en iyi bildiğiniz şey

ruhdoc
Kendimi sevdiğimi çok iyi biliyorum. Belkide bir çok zorlu süreci bu şekilde atlatıyorum ya da daha rahat geçiriyorum... Kendimin değerli olduğunu biliyorum ve farkındayım. Herkes gibi kaybedeceğimi ama çoğunlukla karşımdakilerin benden daha fazla kaybettiğini biliyorum. İyi bir insan olmaya çalıştığımı biliyorum. Daha bir çok bildiğim var ama bu kadarı yeterli şimdilik.
3

kaymak birası

aoe
Bir arkadaş tavsiyesi üzerine gidip 7. Caddede denediğimiz biradır, ama bira demeye bin hacet, tarçınlı elma suyundan hallice bir şeydir. Aşırı şekeri ve kocaman buzlarıyla Nasrettin Hoca fıkrasında bal yerken yandım yandım diyen adamı anlamanızı sağlayacak harika anlar yaşayabilirsiniz. Gitmeyin, gittiyseniz denemeyin derim ben. Ayrıca okulda çok güzel kızlar var bugün onlardan biriyle gittim ben ve alkolsüz bira için migrostaki 'birra' çok güzel bir seçenek.

anneyi üzmek vs istediğin hayat

ileleualatyr
İstediğiniz hayatı yaşarken siz mutlu oluyorsanız ve buna rağmen anneniz sırf onun istediği hayatı yaşamadınız diye üzülüyorsa aranızdaki ilişki sağlıklı bir anne-çocuk ilişkisi değildir.
çocuk, annenin bir parçası ve projesi değildir. olmamalıdır. çocuk, anneden bağımsız bir varlıktır ve yaşına göre belli kararları kendisi verebilir. onun önünü kesmek de kimsenin hakkı değildir. gerçi ülkede çoğu insan "ileride bize bakacak biri olsun, benim yapamadığım her şeyi yapsın" mantığıyla çocuk sahibi olduğu için çocuğa adeta bağımlı hale gelip çocuğuna hayatı zindan eden ebeveynler fazlalıkta.
2

savaş

ileleualatyr
Zorunda olmadıkça cinayettir. Bir halkın tüm umutlarını söküp almak, kendine verilen yetkiyi kötüye kullanmaktır.
Şimdi iki ülke düşünelim: A ve B ülkesi olsun bunlar. İkisinde de demokratik bir seçim sonrası iki başkan seçildiğini düşünelim. Yani halk iki kişiye yetki vermiş oluyor. Şimdi a ülkesinin lideri sebepsiz, belki kendi hırsından belki gözünü bürüyen başka unsurlardan b ülkesine karşı saldırıya geçsin. A ülkesinin lideri için;
1.Halkın çoğunluğu ona oy vermiş olabilir ama ona oy vermeyenler de var.
2.Halkın çoğunluğu onu barış ortamını devam ettirsin diye seçti.
3.Hem kendisine oy verenleri hem de vermeyenleri onlara sormadan tehlikeye attı.
Sonuç: A ülkesinden birçok kişi hayatını kaybetti. Kaybetmeyenler o travmayla yaşamak zorunda kaldı. Bir ülkenin en az elli senesini çaldı. İnsanların yaşama sevincini söküp aldı a ülkesinin lideri ama ona bir şey olmadı. O, kenardan emir verdi ve hayatına devam etti. Yargılanma süreci geçirecek belki ama bu düşük bir ihtimal ve cezasını çekerken de mutlu olacağına eminim bu kişinin.
B ülkesine bakalım:
1.Kimse a ülkesinin liderini seçmedi doğal olarak.
2.Sadece a'nın lideri istedi diye canlarından oldular. Yine a ülkesinin halkıyla aynı kaderi paylaştılar.
Son olarak yenilen taraf büyük ihtimalle kültüründen, tarihinden de oldu. Yani bir ulus yok oldu.
B ülkesinin lideri de a'nınki gibi rahatça yaşadı ve huzurla öldü belki de.
Yani, filler tepişti olan çimene oldu. İşte bu dünya böyle bir yer.

iyi ki varsın

ileleualatyr
“İyi ki varsın be” şeklinde coşkuyla söyleneni bünyemde kıkırdamaya sebep olurken, hafif tebessümle birazcık da gözler dolarak söyleneni karşısında bayılayazmaktayım.
Herkesin hayatında ona iki şekilde de iyi ki varsın diyen birileri olmalı, sizin yoksa sizinki ben olurum canım yazarlarımız :)

yiyip yiyip kilo almayan insanlar

limon
Öyle bir insan olduğum doğrudur :)) "biraz daha kilolu olsaydım daha iyi olurdu" düşüncem dışında hiç de şikayetçi değilim. istediğim her şeyi istediğim zaman yemek gibi bir özgürlüğüm var (malum fiyatlar ve ekonomik durumum el verdiğince).

kişisel gelişimde lattenin yeri

ruhsuz
Ya bu tatlı bir şey ama insanın kendini bulmaya çabalaması genelde acı tecrübelerle olduğu için şekersiz türk kahvesinin daha büyük emeğinin olduğunu,latteninse aradaki ödüller olduğu için daha çok göze batıp böyle bir başlık açıldığını düşünmekteyim.

hangi paralel evrende olmak isterdiniz

andromedus
savaş diye bir kelimenin dahi olmadığı, herkesin hak ettiği değeri gördüğü, suç oranlarının çok düşük olduğu, adaletin her türlü durumda tam ve iyi bir şekilde işlediği, herkesin istediği alanda uzmanlaşabildiği ve bunu yaparken de maddi manevi her türlü desteği gördüğü, insanların korkmak zorunda olmadığı, hiçbir canlının aç kalmadığı bir yerde olmak isterdim.

ömür

moonlight
Aklıma hemen Şükrü Erbaş'tan Ömür hanım' ı getirdi. Her cümlesi çok anlamlı gelir okuduğum günden beri.


Dünya aydınlık sabahlarını yitiriyor usul usul. İnsanın içini karartan bulutların seferi var göğün maviliğinde.Yağmur ha yağdı ha yağacak. İncecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin. Hüznün bütün koşulları hazır. Nedenini bilmediğim bir keder akıyor damarlarımdan. Kalbimin üstünde binlerce bıçak ağzı, yüzüm ömrümün atlası, düzlükleri bunaltı, yükseklikleri korku, uçurumları yıkıntılarımla dolu bir engebeler atlası. Yaşamak bir can sıkıntısı mıdır Ömür Hanım?Her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize? Acıyı görmeyen insan, umutsuzluğu yaşamayan, iliklerine dek kederin işleyip yaralamadığı bir insan, mutluluktan, umuttan, sevinçten ne anlar?Göğü görmeden, denizi görmeden maviyi anlamaya benzemez mi bu? Bir güz düşünün ki Ömür Hanım, ilkyazı olmamış, yazı yaşanmamış. Böyle bir güzün hüznü hüzün müdür? Başlamanın bir anlamı varsa bitişi göze almak, bitişin bir anlamı varsa başlangıcı olmak değil midir?Yaşamı düz bir çizgide tutmak tükenmektir. Yaşamak zorunda olduğumuz şunca yılı aykırı uçlar arasında gezdirip geçirmedikçe, alışkanlıkların sınırlarını aşmadıkça zaman zaman, yaşamak nasıl yenilik olur tükenmek değil de?Yağmur yağıyor ömür hanım... Gökten değil, yüreğimin boşluğundan ömrümün ıssız toprağına... Ve ben sonsuz bir düzlükte bir küçücük bir silik nokta gibi eriyip gidiyorum. Seslensem kim duyar sesimi yalnızlıklar katından?Dönelim... Dönmek yenilmektir biraz da, yarım kalmasıdır çıkışlarımızın, korkaklıktır, alışkanlıkların güvenli küflü kabuklarına sığınmaktır... Olsun dönelim biz yine de. Bilincinde olmadan üstlendiğimiz sorumluluklarımız var. Evlere dönelim, sırtımızın kamburu evlere, cılızlığımızın görkemli korunaklarına, yalnızlığımızın kalelerine dönelim. Ölçüsüz yaşamak bize göre değil Ömür Hanım. Büyürken geniş ufuklarımız olmadı bizim. Küçücük avuçlarımızla sınırlarımızı genişletmek istedikçe yaşamın binlerce engeli yığıldı önümüze. Hangi birini yenebilirdik bunca olanaksızlık içinde. Umutsuzluğu tanıdık, yenilgiyi öğrendik böylece.Yaşama sevinci adına bir tutamağım kalmadı Ömür Hanım. Bir garip boşlukta çiviliyim günlerdir gözbebeklerimden. Sahi nedir yaşamın anlamı? Geriye dönüyorum sık sık yanıt aramak adına, yüreğimin silik izler bırakıp, ağır yükler aldığı zamanın derin denizlerine. Bakıyorum...
6

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol