Depresyonun ***** *******
İftar olmuş karnım bir güzel doymuş, televizyondan açtığım bir filmi izlerken hafif bir şekerleme yapmışım ve sonra burnuma gelen çay ve kurabiye kokusuyla kendime gelmişim...
https://open.spotify.com/track/0lJijPdJCSe8clUhV0zEmB?si=-MIAOLK3T8OPR80dIVIn9Q&utm_source=copy-link çok mükemmel bir şarkı bakın
En sevdiğim şarkılarını bıraktım:
Freddy Mercury hakkında yazılabilecek methiyeler haklı olarak sonsuzdur ancak queen'in ikinci adamı Brian May gölgede kalmamalıdır zira kendisi mükemmeliyetin ta kendisidir. Kendisi, olağanüstü bir gitarist olmasının yanında astrofizikçidir. Eklediğim şarkının yazarı ve söyleyenidir. Şarkının içinde gizlenen zaman yolculuğu emarelerinden ayrıca tat almak mümkündür.
Freddy Mercury hakkında yazılabilecek methiyeler haklı olarak sonsuzdur ancak queen'in ikinci adamı Brian May gölgede kalmamalıdır zira kendisi mükemmeliyetin ta kendisidir. Kendisi, olağanüstü bir gitarist olmasının yanında astrofizikçidir. Eklediğim şarkının yazarı ve söyleyenidir. Şarkının içinde gizlenen zaman yolculuğu emarelerinden ayrıca tat almak mümkündür.
Açılan Bu başlığa girecek entry düşünmek. Sonra bulamayıp entryi dümdüz yollamak.
Lise son sınıftayken fark ettiğim ve ne kadar gizlemeye çalışsam da yıllardır beni ele geçiren his.
Ailem benim psikiyatrik ya da psikolojik yardım almam konusunda bana hiçbir zaman müsade etmedi. Hatta bu konuda korkutuldum ya da tehdit edildim desem yeridir. Ortaokuldayken ilk kez psikiyatrik yardıma ihtiyaç duyduğumuz fark etmiştim. Rehberlik hocamla iletişim kurmayı çok istedim ancak o zamanlar gittiğim okul babamın arkadaşının müdürü ve ortağı olduğu bir özel okuldu. Dolayısıyla içerisinde çalışan hocalar da kendi tanıdıklarından oluşan bir ekipti. Bu nedenle liseye geçmeyi ve oradaki rehberlik hocasından yararlanmayı dört gözle beklemeye başladım. Fakat bırakın şanslı olmayı, rutin hayat işleyişinde bile herkes için akıp giden şeylerin benim için birer bariyer olması durumu burada da beni buldu. Yıllarca kendisine kavuşmayı beklediğim hoca babamın bayağı yakından arkadaşı çıktı. Üstelik babamla arkadaş olmasalar dahi oldukça ilgisiz, tehditkar adamın tekiydi. Dolayısıyla psikiyatrik, psikolojik yardım ihtiyacımı hissetmemi takip eden 5 sene içerisinde yine yardım bulamamış oldum. Ta ki lise son sınıfa kadar... Lise son sınıftayken okulumuzdaki rehberlik öğretmeni gitti ve haftada tek gün(salı) olmak üzere bir imam hatipten görevlendirme ile öğretmen gelmeye başladı. Bilirsiniz, rehberlik hocaları genelde eğitim hayatı üzerine düzenleme yapar. Öğrencilerin ailevi sorunlarını pek takmazlar. Bu hoca da aynı şeyi yapıyormuş demek ki, fen lisesine düşünce bir hevesle bize testler yapmaya başladı. Hepsi meslek seçimi ile ilgili ya da ders başarılarıyla ilgili... Kaç tane meslek seçimi testi çözdüysem ısrarla tek bir meslek önerisi alıyordum: sanatçılık. Rehberlik öğretmenimiz sayın mesut bey bu duruma biraz da bozulmuş olacak ki sadece salı günü geldiği okulda salı günlerini sıkça bana ayırır olmuştu. Diğer sınıf arkadaşlarım kendi çözdüklerinden bile bıkmışlardı, ben ise defalarca tek bir kesin sonuç almama rağmen sırf sanatçı olmamın önüne geçilsin diye daha fazla teste maruz kalmıştım. Ben zaten güzel sanatlar lisesinde okumak isteyip bir şekilde fen lisesinde eğitimi görmek zorunda kalan