gayet sevdiğim bir uygulama kendisi ama son günlerde anlamadığım şekilde masaüstü uygulaması sürekli çevrim dışısınız diye hata veriyor :( değilim çevrim dışı..
Geceleri kardeşimin yanına kıvrılıp ona sarılarak hikayeler anlatmak.
sosyal medyanın çeşidine göre kullanıcıların, davranış şekillerini adapte etmesidir. instagram'da herkes mutlu, herkesin hayatı mükemmel, her yaptığı eğlenceli, lüks iken twitter'da herkes derbeder, cefakar, mutsuz ve depresiftir. insanların hayatını, beslenme düzenlerini, kıyafet tercihlerini ve daha nicelerini güdüleyen sosyal medya platformlarının, belirli duyguların sadece belirli yerlerde ifade edilebileceği anlayışını kazandırması zannımca garip ve ilginçtir. instagram'da mutsuzluğunuzu dile getiremezsiniz, 'prim' yapmaz çünkü; hatta çoğu kişice uygunsuz karşılanabilir. aynı duyguları twitter'da paylaşırsanız fenomen olma ihtimaliniz yüksektir. tamamen yanılıyor da olabilirim elbet, bu sadece benim radarıma giren data sonucu yaptığım bir çıkarımdır.
Bu, benim ilkokul yıllarıma denk geliyor. O zamanlar çocuk olduğumuz için haliyle böyle şeyler daha çok etkiliyordu ve daha çok inanıyorduk. Bunun bir etkisi olarak "3 kere cin dersen geliyormuş, 99 kere dersen içine giriyormuş." Gibi şeylere de inanırdık.
Tanım: çarpıldığı iddia edilen kız.
Tanım: çarpıldığı iddia edilen kız.
Eve getirdiğiniz, besleyip büyüttüğünüz, her masrafını karşıladığınız tüylü dostun sizi değil de ondan en hazzetmeyen aile üyesini sevmesidir. -iyi ki benimki böyle değil valla olay çıkarırdım.-
dağıtmaya çalışmıyorum aslında, bunu yapmaya çalışırken daha da arttırıyorum çünkü. zamana bırakıyorum bende. bir süre beraber yaşıyorum onunla, hayatın akışı hafifletiyor bir süre sonra da unutturuyor zaten. Hz. Mevlana'nın dediği gibi 'iyi ki geçiyorsun zaman. ya acının en derinime işlediği bir anda donsaydın.'
Cem boyner'le birleşmiyorum orada! Cem Boyner'in bölgedeki pozisyonunu değerlendiriyorum.
Rufus wainwright leonard cohen'in damadıymış bir dönem
Hiç vakit kaybetmeden Gidecekti yanına ve o'nu eminönündeki favori mekanına götürecekti. Karşılıklı balık-ekmek yerken ekmeğin arasında yüzüğü koyacaktı. "Saçmalama serhat" dedi ve güldü. Kızı öldürtmek istesen başka güzel detaylar bulabilirsin dedi içinden. Sabahı beklemesi gerekiyordu. .
Ertesi gün akşamı soluğu direkt bahar'ın yanında almıştı. Birbirlerine sarıldılar. Bahar'da bir gariplik var gibiydi. Serhat bizim her zamanki serhat işte "sevgililer günün kutlu olsun baharr" yaptı. Sahi bugün şubatın on dörtüydü, baharın aklı iş yoğunluğundan onu bile hatırlayamaz olmuştu. Bahar da kutladı aşkımlı cicimli serhatın gününü.
Serhat tuttu elinden baharın. Bahar "bir şey demem lazım serhat" dedi, umrunda değildi serhat'ın baharın diyecekleri; "hele bi oturalım bahar, o zaman uzun uzun anlatırsın hemm" bahar peki'ledi.
Bahar içi içini yiyordu demesi lazımdı ama nasıl? Mekana kapısına geldiklerinde bahar, burası bizim bütçeyi aşmaz mı ya diye düşünerek içeriye attı ilk adımlarını. Rezervuarlar yapılmış mum ışığı hazır, boğaz köprüsünün ışıkları pırıl pırıl.
Serhat çok heyecanlıydı. Evlilik teklifinin zorluğunun bu kadar olacağını hiç düşünmemişti. Ama bahar'da da bir gariplik var gibiydi. Yıllar önceki buluşmaları geldi aklına. O gün kendisinde okulu bırakacağını söyleyeceği zamanki yüz ifadesinin benzeri, şu anda bahar'da belirmişti. Bahar'ın bir derdi vardı, söyleyeceği bir şey. .
Yüzüktür, evliliktir bir anda serhat'ın aklından uçtu. Bahar'ın bu tedirginliği ve bu kendi olamayışı onun huzursuzluğuna sebebiyet veriyordu. Dayanamadı sordu: bahar sende bir gariplik seziyorum, bi saniye sen yolda bana önemli bir şey söyleyeceğini demiştin?
Bahar derin bir nefes aldı, "konuyu nasıl açacağımı bilmiyorum serhat. Evet söylemem gerekenler var.. olmuyor.." bahar suyundan bir yudum aldı. Serhat pür dikkat onu incelemeye devam ederek "o ne demek?" Dedi. Bahar'ın gözü doldu, "şöyle ki serhat...
Dipnot: yok rezervuar köpekleri
Ertesi gün akşamı soluğu direkt bahar'ın yanında almıştı. Birbirlerine sarıldılar. Bahar'da bir gariplik var gibiydi. Serhat bizim her zamanki serhat işte "sevgililer günün kutlu olsun baharr" yaptı. Sahi bugün şubatın on dörtüydü, baharın aklı iş yoğunluğundan onu bile hatırlayamaz olmuştu. Bahar da kutladı aşkımlı cicimli serhatın gününü.
Serhat tuttu elinden baharın. Bahar "bir şey demem lazım serhat" dedi, umrunda değildi serhat'ın baharın diyecekleri; "hele bi oturalım bahar, o zaman uzun uzun anlatırsın hemm" bahar peki'ledi.
Bahar içi içini yiyordu demesi lazımdı ama nasıl? Mekana kapısına geldiklerinde bahar, burası bizim bütçeyi aşmaz mı ya diye düşünerek içeriye attı ilk adımlarını. Rezervuarlar yapılmış mum ışığı hazır, boğaz köprüsünün ışıkları pırıl pırıl.
Serhat çok heyecanlıydı. Evlilik teklifinin zorluğunun bu kadar olacağını hiç düşünmemişti. Ama bahar'da da bir gariplik var gibiydi. Yıllar önceki buluşmaları geldi aklına. O gün kendisinde okulu bırakacağını söyleyeceği zamanki yüz ifadesinin benzeri, şu anda bahar'da belirmişti. Bahar'ın bir derdi vardı, söyleyeceği bir şey. .
Yüzüktür, evliliktir bir anda serhat'ın aklından uçtu. Bahar'ın bu tedirginliği ve bu kendi olamayışı onun huzursuzluğuna sebebiyet veriyordu. Dayanamadı sordu: bahar sende bir gariplik seziyorum, bi saniye sen yolda bana önemli bir şey söyleyeceğini demiştin?
Bahar derin bir nefes aldı, "konuyu nasıl açacağımı bilmiyorum serhat. Evet söylemem gerekenler var.. olmuyor.." bahar suyundan bir yudum aldı. Serhat pür dikkat onu incelemeye devam ederek "o ne demek?" Dedi. Bahar'ın gözü doldu, "şöyle ki serhat...
Dipnot: yok rezervuar köpekleri
Müzik hafızası derken ezberlenen şarkılardan bahsetmiyorum. hani olur ya hayatınızın bir döneminde şarkıyı o kadar çok dinlersiniz ki o hisle ya da o dönemle bütünleşiverir. Var mı böyle size bir zamanı hatırlatan şarkılarınız?
benimki sertap erener-olsun
ne zaman dinlersem dinleyeyim aynı his hiç değişmez tüylerim ürperiverir ve o anlara giderim
benimki sertap erener-olsun
ne zaman dinlersem dinleyeyim aynı his hiç değişmez tüylerim ürperiverir ve o anlara giderim
smt anatomiden dinlemenizi tavsiye ederim.
sanırım bir üst dönemim, elli kere karşılaştık; hala kim bilmiyorum. bir gün öğrenirim herhalde.
Kahvenin kokusunu bile çaya değişmem :)
Sütü seven kamyoncu'dan beri takip ettiğim ve çok sevdiğim volkan öge için belki gelecek yaz 1 aylığına deneyebileceğim oluşum. Onun dışında kendisini antipatik, programlarını da oldukça sıkıcı bulduğum acun ılıcalı'nın yer aldığı şeylerden uzak durmaya devam edeceğim.
Sınav esnasında degistirilen hatalı olan şıkların hepsini işaretlemiş olmam şoku?
- indüksiyondan sonra( bkz: hipnosedatif, kas gevşetici ve analjezik ilaçların verilmesi) hastayı 3 dk maske ile havalandırın
-hastanın başını travması vs yoksa ekstansiyona getirin.
-Rahat bir entübasyon için hasta çok yukarıda çok aşağıda kalmamalı bel seviyenizde ya da çok az yukarıda olması yeterli
-Hastanın ağzını sağ elinizle açın dudakları kurtarın sıkışmasın
-Sol elinize laringoskopu alıp dili sağdan toparlayın ve ilerletin
-Epiglotu görüp vallecula epiglottica yani dil kökünden çeneyi yukarı doğru asın burada bileğinizi bükmemeli ve laringoskopu ön dişlere dayamamalısınız
-Zor bir entübasyon değilse ( bkz : dar ağız açıklığı,kısa kalın boyun..) burada vokal cordları görmüş olmanız gerekir
-Pozisyonu bozmadan uygun tüpü sağ elinizle alıp trakeaya yerleştirin laringoskopla işiniz bitti çıkarabilirsiniz
-Hastadan hastaya değişmekle birlikte ortalama tüp seviyesini dudak kenarında 21-22cm de bırabilirsiniz
-Tüpün kafını şişirmeyi unutmayın
-yanınızdaki biri tarafından tespit edilinceye kadar tüpü sabit tutun
-Bir yandan ventilatör ayarlarınızı yapın ( tidal volüm, solunum sayısı vs )
-Doğru entübasyon olduğunu kontrol edin ( bkz : hastanın göğsü kalkıyor mu, tidal volüm yeterince oluşuyor mu, end tidal co2 oluşuyor mu )
-hasta artık entübe elinize sağlık
-hastanın başını travması vs yoksa ekstansiyona getirin.
-Rahat bir entübasyon için hasta çok yukarıda çok aşağıda kalmamalı bel seviyenizde ya da çok az yukarıda olması yeterli
-Hastanın ağzını sağ elinizle açın dudakları kurtarın sıkışmasın
-Sol elinize laringoskopu alıp dili sağdan toparlayın ve ilerletin
-Epiglotu görüp vallecula epiglottica yani dil kökünden çeneyi yukarı doğru asın burada bileğinizi bükmemeli ve laringoskopu ön dişlere dayamamalısınız
-Zor bir entübasyon değilse ( bkz : dar ağız açıklığı,kısa kalın boyun..) burada vokal cordları görmüş olmanız gerekir
-Pozisyonu bozmadan uygun tüpü sağ elinizle alıp trakeaya yerleştirin laringoskopla işiniz bitti çıkarabilirsiniz
-Hastadan hastaya değişmekle birlikte ortalama tüp seviyesini dudak kenarında 21-22cm de bırabilirsiniz
-Tüpün kafını şişirmeyi unutmayın
-yanınızdaki biri tarafından tespit edilinceye kadar tüpü sabit tutun
-Bir yandan ventilatör ayarlarınızı yapın ( tidal volüm, solunum sayısı vs )
-Doğru entübasyon olduğunu kontrol edin ( bkz : hastanın göğsü kalkıyor mu, tidal volüm yeterince oluşuyor mu, end tidal co2 oluşuyor mu )
-hasta artık entübe elinize sağlık
Salı. Salılar hep böyledir, salı günü işe yarar hiçbir şey olmaz.
rahatlamak. kendime stres malzemesi çıkarmamaya çalışıyorum zaten uğraşmam gereken bazı şeyler varken daha küçüklerini de düşünerek kendimi sıkmıyorum. hepsi halledilebilir oluyorlar. problemlerimizi bazen kendimizin büyüttüğünü düşünüyorum. ya da daha büyükleri ile karşılaşmadan onları en büyük gibi düşündüğümüzü. olmadıklarını bilsek bile bunun rahatlığına kapılıp kendimizi onlar için bile kafa patlatırken buluyoruz. umarım o günlere dönebiliriz
Bir kez yapabilsem bayağı rahatlayacakmışım gibi gelen eylem.
bizim zamanımızda yu-gi-oh! vardı, onunla yatar onunla kalkardık. üzerine bi daha anime izlemedim anısına saygısızlık etmemek için.
buzdolabının önünden her geçtiğinde kilo alan ben için kıskanılası insanlar.
Yalanı hiç sevmem. Doğrusunu bildiğim yalana ise tahammülüm hiç yok
Önümde kitap açık bir şekilde karanlıkta Balkonda oturuyorum, saçma ruh halimi ve ne istediğimi anlamaya çalışıyorum. Yemek yemek istiyor gibiyim ama ne yemek istediğimi düşününce canım bir şey istemiyormuş gibi. Uykum var gibi ama aynı zamanda yok da gibi. Ders çalışmam gerekiyor, stajdan kalmak istemiyorum ama bir yandan da hiç ders çalışasım yok ve kalsam ne olur sanki diyorum. Bir yandan ağlayasım var gibi, diğer yandan çığlık ata ata bir şeyleri yumruklamak ya da kafamı duvarlara vurmak istiyor gibiyim. Ne olsun istiyorum, ne yapmaya çalışıyorum, amacım ne bilmiyorum. Sanırım sadece yapmam gereken hiçbir iş olmadan rahat rahat boş durmak istiyorum.
evet, sorumsuzdur hem de ne büyük sorumsuz!
sen el kadar çocuğu, saçma sapan bir kıyafetle, elinde sepetle bir başına beş parasız inin cinin top oynadığı yerdeki babaannesine gönder, birkaç saat geçsin çocuk nerede arama sorma, sonra kurt suçlu olsun. Hayvan aç ne yapsın, mecbur yiyecek birilerini. Asıl suç annesinde babasında, o yaştaki çocuk evin önüne bile bir başına çıkarılmaz. yazık yani, bakamayacaksan doğurma!
sen el kadar çocuğu, saçma sapan bir kıyafetle, elinde sepetle bir başına beş parasız inin cinin top oynadığı yerdeki babaannesine gönder, birkaç saat geçsin çocuk nerede arama sorma, sonra kurt suçlu olsun. Hayvan aç ne yapsın, mecbur yiyecek birilerini. Asıl suç annesinde babasında, o yaştaki çocuk evin önüne bile bir başına çıkarılmaz. yazık yani, bakamayacaksan doğurma!
Yüreğinden yaralı, bizim hikayemiz
Kaderimden kalanı, silsem de gitmiyor
Kaderimden kalanı, silsem de gitmiyor
her sene namağlup şampiyon olan rakiplerine aman dileten okulumuzun güzide takımı
çekinilmemesi gereken eylem. isteyin ne olacak? isteyenin bir yüzü vermeyenin iki yüzü karaymış.
(bkz: bazı atalarımızın biraz şey olması)
(bkz: bazı atalarımızın biraz şey olması)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
