bizim pediatrinin kardiyologları özellikle takılırdı buna. efsaneye göre periferde femoral nabıza baktığınız an sen gaziden mi mezunsun diyorlarmış :))
Çok değişik çıkarımlara açık olan, gerçekçiliğiyle öne çıkmış, uzun bir Nuri Bilge Ceylan filmidir.
İyi geceler :)
cause i'm only a crack in this castle of glass
Paylaşma isteği genellikle kendimizi kandıramadığımız anlarda bir başkasının bizi kandırmasına göz yummaktır. İnsan paylaşacağını karanlıkta ve sessizlikte paylaşır.
en azindan okuduklarimi düzgün okuyorum diyerek bu cumelenin agirligindan kaciyorum
Ankara-gama iş merkezinin önü
ben bugün bunu yaptım. annem de bugün bunu yaptı. yani evet; anneannem, annem ve ben. muhteşem üçlü olarak güne gittik. normalde böyle bir aktiviteye katılmazdım ben, sarmazdı beni ama anneannemin gün grubu kuzenlerinden filan oluşuyor ve bu gruptaki hanımefendiler 12 yıl kadar önce bize gelmişlerdi ve ben sevmiştim kendilerini. eğlenceli insanlar, samimiler vs vs. bildiğimiz günlerden biraz farklı bir gün bu, dışarıda toplanıyorlar. teyzelerden birinin bahçesine gittik. ortam güzeldi, her yer yemyeşil, salıncak var, kediler var, bisiklet bile vardı. teyzeler de beni seviyorlar bu arada, çoook küçükken (3 yaşımdayken filan olsa gerek) onlara komik bir şey söylemişim, hala unutmamışlar, bana onu anlattılar. kaç yaşındasın şimdi, büyümüşsün filan dediler. yaşımı söyleyince 18 19 yaşında gibi duruyorsun dediler, bu bana biraz abartı geldi ama böyle söyledikleri için bir tık daha fazla sevmeye başladım kendilerini hahahhaha. hangi bölümü seçeceğimle ilgili tavsiyeler aldım, okulla ilgili çok sayıda soru cevapladım, dualar edildi, güzel dileklerde bulunuldu ve kapanış. neyse işte, güzel bir deneyim oldu, senede 1 kez yapabilirim bu aktiviteyi, aklımda bulunsun.
oyuncak hikayesi 3'te Endy'nin oyuncakları verdiği sahne
Sessize al özelliği. Bazı insanları komple sessize almak istiyorum. Diyeceksiniz ki çıkar hayatından, valla çıkmıyorlar :)
koordinatörlükten gelen açıklama yapılacağının açıklamasının yapılması ve sonra açıklama yapılmaması :)
en azından çarşamba olduğunu biliyorum
allah ayak serçe parmağını yaratıyordur;
melekler: bunun işlevi ne
allah: bekle ve gör:))
melekler: bunun işlevi ne
allah: bekle ve gör:))
Onun olduğu topluluk
Anlayamıyorum ya :( ilgimi çekiyor aslında ancak nereden baslasam bilmiyorum. Bir de girsem içine sağlam kafayla çıkamazmişım gibi.
9. sınıfta dersimize girmiş olan, adı soyadı aşırı ilginç bir kadın almancacımız vardı. almancaya dair bildiklerimin %90'ını öğretmiş olan bu hanım okulda korkutucu bakışlarıyla nam salmışsa da bir derste telaffuzumu beğendiği için "daha önceden almanca biliyor muydun sen" diyerek gönlümde taht kurmuştu 🥺
Odadan salona ya da mutfağa gitmektir
“o ilk aşk... ah ilk aşk
bizim içimdeki çocuk beslemişti onu
bu aşkın anısıyla her zaman titreyecek olan
ve ben, ben ki seni seven
bensiz ne oldun, ne yaptın kendine?
ve ben, ben ki seni kaybeden
senin için daha fazla ne yapabilirdim?
bu kadar mutluluğu nasıl taşıyabilirdim ki küçük kalbimde?
işte bu ilk aşk... ah ilk aşk.”
bizim içimdeki çocuk beslemişti onu
bu aşkın anısıyla her zaman titreyecek olan
ve ben, ben ki seni seven
bensiz ne oldun, ne yaptın kendine?
ve ben, ben ki seni kaybeden
senin için daha fazla ne yapabilirdim?
bu kadar mutluluğu nasıl taşıyabilirdim ki küçük kalbimde?
işte bu ilk aşk... ah ilk aşk.”
ekonomik durumum ve sürekli not okumak, beni bu hastalıktan koruyor. yazın bana kalan 2 ayda da çok ciddi bir hastalık olacağını düşünmüyorum.
GÜTF sözlüğün kalitesini düşüren bir soru. Sevdiğin kişi yanına yakıştırdığın bir aksesuar değildir.
Bizim tarih hocası değişikti.
Ders dışı: Bir gün a milli takımın maçına gitmiş tabii sesi aşırı gür hocanın. Mehmet topal topu kontrol edecekken Bağırarak, "bırak bendeee!" demiş Mehmet topal topu bırakmış sonra top taça çıkmış. Tribündekilerden az kalsın dayak yiyecekmiş.
Ders içi: Müfredattan bağımsızdı. Bize cumhurbaşkanlığı sistemiyle meşrutiyeti karşılaştırmıştı. Osmanlı'nın yıkılırken parasının değerinin 4 dolara eşit olduğunu demişti. Yavuz zamanı yapılan katliamdan(?) Bahsetmişti. Barbaros paşa'nın korsanken kaptan-ı derya oluşu, ata'nın trablusgarp'a geçişi, Cem Sultan olayını kitaplardaki gibi tek pencereden değil her iki tarafın görüşünü de anlatır "siz seçin" derdi. gri konuları çatır çatır müfredatı eleştirerek anlatırdı. Derse başlarken de komik videolar izletirdi. Sonra da çok kalmadı bizle; müfettiştir, yök'tür o taraflara geçti.
Ders dışı: Bir gün a milli takımın maçına gitmiş tabii sesi aşırı gür hocanın. Mehmet topal topu kontrol edecekken Bağırarak, "bırak bendeee!" demiş Mehmet topal topu bırakmış sonra top taça çıkmış. Tribündekilerden az kalsın dayak yiyecekmiş.
Ders içi: Müfredattan bağımsızdı. Bize cumhurbaşkanlığı sistemiyle meşrutiyeti karşılaştırmıştı. Osmanlı'nın yıkılırken parasının değerinin 4 dolara eşit olduğunu demişti. Yavuz zamanı yapılan katliamdan(?) Bahsetmişti. Barbaros paşa'nın korsanken kaptan-ı derya oluşu, ata'nın trablusgarp'a geçişi, Cem Sultan olayını kitaplardaki gibi tek pencereden değil her iki tarafın görüşünü de anlatır "siz seçin" derdi. gri konuları çatır çatır müfredatı eleştirerek anlatırdı. Derse başlarken de komik videolar izletirdi. Sonra da çok kalmadı bizle; müfettiştir, yök'tür o taraflara geçti.
Kendimi bildiğim için asla asla demiyorum
bizim bu kadar öğrenciyi tekte kaldıracak amfimiz var mı ya
soğuk kış günlerinde içi ısıtan güneş misali karanlık ve kötü günlerimde beni aydınlığa çeken ve beni neşelendirmeyi iyi bilen dostumu bu kelimeyle kaydetmiştim bir zamanlar, apricity.
Bugün akşamüstü açılan başlıkların ardından kendimden şüphelenmeye başladım. Çünkü kendimi gerçekten çok seviyorum, ama arada gıcık kapıyorum. Bulsam bir kaşık suda boğasım geliyor ama canım kendim🥰 diyorum ama galiba asıl durumu biliyorum. Ruhumu seviyorum, kabuğundan hoşnutsuzum.
Kafalar karışık...🥴
Kafalar karışık...🥴
Yüzyıllık yalnızlık muhtemelen okuduğum en iyi kitaplardan biri olarak kalacak hep.
Okumadıkça özlem duyduğum yazardır. Kitaplarını elime aldığımda eski bir dostuma kavuşmuş gibi mutlu olurum, bittiğindeyse yine aynı buruk tebessümlü hüzün
Okumadıkça özlem duyduğum yazardır. Kitaplarını elime aldığımda eski bir dostuma kavuşmuş gibi mutlu olurum, bittiğindeyse yine aynı buruk tebessümlü hüzün
Bu zorunluluğu haklı bulmadığımı önceden söylemiştim ama sebep vermem gerektiğini düşündüm. Sonuçta burası, kimseye hakaret etmeden ya da herhangi bir fikri aşağılamadan kendi fikirlerimizi özgürce paylaşabileceğimiz bir platform, değil mi?
öncelikle, sonucunda oluşabilecek etkilerin hiçbir sorumluluğunun ilacı/aşıyı uygulatan veya üreten kişiler tarafından alınmadığı bir ilacı/aşıyı kimse kimseye zorla yapmamalıdır, yaptırmak zorunda bırakmamalıdır kanaatindeyim.
Burayı sayılara, yüzdelere boğmaya gerek yok fakat yeni üretilen mevzubahis aşıların bilinen ve henüz bilinmeyen pek çok yan etkisi olduğu aşikar. Bunu başta aşıyı üretenler ve cdc söylüyor.
aslında neden zorunlu olmaması gerektiği için bu kadar şey söylemek yeterli bence.
"sonucunda kimin nasıl bir yan etkiyle karşılaşılacağı, diğer ilaçlar için de kesin bir şey değil" diye düşünebilirsiniz. fakat yıllardır üretilen, üzerinde yeteri kadar çalışma yapılmış, güvenilirliği kanıtlanmış ilaçlarla; birkaç senelik bir teknolojiyle yeni üretilmiş bir ilacı/aşıyı kıyaslamak mümkün değil.
birilerinin bu konuda gönüllü olması gerektiği doğru, fakat zaten insanların çoğu riskleri göze alıp bunu kabul etti.
pandeminin ilerleyişi ve aşı ilişkisi de bir başka konu, bunun üzerine de çok şey söylenebilir elbette. ama şu an konu herkesin zorunlu tutulması ve dünya genelinde özellikle tek bir firmanın aşısı üzerinde şiddetle ısrar edilmesi. neden diye sormak ve sorgulamak çok doğal bir hak diye düşünüyorum.
Son olarak şunu belirtmeliyim: covid aşılarının üretilmesine, insanlara yapılmasına ve bunu tercih eden, destekleyen kişilere muhalif olduğumdan ya da tüm bunlara karşı çıktığımdan dolayı yazmadım bunları. Bahsettiğim şeyleri göze almayıp aşı yaptırmamayı tercih eden insanlara, zorla aşı politikaları uygulanmasına karşı çıktığım için yazdım.
Buraya kadar okuduysanız ayırdığınız vakit için teşekkür ederim. Ben kendimi ne kadar iyi ifade edebildim bilmiyorum ama vakit ayırmak isteyenler için, kendi fikrinin antitezini daha detaylı anlamak isteyenler için buraya bir link bırakacağım, tavsiyemdir. dinlediğim en çok yönlü, en anlaşılır söyleşilerden biriydi ve konuşmacı empati kurabilen bir insan olduğundan, her fikirden dinleyiciye hitap edebilen bir konuşmaydı diye düşünüyorum.
Video kapağı ve başlığı söyleşi içeriğini anlatmakta biraz yetersiz kalmış.
Hanımefendi nazik ve yavaşça konuştuğundan 1.5 hızda bile rahatça anlaşılabiliyor.
Kıymetli vaktinizden ayırdığınız için tekrar teşekkür ediyorum.
öncelikle, sonucunda oluşabilecek etkilerin hiçbir sorumluluğunun ilacı/aşıyı uygulatan veya üreten kişiler tarafından alınmadığı bir ilacı/aşıyı kimse kimseye zorla yapmamalıdır, yaptırmak zorunda bırakmamalıdır kanaatindeyim.
Burayı sayılara, yüzdelere boğmaya gerek yok fakat yeni üretilen mevzubahis aşıların bilinen ve henüz bilinmeyen pek çok yan etkisi olduğu aşikar. Bunu başta aşıyı üretenler ve cdc söylüyor.

aslında neden zorunlu olmaması gerektiği için bu kadar şey söylemek yeterli bence.
"sonucunda kimin nasıl bir yan etkiyle karşılaşılacağı, diğer ilaçlar için de kesin bir şey değil" diye düşünebilirsiniz. fakat yıllardır üretilen, üzerinde yeteri kadar çalışma yapılmış, güvenilirliği kanıtlanmış ilaçlarla; birkaç senelik bir teknolojiyle yeni üretilmiş bir ilacı/aşıyı kıyaslamak mümkün değil.
birilerinin bu konuda gönüllü olması gerektiği doğru, fakat zaten insanların çoğu riskleri göze alıp bunu kabul etti.
pandeminin ilerleyişi ve aşı ilişkisi de bir başka konu, bunun üzerine de çok şey söylenebilir elbette. ama şu an konu herkesin zorunlu tutulması ve dünya genelinde özellikle tek bir firmanın aşısı üzerinde şiddetle ısrar edilmesi. neden diye sormak ve sorgulamak çok doğal bir hak diye düşünüyorum.
Son olarak şunu belirtmeliyim: covid aşılarının üretilmesine, insanlara yapılmasına ve bunu tercih eden, destekleyen kişilere muhalif olduğumdan ya da tüm bunlara karşı çıktığımdan dolayı yazmadım bunları. Bahsettiğim şeyleri göze almayıp aşı yaptırmamayı tercih eden insanlara, zorla aşı politikaları uygulanmasına karşı çıktığım için yazdım.
Buraya kadar okuduysanız ayırdığınız vakit için teşekkür ederim. Ben kendimi ne kadar iyi ifade edebildim bilmiyorum ama vakit ayırmak isteyenler için, kendi fikrinin antitezini daha detaylı anlamak isteyenler için buraya bir link bırakacağım, tavsiyemdir. dinlediğim en çok yönlü, en anlaşılır söyleşilerden biriydi ve konuşmacı empati kurabilen bir insan olduğundan, her fikirden dinleyiciye hitap edebilen bir konuşmaydı diye düşünüyorum.
Video kapağı ve başlığı söyleşi içeriğini anlatmakta biraz yetersiz kalmış.
Hanımefendi nazik ve yavaşça konuştuğundan 1.5 hızda bile rahatça anlaşılabiliyor.
Kıymetli vaktinizden ayırdığınız için tekrar teşekkür ediyorum.
kaliteli dostlardır. varlıklarıyla hayatınız güzelleşir, başarılarıyla göğsünüz kabarır. insanlık hali, olur ya, faniliğinizi unutup kibre kapılıp fazla yükselirseniz aşağıya çekip sizi kendinize getirirler; hayatın sillesini ağır yediyseniz eğer, bir çatal kapıp masaya oturuverirler, fazla düştüyseniz çekip çıkarıverirler aklın karanlık dehlizlerinden sizi. öyle ya da böyle, her insan yolunu bulmaya çalışıyor bu dünyada, kafamızdaki fikirleri gönlümüzün ışığıyla takip etmeye çalışıyoruz sonuçları pek de göremeden. kaliteli dostların varlığı bir gönül birliği yaratır, daha parlaktır artık o ışık. sonuç değil, yolculuğun kendisi önemlidir bu insanlarla. benimkilere selam olsun buradan.
19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı
19 Mayıs sadece bir tarih değil, bir başkaldırının, bir dirilişin adıdır. O gün Samsun'da yakılan meşale, bir milletin küllerinden yeniden doğuşuna öncülük etti. Bugün hâlâ bir yerlerde karanlığa karşı yakılan her umut kıvılcımı, o meşalenin devamıdır.
Gençlik dediler… Umut dediler… Ve o umut, bir asırdır sönmeyen bir meşaleye dönüştü. Atatürk bu ülkeyi gençliğe emanet etti; biz de o emaneti sadece sözle değil, duruşumuzla, inancımızla ve cesaretimizle taşıyoruz. Çünkü 1919'da atılan adım, hâlâ yolumuzu aydınlatıyor.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu vatanı bizlere emanet eden tüm kahramanları saygı ve minnetle anıyoruz. 19 Mayıs'ta yakılan o meşale, bir milletin yeniden doğuşunu simgeliyordu ve o umut hiç sönmedi, sönmeyecek. Her adımda, her hareketimizde, o meşaleyi yaşatmaya ve geleceğe taşımaya devam edeceğiz. 19 Mayıs, sadece bir tarih değil; özgürlüğün, direncin ve umudun sembolüdür.
19 Mayıs sadece bir tarih değil, bir başkaldırının, bir dirilişin adıdır. O gün Samsun'da yakılan meşale, bir milletin küllerinden yeniden doğuşuna öncülük etti. Bugün hâlâ bir yerlerde karanlığa karşı yakılan her umut kıvılcımı, o meşalenin devamıdır.
Gençlik dediler… Umut dediler… Ve o umut, bir asırdır sönmeyen bir meşaleye dönüştü. Atatürk bu ülkeyi gençliğe emanet etti; biz de o emaneti sadece sözle değil, duruşumuzla, inancımızla ve cesaretimizle taşıyoruz. Çünkü 1919'da atılan adım, hâlâ yolumuzu aydınlatıyor.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu vatanı bizlere emanet eden tüm kahramanları saygı ve minnetle anıyoruz. 19 Mayıs'ta yakılan o meşale, bir milletin yeniden doğuşunu simgeliyordu ve o umut hiç sönmedi, sönmeyecek. Her adımda, her hareketimizde, o meşaleyi yaşatmaya ve geleceğe taşımaya devam edeceğiz. 19 Mayıs, sadece bir tarih değil; özgürlüğün, direncin ve umudun sembolüdür.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
