2027'de çıkacak kitabımın adı.
inan hiç fark etmez
Goril çıkartmaları internetin Recep İvedik'idir. Bence komik de değildir.
Bu kelimeyi okuduktan sonra istemsizce aklıma; sigarasını önündeki boş kağıda dirseğini dayayarak içen, siyah beyaz bir odada yalnız başına dört ayaklı tahta masada yine gıcırdayan tahta sandalyesine oturmuş, uzaklara dalarak elinde kalemi ne yazması gerektiğini düşünen şair profilli bir erkek canlanıyor
estetik operasyonlar.
Belirsizlikler diyarına hoşgeldiniz :)))
Türkiye'nin dördüncü en büyük ilçesi
Hulk gerçek olabilir mi?
Ben bununla geldim bununla giderim. Düzgün adam kardeşim, ben onu yıllardır tanıyorum. Adam bir defa kalbimize girmiş kardeşim!
(bkz: öyle bir şey yazın ki sahibinin sesiyle okuyalım)
(bkz: öyle bir şey yazın ki sahibinin sesiyle okuyalım)
Bazen 32 kişi içerisinde bile yalnız kalabilirsiniz.
Havada Bir Top Bulut Olsam
😢
Her gittiğimde bir şekilde içimi ferahlatan yer. Anlamsızca oraya gittiğimde huzur buluyorum. Maneviyatı çok yüksek bir yer. Ama henüz tek başıma gidemedim hep yanımda birileri vardı o yüzden tam tadını çıkaramadım şu lanet korona biter de ankaraya gidebilirsem uğrayacağım ilk yer olabilir kendimle baş başa kalmaya biraz olsun huzur bulmaya çok ihtiyacım var çünkü
İçi kekli dışı poğaçamsı kurabiyemsi olan ve üstüne de dövülmüş fındık bulunan hamur işi. Çok kalorilidir.
İnsomnia
"ben de tam seni arayacaktım."
İfşalamak için akıllardaki soru işaretlerinin silinmesinde bire bir bir ukde olduğunu düşünüyor ve dolduruyorum.
İçlerinde çok ünlü ve çılgın bir sanatçı ile sanata gönül veren bir hekimin de bulunduğu uzun bir liste var.
İçlerinde çok ünlü ve çılgın bir sanatçı ile sanata gönül veren bir hekimin de bulunduğu uzun bir liste var.
ben senin yılgın bir hoşgörüyle beni benimsemene mi kaldım
sağlıklı insanın biraz da sevilmemesi gerekiyor, çünkü sevilmediği zamanlar insanın adeta antrenman zamanlarıdır.
sen bir dönem faşistisin
geçmişin bu kokuşmuş karanlık dehlizlerinde, o harabelerde, o yıkık dökük mağaralarda, izini yönünü kaybetmiş
sarmaşıkların içinde kendini boğulmuş gibi bulurken o eski defterleri karıştırırken koridorlarda kendine bir yol ararken... geçmişin defterlerini karıştırıp o iğrenç yarasaların gözümün önünde uçuştuğu
ilkkan: ne oldu, ne düşünüyorsun?
yılmaz: bi şey düşünmüyorum.
ilkkan: nasıl lan illa bi şey düşünüyosundur.
yılmaz: ya ilkkan birisine ne düşünüyosun diye sormak çok saçma yaa. ayrıca nezaketsiz de bir şey abi. kusura bakma ama bence öyle yani.
ilkkan:allah allah niye abi?
yılmaz: abi birincisi bu çok kişisel bir şey, ikincisi bunu anlatması çok zor, üçüncüsü hiç bir zaman insanın kafasında böyle yekpare kristal top gibi parlayan tek bir düşünce olmuyor. yani sen şimdi sorup da bok edene kadar benim aklımın bir köşesinde aint no sunshine when she's gone şarkısı çalıyodu birazcık, bu akşam ne yiyeceğiz acaba sandwich mi yiyeceğiz makarna mı yapsak sulu yemek yemiyoruz yememiz lazım düşünceleri... onun haricinde benim eski ev sahibimi biliyosun, o ev sahibiyle kafamda hayali bir tartışma yaşıyodum yani hatta kazanmak da üzereydim o tartışmayı. o yüzden ne düşünüyosun diye sorduğun zaman bu çok saçma oluyor ve içinden çıkılamaz bir hal alıyor. bildiğin vakit kaybı oluyor. bilmiyorum ki ne düşünüyorum. ne düşünüyosun diye düşünüyorum, ne düşündüğümü düşünüyor oluyorum o sırada işin içinden çıkamıyoruz sonra.
sağlıklı insanın biraz da sevilmemesi gerekiyor, çünkü sevilmediği zamanlar insanın adeta antrenman zamanlarıdır.
sen bir dönem faşistisin
geçmişin bu kokuşmuş karanlık dehlizlerinde, o harabelerde, o yıkık dökük mağaralarda, izini yönünü kaybetmiş
sarmaşıkların içinde kendini boğulmuş gibi bulurken o eski defterleri karıştırırken koridorlarda kendine bir yol ararken... geçmişin defterlerini karıştırıp o iğrenç yarasaların gözümün önünde uçuştuğu
ilkkan: ne oldu, ne düşünüyorsun?
yılmaz: bi şey düşünmüyorum.
ilkkan: nasıl lan illa bi şey düşünüyosundur.
yılmaz: ya ilkkan birisine ne düşünüyosun diye sormak çok saçma yaa. ayrıca nezaketsiz de bir şey abi. kusura bakma ama bence öyle yani.
ilkkan:allah allah niye abi?
yılmaz: abi birincisi bu çok kişisel bir şey, ikincisi bunu anlatması çok zor, üçüncüsü hiç bir zaman insanın kafasında böyle yekpare kristal top gibi parlayan tek bir düşünce olmuyor. yani sen şimdi sorup da bok edene kadar benim aklımın bir köşesinde aint no sunshine when she's gone şarkısı çalıyodu birazcık, bu akşam ne yiyeceğiz acaba sandwich mi yiyeceğiz makarna mı yapsak sulu yemek yemiyoruz yememiz lazım düşünceleri... onun haricinde benim eski ev sahibimi biliyosun, o ev sahibiyle kafamda hayali bir tartışma yaşıyodum yani hatta kazanmak da üzereydim o tartışmayı. o yüzden ne düşünüyosun diye sorduğun zaman bu çok saçma oluyor ve içinden çıkılamaz bir hal alıyor. bildiğin vakit kaybı oluyor. bilmiyorum ki ne düşünüyorum. ne düşünüyosun diye düşünüyorum, ne düşündüğümü düşünüyor oluyorum o sırada işin içinden çıkamıyoruz sonra.
toblerone.
“Herkes kaybedicek yani herkes ama. Kaybettik zaten de. Şu anda var olanları da kaybetmeye doğru gidiyoruz ama ne yazık ki bir illüzyonda yaşıyoruz.”
-sir aykut kocaman
-sir aykut kocaman
4 ay sonra kendi hastalarım olacak.
Bahçeli sokaklarından anıtkabirin çevresine uzanan uzuun bir akşam yürüyüşü. Yaktıran spotify listem eşliğinde...
İngilizce ve almanca çalış bence bir gün işine yarar.
Atak bir öğrenci ol, farklı gruplardan çevren olsun, daha geniş pencereden bakabil hayata.
Ulaşılamaz hayaller kur ve peşinden koş.
Kimsenin senin hakkında ne düşündüğünü önemseme. Onlar kim ya hayat senin hayatın ve sen de biriciksin.
Atak bir öğrenci ol, farklı gruplardan çevren olsun, daha geniş pencereden bakabil hayata.
Ulaşılamaz hayaller kur ve peşinden koş.
Kimsenin senin hakkında ne düşündüğünü önemseme. Onlar kim ya hayat senin hayatın ve sen de biriciksin.
sanıyorum ki hayat enerjisinin miktarı, mavi gökyüzü ile korelasyon gösterdiğinden gerçekleşen durumdur. elbette ki gönül başka aktiviteler yapmayı yeğlemektedir ancak kötü havada ders çalışıldığındakinden çok daha verimli olduğu da göz ardı edilmemelidir. hepimize verimli günler:)
Çok sevdiğim bi arkadaş grubum vardı dönemin başından beri. Hepsi tek tek ayrıldı, ben de hep toparlamaya çalıştım çünkü hepsini ayrı ayrı seviyordum. Bir yerden sonra bıraktım artık sürekli onları memnun etmeye çalışmayı haddime olmasa da köprü olmaya çalışmayı. şimdi kimse yok gibi yanımda. Herkes bambaşka yerlerde. Ve şu an o kadar da anonim olmadığım için bu entry garip gözükebilir. Anonimliğinize sahip çıkın sevgili yazarlar.
Nokta com
Hollanda doğumlu filozof, edebiyatçı, ilahiyatçı.
deliliğe övgü'yü kısa olmasına rağmen ve okuduğum zamanlar hızlı okumama rağmen birkaç ayda ancak bitirmiştim, öncesinde ciddi mitoloji bilgisini edinmem gerekiyordu kitap için.
deliliğe övgü'yü kısa olmasına rağmen ve okuduğum zamanlar hızlı okumama rağmen birkaç ayda ancak bitirmiştim, öncesinde ciddi mitoloji bilgisini edinmem gerekiyordu kitap için.
Sağ ol'u doğru yazanlar ve yazmayanlar.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

