Asla anlam veremediğim durumdur.
Alaaddinin sihirli lambası var uçan halısı var ucanseccade si neden olmasın :d
Furkan emirce. gerçekten komik videoları var
Böyle bir olay yaşanırsa bilirim ki kıyamet kopacak. Kendimi parçalarım yine de o ödev verildikten sonraki 24 saat içinde hazırlanıp teslim edilir.
Paranız varsa her hobiyi yapabilirsiniz. Tavsiyem bu kadar.
Seçimlerinin takdir görmemesi halinde kendi kendisini alkışlayıp alkışı başlatan ilk kişidir. Bu kişiler zamanla öyle hale gelir ki kendi seçimlerinin övgüsü daima üst planda kalsın diye bazen bariz şekilde bazense alttan alttan başka insanların seçimlerini aşağılar, küçük görür. Burada kendini övmenin ve kendini tanımanın ayrımını vurgulamak isterim. Kendini tanıyan birisi yardımsever olduğunu bilir. Bunu ifade edebilir. Ancak kendini öven birisi yardımsever olduğu söylemese de yaptığı yardımlardan ve herkesi ne kadar sevindirdiğinden bahsedip durur. Takdir gören davranışlar zamanla çevreden olumlu geri dönüşler alır. Kendini öven insanın çevresi zamanla genişler. Oysa altın durduğu her yerde ışıldar. Değerli olduğunu belirtmesi ne onu elmas ne de diğer altınlardan daha farklı türde bir altın yapabilir. Bu nedenle hiçbir altının reklama ihtiyacı yoktur. Şayet altın kaplamaya sahip basit bir metal değilse
En sevdiğim. Yaprakların çıtırtısından, hafif esen rüzgarlardan, atmosferin rengine kadar nostaljik bir görünüm. Mükemmel.
Oda arkadaşım evinde bir gün kalıp dönüyordu, utanmasam ağlardım ya çok kötü.
Ciddili bir trafik kazası geçirmiştim.
Kalın kafalara girmek için tek bir sivri dil yetmiyor...
Söylemesi hiçbir şeye fayda etmeyen bir kelime.
Hayatımda hiç çiçek satın almadım. Bana çiçek alan da olmadı. Birine çiçek alınması gerekirse ve yanlış anlamlı çiçek alırsam diye bir çekince içerisindeyim. (Hasta olan tanıdığa ayrılık ve hüzün manasında çiçek alınmadı henüz)
Level arttırıyorum.
Karşı cins akranlarının kişisel özelliklerinin alakalı ya da alakasız bağlamlarla size anlatılması. Gereksiz seviyede sürekli övülmesi. Evden çıkış.
İstiklal marşı ve kapanış.
Karşı cins akranlarının kişisel özelliklerinin alakalı ya da alakasız bağlamlarla size anlatılması. Gereksiz seviyede sürekli övülmesi. Evden çıkış.
İstiklal marşı ve kapanış.
Diyecekler ki arkamdan
Ben öldükten sonra
O, yalnız şiir yazardı
Ve yağmurlu gecelerde
Elleri cebinde gezerdi
Yazık diyecek
Hatıra defterimi okuyan
Ne talihsiz adammış
İmanı gevremiş parasızlıktan
-Muzaffer Tayyip USLU
Ben öldükten sonra
O, yalnız şiir yazardı
Ve yağmurlu gecelerde
Elleri cebinde gezerdi
Yazık diyecek
Hatıra defterimi okuyan
Ne talihsiz adammış
İmanı gevremiş parasızlıktan
-Muzaffer Tayyip USLU
"üssün üssü çarpılır" demişti ortaokul hocam.
KOD ADI: üssün üssü çarpılır
KOD ADI: üssün üssü çarpılır
john mayer - continuum albümü
Albümden en sevdiklerim slow dancing in a burning room,bold as love (jimi hendrix coverıdır) ve gravity.
Albümden en sevdiklerim slow dancing in a burning room,bold as love (jimi hendrix coverıdır) ve gravity.
Yaprak misali rüzgarda savrulup durmak demektir. Beynin ve kalbin savaşına ön cepheden tanıklık etmektir. Hislerle mantığın mücadelesini seyretmektir. Elin kolun bağlı hiçbir şey yapmadan olacakları beklemektir.hayat karşısında yenik düşmektir. Tüm bunların sonucunda kaybolduğun bir dünyada yaşamaya devam etmektir.
Bugün ilk defa denediğim sebzeli makarna tarifimi bırakıyorum. Malzemelerimizi yazalım en baş.
1 paket çubuk makarna
1 tane soğan
1 tane domates
1 tane yeşil biber
1 tane küçük boy kabak
1 yemek kaşığı salça
Keyfe keder baharat
Keyfe keder tuz
Yeterli miktarda kaynar su
İlk baş derin teflon tavamızın içine sebzelerimizi ince ince doğrayıp atıyoruz. Daha sonrasında ise tavanızın çapına göre çubuk makarnayı kırarak tavaya yayıyoruz. Baharatlarımızı, tuzumuzu ve salçamızı ilave edip, yeterli miktardaki kaynamış suyu ise tavaya döküp altını açıyoruz. Tavamızın kapağını kapatıyoruz. Tavada su yeniden kaynamaya başlayana kadar harlı ateşte devam ediyoruz. Kaynamaya başlayınca ise altını kısarak hafiften kapağı eğimli şekilde koyuyoruz. Ara ara karıştırarak malzemelerin iyice karışmasına yardımcı oluyoruz. Suyunu çektiğinde ise altını kapatıyoruz 🤭 afiyet olsun 😁
Edit: aslında küçük bir patlıcan doğrayıp ilave etme niyetim vardı. Ama tavanın kapasitesi doldu 😂
Tarife kırmızı biber, yeşil biber kombinasyonu da fena gitmez gibi geliyor.
1 paket çubuk makarna
1 tane soğan
1 tane domates
1 tane yeşil biber
1 tane küçük boy kabak
1 yemek kaşığı salça
Keyfe keder baharat
Keyfe keder tuz
Yeterli miktarda kaynar su
İlk baş derin teflon tavamızın içine sebzelerimizi ince ince doğrayıp atıyoruz. Daha sonrasında ise tavanızın çapına göre çubuk makarnayı kırarak tavaya yayıyoruz. Baharatlarımızı, tuzumuzu ve salçamızı ilave edip, yeterli miktardaki kaynamış suyu ise tavaya döküp altını açıyoruz. Tavamızın kapağını kapatıyoruz. Tavada su yeniden kaynamaya başlayana kadar harlı ateşte devam ediyoruz. Kaynamaya başlayınca ise altını kısarak hafiften kapağı eğimli şekilde koyuyoruz. Ara ara karıştırarak malzemelerin iyice karışmasına yardımcı oluyoruz. Suyunu çektiğinde ise altını kapatıyoruz 🤭 afiyet olsun 😁
Edit: aslında küçük bir patlıcan doğrayıp ilave etme niyetim vardı. Ama tavanın kapasitesi doldu 😂
Tarife kırmızı biber, yeşil biber kombinasyonu da fena gitmez gibi geliyor.
“Oğlum o senin yengen, yengen”(burada hıaaağğhhahahha diye adnan bey'in gülüşü giriyor.)
Hafta sonları sabah erken kalkma sebebimdi, ilk yabancı dizimdir
Menüden bağımsız On dakikaya sıkıştırılmış olmayandır. Kahvaltıyı kahvaltı yapanlardan biri de,abartmamak koşuluyla, ona ayrılan vakittir.
kalbim dört odacıktan fazlasına sahip olduğundan benim için bir sürüdür, napalım biz de böyle sevgi dolu bir insanız ama enlerden ikisi:
"mahvolmuş hayatlar
Olağandır
Bilgeler için de
Ahmaklar için de."
Olağandır
Bilgeler için de
Ahmaklar için de."
komik mi, üzücü mü, saçma mı karar veremediğim; diğer birçok anım gibi yüksek miktarda salaklık barındıran başka bir anıyla sizlerleyim.
ilkokula gidiyorum, 2. ya da 3. sınıftayım, en fazla 4. sınıf. sınıf arkadaşlarımdan biriyle aynı apartmanda oturuyoruz. bir gün ekmek almaya gideceğim sırada bu arkadaşım bizim evin kapısına geldi bir şey sormak için. ama aşağıda soracakmış, aşağı dediğim de giriş katın bir kat altı. bi tarafı araba garajı, diğer tarafta da binanın su saatleri filan vardı yanlış hatırlamıyorsam. yani ıssız sayılabilecek bir yer. tabi ben süzme salak olduğum için "niye burda sormuyor?" demiyorum. zaten ekmek almak için dışarı çıkacaktım ya, indim aşağı arkadaşımla birlikte. su saatlerinin oraya gittik, "sor hadi" dedim. bu seferde "kulağına söyleyeceğim" dedi. ben tabi salağım, hiç sorgulamıyorum. eğildim söylesin diye, o sırada öptü beni yanağımdan. ben tabi şok oldum, başladım ağlamaya. eve çıkmak için asansöre bindim, o da benimle bindi. daha bir şeyler söylüyor asansörde bana. neyse ben eve gittim, yine peşimden geldi. ben ağlaya ağlaya eve girdim, daha kapıda bekliyor, ödevleri öğrenecekmiş. annem ödevleri söyledi de öyle gitti yüzsüz çocuk.
ikimiz de 8-9 yaşımızda yani çocuk olduğumuz için komik ve saçma bir anı olarak kaldı bu. çocuk aklı benimki de işte; tanıyıp bildiğin , arkadaşın olan birine koşulsuz güveniyorsun demek ki çocuk olunca (yine de ekstra bi salaklığım var yani, onu kabul ediyorum). merak ettiğim şey arkadaşımın o yaşta bir çocuk olarak böyle bir şey yapmayı nasıl ve neden akıl ettiği...
ilkokula gidiyorum, 2. ya da 3. sınıftayım, en fazla 4. sınıf. sınıf arkadaşlarımdan biriyle aynı apartmanda oturuyoruz. bir gün ekmek almaya gideceğim sırada bu arkadaşım bizim evin kapısına geldi bir şey sormak için. ama aşağıda soracakmış, aşağı dediğim de giriş katın bir kat altı. bi tarafı araba garajı, diğer tarafta da binanın su saatleri filan vardı yanlış hatırlamıyorsam. yani ıssız sayılabilecek bir yer. tabi ben süzme salak olduğum için "niye burda sormuyor?" demiyorum. zaten ekmek almak için dışarı çıkacaktım ya, indim aşağı arkadaşımla birlikte. su saatlerinin oraya gittik, "sor hadi" dedim. bu seferde "kulağına söyleyeceğim" dedi. ben tabi salağım, hiç sorgulamıyorum. eğildim söylesin diye, o sırada öptü beni yanağımdan. ben tabi şok oldum, başladım ağlamaya. eve çıkmak için asansöre bindim, o da benimle bindi. daha bir şeyler söylüyor asansörde bana. neyse ben eve gittim, yine peşimden geldi. ben ağlaya ağlaya eve girdim, daha kapıda bekliyor, ödevleri öğrenecekmiş. annem ödevleri söyledi de öyle gitti yüzsüz çocuk.
ikimiz de 8-9 yaşımızda yani çocuk olduğumuz için komik ve saçma bir anı olarak kaldı bu. çocuk aklı benimki de işte; tanıyıp bildiğin , arkadaşın olan birine koşulsuz güveniyorsun demek ki çocuk olunca (yine de ekstra bi salaklığım var yani, onu kabul ediyorum). merak ettiğim şey arkadaşımın o yaşta bir çocuk olarak böyle bir şey yapmayı nasıl ve neden akıl ettiği...
0. Ve eminim ki beni tanıyan yazar sayısı da 0. Umarım ifşalanmam sonradan.
Çok uzun sürdü ya artık kış gelebilir mi?
Paran varsa istanbul. Deniz, tarih, maneviyat...pek çok şeye daha kolay ulaşabileceğin bir şehir. Her ne kadar birçok kişiye gürültülü bir şehir gibi gelse de, şimdilik yaşarsam mutlu hissedeceğim bir şehir olduğunu düşünüyorum.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?



