“Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.”
Telefonu elinden bırakmamak, sürekli gülümseyerek yazışmak, ev ahalisine fazlasıyla sevecen davranmak, sabah uyandığınsa günaydın mesajı gelmiş mi diye bakmak ve geldiyse gerçekten gününün ayması, gece uykun olsa bile telefonu bırakmayıp yazışmaya devam etmek 👀
rutini bozmayalım:')
Babam biraz celalli bir anadolu çocuğudur sayın yazarlar, öyle haksızlığa tahammül edemez, içine oturur. Eski evdeyiz, apartmanın birinci katında oturuyoruz. Babam da ben doğduğumdan beri sigarayı balkonda içer, bu alışkanlığını bu küçük balkonlu evde de devam ettirdi. Mevsimlerden sonbahar, House MD'li bir akşam; babamın sigara molasından gelmesini bekliyoruz ki diziyi devam ettirelim. Baba Bey büyük bir hışımla dombuldayarak geldi, gözlerden alev fışkırıyor. Bol sıfat tamlamalı bir küfür serisinin ardından konuyu anladık: baba bey balkonda, kullanılmış ve üzerinde hala kıllar olan bir tıraş bıçağı bulmuştur! Çöpe atıp hayatına devam etmek bir anadolu çocuğuna yakışır mı hiç?! Hadleri bildirilmelidir nitekim bu insanlik değildir! Kendisi bayağı zeki bir adamdır ve elinden geleni ardına koymayacaktır! Word belgesi açılır, insanlık dersi kelimelere dökülür ve binanın giriş kapısına asılmak üzere basılır. Yeter mi? Elbette hayır. Yapanın, kıllı kalmayı dileyeceği bir ceza düşünülmelidir. Ertesi gün sevgili elegantmoon'unuz okula giderken yazıyla birlikte o kıllı tıraş bıçağını apartmanın giriş kapısına bantlanmış şekilde bulur. Baba beyi kim durduracaktır? En nihayetinde apartuman yöneticisi de kendisidir! Bu onlara, derslerini verecektir!
Gerekli dipnot 1: o kıllı tıraş bıçağı iki hafta giriş kapısına bantlı şekilde kalmıştır.
Gerekli dipnot 2: yer, Ankara'nın merkezidir.
Gerekli dipnot 1: o kıllı tıraş bıçağı iki hafta giriş kapısına bantlı şekilde kalmıştır.
Gerekli dipnot 2: yer, Ankara'nın merkezidir.
Seksendört ün kendime yalan söyledim şarkısında;
Paramparça bütün aynalar içinde kan revan birisi var kısmında içinde kelimesini içimde sanıyordum. Neyse fark etmez zaten içimde de kan revan birisi var 🚬 mxıxjxmdkd
Paramparça bütün aynalar içinde kan revan birisi var kısmında içinde kelimesini içimde sanıyordum. Neyse fark etmez zaten içimde de kan revan birisi var 🚬 mxıxjxmdkd
Genel tıp hakimiyeti ve mesleki idrak/doyum/rasyonel başarı açısından yapabileceğimiz en f/p yatırım tus çalışmak.
ömür
İçimden istemsiz "evet" dedim xnxndnsjdmsm
YouTubenin en kaliteli reklam yapan kanallarından bence "aynı anda" isimli şarkıyı kaç kere dinlediğimi hatırlamıyorum uyarlama olsa bile hem mizahi hem müzik açısından çok iyi
YouTubenin en kaliteli reklam yapan kanallarından bence "aynı anda" isimli şarkıyı kaç kere dinlediğimi hatırlamıyorum uyarlama olsa bile hem mizahi hem müzik açısından çok iyi
Hayatta herkesin bir başarısızlığı vardır. Benim de.
Daha mükemmeli henüz dünyaya gelmemiş insan modelidir kendileri. İyi ki tanıyorum dedirtir insana. Şanslı hissettirir. Öyledir işte.
çay içiyorum, demini çok koymuşum ve zift gibi olmuş. yani aslında zift içiyorum. bir yandan da canalis inguinalis'i okumaya çabalıyorum, hangi şarkı bana eşlik etsin diye düşünüyorum.
bu başlığı öğrendiğimiz ilginç tarihi hikayeleri anlatmak için kullanabiliriz diye açıyorum, başlatayım.
1700'lü yıllar... lale devri ile yurt dışına iyice açılan osmanlı devleti bir gün sarayda özel bir konuğunu ağırlamakta. fransız istanbul büyükelçisi... büyükelçi için her şey tam tekmil hazırlanır, padişah, saray ahalisi ve onlara hizmet edecek, musiki ifade edecek insanlar hazırda.
büyükelçi gelir, padişahla hasbihal derken sıra musiki faslına gelir. büyükelçi fransa ile türk musikisini kıyaslar iken “bizdeki valse sizin musikiniz erişemez” der. padişah da bir an bile düşünmeden “bizde de vals vardır efendim, isterseniz saray baş çalgıcısına soralım” diye cevap verince baş çalgıcı dede efendi “vardır tabii, fakat bugün yoruldum, sizi yarın davet edip valsimizi çalmak isterim” der.
dede efendi bir kez söz vermiştir ama vals olmayan bir musikiden nasıl vals çalacaktır? hemen semtindeki fransız meyhanecinin yanına koşar. o gece meyhaneciden sabaha kadar 'vals nedir? nasıl bestelenir?' öğrenir ve sabaha kadar bir vals parçası besteler.
ertesi gün gelen büyükelçi kulaklarına inanamaz çünkü bu dinlediği vals, hayatında dinlediği en iyi valslerdendir.
işte dede efendi'nin, diğer bir ismiyle hammamizade ismail efendi'nin ilk bestelediği ve tarihimizdeki ilk vals parçası “Yine bir gül-nihâl aldı bu gönlümü” böyle ortaya çıkar.
“yine bir gül-nihâl, aldı bu gönlümü
sim ten, gonca fer; bi-bedel ol güzel
ateşin ruhleri yaktı bu gönlümü
pür edâ, pür cefâ; pek küçük, pek güzel...”
1700'lü yıllar... lale devri ile yurt dışına iyice açılan osmanlı devleti bir gün sarayda özel bir konuğunu ağırlamakta. fransız istanbul büyükelçisi... büyükelçi için her şey tam tekmil hazırlanır, padişah, saray ahalisi ve onlara hizmet edecek, musiki ifade edecek insanlar hazırda.
büyükelçi gelir, padişahla hasbihal derken sıra musiki faslına gelir. büyükelçi fransa ile türk musikisini kıyaslar iken “bizdeki valse sizin musikiniz erişemez” der. padişah da bir an bile düşünmeden “bizde de vals vardır efendim, isterseniz saray baş çalgıcısına soralım” diye cevap verince baş çalgıcı dede efendi “vardır tabii, fakat bugün yoruldum, sizi yarın davet edip valsimizi çalmak isterim” der.
dede efendi bir kez söz vermiştir ama vals olmayan bir musikiden nasıl vals çalacaktır? hemen semtindeki fransız meyhanecinin yanına koşar. o gece meyhaneciden sabaha kadar 'vals nedir? nasıl bestelenir?' öğrenir ve sabaha kadar bir vals parçası besteler.
ertesi gün gelen büyükelçi kulaklarına inanamaz çünkü bu dinlediği vals, hayatında dinlediği en iyi valslerdendir.
işte dede efendi'nin, diğer bir ismiyle hammamizade ismail efendi'nin ilk bestelediği ve tarihimizdeki ilk vals parçası “Yine bir gül-nihâl aldı bu gönlümü” böyle ortaya çıkar.
“yine bir gül-nihâl, aldı bu gönlümü
sim ten, gonca fer; bi-bedel ol güzel
ateşin ruhleri yaktı bu gönlümü
pür edâ, pür cefâ; pek küçük, pek güzel...”
bizim bu kadar öğrenciyi tekte kaldıracak amfimiz var mı ya
meanwhile kurtlar vadisi, ilk 97 bölüm güzel sonrası sarmıyor diyorlar. 97den sonraki bölümler nasıl bilmiyorum da çakır öldükten sonra diziden nur çekiliyor sanki ne eski neşesi kalıyor ne de güzelliği. karanlık çöküyor adeta diziye. ps: çakır 45. bölümde ölüyor.
mavişim ~ibo
hanımın çiftliği, muzaffer ağa çiftliğe varmak üzereyken serap'ın abisi tarafından vuruldu. resmen adamın karısıyla birlikte gözyaşı döktük ya hastane sahnelerinde…
Bu başlığı görünce aklıma bu video geldi ve gidip no land hakkında bir şeyler yazdım çünkü:
Çok uzun süredir kendi kafanın içinde yalnızsın. Hissettiklerini birbirinden ayırt edemiyorsun. Benliğini ne zaman kaybettin bilmiyorum ama tekrardan bulmaya korkuyorsun bu yüzden de giderek kalabalığa karışıyorsun.
Bu cümledeki seven kişi ben oluyorum, üzülüyorum. Teşekkürler.
fakülte tarihinin en saçma sınav sistemi 15 snde hem işaretli yeri görüp hem hatırlayıp hem de yazmanız gerekmektedir.
sevilen bir arkadaşın gamzesine parmak sokmak
iş yerimizde öldürülmekten
asteriks ve oburiks. farklı ağızdan türkçe konuşmaları mısırlı insanların diline yedirmeleri çok keyifli gelmişti.
Benim teşekkür ederime cevabim hep asıl ben teşekkür ederimmm.
Tamam da karşim ben neden teşekkür ediyorum. Bir de asıl ben
Tamam da karşim ben neden teşekkür ediyorum. Bir de asıl ben
İstek değil ihtiyaç
Kendisini gazi tıp itiraftaki aşk dolu itiraflarından hatırlıyorum. Umarım sevdiğine kavuşabilmişsindir sayın manevi kardiyoloji :)
O mühendislikte ben tıptayım. Onun vizeleri benim boş zamanima benim komitelerim de onun boş zamanına geliyor. İkimiz de ankaradayiz ama bir türlü buluşamıyoruz 😔
tel kadayıf ile birlikte en sevdiğim tatlı, ama üzerine tahin şart.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
