düşünce namusu

ruhsuz
Geçenlerde bir arkadaşımla yürüyoruz,yatsı vaktiydi sanırsam.'namaz kılabilir miyim?' Dedi.
Vaktimi almak istemiyordu. 'Ay tabi aşkım.' Dedim.

Onu kapıda bekliyordum.erken çıktı ve şaşırdım. Arkadaşım hanefi. 'Sünnetlerini de kılsaydın,beklerdim.' Dedim.

Ben şafiiyim,sünnetleri kılmasak da oluyor.
Ortaokulda çok yakin bir arkadaşım da hanefiydi ve sünnetleri daima kılardı. Bir defasında şey demişti bana: 'sen namaz kılmıyorken de ben ne kadar uzatırsam uzatayım senin beni kapıda beklediğine emindim,kılıyorken de benimki bitti diyip gitmeyeceğine emindim.'

bugün

privileged of medic
Her şey yine çok üst üste geldi. Gelmeye devam edecek uykularım düzeldi derken yine bozulacak. Uyku uyunur uyumasam da dert değil ama değer verdiklerim hiç gitmese,gidenler benden parçalar götürmese,artık ruhum incinmese olmaz mı ? Ben kaybetmekten çok yoruldum, kaybettiklerim yeterli gelse daha da kaybetmesem olmaz mı ? Anılar her seferinde canımı daha da yakmasa,yüreğimi kavurmasa olmaz mı ? Tam evet budur dediğim,düzenimi kurup çevremi çok sevdiğim zamanlarda her şey alt üst olmasa olmaz mı ? Hayat bir kez olsun şaşırtır mı ?

güzel bir his tarif edin

elegantmoon
Metroya doğru koşmaktasınızdır. Merdivenlerin başına geldiğinizde gözünüz raylara ilişir ve yaklaşmakta olan treni görürsünüz. Koşarsınız; yarınlar yokmuşçasına, düşünce kırılmayacak bacaklarınız varmışçasına, Speedy Gonzales'in ikinci dereceden kuzeniymişçesine koşarsınız. "Dıdııııııı dıdıııııı" sesiyle birlikte kendinizi metronun içine atarsınız ve kapılar sizin ardınızdan kapanır. İnsanlar aslında paldır küldür girmenizden ötürü size bakarlar ama siz onu kahramanlığınıza yorarsınız. O gün o metro durağının kahramanı sizsinizdir.

ağlamak

armut
Acizlik değildir. Çaresizliktir.
Acizlik güçsüzlük, beceriksizlik demektir.
Çaresizlik çıkar yol bulamamak demektir.

Ağlamanın gizli tutulması çaresizliğin üstünün örtülmeye çalışılmasıdır. Ama hepimizin üstü örtülmemesi gereken çaresiz anları vardır. Nihayetinde insan öyle bir oluşumdur ki her işi kendi başına halletmeye kalksa mutlaka aciz düşeceği durumlara rast gelecektir. Fakat bir insanın acizliği çaresizliğine denk düşüyorsa o zaman bu insan çevresindeki herkes tarafından her işi kendi kendine yapmakla yükümlü hissettieilmiştir. Çevresinde acizliğine çare olacak onlarca insan varken çaresiz bırakılıyorsa bence bu çaresizlik herkesin bilmesi ve görmesi gereken bir çaresizliktir. Çünkü hiçbir insan aslında bir başka insan olmaksızın tek başına bırakılmamıştır. Size ruhen çok uzak bir noktada sandığınız öylesine bir kişi dahi ansızın size uzatılan yardım eli olmak ister. Kimse yalnız değildir. Ancak başkalarının yalnız bırakılmasının haz duyan kötü kalpli kişiler tarafından yalnız bırakılmışlardır. Böyle bir durumda bu kötü kalpli kişilerin kim olduğunu herkes bilsin diye ağlamak güzel bir çaredir aslında.

29 ekim

ileleualatyr
Cumhuriyet Bayramı.
Mustafa Kemal Atatürk'ün en büyük eserinin, halkın hak ettiği konuma getirilişinin yıldönümü.
Öyle bir lider ki, gücü elinde toplamak yerine gücün esas sahibine yetkiyi teslim etti üstelik ilk seçeneği rahatlıkla yerine getirebilirdi. Sadece buradan yola çıkarak bile şunu söyleyebilirim:Türk milletinin başına gelen en güzel şey Mustafa Kemal Atatürk'tür.
Kendisine ve tabii ki bütün bu inkılaplar sürecinde yanında olan büyüklerimize; bir kadın olarak eğitim görmemi mümkün kıldıkları, özgürce sokakta dolaşmamı sağladıkları, beni insan yerine koydukları için teşekkür ederim. Siz olmasaydınız biz gerçekten olmazdık.

size hediye olarak ne alınsın istersiniz

armut
Bana hediye almak isteyen insan herhangi bir şey alabilir. Hiçbir zaman özel bir tercihim olmadı. Ancak insanların birbirine sırf hediye almak olsun diye gereksiz masraf yapması beni üzüyor. Bu nedenle karşımdaki kişi sadece "iyi ki varsın" dese dahi çoğu hediyeden daha zahmetsiz ve anlamlı olur benim için. İlla ki almak istiyorsa da bana isteğimi sorarsa mutlu olurum. Mesela sırf hediye olsun diye defter alacaksa benim zaten bir sürü defterim olduğu için hediye almanın mutluluğunu yaşasam da kullanmayacağım yeni bir defter edinmiş olurum. Oysa kulak temizleme pamuğumun bittiği bir günde birisi bana 100'lü temizleme pamuğu hediye etse o kutu bitene kadar kulağımı temizlediğim her gün için hediye eden şahsı anıp mutlu olurum.

kendinizle çok çeliştiğiniz anlar

edgep
ortaokul yıllarımda çoğunluğu kız olmak üzere birçok arkadaşım one direction dinlerdi, ben de tabii sözde çok olgunum ya onlardan zamanında biraz farklı gözükmek için hiç dinlememiştim. geçen gün youtube ana sayfamda çıkan "one way or another" şarkısını dinlememle içimde çok ilginç ve güzel bir his uyandı. evet, galiba yıllar sonra bir directioner oldum. teşekkürler one direction, lütfen geri gelin.

house of the dragon

leavesfromthevine
ya her şey iyi hoş da bu ejderiyalar niye bu kadar küçük... arrax'ı saymıyorum hadi o daha bebek ama rhaenyra'nın ejderhası da çok küçüktü bence.
Edit:

1x9-1x10
yeşillerin tarafını tutan var mı cidden avam olmayan tek karakter aemond. hele sözüm otto'ya. ya bu nasıl bir cesaret daemon'la rhaenyra'nın çocukları için şarapçılık teklif ediyosun bir dracarys deseler ızgara olucaksın ajhsdgfdjfdsfks alicent ve seri katil yancısının iğrenç sahnesinden sonra herhalde yeşiller hakkında olumlu şeyler düşünenler yoktur. alicent inancım da inancım ahlak da ahlak diye dolaşan bir karakterken bu kadar elini kana bulaması oğlunun ne bok yediğinin belli olmaması bana günümüzde de bir yerlerden tanıdık geliyor neyse yeşilleri sevmiyorum kısaca. hem tahtı gasp ettiler hem de her yol mübah.
rhaenyra'nın 10 senelik zaman atlamasından sonraki karakter değişimi bana çok makul gelmiyor. istediğini yapan cesur ve alışılmışın dışında bir kadınken bir anda bu kadar ağırbaşlı birine dönüşmesi biraz meh. tamam olabilir anne oldu vsvs ama yine de orada otto'ya ağzının payını veremedi. eski yargı machine tavrından eser yok. bir de taht kavgasının ortasında savaş gündemdeyken sen nasıl varislerini ejderha sırtında korumasız başka bir yere "elçi" diye gönderirsin ya ağh bu kadar aptalca bir sahne olabilir mi??? ulan zaten bıyıkları daha yeni terlemiş kılıç tutmayı yeni yeni öğreniyolar ne demeye böyle bir risk alınır?
daemon sezon finalinde kadını boğazladın ya orada bir uzaklaştık ya bok gibi karaktersin aslında ama gaspçı yeşillere karşı rhaenyra'dan daha makul bir tavır sergilediğini düşünüyorum.
corlys ve rhaenys ikilisine gelirsek... rhaenys çok karizmatik bir kadın ama bence de dokuzuncu bölümdeki son sahnesi gereksizdi. ya madem tarafınız siyahlar olacaktı neden bir üfletip uçtun be bacım. sahne baştan aşağı mantık hatalarıyla dolu. orada ölen masum halk mı desek, tahtın gasp edilmesine bu kadar güçlü konumdayken göz yumup uçup gitmesi mi desek bence o sahne olmasa iyi bölümdü. yeni "niye kartallara götürmediler" paradoksu olur bu. corlys de kardeşinin kellesini alan daemond ve oğlunu öldürdüğünü düşündüğü rhaenyra'nın tarafında yer alma kararını biraz çabuk verdi sanki. keşke rhaenyra ve rhaenys arasında aslında laenor'un yaşadığına dair bir konuşma geçseydi de bu sahnelerin altı bu kadar boş kalmasaydı.

çile çekmek

gri
düz beyaz tişört arıyorum, gözlerim kapalı;
serin serin koton
cıvıl cıvıl addax
teyze dolu reyonlar
barkod sesleri geliyor kasalardan
güzelim klima önlerinde ter kokuları;
düz beyaz tişört arıyorum gözlerim kapalı.

insanı kısa yoldan babaeren yapan bir çiledir düz beyaz tişört aramak. önünü çevirirsiniz "be yourself", arkasını çevirirsiniz "respect nature". hayır dersiniz, hayır... ben sadece düz beyaz bir tişört giymek istiyorum, beni rahat bırak greta thunberg'in ruhu. bıraktı sanıp umutlanarak diğer reyona koşarsınız ve sıradaki sürpriz kabartmalı şekilde yazılmış new amsterdam'dır

fakat bu aldatış??* utanmazlar duygularınızla oynamaktan. elinizi attığınız diğer tişörtün arkasında yıldızlı gece, hemen yanındakinde empresyonist bir tablo bulunur. ve sonunda bir tane bulup 10 kişi bekleyerek kabinde denediğinizde o acı anadolu gerçeği yüzünüze vurur: babanızın kısa kollu tutku atletini giymiş gibisiniz

ben bu yolda erdim arkadaşlar. en nihayetinde pes ettim ve üstünde "essentials" yazan bir tane aldım. "less is more" yazsa daha mı iyiydi?
*



geçmişe yolculuk

selektor yapan yildiz
Kiminle çıkıldığı önemlidir. Büyüklerimizin söylemlerine bakıyorum da hiçbiri de geçmişin iyi mi kötü mü olduğu konusunda hemfikir değil. Ben o yüzden tek bir kişinin, geçmiş hakkında anlattığını hemen ciddiye alamıyorum.

tahammül edilemeyen şeyler

poyrazkarayel
nezaketsizlik..yani bu durumu hangi kelime daha iyi açıklar diye düşündüm en iyisi nezaketsizlik olacaktır bakın kabalık değil.ben yapı gereği bana yapılan bir yanlışı maalesef kolay kolay unutamıyorum beni sinir hastası edecek en önemli sebeplerden biridir bu nezaketsizlik.tek bir örnekle açıklamaya çalışacağım size :

8 ay kadar falan önce birkaç senedir görmediğim teyzemle bir aradayız kahvaltı yapıyoruz.konu yurt dışı ile Türkiye'deki hekim karşılaştırmalarına geldi.ben de oradaki refah düzeyini falan anlatıyorum buna.konuşmanın ortasında dedi ki ama bilmem kim abin öyle demiyor.dedim yanlış biliyor olay böyledir şöyledir.bana dedi ki alay eder bir şekilde ha o bilmiyor sen biliyorsun.

