bir daha onu sevdiğim gibi kimseyi sevemem hissi

hayaxi
onun yerine başkasını koymaya hazır değilsinizdir belki ama bu his zaten çok normal bir şey, ilk etapta olması gereken de budur bence. üzülmek acı çekmek de yaşanması gereken insanı olgunlaştıran duygulardır ayrıca size hatrı sayılır tecrübeler katar. ilk aşık olduğunuzda nasıl ki bu süreç sizden bağımsız bir şekilde süregeldiyse diğerleri için de aynı şekilde tekrar gerçekleşebilir. sadece zamanlama ve sizin artık yeni bir insana hazır olmanız gerekmektedir.

bir öneri bırak

inthebleakmidwinter
Okulu bitirdiğinizde sadece hekim olmuş olmayın, varsın geç bitirin ama fazladan bir şey öğrenin. Bir şeyler çalın, çizin, oynayın ya da yazın. Kendinizi ifade etmeyi bilin. 6 sene 3-5 arkadaşla geçmez, insan tanıyın; konuşun, dinleyin, hitap edin. Ne olursa olsun okuyun, okuyun, okuyun. Ezbere değil, mantığa dayalı okumalar yapın. Biri size günaydın dediğinde, karşılık veremeyecek kadar özgüvensiz ya da önyargılı olmayın. Biri sizinle konuştuğunda cevap veremeyecek acizlikten azad olun. Hayatınız sizin hayatınız ve ortalama yaşamınızın %10'u. Sadece meslek edinebilmek için geçirilemeyecek kadar fazla. Fazlası içinse eksik.

water

ileleualatyr
Eski yazarlardan fakat pek uğramıyor buralara. Aslında yazınca çok güzel yazıyor, hemen like'ımızı atıyoruz. Keşke daha çok görsek kendisini :)
2

ucuz malzemeyle yapılmış tostun daha lezzetli olması

lospolloshermanos
Onların ketçapı varsa bizim de isotlu salçamız var felsefesinden yola çıkılarak üretimi gerçekleştirilen; porsiyon bakımından hem gözleri hem gönülleri doyuran bu ürünün, 25 santimetrekarelik kare bir ekmeğe inşaa edilip üstüne üstlük sanki kaldırmaya gücümüzün yetmeyeceğini düşünüyor olsalar gerek ki çapraz bir şekilde yapılan kesimle iki adet üçgen oluşturup onları da şekilli şukullu konumlandırdıkları sosyetik tosttan daha tatmin edici olması son derece normal :)

ülkemizdeki homoseksüel bireylerin ayrımcılığa uğradığını düşünüyor musunuz

nopainnogain
Ülkenin batısıyla iç anadolu ve doğu kısmında eğitim farkı öyle fazla ki ülkenin bir yerinde onur yürüyüşleri yapılırken diğer bir yerinde kan davası yaşanıyor belki. Elbette genelleme yapmıyorum ama bizim gibi kozmopolit ülkeler sosyo kültürel ve sosyoekonomik açıdan halihazırda ayrışmaya meyilli bana kalırsa. Ve böyle durumlarda özel stratejilere ihtiyaç duyulduğunu düşünüyorum çünkü toplumumuzda her kesim her farklılığı aynı anda aynı şekilde kabullenmiyor. Eğitim,yetiştirilme tarzı, ahlaki ve dini inanışlar göz önünde bulundurulursa böyle bir şeyin beklenmesi mantıksız zaten. Kişilik haklarına saygının zerresi öğretilmemiş birine kalkıp lgbt nedir, lgbt haklarına saygı duymak zorunda olmak nedir birden öğretemezsiniz, aşama aşama ilerlenmesi gereken bir konu kısaca. Karşınızda nefret dolu aşağılayıcı bir tavır görebilirsiniz. Ve bu ayrıştırmaya katkı sağlamaktan başka hiçbir işe yaramaz. Elbette farklı olan her şey zaten ayrışmış bir toplumda ayrımcılığa maruz kalıyor. Ayrımcılığa öfkelenmek çok doğal lakin lgbt haklarını geliştirme amaçlı atılan adımların temelinde öfke olmamalı.

yargılamak

deli dumrul
Aslında herkesin birbirini yargılayası var. Ama bunun kötü bi özellik olduğu bilindiğinden herkes içine atıyor. Sonrası malum sözlükte o yargılanan hareketin başlığı açılıp iç dökmeler.

içini dök

privileged of medic
Etrafımda gerçekliklerin ve kesinliklerin çok fazla gündeme geldiği bir evredeyim bugünlerde. Her cümlede biraz daha kendi iç dünyamı sorguluyorum,her seferinde biraz daha sonuna kadar doğruluğunu savunduğum ve onlara göre rota çizeceğimi söylediğim hislerim,karşımdaki tüm insanların mantıklarının zorbalığına uğruyor. Kendimi büyük bir yük altında hissediyorum. Evet silinmez noktalarımın renkleri herhangi bir solukluğa uğramıyor ama bir yerlerde hayatın gerçekliğiyle yüz yüze geldikleri için tuhaf hissettiklerini biliyorum. Ama onlara el uzatamıyorum çünkü canları acısa da gerçeklerle yüzleşmeliler zamanı geldi mi …

yazarlardan gastronomik tavsiyeler

clarice starling
bayatlamış ekmekleri atmak yerine değerlendirmemizi sağlayacak bir öneri: ekmekleri küp şeklinde küçük küçük kesiyoruz. zeytinyağı, pul biber ve kekik kullanarak bir karışım hazırlıyoruz, bu karışımı küp küp kestiğimiz ekmeklerin üzerine döküyoruz ve karışımın tüm ekmek parçalarını kaplamasını sağlıyoruz. baharatlı karışımla kaplanmış ekmekleri tepsiye güzelce yayıp fırınlıyoruz. ekmekler kıtırlaşınca fırından çıkartıyoruz. veee hazırlar. baharatlı kıtır ekmeklerimizi çorbalarımıza ekleyerek afiyetle yiyoruz. (özellikle domates çorbasına ve süzme mercimek çorbasına çok yakışıyorlar.)

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol