çocukluk dönemi korkuları

poyrazkarayel
benim savruk bir arkadaşım vardı. Eleman sadece o anı yaşıyor ve oldukça dağınık bir arkadaştı. Ben bu çocukla çok yakın arkadaş olduğumdan ( hala arkadaşım nice 16 senelere dkks) birbirimizin evinde yatıya falan kalıyoduk yaş 10-11 falan..

Gece evde oyun oynuyoruz, oyunumuz yabancı bir ülkede geçiyor bu sebeple yabancı dilde konuşuyoruz kdens gelişine sallıyoruz anlayacağınız. Bu arkadaşın babası odaya geldi adam bi error verdi ilkten. sonra:

Adam - olm az ders yapın lan eşek sıpaları

Arkadaş - tamam baba şimdi yapıyoruz

Abi masaya geçtik bu jelibonun kalem kutusu yok unutmuş okulda ben ders yapıyorum bu da ders kitabını açmış kitaba bakıyor kuran okur gibi. Dayı 10 dakikaya çaktı olayı.

- lan olm sen niye ders yapmıyosun

+ Baba kalemim yok okulda kalmış galiba

Adam delirdi içeriye gitti bir kursun kalem getirdi. Şu adelin dandik kurşun kalemleri oluyor ya. Kalemin yarısı yenmiş. Bir kalem bir de meyve bıçağı var elinde. Verdi bizim arkadaşa ve ağzından o kutsal sözler döküldü :

- aç oğlum kalemi.

Lan meyve bıçağıyla kalem nasıl açılacak? Ortam çok gergin ben korkudan ağlayacağım ama Ahmet amca gözyaşlarımı kitapla silmemi falan ister diye ağlayamıyorum. Abi arkadaş bi yarım saat falan uğraştı kalemi açtı aga. O gün bugündür meyve bıçağı görmek istemiyorum adam ilk insan gibi bıçakla kalem açtı ya..

neden kendi işimizi kendimiz yapmalıyız

darkgreen
Bir başkası yaptığında bir eksiklik ya da hata olduğunda kızma hakkımız olmadığını biliriz çünkü insanız ve mükemmel olmadığımız gibi bizden çıkan eylemler de mükemmel değil ama buradaki ince nokta şu ki ne kadar emek harcadığını gerçekte sadece yapan bilir. Kendi işimizi kendimiz yapmalıyız ki bir pürüz çıkarsa en azından elimden geleni yapmıştım diyebilmeliyiz

en güzel yaş

daenerys targaryen
şu ana kadar kahkahalarımın da ağlamalarımın da en yoğun ve uçlarda yaşadığım yaş 17ydi sanırım. gereksiz twitter 17 en güzel yaş güzellemesi yapmayacağım ama cidden geriye bakınca pişmanlıklarımın epey az olduğu bir yaştı.

sagopa kajmer

deli dumrul
Arkadaşlarlayız biri dedi olum sago geliyomuş. Dedik nereye buraya mı. Allah'ın unuttuğu köy olm bura ne işi var burda tepkiler ve benzeri. Sonra türkiye turnesinde geliyo tabi olm manyak mısın. E gelsin, napak gidek mi. Hadi gidelim.

Konser başlamış falan insanlar hep birlikte bir sözler söylüyor. Baktım benden de fan'lar var olm nereye geldik aman aman. Birden ortam pus, herkes sözün girmesini bekliyor. Telefonların flaşlar açılmış. gel artık lyric sabırsızlanmaları. Telefonlar titriyor heyecandan. Beklenen an, orkestraya komutu veriyor şef ve Hep bir ağızdan "kaybetmedim hiç bir zaman dürüslüğmü..."

Konser bitiyor. o kadar şarkı arasından tek aklımda kalan da o "kaybetmedim hiçbir zaman dürüslüğmü" (ve üçer nokta)

sadece şikayet eden insan

limon
En sinir bozucu insan tiplerindendir . Bunun bir üst versiyonu bir şeyleri değiştirebilecek olanaklara sahip olduğu halde bahanelere sığınan insan tipidir. Ünvanı taşıyan insan değilde insanı taşıyan ünvan saçmalığı :/

nasılsın

ileleualatyr
Bu soruyu ciddi ciddi soran çok az kişiyle karşılaştım, insanlar bu soruyu öylesine soruyorlar. Aslında güzel bir soru, karşımızdakine değer verdiğimizin kanıtı fakat anlamını yitirmiş bence. Nezaketen sorup geçiyoruz, zaten cevap da nezaketen “iyiyim, sen?” Tadında bir şeyler oluyor.

ne kadar iyi bir dinleyicisiniz

kaira
Buna net bir cevap veremem galiba. Çünkü bazı günler kendime bile tahammül edemiyorum, kaldı ki başkalarının sorunlarını dinleyeyim. Öyle zamanlarda köşe bucak kaçıyorum insanlardan. Ancak bazı günlerde de Güzin abla gibi her önüme geleni dinliyor, dertlerine onlarla bir çözüm arıyorum. Eksilerim artılarımı götürdüğü için bu konuda arafta kaldığımı söylesem çok da yanlış olmaz bence..

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol