gütfsözlük yazarlarının "şöyle bir ilaç olsa nasıl olurdu" diye muzipçe düşündüğü hayali ilaçlardır
-yerel yöneticiler ve politikacıların kullanacağı bir hap. aslında öyle olmasa da seçim zamanına az kalmış hissiyatı veriyor. böylece yöneticilerin ve politikacıların halka daha yakın olmasını ve halkın isteklerini yapmak için daha fazla çaba göstermelerini sağlıyor.
-kargosunu dört gözle bekleyenlerin ve bu bekleyişten yorulanların içeceği bir şurup. kargonuz yola çıktıktan sonra bu şuruptan bir ölçek içiyorsunuz ve vücudunuz o kargoyu hiç beklemiyormuş gibi sakinliğini koruyor.
-fenerbahçeli futbolcuların süreceği bir krem. şampiyon olmanızı sağlıyor.
Anlayış sahibi bir akıl, yaratıcı bir zeka..
Cesedinizin iki sene sonra komşuların şikayetiyle bulunmasıdır.
Böyle haberlere çok üzülüyorum. Düşünsenize söz konusu kişiyi kimse aramamış sormamış. En son komşular kokudan rahatsız oluyor ve öyle ortaya çıkıyor öldüğün. Muhtemelen cenazene bile gelen olmuyor, mezarın bile yaptırılmayacak.
Her ne kadar her yerde “ben yalnız kalmayı seviyorum ya” desem de bir gün bu duruma düşerim diye ödüm kopuyor.
Böyle haberlere çok üzülüyorum. Düşünsenize söz konusu kişiyi kimse aramamış sormamış. En son komşular kokudan rahatsız oluyor ve öyle ortaya çıkıyor öldüğün. Muhtemelen cenazene bile gelen olmuyor, mezarın bile yaptırılmayacak.
Her ne kadar her yerde “ben yalnız kalmayı seviyorum ya” desem de bir gün bu duruma düşerim diye ödüm kopuyor.
Gidemedik sayın sözlük, içimiz gitti biz gidemedik. Yakınlardan sesleniyorum sizlere, hoşbuldukkk
5 dk sürmüyor ya bizimkilerin biraz sessiz olur musunuz uyarımı unutmaları, onları duymayacağım diye son ses müzik dinlemekten işitme kaybı yaşarım diye endişeliyim :(( hele bir odadan çıkmadan diğer odadakilere seslenme huyu hepimizde baki. :') ama ne olursa olsun evde olmak dünyanın en güzel şeyi. :))))
10'u
Hz Aişe…
Peygamber efendimize onu sevip sevmediğini sorduğunda “kördüğüm gibi seviyorum” cevabını alan ve yıllar sonra “kördüğüm ne alemde” sorusuna “ilk günkü gibi” cevabının verildiği en güzel sevilen kadın…
Peygamber efendimize onu sevip sevmediğini sorduğunda “kördüğüm gibi seviyorum” cevabını alan ve yıllar sonra “kördüğüm ne alemde” sorusuna “ilk günkü gibi” cevabının verildiği en güzel sevilen kadın…
Küçükken bazen annemden bir şey istediğimde "istemek serbest" derdi,"isteyebilirsin, bu yapacağımız anlamına gelmez" minvalinde
O zamanlar çok anlamıyor ve biraz da acımasız buluyordum, yenilerde ne kadar gerçek ve doğru olduğunu algılayabiliyorum
Bazen harbiden istemek serbest, ee iste nol'cak? İsteklerine her zaman kulak verip onları yerine getiremezsin, zaten aslında yetişkinlik büyük oranda isteklerini dizginlemekten geçiyormuş
O zamanlar çok anlamıyor ve biraz da acımasız buluyordum, yenilerde ne kadar gerçek ve doğru olduğunu algılayabiliyorum
Bazen harbiden istemek serbest, ee iste nol'cak? İsteklerine her zaman kulak verip onları yerine getiremezsin, zaten aslında yetişkinlik büyük oranda isteklerini dizginlemekten geçiyormuş
'Yapayalnız yaşar yapayalnız ölürüz' demiş Pascal. Toplum içinde yaşamak insanı güvende yalnız olmadığı gibi hissettirebilir ama bilmeliyiz ki ölürken tek başımıza yalnız öleceğiz bu yüzden alacağımız kararların ahlaki temelinde doğrudan toplum ahlakı esas olmamalı bu kararı biz vermeliyiz toplum ahlakına uyuyorsa ne ala ama uymuyorsa bile doğru bildiğimizden şaşmamamız gerek. En azından gelecek nesiller bize bakıp hatırladıklarında lanet okuyup yüzümüze tükürmesinler
bir insan benim sahip olduğum imkanlara sahip olamayınca üzülüyorum.yani baya o günüm kötü geçiyor.o yüzden yediğimi içtiğimi fotoğraflamak bana göre değil. ya da birisine yardım edecekken yanlış anlaşılmak en kötü senaryolar benim için.
kısa bilgilendirmeden sonra olaya geçelim. dersaneden çıkıp direkt eve giderdim lise sonda.zaten uykusuzum, yemek yiyip yatmam gerekiyor bu yüzden hep bir telaş hali.ama benim biraz da ters bir huyum var yürürken karşıdan gelen insanlara bakarım böyle dik dik, gözlemlerim, mimiklerini kontrol ederim falan manyaklık yani.
Hallerinden anladığım üzere maalesef durumu pek de iyi olmayan bir anne, 20 metreden gördüğüm kadarıyla yüzünde mahzun bir ifade, ağlamaklı kaşlar, yılların yorgunluğuyla eğilmiş bel bir de pazar poşeti.annenin yanında ağlayan bir kız çocuğu.4-5 yaşlarında o kadar içli ağlıyor ki salya sümük karışmış
Bir yandan da bir şeyler anlatıyor anneye.yaklaşıp yanımdan geçerken onlar şu cümleyi duyabildim.
- onlar hep güzel giyiyor.sen bana hiç giyecek şeysi almıyosun.
Hala daha unutamıyorum ben.sen bana hiç giyecek şeysi almıyosunu.inşallah değişmem,inşallah paraya tapmam ilerde ve hala bu hassasiyette olurum.bana yetecek kadarını aldıktan sonra, o parayla değiştirmek,güzelleştirmek,güldürmek istediğim o kadar yüz ve çocuk var ki..
kısa bilgilendirmeden sonra olaya geçelim. dersaneden çıkıp direkt eve giderdim lise sonda.zaten uykusuzum, yemek yiyip yatmam gerekiyor bu yüzden hep bir telaş hali.ama benim biraz da ters bir huyum var yürürken karşıdan gelen insanlara bakarım böyle dik dik, gözlemlerim, mimiklerini kontrol ederim falan manyaklık yani.
Hallerinden anladığım üzere maalesef durumu pek de iyi olmayan bir anne, 20 metreden gördüğüm kadarıyla yüzünde mahzun bir ifade, ağlamaklı kaşlar, yılların yorgunluğuyla eğilmiş bel bir de pazar poşeti.annenin yanında ağlayan bir kız çocuğu.4-5 yaşlarında o kadar içli ağlıyor ki salya sümük karışmış
Bir yandan da bir şeyler anlatıyor anneye.yaklaşıp yanımdan geçerken onlar şu cümleyi duyabildim.
- onlar hep güzel giyiyor.sen bana hiç giyecek şeysi almıyosun.
Hala daha unutamıyorum ben.sen bana hiç giyecek şeysi almıyosunu.inşallah değişmem,inşallah paraya tapmam ilerde ve hala bu hassasiyette olurum.bana yetecek kadarını aldıktan sonra, o parayla değiştirmek,güzelleştirmek,güldürmek istediğim o kadar yüz ve çocuk var ki..
Adama demişler “karın çok geziyor dikkat et” adam da demiş “öyle olsa bizim eve de uğrardı”
Aklıma geldikçe yazamaya devam edeceğim
Aklıma geldikçe yazamaya devam edeceğim
Portakal çiçeği festivali, kurşun attıracak sıcağı ve obezite tetikleyicisi mutfağıyla en şahsına münhasır şehrimizdir. Şu festivale gitmek çok istiyorum, tavsiye verecek yazarlarımızı beklemekteyim:).
derdimi-sevincimi filtrelemeden anlatabileceğim , yarın öbür gün bana silah olarak kullanmayacağından emin olduğum birisi.
Yemek yerken birinin bana temas etmesinden hiç hoşlanmıyorum evet çok saçma ama birinin kolu bana değdiği an bağırasım geliyor :(
bakın bu kişinin adını görünce ilk telefonum nokia'da (müzik dinlemek için girdiğimde) şarkıların hep en tepesinde "asl$ g$ng$r - a$k her $eye de$er" yazısı gözümde canlandı. bir de kalp kalbe karşı derler sen de üzüldün mü vardı. klibinde tuşlu telefondan fotoğrafa bakıp o şimdi burada olmalı kısmında adamlar ne yaratıcı klip yapmış demiştim (çocukluk). bilinçaltı deyip geçmeyin fena
n: türkçe karakterler bile dolar ediyordu o zamanlar
n: türkçe karakterler bile dolar ediyordu o zamanlar
“Oğlum o senin yengen, yengen”(burada hıaaağğhhahahha diye adnan bey'in gülüşü giriyor.)
Hiç mi anlamadın oğlum ? insan bilir ne yaşadığını.
Yeni bir hesap açmak istesem? Bu hesabımı kapatıp yenisini açmam gerekir dimi?
Dostlar bayramımız mübarek olsun. Tatilde olanlarınızınki daha az olmasın ama daha az storyli olsun. Elegantmoon Ankara'dan izliyor onları, üzülüyor.
Benim kardeşimde var bundan. Hayatımın çok kısa bir dönemimde bende de vardı. Elinize geçen üç kuruşu buna yatırırsınız, madde bağımlılığından farksız yani bu konuda. Tabii onunla kıyaslanamaz ama benzetme yönümü anladınız siz. Gerçi uyuşturucu bir tarafı da yok değil hani, insanı dünyadan soyutlar kitaplar. Okudukça bambaşka biri olduğumuz da doğrudur bence. Kendini yoğurmak diyebiliriz herhalde.
Psikolog a gitmek bu kadar lüks bir sey olmamalı. Herkesin kolayce erişebileceği bir şey olmalı. Çok üzgünüm.
uyumsuzluğa sebep olan, musallat olduğu insana ve o insanın çevresindekilere hayatı zindan edendir.
Temelinde kişinin kendisini değersiz hissetmesi yatar, kişi ancak her şeyi mükemmel yaptığında değerli olacağını düşünür. Genelde mükemmeliyetçi kişiler kendilerine ulaşılması olanaksız hedefler belirler,bu hedefe ulaşamayınca da büyük bir yıkım yaşarlar. bazen mükemmeliyetçilik başkasına yönelik de olabilir; bu durumda kişi karşısındaki insanın hata yapmasını kabullenmez, onun yaptıklarında sürekli bir hata bulma eğilimindedir ve bu da beraberinde çevreye tahammülsüzlüğü getirir. bir şeyin yapılmış olması için mükemmel olması gerektiğini düşünürler ve bu yüzden bir şeyleri erteleme, bir şeylerden kaçınma eğilimindedirler.
mükemmeliyetçilikten kurtulmak için bazı şeyleri kabul etmek gerekir. Bunlardan biri başarısızlığın kabulüdür. Başarı bizim için olduğu gibi başarısızlık da bizim içindir, bu ihtimali göz ardı etmemek gerekir. Bir diğeri de dünyadaki her bireyin hata yapma hakkının olduğudur; hiç kimse kusursuz değildir,kusursuz olamaz ve olması da gerekmez. herkes hata yapar ki insan böyle gelişir. ilkokuldaki ilk senemizde defalarca hata yaptık; ben atlet kelimesini uzun bir süre talat olarak okudum mesela ama sonunda öğrendim ve bunu tekrarlamadım. o an o hatayı yapmasaydım,hata yaptığımı kabul edip doğrusunu öğrenmeseydim, ben doğruyum diye diretseydim bunun kime nasıl bir faydası olurdu ki? İşte bu yüzden hatalar gereklidir ve iyi ki hata yapma hakkımız var.
Başarısızlığın ve hata yapma hakkının kabul edilmesi, mükemmeliyetçiliğin terk edilmesi çoğu zaman zordur bu yüzden en iyisi bir uzmanla bu süreci yönetmektir.
Temelinde kişinin kendisini değersiz hissetmesi yatar, kişi ancak her şeyi mükemmel yaptığında değerli olacağını düşünür. Genelde mükemmeliyetçi kişiler kendilerine ulaşılması olanaksız hedefler belirler,bu hedefe ulaşamayınca da büyük bir yıkım yaşarlar. bazen mükemmeliyetçilik başkasına yönelik de olabilir; bu durumda kişi karşısındaki insanın hata yapmasını kabullenmez, onun yaptıklarında sürekli bir hata bulma eğilimindedir ve bu da beraberinde çevreye tahammülsüzlüğü getirir. bir şeyin yapılmış olması için mükemmel olması gerektiğini düşünürler ve bu yüzden bir şeyleri erteleme, bir şeylerden kaçınma eğilimindedirler.
mükemmeliyetçilikten kurtulmak için bazı şeyleri kabul etmek gerekir. Bunlardan biri başarısızlığın kabulüdür. Başarı bizim için olduğu gibi başarısızlık da bizim içindir, bu ihtimali göz ardı etmemek gerekir. Bir diğeri de dünyadaki her bireyin hata yapma hakkının olduğudur; hiç kimse kusursuz değildir,kusursuz olamaz ve olması da gerekmez. herkes hata yapar ki insan böyle gelişir. ilkokuldaki ilk senemizde defalarca hata yaptık; ben atlet kelimesini uzun bir süre talat olarak okudum mesela ama sonunda öğrendim ve bunu tekrarlamadım. o an o hatayı yapmasaydım,hata yaptığımı kabul edip doğrusunu öğrenmeseydim, ben doğruyum diye diretseydim bunun kime nasıl bir faydası olurdu ki? İşte bu yüzden hatalar gereklidir ve iyi ki hata yapma hakkımız var.
Başarısızlığın ve hata yapma hakkının kabul edilmesi, mükemmeliyetçiliğin terk edilmesi çoğu zaman zordur bu yüzden en iyisi bir uzmanla bu süreci yönetmektir.
Ani bir kararla evden çıkıp kulaklığını takıp müzik dinleyerek yürümek ardından sahile gidip deniz havası çekmek gelecek güzel günlerin umuduyla bolca hayal kurmak deniz yoksa da en azından sessiz bir park bulunup yapılabilir
sen sıkılırsın diye seni çağırmadık
7 yıl olmuş şarkı hala ezberimde... elidor biliyor bu işi.
Tabii bi de o zaman deli gibi medcezir izliyoruz arkadaşlarla... onun da etkisi olabilir :d
Tabii bi de o zaman deli gibi medcezir izliyoruz arkadaşlarla... onun da etkisi olabilir :d
Robert pattinson hayranlığım nüksetti, twilight izliyorum.
Not:#teamedward
Not:#teamedward
Okumasanız da olur önemli bir şey yok
Kendim kim oluyor da ben onu arıyorum? Çok meraklıysa o beni arasın.
iş makinesinin çalışmasını seyretmek..
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
