yazım yanlışı olarak aklıma "şu an" geldi, bitişik yazıldığını çok gördüm.
beni rahatsız eden bir şeyi daha eklemek istiyorum :( ama yazım yanlışı değil de okuma hatası bu: "bile" anlamına gelen "dahi" kelimesinde ilk heceyi uzatarak okumak.
oysaki doğrusu ikinci heceyi uzatmak. ilk heceyi uzun okuyunca zeki anlamına geliyor...
açma zülüflerin yar yar yellere garşı
senin zülfün benim benim telim değil mi
bülbül figan eder eder güllere garşı
o yar benim gülüm gülüm, gülüm değil mi
senin zülfün benim benim telim değil mi
bülbül figan eder eder güllere garşı
o yar benim gülüm gülüm, gülüm değil mi
Hukukun h'sinin bile kalmadığı ülke.
Cumhuriyet, egemenlik, geçmiş dönemde kazandığımız her şey bir bir elimizden kayıp giderken akıl sağlığını korumanın bir yolu yok. Çok üzücü ve çok yazık.
Cumhuriyet, egemenlik, geçmiş dönemde kazandığımız her şey bir bir elimizden kayıp giderken akıl sağlığını korumanın bir yolu yok. Çok üzücü ve çok yazık.
70'lerde olsak bir sürü plak alırdım sana, 80'lerde açık hava sinemasına götürürdüm ve izledikten sonra muhallebi ısmarlardım, 90'larda mahallenin en güzel misketlerini toplar dökerdim avuçlarına, 21. yüzyılda nasıl sevilir inan ki bilmiyorum. Alışamadım bu yüzyıla.
Pelvik elevasyon.
Arkadaşlarınızla, çevrenizle, kendinizle mutlu olunca ihtiyaç duyulmayan zıggım
İki sene önce bir arkadaşım, erkek arkadaşından ikinci defa olaylı bir şekilde ayrıldığında ona demiştim ki
"Bak güzelim, insan değişeceğini söyleyerek değişemez. İnsan değişmek zorunda bırakılarak değişir. Maalesef ki bu değişimlerin çoğu kötü olayların tetiklemesi sonucunda gerçekleşir. Ve insan her kötülükte çocuksu masum yanından bir şeyler kaybeder. Değişmek için kaybetmek gerekir."
(Zamanında Tuba için dediklerime hala aynen katılıyorum. Hepimiz değişiriz.)
Başlığa yeniden girdi girildikçe bildirim geldi. Ve ben yaklaşık 1 sene önce bu konu hakkında neler düşünmüşüm tekrar okudum. Bu başlıktan tam bir hafta sonra çok sevdiğim birini kaybetmiştim. Ölüm konusu benim için hassas bir noktaydı ve yeni bir ölümü daha kaldıramadım. Ölümü hem çok aştım hem de hiç aşamadım. Sonra başıma bir şeyler gelmeye devam etti ancak öncesinde aşamamış olduğum ölüm konusu bu süreçte beni zaten değişmeye itiyordu. Eskiden biraz tedirginmişim; birkaç kişi okursa diye. Artık onların benim hakkımdaki düşüncelerini önemsemeyecek kadar değişmişim. Başka biri olmuşum.
Bu süreçte okulların tekrar açılmasıyla ifşa olduğumu fark edenler gelip bana söylemeye başladılar. Ancak artık çok umursamadığını fark ettim. Keşke burada onlardan kaçarken sayıkladıklarımı zamanında onlara söylebilseymişim diyorum. Sonra da diyorum ki kendime "daha önceden bu denli değişmeye dayanabilir miydin?". Ne dayanabilirdim ne de katlanabilirdim. Olması gereken böyleymiş.
"Bak güzelim, insan değişeceğini söyleyerek değişemez. İnsan değişmek zorunda bırakılarak değişir. Maalesef ki bu değişimlerin çoğu kötü olayların tetiklemesi sonucunda gerçekleşir. Ve insan her kötülükte çocuksu masum yanından bir şeyler kaybeder. Değişmek için kaybetmek gerekir."
(Zamanında Tuba için dediklerime hala aynen katılıyorum. Hepimiz değişiriz.)
Başlığa yeniden girdi girildikçe bildirim geldi. Ve ben yaklaşık 1 sene önce bu konu hakkında neler düşünmüşüm tekrar okudum. Bu başlıktan tam bir hafta sonra çok sevdiğim birini kaybetmiştim. Ölüm konusu benim için hassas bir noktaydı ve yeni bir ölümü daha kaldıramadım. Ölümü hem çok aştım hem de hiç aşamadım. Sonra başıma bir şeyler gelmeye devam etti ancak öncesinde aşamamış olduğum ölüm konusu bu süreçte beni zaten değişmeye itiyordu. Eskiden biraz tedirginmişim; birkaç kişi okursa diye. Artık onların benim hakkımdaki düşüncelerini önemsemeyecek kadar değişmişim. Başka biri olmuşum.
Bu süreçte okulların tekrar açılmasıyla ifşa olduğumu fark edenler gelip bana söylemeye başladılar. Ancak artık çok umursamadığını fark ettim. Keşke burada onlardan kaçarken sayıkladıklarımı zamanında onlara söylebilseymişim diyorum. Sonra da diyorum ki kendime "daha önceden bu denli değişmeye dayanabilir miydin?". Ne dayanabilirdim ne de katlanabilirdim. Olması gereken böyleymiş.
bakış açılarına saygısızlıktır. benim gibi düşünmeyen kişinin neden aksi fikri savunduğunu öğrenmek isterim. hiç ummadığım insanlardan gelen hiç ummadığım fikirler beni kendi fikrimden daha çok tatmin edebilir. ya da yanlış düşündüğüne emin olduğum birini basitçe düzeltmek isteyebilirim. insanların düşünme ve düşünce açısından daima yardıma ihtiyacı vardır. yaşadığımız süre boyunca bildiğimiz tüm doğrulara bir yanlış bulacak insanlarla karşılaşacağız. farklı bir düşünce duymadığımız sürece eline verilen basit doğrulara inanan basit insanlar olmaktan fazlası olmayacağız. biz konuşuruz bizim fikrimizi öğrenirler. başkası konuşur biz öğreniriz. ama öğrenmeye ya da duymaya tahammül edemeyip kendi doğrularından öteye gidemeyen insanlar var ya... bilmeyen hem de öğrenme tenezzülünde bulunmayanlar... işte o insanların konuşmalarına bütünüyle tahammülsüzlüğüm var.
hoşça kal :(
(bkz: #11293)
Birisi bana, şunu yaparsan sana olan sevgim azalır dedi sayın yazarcımlar. Ne düşünmem gerektiğini bilmiyorum. Kırıcı bir cümle. Sevgi koşulsuz olmalı hele de bunu diyen kişi için. Üzgünüm.
Seni dert etmeler parçasının kafamda arka planda gün boyu çalacak olmasına sebep olan başlık
yeni tişört alınca özellikle victoria secret'a çağırılmışçasına bi özgüven patlaması bi yerinde duramama hali
aklıma şu şiiri getiren başlık:
Adımız bahçenin köşelerinde saklı
Yeminimiz sözümüz sevgimiz
Bu sarı kâğıtta katlı
Güneş işte orda bayram yeri
Sularda ilk cemre
Gökte bir leylek buluyorum
Nedir beni dalgınlığa götüren
Şehirden dönünce onu bulamamak mı
Yoksa bu yaşta ölümden mi korkuyorum
Bahçenin içinden annemin kahkahası.
yoksa bu yaşta ölümden mi korkuyorum sözlük?
Adımız bahçenin köşelerinde saklı
Yeminimiz sözümüz sevgimiz
Bu sarı kâğıtta katlı
Güneş işte orda bayram yeri
Sularda ilk cemre
Gökte bir leylek buluyorum
Nedir beni dalgınlığa götüren
Şehirden dönünce onu bulamamak mı
Yoksa bu yaşta ölümden mi korkuyorum
Bahçenin içinden annemin kahkahası.
yoksa bu yaşta ölümden mi korkuyorum sözlük?
spotify listelerime açıklama yazmaya, arkadaş blendlerine, yıllık özet heyecanına bayılırım. harcanabilecek en iyi 55 tldir. he bir de kanımca stalk sanatı aslen spotifyda icra edilir.
Geldik, yoktunuz.
bir türlü sevemiyorum nedense :( bu entry çok eksilenirmiş gibi geldi asfsds sevmediğim için hep linç yerim.
sözlükte samimiyeti neşeyi temsil eden yazarımız.sözlük yönetimi bu ayki maaşını yatırmadığı için sanırım yazmıyor daha.yoksa öncede 10 entry giren yazar bir anda bırakabilir mi ? azaltarak bırakılır işin raconu budur hanımefendi.
Bu düzeni değiştiremediğimiz, size yardım etmeyi bile başaramadığımız için çok üzgünüm.
müsebbipleri yargılamıyoruz bile, halbuki en azından bunu başarmalıydık.
müsebbipleri yargılamıyoruz bile, halbuki en azından bunu başarmalıydık.
Farkı yok. İkisinden de yazmıyor nasılsa...
Bulut olmadan gün güzel batmaz.
Gün batımlarını mümkün olduğunca seyretmek ve hafıza dolana kadar fotoğraflarını çekmek beni en çok mesut eden aktivitelerden biridir. Uzunca gözlemlerin ardından fark ettim ki, bulutsuz bir gün bitime ulaştığında gözlemlediğimiz manzara etkileyici fakat hep aynıdır: kırmızı, sarı ve mavi renklerinin sırayla üst üste dizilmeleri sonucu oluşan paralel renk tayfı olarak tarif edilebilir. Ancak gün bulutluysa eğer, gün batımında sadece bu üç rengi görmekle yetinmeyiz: spektrumun tüm renkleri, sıcaklıkları artırılmış şekilde tüm semaya yayılmıştır, bulutların pozisyonlarına bağlı olarak farklı kırılmalar, yüzlerde tebessüm oluşturan muhtelif desenler, gökyüzünü yaşayan bir tabloya dönüştürür.
zorluk çekmeden, önüne engeller çıkmadan, rahat bir yaşam sürerek de pek tabi mutlu olabilir insan ancak sıkıntıya, cefaya katlanırsa hayal bile edemeyeceği 'renkleri' insanın karşısına çıkarabilir hayat. Burada sıkıntıyı, cefayı bulutlar sembolize ediyor:))
Dipnot: bu minvalde bir sürü atasözü mevcuttur ama bu da benim versiyonum oldu:)
Gün batımlarını mümkün olduğunca seyretmek ve hafıza dolana kadar fotoğraflarını çekmek beni en çok mesut eden aktivitelerden biridir. Uzunca gözlemlerin ardından fark ettim ki, bulutsuz bir gün bitime ulaştığında gözlemlediğimiz manzara etkileyici fakat hep aynıdır: kırmızı, sarı ve mavi renklerinin sırayla üst üste dizilmeleri sonucu oluşan paralel renk tayfı olarak tarif edilebilir. Ancak gün bulutluysa eğer, gün batımında sadece bu üç rengi görmekle yetinmeyiz: spektrumun tüm renkleri, sıcaklıkları artırılmış şekilde tüm semaya yayılmıştır, bulutların pozisyonlarına bağlı olarak farklı kırılmalar, yüzlerde tebessüm oluşturan muhtelif desenler, gökyüzünü yaşayan bir tabloya dönüştürür.
zorluk çekmeden, önüne engeller çıkmadan, rahat bir yaşam sürerek de pek tabi mutlu olabilir insan ancak sıkıntıya, cefaya katlanırsa hayal bile edemeyeceği 'renkleri' insanın karşısına çıkarabilir hayat. Burada sıkıntıyı, cefayı bulutlar sembolize ediyor:))
Dipnot: bu minvalde bir sürü atasözü mevcuttur ama bu da benim versiyonum oldu:)
-Zaten ne demiş şair “Hayat hatıradır, unutursan ölürsün.”
+Ne güzel söylemiş.Kim bu?
-Unuttum.
+Ne güzel söylemiş.Kim bu?
-Unuttum.
İyi ki var.
Burayı hem hiç kaybolmayacak bir günlük olarak kullanıyorum, aklımda ne varsa yazıyorum Hem de normalde muhtemelen tanışamayacağım insanlarla bir şeyler paylaşıyorum. Daha ne olsun yani.
Burayı hem hiç kaybolmayacak bir günlük olarak kullanıyorum, aklımda ne varsa yazıyorum Hem de normalde muhtemelen tanışamayacağım insanlarla bir şeyler paylaşıyorum. Daha ne olsun yani.
Sport matı. Anlık geldiğiniz gazın büyüklük seviyesine göre çeşitli spor malzemeleri de yanında gelir.
bu zamana kadar zariftim de elime ne geçti zekayı seçmek istiyorum acun abi
sayın (yazar: ileleualatyr) için, sevgiler
Bu başlık beni 8-10 yaşlarıma ışınladı. Ödevlerimi ihmal eder buralarda oyun oynardım:) hatırladığım bazı oyunları aşağı bırakayım:
1. Avatar Kale savaşı: oyun avatar temalı. Mancınıkla bir şeyler fırlatıp karşı elementi büken tarafın kalesine hasar verip yıkmaya çalışıyorsunuz. O da size fırlatıyor.

2. Garson penguen: iglo gibi bir yerde lokantanız oluyor, müşteri penguenlerin istediğini falan getiriyorsunuz, kazandığınız parayla da lokantaya yeni şeyler alıyorsunuz.

3. Büyüteçle adam yakmaca: düşününce bayağı manyakça bir oyunmuş aslında. Allah'ım neler oynamışız biz :d yüksek bir yerden büyüteç vasıtası ile milleti yandırıyorsunuz. Sıkılırsanız yoldan geçen petrol tankerlerinden biri ile final yapma imkanı oluyor.

4. Elektrik adam: kuzenimle "sen yönlendir ben hareketleri yapacam" diyerekten oynadığımız dövüş oyunu. Aklıma gelmişken bari oynayıp mazi yapayım:)
1. Avatar Kale savaşı: oyun avatar temalı. Mancınıkla bir şeyler fırlatıp karşı elementi büken tarafın kalesine hasar verip yıkmaya çalışıyorsunuz. O da size fırlatıyor.

2. Garson penguen: iglo gibi bir yerde lokantanız oluyor, müşteri penguenlerin istediğini falan getiriyorsunuz, kazandığınız parayla da lokantaya yeni şeyler alıyorsunuz.

3. Büyüteçle adam yakmaca: düşününce bayağı manyakça bir oyunmuş aslında. Allah'ım neler oynamışız biz :d yüksek bir yerden büyüteç vasıtası ile milleti yandırıyorsunuz. Sıkılırsanız yoldan geçen petrol tankerlerinden biri ile final yapma imkanı oluyor.

4. Elektrik adam: kuzenimle "sen yönlendir ben hareketleri yapacam" diyerekten oynadığımız dövüş oyunu. Aklıma gelmişken bari oynayıp mazi yapayım:)
kamerasız sınavlar
Caaaanım Bursa'da bir semt ismi, güzeldir gidiniz! Bursa'nın heeer yeri güzeldir heeeer yerii. Hepinizi beklerim ayrıca gelenlere de İskender sözüm olsun😘
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?