amy winehouse

highwaytohell
"we only said goodbye with words
i died a hundred times.."
çok özel bir ses..lisede şarkılarıyla tanışmıştım.her şarkısının yoğun duygular barındırdığını hissederdim o zamanlar.hala da her dinlediğimde tüylerim diken diken olur.

bu zamana ait değilmiş gibi hissetmek

sokratesla
70'lerde olsak bir sürü plak alırdım sana, 80'lerde açık hava sinemasına götürürdüm ve izledikten sonra muhallebi ısmarlardım, 90'larda mahallenin en güzel misketlerini toplar dökerdim avuçlarına, 21. yüzyılda nasıl sevilir inan ki bilmiyorum. Alışamadım bu yüzyıla.

portakal çiçeği karnavalı

kaira
Portakal Çiçeği Karnavalı, Adana'da Nisan ayında gerçekleştirilen sokak karnavalı. Ayrıca Türkiye'nin ilk karnavalı olma özelliğine sahip olduğunu da belirtmeliyim.
Ben her sene çok özensem de ilk defa gitmek için ciddi plan yapıp otel bile ayarlamışken patlak veren pandemiye de burada ayrıyeten dikkat çekmek istiyorum.
"Nisan'da Adana'da!"

yağmur

clarice starling
yağmuru düşündüm bugün biraz. uzun zaman sonra yağmurun altında yürüyüş yapınca yağmuru ne kadar çok sevdiğim geldi aklıma. her şeyini seviyorum yağmurun. çatıya ya da şemsiyeye düştüğünde çıkardığı sesini, toprakta bıraktığı eşsiz kokusunu, damlaların yüzüme dokunuşunu, havaya karışmış yağmurun ciğerlerime bir şekilde doluşunu... başımı yukarı kaldırıp dilimi çıkarırım bazen damlalar dilime düşsün diye, 5 duyumun tümüyle hissedesim varsa demek.

yağmurun havayı, toprağı temizlemesini seviyorum. ağlamak gibi biraz yağmur. ağlayınca da bir şeyler temizleniyor ya içimizde. bulutlar doluyor doluyor, en sonunda tutamıyor ya, ağlamak da öyle işte. ağlamak demişken, yağmurun altında ağlamayı da seviyorum ben. gözyaşlarımın yağmura karışmasını seviyorum. daha özgür ağlıyor insan yağmurun altında. bir keresinde sırf rahatça ağlayabilmek için dışarı çıkmıştım yağmur yağarken. tam istediğim gibi, yoğun yağıyordu yağmur. ben de dolmuşum bulutlar gibi, onlar tutamayınca ben de boşaltmak istedim. sokakta kimsecikler yoktu zaten. yağmur sesiyle hıçkırıklarımı kamufle etti. eve döndüğümde ağladın mı sen diye soramazlar, yanaklarımdaki kızarıklığın nedeni yağmurlu havanın soğukluğu çünkü. ağladığımı belli edecek hiçbir şey yok, gözyaşlarım yağmura karışıp gitmiş. ağlaya ağlaya dua ettiğimi hatırlıyorum o gün, yağmur yağarken dua etmek de ayrı güzel doğrusu.

lisedeyken ne zaman yağmur yağsa bahçeye çıkardık arkadaşımla, yağmurda ıslanalım diye. sonra o sık sık hasta olmaya başladı, bu alışkanlığımızı rafa kaldırmak zorunda kaldık. çok daha eskilere dayanıyor aslında benim yağmur sevgim. 5 6 yaşlarımdayken yine bir gün dışarı çıkmıştım yağmurlu bir havada, o günü de hiç unutmuyorum. yağmurun altında ıslanmak yeterli gelmemiş olacak ki, çatının kenarındaki su borusunun altında deli gibi ıslanmıştım. öyle keyifliydi ki. eve döndüğümde annem beni öyle sırılsıklam görünce farklı bir işler çevirdiğimi anlamıştı tabi. kızmıştı bana biraz o su temiz su değil ki diye, apar topar banyoya sokmuştu beni. kızarsa kızsındı valla, ben alacağımı almıştım yağmurdan.

içimde başka bir sürü şeyi daha tetikliyor yağmur. bu tetiklenen şeylerin bir tanesi bile kötü değil ama, hepsi güzel şeyler. zaten böylesine güzel ve rahmet dolu bir şey nasıl kötü bir şeyi tetikleyebilir ki?

son olarak; yağmurun yağmasından zevk alan, yağmur yağdığında kendini mutlu ve huzurlu hisseden kişilere "𝑝𝑙𝑢𝑣𝑖𝑜𝑓𝑖𝑙" dendiğini biliyor muydunuz?
4

müteahhit

armut
Küçük ömrümde sayıca hiç de az olmayacak kadar müteahhit tanıdım. Kendileri hakkında birkaç tespitimden bahsetmek isterim

1) müteahhitlerin önemli bir kısmı önceden maddi durumu iyi olmayan kişilerken sonrasında vesayet yolu ile mal edinerek bu işe giriyorlar. Hatta aralarında azımsanmayacak bir kısmı önceden inşaat işçisi oluyor. Yani düzgün bir strateji uygularsanız bu iş ile hızlı bir yükseliş sağlayabilirsiniz.

2) hızlı yükselişlerin hızlı düşüşleri oluyor. Bu mesleği icra edenler arka arkaya yaptıkları birkaç yanlış hamle ile her şeylerini kaybedebiliyorlar. Yanlışlarının affı olmuyor.

3) çok lüks daireler yapsalar da müteahhitler daha mütevazı evlerde oturuyorlar.

4) çocuklarından bir ya da birkaç tanesi gerek özel okulda zorla okutularak gerekse düşük puanlı şehirlere gönderilerek mühendis ya da mimar yapılmaya çalışılıyor. Bu, çocukların kişisel tercihi mi yoksa müteahhitliğin devam etmesi mi isteniyor bilemiyorum.

özlem

highwaytohell
çok güçlü bir duygudur..sevdiğin birini,kaybettiğin birini,yanında olmak istediğini,birinin eski halini özlersin,eski evini özlersin,o evdeki kahkahaları özlersin,denizin mavisini izlemeyi özlersin,eski günleri özlersin,yazın kışı kışın da yazı özlersin.özlersin de özlersin işte...

özlediklerimize kavuşabileceğimiz günlere..

ölüm

kimliksizot
bu konuda dead poets society'den alıntı yapmak istiyorum.
"sizlerden pek de farklı değiller, öyle değil mi? sizin şu an kendinizi hissettiğiniz gibi, yenilmezler. dünya onların istiridyesi. kaderlerinde büyük işler başarmak olduğuna inanıyorlar, çoğunuz gibi. umut dolu bakıyorlar, tıpkı sizin gibi. yapmaya güçlerinin yettiği şeylerin bir zerresini bile hayatlarında yapmak için iş işten geçene kadar beklediler mi? çünkü beyler, bu çocuklar şu anda nergis çiçeklerini gübreliyor. yakından dinlerseniz size vasiyetlerini fısıldadıklarını duyabilirsiniz.
'carpe diem.' "

(bkz: unutulmaz replikler)

büyümek

concretusincorde
Çocukken haziran ayı dondurma ayıydı benim için ve ailemin izin verdiği ilk vakitte evden büyük bir heyecanla bakkala gider o en sevdiğim dondurmayı yerdim. İlk tadımda anlardım ki artık benim için yaz gelmişti. Dondurma demek yaz demekti, yıl boyu gösterdiğim sabrın hediyesiydi. Büyümek ise her mevsim ve izinsiz dondurma yiyebilmekmiş ve çok da büyük bir meziyet değilmiş. Şimdilerde o eski dondurmaların tadını alamıyorum ve dondurmayı özlemeyi özlüyorum. Ya gerçekten büyüdüm ya da dondurmalar kötü, bilmiyorum… Ama anlıyorum ki çocukluk sabretmekse yetişkinlik acele etmek demekmiş. Acele ettikçe koşuyoruz, koştukça daha hızlı büyüyoruz ve bir şeyler elde edebilsek de farkına varamıyoruz, hayattan tat alamıyoruz. Keşke diyorum hep çocuk mu kalsaydık ?

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol