Çok güzel bir soru. Tam üç tane oldu. Hidayet, yalçın ve recep isminde. Hepsi de değişik karaktereydi. Aklımda kalan anılarıyla bahsetmek isterim
İlki hidayet öretmenim. İkinci sınıfın ortasında ben müdür oldum çocuklar diyip bırakmıştı sınıfı. Üçüncü sınıfta bi sınıfa geri uğrayıp aceleyle herkese hobby mor çikolotaları dağıttığı zihnimde. Soyadı öztürk'tü sınıfta hidayet öztürk isminde bir çocuk daha vardı. Sınıfın en yaramazını sınıfta kovaladığını hatta tekme attığını daha da üstü çocuklar kafanızı eğin diye bağırıp tahta 30cmlik cetveli en ön sıradan en arkaya çocuğu tutturma hedefiyle fırlattığını da hatırlarım. Tesadüf o ki geçen hafta o çocuk ne yapıyor diye araştırdığımda yaşam için motosiklete tutunduğunu gördüm. Ben daha Farklı senaryolar düşünürdüm onun hakkında kâfi
İkincisi yalçın. İlk kez dayak yediğim öretmenim. Kitap okuma saatinde kitapları önümüze kalkan yapıp arkasında saklanarak sıra arkadaşımla ehehehehli gülüşmeler yapardık. Sakince yanına çağırdı yalçın öretmenim, biz tek ayakla bekletecek diye gitmiştik. Arkadaşıma yaklaş dedi. Kafasını kitabından kaldırdı, gözlüğünü indirdi. Okkalı bi tokatımsı şamarımsı.. yerine geç dedi, sakince dumrul sen de yaklaş dedi şapp. Herkes sakince kitap okurken birden tüm sınıfta yankılanan ses, rencide duygusu ağırlığı ve yanağımdaki kızarıklık. Bu üçlü arada aklıma gelir.
Üçüncüsü recep öretmenim. Bana dumrul ağa derdi. Çok sigara içerdi. Ceza diye soru yazdırtıp çözdürtme gibi fantezisi vardı. Örn: ödevi yapmadın soruyu bilemedin 30-40 soru yazacaksın deftere bir de çözeceksin. Onun dışında perşembe günü öğleden sonra sınıfça lahmacun yeme saatiydi
Öyle
Ya pediatri stajı alıp önerebileceği bir not olan var mı? Zira dersane kitaplarının en incesi 700 sayfa pandemik de çok uzun daha böyle 500 sayfayı geçmeyen bir şey önerecek olan varsa ismini salabilir mi acaba
Bir şey yapamam, üzülürüm. İstediğim bazı şeyleri yapmamın tek yolu yeterli paramın olması ve bunun için yıllardır okuyorum. Gençliğim ve çocukluğum okul sıralarında heba oldu.
Üniversitemizin kararını açıkladığı bu geceye ankara'da yaşamayıp ankara'yı benim gibi çok özleyen sözlük üyelerine bir şarkı :)
Önceki yazımda da belirttiğim gibi yağmuru çok seviyorum. Yağmurda yürümeye ek olarak otobüste başımı cama dayayarak yağmuru izlemek de sevdiklerim arasında. Ama şu anda yağmuru izlemekten fazlasını yapiyorum. Çünkü dışarıdaki yağmur ne yazık ki otobüsten içeri sızıyor. Sol yanım yağmurda yürümeden ıslandı bile. Tüm belediye otobüsleri böyle mi bilemem ama Etimesgut otobüsünüzde böyle bir sorun tespit ettim sayın ankara belediyesi ve bu hiç de hoş bir durum değil doğrusu.
Gereğinin yapılmasını arz ederim.
Gereğinin yapılmasını arz ederim.
Ya senden çok uzak olmalıydım
Aramızda aşılmaz engeller olsun istiyordum
Büyük dağlar, derin denizler olsun istiyordum.
Sana gelmeye gücüm yetmemeliydi
Çaresizliğimin bütün hıncını mesafelere yüklemeliydim
Dağda yanan bir çoban ateşi gibi
Gökte bir yıldız gibi
Seni görmeli
Seni yaşamalı ve senden çok uzaklarda olmalıydım
Biliyorum güzelliğin yer altı nehirlerine benzer
Biliyorum bir sır gibi güzelsin
Hani anlatılmaz duygular vardır
Hani şarkılar vardır
Sevip söyleyemediğimiz
Şiirler vardır unuttuğumuz
Aşina çehreler vardır hani
Zaman zaman hatırlayamadığımız
İşte sen o kadar güzelsin
Ve ben o kadar karanlıklar içindeyim ki
Şunlar ellerindir diyorum, tutamıyorum
Şunlar gözlerindir diyorum, bakamıyorum.
Düşün kahrımdan ölmeliyim artık
Ölemiyorum.
İnanmak var olmaktır, bilirsin
İnandığımız şeyler için yaşayalım
Nice sabahlar, nice aydınlıklar
Gelecek nice günler için yaşayalım.
Sarı gülleri seversin
Sarı karanfilleri seversin
Sarı kasımpatılarını
Sarı bir dünyayı seversin
Ben sende olan bütün renkleri seviyorum
İşte tek farkımız bu
Yoksa hiçbir şey önemli değil bu dünyada
Senden başka.
Ne zulümler
Ne kavgalar
Ne günler, ne geceler hiçbiri önemli değil
Sen yaşadıkça.
Ve yaşamak hiçbir zaman
Bunca güzel olmayacak
Sen yaşadıkça.
Bir kalbim var et, kan, sinir
İki gözüm var seni görür
Ayaklarım sana gelir
Ellerim seni arar
Bir dünya ki kocaman
Bir evren ki sonsuz
Sen olmasan neye yarar
Şimdi söyle bana bütün çirkinliğimi
Yalanlarımı
Kötülüklerimi yüzüme vur artık
Utandır beni yaşadığıma
Çaresizliğimi suratıma bir tokat gibi indir
Yanağımda beş parmağının izi kalmalı
Sonra geç karşıma
Olanları unutalım
İki eski dost gibi
Her şeye yeniden başlayalım
Yeniden yaşayalım geçmiş, gelecek bütün yılları
Bütün keder ve sevinçleri paylaşalım
Sana sevinç düşsün, bana keder
Benim ellerimde kanlı diken yaraları
Senin ellerinde kanlı güller.
Bir yere yaklaşıyoruz
Kulağıma sesler geliyor
Bir gemi demir alıyor olmalı
Belki bir adam ölüyor
Ne biliyorsun
Belki de bir sona yaklaşıyoruz
Yum gözlerini her şeyi zamana bırak
Yum gözlerini nasılsa akşam olacak
Korkma yaklaş karanlığa
Orda ben varım
Çaresizliğimize, zavallılığımıza
Gel, beraber ağlayalım.
Aramızda aşılmaz engeller olsun istiyordum
Büyük dağlar, derin denizler olsun istiyordum.
Sana gelmeye gücüm yetmemeliydi
Çaresizliğimin bütün hıncını mesafelere yüklemeliydim
Dağda yanan bir çoban ateşi gibi
Gökte bir yıldız gibi
Seni görmeli
Seni yaşamalı ve senden çok uzaklarda olmalıydım
Biliyorum güzelliğin yer altı nehirlerine benzer
Biliyorum bir sır gibi güzelsin
Hani anlatılmaz duygular vardır
Hani şarkılar vardır
Sevip söyleyemediğimiz
Şiirler vardır unuttuğumuz
Aşina çehreler vardır hani
Zaman zaman hatırlayamadığımız
İşte sen o kadar güzelsin
Ve ben o kadar karanlıklar içindeyim ki
Şunlar ellerindir diyorum, tutamıyorum
Şunlar gözlerindir diyorum, bakamıyorum.
Düşün kahrımdan ölmeliyim artık
Ölemiyorum.
İnanmak var olmaktır, bilirsin
İnandığımız şeyler için yaşayalım
Nice sabahlar, nice aydınlıklar
Gelecek nice günler için yaşayalım.
Sarı gülleri seversin
Sarı karanfilleri seversin
Sarı kasımpatılarını
Sarı bir dünyayı seversin
Ben sende olan bütün renkleri seviyorum
İşte tek farkımız bu
Yoksa hiçbir şey önemli değil bu dünyada
Senden başka.
Ne zulümler
Ne kavgalar
Ne günler, ne geceler hiçbiri önemli değil
Sen yaşadıkça.
Ve yaşamak hiçbir zaman
Bunca güzel olmayacak
Sen yaşadıkça.
Bir kalbim var et, kan, sinir
İki gözüm var seni görür
Ayaklarım sana gelir
Ellerim seni arar
Bir dünya ki kocaman
Bir evren ki sonsuz
Sen olmasan neye yarar
Şimdi söyle bana bütün çirkinliğimi
Yalanlarımı
Kötülüklerimi yüzüme vur artık
Utandır beni yaşadığıma
Çaresizliğimi suratıma bir tokat gibi indir
Yanağımda beş parmağının izi kalmalı
Sonra geç karşıma
Olanları unutalım
İki eski dost gibi
Her şeye yeniden başlayalım
Yeniden yaşayalım geçmiş, gelecek bütün yılları
Bütün keder ve sevinçleri paylaşalım
Sana sevinç düşsün, bana keder
Benim ellerimde kanlı diken yaraları
Senin ellerinde kanlı güller.
Bir yere yaklaşıyoruz
Kulağıma sesler geliyor
Bir gemi demir alıyor olmalı
Belki bir adam ölüyor
Ne biliyorsun
Belki de bir sona yaklaşıyoruz
Yum gözlerini her şeyi zamana bırak
Yum gözlerini nasılsa akşam olacak
Korkma yaklaş karanlığa
Orda ben varım
Çaresizliğimize, zavallılığımıza
Gel, beraber ağlayalım.
Doktorlara dönük bir sendika olmamasının eksikliği ile son dönemde öne çıkan 3 sendikadan biri.
Zaman zaman düşülebilen bir durum. Mümkün olan en kısa sürede bundan kurtulmak gerekir Birinci tavsiyem günlük asgari bir limit koymak. Barış Özcan'ın zinciri kırma uygulaması gibi az ama hep okunan minimum bir süre olmalı
2.si ihtiyacın olduğunu hissetmek. Acıkınca yemek yediğin gibi cahilliğini fark edip beynini doyurmalısın
3.sü kendini bil. Hayvan değilsin. Bu dünyadaki vazifen belli eylemleri yapmaktan ibaret değil. Yemek içme uyumaktan daha ali bir vazifesi var insanın. O da ilim öğrenmektir
4.sü Türkiye'deyiz. Zor şartlarda yaşıyoruz. Çok fazla bilgi kirliliği var. Bu yüzden herkesten daha ziyade okumaya muhtacız.
5.si biraz şahsi olacak. ben bir Müslümanım. Kitabımın ilk ayeti oku! İken birçok ayet okumamı araştırmamı sorgulamamı aklı etmemi söylüyorken bir sürü hadiste ilme teşvik varken eğer hala okumuyorsam başta kendi nefsim olmak üzere çok fazla şeyin vebalini almış olurum
Hayat herhalde bir katakulli değildi. Ama neydi? Bu hayatın bir manası olmak icap ederdi. İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı! Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı. Lakin tembelliğe alışmış olan kafası bunu bulamıyor, bulmak için uğraşmaya üşeniyor, yanlış ve bayağı olduğunu sezdiği şeyleri de kabul edemediği için selameti firarda buluyordu... Her şeyden, her derin düşünceden, her üzüntülü nefis muhasebesinden kaçmayı itiyat edinmişti.
İçimizdeki Şeytan - Sabahattin Ali
2.si ihtiyacın olduğunu hissetmek. Acıkınca yemek yediğin gibi cahilliğini fark edip beynini doyurmalısın
3.sü kendini bil. Hayvan değilsin. Bu dünyadaki vazifen belli eylemleri yapmaktan ibaret değil. Yemek içme uyumaktan daha ali bir vazifesi var insanın. O da ilim öğrenmektir
4.sü Türkiye'deyiz. Zor şartlarda yaşıyoruz. Çok fazla bilgi kirliliği var. Bu yüzden herkesten daha ziyade okumaya muhtacız.
5.si biraz şahsi olacak. ben bir Müslümanım. Kitabımın ilk ayeti oku! İken birçok ayet okumamı araştırmamı sorgulamamı aklı etmemi söylüyorken bir sürü hadiste ilme teşvik varken eğer hala okumuyorsam başta kendi nefsim olmak üzere çok fazla şeyin vebalini almış olurum
Hayat herhalde bir katakulli değildi. Ama neydi? Bu hayatın bir manası olmak icap ederdi. İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı! Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı. Lakin tembelliğe alışmış olan kafası bunu bulamıyor, bulmak için uğraşmaya üşeniyor, yanlış ve bayağı olduğunu sezdiği şeyleri de kabul edemediği için selameti firarda buluyordu... Her şeyden, her derin düşünceden, her üzüntülü nefis muhasebesinden kaçmayı itiyat edinmişti.
İçimizdeki Şeytan - Sabahattin Ali
bir ihtimalken bile çok güzelsin...
Bu durumu fena halde yaşıyorum şu sıralar. İnsan bencil davranıp mutlu olacağı şeyi mi yapmalı (ki bu çok masum ve iyi birini üzecek olsa bile) yoksa mutlu olmayacağı ama mutlu edeceği bir şeyi mi tercih etmeli? İlkini seçersem bunun ah alması, vicdanı, karması falan var. İkinciyi seçersem cezam belli zaten mutsuzluk. Zor bir durum doğrusu. Arada kaldım iyice :/
Bir tebessüm, tatlı bir gülüş, güzel bir söz, zarif bir hareket, ince bir düşünce, anlamlı bir bakış ..... Daha birçok şey bir insana bağımlı yapabilecek şeylerdir. Nahif insanlar iyi ki var.
Doygunluk noktasının ankaracası
Lionel Andrés Messi Cuccittini
Nice insanlar gördüm üzerinde elbisesi yok, nice elbiseler gördüm içinde insan yok demiş Hz. Mevlana. Size dayatılan kalıplara uymak zorunda değilsiniz arkadaşlar. Doktor rahat giyinebilir, doktor da standart bir insandır çevresindeki herkes gibi olabilir. Bundan haz alıyorsa pahalı markalara para da verebilir. Ama bu konuya çok takılmamak lazım diye düşünüyorum. Çünkü eninde sonunda bilinçaltınızda insanları kıyafetlerine göre sınıflandıran insanlara dönüşürsünüz. Ben bir kıyafeti alırken önce rahat hissediyor muyum sonrasında yakıştı mı diye düşünen bir insanım. Sizi görünüşünüze göre yargılayacak insanların, sizin görüşününüze göre size davranış şekillerini belirleyecek insanların size iyi/saygılı şekilde davranması direkt çevrenizde olmamalarından daha mı iyidir diyerek antitezimi sunmuş olayım. Her anlamda aşırılıktan kaçmak gerekir bence. Aynı kalitede Chanel olmayan bir kıyafetle aynı güzellikte olabilirsiniz. Buradan cebinizde kalan parayla da ihtiyaç sahiplerine yardım edebilirsiniz mesela. İtibarın getirdiği huzurdansa bu huzur daha tatmin edici değil midir?
-Zaten ne demiş şair “Hayat hatıradır, unutursan ölürsün.”
+Ne güzel söylemiş.Kim bu?
-Unuttum.
+Ne güzel söylemiş.Kim bu?
-Unuttum.
"aslında biz bu yaşamın güzel olduğunu düşünmüyorduk bile artık; o kadar alışmıştık ki, yaşayıp gidiyorduk işte. insan her gün gördüğü denizin, evinin önündeki kayanın üstüne konan martının güzel olduğunu düşünmez."
livaneli-son ada
livaneli-son ada
patlamışını,haşlanmışını,her türlüsünü sevdiğim miiiss gibi yiyecek.bir de közde yapıyorlar sanırım ama onu denemedim henüz..o da güzeldir tahminimce.
özellikle yaz aylarında haşlanmışını epeyce tüketiyorum.üzerine biraz tuzla çok güzel oluyor bence.her öğünde yenilebilecek müthiş bi sebze!
özellikle yaz aylarında haşlanmışını epeyce tüketiyorum.üzerine biraz tuzla çok güzel oluyor bence.her öğünde yenilebilecek müthiş bi sebze!
Özün dışavurumu felsefesiyle icra edilen özgünlük hasatı.
Postacı modelin ocean rengi baya güzel. Para biriktiriyorum epeydir.
Uzmanlıkta burası gelmezse işim yaş, bunun dışında tıpta ilgimi çeken zerre alan yok zerre
X Æ A-Xii Musk isimli bebişin babası :)
Bazı insanlar beni çok şaşırtıyor. Yahu öyle bir fiziki görünümden, sesinin kalın tok olmasını beklerken, böyle kibar bir ses nasıl çıkar. Ses yakışıklılığı denen bir şey var bence.
sure grandma, let's get you to the bed.
Bu aralar ben🥲 ama yapicam inanıyorum!!!!
gütfsözlük gizlilik politikası
Tüm kullanıcı bilgileri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 6698 sayılı kişisel verileri koruma kanununda belirtildiği şekilde korunur.
Siteye vermiş olduğunuz tüm mail adresleri, nickiniz haricinde belirtilen ad ve soyadınız, cinsiyet, doğum tarihi vb. kişisel veriler, kullanılan tarayıcı ve ip adresleri, konum ve cihaz verileri de dahil her türlü kişisel bilgiler gütfsözlük tarafından korunmaya alınmış olup bunlar 3. taraflarla paylaşılmaz.
Tek bir istisna olarak, okul disiplin kuralları veyahut gütfsözlük kuralları ihlalinde, eğer okul idaresi kullanıcı verilerini (ad ve soyad) talep ederse bu bilgi okul idaresiyle paylaşılır. Gütfsözlük kendi bünyesindeki kural ihlallerini gerektiğinde okul idaresi ile paylaşma hakkını kendinde saklı tutar.
Kullanıcı sözleşmesinde de belirtildiği gibi sitede çerezler kullanılabilir.
Gütfsözlük idaresi tarafından bu gizlilik politikasının ihlali söz konusu olup ispatlandığı taktirde hukuki yollara başvurulabilir.
Gütfsözlük, gerekli gördüğünde gizlilik sözleşmesini düzenleme hakkına sahiptir ve bunu duyurmak mükellefiyetinde değildir.
son güncelleme: 30.11.2020
Tüm kullanıcı bilgileri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 6698 sayılı kişisel verileri koruma kanununda belirtildiği şekilde korunur.
Siteye vermiş olduğunuz tüm mail adresleri, nickiniz haricinde belirtilen ad ve soyadınız, cinsiyet, doğum tarihi vb. kişisel veriler, kullanılan tarayıcı ve ip adresleri, konum ve cihaz verileri de dahil her türlü kişisel bilgiler gütfsözlük tarafından korunmaya alınmış olup bunlar 3. taraflarla paylaşılmaz.
Tek bir istisna olarak, okul disiplin kuralları veyahut gütfsözlük kuralları ihlalinde, eğer okul idaresi kullanıcı verilerini (ad ve soyad) talep ederse bu bilgi okul idaresiyle paylaşılır. Gütfsözlük kendi bünyesindeki kural ihlallerini gerektiğinde okul idaresi ile paylaşma hakkını kendinde saklı tutar.
Kullanıcı sözleşmesinde de belirtildiği gibi sitede çerezler kullanılabilir.
Gütfsözlük idaresi tarafından bu gizlilik politikasının ihlali söz konusu olup ispatlandığı taktirde hukuki yollara başvurulabilir.
Gütfsözlük, gerekli gördüğünde gizlilik sözleşmesini düzenleme hakkına sahiptir ve bunu duyurmak mükellefiyetinde değildir.
son güncelleme: 30.11.2020
Ben tek bir karanfili çok asil buluyorum. Sade bir vazoda hoş durur birkaç gün. Sonrasında da kurutur saklarsın.
şimdi bu yakınıp öfke kusacağım bir başlık olmayacak (önceden açtığım 2 başlığın aksine) gelin oturup bu işin eğrisini doğrusunu konuşalım bir orta yol bulalım
bakın efendiler diyelim ki soru kitapçığında yanlış olan bir şeyler oldu( bir sorunun iki cevabı var mesela entry boyunca bu örnekten gidelim)
okulumuz ne yapıyor?
a) bu hata sınav esnasında fark ediliyor ve düzeltmek için duyuru yapıp şıklardan birine ilaveler vs yapıyorlar. eğer bu duyuruya harcanan süre sınavın sonunda 1 2 dakika olarak eklenirse bence bu yolda pek bir sorun yok
b) sorulara sınavdan sonra öğrenciler itiraz ediyor ve inanın bana ne oluyorsa bundan sonra oluyor. bence eğer bir soru iptal ediliyorsa o zaman o soru her öğrencide doğru sayılmalı çünkü sınav esnasında ben o soruya süre harcıyorum kendi bilgilerimden şüphe edip kontrol aşamasında o soruda takılı kalıyorum. ayrıca bu iptal ile diğer soruların daha fazla puanı oluyor bu puanlardaki küsuratlı küçük artışa önemsiz demeyin sınıf geçmede o küsurata dikkat ediyorlarsa bu küsuratın hesabını yapmak bence bizim en doğal hakkımız
amacım mağdur edebiyatı yapmak değil sayın sözlük ahalisi bu konuda düşüncelerinizi gerçekten merak ediyorum lütfen düşüncelerinizi yazın bir şey değiştiremesek bile sizlerin fikirleri değerli<3 mutlu tatlı geceler
bakın efendiler diyelim ki soru kitapçığında yanlış olan bir şeyler oldu( bir sorunun iki cevabı var mesela entry boyunca bu örnekten gidelim)
okulumuz ne yapıyor?
a) bu hata sınav esnasında fark ediliyor ve düzeltmek için duyuru yapıp şıklardan birine ilaveler vs yapıyorlar. eğer bu duyuruya harcanan süre sınavın sonunda 1 2 dakika olarak eklenirse bence bu yolda pek bir sorun yok
b) sorulara sınavdan sonra öğrenciler itiraz ediyor ve inanın bana ne oluyorsa bundan sonra oluyor. bence eğer bir soru iptal ediliyorsa o zaman o soru her öğrencide doğru sayılmalı çünkü sınav esnasında ben o soruya süre harcıyorum kendi bilgilerimden şüphe edip kontrol aşamasında o soruda takılı kalıyorum. ayrıca bu iptal ile diğer soruların daha fazla puanı oluyor bu puanlardaki küsuratlı küçük artışa önemsiz demeyin sınıf geçmede o küsurata dikkat ediyorlarsa bu küsuratın hesabını yapmak bence bizim en doğal hakkımız
amacım mağdur edebiyatı yapmak değil sayın sözlük ahalisi bu konuda düşüncelerinizi gerçekten merak ediyorum lütfen düşüncelerinizi yazın bir şey değiştiremesek bile sizlerin fikirleri değerli<3 mutlu tatlı geceler
Fakültemizden bir hocamızın twitini gördüm 🤩🤩 #hekimlerbirlikoldu
Dipnot: bu sefer sözlüğü kırmadım 🤣
Dipnot: bu sefer sözlüğü kırmadım 🤣
kendimi beğenmeme hastalığım var, yok yani olmuyo
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
