uno

kirke
Flip versiyonunu yeni duyduğum ve bir an önce oynamak için can attığım oyun.

Ayrıca iskambil kartlarıyla oynan pis yediliyle aynı oyundur, elinizde bir uno destesi olmadan da oynayabilirsiniz.

histoloji lab defteri

privileged of medic
Gidip boya kalemi ve defter aldığımda çok gülmüştüm şimdi başlığı görünce fark ettim ne kadar özlediğimi. Ha bir de ilk laba girip çizimi sınıf grubuna atan koca yüreklilere selam onlardan az kopyala yapıştır yapmadım

yazarların ifşa olması durumu

clarice starling
Şimdi şöyle, aynı zamanda alt dönemim olan kardeşim tarafından ifşalanmazsam kolay kolay başkasına ifşalanmam ben. (başka bir entrymde kardeşim tarafından ifşalanmaktan korktuğumdan bahsetmiştim zaten, kendisinin sözlüğe girmişliği var birkaç kez ama sık sık yaptığı bir şey değil bu. Tabi beni bulmayı kafasına koyup bunun için çabalarsa başka). Beni tanıyan sadece bir arkadaşım var, o da benim kendi isteğimle oldu gibi bir şey (arkadaşımın da sözlük hesabı açıp yazar olmasını istedim, benim sözlükte yazdığımı öğrenince hesabımı bulmak bir 'challenge' haline geldi, birkaç entryden yola çıkarak beni kolaylıkla buldu tabi. Kendisi okuldaki en yakın arkadaşım olduğu için Beni bulması hiç problem değil, dediğim gibi bulmasını istemesem bulamazdı zaten, yani rahatımı bozan bir durum yok. Ayrıca arkadaşım birkaç entry girdikten sonra sözlükte pek takılmamaya başladı, terk etti buraları :)) bu durumlar haricinde kimsenin beni bulabileceğini sanmıyorum. Çok sosyal biri değilim, sınıf arkadaşlarımın çoğunu sadece uzaktan tanıyorum. ve bahsettiğim arkadaşım haricinde hayatımla ilgili fazla detay bilen pek fazla kişi yok. Bu yüzden kimsenin beni tanıyabileceğine ihtimal vermiyorum. Umarım yanılmıyorumdur.

gözü yaşla dolduran olaylar

concretusincorde
Yaşanamamışlıklar… bir zamanlar sizi neşeyle dolduran birinin şimdilerde yanından geçerken kafanızı eğdiğiniz her an, akla gelen ihtimaller kümesi… geriye dönmek, her şeye yeniden başlamak, bir şeyleri daha farklı ve belki daha doğru yapmak istersin ama artık gücün yoktur. Gurur-kalp savaşını gurur kazansa da yine de keşkeler boğazda bir yumru, gözlerde yaşlar bırakır Ve insan yoluna öylece devam eder ki zannımca alışmak tam da burada başlar.
2

şu anda dinlenen şarkıdan bir cümle

leavesfromthevine
Hiçbir kere hayat bayram olmadı
Ya da
Her nefes alışımız bayramdı

Bu şarkıyı çok ama çok seviyorum. Her versiyonu (orijinal, akustik, senfonik, şebocumlu...) bambaşka bir tat veriyor bana. Hepsini dinlemekten ayrı ayrı zevk alıyorum. Sanki en mutsuz andaki küçücük bir umudun betimlemesi gibi geliyor hatta bilmiyorum. Baya seviyorum işte.

telefon bağımlılığı

necdetersoz
psikiyatride spesifik fobiler arasında Nomophobia ismiyle kendine yer bulmaya başlayan, özellikle akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla birlikte görünürlüğü artan, telefona erişimin bulunmadığı zamanlarda anksiyete, sinirlilik, korku, panik ve yalnızlık hissi gibi semptomların görülebildiği bir çeşit bağımlılık.

Nomophobia, no mobile phone phobia'nın kısaltılması şeklinde oluşturulmuş.

doğru insanla yanlış zamanda karşılaşmak

deli dumrul
Aklıma bir hikayeyi hatırlatan durum,

Futbolda santrafor sadece bekler, koşar ve bekler, biraz daha koşar ama anahtar beklemekte yatar. şans ayağına bir defa gelir. O şansı bekler. Şans topu ayağına geldiğinde tek hakkı vardır. Kendisini 90 dakika o vuruşa hazırlar. Sonunda top ayağına geldiğinde gol olması, kendisini şansına ne kadar hazırladığına bağlıdır. eğer zamanlamasını doğru ayarlayamassa o golü atamaz

Hikayedeki doksan dakika senin hayatın; şans topu senin doğru kişin; yanlış zaman da üzgünüm ama senin beceriksizliğindir

sahip olduğu maddi imkanlarla hava atan kişi

elegantmoon
Kendi emeğiyle, zekasıyla, yeteneğiyle kazandıysa helali hoş olsundur, hatta anlatsındır; belki ben de kendime bir şey çıkarabilirimdir, tecrübelerinden yararlanabilirimdir. Ancak başlık sahibinin de belirttiği gibi mirasyedi pozisyonunda olan ve bunu, kendini öbür insanlardan üstün kabul ettirmek için bahis yapan biri ise boş insandır, yazıktır.

ay çekirdeği

nickalengelo
düşünsenize pikniktesiniz, mangal yapılmış bitmiş üzerine çay içiliyor. hava kararmış, hafif esiyor ve maaile oturup koca bir paket çekirdeği bitiriyorsunuz. şunun gibi terapi çok azdır eminim

downton abbey

schlimazl
dizisinden sonra filmini de izledim.oyuncular değişmediği için filmi bana sanki 53. bölümü izliyormuşum havası verdi. o yüzden önce diziyi sonra filmini izlemenizi öneririm. dizi merdiven altı ve merdiven üstü hayatları mükemmel anlatmış. aynı merdiven hayatları ayırırken ancak bu kadar bağlayabilirdi.izlerken insan ilişkilerini sorguladığım bir dizi oldu. her karakter hakkında ayrı ayrı konuşacak çok şey var ama spoiler vermek istemiyorum :)

deli

proprenses
Deli deyince aklıma Mor ve Ötesi geldi.
Mor ve Ötesi deyince 2010 Eurovision.
2010 Eurovision deyince Manga ve We could be the same.
VE TABII KI MANGA NASIL BIRINCI OLAMADI?
11 yıl geçmiş ama ben hâlâ bu olaya sinirleniyorum
(Arada izleyip sinirimi diri tutuyorum çünkü xd)

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol