Lana del rey
bünyesinde birçok alandan makale barındıran bilimsel veritabanı.
İçimi titreten bir sestir her gün.
Saat her çalışında tekrar eder:
"Ne yaptın tarlanı, nerede hasadın?
Elin boş mu gireceksin geceye?
Bir düşünsen yarıyı buldu ömrün.
Gençlik böyledir işte, gelir gider;
Ve kırılır sonra kolun kanadın;
Koşarsın pencereden pencereye."
Ah o kadrini bilmediğim günler,
Koklamadan attığım gül demeti,
Suyunu sebil ettiğim o çeşme,
Eserken yelken açmadığım rüzgâr
Gel gör ki, sular batıya meyleder,
Ağaçta bülbülün sesi değişti,
Gölgeler yerleşiyor pencereme;
Çağınız başlıyor ey hâtıralar.
~ her şiirinde ölümden bahsetmesi üzerine ölüm şairi olarak da anılan kendisini oldukça çirkin bulan bir şairimiz. Bu aralar bu şiiri sürekli aklımda... Gençlik böyledir işte, gelir gider...
Saat her çalışında tekrar eder:
"Ne yaptın tarlanı, nerede hasadın?
Elin boş mu gireceksin geceye?
Bir düşünsen yarıyı buldu ömrün.
Gençlik böyledir işte, gelir gider;
Ve kırılır sonra kolun kanadın;
Koşarsın pencereden pencereye."
Ah o kadrini bilmediğim günler,
Koklamadan attığım gül demeti,
Suyunu sebil ettiğim o çeşme,
Eserken yelken açmadığım rüzgâr
Gel gör ki, sular batıya meyleder,
Ağaçta bülbülün sesi değişti,
Gölgeler yerleşiyor pencereme;
Çağınız başlıyor ey hâtıralar.
~ her şiirinde ölümden bahsetmesi üzerine ölüm şairi olarak da anılan kendisini oldukça çirkin bulan bir şairimiz. Bu aralar bu şiiri sürekli aklımda... Gençlik böyledir işte, gelir gider...
kardeşim dışarıdan gelirken bana çikolata almış, kapıdan girer girmez "sana bi hediye aldım" diye tutuşturdu elime. düşünsenize, dışardayken aklına gelmişim ve sırf ben mutlu olurum diye almış. nasıl mutlu olmam? :))
güzel bir dizi ancak mantık hataları oldukça fazla. bu kadar mantık hatası olması bazen rahatsız ediyor
çok mu çok iyiyiz?
Spotify'da çeşit çeşit çalma listeleri vardır.
ilk öğrendiğim parçalardandı,tabi o zamanlar bilmeyiz arif sağ kim.. :)
Ba ba ba ba ba
İşte tüm mesele bu!
toy story 4.
on yedi yaşımdan kalma bir travmadır kendisi.
on yedi yaşımdan kalma bir travmadır kendisi.
Sevene de sevildiğini bilmeyen sevilene de yazık eden bir davranış durumu.
Senelerden eski bir yıldayız. (Biliyorsunuz armut sözlük ortalamasının oldukça üzerinde bir yaşa sahip olan yaş almış birisidir)
Armut, bir psikiyatri staj sınavındayken sınav sorularının bir anda kendisine yönelik bir psikiyatri anamnezine dönüştüğünü fark ediyor. Sorulara cevap verirken de ilk defa böyle bir anamneze komu olmanın hüznüyle ağlamaya başlıyor. Malum hoca kendisine depresyon tanısı koyuyor ve tam olarak o anda ssri başlamak istiyor. Armut kabul etmiyor. Sonrasında yıllardır kimseye anlatmadığı şeylerin açığa çıkmasının verdiği rahatlıkla hocanın odasının dışındaki c blok manzarasını izlerken bir psikiyatri asistanı geliyor, kendisini arkadan dürtüyor. Ve yıllar boyunca daha çok hüzne boğacak olab o cümleyi sarf ediyor söylüyor "şu an içini döktüğün için rahatladığını zannedeceksin. Bu nedenle o ilacı içmeyi reddediyorsun. Fakat bundan sonra anlattığın şeyler daha çok aklına gelecek ve belki de eskisinden daha kötü hissedeceksin"
Nitekim öyle de oluyor. Sözlüye yazmaya başladığım ilk yıllarda kendimden nefret eden , aynaya bakmayı reddeden, hayatımdaki şeyleri, aile problemlerimi; arkadaşlarıma asla anlatmayan birisiydim. Kötü şeylerin paylaşıldıkça azaldığını zannederek her arkadaşıma bütün bu problemli şeylerden bahsettim. Ve en sonunda anladım ki kötü şeyler paylaşıldıkça artarmış. Yıllar sonra bu şeylerin hepsi bana o arkadaşlarımın önüme koyduğu üzüntüler olarak geri döndüler.
Ben de en sonunda kendimi birine anlatmak amacıyla bir psikoloğa gitmeye karar verdim. Biraz da arkadaş zoruyla oldu açıkçası. Gitmeden önce de ne üzerinde deneyimli diye özellikle araştırdım. Çok önceden gitmem gereken psikoloğa maalesef öğrenciliğin getirdiği maddi problemler nedeniyle gidememiştim. Artık gerçekten bana yardımcı olacak fakat anlattıklarımı kullanmayacak birisiyle konuştuğum için rahatlamış hissediyordum. Üstelik stajlarda, intörnlükte psikiyatri seanslarına denk gelmiş birisi olarak, sizi anlıyorum çok üzgün hissetmiş olmalısınız, demekten bile acil oldupunu çoktan fark ettiğim bir psikologla çalışıyordum. Fakat psikolog ile yaşadığımız bir deneyim sonucunda yollarımı ayırma kararı aldım ve 4 sene öncesinde bir asistanın bana sarf ettiği o cümle aklımın en derin yerinden çıktı , paketi yırtıldı, yeni bir hediyeymiş gibi bana sunuldu. Artık psikolog olan , o yıllarda son sınıf öğrencisi olan arkadaşım Ayşegül'ün depresyonun ilaçsız tedavi edilirse nüksettiğini anlattığı o eski bilgiyi hatırladım sonrasında.
Bazı konuşmalar öylesine yapılan günlük idame cümleleri gibidir. Asistan ortamında, arkadaşların yanında akla gelir. Bahsedilir geçilir. Bazı şeylerden geçildi sanılır. Bazı meslekler de para için yapılmamalıdır
Armut, bir psikiyatri staj sınavındayken sınav sorularının bir anda kendisine yönelik bir psikiyatri anamnezine dönüştüğünü fark ediyor. Sorulara cevap verirken de ilk defa böyle bir anamneze komu olmanın hüznüyle ağlamaya başlıyor. Malum hoca kendisine depresyon tanısı koyuyor ve tam olarak o anda ssri başlamak istiyor. Armut kabul etmiyor. Sonrasında yıllardır kimseye anlatmadığı şeylerin açığa çıkmasının verdiği rahatlıkla hocanın odasının dışındaki c blok manzarasını izlerken bir psikiyatri asistanı geliyor, kendisini arkadan dürtüyor. Ve yıllar boyunca daha çok hüzne boğacak olab o cümleyi sarf ediyor söylüyor "şu an içini döktüğün için rahatladığını zannedeceksin. Bu nedenle o ilacı içmeyi reddediyorsun. Fakat bundan sonra anlattığın şeyler daha çok aklına gelecek ve belki de eskisinden daha kötü hissedeceksin"
Nitekim öyle de oluyor. Sözlüye yazmaya başladığım ilk yıllarda kendimden nefret eden , aynaya bakmayı reddeden, hayatımdaki şeyleri, aile problemlerimi; arkadaşlarıma asla anlatmayan birisiydim. Kötü şeylerin paylaşıldıkça azaldığını zannederek her arkadaşıma bütün bu problemli şeylerden bahsettim. Ve en sonunda anladım ki kötü şeyler paylaşıldıkça artarmış. Yıllar sonra bu şeylerin hepsi bana o arkadaşlarımın önüme koyduğu üzüntüler olarak geri döndüler.
Ben de en sonunda kendimi birine anlatmak amacıyla bir psikoloğa gitmeye karar verdim. Biraz da arkadaş zoruyla oldu açıkçası. Gitmeden önce de ne üzerinde deneyimli diye özellikle araştırdım. Çok önceden gitmem gereken psikoloğa maalesef öğrenciliğin getirdiği maddi problemler nedeniyle gidememiştim. Artık gerçekten bana yardımcı olacak fakat anlattıklarımı kullanmayacak birisiyle konuştuğum için rahatlamış hissediyordum. Üstelik stajlarda, intörnlükte psikiyatri seanslarına denk gelmiş birisi olarak, sizi anlıyorum çok üzgün hissetmiş olmalısınız, demekten bile acil oldupunu çoktan fark ettiğim bir psikologla çalışıyordum. Fakat psikolog ile yaşadığımız bir deneyim sonucunda yollarımı ayırma kararı aldım ve 4 sene öncesinde bir asistanın bana sarf ettiği o cümle aklımın en derin yerinden çıktı , paketi yırtıldı, yeni bir hediyeymiş gibi bana sunuldu. Artık psikolog olan , o yıllarda son sınıf öğrencisi olan arkadaşım Ayşegül'ün depresyonun ilaçsız tedavi edilirse nüksettiğini anlattığı o eski bilgiyi hatırladım sonrasında.
Bazı konuşmalar öylesine yapılan günlük idame cümleleri gibidir. Asistan ortamında, arkadaşların yanında akla gelir. Bahsedilir geçilir. Bazı şeylerden geçildi sanılır. Bazı meslekler de para için yapılmamalıdır
Yedi güzel adam...🥺
Kaşıntı, pullanma, kızarıklık, kuruma, yanmaya sebep olabilen tam bir tedavisi olmayan illet deri hastalığı. Genetik yatkınlık, stres, düzensiz beslenme ve düzensiz uyku gibi nedenlerle alevlenme görülebilmektedir yani biraz prenses gibi yaşamak zorunda bırakabilir. Özellikle scalp, kaş üstü, burun kenarlarında daha sık görülür. Atak dönemlerinde pahalı şampuanlara bir dünya para bayılıp da etki etmesi için haftalarca düzenli kullanmanın tetiklediği stresle tekrar kısır döngüye sokabilir. Bilimsel bir dayanağı var mı ya da tetikler mi bilmiyorum ama sanki sivilce tedavi sürecimde kullandığım asitli ve retinollü kremler yağlanma kurutma döngüsünde iyice yüzümde azdırdı bu hastalığı.
Bilgisayar fanıyla ve tuş sesiyle senfoni veren insanlar
İnsanoğlunun unutkan olmasından kaynaklanan hadisedir.. 2020 temmuz ayında gördüğüm ve sevdiğim birini ağustos ayında kaybettim. Tam 1 ay geçmişti. 1 ay içinde toprak oldu. Bilseydim eğer ona söylemek istediklerim farklı olurdu.
intj olmaktan kurtulmuşumdur belki diye beş yüzüncüye çözüp yine intj çıktım ama bu sonucu kabullenmek intj'liğe aykırı olduğundan bu testi en az bi beş yüz kez daha çözeceğimden emin olabilirsiniz.
İlişkidir. Kişinin gen havuzundan ne kadar multifaktöriyel yararlanımlarda bulunduğu yalnızca o kişiyi ilgilendirir.
Arkadaşlar bu uygulamayı kullanan var mı? Taşınıyoruz malum eşyalar toplandıkça gözünüze batmayan eşyalar görünür oluyor, ben de 2. el satabildiklerimi satayım yer açılsın diye düşünüyorum. Ev eşyalarından çoğunu letgoya koydum ama oraya bir kere elbise koymuştum ve yazılan mesajlardan rahatsız olup anında kaldırmıştım. Bu yüzden bu uygulamayı kullanmayı düşünüyorum. Bu tarz sorunlarla karşılaşmam değil mi?
tabi siz anneleri tarafından size emanet edilen çocuklara her bakımdan yetersiz gördüğünüz bir kadının annelik etmesine şiddetle karşısınız ama
Instagramda dün bir arkadaşımın hikayesinde gördüğüm yazıdan uzun bir alıntı yapacağım.
Mitler ve bir zamanlar bir biçimde yaşanmış, aynı zamanda hep yaşanan olaylardır. Evet insanlar her zaman mitler yaratmıştır. Çünkü insanlar daima anlam arar bir şeyleri bir nedene bağlamak ister. Çünkü insan doğadaki acılarla zorluklarla kaygılarla yüzleşmek ister. Çünkü hayvanlar gibi sadece o anı yaşamaz yada diğer canlılar gibi ölüm bilincinden mahrum değildir. Geçmişten elem, hüzün; gelecekten endişe, korku duyar. Bulunduğu koşulları sorgular, kendi türünün ve diğer canlıların durumlarından etkilenir. Hiçbir fok ise fok balıkları çok yalnız demez :) İşte mitler ve dinler tam bu noktada devreye girer. Hayatı açıklar, içimizi ısındırır. Hayatın sorunlarına çare bulması, insanın doğasına hitap etmesi kafidir. Gerçek ve doğru olması önemli değildir, etkili ve tedavi edici olsa yeterlidir. Tek gereği o zamandaki insanların hayatında yer alabilmesidir. Logosu tamamlar. Logosta akıl, mantık, yarar esas iken mitosta ise kutsal, merhamet, empati sağlar. Logos totalitarizminin görüldüğü ve mitosun eksikliğinde ortaya çıkan modern mitlerin ise 20.yy'da ne kadar büyük tahribata yol açtığını tarihte yazılıdır. Mitlerin basit zevk ve eğlenceden ziyade hayatı anlamlandırdığını ne acı gösterdi. Ayrıca insana 21.yy'da hem akla hem kalbe hitap eden insaniyet-i kübra olan İslamiyet'in ne kadar elzem olduğunu bildiriyor.
Mitler ve bir zamanlar bir biçimde yaşanmış, aynı zamanda hep yaşanan olaylardır. Evet insanlar her zaman mitler yaratmıştır. Çünkü insanlar daima anlam arar bir şeyleri bir nedene bağlamak ister. Çünkü insan doğadaki acılarla zorluklarla kaygılarla yüzleşmek ister. Çünkü hayvanlar gibi sadece o anı yaşamaz yada diğer canlılar gibi ölüm bilincinden mahrum değildir. Geçmişten elem, hüzün; gelecekten endişe, korku duyar. Bulunduğu koşulları sorgular, kendi türünün ve diğer canlıların durumlarından etkilenir. Hiçbir fok ise fok balıkları çok yalnız demez :) İşte mitler ve dinler tam bu noktada devreye girer. Hayatı açıklar, içimizi ısındırır. Hayatın sorunlarına çare bulması, insanın doğasına hitap etmesi kafidir. Gerçek ve doğru olması önemli değildir, etkili ve tedavi edici olsa yeterlidir. Tek gereği o zamandaki insanların hayatında yer alabilmesidir. Logosu tamamlar. Logosta akıl, mantık, yarar esas iken mitosta ise kutsal, merhamet, empati sağlar. Logos totalitarizminin görüldüğü ve mitosun eksikliğinde ortaya çıkan modern mitlerin ise 20.yy'da ne kadar büyük tahribata yol açtığını tarihte yazılıdır. Mitlerin basit zevk ve eğlenceden ziyade hayatı anlamlandırdığını ne acı gösterdi. Ayrıca insana 21.yy'da hem akla hem kalbe hitap eden insaniyet-i kübra olan İslamiyet'in ne kadar elzem olduğunu bildiriyor.
Arkadaşlar bu konu hakkında Sinan Canan'ın bir videosu var şuraya bırakayım izleyin. Biyolojik açıklaması bu :)
https://youtu.be/JnKuS-5Kf9w
https://youtu.be/JnKuS-5Kf9w
Hastalığa dönüşen erteleme işi kişinin amaçsızca boş kalacak zaman yaratma isteği ile seyreder. Kısıtlı zaman aralığında var olduğumuz düşünülürse insanın kendi ömründen bir zaman aralığı çalmasıdır diyebiliriz.
Efendim bu kutlu günde hekimlik ve koltuk sevdası farklarını gösteren olaylar yaşanıyor. Bir gün yönetici koltuğunda bulursanız kendinizi ufak bir ricam olacak. Hekim olduğunuzu unutmayın. Koltuklar/makamlar geçicidir. Aslolan hekim olduğunuzdur.
haçova meydan muharebesi' nin kazanılmasında açşıların da rolü olması nedeniyle bu savaş literatürde "kepçe kazan savaşı" olarak da bilinmektedir.
“çünkü paranın mutlu etmediğinin farkındasın. sen şu masada geçmişini arıyorsun. bize derdin ki, ben tarkovski gibi filmler yapacağım. insanlar kendileriyle yaşar kendileriyle ölür. sen ölümünü erken ilan ettin. sen gitmiyorsun diye hayat devam etmiyor anlamına gelmiyor.”
uzak / nuri bilge ceylan
uzak / nuri bilge ceylan
20 kişiliktir uyarısına rağmen 30 dan fazla kişinin bindiğine inandığım enteresan oluşum. 11. kata tam ulaştık derken kendimizi zemin katta bulduğumuz hayatımıza ufak heyecanlar katan asansör seni de unutmayalım.
çok kısaca, evrimsel önemi olduğu ortaya çıkan herhangi bir davranışın muhtemelen bu davranışın genetik belirleyicilerinin seçilimi tarafından desteklendiğini ifâde eden evrimsel terim. ayrıca bir popülasyon yeni bir özelleşmiş çevreye kaydığında, sonraki nesiller boyunca güçlenen ve sonunda genetik olmayan uyarlanmanın yerini alan genler seçilecektir.
teknik detayları öğrenmek için okuma önerim:
sznajder, b., sabelis, m. w., & egas, m. (2011). how adaptive learning affects evolution: reviewing theory on the baldwin effect. evolutionary biology, 39(3), 301-310. doi:10.1007/s11692-011-9155-2
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3423563/
teknik detayları öğrenmek için okuma önerim:
sznajder, b., sabelis, m. w., & egas, m. (2011). how adaptive learning affects evolution: reviewing theory on the baldwin effect. evolutionary biology, 39(3), 301-310. doi:10.1007/s11692-011-9155-2
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3423563/
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
