derya abla'ya denk geldiğimde kalp aldığım defter🫠 hematoksilen eozin için pembe mor kullanmaktan dönemce aşko kuşkoya döndük dmsndjjfkfk
Her ne kadar hatalı bilgiler içerebilse de güzel bir podcast serisidir diyebileceğimiz vakit öldürme 'sesi'
Kameraya el sallamak istiyorum buraya çıkınca.
Ayrıca bugün çıkan entryim en sevdiklerimden biriydi, kim seçtiyse teşekkürler :)
Ayrıca bugün çıkan entryim en sevdiklerimden biriydi, kim seçtiyse teşekkürler :)
Eğer çiçek olarak kabul edilebilirse bir defa aloe vera bir defa da bonsai ağacı olmak üzere iki sefer denediğim ve iki seferde de başarısız olduğum eylem.
Aloe vera'yı yıllar önce babama bir arkadaşı hediye etmiş, babam da aloe vera tomurcuklandıkça onları farklı saksılara diker ve evimize gelen ya da evlerine gittiğimiz hemen herkese onları hediye eder. Ben Dönem 1'e başlayıp Ankara'ya gelince babam bana da bir saksıyla aloe vera vermişti. Başta iyi gidiyordum ama birkaç hafta sonra saksının içinde en az 6-7 tane küçücük salyangozları görünce midem bulandı, odama yayıldıklarını düşünerek günlerce derimin üzerinde bir şeyler hareket ediyormuş gibi hissettim ve ilk deneyimim bitkiyi çöpe atmakla sonlandı.
İkinci deneyimim ise karantina döneminde gerçekleşti. Babamdan bir bonsai istedim, bakımı kolay ve 3 günde sadece yarım çay bardağı suyla bile yetinebilecek kadar zahmetsiz bir bitki olduğu için yine başlarda iyi gidiyordum. Bu seferki sorun ise benim yaşam tarzımdan kaynaklanıyordu. Migren gibi fotofobiye sahip olmamı gerektirecek hiçbir sorunum yok ama ışığı sevmiyorum. Sabahları perdem kapalı akşamları ise sadece masa lambamın loş ışığında yaşıyorum. Tabii doğal olarak zavallı bonsai'min benim gibi bir insanın odasında fotosentez yapabilme şansı olmamış ve tüm yapraklarını dökmüştü. O yüzden bonsai'mi de odamdan çıkarıp güneş gören bir pencerenin önüne koymak zorunda kaldım ve ikinci denemem de bu şekilde başarısız oldu.
Bilemiyorum, belki de çiçek yetiştirmeye çalışmaktan vazgeçmeliyim:)
Aloe vera'yı yıllar önce babama bir arkadaşı hediye etmiş, babam da aloe vera tomurcuklandıkça onları farklı saksılara diker ve evimize gelen ya da evlerine gittiğimiz hemen herkese onları hediye eder. Ben Dönem 1'e başlayıp Ankara'ya gelince babam bana da bir saksıyla aloe vera vermişti. Başta iyi gidiyordum ama birkaç hafta sonra saksının içinde en az 6-7 tane küçücük salyangozları görünce midem bulandı, odama yayıldıklarını düşünerek günlerce derimin üzerinde bir şeyler hareket ediyormuş gibi hissettim ve ilk deneyimim bitkiyi çöpe atmakla sonlandı.
İkinci deneyimim ise karantina döneminde gerçekleşti. Babamdan bir bonsai istedim, bakımı kolay ve 3 günde sadece yarım çay bardağı suyla bile yetinebilecek kadar zahmetsiz bir bitki olduğu için yine başlarda iyi gidiyordum. Bu seferki sorun ise benim yaşam tarzımdan kaynaklanıyordu. Migren gibi fotofobiye sahip olmamı gerektirecek hiçbir sorunum yok ama ışığı sevmiyorum. Sabahları perdem kapalı akşamları ise sadece masa lambamın loş ışığında yaşıyorum. Tabii doğal olarak zavallı bonsai'min benim gibi bir insanın odasında fotosentez yapabilme şansı olmamış ve tüm yapraklarını dökmüştü. O yüzden bonsai'mi de odamdan çıkarıp güneş gören bir pencerenin önüne koymak zorunda kaldım ve ikinci denemem de bu şekilde başarısız oldu.
Bilemiyorum, belki de çiçek yetiştirmeye çalışmaktan vazgeçmeliyim:)
(bkz: çok özlenen şeyler)
yemek farketmeksizin kola.
Bir insana değer vermek... Sonucunu tahmin edemeyeceğimiz yerlere gidebiliyor konular. Yolun sonunda dönüp şöylee bir arkanıza baktığınızda ne ara buraya geldi bu konu, nasıl buralara geldik ?demeniz oldukça muhtemeldir. Derinliğini bilmediğiniz birikintiye adım atmak gibidir bazen, birazcık eğlenmek istemişsinizdir ama üstünüz başınız kirlenmiştir.
"Artık sağlıklı besleniyorum abiğ bundan sonra dışardan yemek yok adam gibi vakitli beslenicem"
:)
:)
Ekmek gibi su gibi bir şey bence. Hem sevdikçe ve sevildikçe iyileştiğimize inananlardanım. Bu da böyle bi ilk entry <3
keşke dolar ve TL kurları tam tersi olsa...
var bi hayalimiz
var bi hayalimiz
Hayata dair ne varsa hepsi genel. Bazen ben kim eğitimli kim cahil tereddüte kalıyorum. *Fazla incelemicen der babam
Doktorculuk oynuyorum ama hastayım
Machiavelli'nin fatmagül'ün yengesine benzemesi ve herkesin ondan nefret etmesi.
Geçmişe nefret, geleceğe özlem
Bir gün ölürsem güleceksin söz ver
Bir gün ölürsem güleceksin söz ver
tüm ömrü boyunca batılı ülkelerin yoluna feda olmuş, çok zengin olmasına rağmen stratejik ve fiziki imkanlara yenik düşüp hala açlıkla boğuşan ülkeleri sanırım. tüm psikolojimi kökten değiştirir diye düşündüğüm şeylerden.
Çilli bir meyve. Olsa da yesek.
yüksek sadakat “hiçbir yüz güzel değil, senin yüzünden” derken acaba 'from your face' mi yoksa 'because of you' mu demek istedi acaba?!?
Onu özel kılan halkın her kesimini düşünmesi, kucaklaması; koltuk sevdasının olmamasıydı.
Edit:Başlık için (yazar: inthebleakmidwinter) 'a teşekkürler.
Edit:Başlık için (yazar: inthebleakmidwinter) 'a teşekkürler.
angelo'nun kuralları vardı, hatırlayan çıkar mı? ek olarak tom ve jerry mükemmel bi çizgi film. hala çıkınca izlerim
Hala bir çocuk evdeki oyuncakımsı bir şeyi almak istesin kıskanıyorum. Banane kardeşim gitsin kendisi alsın! Bizim zamanımızda biz öyle miydik? Yok oyuncaklar çok pahalı, yok abur cuburlar sağlıklı olmalı... Sen önce tabletini çıkar göster tabletini!
Çok yoğun bir nöbet sabahıydı. Tam devir saati genç yaş bir hasta,otuzlarında belki kırklarında arrest olarak geliyor. Yaşından ötürü saatlerce Uğraşıyoruz çabalıyoruz. Bir ara dönüyor hasta. Sonra bakıyoruz İki saniye ritim dönse üç saniye gidiyor. Ekibi çağırıyoruz dışarıda bekletiyoruz.
O an bir telefon geldi 112den. Bir arrest daha geliyormuş.Bu sefer yaşlı bir hasta, seksen küsürlerinde. Bilinen birçok hastalığı bir poşet ilacı var belki. Kırmızı alanda tek sedyemiz tek monitörümüz var. Sedye çekiyoruz ayarlıyoruz. Aynı anda iki arreste müdahale ediyoruz. Çok değil belki 10 dk belki 15 dk sonra amca döndü. Genç hastayı kaybettik. Dışarıda bekleyen helikopter ambulans ekibi amcayı alıp götürdü hemen. Normalde helikopterin gelmesi 45 dk.
Demem o ki Ölüm kapıda bekleyen davetsiz bir misafirken yaşamak biraz da şans işi.
O an bir telefon geldi 112den. Bir arrest daha geliyormuş.Bu sefer yaşlı bir hasta, seksen küsürlerinde. Bilinen birçok hastalığı bir poşet ilacı var belki. Kırmızı alanda tek sedyemiz tek monitörümüz var. Sedye çekiyoruz ayarlıyoruz. Aynı anda iki arreste müdahale ediyoruz. Çok değil belki 10 dk belki 15 dk sonra amca döndü. Genç hastayı kaybettik. Dışarıda bekleyen helikopter ambulans ekibi amcayı alıp götürdü hemen. Normalde helikopterin gelmesi 45 dk.
Demem o ki Ölüm kapıda bekleyen davetsiz bir misafirken yaşamak biraz da şans işi.
haçova meydan muharebesi' nin kazanılmasında açşıların da rolü olması nedeniyle bu savaş literatürde "kepçe kazan savaşı" olarak da bilinmektedir.
“Geldik yoktunuz.”
dershane hocamın anneme ""schrödingerin kedisi" gibi bir evladım olsun isterdim" demişti. sanırım bundan daha iyi bir iltifat/övme alamayacağım
Dizipal ;)
Vokalde Birkan Nasuhoğlu'nun bulunduğu Bir ara dağılıp yakın zamanda tekrar bir araya gelmiş grup. Yeni şarkıları da çıktı.
Bir daha dağılmayın, anlaştık mı?
Bir daha dağılmayın, anlaştık mı?
Menstruasyon ve doğum progesteron çekilmesidir gibi bir ezberde bulunabiliriz.
Ancak ben bu hormon hakkında farklı bir şeyden bahsetmek istiyorum; tam olarak 14. Günde değil de 12. Günde artan bu hormon vücut sıcaklığını 1 derece kadar artırdığı için doğum planlaması yapan çiftler bu zaman aralığında coitus yaparsa ovulasyon zamanına canlı sperm yetişebilir.
Fsh ve lh da 26. Günde artmaya başlar.(gebelik olmazsa)
Ancak ben bu hormon hakkında farklı bir şeyden bahsetmek istiyorum; tam olarak 14. Günde değil de 12. Günde artan bu hormon vücut sıcaklığını 1 derece kadar artırdığı için doğum planlaması yapan çiftler bu zaman aralığında coitus yaparsa ovulasyon zamanına canlı sperm yetişebilir.
Fsh ve lh da 26. Günde artmaya başlar.(gebelik olmazsa)
Bizim milletin kafası çalışıyor aslında ama tembel çalışsa var ya...
"sanat nedir?" veya "neye sanat eseri denir?" sorularına verilecek enteresan yanıtlardan biri olan fransız ressam, karikatürist.
kendisi van gogh ile birlikte post-empresyonist dönemin en önemli temsilcilerindendir. ayrıca van gogh'un portresini -belki de en etkileyicisini- çizmiş 3 ressamdan birisidir.
36 yıllık kısacık (kendisi akraba evliliği olduğundan konjenital hastalıklardan mustaripti) hayatına muhteşem eserler sığdırmıştır. eserleri iddiasız isimlere sahip olsa da derin anlamlar içerir.
not: the streetwalker nedir öyle ya?
kendisi van gogh ile birlikte post-empresyonist dönemin en önemli temsilcilerindendir. ayrıca van gogh'un portresini -belki de en etkileyicisini- çizmiş 3 ressamdan birisidir.
36 yıllık kısacık (kendisi akraba evliliği olduğundan konjenital hastalıklardan mustaripti) hayatına muhteşem eserler sığdırmıştır. eserleri iddiasız isimlere sahip olsa da derin anlamlar içerir.
not: the streetwalker nedir öyle ya?
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
