Ufuk Hukuk
Akasya durağı Seyid'in karısı Zeyno'nun gerçek hayattaki adı. Alın bu bilgiyle naparsanız yapın :)
uyandım saat üç, dört, beş bana hiç fark etmez
ne zaman çalınsa kalbim
Derler ki: "bir arkadaşa bakıp da çıkacaktık"
ne zaman çalınsa kalbim
Derler ki: "bir arkadaşa bakıp da çıkacaktık"
1923-1938 arasında temsil edilmişim de ben yoktum. Sonra İsmet Paşa'm sağ olsun 50'lere kadar idare etmiş beni fakat kötü haber, o zaman da henüz yoktum.
ya çizgimi bozmak istemiyorum ama zaman zaman bana "allah belasını versin böyle duygunun." dedirten duygudur.
Can sıkıcı durum.
Kızamıyorum ama uykuya; ne de olsa uyku, Atsan atılmaz satsan satılmaz.
Kızamıyorum ama uykuya; ne de olsa uyku, Atsan atılmaz satsan satılmaz.
ilhami abi sen söyle, ben başka ilde miyim?
Red yeterince açıklamada bulunmuş. Kısaca bir şeyler söylemek istersem Benim için kırmızı pazartesinin yeri ayrıdır. Herkesin her şeyi bilmesi ama hiçbir şey yapmamasını öyle güzel hissettiriyor ki insan hayret ediyor doğrusu. Bence en azından kırmızı pazartesi ve yüzyıllık yalnızlık kitapları okunmalı
Bana bir önyargı verin, dünyayı yerinden oynatayım.
Tüm dünya için sadece bir kişi olabilirsin, fakat bazıları için sen bir dünyasın.
Bana bir önyargı verin, dünyayı yerinden oynatayım.
Tüm dünya için sadece bir kişi olabilirsin, fakat bazıları için sen bir dünyasın.
Drabzonspor - Gonyaspor maçı izliyor. Vizyon dediğin:
bi şarkıyı son ses dinlediğin zaman en iyi sen dinlemiş olmuyorsun hatta kulak sağlığına ciddi zarar veriyorsun
Geçen sene cezvesiz çalışanlarıyla konuştuğumda cezvesiz şuan kaldırılan bankların olduğu yerin mülkiyet haklarının sahibi. Sahibi almanyada yaşayan işletmenin çalışanı kışın da kullanılabilir olması açısından etrafı kapalı şekilde düzenleneceğini söylemişti. Açıkçası uzun bir süre bir şey yapılmayınca mavra olduğunu düşünmüştüm ama galiba böyle.
Tanıdığım tüm Hicranlar çok sakin ve mütevaziydi ondan dolayı Hicran ismini oldukça severim.
Parol içmek yerine Allahım lütfen baş ağrım gitsin demek çok daha faydalıdır tavsiye edilir
Dedektif gadget. İsveç çakısı resmen 😂
Fa sol la fa, fa sol la fa sol sol fa sol mi fa sol la
7-8 sene oldu. Bunu melodik şekilde ezberledik. Sayısal ağırlıklı bir sınıftık müzik hocası da her ders gelip bunları da öğrenmeniz lazım falan derdi. Al hocam ezberledik de ben bunu hangi alette nasıl çalacağımı bilmiyorum ki. Ağzımla fa sol la fa diye diye geziyorum ortalıkta.
7-8 sene oldu. Bunu melodik şekilde ezberledik. Sayısal ağırlıklı bir sınıftık müzik hocası da her ders gelip bunları da öğrenmeniz lazım falan derdi. Al hocam ezberledik de ben bunu hangi alette nasıl çalacağımı bilmiyorum ki. Ağzımla fa sol la fa diye diye geziyorum ortalıkta.
