Lisede trigonometri diye bir konu vardı. Onda apotemi neyse patolojide de robbins bence o.
Hastalıkların tanımını, oluşumunu anlamada bence faydası oluyor. Ayrıca kitabın diğer bir özelliği okulumuzda işlenen derslerle ve sorulan sorularla çok yakından uyum göstermesi.
Kitaba eksi yazacak durum ise verdiği istatistiklerin hep ABD'ye göre olması ama çok problem olacağını sanmıyorum.
Alınsa faydası olur diye düşünüyorum, en azından merakı olan için, ama fiyatından dolayı bir şey söyleyemeyeceğim:(
maddeden öte mâna
saatin gecenin dördünü bulması üstüne, "yatak beni çağırıyor artık!" diye sızlandığım arkadaşımın, " bir video daha izle, yatalım sonra. hak ettiğin notları al istiyorum, ondan öyle diyorum." sözlerini sarf etmesidir. dışarılarda bir yerlerde sizi önemseyen insanların varlığıdır kısacası. yalnız gibiyiz, yaptığımız her işi tek başımıza yapıyoruz gibi hissediyoruz ancak böyle güzel hatırlatmalar durumun öyle olmadığını yeniden hissettiriyor.
cins cins huyları olan bir bebekmişim. şimdi size bebekliğimle ilgili birkaç saçma şey anlatayım çünkü neden olmasın? annemin bir başörtüsü varmış ve ben o başörtüsüne bağımlıymışım. o olmadan uyuyamıyormuşum filan. bir gün misafirliğe gittiğimiz evde unutmuşuz mesela, gece problem çıkarıp uyumadığım için gidip almak zorunda kalmış babam. sabaha kadar bekleseymişim bari, ama yok! bu arada başörtüsünde annemin kokusu olması lazımmış yoksa kabul etmiyormuşum. sürekli elimde gezdirdiğim için kirleniyormuş tabi ve sık sık yıkanması gerekiyormuş, annem yıkadıktan sonra biraz kullanıyormuş başörtüsünü ve ben o şekilde alıyormuşum tekrar. bir süre sonra yıkana yıkana hali kalmamış başörtüsünün, bu yüzden annem aynısının yenisiyle değiştirmeye kalkmış ve ben yeni olanı kabul etmemişim.
diğer bir cins huyum şuymuş: her gece saat 3 gibi uyanırmışım ve bir buçuk saat kadar kendi kendime oyun oynarmışım. oyunu tek başıma oynuyorum ama birisinin bana göz kulak olması gerekiyor tabi, sonuçta bebeğim. bu nedenle babam da benimle birlikte otururmuş her gece. arada bir arkamı dönüp babama bakarmışım, onun orada olduğunu görünce oynamaya devam edermişim.
ismi "sıfır abla" olan bir hayali arkadaşım varmış. kendisiyle sık sık telefonda konuşurmuşuz. adının neden 0 abla olduğunu hiç bilmiyorum. o yaşta 0'ı nerden bildiğimi de bilmiyorum.
cinsliklerimi bir kenara bırakalım şimdi. tatlı, sevimli bir bebekmişim. aynı zamanda akıllıymışım da. insanlar beni çok severmiş. yanaklarım çok güzelmiş mesela ahahah. babamın öğretmen olan bir arkadaşı varmış, beni gördüğünde demiş ki "bu kız okur." yaklaşık 3 yaşındaki bir çocuğa bakarak nasıl böyle bir tahminde bulundu bilmiyorum doğrusu. ne söyledim, ne yaptıysam artık.
bir de şey, komşumuzun oğlu varmış benden birkaç yaş büyük, adı berat. bu berat tüm çocuklara kötü davranırmış, dövüyormuş galiba çocukları hahaha. bir tek bana bir şey yapmıyormuş. bunun da nedenini tam olarak bilmiyorum, annemle babamı sevdiği için olabilir. sebebi ne olursa olsun teşekkürler berat.
telefonumda ya da bilgisayarımda buraya koyabileceğim bir bebeklik fotoğrafım olsaydı küçük clarice'i görebilirdiniz ama ne yazık ki uygun bir fotoğraf yok. albümlere bakarken fotoğraflarımın fotoğrafını çekmeyi aklıma getirirsem bir ara sizinle bebekliğimi paylaşabilirim. :)
diğer bir cins huyum şuymuş: her gece saat 3 gibi uyanırmışım ve bir buçuk saat kadar kendi kendime oyun oynarmışım. oyunu tek başıma oynuyorum ama birisinin bana göz kulak olması gerekiyor tabi, sonuçta bebeğim. bu nedenle babam da benimle birlikte otururmuş her gece. arada bir arkamı dönüp babama bakarmışım, onun orada olduğunu görünce oynamaya devam edermişim.
ismi "sıfır abla" olan bir hayali arkadaşım varmış. kendisiyle sık sık telefonda konuşurmuşuz. adının neden 0 abla olduğunu hiç bilmiyorum. o yaşta 0'ı nerden bildiğimi de bilmiyorum.
cinsliklerimi bir kenara bırakalım şimdi. tatlı, sevimli bir bebekmişim. aynı zamanda akıllıymışım da. insanlar beni çok severmiş. yanaklarım çok güzelmiş mesela ahahah. babamın öğretmen olan bir arkadaşı varmış, beni gördüğünde demiş ki "bu kız okur." yaklaşık 3 yaşındaki bir çocuğa bakarak nasıl böyle bir tahminde bulundu bilmiyorum doğrusu. ne söyledim, ne yaptıysam artık.
bir de şey, komşumuzun oğlu varmış benden birkaç yaş büyük, adı berat. bu berat tüm çocuklara kötü davranırmış, dövüyormuş galiba çocukları hahaha. bir tek bana bir şey yapmıyormuş. bunun da nedenini tam olarak bilmiyorum, annemle babamı sevdiği için olabilir. sebebi ne olursa olsun teşekkürler berat.
telefonumda ya da bilgisayarımda buraya koyabileceğim bir bebeklik fotoğrafım olsaydı küçük clarice'i görebilirdiniz ama ne yazık ki uygun bir fotoğraf yok. albümlere bakarken fotoğraflarımın fotoğrafını çekmeyi aklıma getirirsem bir ara sizinle bebekliğimi paylaşabilirim. :)
gezip gördüğü yerlere dair videolar çeken youtuber.
youtube'a ilk başladığı zamanlar deli gibi izlerdim..videoları keyifli geliyordu.ama "bana bir şey katsın ya.." gibi bi amaçla izlemiyordum.ki bu amaçla izlenirse beklentinizi karşılamayabilir..her neyse.son zamanlarda videolarından eskisi gibi tad alamıyorum.eskisi kadar da aktif değil zaten.eskiden her şey daha amatörce ve içtendi sanki videolarda ama şimdi profesyonellik uğruna samimiyetini kaybetti gibi hissediyorum. ;(
youtube'a ilk başladığı zamanlar deli gibi izlerdim..videoları keyifli geliyordu.ama "bana bir şey katsın ya.." gibi bi amaçla izlemiyordum.ki bu amaçla izlenirse beklentinizi karşılamayabilir..her neyse.son zamanlarda videolarından eskisi gibi tad alamıyorum.eskisi kadar da aktif değil zaten.eskiden her şey daha amatörce ve içtendi sanki videolarda ama şimdi profesyonellik uğruna samimiyetini kaybetti gibi hissediyorum. ;(
Fazlasıyla yapılması gerektiği hususunda büyük bir fikir birliği olsa da...
Hayır! çaba, hak edene layıktır. Hak etmeyene gösterilen gayret hak edene ihanettir.
Bir işe gösterilen çaba o işin değerini göstermekten ziyade sizin gözünüzdeki değer artışını peşinden sürükler, öyle olmasa bile..
Hayır! çaba, hak edene layıktır. Hak etmeyene gösterilen gayret hak edene ihanettir.
Bir işe gösterilen çaba o işin değerini göstermekten ziyade sizin gözünüzdeki değer artışını peşinden sürükler, öyle olmasa bile..
almışsam da farkında değilim. bana iyi bir şey söylenince ciddiye alamıyorum ahahsha.
Köy dediğim yaşadığım yer, deli de diğer insanlara benzemeyen.
Böyle birisi yok aslında böyle bir aile vardı. Komşumuzdu.
İki çocuk bir bebek anne ve baba. Alim, meryem, müslüm, aslı ve bebek. Müslüm benim yaşıtlarımda; aslı büyük, bebeği hep sırta sarılı gördüm münasebetim olmadı, alim'le meryem'i de tüm ilçe-şehir tanırdı.
Müslüm; kamyonetimle toprak içinde oynarken gelirdi konuşmaya çalışırdı benimle, türkçesi çok değişikti h harfi yoktu, hıçkırarak konuşuyor gibiydi on beş yıl geçse de üzerinden hatırlarım tonlamasını. ne zaman ortaya çıkacağı belli olmamasından korkardım, hep aynı kıyafeti giyiyordu zaten, bir de ot yiyordu
Aslı; biz ne zaman dışarıya çıksak ailecek, geldiğimizde dışkapının önündeki ayakkabıları düzeltilmiş buluyorduk. Bir gün baktık düzelten meğersek aslı'ymış
Meryem hep sırtına sardığı bebeğiyle gezerdi. Salı günleri tüm aile köyden şehre indim misali yürüyerek (bir saatlik yol) pazardan eksik görmeye giderlerdi. Evleri uzaktı ağaçların arasında baraka tarzıydı nasıl ısınıyorlar diye düşünürdüm, tartışma sesi de eksik olmazdı evde. Kelimeleri de seçemiyordum zaten, sadece korktuğumu hatırlıyorum yaklaşmazdım o eve. Deliler evi uzak dur dumrul. Uzak durdum da deli sıfatı bana yapıştı
Bir gün kavga gürültü zilimiz çalındı, biz boşanacağız diyordu meryem'le alim. Gecenin 9'unda boşanmaya karar vermişler. Babam nasıl savuşturdu hatırlamıyorum. Tabi, boşanmadılar
Yine bir gün ki Alim hariç ailenin fertlerini gördüğüm son gün olur, bir bağırışma sesleri var. babam bilmem ne derneğinden gelmişler diyor kameralar da var. "Alim çocukları ve eşini bırak" tarzlı konuşma gerçekleşiyor. İlk başta aslı, peşinden müslüm en sonda meryem ve bebek teker teker geldiler patika yoldan. Aile o gün dağıldı. Gürültü ağlaşmalar boldu, evi kapıyı kilitlediklerini hatırlıyorum. Ondan sonra Alim yalnız yaşamına devam etti. Alim'in o günden sonra konuştuğuna çok nadir şahit olmuşumdur. Sonradan öğrendim İstanbula eğitime gitmiş müslüm'le aslı, meryem de istanbul'da akrabası varmış onun yanında yaşamaya
Alim'i tüm şehir bakardı, servis şoförümüz erkan abi bile yolda durup alime para vermişliği olmuştu. Alim aldığı parayı da direkt sigaraya basardı. Çubuğu vardı. keloğlan gibi ucuna bir poşet -ne var hiç bilemedim hep merak etmiştim içinde- bağlar, omzuna koyar diğer eliyle de sigarasını yakar tüttürerek tüm ilçeyi turlardı
Bildim bileli sigara içerdi alim. Bir gün korona olmuş dediler ve vefat ettiği haberi çabucak yayıldı. Tüm facebook alim'le sokakta çekindiği fotoğrafı paylaştı ve altına yazılar.. fotoğraf ve yazılarda kaldı alim
Böyle birisi yok aslında böyle bir aile vardı. Komşumuzdu.
İki çocuk bir bebek anne ve baba. Alim, meryem, müslüm, aslı ve bebek. Müslüm benim yaşıtlarımda; aslı büyük, bebeği hep sırta sarılı gördüm münasebetim olmadı, alim'le meryem'i de tüm ilçe-şehir tanırdı.
Müslüm; kamyonetimle toprak içinde oynarken gelirdi konuşmaya çalışırdı benimle, türkçesi çok değişikti h harfi yoktu, hıçkırarak konuşuyor gibiydi on beş yıl geçse de üzerinden hatırlarım tonlamasını. ne zaman ortaya çıkacağı belli olmamasından korkardım, hep aynı kıyafeti giyiyordu zaten, bir de ot yiyordu
Aslı; biz ne zaman dışarıya çıksak ailecek, geldiğimizde dışkapının önündeki ayakkabıları düzeltilmiş buluyorduk. Bir gün baktık düzelten meğersek aslı'ymış
Meryem hep sırtına sardığı bebeğiyle gezerdi. Salı günleri tüm aile köyden şehre indim misali yürüyerek (bir saatlik yol) pazardan eksik görmeye giderlerdi. Evleri uzaktı ağaçların arasında baraka tarzıydı nasıl ısınıyorlar diye düşünürdüm, tartışma sesi de eksik olmazdı evde. Kelimeleri de seçemiyordum zaten, sadece korktuğumu hatırlıyorum yaklaşmazdım o eve. Deliler evi uzak dur dumrul. Uzak durdum da deli sıfatı bana yapıştı
Bir gün kavga gürültü zilimiz çalındı, biz boşanacağız diyordu meryem'le alim. Gecenin 9'unda boşanmaya karar vermişler. Babam nasıl savuşturdu hatırlamıyorum. Tabi, boşanmadılar
Yine bir gün ki Alim hariç ailenin fertlerini gördüğüm son gün olur, bir bağırışma sesleri var. babam bilmem ne derneğinden gelmişler diyor kameralar da var. "Alim çocukları ve eşini bırak" tarzlı konuşma gerçekleşiyor. İlk başta aslı, peşinden müslüm en sonda meryem ve bebek teker teker geldiler patika yoldan. Aile o gün dağıldı. Gürültü ağlaşmalar boldu, evi kapıyı kilitlediklerini hatırlıyorum. Ondan sonra Alim yalnız yaşamına devam etti. Alim'in o günden sonra konuştuğuna çok nadir şahit olmuşumdur. Sonradan öğrendim İstanbula eğitime gitmiş müslüm'le aslı, meryem de istanbul'da akrabası varmış onun yanında yaşamaya
Alim'i tüm şehir bakardı, servis şoförümüz erkan abi bile yolda durup alime para vermişliği olmuştu. Alim aldığı parayı da direkt sigaraya basardı. Çubuğu vardı. keloğlan gibi ucuna bir poşet -ne var hiç bilemedim hep merak etmiştim içinde- bağlar, omzuna koyar diğer eliyle de sigarasını yakar tüttürerek tüm ilçeyi turlardı
Bildim bileli sigara içerdi alim. Bir gün korona olmuş dediler ve vefat ettiği haberi çabucak yayıldı. Tüm facebook alim'le sokakta çekindiği fotoğrafı paylaştı ve altına yazılar.. fotoğraf ve yazılarda kaldı alim
Bu neymiş böyle ya eski köye yeni adet
-elegantmoon, yavrum, bak seversin diye yaptım!
+ne yaptın anne? yoksa, yoksa..
- bir tencere yaprak sardım valla, eve de götürürsün:)
anneannenin ağzından çıkan herhangi bir cümledir.
+ne yaptın anne? yoksa, yoksa..
- bir tencere yaprak sardım valla, eve de götürürsün:)
anneannenin ağzından çıkan herhangi bir cümledir.
Grup sohbetlerinde dinleyici rolündeyim genelde. Belki sorularla dahil olabilirim. Çok güzel boş dinlerim ama boş yapma yeteneği nasip olmamış bana :(
Bir de belli bir konu üzerine tartışılıyorsa yanlış bilgi vermekten çok korkarım. Konu hakkında konuşacaksam elimde mutlaka sağlam kaynaklardan alınmış veriler olmalı (düşünsenize boş yapmaya elinizde dosyayla gidiyorsunuz. Dshdhahsjs) Bu nedenle az-çok bilsem bile bilmiyormuş gibi yapmayı tercih ederim.
Günlük yaşam hakkındaki sohbetlerde ise çok yakınım değilse çok derinlere inmeyi tercih etmiyorum. Sonra pişman oluyorum çünkü. Haliyle karşıya da aynı derinlikte sorular soramıyorum. Tıkanıp kalıyor bir yerden sonra.
Hal böyle olunca hiç de güzel bir ortam oluşmuyor. Sohbeti sevilen biri olmayı isterdim açıkçası. Çok konuşan arkadaşlar şanslısınız bence :'(
Bir de belli bir konu üzerine tartışılıyorsa yanlış bilgi vermekten çok korkarım. Konu hakkında konuşacaksam elimde mutlaka sağlam kaynaklardan alınmış veriler olmalı (düşünsenize boş yapmaya elinizde dosyayla gidiyorsunuz. Dshdhahsjs) Bu nedenle az-çok bilsem bile bilmiyormuş gibi yapmayı tercih ederim.
Günlük yaşam hakkındaki sohbetlerde ise çok yakınım değilse çok derinlere inmeyi tercih etmiyorum. Sonra pişman oluyorum çünkü. Haliyle karşıya da aynı derinlikte sorular soramıyorum. Tıkanıp kalıyor bir yerden sonra.
Hal böyle olunca hiç de güzel bir ortam oluşmuyor. Sohbeti sevilen biri olmayı isterdim açıkçası. Çok konuşan arkadaşlar şanslısınız bence :'(
uyumak.
bugün dünya öykü günü :))
başlığı görünce aklıma bu şarkı geldi :) avusturya ya da vietnama gitmek isterdim sanırım.
merdivene attığım adımda basamak yokmuş hissi.
Running With The Wolves - AURORA
en son asla tıp seçmem demiştim. şimdi buraya da bi bölüm yazarım da hayat bana yine nah çeker diye korkuyorum :d
tematikten defol!!!
Bu duygunun muhatabı olan kimseyi görünce nabzın temporal arterde ve avuçlarda hissedilmesi. Bununla birlikte zeminin ayakların altından kayıyormuş gibi gelmesi ve dizlerin tutmaması.(illa görmek şart değildir bu tip belirtiler mevzu bahis kişi ile ilgili hayal kurulduğunda da ortaya çıkabilir)
Bazen neye özlem duyduğunu da bilmez insan.. Öyle bir ruh hali..
"ızdırap"
BOŞLARI KALDIRAN GARSONA YARDIM EDİLMEZ.O KİŞİYE ELİN AYAĞIN YOK, BU İŞİ TEK BAŞINA BECEREMEZSİN İMASINDA BULUNMAYACAKSANIZ EĞER.
Et bebeğim esat'ı bir gün okula götürdüm. Kendisini sıramın altında unutmuşum. Sonraki gün yok olmuştu
Diyarbakırli bir arkadaşım var çok severim buradan ona selamlar!
sürekli üşüyendir. vücudun diğer kısımları üşümese bile ayaklar bir yolunu bulup üşürler, ısınmak nedir bilmezler, insanı deli ederler. biraz öfkelendim kusura bakmayın, o nedenle biraz da takdir edeyim ki gücenmesinler. transportu sağladıkları için minnettarız kendilerine, sağ olsun var olsunlar.
söylemesi "anne"den kolay olan kelime.
dolayısıyla bir bebeğin önce "baba" demesi şaşılmayacak bir durum ve sizi daha çok sevdiği anlamına gelmiyor sevgili babalar.
dolayısıyla bir bebeğin önce "baba" demesi şaşılmayacak bir durum ve sizi daha çok sevdiği anlamına gelmiyor sevgili babalar.
Odundur yeaa!
1) Aklıma kadın ve erkek birbirini tamamlıyor başıma ne geldiyse kendimi tamamlama çabasından geldi diyen "ben pes ettim" arkadaş geldi:

"Ben pes ettim" arkadaş bir kadın tarafından yontulmamış has odun olduğu için pes etti.
2) Yine insanları incelediğim bir anda "bir erkek" espri yaptı. Espri değil odunluktu. Dedim bu odun hiç ama hiç yontulmamış.
Çevresindeki çok erkekle muhatap olmaktan hakaretle espri çizgisi iç içe geçmiş "bir erkek"
*Odunluk mevzusu kadınlar tarafından erkeklere öğretilmeli. Bizler kendi haline bırakılırsa sonuç "ben pes ettim" arkadaşa çıkıyor
Not: bu yazı bir arkadaşımın biz kadınları hiç anlamıyorsunuz sözü üzerine düşünmemle oluşmuştur
1) Aklıma kadın ve erkek birbirini tamamlıyor başıma ne geldiyse kendimi tamamlama çabasından geldi diyen "ben pes ettim" arkadaş geldi:

"Ben pes ettim" arkadaş bir kadın tarafından yontulmamış has odun olduğu için pes etti.
2) Yine insanları incelediğim bir anda "bir erkek" espri yaptı. Espri değil odunluktu. Dedim bu odun hiç ama hiç yontulmamış.
Çevresindeki çok erkekle muhatap olmaktan hakaretle espri çizgisi iç içe geçmiş "bir erkek"
*Odunluk mevzusu kadınlar tarafından erkeklere öğretilmeli. Bizler kendi haline bırakılırsa sonuç "ben pes ettim" arkadaşa çıkıyor
Not: bu yazı bir arkadaşımın biz kadınları hiç anlamıyorsunuz sözü üzerine düşünmemle oluşmuştur
Karede dostlarınla olmak
Soru başına düşen puanı da arttıran can sıkıcı durum.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
