Ayy su an bulunduğum yerrr🤤❤️
Babaannem can babaannem, sarma sarmış tatlılar yapmış biz geldik diye!
Ben de hemen ev kızı moduma girip bulaşıktır, çaydır hallettim🕺💃
Dedem de ben iş yaptıkça beni övüyor. "Lavinia ne güzel çay döküyorsun bal gibi oluyor tadı bal" dedem dedikce ben coşuyorum. Memleket ya🤤🤤🤤
hayır düşünmüyorum tam olarak fikrilerimi ifade eden bir siyasi partinin var olmasını beklemiyorum ama en azından o kadar parti arasından birisine biraz yakın hissedeyim bari diyorum. yok olmuyor.
0-4 yaş için toplum içinde umursamadan yapılan sonrasında bi 15-16 yaşa kadar toplum içinde yapmaktan utanılan eylem.
Sonra ne mi oluyor? Bir gün içinizdeki o yoğun üzüntüyü eve kadar taşıyamıyorsunuz. Bir bakmışsınız yürürken ağlamaya başlamışsınız. Sonra birkaç kez daha tekrarlıyorsunuz ve görüyorsunuz ki ağlamanız kimsenin umrunda değil. Bunu fark etmenizle üstünüze bir rahatlık çöküyor işte. Sonra zaman mekan fark etmeksizin ağlayabilmeye başlıyorsunuz.
Sonra ne mi oluyor? Bir gün içinizdeki o yoğun üzüntüyü eve kadar taşıyamıyorsunuz. Bir bakmışsınız yürürken ağlamaya başlamışsınız. Sonra birkaç kez daha tekrarlıyorsunuz ve görüyorsunuz ki ağlamanız kimsenin umrunda değil. Bunu fark etmenizle üstünüze bir rahatlık çöküyor işte. Sonra zaman mekan fark etmeksizin ağlayabilmeye başlıyorsunuz.
Niloya'nın en yakın arkadaşı, kendisine sabır diliyorum. Canım tosbik sen bunları hak etmemiştin.
Karnabahar.
her dönemden toplam yazar sayımız 200'ü aşmışken ve burada birbirimize ulaşma imkanımız kolayken böyle bir başlığın faydalı olabileceğini düşündüm. ben ev arkadaşı olmaya talibim. varsa sayın yazarlarımızın tanıdığı, dmden birbirimize ulaşalım. hepimize hayırlı günler.
kurabiye var simit var neye bakıyon lan manyağaam
Eveeet başlığa kaldığım yerden devam ediyorum. İzleyip “bu da iyiymiş ama ilk ona sonra dahil edeyim”dediklerim:
1.About Elly
2.Pororoca (azıcık dram galiba bu emin olamadım.)
3.Source code
4.Enemy (jose saramago'nun kopyalanmış adamı'ndan uyarlama gibi bi şey.)
5.The snowman
6.A quiet place
7.Se7en (şakalar komiklikler)
8.Good time
9.The devil all the time
10.High life
11.Zodiac(on beş bin kere izlediğim için etkisini yitirdi.)
12. Room
Aklıma geldikçe editleyeceğim, üşenmezsem bu filmlere başlık da açacağım. Bakalım.
1.About Elly
2.Pororoca (azıcık dram galiba bu emin olamadım.)
3.Source code
4.Enemy (jose saramago'nun kopyalanmış adamı'ndan uyarlama gibi bi şey.)
5.The snowman
6.A quiet place
7.Se7en (şakalar komiklikler)
8.Good time
9.The devil all the time
10.High life
11.Zodiac(on beş bin kere izlediğim için etkisini yitirdi.)
12. Room
Aklıma geldikçe editleyeceğim, üşenmezsem bu filmlere başlık da açacağım. Bakalım.
Ayak ligamentlerini sattıydım zararını görmedim.
Sevilmek ve sevmek bence insanın yaşamının farklı evreleri için ayrı öneme haiz. Küçükken insan sevilmeli çünkü sevilerek sevgiyi öğrenir sevmeyi becerebilir hayata karşı umut dolu ancak bu şekilde olabilir ama büyüdüğünde bu devam ederse bu sefer sevilme ihtiyacı baş gösterir. Bu da çok tehlikelidir narsisizme kadar gidebilir. Büyüdüğümüzde ise artık birilerinin bizi sevmesine muhtaç olmak yerine bizim bizzat seçtiğimiz şeyleri sevmemiz ve sadece onlar tarafından sevilmeyi istememiz lazım. Çünkü hayata karşı belirli sorumluluklarımız yaşamdaki olgulara karşı belli bir duruşumuz var. Eğer herhangi birinin ilgisine bağlı olursak bu sefer o şeyi etkisini altında oluruz bu da bizim hayatta birey olmamızı engeller. Bireyleri olmayan toplumun sonu felakettir.
"bak spor konusunda hayatta yalan söylemem biladerim on numara vücudun var, kanat ver"
Pet shoplarda uzun bir süredir yapılan fakat aralık 2021'de yasaklanan eylem. 7 ay süre verilmiş, temmuza kadar satış yapabilirler yani.
Bu konudaki yasal süreç bu, kendi görüşlerimi aktarmam gerekirse; iki kuşum var, ikisini satın almıştım ve bu durumdan oldukça pişmanım. Kuşlarımın benimle olmasından çok mutluyum elbette ama onların bu ülkede bile bulunmaması gerekiyordu diye düşünüyorum hep. Yaşam alanları buradan çok farklı çünkü. Onun dışında cins kedi/köpek, egzotik hayvan satışı için de aynı şeyi düşünüyorum. Bu hayvanlara bunu yapma hakkımız yok. Bir yılanı alıp evde besleme hakkımız olmamalı kesinlikle, bir noktada hayvana eziyet.
Şimdiki aklım olsa pet shopa hiç bulaşmazdım ama ilk kuşum gerçekten büyük sayılabilen bir kuş, orta boy papağan olarak geçiyor. kuşu koydukları yeri görünce içim daralmıştı, onun orada yapabilmesi çok zordu mesela. Zaten geldiği günden itibaren bir sene depresyondaydı yavrum. Onu, onların elinden kurtardığım için mutluyum; fakat başta da belirttiğim gibi, keşke bu ülkeye hiç gelmeselerdi. Kendi yaşam alanlarında olsalardı.
Bugün pazarda civciv ve ördek satılıyordu mesela, o hayvanları görünce gerçekten üzüldüm. Yazık yani. Ben bu işin tamamen bitmesi taraftarıyım açıkçası.
Bu konudaki yasal süreç bu, kendi görüşlerimi aktarmam gerekirse; iki kuşum var, ikisini satın almıştım ve bu durumdan oldukça pişmanım. Kuşlarımın benimle olmasından çok mutluyum elbette ama onların bu ülkede bile bulunmaması gerekiyordu diye düşünüyorum hep. Yaşam alanları buradan çok farklı çünkü. Onun dışında cins kedi/köpek, egzotik hayvan satışı için de aynı şeyi düşünüyorum. Bu hayvanlara bunu yapma hakkımız yok. Bir yılanı alıp evde besleme hakkımız olmamalı kesinlikle, bir noktada hayvana eziyet.
Şimdiki aklım olsa pet shopa hiç bulaşmazdım ama ilk kuşum gerçekten büyük sayılabilen bir kuş, orta boy papağan olarak geçiyor. kuşu koydukları yeri görünce içim daralmıştı, onun orada yapabilmesi çok zordu mesela. Zaten geldiği günden itibaren bir sene depresyondaydı yavrum. Onu, onların elinden kurtardığım için mutluyum; fakat başta da belirttiğim gibi, keşke bu ülkeye hiç gelmeselerdi. Kendi yaşam alanlarında olsalardı.
Bugün pazarda civciv ve ördek satılıyordu mesela, o hayvanları görünce gerçekten üzüldüm. Yazık yani. Ben bu işin tamamen bitmesi taraftarıyım açıkçası.
tanışmamda gütf'ün dolaylı olarak da olsa etkisinin olduğu bir... egzersiz? felsefe? bilemiyorum. açıkçası soyut kısımlarıyla pek ilgilenmiyorum. bana yoga yaptıran güç sıklıkla her gün bir öncekinden daha esnek hissetme isteği oluyor. şu sıralar down dog adlı uygulamayı çok severek kullanıyorum. @edu.tr mail adresinizle kaydolduğunuzda 1 temmuz 2021'e kadar (yanlış hatırlamıyorsam) ücretsiz:)) normalde de yaklaşık 1 aylık denemesi ücretsiz oluyor. gerçekten çok beğendiğim için her yerde o kadar çok reklamlarını yapıyorum ki, keşke bana tamamen ücretsiz yapsalar :DD
kafamdaki düşüncelerin sırasıyla yayin yaptigi zor ama bi o kadar da güzel an..
anlamsızca çok severim, gülümseyince gamzesi belli olan arkadaşlarıma gamze kadın&adam diyerek sataşırım, genelsel tatlı bulurum
En sevilen insanlar gibi
Entrylerimin az artılanması:(
Başlığı görünce aklıma geldi 😂
Katılıyorumm. yaşlılık; beden'in ruh'un isteklerini yerine getirtememesidir. bunun temelini, elimize kazma-küreğimizi alıp öğrenmeye çalışırsak karşımıza "eskime" kelimesi çıkacağı aşikardır. Ruh dediğimiz bu evrene ait değildir. Beden eskiyecektir hammaddesi maddedir, Ruh ise eskiyemez hammaddesi töz'dür, nefestir(?) Yaşlılardaki ruh ile bizdeki ruh aynıdır, ruhun istekleri hiç değişmemiştir; sadece eski bedenini özlemektedir. Bir gün biz de bedenin bu haksızlığa huysuzluğuyla, ruh'un hayatı boyunca değişmeyen arzuları arasında bocalayacağız (genç ölümü tatmazsak tabii)
Artık daha minnoş ve daha sertim.
aspavada artık bir kebaba 55 lira verdiğimde belki açlığım azalıyordur ama geceleri bu sefer 55 liranın yokluğu üşütüyor mesela. bir örnek sadece.
Ağustos böceği ile karınca :D
Olan her şeyin ben varken gözümün önünde olması ve benim hiçbir şey yapamam yada daha kötüsü her şeyin ben varken gözümün önünde olması ve benim bunu bile fark edememem
i wanna heal, i wanna feel
like i'm close to something real
like i'm close to something real
Üstümden kuşlar geçiyor, yetmez mi?
Ortaokul yıllarımdan beri günlük tutarım, ara ara bıraktığım da olmuştur.
İlk defterim kara kaplı bir defterdi, her gün 10 sayfaya yakın yazardım. Sonra ne oldu bilmiyorum, kendisini imha ettim.
İkinci defterim kırmızıydı. 8.sınıf ila 9.sınıf arası sonuna kadar doldurmuştum. Şifreli yazdığım bazı şeyleri hatırlamıyorum ama sürekli bir şeyler çizip bir şeyler ima etmişim.
Üçüncüsü nispeten küçük krem renkli, rengarenk baykuşlarla dolu bir defterdi. Çeyreğine kadar yazdım. Yazdıklarım gittikçe seyrekleşti. Zor bit dönemden geçiyordum ve yazdığım şeyleri bir hafta sonra dönüp karalıyordum vs. Defterden içim kaçınca parçaladım, köşelerini yaktım ama atmaya kıyamadım. Bir kenarda duruyor hala.
Dördüncüsü de şu an konuşmadığım bir arkadaşım hediye etmişti, 11.sınıf civarı yazmaya başladım ama sınav senesi yoğunluğundan mıdır bilmem tutunamadım. Bugüne kadar elimde süründü, yarıya ulaştım mı bilmiyorum. Üzerinde bir kedinin yanında 'you're my sunshine' yazıyordu. Mart ayında eve dönerken yurtta bırakıp geldim.
Ve beşincisi. Lila yumuşak kumaş kaplı bir defter. Uzun bir süre günlük hasreti çektikten sonra yurttaki defterime ne zaman kavuşacağımın belli olmadığını kabullenince yeni bir defter tutmaya başladım.
Genel olarak o gün olmuş önemli şeylerden bahseder, onları anımsatacak şeyler çizer ve içimi dökerim. En sevdiğim şey ise geçmişte yaptıklarımı çoğu zaman mutlulukla okumak :)
İlk defterim kara kaplı bir defterdi, her gün 10 sayfaya yakın yazardım. Sonra ne oldu bilmiyorum, kendisini imha ettim.
İkinci defterim kırmızıydı. 8.sınıf ila 9.sınıf arası sonuna kadar doldurmuştum. Şifreli yazdığım bazı şeyleri hatırlamıyorum ama sürekli bir şeyler çizip bir şeyler ima etmişim.
Üçüncüsü nispeten küçük krem renkli, rengarenk baykuşlarla dolu bir defterdi. Çeyreğine kadar yazdım. Yazdıklarım gittikçe seyrekleşti. Zor bit dönemden geçiyordum ve yazdığım şeyleri bir hafta sonra dönüp karalıyordum vs. Defterden içim kaçınca parçaladım, köşelerini yaktım ama atmaya kıyamadım. Bir kenarda duruyor hala.
Dördüncüsü de şu an konuşmadığım bir arkadaşım hediye etmişti, 11.sınıf civarı yazmaya başladım ama sınav senesi yoğunluğundan mıdır bilmem tutunamadım. Bugüne kadar elimde süründü, yarıya ulaştım mı bilmiyorum. Üzerinde bir kedinin yanında 'you're my sunshine' yazıyordu. Mart ayında eve dönerken yurtta bırakıp geldim.
Ve beşincisi. Lila yumuşak kumaş kaplı bir defter. Uzun bir süre günlük hasreti çektikten sonra yurttaki defterime ne zaman kavuşacağımın belli olmadığını kabullenince yeni bir defter tutmaya başladım.
Genel olarak o gün olmuş önemli şeylerden bahseder, onları anımsatacak şeyler çizer ve içimi dökerim. En sevdiğim şey ise geçmişte yaptıklarımı çoğu zaman mutlulukla okumak :)
artık bu işe birinin el atması gerekiyordu yeter.ünlüler aleminde olsun, cemiyetlerde olsun hatta dümdüz halkta olsun..hep bir ben güzelle yakışıklıyla evleneyimler, eşim best model gibi olsunlar..bu nedir dostlar..güzel güzelle evlenirse otomatikman güzel olmayan at hırsızıyla evleniyor e çocuklar da cennet mahallesi aliş oluyor.başlatacağım kampanya ile her güzel bir at hırsızıyla evlensin 150 seneye hepimiz Yunan tanrısı gibi olacağız söz.
İlk adım olarak ben bir güzelle evleniyorum kabul mü?
İlk adım olarak ben bir güzelle evleniyorum kabul mü?
Aradığım ilk şey onun yanında rahat hissedebilmek olur çünkü çoğu insanın yanında uzun süre rahat olamıyorum. Ondan sonra bende olmayan ama imrendiğim özelliklerin onda olması ilgimi çeker. Örneğin kısmen sakin biri olarak enerjisi yüksek kişiler ilgimi çeker çünkü ilişkide onun yanında benim de enerjim yükselir. Ama tüm bunlara sahip birini her gördüğümde içim bi hoş olmuyorsa yine de o insanla beraber olmak istemem.
Kısacası güzellik tek başına yetmez ama güzel bulmadığım biriyle beraber olmak da o kişiye saygısızlık olur.
Kısacası güzellik tek başına yetmez ama güzel bulmadığım biriyle beraber olmak da o kişiye saygısızlık olur.
Oda arkadaşım bu düşünce. Birkaç yıldan beri. Görmeden duramam kendisini özellikle sınavları arefelerinde
çok mutsuzum
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?