Adrien brody ile evgeny grinko, gerçekten aynı kişiler bence.
bireyin kendi akıl sağlığını, verimliliğini ve genel bağlamda iyiliğini düşünerek yaptığı son çare eylemidir. Hayatınıza herhangi bir minvalde, biri hali hazırda girmiş ise ve kendisinin davranışları ya da hayatınıza etkisi düzeltilemeyecek hasarlar verdiyse yapmanızın elzem olduğu iştir. kimse bu işi, karşılaşılan ilk sıkıntıda yapmaz, o raddeye kadar gelindiyse büyük bir sorun vardır zaten. Çıkarınız, sizden daha değerli değildir. yakın zamanda yine yaptım, yapılabilecek en doğru işti. asla kötü bir insan değildi, bana da çok şey kattı. ama iletişimimiz devam etseydi bu sözleri sarf edemezdim. çok başarılı bir doktor olacaktır, umarım her şey gönlünce olur, hep mutlu olur. Ama ben de en azından aynılarını hak ettiğimden kendisi geçmişte kalmış bir insandır. gerekli görüyorsanız yapın sayın yazarlar, kendi kıymetinizi bilin. Sevgiler:)
Bence olgunlaşmanın bir parçası da, bu eylemin bulmaktan daha önemli olduğunu kabullenebilmek. Zor bir şey çünkü genelde sonuca odaklanıyoruz, süreç kimsenin umrunda olmuyor ama süreç bizi geliştiriyor. ne olursa olsun bulamayacağını bilsen de aramak gerekiyor, bulamayacağını anladığında da aramaktan vazgeçmemek gerekiyor.
Bunu kabullenebilmiş değilim, hâlâ bulmakla ilgileniyorum ve tersini başarısızlık olarak görüyorum. Kabullenmek için otuz yaşıma kadar vaktim var bence, o zaman çok büyük olacağım.
On beş yaşıma sorsaydınız sence ne zaman çok büyük olursun diye, cevabı yirmi falan olurdu. Şimdi yirmi yaşıma sorabilirsiniz, cevabım otuz.
Bunu kabullenebilmiş değilim, hâlâ bulmakla ilgileniyorum ve tersini başarısızlık olarak görüyorum. Kabullenmek için otuz yaşıma kadar vaktim var bence, o zaman çok büyük olacağım.
On beş yaşıma sorsaydınız sence ne zaman çok büyük olursun diye, cevabı yirmi falan olurdu. Şimdi yirmi yaşıma sorabilirsiniz, cevabım otuz.
Dolar, daha doğrusu döviz kuru kesinlikle bir ülke ekonomisinde çok önemli bir parametre. Tabi tek değişkenin ve belirleyici faktörün de döviz kuru olduğunu düşünmek saflık olur.
Türkiye'de döviz kuru tartışmaları artık çekilmez hale geldi ve bunun en büyük sebebi herkesin ama herkesin döviz kuru hakkında bir diyeceğinin olması.
Bir dönem hazine bakanlığı yapmış birinin “sizin dolarla ne işiniz var?” Demesi ne kadar abes ve yakışıksız bir söylemse; aynı şekilde doların, dövizin hayatımızın merkezi olduğunu ima ederek yaşamak ve konuşmak da en az o kadar yakışıksız.
Kuru yakın vadede vatandaşlar olarak hiçbir şekilde etkileyemez ve değiştiremeyiz ancak uzun vadede düşük bir döviz kuru görmek istiyorsak işe kesinlikle bunu konuşmak yerine; öğrenerek, öğreterek, fikir üreterek ve geleceğe hazırlanarak başlamamız gerek. Bu bir zevk meselesi değil, koşulsuz bir zorunluluk.
İşin en komik yanı konuyu bu noktaya çektiğimizde doların inişini çıkışını veya mizahını yapanların onda dokuzunun “e, iyi de ben ekonomist değilim.” Diyerek bu “hazırlanma”yı abes görüp kenara çekilmesidir. E madem bu ekonomistlerin işiydi benim güzel kardeşim o zaman ne Diye dolar diye kafamızı şişiriyorsun ya da artık güldürmeyen bayatlamış esprilerini yapıyorsun?
Bizim cevap arayacağımız ilk soru budur. Sonrası malum.
Bu ülkede en azından ucundan kıyısından birazcık eğitim görmüş insanların artık gerçekten halkın konuştuğu şeyleri konuşmayı bırakması gerekiyor. İnsanlar zaten konuşuyor, onlar zaten Duyar mizah kasıyor. Onlar zaten yeterince boş yapıyorlar. Zaten onların ülkeye ekonomik, kültürel, bilimsel, hukuki ya da siyasal zeminde bir katkıda bulunması imkan dahilinde değilken; en azından bu katkıyı sunabilecek olanların kitleyle kitle, çocukla çocuk ya da en amiyane tabirle koyunla koyun olması trajediden başka bir şey değil.
Türkiye'de döviz kuru tartışmaları artık çekilmez hale geldi ve bunun en büyük sebebi herkesin ama herkesin döviz kuru hakkında bir diyeceğinin olması.
Bir dönem hazine bakanlığı yapmış birinin “sizin dolarla ne işiniz var?” Demesi ne kadar abes ve yakışıksız bir söylemse; aynı şekilde doların, dövizin hayatımızın merkezi olduğunu ima ederek yaşamak ve konuşmak da en az o kadar yakışıksız.
Kuru yakın vadede vatandaşlar olarak hiçbir şekilde etkileyemez ve değiştiremeyiz ancak uzun vadede düşük bir döviz kuru görmek istiyorsak işe kesinlikle bunu konuşmak yerine; öğrenerek, öğreterek, fikir üreterek ve geleceğe hazırlanarak başlamamız gerek. Bu bir zevk meselesi değil, koşulsuz bir zorunluluk.
İşin en komik yanı konuyu bu noktaya çektiğimizde doların inişini çıkışını veya mizahını yapanların onda dokuzunun “e, iyi de ben ekonomist değilim.” Diyerek bu “hazırlanma”yı abes görüp kenara çekilmesidir. E madem bu ekonomistlerin işiydi benim güzel kardeşim o zaman ne Diye dolar diye kafamızı şişiriyorsun ya da artık güldürmeyen bayatlamış esprilerini yapıyorsun?
Bizim cevap arayacağımız ilk soru budur. Sonrası malum.
Bu ülkede en azından ucundan kıyısından birazcık eğitim görmüş insanların artık gerçekten halkın konuştuğu şeyleri konuşmayı bırakması gerekiyor. İnsanlar zaten konuşuyor, onlar zaten Duyar mizah kasıyor. Onlar zaten yeterince boş yapıyorlar. Zaten onların ülkeye ekonomik, kültürel, bilimsel, hukuki ya da siyasal zeminde bir katkıda bulunması imkan dahilinde değilken; en azından bu katkıyı sunabilecek olanların kitleyle kitle, çocukla çocuk ya da en amiyane tabirle koyunla koyun olması trajediden başka bir şey değil.
Erasmus
Mutluydum ama yine bir cümle bunu bozmaya yetti. Büyümekten ve o duygudan nefret ediyorum.
İyi geceler ve şimdiden iyi bayramlar :)
İntörnlüğü yarıladığım gündür.
Olur da görüşemezsek iyi günler, iyi akşamlar ve iyi geceler.
Bu şey mi demek: kendi halinde takılan, etliye sütlüye karışmayan, zararsız insancıklar topluluğu mu?
transformers, bildiğim kadarıyla animasyona da girmiyor..
telif haklarının korunması insan hakları evrensel beyannamesi ve fikir ve sanat eserleri kanunu uyarınca temel insan haklarından birisidir. internet ortamında üretilen içeriklerin mali ve yayma haklarında yönetimle anlaşılamadığı için telif kapsamında olan entrylere ulaşım yazar tarafından geçici veya kalıcı olarak durdurulmuştur. bu profilin sahibi telif haklarının tescile tabii olmadığını beyan eder.
Doğum gününüz kutlu olsun sayın ruhsuz, dileklerinizin gerçekleştiği mutlu, sağlıklı ve huzursuzluk kavramını unuttuğunuz bir ömür geçirmeniz dileğiyle nice senelere :)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?