Sn yazarlar ben çok sabırlı bir yapıya sahibimdir ,öfkelenince hem kendim zarar görüyorum hem de insan ilişkileri harap oluyor.teyzem de olsa bu cümle beni deliye döndürdü saniyeler içinde ağzıma ne gelirse söyledim.ulan sen beni en son ortaokulda görmüşsün benim düşünce dünyamı ,bilgi birikimimi nerden bileceksin Allah'ın dağlısı..
2

çocukluktan özlenilen şeyler

concretusincorde
Birilerini kolayca affedebildiğim ve hiçbir şey yokmuş gibi onlarla saklambaç oynamaya devam ettiğim günleri özlüyorum. Şimdilerde ise bu yetimi kaybetmişim olsa gerek ki hayatla saklambaç oynuyorum ama bu sefer kimseyi bulmak için çabalamıyorum ve görüyorum ki aslında böylesi çok daha sağlıklıymış.
Esasen bu başlığa yazma sebebime de gelirsek özlem duyduklarımız her zaman güzel ve doğru şeyler midir?
değildir elbet, güzel olsa da bazen doğru değildir zaten. geç olsa da bu hissi anladığımız an huzur kapılarını biraz daha aralamış olacağız.

suçlu biri gerçekten suçlu mudur

muamma
En başta şöyle başlayalım. Ben farklı bir bakış açısı sunacağım. Ermişte şöyle geçer: "suçlu mağdurun kurbanıdır çoğunlukla." Evet bir suçlu var ama ona büsbütün mutlak bir suçlu denebilir mi? Yoksa bazı sebeplerle gözardı etmek çok mu basit? Mesela bir hırsız gerçekten çalarken muhtaç olmadığından mı sırf kötülük hazzı için mi o suçu irtikap etmiştir yoksa birilerinin yani toplumun onu o koşullara itmesinden o halde bırakmasından ötürü mü? Bunun en iyi örneklerinden biri Jokerdir. Çünkü Joker yüzünden toplum kaosa gitmiyor tam tersi toplumun kaosu Jokeri intac ediyor. Burada birilerini suçlayacaksak zor durumda bırakılıp o suçu işleyenlerden ziyade (özellikle fakir, imkanı olmayan saygı görmeyen canı ucuz değersiz kesim!) onu o hale sevk eden yolsuzluk rüşvet gibi her türlü haltı yiyen açgözlü doymaz üst tabaka insanları suçlamak gerektir. Bu konu hakkında kitap olarak Victor Hugo eserlerini özellikle bir idam mahkumun son günü ve sefilleri öneririm. Güç sahiplerinin nasıl da her şeyi istediği hale çevirip kendilerini masum melek! kabul ettiklerini daha iyi anlayacaksınız. Son olarak Hz. Ömer zamanında biri yemek hırsızlığı işliyor. Hırsız aç ve muhtaç olduğu için ceza almak yerine Hz. Ömer adaleti üzere affediliyor. İşte bizlere düşen bu. suçluları fakir diye hor görülen ve canı ucuz görülen! insanları yargılayıp mahkum etmekten ziyade onları anlamaya çalışıp o çukurdan çıkarmaya çalışmaktır.

Ondört yaşımdayken, karnımı doyurmak için bir parça ekmek çaldığım için, beni zindana attılar ve orada tam altı ay bedava ekmek verdiler. Hayatın adaleti budur. - sefiller
4

gütbat

siradan cinko karbon pil
çok güzel ve yararlı programlar düzenleyen, samimi ve eğlenceli bir ortamı olan, okulumuzun en iyi topluluklarındandır. katılmak isteyip katılamadığım için bir miktar kırgınım hala :(

yaşlanmak

deli dumrul
Bir video vardı hafızamı kelimelere dökersem: insan on yaşındayken diyelim bir yıl hayatının onda birine denk gelirken 0-30 arasında bir yıl otuzda birine denk geliyor. Yani yedi yaş onda bir oranında zihindeyken yirmi yedi yaş otuzda bir oranında zihinde diyebiliriz. Veyaa her yıl yaşandıkça yıllara bağışıklık kazanıyorsun ve hiçbir yıl hayatının ilk yılları kadar etkili gelmiyor. Tabii bencesii :)
4

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol