Aşılamaların başlamasıyla yavaş da olsa normale dönmeyi beklemiyor değilim doğrusu. Bilmiyorum belki çok iyimser yaklaşıyorumdur. Bunun dışında artık bir beklentim yok yaşasak yeter bence.
Ders çalışma isteği.
Sn ileleualatyr in onları beklediğini unutmasınlar.hanımefendi herkes gitmeden dükkanı kapatmıyor.
kenara çekilip entryleri okumaya geldim..
Ya küfür kullanamiyoruz ya biraz ben kisitlanmis hissediyorum yanu kullanilir mi bilmiyorum ama denemedim daha hic ama sanki olmazmis gibi
Çoğu insanın aksine bana korkudan çok, ya da olumsuz hislerden çok demek daha doğru, huzur veriyor. Bu yüzden sanırım akşam hava karardıktan sonra dışarda olmayı daha çok seviyorum.
yolakları yazarak çalışıyordum ben. adım adım yazıyordum, hız kısıtlayıcı basamaklar vb. önemli yerlerin yanına işaret koyuyordum. aklıma geldikçe kafamdan kendi kendime o konuyu tekrar etmeye çalışıyordum. mesela yolda yürüyorum diyelim, aklıma kolesterol sentezi geldi, konuyu hatırlamaya çalışıp kendi kendime anlatarak tekrar ediyordum. hatırlamakta zorlandığım önemli bir yer olursa yanına işaret koyduğum yerleri açıp tekrar bakıyordum. yazarak çalışırken hep "sınava birkaç gün kala bunları tekrar okurum" diye düşünüyor olsam da hiçbir zaman yazdığım her şeyi tekrardan okumaya zamanım kalmazdı ancak dediğim gibi, yazarken güzelce öğrendiğim ve aklıma geldikçe ara ara tekrar etmiş olduğum için hepsine baştan sona yeniden bakmama gerek kalmıyordu. bu şekilde çalışarak biyokimyayı tama yakın yapardım sınavlarda. tabi çıkmışlara bakmayı da unutmuyoruz, bunu söylememe gerek yoktur herhalde.
not: yazarak çalışmak iyidir, güzeldir ancak biraz zaman alır. tabi sadece yazıp geçmiyoruz, yazarken aynı zamanda her şeyi güzelce öğrenmeye çalışıyoruz bu yüzden daha da çok zaman alıyor. bu şekilde çalışmayı düşünüyorsanız çalışmaya başlamak için geç kalmamalısınız. en azından biyokimyanın yoğun olduğu komitelerde diğer derslere erkenden başlamasanız bile biyokimyaya çalışmaya erkenden başlayabilirsiniz.
not: yazarak çalışmak iyidir, güzeldir ancak biraz zaman alır. tabi sadece yazıp geçmiyoruz, yazarken aynı zamanda her şeyi güzelce öğrenmeye çalışıyoruz bu yüzden daha da çok zaman alıyor. bu şekilde çalışmayı düşünüyorsanız çalışmaya başlamak için geç kalmamalısınız. en azından biyokimyanın yoğun olduğu komitelerde diğer derslere erkenden başlamasanız bile biyokimyaya çalışmaya erkenden başlayabilirsiniz.
gece erken yatıp sabah erken uyanabilmek
İçmeyin sonra daha büyük dert oluyor diye başlayayım, başlayayım da afakanlar basınca içtiğim sigara ile ilgili iyiye yakın ne söylesem konsept gereği kendimi kötü hissedeceğim, içmeyin efendim en iyisi siz not:ne yazık ki yeniden düzenli sigara içmeye başlamış biri olarak yazıyorum: sigara bırakılmaz; çok çok ara verilir
nescafe adam olana çok bile
burada anonimim, isterseniz bu entry de beğenmeyin hatta eksileyin ama duyar kasmak için falan değil gerçek düşüncemi söyleyeceğim. bu başlıktaki diğer entryler benim gibi ciddi yazmıyor biliyorum ama benim uzun yazasım geldi :d çirkin insan hayatımda hiç görmedim. insanlar çirkin derken neye göre der anlamıyorum. bazı insanlar görünüş olarak gözüme gerçekten daha çok çarpıyor ve ne güzelmiş diyorum. ama çirkin? dişi mi çarpık o beni rahatsız etmiyor gözleri kocaman geliyor onu beğeniyorum, ne biliyim çok kısa ve çok mu kilolu bana tatlı geliyor ya da yüzünden boyundan posundan ziyade neşesi bana çekici geliyor gözüme güzel gözüküyor. bir hastalığı var cildinde öyle birini görünce de çirkin gelmiyor sadece çektikleri için üzülüyorum. yani demem o ki cidden güzel bir şeyler hep var. ama bir lafına kırk yalan sığdırıp rahat rahat gözümün içine bakan insan gördüm mü bana iğrenç geliyor o sırıtışı o bakışı... böyle konuştuğuma bakmayın kendimi beğenmediğim için kendimi üzen de biriyim ama ne başkasına ne kendime hiç kimseye çirkin diyemem. ama değiştirmek istediklerimizi kendimizi yıpratmadan değiştirebiliriz ama değişmeyecekse de inanın çirkin değiliz
Aslan,aslandır. Erkek ya da kadın olması fark etmez. (Çeviridir)
Öğlen vakti kahve içip direkt uyuyun 20 dk sonra uyanın. Sonuçlarına sizler de şaşıracaksınız
Hoşça kal'ın “hoş çakal” olduğunu.
Uzun bir süre bunun üstünde kafa yordum, insanların vedalaşırken neden birbirlerine çakal dediklerine anlam veremiyordum.
Uzun bir süre bunun üstünde kafa yordum, insanların vedalaşırken neden birbirlerine çakal dediklerine anlam veremiyordum.
Kiminle çıkıldığı önemlidir. Büyüklerimizin söylemlerine bakıyorum da hiçbiri de geçmişin iyi mi kötü mü olduğu konusunda hemfikir değil. Ben o yüzden tek bir kişinin, geçmiş hakkında anlattığını hemen ciddiye alamıyorum.
Her çeşit fanatizm kötüdür. İnsanın gözünü karartır, tehlikelidir.
“Enjoy i'm vaccinated.”
ya gece döne döne kulaklık boynuma dolanır da boğulursam? annem her kulaklık takarak yattığımda uyuşturucu kullanıyormuşum gibi tepki verdiği için hiç denemedim sonra bir kere deneyeyim dedim kulağım da kulaklığı hissederek uyuyamadım :/ sanırım bunu hiç bilemeyeceğim.
Bu başlığı ilk gördüğümde bile yüreğimi ısıtan iyilikte bir öğretmenim vardı. Birkaç sebepten kendisiyle ilk bir iki ay pek anlamamıştık. daha sonra benim okul sevgimi fark edince işler değişti tabi.
İlkokul hayatım boyunca öğretmenimden dayak yediğimi hatırlamam ama birçok kez ricam üzerine dersi iptal edip bahçede oyun oynadığımızı bilirim. Çokça utangaç ve içine kapalı biri olduğum için (ki çocukken bu çok daha fazlaydı) kolay kolay arkadaş edinemezdim ve bulunduğum yerden kolay soğur oradan kaçmak isterdim. Ama ilkokulda bunu öğretmenim sayesinde aşmıştım. Kendisinin şuan ki bulunduğum noktaya gelmemde emeği çoktur; okula, okumaya, kitaba, insanlara, çevreye olan sevgimi ondan öğrendim diyebilirim. Okulu bana o kadar sevdirmişti ki onun sayesinde öğrenciliği bırakmayıp bugünlere geldiğimi düşünürüm.
Kendisinden sayısız hediye almışlığım vardır ben de aynı şekilde kendisine hediye vermeyi çok severdim. Bizi kendi evlatlarından ayırmazdı sınıfın tümünü okul içinde ve dışında gözleyip, kollardı. İlkokul bittiğinde ondan ayrılacağımız için bütün sınıfın gözyaşlarına boğulduğunu hatırlıyorum.
Neyse işte rüya gibi yıllarmış farkına varmadan uyuyup uyanmışım. Hâlâ görürüm öğretmenimi sohbet ederiz ara sıra. Oldukça yaşlanmış ama tatlı dilinden bir şey kaybetmemiş, gözlerinde bize olan bakışını hâlâ görebiliyorum. Hakkını ödeyemem Zeliha öğretmenim.
İlkokul hayatım boyunca öğretmenimden dayak yediğimi hatırlamam ama birçok kez ricam üzerine dersi iptal edip bahçede oyun oynadığımızı bilirim. Çokça utangaç ve içine kapalı biri olduğum için (ki çocukken bu çok daha fazlaydı) kolay kolay arkadaş edinemezdim ve bulunduğum yerden kolay soğur oradan kaçmak isterdim. Ama ilkokulda bunu öğretmenim sayesinde aşmıştım. Kendisinin şuan ki bulunduğum noktaya gelmemde emeği çoktur; okula, okumaya, kitaba, insanlara, çevreye olan sevgimi ondan öğrendim diyebilirim. Okulu bana o kadar sevdirmişti ki onun sayesinde öğrenciliği bırakmayıp bugünlere geldiğimi düşünürüm.
Kendisinden sayısız hediye almışlığım vardır ben de aynı şekilde kendisine hediye vermeyi çok severdim. Bizi kendi evlatlarından ayırmazdı sınıfın tümünü okul içinde ve dışında gözleyip, kollardı. İlkokul bittiğinde ondan ayrılacağımız için bütün sınıfın gözyaşlarına boğulduğunu hatırlıyorum.
Neyse işte rüya gibi yıllarmış farkına varmadan uyuyup uyanmışım. Hâlâ görürüm öğretmenimi sohbet ederiz ara sıra. Oldukça yaşlanmış ama tatlı dilinden bir şey kaybetmemiş, gözlerinde bize olan bakışını hâlâ görebiliyorum. Hakkını ödeyemem Zeliha öğretmenim.
Yeni nesil gümbür gümbür
Varmadan sekizine
Ergin oldu Ünzile
Hem çocuk hem de kadın
12'sinde ana
Bir gül gibi al ve narin
Bir su gibi saydam ve sakin
Susar kadın Ünzile
Yağmuru kim döküyor?
Ünzile kaç koyun ediyor?
Dayaktan uslanalı
Hiçbir şey sormuyor
Ergin oldu Ünzile
Hem çocuk hem de kadın
12'sinde ana
Bir gül gibi al ve narin
Bir su gibi saydam ve sakin
Susar kadın Ünzile
Yağmuru kim döküyor?
Ünzile kaç koyun ediyor?
Dayaktan uslanalı
Hiçbir şey sormuyor
Yeniden mi başladı 😢
Zor günlerden geçenlerin bildiği bir şey vardır:
İnsanı yıpratan, hatta yer yer hasar bırakan dönemlerin bile bir noktada geçici olduğunu fark edersin. Gelmeyecek gibi duran iyi günlere bile zamanla alışabileceğini, hatta kendini yeniden kurabileceğini öğrenirsin. Bu süreç, her şeye rağmen insanı büyüten ve olgunlaştıran bir döneme dönüşür.
Ve yine zor günlerden geçenler şunu bilir:
Hayatında seni seven insanlar olsa bile bazı şeyler vardır ki tek yaşanır, tek atlatılır. Anlaşılmadığını hissettikçe daha fazla yıpranmak yerine, bir süre sonra bu gerçeği kabullenmeyi öğrenirsin. İşte o kabulleniş, insanı hem güçlendiren hem de özgürleştiren bir eşiğe dönüşür.
İnsanı yıpratan, hatta yer yer hasar bırakan dönemlerin bile bir noktada geçici olduğunu fark edersin. Gelmeyecek gibi duran iyi günlere bile zamanla alışabileceğini, hatta kendini yeniden kurabileceğini öğrenirsin. Bu süreç, her şeye rağmen insanı büyüten ve olgunlaştıran bir döneme dönüşür.
Ve yine zor günlerden geçenler şunu bilir:
Hayatında seni seven insanlar olsa bile bazı şeyler vardır ki tek yaşanır, tek atlatılır. Anlaşılmadığını hissettikçe daha fazla yıpranmak yerine, bir süre sonra bu gerçeği kabullenmeyi öğrenirsin. İşte o kabulleniş, insanı hem güçlendiren hem de özgürleştiren bir eşiğe dönüşür.
Dünya için fazla yakışıklı bir abi, allah sahibine bağışlamış zaten.
hızlı giden atın....
Bilmem, geceye sormalı.
Bir oyun.
Hazal kaya'nın oyunculuğunun bu kadar eleştirilmesi senaryonun önüne geçmiş. İki bölüm izledim ama fikir bence güzel. En azından farklı şeyler yapabiliyor oluşumuz çok hoş.
Annem çok çay içer, eskiden çay içmediğinde “çok sinirliyim, yorgunum çünkü çay içmedim bugün.” Falan derdi. Çok yadırgardım açıkçası, şimdi ben de böyle oluyorum. Çay içmeyince sersem gibi oluyorum, beni çaysız bırakmayın.
Meltem Hoca'nın "thaaaat's whhhhhhy" diyişini duymadan mezun olanların türkçe tıp diyerek yanlış tarafı seçecekleri versustur.
Edit: Elbette anatomiye hükmeden Meltem Hocadan bahsediyorum.
Edit: Elbette anatomiye hükmeden Meltem Hocadan bahsediyorum.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?