'bak oraya gelirsem fena olur!'
en büyük korkusu boğulmak olan, başına gelen onca belayı savıp yine de boğularak ölen bir papaz. Anlatılanlar muhtemelen halkın abartısı, zaten dikkat ederseniz kim varsa böyle mistik gücü olan hep 1920lere-1930lara kadar var. Sonra nedense??? hiç olmamış, olsa olsa kendini mesih zanneden adam falan çıkıyor ortaya
Mesih sanan adam:
https://youtu.be/eX2-qhdvYdA
Bu da yüzünüz gülsün diye uçan sabri:
https://youtu.be/kQndGCnt96w
Mesih sanan adam:
https://youtu.be/eX2-qhdvYdA
Bu da yüzünüz gülsün diye uçan sabri:
https://youtu.be/kQndGCnt96w
manda ovada gezer :) kendisi foramen ovaleden mandibular nerveun geçtiğini ezberletmeye yarardı ki en başta bunu ezberleyene kadar zaten kendisini ezberlerim demiş olsam da aklımda bu şifreyle kaldı kjzhxdkj
sınavdan çıktığımda yine 'bu komite günü gününe' dedim kendime ve bu sefer sözümü ilk defa tuttum, derslere girmeye başladım. ama kalabalığı görünce şok geçirdim (önceki komitelerde 2 kere derse girdim max 6-7 kişi oluyodu) neyse tek tutuşan ben değilmişim ehehhe
Nereye gitsem orda mutlu olacak nerde kalsam orda mutsuz olacak gibiyim
Düşünürsem deliririm diye düşünmüyorum.
Dersler konusunda hissettiğim şeylerin, ders çalışmanın hayatımdan çaldığı zamanın kalan hayatımın tamamına yansıma şekli.
Birinin bana kafayı takması. Çok fena çok…
Edit: you'daki joe gibi bi takıntı.
Edit: you'daki joe gibi bi takıntı.
nişan atmak.
sana aşığım??
Aklınızı gereğinden fazla meşgul eden meseleyi, nasıl yeniden normal düşünme standartlarınıza oturtup kendi rutin hayatınıza dönebiliyorsunuz?
ankarada bikac ay araba kullansaniz bi süre sonra siz de vermiyorsunuz. çünkü sinyal kullanan yok
insanları dinlemekten çok keyif alan biri olarak beni bile bazen yoran insandır..ben kırmamak için bir şey de demem.sonsuza kadar dinlerim karşımdakini :/
Evet cnm buradaki neredeyse herkeste var olan 'sisi sendromu'nun türkçesi.
Performans odaklı yaşam..
Global kapitalizm öldürür derken şaka yapmıyorduk.
-'Ne kadar üretirsen o kadar kıymetlisin'
-'Bi dur aq
Dümdüz yatasım var şu an
Millet üretmeden de yaşıyor,noluyo sanki??'
-'Ama şehrine gelen etkinlikleri kaçırma,sana yeni perspektifler sunabilir.
Evet,onu da okuman lazım,bugüne kadar okumaman hata..
Popon yeterince yuvarlak,belin yeterince ince mi?'
-'ya bi siktir allah aşkına!
Ölüyodum en son,önemli olan mental sağlığım ve hala hayatta sevdiklerimle beraber olmam.'
-'madem öyle,neden bu çaba?'
-'sus amk,sadece varoluşum bile sevgiyle,huzurla yaşamayı hak ediyor.'
Kierkegaard gelse şu zihnimi avuturdu :)
Performans odaklı yaşam..
Global kapitalizm öldürür derken şaka yapmıyorduk.
-'Ne kadar üretirsen o kadar kıymetlisin'
-'Bi dur aq
Dümdüz yatasım var şu an
Millet üretmeden de yaşıyor,noluyo sanki??'
-'Ama şehrine gelen etkinlikleri kaçırma,sana yeni perspektifler sunabilir.
Evet,onu da okuman lazım,bugüne kadar okumaman hata..
Popon yeterince yuvarlak,belin yeterince ince mi?'
-'ya bi siktir allah aşkına!
Ölüyodum en son,önemli olan mental sağlığım ve hala hayatta sevdiklerimle beraber olmam.'
-'madem öyle,neden bu çaba?'
-'sus amk,sadece varoluşum bile sevgiyle,huzurla yaşamayı hak ediyor.'
Kierkegaard gelse şu zihnimi avuturdu :)
Selam sözlük çiçekler
Çiçekler alındı mı?
Çiçekler alındı mı?
Yavrum nerdesin? Kim bilir su an nerdesin? Oooooooo
Bu aralar Duman'a sarmış durumdayım
bir yandan gerçekleşmesini dilerken diğer yandan beni korkutan ve strese sokan ihtimal. staj yapmadan, pratik görmeden eğitimimizin yarım kalacağı kesin bu yüzden okul açılsın ve bir şeyleri düzgünce öğrenebileyim istiyorum. ama aylardır çok yoğun bir programla bize bilgi yüklüyorlar, çok kısa sürede çok şey öğrenmemiz bekleniyor. ben stajları iyi bir şekilde öğrenerek tamamlayamıyorum, geçiştirmelik bir şekilde çalışıyor gibiyim. bundan rahatsız oluyorum, daha iyi bir şekilde ve öğrenerek çalışmak istiyorum ama ne yazık ki çalışmak için motive de olamıyorum. açılacak mı açılmayacak mı vs belirsizlikleri sinirimi bozuyor. diyelim ki açıldı, sözlü-pratik derken kısacık sürelerde bir sürü sınav olacağız, eksiklerimi nasıl tamamlayacağım diye endişeleniyorum. aradan da o kadar zaman geçmiş olacak bu yüzden çalıştığım şeyleri de büyük ölçüde unutmuş olacağım. kısacası işin içinden nasıl çıkacağımı bilmediğim için açılması ihtimali beni korkutup geriyor:(((( açılsa bir dert açılmasa bir dert :'(
In the bleak midwinter, İngiliz şair Christina Rosetti tarafından 1872 yılında yazılmış 5 pasajlık şiirin adı.
Şiirin 4 pasajı, 1900'lerin başında yine İngiltere'de bestelenerek bir kilise ilahisi haline gelmiştir.
Şiir, Hristiyan içedönük teolojisinin verimli bir yansıması olarak Hz. İsa'nın beytüllahimdeki doğumunu anlatarak başlar. Beytüllahim (Hz. İsa'nın doğduğu yer-Kudüs), kasvetli bir karakışın ortasındaki çorak ve bitik bir yerdir. Tanrı ikoniğinin (Hz İsa) gelmesinden önce yerkürenin demir gibi sert ve suyun taş gibi katı kesildiği betimleniyor. İlk pasajda vurgulanan benim anlayabildiğim kadarıyla Tanrının yokluğunun statik, donuk ve soğuk olarak betimlediği. “In the bleak midwinter” ifadesi bu yorumun özeti bence.
Şiir, Yeryüzüne ilk gelişi ve Mesih olarak döneceği ikinci enkarnasyonu anlatarak devam eder. Daha sonra doğumuna eşlik eden meleklerin metafiziğine karşı Hz. Meryem'in fiziksel şefkati söz konusudur.
Şair Hz. İsa'ya ne kurban edebileceğini sorgular. Bir çoban olsa bir kuzu bağışlayabilir ya da bilgili biri olsa bununla üstüne düşeni yapabilecektir. Ancak ne malı ne de ilmi vardır.
Hiçbir şeyi olmayan biri olarak feda edilebileceği tek şeyin kalbi olduğunu anlatır.
Bazı teologlara göre şiirde anlatılmak istenen: Hz. İsa (tanrı olarak kabul edilir.) ne cennete ne de yeryüzüne sığamayacak, bu ikisinin kaldıramayacağı bir yüceliktedir ve o Mesih olarak hüküm sürmeye geldiğinde yer ve gök kaçacaktır. Benim bu yorumdan anladığım Hristiyan teolojisindeki İsa imgelemi ile mekansızlık arasındaki ilişkiyi kavramak.
“Sevmeyen kişi tanrıyı tanımaz. Çünkü Tanrı sevgidir.”
Yuhanna'da geçen bu ayetle birlikte baktığımızda -ki Teoloji zaten bütünüyle insanın içine dönük bir tanrı imgesi ortaya koyar.- ve tanrıyı sevgi olarak içimizde kabul ettiğimizde sevgiyi kavramak, tanrıyı kavramaktır ve tanrıyı kavramak sevgiyi kavramaktır. Onun varlığı mekandan yücedir ve ona bağışlanabilecek yegane kurban kalptir.
Şiir ve bestesi, İngiltere çıkışlı olduğunu düşündüğümüzde biraz İngiliz milliyetçiliği de içeriyor pratikte. Çıktığı dönemin şartlarında popüler bir ilahi olsa gerek ki, peaky blinders'ta da sıklıkla ikonik olarak geçer. Tom'un kendi iç dünyasında, “sevgi” ve “ölüm” arasında kalınan ikilemlerin işlendiği sahnelerde kullanılıyor.
Sevginin hüküm sürmediği ve kalbin sevmeye kurban edilmediği her yer kasvetli bir karakışın ortasındadır yalnızca. Sevginin var olduğu yerde ise mekanın artık bir önemi yoktur.
Şiirin 4 pasajı, 1900'lerin başında yine İngiltere'de bestelenerek bir kilise ilahisi haline gelmiştir.
Şiir, Hristiyan içedönük teolojisinin verimli bir yansıması olarak Hz. İsa'nın beytüllahimdeki doğumunu anlatarak başlar. Beytüllahim (Hz. İsa'nın doğduğu yer-Kudüs), kasvetli bir karakışın ortasındaki çorak ve bitik bir yerdir. Tanrı ikoniğinin (Hz İsa) gelmesinden önce yerkürenin demir gibi sert ve suyun taş gibi katı kesildiği betimleniyor. İlk pasajda vurgulanan benim anlayabildiğim kadarıyla Tanrının yokluğunun statik, donuk ve soğuk olarak betimlediği. “In the bleak midwinter” ifadesi bu yorumun özeti bence.
Şiir, Yeryüzüne ilk gelişi ve Mesih olarak döneceği ikinci enkarnasyonu anlatarak devam eder. Daha sonra doğumuna eşlik eden meleklerin metafiziğine karşı Hz. Meryem'in fiziksel şefkati söz konusudur.
Şair Hz. İsa'ya ne kurban edebileceğini sorgular. Bir çoban olsa bir kuzu bağışlayabilir ya da bilgili biri olsa bununla üstüne düşeni yapabilecektir. Ancak ne malı ne de ilmi vardır.
Hiçbir şeyi olmayan biri olarak feda edilebileceği tek şeyin kalbi olduğunu anlatır.
Bazı teologlara göre şiirde anlatılmak istenen: Hz. İsa (tanrı olarak kabul edilir.) ne cennete ne de yeryüzüne sığamayacak, bu ikisinin kaldıramayacağı bir yüceliktedir ve o Mesih olarak hüküm sürmeye geldiğinde yer ve gök kaçacaktır. Benim bu yorumdan anladığım Hristiyan teolojisindeki İsa imgelemi ile mekansızlık arasındaki ilişkiyi kavramak.
“Sevmeyen kişi tanrıyı tanımaz. Çünkü Tanrı sevgidir.”
Yuhanna'da geçen bu ayetle birlikte baktığımızda -ki Teoloji zaten bütünüyle insanın içine dönük bir tanrı imgesi ortaya koyar.- ve tanrıyı sevgi olarak içimizde kabul ettiğimizde sevgiyi kavramak, tanrıyı kavramaktır ve tanrıyı kavramak sevgiyi kavramaktır. Onun varlığı mekandan yücedir ve ona bağışlanabilecek yegane kurban kalptir.
Şiir ve bestesi, İngiltere çıkışlı olduğunu düşündüğümüzde biraz İngiliz milliyetçiliği de içeriyor pratikte. Çıktığı dönemin şartlarında popüler bir ilahi olsa gerek ki, peaky blinders'ta da sıklıkla ikonik olarak geçer. Tom'un kendi iç dünyasında, “sevgi” ve “ölüm” arasında kalınan ikilemlerin işlendiği sahnelerde kullanılıyor.
Sevginin hüküm sürmediği ve kalbin sevmeye kurban edilmediği her yer kasvetli bir karakışın ortasındadır yalnızca. Sevginin var olduğu yerde ise mekanın artık bir önemi yoktur.
Sayın yazarlar itiraf etmeliyim ki içimden bir ses çık patocu ol diyor. "Kaç tanesi doğrudur?" Soru kalıbıyla öğrencileri ağlatmak cazip geliyor. Patocu olacağım ben.
bir şeyler üzerine çok fazla düşünmem.bu özelliğim beni yiyip bitiriyor resmen.bi şeyi düşünmeye başlarsam durduramıyorum kendimi.farkındayım o şey hakkında düşünmek beni üzüyor/yoruyor ya da sinirlendiriyor.ama elimden gelen bir şey yok..
Dün gece jamie dornan'ı sigarayı bırakma konusunda teşvik ediyordum. En sonunda bana söz verdi ve rüya bitti.
Ayyy çok çıldırtıcı bir şey. Dünya kendi etrafında dönüyor. Evet kardeşim hepimiz senin köleniz, tüm eylemlerimi senin menfaatin için yapmaktayım.
İlk kalem kutum hepsiliydi. Ama gülçinsiz. Bu arada ben hep eren olurdum.
Hayatta her şey istediğimiz gibi olmaz
Cook uzun süredir ihtiyacım olan, uzuuun bir yolculuğa çıktım, çok şükür 😇
(bkz: #24759)
Siz de en çok bunu beğenmişsiniz 🤭
Siz de en çok bunu beğenmişsiniz 🤭
Dediler sınıfta kalacaksın
Dedim zonguldak'in ...
Dedim zonguldak'in ...
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?