yazarların en sevdiği topluluk

ruhsuz
Elbette 'kök hücre araştırma topluluğu'
Ama onun dışında diğer toplulukların hepsini çok seviyorum.
Neden?
•var olan her topluluk istatiksel bağlamda bile olsa dünya üniversiteleriyle yarışma fikrimizi destekleyen unsurlar
•üniversite denen kavram esasında meslek edinmek için değil;yeni insanlar tanımak ve görgümüzü artırmak için var.
•her şeyi belgelendirerek yaptığımız takdirde özgeçmişimize üniversite sayfasından atıf verebiliyoruz.

Ben 2 senedir gütf kök'ün başkanıyım.
Çok büyük işler yaptık mı?
Dürüstlükle söyleyebilirim ki:hayır.
Ama zaten mevzu o değildi.
Hocalarla olan iletişimimizi geliştirmek,öğrenci düzeyinde çalişma yapabilmek ve farkındalık oluşturmak temel hedeflerimizdi.

Geçenlerde ipsc(indüklenmiş pluripotent kök hücre)esaslı bir proje için mülakata çağrıldım
Kendini anlat dediler ve dürüst bir şekilde özgeçmişimdeki her şeyi anlattım.
Topluluğu yeniden kurarkenki maksadımı anlattım ve bu tutumum hocanın daha çok hoşuna gitti.
Çünkü zaten klinisyen olmak için yetiştirilen biriyim ve eğitimimin ağırlıği altında başta kendim olmak üzere bize eşlik etmek isteyen herkesi fikri noktada dünyaya entegre etme çabam esas kıymetli olandı.

Herkesin ellerine sağlık.

bugün

armut
5.30 gibi uyandım. Çay içtim, kahvaltı yaptım. Ve anlık olarak tek başıma bulunduğum evde 1 paket açılmış zeytini kaybettim. Çok dalgınım. Yorgunum bir de.
6

anı kutusu

longislandmedyumu
Benim de küçük bir kutum var memleketimdeki evimde. Öyle özel bir duruşu yok sıradan karton kutu hatta annem çöpe atmasın diye çaba sarf ediyorum ama içi gittiğim yerlerden topladığım hatıralarla dolu. Bazısı yabancı dilde bir market fişi, bazısı güzel bir deniz kabuğu ya da katıldığım etkinliktenlerden kimlikler... geçenlerde annem oda düzenlemesi yapmaya karar vermiş ve kutumun olduğu dolabı atmış. Kutum dedim bana ne anlıyosun çöp biriktirmekten diyo 🙃

tıp öğrencisi nasıl olmalı

mandalinasoydumbasucumakoydum
Bu soruyu şu şekilde değiştirmek istiyorum “tıp öğrencisi nasıldır?” Cevabını veriyorum: nasıl olması gerektiğine kendisi karar verebilecek zekaya sahip bir öğrencidir. Bu sorunun orda burda dillendirilmesine çok da gerek yoktur. Zira hepsi birbirinden farklı birer cevherdir. Hepsinin hayatı kendine özgüdür. Biz kendi aramızda birbirimiz hakkında bu sınırları, yönergeleri koyarsak bize karşı geneli kısmen bastırılmış bir öfkeye sahip olan toplum neler neler yapmaz. Birliğimizin, hoşgörümüzün daim olması dileğiyle… iyi geceler canım sözlük.
3

29 ekim

karedeki kedi
Her 29 Ekim'de ilkokuldaki anılarımdan bir şiir gelir aklıma:
"Cumhuriyet Cumhuriyet
En güzel şey Hürriyet
Nice zahmet nice emek
Verdi sana bu millet
Nice zahmet nice emek
Verdi sana bu millet"

kandırıldık

daenerys targaryen
dekanlıok sarmaşığının boyandıktan sonra geri geleceği söylenmişti:)))))
dekanlık sarmaşığı gittii hem de sonsuza kadar :////
bu binadan bir şeyler eksilecekse vasıfsız çalışmayan turnikeler olabilirdi. sadece yoğunluğa sebep oluyor

sagopa kajmer

deli dumrul
Arkadaşlarlayız biri dedi olum sago geliyomuş. Dedik nereye buraya mı. Allah'ın unuttuğu köy olm bura ne işi var burda tepkiler ve benzeri. Sonra türkiye turnesinde geliyo tabi olm manyak mısın. E gelsin, napak gidek mi. Hadi gidelim.

Konser başlamış falan insanlar hep birlikte bir sözler söylüyor. Baktım benden de fan'lar var olm nereye geldik aman aman. Birden ortam pus, herkes sözün girmesini bekliyor. Telefonların flaşlar açılmış. gel artık lyric sabırsızlanmaları. Telefonlar titriyor heyecandan. Beklenen an, orkestraya komutu veriyor şef ve Hep bir ağızdan "kaybetmedim hiç bir zaman dürüslüğmü..."

Konser bitiyor. o kadar şarkı arasından tek aklımda kalan da o "kaybetmedim hiçbir zaman dürüslüğmü" (ve üçer nokta)

anısı var denilen şarkı

deli dumrul
Edebiyatla haşir neşir olanlar bir ayrı oluyor. Durduk yere sohbet içerisine sakin ses tonuyla osmanlıca farsça nedim baki'den gazel şiir vb. sıkıştırırlar ya mesela, derim bu ermiş :) edebiyat öğretmenleri de bu işi çok iyi yaptığından en sevdiğim öğretmen klasmanına giriyor. Lisedeki ki hayatım boyunca daha iyisine denk gelemeyeceğime emin olduğum edebiyat hocam da böyleydi

üstad Bir gün ders işlerken edebiyat kitabındaki sâdâbâd şiirini görünce dayanamadı, çocuklar biriniz akıllı tahtayı açabilir mi dedi, herkes bir duraksadı -açalım hocam- yaz dedi nur yoldaş sadabad. Dersi sakince anlatan hocam birden müzik introsundan söz girişine kadar sabırla; bakın bu şiirin şarkıya dönüşmüş hali dedi, bu muhteşem sesi iyi dinleyin, -bunları söylerken öyle çocuksu ki gözlerinin içi parlıyor adeta- nur yoldaş'ın söylediği sözleri kıtalar geçtikçe türkçesine çeviriyor... O an ne güzel bir an(mış); işte o müzik benim için anısını buldu, mühürlendi

(Günümüz türkçesiyle 2 kıta)
şu kederli gönüle gel bir neşe bağışlayalım.
yürü ey servi boylum sa'dâbâd'a gidelim
işte üç çifte kayık iskelede hazır bekliyor
yürü ey servi boylum sa'dâbâd'a gidelim.

gülelim, oynayalım dünyadan murat alalım
yeni yapılmış çeşmeden cennet suyu içelim
ejderhanın ağzından ölümsüzlük suyunun aktığını görelim
yürü ey servi boylum sa'dâbâd'a gidelim.

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol