“Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.”
Hatırlamak istemediğim o kadar şey yaşattın ki bana ne hissettiğimi bile bilmiyorum. Bir seviyor bir sevmiyorum. Papatyalara ve bana yazık oldu anlayacağın.
Almayı Düşündüğünüz ne varsa alın. Gücünüzü zorlamanın tam vakti. Yoksa bir daha isteseniz de alamıyorsunuz.
hani asla anlayamadığım bi olay da profil fotoğrafını yan koyuyor insanlar. sebebini bilen ya da anlayabilen var mı?
Kadın-erkek yakın arkadaşlığına olan inancımı bitiren topluluk.
Onsuz
muhteşem nick önerim geliyor. hemen havada kapın bu nicki
3
2
1
3
2
1
"Everyone dies alone. But if you meant something to someone, if you helped someone or loved someone, if even a single person remembers you then maybe you never really die and maybe this isn't the end at all."
Person of Interest 05*13
Person of Interest 05*13
Türkiye'de çoğu erkeğin en az bir kere deneyimlediği platonik aşk illetine tutulmuş gençtir. Spora başlamalı ve saçları 3'e vurdurmalıdır. Bu şekilde belki dayanabilirse dayanır Ali cabbar.
Eğitim hayatımızın ilk 8 yılı boyunca benim numaram 99, en yakın arkadaşımın numarası da 98'di. Arkadaşlığımızın 14. yılı ve umarım hayatımız boyunca birbirimize bu iki sayı kadar yakın kalırız.
Ortaokul yıllarımdan beri günlük tutarım, ara ara bıraktığım da olmuştur.
İlk defterim kara kaplı bir defterdi, her gün 10 sayfaya yakın yazardım. Sonra ne oldu bilmiyorum, kendisini imha ettim.
İkinci defterim kırmızıydı. 8.sınıf ila 9.sınıf arası sonuna kadar doldurmuştum. Şifreli yazdığım bazı şeyleri hatırlamıyorum ama sürekli bir şeyler çizip bir şeyler ima etmişim.
Üçüncüsü nispeten küçük krem renkli, rengarenk baykuşlarla dolu bir defterdi. Çeyreğine kadar yazdım. Yazdıklarım gittikçe seyrekleşti. Zor bit dönemden geçiyordum ve yazdığım şeyleri bir hafta sonra dönüp karalıyordum vs. Defterden içim kaçınca parçaladım, köşelerini yaktım ama atmaya kıyamadım. Bir kenarda duruyor hala.
Dördüncüsü de şu an konuşmadığım bir arkadaşım hediye etmişti, 11.sınıf civarı yazmaya başladım ama sınav senesi yoğunluğundan mıdır bilmem tutunamadım. Bugüne kadar elimde süründü, yarıya ulaştım mı bilmiyorum. Üzerinde bir kedinin yanında 'you're my sunshine' yazıyordu. Mart ayında eve dönerken yurtta bırakıp geldim.
Ve beşincisi. Lila yumuşak kumaş kaplı bir defter. Uzun bir süre günlük hasreti çektikten sonra yurttaki defterime ne zaman kavuşacağımın belli olmadığını kabullenince yeni bir defter tutmaya başladım.
Genel olarak o gün olmuş önemli şeylerden bahseder, onları anımsatacak şeyler çizer ve içimi dökerim. En sevdiğim şey ise geçmişte yaptıklarımı çoğu zaman mutlulukla okumak :)
İlk defterim kara kaplı bir defterdi, her gün 10 sayfaya yakın yazardım. Sonra ne oldu bilmiyorum, kendisini imha ettim.
İkinci defterim kırmızıydı. 8.sınıf ila 9.sınıf arası sonuna kadar doldurmuştum. Şifreli yazdığım bazı şeyleri hatırlamıyorum ama sürekli bir şeyler çizip bir şeyler ima etmişim.
Üçüncüsü nispeten küçük krem renkli, rengarenk baykuşlarla dolu bir defterdi. Çeyreğine kadar yazdım. Yazdıklarım gittikçe seyrekleşti. Zor bit dönemden geçiyordum ve yazdığım şeyleri bir hafta sonra dönüp karalıyordum vs. Defterden içim kaçınca parçaladım, köşelerini yaktım ama atmaya kıyamadım. Bir kenarda duruyor hala.
Dördüncüsü de şu an konuşmadığım bir arkadaşım hediye etmişti, 11.sınıf civarı yazmaya başladım ama sınav senesi yoğunluğundan mıdır bilmem tutunamadım. Bugüne kadar elimde süründü, yarıya ulaştım mı bilmiyorum. Üzerinde bir kedinin yanında 'you're my sunshine' yazıyordu. Mart ayında eve dönerken yurtta bırakıp geldim.
Ve beşincisi. Lila yumuşak kumaş kaplı bir defter. Uzun bir süre günlük hasreti çektikten sonra yurttaki defterime ne zaman kavuşacağımın belli olmadığını kabullenince yeni bir defter tutmaya başladım.
Genel olarak o gün olmuş önemli şeylerden bahseder, onları anımsatacak şeyler çizer ve içimi dökerim. En sevdiğim şey ise geçmişte yaptıklarımı çoğu zaman mutlulukla okumak :)
Şu anda -evet, tam şu anda- yapmakta olduğum eylem.
Bıktım sizden, yeter be!
Beni bir iSs'a yollasana bir şey deneyeceğim @nasa.
Bıktım sizden, yeter be!
Beni bir iSs'a yollasana bir şey deneyeceğim @nasa.
köpek
Seni ben gibi seven biri...
iki yıl okul tatilidir. hem de iş bankası basımı tam metin. bir sebepten geri isteyemiyorum, bir yerlerden bana döner umuduyla satın da alamıyorum. satın alsam da aynısı olmaz ki. travma.
Kuaför denilince benim aklıma daha çok kadınların gittiği ve saçlarına birçok çeşit işlemin yapılabildiği daha pahalı lüks yerler gibi geliyor
Berber ise daha çok erkeklerin gittiği yanları al üstler kalsın abi dendiği sonunun genelde umulduğu gibi bitmeyip hüsran olduğu tıraş sonrası ben böyle istemiştim deyip ünlü birisinin fotoğrafına bakıp dert yakındığın mahallenin mütevazi bir dükkanı
Berber ise daha çok erkeklerin gittiği yanları al üstler kalsın abi dendiği sonunun genelde umulduğu gibi bitmeyip hüsran olduğu tıraş sonrası ben böyle istemiştim deyip ünlü birisinin fotoğrafına bakıp dert yakındığın mahallenin mütevazi bir dükkanı
gazi mezunu olması ve bu özelliğiyle övünmesiyle ilk olarak kalbimizi çalan, sonrasında gerek kibarlığı gerek ise derslerdeki mesleğine saygısı ile birlikte gelen başarısı ile okulumuzun dikkate değer bir histoloji hocası. inşallah bu amfilerden de sizler gibi öğretim üyeleri çıkacak hocam ^_^
2016 yapımı, Tom Ford'un psikolojik gerilim filmi.
Başrollerde amy adams ve jake gyllenhaal yer alıyor.
Bundan sonrası spoiler içerebilir.
edward yazdığı romanla öyle güzel intikam alıyor ki Susan'dan. İntikam böyle alınır işte diyorum başka bir şey demek istemiyorum.
edward ve Susan birbirlerini seviyor, evleniyorlar. Tam bir aile olmak üzereyken Susan “Yok ya biz sanırım ayrı dünyaların insanıymışız edward'cığım.” düşüncesiyle adamı terk ediyor. Romanda da görüyoruz ki başkarakter, eşi ve kızıyla gayet mutlu yola çıkıyor yani edward, Susan ve doğmamış bebekleri başta gayet mutlu. Sonra Susan her şeyi mahvediyor giderek, romanda da başkarakterin kızı ve karısı o arabaya bindirilip öldürülüyor. edward nasıl dağıldıysa başkarakter de öyle dağılıyor. En sonunda hem romandaki başkarakter hem de edward intikam almış oluyor ama farklı şekillerde. edward, yazdığı kitabı Susan'a okutup adeta “bak, sen beni böyle öldürdün işte Allahsız!” Diyerek, romandaki başkarakter de ailesini öldürenleri öldürerek intikam alıyor.
İzleyin, izlettirin.
Başrollerde amy adams ve jake gyllenhaal yer alıyor.
Bundan sonrası spoiler içerebilir.
edward yazdığı romanla öyle güzel intikam alıyor ki Susan'dan. İntikam böyle alınır işte diyorum başka bir şey demek istemiyorum.
edward ve Susan birbirlerini seviyor, evleniyorlar. Tam bir aile olmak üzereyken Susan “Yok ya biz sanırım ayrı dünyaların insanıymışız edward'cığım.” düşüncesiyle adamı terk ediyor. Romanda da görüyoruz ki başkarakter, eşi ve kızıyla gayet mutlu yola çıkıyor yani edward, Susan ve doğmamış bebekleri başta gayet mutlu. Sonra Susan her şeyi mahvediyor giderek, romanda da başkarakterin kızı ve karısı o arabaya bindirilip öldürülüyor. edward nasıl dağıldıysa başkarakter de öyle dağılıyor. En sonunda hem romandaki başkarakter hem de edward intikam almış oluyor ama farklı şekillerde. edward, yazdığı kitabı Susan'a okutup adeta “bak, sen beni böyle öldürdün işte Allahsız!” Diyerek, romandaki başkarakter de ailesini öldürenleri öldürerek intikam alıyor.
İzleyin, izlettirin.
fikirlerin birbiri içinde çözünüp ayrışmaya karşı çıkmaları. asıl düşünmeniz gereken şeyi fikirleriniz arasından seçmenizi engeller.
aysel git başımdan ben sana göre değilim
ölümüm birden olacak seziyorum
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
aysel git başımdan seni seviyorum
ölümüm birden olacak seziyorum
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
aysel git başımdan seni seviyorum
biliyorsunuzdur ki bazı okullar ilk komiteden beri anatomi görüyor, bazıları ilk sınıftan itibaren farmakoloji parazitoloji vs. dersleri alıyor. sizce bizim okulumuz doğru bir yol izliyor mu?
dipnot: tabii ki hocalarımız yılların birikimiyle en iyi sistemi bulmuşlardır ama daha iyisi bulunana kadar iyi, en iyi gibi gözükebilir.
dipnot: tabii ki hocalarımız yılların birikimiyle en iyi sistemi bulmuşlardır ama daha iyisi bulunana kadar iyi, en iyi gibi gözükebilir.
كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ ثُمَّ إِلَيْنَا تُرْجَعُونَ
“Her nefis ölümü tadacaktır ve sonra bize döndürüleceksiniz.”
“Her nefis ölümü tadacaktır ve sonra bize döndürüleceksiniz.”
Neden yaşamayalım??? Hayat kısa kuşlar uçuyor, her daim ufak da olsa bir umut var.
neden herkes kötülemiş ki? aşk benim için hiç beklemediğim bir anda çıkagelen, karanlık dünyamın umut ışığıdır. hatta bazı zamanlarda beni hayata bağlayan tek şeydir...
Ömür bu, ansızın bir sonu var. Varlık nasıl ki geçiciyse yokluk da zamanla geçiyor. Yokluğunda ne yapmam gerektiğini bilemediğim insanların ardından defalarca kez yokluklarını unuttuğumu fark ettim. Sonra sokakta ansızın gördüğüm uzak bir tanıdık bana onlardan bahsetti. Kaç senemi birlikte geçirdiğim insanların bambaşka kişilerin hatrında güzel anılarla anımsandığını gördüm. Ölüm bu, ansızın geliyor, bilemiyoruz. Unutulmayacak önemli biri olmak için bir ömrü feda etmek gerekir, belki son demlerimde belki de ölümümün ardından ancak takdir görürüm yine de. Öbür türlüsünde de uzun yaşayabilirsem torunlarımın çocukları tarafından hatırlanacağım en fazla. Ben öbür türlüsünü yaşıyorum. Madem hayatta bir iddiam yok, madem sıradan bir ömre talibim; öyleyse var olduğum sürece kim isem o kadarıyla bu dünyadan göçüp gideceğim. Hatta belki de tanıştığım herhangi biri beni anımsayan son insan olabilecek. Ve ben bulunduğum son hatırada kalp kıran, bencil, yalancı, egoist, beceriksiz insan olmak istemiyorum.
Yaşadığım her gün belki de son günümmüşçesine ve konuştuğum her insan yokluğumun son varisi olacakmışçasına yaşamak için bir güne daha başlıyorum.
Günaydın herkese sevgili yazarlar.
Yaşadığım her gün belki de son günümmüşçesine ve konuştuğum her insan yokluğumun son varisi olacakmışçasına yaşamak için bir güne daha başlıyorum.
Günaydın herkese sevgili yazarlar.
ben sana aşık oldum-murat göğebakan
Yazılanları okuyunca gerçekten çok üzüldüm.
Kan bağımızın bulunduğu insanların böyle davranması hoş değil.
En küçük halamı anne yarısı olarak görürüm.
Hatrını tutmak için elimden geleni yaparım ama tabii ki karşılıklı sevgi+saygı olduğu için böyle bir ilişkimiz var. Halamın annemi üzmesi durumunda muhtemelen nefret ederdim ama çok şükür ki 1. Dereceden akrabalarım çok yapıcı insanlar genel olarak.
Keşke herkesin hala,teyze,dayı,amca ilişkileri çok güzel olsa...
Kan bağımızın bulunduğu insanların böyle davranması hoş değil.
En küçük halamı anne yarısı olarak görürüm.
Hatrını tutmak için elimden geleni yaparım ama tabii ki karşılıklı sevgi+saygı olduğu için böyle bir ilişkimiz var. Halamın annemi üzmesi durumunda muhtemelen nefret ederdim ama çok şükür ki 1. Dereceden akrabalarım çok yapıcı insanlar genel olarak.
Keşke herkesin hala,teyze,dayı,amca ilişkileri çok güzel olsa...
çan kısmı ile hortumun birleştiği yerden tutulur. çanın büyük tarafı kalp odaklarına koyulur. dinlerken asla hareket ettirilmez. yer değiştirmek için kaldırılır ve yeni yere koyulur. ortamın sessiz olmasına dikkat edilir.
Anatomidir.
Yahu öğrenilmiyor ki! Anatominin oturmasının esası tekrardan geçiyor kabul. Ama o konuyu ilk okuduğunuzda "ya bunu öğrenecek zeka bende yok galiba" dedirtmiyorsa anatomi değildir o, fizyo falandır mantıklıysa eğer.
Yahu öğrenilmiyor ki! Anatominin oturmasının esası tekrardan geçiyor kabul. Ama o konuyu ilk okuduğunuzda "ya bunu öğrenecek zeka bende yok galiba" dedirtmiyorsa anatomi değildir o, fizyo falandır mantıklıysa eğer.
yapılanlardan dolayı duyulan pişmanlık mı yoksa yapılamayanlardan dolayı hissedilen hüzün mü...
Hangisi daha ağır ?
Hangisi daha ağır ?
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?