birisiydim. Bu durum biraz da canımı sıkmaya başlamıştı. Hocamın azmine ve uğraşlarına rağmen sanatçı olması gerektiğini duydukça tadı kaçan bir fen lisesi öğrencisi olmam bir yerden sonra mesut hoca'nın da dikkatini çekmiş olmalı ki o yerden sonra benle test çözmeyi bırakıp beni çözmeye çalışmaya odaklanmıştık. O günlerde benden kendime bir mektup yazmamı istedi. Üstünde çok da düşünmeden olduğu gibi aklımdaki genel şeyleri yazdım o salı günü. Ertesi hafta salı günü en yakın arkadaşım da bir mektup yazmıştı ve beraber mesut hocayı bulduk, mektupları okuttuk. En yakın arkadaşımın mektubunu okurken bir eğitimci olarak ne kadar mutlu olduysa benimkini okurken bir o kadar morali bozuldu. Mektubu okudu, bitirdi ve bana bakıp dedi ki "kendinden neden bu kadar nefret ediyorsun?". Hayatı boyunca mutluluk timsali olarak görülen biriydim, kendime bile rol yaptığımı anladığım ilk an o andı işte.
Mesut hoca ile boş olduğum salı günleri görüşmeye devam ettik. Mesut hoca orta yaşlarında, kır saçlı, eli tespihli bir adamdı. Muhtemelen baştan beri eğitimcilik yaptığı imam hatip lisesinde mesleğinin gereğini yapmak konusunda eksik hissettirilmiş biriydi kendisi. Ben onun için bir şaşırma sebebi oldum. O da benim için öyle oldu. Soyadını hiçbir zaman sormamıştım ancak adı benim için unutulmayacak insanlar arasında beynime kazındı.
Ailem benim psikiyatrik ya da psikolojik yardım almam konusunda bana hiçbir zaman müsade etmedi. Hatta bu konuda korkutuldum ya da tehdit edildim desem yeridir. Ortaokuldayken ilk kez psikiyatrik yardıma ihtiyaç duyduğumuz fark etmiştim. Rehberlik hocamla iletişim kurmayı çok istedim ancak o zamanlar gittiğim okul babamın arkadaşının müdürü ve ortağı olduğu bir özel okuldu. Dolayısıyla içerisinde çalışan hocalar da kendi tanıdıklarından oluşan bir ekipti. Bu nedenle liseye geçmeyi ve oradaki rehberlik hocasından yararlanmayı dört gözle beklemeye başladım. Fakat bırakın şanslı olmayı, rutin hayat işleyişinde bile herkes için akıp giden şeylerin benim için birer bariyer olması durumu burada da beni buldu. Yıllarca kendisine kavuşmayı beklediğim hoca babamın bayağı yakından arkadaşı çıktı. Üstelik babamla arkadaş olmasalar dahi oldukça ilgisiz, tehditkar adamın tekiydi. Dolayısıyla psikiyatrik, psikolojik yardım ihtiyacımı hissetmemi takip eden 5 sene içerisinde yine yardım bulamamış oldum. Ta ki lise son sınıfa kadar... Lise son sınıftayken okulumuzdaki rehberlik öğretmeni gitti ve haftada tek gün(salı) olmak üzere bir imam hatipten görevlendirme ile öğretmen gelmeye başladı. Bilirsiniz, rehberlik hocaları genelde eğitim hayatı üzerine düzenleme yapar. Öğrencilerin ailevi sorunlarını pek takmazlar. Bu hoca da aynı şeyi yapıyormuş demek ki, fen lisesine düşünce bir hevesle bize testler yapmaya başladı. Hepsi meslek seçimi ile ilgili ya da ders başarılarıyla ilgili... Kaç tane meslek seçimi testi çözdüysem ısrarla tek bir meslek önerisi alıyordum: sanatçılık. Rehberlik öğretmenimiz sayın mesut bey bu duruma biraz da bozulmuş olacak ki sadece salı günü geldiği okulda salı günlerini sıkça bana ayırır olmuştu. Diğer sınıf arkadaşlarım kendi çözdüklerinden bile bıkmışlardı, ben ise defalarca tek bir kesin sonuç almama rağmen sırf sanatçı olmamın önüne geçilsin diye daha fazla teste maruz kalmıştım. Ben zaten güzel sanatlar lisesinde okumak isteyip bir şekilde fen lisesinde eğitimi görmek zorunda kalan birisiydim. Bu durum biraz da canımı sıkmaya başlamıştı. Hocamın azmine ve uğraşlarına rağmen sanatçı olması gerektiğini duydukça tadı kaçan bir fen lisesi öğrencisi olmam bir yerden sonra mesut hoca'nın da dikkatini çekmiş olmalı ki o yerden sonra benle test çözmeyi bırakıp beni çözmeye çalışmaya odaklanmıştık. O günlerde benden kendime bir mektup yazmamı istedi. Üstünde çok da düşünmeden olduğu gibi aklımdaki genel şeyleri yazdım o salı günü. Ertesi hafta salı günü en yakın arkadaşım da bir mektup yazmıştı ve beraber mesut hocayı bulduk, mektupları okuttuk. En yakın arkadaşımın mektubunu okurken bir eğitimci olarak ne kadar mutlu olduysa benimkini okurken bir o kadar morali bozuldu. Mektubu okudu, bitirdi ve bana bakıp dedi ki "kendinden neden bu kadar nefret ediyorsun?". Hayatı boyunca mutluluk timsali olarak görülen biriydim, kendime bile rol yaptığımı anladığım ilk an o andı işte.
Mesut hoca ile boş olduğum salı günleri görüşmeye devam ettik. Mesut hoca orta yaşlarında, kır saçlı, eli tespihli bir adamdı. Muhtemelen baştan beri eğitimcilik yaptığı imam hatip lisesinde mesleğinin gereğini yapmak konusunda eksik hissettirilmiş biriydi kendisi. Ben onun için bir şaşırma sebebi oldum. O da benim için öyle oldu. Soyadını hiçbir zaman sormamıştım ancak adı benim için unutulmayacak insanlar arasında beynime kazındı.
Aşk mı? Hem de komite bu haldeyken...
Bu dünyayı hep bunu varsayarak yaşadım, 3 günde yapacağım bir şey yok, kimseye ekstra söylemek istediğim bir şey yok, bu kadar derinden üzülmemizin kalbimizin yapmak istemediklerimize çırpınmasının vicdanımızın sızlamasının bir sebebi var ruhlara ve ahirete inanıyorum son 3 günümü en çok eksiğim olan diğer dünyaya ayırırdım
Kebap ayran
Cips kola
Künefe dondurma
Cips kola
Künefe dondurma
“Bıktım bu okuldan.”
" güldün güller açıldı penceremin demirlerinde, ağladın avuçlarıma döküldü inciler"
çanta, kalemlik, termos ve haftalık notlarla yapılan yer işgali…
çs doluluk durumu şöyle söyleyeyim abi
çs doluluk durumu bayağı bi yoğun
çs doluluk durumu şöyle söyleyeyim abi
çs doluluk durumu bayağı bi yoğun
Annem yaşlanınca başıma geleceğini söyler. Genç insan yorulunca hemen uykuya dalarmış. Yaşlanınca yorulup uykuya dalmak zorlaşırmış.
https://www.lavarla.com/etkinlik-takvimi/ ankarada yapılan etkinlikleri duyuran gönüllü bir grup, güzel şeyler var
mesela bugün 6'da, 100. yıl parkında, ücretsiz jazz konseri var. takip etmek için güzel bir site
mesela bugün 6'da, 100. yıl parkında, ücretsiz jazz konseri var. takip etmek için güzel bir site
Şu sıra en çok maskede yaşıyorum bunu hayyyy... Diyip merdivenleri geri çıkıyorum söylene söylene swh
bütün müzik aletlerini çalabilmek derdim. çünkü içimde kalan birkaç spor dalı haricinde spora ilgim yoktur zaten. ama değişik değişik müzik aletlerinin hepsini mükemmel çalabilmek... keşke yaşansa
Var kardeşim gayet de var ama yanında promosyon olarak sınıfta kalmalı
bu şahıs yapması gereken bir sürü şey varken neden hiç birini yapmadığını anlamaya çalışıyor
Bir kere daha güldüğünü görebilmek için dünyaları verebileceğimi düşündüğüm kişinin her gün başkasının kollarında uykuya dalması
Hoçça ğalın ğidiyom ben
0-4 yaş için toplum içinde umursamadan yapılan sonrasında bi 15-16 yaşa kadar toplum içinde yapmaktan utanılan eylem.
Sonra ne mi oluyor? Bir gün içinizdeki o yoğun üzüntüyü eve kadar taşıyamıyorsunuz. Bir bakmışsınız yürürken ağlamaya başlamışsınız. Sonra birkaç kez daha tekrarlıyorsunuz ve görüyorsunuz ki ağlamanız kimsenin umrunda değil. Bunu fark etmenizle üstünüze bir rahatlık çöküyor işte. Sonra zaman mekan fark etmeksizin ağlayabilmeye başlıyorsunuz.
Sonra ne mi oluyor? Bir gün içinizdeki o yoğun üzüntüyü eve kadar taşıyamıyorsunuz. Bir bakmışsınız yürürken ağlamaya başlamışsınız. Sonra birkaç kez daha tekrarlıyorsunuz ve görüyorsunuz ki ağlamanız kimsenin umrunda değil. Bunu fark etmenizle üstünüze bir rahatlık çöküyor işte. Sonra zaman mekan fark etmeksizin ağlayabilmeye başlıyorsunuz.
Çocukken herhangi bir sevgi unsurunda bir eksiklikle karşılaştıysanız hayatınız boyunca yakanızı bırakmaz. Gün boyu aman hayat ne güzel diye güldürür eğlendirir, eve dönüş yolunda gözünüzü doldurmaya utanmaz. Şerefsiz.
bir yeri ağrısa hemen kendini pole atıp gugılda okudum bende kesin kanser var diyen +50 yaş anksiyöz teyzelerle ortak yanımız. dönem 3 patoloji dersleriyle başlar dönem 4 dâhiliye stajıyla peak yapar, asistan olunca geçer.
(bkz: hypochondriasis)
ha tutturamaz mısınız tutturursunuz, sıradan herkes gibi ip atlarken ayak bileği posteriorunda meydâna gelen âni ve şiddetli ağrının ilk sâniyesinde tepkim hskktir tendonu kopardık olmuştu ve âcildeki doktora bir türlü bunu inandıramamıştım.
netîcede gecenin köründe mr ve tanı 2 gün sonra sol komplet achilles tendon rupture...
(bkz: hypochondriasis)
ha tutturamaz mısınız tutturursunuz, sıradan herkes gibi ip atlarken ayak bileği posteriorunda meydâna gelen âni ve şiddetli ağrının ilk sâniyesinde tepkim hskktir tendonu kopardık olmuştu ve âcildeki doktora bir türlü bunu inandıramamıştım.
netîcede gecenin köründe mr ve tanı 2 gün sonra sol komplet achilles tendon rupture...
Arkadaşlar bu komite çok zor diyip evham yapıp korkmayın 1 iken 10 yapmış olursunuz böyle yaparak işi çok daha zorlaştırırsınız. Bir arkadaş demişti sözlükte: 'hangi komitedeysen en zor komite odur.'
Ayrıca bu komitede fizyoloji ve anatomide bazı konular ortak yani bir kere iyi anladın mı 2 tarafı da halletmiş oluyorsun. Ben kişisel olarak söyleyeyim benim en zor komitem değildi çalışırken zevk almıştım hatta
Ayrıca bu komitede fizyoloji ve anatomide bazı konular ortak yani bir kere iyi anladın mı 2 tarafı da halletmiş oluyorsun. Ben kişisel olarak söyleyeyim benim en zor komitem değildi çalışırken zevk almıştım hatta
Bomboş bi film açıp onu izlerken uyuyakalmak.
Bu tarz insanlar hayatımda çok fazladır ve acilen gidip tanışmalıyımdır. Yeni biriyle tanışmak enrtysine de girdiğim gibi direkt gidip merhabaaa ben seninle çok tanışmak istiyordum ben lavinaa❤️ derim dnssn
Hakkında çok şey söylemek istediğim ancak duygalarımı düşündüklerimi dile dökemediğim, bana büyülü gibi gelen kitap
henüz yazmadığımdır..
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
