmadım. iyi seyirler:)
3

büte kalma korkusu

daenerys targaryen
şu günlerde herkesi bu korku sarmış durumda gisten ve endokrinden aldığı nota göre bayram tatilinin dönüşünde ankaraya gelmeyecek insanlar varmış. bu kadar çaresiz olmayın dönemdaşlarım. günlük kısa tekrarlar ile finalden garanti 94 alırız.
2

sizi içten içe güldüren bir şey

clarice starling
erkeklerin bazı şeyleri bilmiyor oluşu. ama gerçekten bilmiyorlar yani. ya da bazı şeyleri ayırt edemiyorlar, o yetenek birçoğunda yok yani. örnek verirsem daha iyi anlatacağım. mesela babama diyorum ki "ne yedin bugün?" bana diyor ki "kirpi pastaydı galiba." kirpi pasta ne baba? kirpi pasta ne? köstebek pastaya kirpi pasta diyor, aklında öyle kalmış demek ki. mesela bir kere lisedeyken kurabiye yapıp sınıfa götürmüştüm, arkadaşıma ikram ettim, bana demişti ki "ben almayayım, şekli tırtıla benziyor." tırtıla mı benziyor? adı "tırtıl kurabiye". tırtıla benzesin diye özel bir kalıpla şekil veriyoruz, tırtıla benzesin diye uğraştım ben zaten. ya da mesela hepsi değil ama erkeklerin çoğu mavinin tüm tonlarına mavi deyip geçiyor, renk skalası bilgileri yok. çok mu önemli, kesinlikle değil hatta hayatı daha az komplike yaşıyor olmaları çok güzel ama bu tarz şeyler bana çok komik geliyor. yani bazı şeyleri bilmemeleri çok sevimli bence. :))
4

gütfmagazin

lavinia
Benim biraz dedikodu kazanı geniştir aslında ama buradan nasıl entry girilerek paylaşılır bilemedim. Lakaplar taksak öyle anlatsak cnsnsj özel hayatın gizliliği doğru :((

alfred hitchcock

red
psycho, rear window, vertigo, north by northwest, notorious, rebecca gibi birçok kült filme imza atmış, filmleri sinema öğrencileri tarafından hala tez konusu olarak ele alınan, korku-gerilim filmlerinin üstadı ünlü ingiliz sinema dehası. filmleri şimdi izlendiğinde yıllardır ekranlarda bolca kan görmeye alışmış biz sıradan sinema izleyicilerine pek korkutucu gibi görünmeyebilir ancak çıktıkları dönemde her biri yenilikçi ve cesur olmalarıyla öne çıkmışlardır. örneğin ikonik duş sahnesini ele alalım; o zamanlar sinemada ağır sansür dönemi olduğunda bırakın filmde birisinin bıçaklanmasını göstermeyi, mesela filmde klozet gösterilmesi bile büyük bir ayıp sayılıyormuş. hitchcock ise dehasını kullanarak bu sorunu çözmüştür. çok fazla cut ve farklı kamera açısı kullanarak aslında bıçaklanma göstermeden izleyenin bıçaklanma eylemini kendi kafasında imgeleştirmesini sağlamıştır. sinemalarda birsürü insanın çığlık attığı, filmden çıktığı, hatta bayılanların olduğu söylenir.



hitchcock sinemasının en önemli özelliği o tedirgin bekleyiştir. zaten kendisi de yapmak istediği sinemanın seyirciyi çığlık attırmak üzere kurulu olduğunu söylüyor. filmlerini her an bir gerilim unsuru çıkacakmış hissiyle izlemekten kendinizi alıkoyamazsınız. işin ironik yanı ise, hitchcock filmlerini yayınladığı dönemlerde hiç ciddiye alınmayan, filmleri 2. sınıf kabul edilen bir yönetmendi. zaten eğlenceli, şakacı ve sürekli sarkastik konuşan bir kişiliğe sahipti. sürekli espriler yapar, filmleriyle dalga geçerdi. dehası ve yeteneği zamanla anlaşıldı. onun şu muhteşem sözüyle bitireyim ”Benim filmlerim yaşamdan bir dilim değildir; pastadan bir dilimdir.”
2

iz bırakmak

cakal kasa
Öldükten sonra sizin için ayakta kalan şeylerdir. Bunu söylerken öyle abartılacak şeylerden bahsetmiyorum. Öldükten sonra insanların arkanızdan iyi bir insandı demesi bile bu dünyaya bırakabileceğiniz yegane izdir. Söylemek istediğim insanlar ne diyecek diye yaşamak değil yaşantınızla; dostlarınıza, sizi tanıyan insanlara ve yaşadığınız sürede kendinize değer katmanız ve iyi bir insan olmanız. Olay şerefinizle yaşayıp şerefinizle ölmeniz belki o zaman iyi bir iz bırakma şansınız olur.

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol