lost in translation

armut
Türkçeye Bir Konuşabilse şeklinde çevrilen, ana dilden yapılan çevirisiyle Çeviride Kaybolmuş isimli film.
Film, dünyaca ünlü bir aktör olan Bob'un 2 Milyon dolar anlaşmalı viski reklamı filmi için Japonya'daki gitmesiyle başlıyor. Film çekimi sırasında oldukça lüks bir otelde, sınırsız imkanlar dahilinde konaklamaktadır. Ancak baş kahramanımızın bu kadar imkan içerisinde yalnız ve yorgun hissetmesine sebebiyet veren bir problemi vardır: Japonya'da İngilizce kullananan kimse yoktur. Çevirmen olarak tutulmuş kişiler dahi yeterince İngilizce bilmemektedir.

Aynı otelde kalan Charlotte üniversiteden yeni mezun 2 yıldır evli olan bir genç kızdır. Charlotte New yorkludur ve haliyle İngilizce bilmektedir.

Bu filmde çeviride kaybolan ve anlamını yitiren pek çok sorun dile getirilmiştir. Çeviri bazen aynı dilden de yapılamaktadır. Örneğin bob'un hiç görmediğimiz 25 yıllık eşi, Bob'u aramak yerine Japonya'ya düzenli olarak mektup ve faks göndermektedir. Tüm bu mesajların hepsi Bon tarafından cevapsız kalmıştır. Belli ki Bob anlamaktan ziyade anlatacağı ve anlaşılacağı yeri aramaktadır.

Yalnız ve yorgun hissettiğimizde kendisini ulaşabileceğimiz ve dokunabileceğimiz sevdiklerimizin olması dileklerimle

İyi seyirler dilerim


en garip anın

clarice starling
lys'nin türkçe oturumuna girecektim, ama tamamen keyfi olarak yapacağım bir şeydi. sayısal oturumlar bitmişti zaten, kafam rahattı. tm'den tercih yapma gibi bir durumum da olmadığı için öylesine takılacaktım işte sınavda. babamla birlikte sınavın olduğu liseye gittik. bir anda aklıma esti, dedim ki bu sınav zaten önemli değil, babam buralarda saatlerce beklemesin gereksiz yere. bir de ramazan ayındayız, tekrar beni almaya gelmekle de uğraşmasın. evet, çok hayırlı(!) bir evlat olduğum için babama kıyamamışım demek ki. neyse babama dedim ki, sen beni bekleme, eve dön. e peki ben eve nasıl geri döneceğim? dolmuşa, otobüse binerek eve rahatlıkla dönebilirim ama paraya ihtiyacım olacak. sınav salonuna parayla giremiyorum tabi. şöyle bir çözüm bulduk, okulun bahçesinde saksılar vardı, o saksılardan birinde toprağı hafifçe eşeleyip oraya bozuk para koyduk, üstünü de toprakla örttük yine. neyse işte sınav bitti, gittim paraları almak için. insanlar saksıların üst tarafındaki duvara oturup ayaklarını saksının kenarına doğru sarkıtmışlar. dedim ki "müsaade eder misiniz?", ayaklarını çektiler, sıra dışı hiçbir şey yokmuş gibi ordan paraları aldım ve eve döndüm.
3

kolay para kazanma sevdası

leavesfromthevine
Bu başlık aklıma direkt "influencer"ları getirdi. Haksız bir görüş olması kuvvetle muhtemel ama düşününce biz o kadar okuyoruz ve muhtemelen bu insanların kazandığı paraları biraz (!) zor kazanırız. Özellikle bazılarının tek yaptığının sosyal medyadaki linç kültürünün ekmeğini yemek olduğunu düşünürsek.

gilmore girls

ileleualatyr
Ay ayy ay, huzur dizime başlık açılmış 🥺
Bu diziyi her izlediğimde lauren graham için “bu kadar güzel olman hiç etik değil.” şeklinde bir iç geçiriyorum. Bazen rory'e sinir olsam da(babasına çekmiş!) bu dizi bana sanki gilmore'ların evindeymişim gibi hissettiriyor.

tahammül edilemeyen şeyler

yasyasyasyasgiley
otobüste önümdeki yolcunun koltuğu neredeyse dümdüz olacak şekilde yatırması. nasıl bu kadar rahat olabiliyorlar anlamıyorum.
büyükleriyle dalga geçen gençler. üstelik bunu videoya çekip sosyal medyada paylaşıyorlar, aklım almıyor gerçekten.
seni hiç dinlemeyip sürekli kendi lafını söyleyenler, üstelik en doğrusunu onlar bilir hep ne hikmetse. uzak durmak lazım.

yazarların tuhaf takıntıları

jesse pinkman
saat ve gün takıntım vardır. herhangi bir başlangıç yapacaksam 00,15,30,45 olmasına ya da pazartesi günü olmasına dikkat ederim..
sakız çiğneyip bir kenara koyan varsa midem aşırı bulanır , çok sert şekilde uyarırım .....
banyodan su içmem
şeftaliye dokunamam
herhangi bir yiyecekten sevimli dost:d çıkarsa ani bir şekilde kenara koyup kaçmaya başlarım (şakasız, minicik kurttan mı korkuyorsun demeyin.. küçükken yemişliğim olduğu için travmam var......)

kulaklık

nagareboshi9
yok kardeşim yok bluetooth kulaklığı bir türlü benimseyemedim ben, kulaklık şarja mı takılırmış? :(( kabloludan çok memnunum, düğüm ol çözeyim canım benim ya! hem düğümlerine rağmen daha pratik hem gürültülü ortamlarda mikrofonu daha elverişli hem de uzanırken daha konforlu. Daha ne yapsın canım .d

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol