neden kendi işimizi kendimiz yapmalıyız

hayaxi
çünkü yarın başımıza kakmayacağı ne malum?

ama eğer birisi bizim için bir fedakarlıkta bulunuyorsa biz de karşımızdakine aynı özveriyle yaklaşmalıyız. kimsenin üzerinden geçinmenin alemi yok. bi de alışkanlık haline de getirmemek lazım. her zaman yardımımıza koşacak birini bulamayabiliriz. iş başa düşer öylece kalakalırız. siz, siz olun olabildiğince kendi işinizi kendiniz halledin.

geceye bir şiir bırak

poyrazkarayel
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
yani yürekte.

Meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

-nazım hikmet ran

ağlamak

ileleualatyr
0-4 yaş için toplum içinde umursamadan yapılan sonrasında bi 15-16 yaşa kadar toplum içinde yapmaktan utanılan eylem.
Sonra ne mi oluyor? Bir gün içinizdeki o yoğun üzüntüyü eve kadar taşıyamıyorsunuz. Bir bakmışsınız yürürken ağlamaya başlamışsınız. Sonra birkaç kez daha tekrarlıyorsunuz ve görüyorsunuz ki ağlamanız kimsenin umrunda değil. Bunu fark etmenizle üstünüze bir rahatlık çöküyor işte. Sonra zaman mekan fark etmeksizin ağlayabilmeye başlıyorsunuz.

çocukluk dönemi korkuları

ileleualatyr
Habil ve Kabil'in bir çizgi filmi vardı, hatırlarsınız mutlaka çünkü en az bin kez televizyonda yayınlandı. Orada hem Kabil'den hem de Kabil'i, Habil'i öldürmesi için teşvik eden şeytan figüründen çok korkuyordum.
Bu nedenle gözümün bir kısmını kapatarak izliyordum.

poz vermek

highwaytohell
bir türlü başaramadığım şeylerden biri daha...insanlar ne güzel fotoğraf çekiliyorlar.her seferinde "tamam çok güzel poz vercem!!!!111!!" diye gaza geliyorum.çeken arkadaşlarım da yardımcı olmaya çalışıyorlar sağ olsunlar ama olmuyor asla..elimi,ayağımı koyacak bir yer bulamıyorum bi türlü,tam buluyorum poz vericem bu sefer de bi gülme tutuyor..durmak bilmiyor.uzun lafın kısası asla düzgün poz verebildiğim bi fotoğrafım olmayacak sanırım :')

az iş az kazanç vs çok iş çok kazanç

daenerys targaryen
bu ifade sanırım amerikan rüyası olarak adlandırılıyor, bu ifade bağımsızlık bildirgesinde de yer alsa da özellikle 80-90larda ultra zengin dostlarımız halka kendini sevdirmek için eğer yeterince çalışırsa herkesin kendi yaşadıkları lüks hayatını yaşayabileceği palavrasını satmış. sonra millet uyanmış
ben bu entryi nasıl bitereceğimi bilmediğimden bir yere bağlayamadım cümle de çok devrik oldu ama uzun bir ara vermiştim sözlüğe geri dönelim zamanla alışıcaz :)

kare'de çay içmek

karedeki kedi
Okula ilk geldiğimde hiç beğenmediğim çayın tadı her geçen gün daha da lezzetli gelmeye başladı. Akşam 5-6 gibi içeceksin, yanında da sevdiğin birkaç kişi olacak. Çayın tadı lezzetine alıştığımdan mi güzel gelir yoksa yaşanmışlıklar biriktikce mi güzelleşir bilinmez. Çayı güzel yapan şey belki de birlikte içtiğin kişilerdir. Daha lezzetli çaylar içmeniz dileğiyle, çayla kalın sevgili yazarlar! :)

güzellik

deli dumrul
Yazılan girdilerden bağımsız -güzellik kelimesinin felsefesini yapmaya gerek duymadan- güzel olduğunu kanıtlamaya çalışan insan, bir de güzel olduğunun gayet farkında olan insan var. Farkında olan daha bir dikkat çekiyor

red dead redemption 2

edgep
Bir rockstar games video oyunu. 1899 yılında bir grup "outlaw"un hikayesinin anlatıldığı, 2010 yapımı Red dead redemption'ın geçmişini konu alan bir eser. Öncelikle oyun ile ilgili yazacak çok şey var ve bu eserin basitçe zaman öldürmek için bir oyun olmadığını açıklamak isterim. Kendi cümlemle şöyle açıklayayım, Ne zaman kendimi kötü hissetsem, ne zaman biraz sakinlik mutluluk istesem, bu oyun bana o huzuru Verebiliyor.

Atmosfer, grafik 10/10

Hikaye O kadar güzel bir atmosferde geçiyor ki, hikayeyi oynamanıza bile gerek yok, sadece gidip doğayı seyredin, dinleyin, o kadar.

Soundtrack 10/10

Bir hikaye ile böyle bir soundtrack list birleşince insanın böylesine güçlü duygu içeren bir hikayede ağlamaması mümkün değil.

Detaylar

Adeta gündelik hayat detayları var oyunda. O kadar kompleks, o kadar genişlik var ki, oynarken resmen hayatınız oyuna aktarılmış gibi hissediyorsunuz. Avcılıktan çiftçiliğe, kitap okumaktan tiyatroya kadar her şey detayın içinde.

Hikaye

Açık uçlu hikaye olmasının yanı sıra, muhteşem ötesi bir akış var hikayede. İnsan oynarken aklının alabileceği en üst noktada bir olay örgüsü ile karşı karşıya kalıyor, verilen emeğin hesabı olmadığını düşünüyorum, ve bunun için rockstara minnettarım, gerçekten.

Kısaca rockstar Games'in yetkilileri, Red dead redemption 2'yi yapmaya başlamadan önce cümleye şöyle başlamış olsa gerek: "Bir oyun yapalım arkadaşlar... İçinde kuşlar, böcekler olsun."

edit: oyunun atmosferinde şu soundtrackin verdiği hissi size anlatamam, oynayarak yaşamalısınız.


mdblue

gozleriniacvebak
yazdıklarını çokça okuduğum, ilk başta tanıdığım birisi olduğuna emin olduğum, sonradan o olmadığını anladığım, bir gün yüz yüze tanışmayı çok istediğim ve hayatımda onun gibi bir dostu hayal edebildiğim güzel insandır.
4

tıp fakültesini bırakmak

clarice starling
doktor olmayı çok isteyen, tıp kazanmak için çok çabalayan, "doktorluk benim için en uygun meslek, başka bir iş yapmak istemem" diyen beni bile son zamanlarda yoklayan düşünce. istemeden tıp yazanların peşini hiç bırakmıyordur herhalde.
eskiden arkadaşlarım okulu bırakmakla ilgili bir şey dediğinde kızardım, saçmalamayın diye. bu fikri hiçbir zaman gerçeğe dönüştüreceğimi sanmıyorum, inşallah dönüştürmem, zaten gerçeğe dönüşmesini de gerçekten istemiyorum. çok stresli olduğum için aklıma geliyor bu fikir biliyorum. doktor olmayı hala çok istiyorum sadece hedefe ulaşmak için geçilmesi gereken yol çok uzun ve stresli. eskiden de annemlere "okulu bırakacağım ben ya" gibi şeyler söylerdim özellikle sınav haftaları gibi çok yoğun zamanlarda ama şaka olduğu belliydi o zamanlar. dün annemle otururken yine böyle bi şey söyledim ama bu sefer gözlerim doldu bir anda, kendimi tutmasam ağlayacaktım. annem dedi ki "yarısını okudun zaten. hem şimdi bıraksan ne yapacaksın?" doğru, bıraksam ne yapacağım? başka bir bölüm okusam ne okuyacağım? okuduğum o bölüm bana iş imkanı sunacak mı? ayrıca verdiğim emeklere yazık değil mi? hem üzülmez miyim bundan 10 yıl sonra şimdi doktor olurdum okulu bırakmasaydım gibi şeyler düşünüp ya da sınıf arkadaşlarımın doktor olduğunu görüp demez miyim ben neden olamadım diye? neyse işte böyle şeyler düşünerek kafamızdan atmaya çalışıyoruz bu tarz fikirleri :))
bu arada annem bıraksan ne yapacaksın dediğinde "bana pastane ya da kahveci açarsınız" demiştim ama bunlar opsiyon değil galiba :))

bir şey itiraf et

poyrazkarayel
rastgele modunda entry okurken yazarların profiline giriyorum bazıları 6 ay kadar önce bırakmış ama o an yazdıkları hâlâ burada bana dokunabiliyor.bunun çok daha acısını ekşide gezerken yaşıyorum.bir yazar aşk acısını yazmış 2008-2010 gibi hemen profiline giriyorum 6-7 yıl sonra farklı dertleri farklı aşkları var ama yazıya döktüğü için o duyguları hep animsayabilecek.bazı yazarlara rastlıyorum espriler yapmış,çözüm önerileri sunmuş bir şeyler karalamış kendince adını sözlükte aratınca öldüğünü öğreniyorum bu biraz içimi burkuyor.çünkü ben yazıları okurken muhatap kişi sanki karşımda o an diye hayal ediyorum.sözgelimi siz soylediklerinizi , duygularınızı,düşüncelerinizi unutsaniz bile yazı unutmuyor.sözlüğe de bir nebze bundan kaydoldum.eğer kalıcı olursa belki uzmanlık yıllarımda belki daha geç vakitlerde bakıp 20 yaşıma selam gönderirim.fotoğraflar kadar sarsıcı hatıralardır yazılar.

acımasız gerçekler

armut
Toplumsal olarak ilk adımı atan kadınlara karşı negatif bir bakış açısı mevcut. Bu bakış açısı nedeniyle kadınların çoğu aslında hoşlandığı ya da kriterlerine daha çok uyan bir erkekle olmak yerine kendisine ilk adımı atan, ilgi veren erkeklerle ilişki kurmayı tercih ediyor. Seven bir erkek bulmanın verdiği minnetle esasında genç olmanın getirdiği romantik, yoğun duyguları tatmadan üstelik kendinden öz veride bulunarak karşısındaki erkeği sevmeye çalışıyor. Oysaki insan kendi dışında başka şeyler olduğunda çok bocalıyor.
3

küçükken ne zannederdiniz

kimliksizot
annemlerin ilaçları daha iyi olmak için içtiğini biliyordum ve ben de onları içersem benim de daha sağlıklı olacağımı zannetmiştim. hatta annemin şeker ilaçlarından birkaçını alıp komşumuzun çocuğuyla içmiştik -bizimkilerde gördüğüm gibi günde 1 tane-
işte bu yüzden ilaçları çocukların erişemeyeceği yerlere koymalıyız gütfsözlük.

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol