sayın yazarcımlar dedikodu yapmaya geldim heheheh . birkaç gün önce dekanlık önünde birkaç kurt bakışlı siyah kabanlı arkadaş mavi bayrak açtı, rock n roll benzeri hareket yaptılar güvenlik geldiğini gördüm. neler oldu bilmiyorummmm heheh
gördüğüm bir sayı başka bir sayının karesi, küpüyse onu o şekilde geçiriyorum içimden. mesela 144, 12'nin karesi. yks çalışma döneminden kalan adaptasyonlar. Sınavlar peşimi bırakır mı? Hiç sanmıyorum.:(
bundan sonra en sevdiğim (yazar: batmanken)
Arkadaşıma acil yardım lazım. Birkaç şey bilen sallasın bu başlığa deneriz şu an her ilaca okeyiz 🥺
aile mi nasıl ya tebessüm mü o ne
Gregory house
Adınız aziz mi
insanın kendine yaptığı bir haksızlık hatta saygısızlıktır. değer verdiğiniz kişi sizi umursamıyorsa verdiğiniz değeri hak etmiyordur, net. ve verdiğiniz değeri hak etmeyen kişilerin hayatınızda bulunmasına gerek yoktur, hayatınızda yer almaya hakları da yoktur. hayatınız değerli, zamanınız değerli, siz değerlisiniz. hayatınız için gerekli olan tek insan sizsiniz, siz olmazsanız hayatınız olmaz. ama anne babanız dahil olmak üzere diğer insanların hiçbiri yaşamanız için şart değil, onlar olmadan da hayatınız olur yani, tam olarak ifade edebildim mi bilmiyorum. bu sebepten ötürü birisi hayatınızda olmayı hak etmiyorsa onu hayatınızda tutmayın.
birisine değer veriyorsanız o kişi de size değer veriyor olmalı. sizden gördüğü değerin karşılığı olarak sizi umursamaması gibi bir durum söz konusu olmamalı. o kişiyi hayatınızda tutmaya devam etmeniz üzülmenize sebep olmaktan ve öz saygınızı zedelemekten başka işe yaramayacaktır. sizi umursamayan biri için üzülmenize değer mi, değmez. o yüzden yol verin gitsinler efendim. :)
edit: bazı şeylerin yanlış anlaşılabileceğini düşünerek açıklama yapmak istiyorum. bir insanın hayatınızda olmayı hak etmediğini anlamak öyle bir iki seferlik olaylar sayesinde olmaz. birisi sizi kronik bir şekilde umursamayıp sizi değersiz hissettirdiğinde bu duruma müdahale etmelisiniz. yani öyle bir iki kere beni umursamadı diye insanları silemeyiz, silmemeliyiz. iletişim güzeldir, öncelikle doğru bir iletişimle karşımızdakine onun tavırlarının bize ne hissettirdiğini açıklamalıyız, kendisini ifade etmesine ve hatasını düzeltmesine izin vermeliyiz. baktık ki hala bizi umursamıyor, o zaman yapacak bir şey yok, bu durumda mesafemizi koyup kendimizi korumamız gerekir. o kişiye insan olduğundan ötürü hak ettiği değeri yine vermeliyiz ama bunun haricinde hayatımızda önemli bir yere sahip olmasına müsaade etmemeliyiz.
birisine değer veriyorsanız o kişi de size değer veriyor olmalı. sizden gördüğü değerin karşılığı olarak sizi umursamaması gibi bir durum söz konusu olmamalı. o kişiyi hayatınızda tutmaya devam etmeniz üzülmenize sebep olmaktan ve öz saygınızı zedelemekten başka işe yaramayacaktır. sizi umursamayan biri için üzülmenize değer mi, değmez. o yüzden yol verin gitsinler efendim. :)
edit: bazı şeylerin yanlış anlaşılabileceğini düşünerek açıklama yapmak istiyorum. bir insanın hayatınızda olmayı hak etmediğini anlamak öyle bir iki seferlik olaylar sayesinde olmaz. birisi sizi kronik bir şekilde umursamayıp sizi değersiz hissettirdiğinde bu duruma müdahale etmelisiniz. yani öyle bir iki kere beni umursamadı diye insanları silemeyiz, silmemeliyiz. iletişim güzeldir, öncelikle doğru bir iletişimle karşımızdakine onun tavırlarının bize ne hissettirdiğini açıklamalıyız, kendisini ifade etmesine ve hatasını düzeltmesine izin vermeliyiz. baktık ki hala bizi umursamıyor, o zaman yapacak bir şey yok, bu durumda mesafemizi koyup kendimizi korumamız gerekir. o kişiye insan olduğundan ötürü hak ettiği değeri yine vermeliyiz ama bunun haricinde hayatımızda önemli bir yere sahip olmasına müsaade etmemeliyiz.
Para. Cilt bakımı falan filan bedava değil maalesef…
kendisinin kötü gördüğü şeyler, siz güzel görüyorsanız, şu huyum kötüdür dediği şeyi size yaparken kendinizi onu izlerken buluyorsanız evet tebrikler ve uyandığınızda mesaj atmış mı diye düşünüyorsanız evet tebrikler aşık oldunuz
Azıcık da olsa ders çalışmayı başardım, her like bir maşallah.
Ben de the greatest showman 'den birkaç şarkı bırakıyorum...
https://open.spotify.com/track/65fpYBrI8o2cfrwf2US4gq?si=0gd2lnZ8S_erutlizF-nyg&utm_source=copy-link
https://open.spotify.com/track/0Gl5s8IhMmQE5YQwM8Qx1J?si=muULQ0L9QdmcQMD5kzEqXw&utm_source=copy-link
https://open.spotify.com/track/45aBsnKRWUzhwbcqOJLwfe?si=ZbcgZEXQRFiazOpmZasntA&utm_source=copy-link
https://open.spotify.com/track/65fpYBrI8o2cfrwf2US4gq?si=0gd2lnZ8S_erutlizF-nyg&utm_source=copy-link
https://open.spotify.com/track/0Gl5s8IhMmQE5YQwM8Qx1J?si=muULQ0L9QdmcQMD5kzEqXw&utm_source=copy-link
https://open.spotify.com/track/45aBsnKRWUzhwbcqOJLwfe?si=ZbcgZEXQRFiazOpmZasntA&utm_source=copy-link
kettle'daki suyun kaynamasını, ocaktaki türk kahvesinin köpürüp kabarmasını, mikrodalga fırına koyduğum yemeğin ısınmasını bekliyorum. mutfaktaki pencerenin ahşap çerçevesine başımı dayamışım, dışarıyı izliyorum. gerçekten izliyor muyum bilmiyorum gerçi. sadece bakıyorum galiba. sonra kendimi, gerçekleşme ihtimali olmayan anlamsız hayaller kurarken, düşünmemin gereksiz olduğu şeyleri düşünürken buluyorum. gerçekten "buluyorum" ama, bir anda gelen bir farkındalık gibi. o an içime öyle bir his geliyor ki, başımı cama geçirmek istiyorum, sert ve hızlıca cama geçirmek. düşünmekte olduğum şeyin gereksizliği mi, kurduğum hayalin anlamsızlığı mı ne bilmiyorum. ama bir şeyler bir saniye süren o agresifliği içimde hissetmeme sebep oluyor.
Uzay ve Havacılık Hekimliği, Sualtı ve Hiperbarik Tıp ile Adli Tıp hekimliği üçgeninin ortasında kararsızım bir süredir. Bakalım zaman ne gösterecek 🙄🙄
bu, grinin sigortasız çalışan olma hikayesi

benim babam biraz katı bir adamdır. bu sene mayısta, sınıfta kalacağım kesinleşince, adama hem FF hem 5000 lira kredi kartı borcu götürmemek için aksiyon aldım. gerçi bu da hoşuna gitmedi, günde 10 saat ders çalışarak finalden 112 almamın mümkün olacağına kendini bir şekilde inandırdı ve beni isyancı ilan etti. yine de burnumun dikine gittim ve kadın anamın onayını almayı başardım (bkz sokratesin savunması) ("anne bak 3. köprüyü satıyolar, hisse alalım 2050'ye zengin oluruz")
her yere başvuru verdim, sokak sokak esnaf gezdim. biraz abartmışım gerçi, hâlâ arayıp "merbalar gri hanım, nasılsınız, haftada 70 saat çalışıp 100 lira kazanmaya ne dersiniz" dedikleri oluyor. tövbeler eşliğinde bir bardak soğuk su içiyorum. çünkü ben mayısta öyle bir b** yedim ki bırakın yoğurdu üfleyerek yemeyi, yoğurdun üstüne yangın tüpü sıkıyorum.
en son bir ev yemekleri dükkanı buldum. girdim tanıştım falan, patron kadın baya sevecendi, muhabbeti hoştu. benim de kanım kaynadı. annemin de içine sinecek bir yerdi hem, alkol yok meze yok dansöz yok. anlaştım, yemekleri patron yapacak, ben bulaşık yıkacağım, bir de sabah dükkanı açacağım. ne kadar basit ve masum dimi
meğer ben suç yuvasına girmişim ***, kerhaneye girsem daha iyiymiş. ertesi gün bi geldi yanında afgan kaçak. çocuğu camide bulmuş, adını zeki koymuş, her işini yaptırıyor, para mara da vermiyor. bildiğiniz köle, bi kırbaçlamadığı kalıyor çocuğu.
her akşam it gibi içiyor dükkanda; sabah viski, rakı şişesi topluyorum. sonra takım elbiseli adamlar geliyor, yurtdışına adam kaçırıyorlar, rüşvet al ver yapıyor. el altından gırla içki satıyor, geceleri pavyona gidiyor. 1'e 1000 kâr koyup araba ev satıyor.
mesela bir evi vardı türk öğrencilerin kaldığı, kirayı arttırdı. "abla ödeyemeyiz" dediler. "******** gidin" dedi, onların yerine 10 tane suriyeli aldı. abi neler neler, her şeyi anlatsam tüm sözlük tutuklanırız. polise ihbar edilecek gibi değil, zaten etsem de faydasız 3 tane polisle aynı anda sevgili. yetmiyormuş gibi kendi kızı kokainman, dükkana her gün pilav yemeye gelen bir sapık var ve yan dükkandaki adam yobaz. her sabah arabesk şarkıları eşliğinde kepenk açıyorum, kolları sıyırıp masa taşıyorum, çay may koyarken "gri kardaş günaydın" diye kafasını kapıdan uzatıyor, sabah sabah siyasetten giriyor bitcoinden çıkıyor velhasıl iyi kafa şişiriyor*
neyse benim iş tanımım giderek genişledi, bulaşık yıka diye aldıkları yerde fellah köftesi, arnavut ciğeri, her türlü bakliyat pişiriyor paketliyorum. olmaz ben bilmiyorum diyorum dinlemiyorlar googledan tarifine bak yap diyorlar, trendyolda getirde başımıza taş gibi yorumlar yağıyor. ben de 2002'de askere gitmiş gibi şafak sayıyorum. şafağa en son 7 gün kalmıştı.
bir öğleden sonra... işten çıkacaktım ama patron yoktu, aradım. dedi ki gri ben çok uzaklardayım dükkan senin olsun :D. kaçmış gitmiş kadın, bi daha da dönmicem dedi (ıtır ruslar peşimizde ilişkimiz açığa çıkmış) ben de kepengi indirdim, afgan kölemizi yan dükkana emanet ettim gittim. 15 sayfalık sigortasız çalışan hikayemin sadeleştirilmiş versiyonu bu, şimdi size dükkanın bazı trendyol yorumlarını göstermek istiyorum dfhksjdfhkjds

evet, çünkü elle bölünmüştü. zekiye bi türlü bıçak kullanmayı öğretemedim

makarna 3 gün öncesine aitti, göndermeyelim dedim, şifa şifa dediler yanında baklavayla gönderdiler

benim babam biraz katı bir adamdır. bu sene mayısta, sınıfta kalacağım kesinleşince, adama hem FF hem 5000 lira kredi kartı borcu götürmemek için aksiyon aldım. gerçi bu da hoşuna gitmedi, günde 10 saat ders çalışarak finalden 112 almamın mümkün olacağına kendini bir şekilde inandırdı ve beni isyancı ilan etti. yine de burnumun dikine gittim ve kadın anamın onayını almayı başardım (bkz sokratesin savunması) ("anne bak 3. köprüyü satıyolar, hisse alalım 2050'ye zengin oluruz")
her yere başvuru verdim, sokak sokak esnaf gezdim. biraz abartmışım gerçi, hâlâ arayıp "merbalar gri hanım, nasılsınız, haftada 70 saat çalışıp 100 lira kazanmaya ne dersiniz" dedikleri oluyor. tövbeler eşliğinde bir bardak soğuk su içiyorum. çünkü ben mayısta öyle bir b** yedim ki bırakın yoğurdu üfleyerek yemeyi, yoğurdun üstüne yangın tüpü sıkıyorum.
en son bir ev yemekleri dükkanı buldum. girdim tanıştım falan, patron kadın baya sevecendi, muhabbeti hoştu. benim de kanım kaynadı. annemin de içine sinecek bir yerdi hem, alkol yok meze yok dansöz yok. anlaştım, yemekleri patron yapacak, ben bulaşık yıkacağım, bir de sabah dükkanı açacağım. ne kadar basit ve masum dimi
meğer ben suç yuvasına girmişim ***, kerhaneye girsem daha iyiymiş. ertesi gün bi geldi yanında afgan kaçak. çocuğu camide bulmuş, adını zeki koymuş, her işini yaptırıyor, para mara da vermiyor. bildiğiniz köle, bi kırbaçlamadığı kalıyor çocuğu.
her akşam it gibi içiyor dükkanda; sabah viski, rakı şişesi topluyorum. sonra takım elbiseli adamlar geliyor, yurtdışına adam kaçırıyorlar, rüşvet al ver yapıyor. el altından gırla içki satıyor, geceleri pavyona gidiyor. 1'e 1000 kâr koyup araba ev satıyor.
mesela bir evi vardı türk öğrencilerin kaldığı, kirayı arttırdı. "abla ödeyemeyiz" dediler. "******** gidin" dedi, onların yerine 10 tane suriyeli aldı. abi neler neler, her şeyi anlatsam tüm sözlük tutuklanırız. polise ihbar edilecek gibi değil, zaten etsem de faydasız 3 tane polisle aynı anda sevgili. yetmiyormuş gibi kendi kızı kokainman, dükkana her gün pilav yemeye gelen bir sapık var ve yan dükkandaki adam yobaz. her sabah arabesk şarkıları eşliğinde kepenk açıyorum, kolları sıyırıp masa taşıyorum, çay may koyarken "gri kardaş günaydın" diye kafasını kapıdan uzatıyor, sabah sabah siyasetten giriyor bitcoinden çıkıyor velhasıl iyi kafa şişiriyor*
neyse benim iş tanımım giderek genişledi, bulaşık yıka diye aldıkları yerde fellah köftesi, arnavut ciğeri, her türlü bakliyat pişiriyor paketliyorum. olmaz ben bilmiyorum diyorum dinlemiyorlar googledan tarifine bak yap diyorlar, trendyolda getirde başımıza taş gibi yorumlar yağıyor. ben de 2002'de askere gitmiş gibi şafak sayıyorum. şafağa en son 7 gün kalmıştı.
bir öğleden sonra... işten çıkacaktım ama patron yoktu, aradım. dedi ki gri ben çok uzaklardayım dükkan senin olsun :D. kaçmış gitmiş kadın, bi daha da dönmicem dedi (ıtır ruslar peşimizde ilişkimiz açığa çıkmış) ben de kepengi indirdim, afgan kölemizi yan dükkana emanet ettim gittim. 15 sayfalık sigortasız çalışan hikayemin sadeleştirilmiş versiyonu bu, şimdi size dükkanın bazı trendyol yorumlarını göstermek istiyorum dfhksjdfhkjds

evet, çünkü elle bölünmüştü. zekiye bi türlü bıçak kullanmayı öğretemedim

makarna 3 gün öncesine aitti, göndermeyelim dedim, şifa şifa dediler yanında baklavayla gönderdiler
Rutinimi bozmuştum geri yüklendi.
daughter-tomorrow
Aslında temas sevmeyen bir insanım ancak bazen öyle çok sarılmaya ihtiyacim oluyor ki :( işte o zaman sarılmak bana dünyanın en huzurlu şeyi gelir. Bazen zorla annemin dizine yatarım ona zorla kendimi sevdirtirim heheh
Bizde hem beden eğitimi hem sınıf başkanı aynı kişi olamıyordu. O yüzden hiç sınıf başkanlığına yeltenmedim. Bizim yarıştığımız(!) kulvar belli.
Dipnot: tek aday benim olmam dışında hiçbir problem yok :d
Dipnot: tek aday benim olmam dışında hiçbir problem yok :d
çok sık yaşadığım durumdur.b12 eksikliğinden hep bunlar :( bir keresinde bir filmi önceden izlediğimi filmin sonunda hatırlamıştım....
deveye sormuşlar boynun neden eğri diye deve de demiş ki
-medulla spinalisin merkezi ilk omurdaki miyelin sinirlere yaptığı lokal baskıdan ötürü ventral ve dorsal motor sinirlerim sıkıştığı için
-medulla spinalisin merkezi ilk omurdaki miyelin sinirlere yaptığı lokal baskıdan ötürü ventral ve dorsal motor sinirlerim sıkıştığı için
azdan az çoktan çok gider
internetin nimetlerinden olan, kullanana fayda sağlayacak ve çok da fazla insanın bilmediği sitelerdir. başlık altında birikirse güzel bir rehber gibi olur diye umdum sayın yazarlar.
https://www.music-map.com/
bu sitede bulunan arama butonuna istediğiniz bir sanatçı veya grubu yazdığınızda, merkeze yakınlıkları farklı olacak şekilde birçok sanatçı haritalandırılmış oluyor. merkeze en yakın olanlar, yazdığınız sanatçıya tarzı en çok benzeyenlerdir. Şarkı/Sanatçı/grup keşfetme sitesi yani kısacası. Umarım 1-2 güzel melodi keşfetmenize aracı olur:)
https://www.music-map.com/
bu sitede bulunan arama butonuna istediğiniz bir sanatçı veya grubu yazdığınızda, merkeze yakınlıkları farklı olacak şekilde birçok sanatçı haritalandırılmış oluyor. merkeze en yakın olanlar, yazdığınız sanatçıya tarzı en çok benzeyenlerdir. Şarkı/Sanatçı/grup keşfetme sitesi yani kısacası. Umarım 1-2 güzel melodi keşfetmenize aracı olur:)
Bir şeyler yapmak istersin ancak elinden hicbir sey gelmez.
Kriterim tam olarak ne bilmiyorum ama belli eşyalarıma elimi yıkamadan dokunamıyorum. Galiba kriterim o eşyanın o anda benim için önemli olması. Sınav zamanı kalem ve silgimdi şu sıralar ise bilgisayar ve mouse um. Evet başak burcuyum :D
Yarım metrelik kinder.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
