Yüzdüm, voleybol ve basketbol oynadım, taekwondo yaptım, kreşte baleye maruz kaldım, tenise başlamıştım ama kimyamız pek uyuşmadı, bir de sayılırsa son virajda vazgeçtiğim hentbol var. Tabii hepsi çooook uzun zaman önceydi.
Panik atak sebebi. Elimin ayarı asla olmadığı için yıllardır hep yarım bardak su dolduruyorum, hepsini doldurmak isterim de mutfağı sel götürür diye korkuma...
birkaç sene öncesi, henüz dönem biriz. bir arkadaşla heves ettik, önlükleri giyip -tanıdık bir intörn abi olması rahatlığıyla- acile gidelim dedik. belki bir iki hasta görürüz, bir şey yapamasak da heyecanlı bir tecrübe olur diye düşünüyorduk. çok geçmeden birden ortalık karıştı, biz ne oluyor anlamaya çalışırken "arrest" kelimesini duyduk. kalp krizi geçiren bir hasta gelmişti ve kalbi durmuş, kalp masajı yapılacaktı. normalde girmememiz gereken o alana bir fırsat bulup girdik, çaresizce bir köşede olup bitenleri izliyorduk... yaklaşık yarım saat kadar sonra çabalar bir sonuç vermedi ve hasta vefat etti. o gün ilk kez gözlerimin önünde birisi öldü. doktorlardan biri dışarı çıkıp hastanın yakınlarına haber verdiğinde onları izledim uzaktan, belki mesleğimde daha sonra defalarca yaşayacağım bir olaydı ama o gün o insanlarda ilk kez, kaybetmenin taze acısına şahit oldum.
Çok zor bir durum ve ne olacağı hiç belli olmaz. Kesinlikle bir uzmandan yardım alarak ilişkinize devam etmeniz gerekmektedir. Gerçi normalde de öyle ama bunda ayrı bir özenle yaklaşılmalıdır
Bu başlıktaki bir önceki enrtymde beklentim yok artık demiştim. Varmış sayın yazarlar hem de alası varmis. İnsanogluyuz tabi olacak. Beklenti de olacak, kıskançlık da olacak, kırgınlık, kızgınlık, hayal kırıklığı da olacak. Olacak da... Olacak da işte keşke olmasa
5 dk sürmüyor ya bizimkilerin biraz sessiz olur musunuz uyarımı unutmaları, onları duymayacağım diye son ses müzik dinlemekten işitme kaybı yaşarım diye endişeliyim :(( hele bir odadan çıkmadan diğer odadakilere seslenme huyu hepimizde baki. :') ama ne olursa olsun evde olmak dünyanın en güzel şeyi. :))))
arkadaşlarla öğle araları bahisler döndürürüz hangisinin geleceğine dair.. oksijen yoktur içerde, kafanızı kaldırırsınız nefes almak için,volvoks kolonisi yemeğine ulaşmak için her türlü yaşam mücadelesini verir yine de. hiç unutmam bir gün öğle arası yine zibilyon kişi asansör sırasındayız.. geldi asansör, bir abla var içerde 'ben -1 e inicem, size gönderirim asansörü' dedi. içeri almadı bizi :d neyse zibilyon kişi beklemeye devam ediyoruz sonra asansör katta durmadan tekrar 12 ye çıktı, herkes şok ..
Efenim şu anda izlediğim bir dizi var. "Reply 1988" Dizi ufak bir mahallede geçiyor. Bir grup aile ve arkadaş arasındaki hayatlarına odaklanıyor. Diziyle ilgili ilk izlenimlerimi aktarmak istiyorum. Dizi bir nostalji havası yaşatıyor. Hatta dizi dili ve kültürü bizlerden çok farklı olmasına rağmen aslında bir çoğumuzun tanıdığı en azından küçüklüğünde şahit olabildiği bir çok öge barındırıyor. Dizi sanki bizden birinin hayatını izliyorsunuz havası verdiği için daha bir ilgimi çekti. Bitirdiğimde de bu kadar olumlu yorumlarım olur mu bilemiyorum onu da zaman gösterecek 😉
Teyzem. Teyze anne yarısı olarak anılsa da benim Teyzem annemin en az 0.9 katı kadar vardır. Hatta küçükken sürekli "keşke Teyzemiz annemiz olsaydı" diye dua ederdik geceleri. Sabah uyandığımızda Teyzem ve annem mucizevi bir şekilde yer değiştirir sanıyorduk.
sözlüğe yazmayı bırakmış ve buraya veda etmiştim. ancak su an kendim için yazmıyorum. çok üzgünüm ve çok kırgınım. kırgınlığım ve üzüntüm yüzünden kırdım ve üzdüm. hayat gerçekten yorucu ve çekilmez. ancak çekilebilir kılan birkaç şey var. bu birkaç şey de hayatın tüm kötülüklerini omuzlarına yüklemiş taşıyorlar. hayatımdaki değerli insanlara hak ettikleri değeri veremiyorum. çok üzgünüm. aslında öyle çok seviyorum ki her arkadaşımı. her tanıdığımı, seni... keşke bunu daha çok gösterebilsem. insanlar beni uzaktan tanıdıklarında hep enerjimi ve mutluluğu överler. belli seviyeye kadar da arkaşadlıklarım sadece mutluluk paylaşmak ve mutluluğu göstermek üzerine kuruludur.. ancak o seviye aşıldığında yakındakilerim yaşayamadığım hüznümü sürekli paylaşmak zorunda kalıyorlar. kimseyi buna maruz bırakmak istemiyorum. hüznümü stresimi veya öfkemi onlara yansıtmak onlarla paylaşmak beni üzüyor.birisi bana eskiden daha çok gülüyordun biz tanışmadan önce sanki daha mutluydun dedi ancak gerçek bu değil. mutluluğumu dışarıya dağıttıyorum ve sana mutsuzluğum kalıyor. bunu fark etmek beni kahrediyor. çok üzgünüm ve seni seviyorum
her şey..o zamanlarda her şeyi öylesine dolu dolu yaşamışım ki.her gününü ayrı özlüyorum :')her şey derken gerçekten her şey..ağladığım günleri bile özlüyorum çünkü ağladığımda yanımda olan birileri vardı.sınavdan kötü aldığımız günleri bile özlüyorum."aman yaaa performanslarla falan yükselir" diyip beni bir şekilde güldüren,notumu unutmamı sağlayan birileri vardı..bugünleri tebessümle hatırlayacağımı söylerlerdi.gerçekten de öyle geriye dönüp baktığımda üzücü olayları değil de ben üzülürken bana sımsıkı sarılan dostlarımı hatırlıyorum.sımsıkı sarılmayı,insanları anlamayı,birinin derdine ortak olmayı her şeyi burada öğrendim.lise benim için "iyi dostlar biriktirdim,hepsi ailem oldu." dediğim yerdir.bir nevi evimdir :)
Eylül romanından Necip. Kadının eldivenini çalan bir sapık belki ama bence bi konuşabilirdik. Hayattan bunalmasını iyi anlıyordum, kötü yoldan kurtarırdım belki keratayı
1. Dr. Wilson- house Md: gerçek dosttur. Özellikle acilden hasta danışmak için harika olurdu. House kendini ameliyat etmeye çalışırken uyanamayıp telefonu açmamışlığı vardır ama yine de olsundur.
2. Behzat komiser- Behzat ç: amirim muhtemelen küfür edip kapatırdı ama yine de Ankara içinde çözemeyeceği sorun yok. Şansımı denemek isterdim.
Bazen ağlamaklı bazen heyecanlı anlar yaşadığım komite sabahları insanlardan kaçmak için (herkes her şeyi biliyor gibi geliyor😭) sığındığım, geceleri kalan kantinci abilerle dost olduğum o güzel mekan.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır. katkıda bulunmak istemez misin?