Şöyle bir görsel atıp “evet yhiaaa bu görseldeki gül ben oluyorum işteeeğ” gibi açıklamalar yazan arkadaş. Arkadaşlar siz iyi misiniz? Çok ciddi soruyorum bu soruyu. Böyle bir durumda olduğunuzu düşünüyorsanız bunu dillendirmezsiniz bunu sizi iyi tanıyan arkadaşınız dillendirir “evet ya sen de hep buradaki gül oluyorsun” gibi gibi. Çok gevezelik ettim velhasıl kendini öven insan kendinden soğutur. Hatta bunun bir level üstü ben mütevaziyim diyen insandır. Aman allah korusundur. Lisede arkadaşlarımla “ben çok mütevaziyimdir” esprisini yapardık. Bilin bakalım ne oldu. Üniversiteye geldim ve normal olarak lisedekinden daha olgun insanlarla karşılaşacağımı düşünürken gerçekten “ben çok mütevaziyimdir zaten” diyeni gördüm. Hayat sürprizlerle dolu (sürprizin iyisi kötüsü olmaz*) Edit: ben de nasıl soğumuşsam artık
Bir şey oldu bana. Yerimde duramıyorum yemin ederim. Uyurken bir şey filan enjekte ettiler herhalde. Ya da örümcek filan ısırdı ve sabah süper kahramana dönüşeceğim. Bu enerjinin başka bir açıklaması olamaz. Bir insan aynı anda hem ip atlayıp hem dans edebilir mi? İp atlamaya ara verip oturduğumda bile hareketsiz duramıyorum. Allah sonumu hayır etsin..
yağmur severlerin de bildiği üzere bu havalarda yapması güzel olan birkaç aktivite vardır. - film izlemek. Tercihen dram, gizem gerilim. - ıslanmak. Umarım hava soğuk değildir ve bu maddeyi yapabiliyorsunuzdur. En eğlencelisi bu :) şemsiye kullanmak tabi ki yasak :)) - havanın soğuk olmasını bahane edenlere bir üstteki maddeyi balkonda ıslanmak / üşümek olarak değiştirebiliriz. Kış yağmurlarında tatmin edici oluyor. - sokaklar genelde boş olduğu için yürürken şarkı söyleyebilirsiniz. - sıcak bir şeyler için ve yağmurun sesini dinleyin. - depresif bir ruh haline eğiliminiz varsa kulaklığınızı takın battaniyenizi alın. Ve kendinize ömürden birkaç saat çalın. Uyku serbest. * ıslanmakla ilgili olan aktivitelerden Sonra sıcak/ılık bir duş almanız hasta olmamanız için önemlidir. * ders çalışmayı önermiyoruz. Hepinize sağlıklı günler :)
kuşunuz varsa banyo yaptığı suya birkaç damla damlatın, tüyleri daha parlak oluyor ve zararlı değil. tabii onun yerine papatya da koyabilirsiniz hem daha güzel kokuyor.
Şimdi ben bu filmi bayağıdır bekliyordum. Filmi de izledim. Ulan dedim bu filmi öven adamlar neyi övdü bir yorumlara bakayım dedim. Adam anlatmış anlatmış en sonuna da yazmış filmde biraz diyalog vardı o yüzden sıkabilir. Biraz diyalog denilen yer filmin üçte biri arkadaş. Kitap okur gibi sadece altyazı okuyorsun bir yerden sonra. Twelve angry man izliyorum sandım siyah beyaz da koymuş. Sanırsın universal bütçe kısmış da nolana hiç cgi kullanmayacaksın hiçbir ek bütçe yaratacak senaryo girişiminde bulunmayacaksın, atom bombasının kullanılmaması gerektiğini anlatan (ama amerika atmak zorunda kaldığını da vurgalayacaksın) bir film çekeceksin gibi kriterlere maruz bırakmış. Mesela filmin fragmanına bakıyorsun sanki aksiyon filmi böyle bombalı, alan kapatan sürekli atom deneyleri yapılan kompleks bir film, üç saatlik filmde fragmandaki yerler dışında olay (nolan tarzı olay) yok. Dram filmi tamam ama propaganda izliyorum düşüncesinden dr. openheimerın bilinç karmaşasısını yansıtan 3-5 yer dışında o duyguyu geçirme gibi hissiyatta başarı da olmadı. Nolan'ın keskin sahne geçişleri de zaten bir yerden sonra o kadar fazlalaştı ki yalandan film az daha karmaşıklaşsın diye (abi beynim yandı yaa desinler diye) yapılmış düşüncesine itti. Filmin sonunda da Nolan dram çekerse böyle olurmuş dedim. Kendisine fabelmans öneriyorum speilberg öğretir abime nasıl çekiliyormuş dram biyografi. Elinde mükemmel konu senaryo var, bilimin belki de magazinsel anlamda dünya tarihinde en önde olduğu dönemler, yönetmen de yaşayan en iyilerden ama çıkan bu mu yani dedim. Fragmanıyla beklentisiyle adam kandırıyorlar abe 7-7.5/10 He bu zamana kadar hiç amerika'nın gözünden kendi attıkları atom bombasının olayını bu kadar pr (barbieyle yarışılacak koşun salonlara) ve büyük prodüksiyonla tüm dünyaya anlatılmadı da neden bu zamanda çekildi bu film sorusu da dank ediyor bir yerden sonra. Büyük resmi görmüş dumrulun gözlemiyle şöyle ki arkdaşlar bu amerika baktı herkesin elinde atom bombası (herkes=rus iran çin kim yong un) var, zamanında kyoto'ya atmayalım yeaa orasının tarihsel yapıları çok iyi şımarıklığının üstünü "öyle gerekti, biz pişmanız, intikam falan almayın bizden veya biz kullandık siz de şimdi bize kullanmayın valla yanarız" duyarıyla örterek; karma'yı yok etmeyi amaçladığına yordum. Peki duyar tutar mı bana kalırsa tutmaz ytd
Evet, asıl kötü kendini “iyi” olarak gösteren perilerdir. Hepinizin bildiği üzere masum, bir zamanlar kendi halinde bir fani olan Avni perilerin varlığından haberdardı; bunu da doğal olarak herkese özellikle de Suzan'a anlatma peşindeydi fakat içten pazarlıklı periler Avni'nin bunu unutması konusunda bir şey yapmamakla kalmayıp bu adamı şüphelendirecek hareketlerde bulunmaya devam ettiler. Bu adamcağız da deli muamelesi gördü, gül gibi evliliği bozuldu. Resmen adamın hayatını mahvettiler. Peki, bu mahvettikleri ilk hayat mı?Bildiğimiz kadarıyla hayır. Bir kadın doğum uzmanı olan Taci'yi de köpeğe çevirip bu ülkenin sağlık sistemine darbe vurdular, bu adamın da hayatını mahvettiler. Yazıklar olsun periler alemi ama en çok da sizi iyi sanıp Avni'nin tarafında olmadığımız için bize yazıklar olsun. (bkz: ders çalışmaktan kaçmak için yapılan şeyler)
özgürlük derken tam kastettiğimiz şeyin düşüncelerimizi olduğu gibi korkmadan, çekinmeden ifade etmekten mi bahsediyoruz?
düşündüğümüzde ahlak, aldığımız eğitim, inandığımız değerler gibi şeyler bu durumlar altında özgürlüğümüzün bir kısıtlayıcısı değil midir?
benim inandığım değerlere göre mutlak bir özgürlük teması zaten yok. yani özgürlük dediğimiz bir anlamda subjektif bir kavrama dönüşüyor. benim için özgürlük inandığım, sesli bir şekilde ifade etmek isteyince edebildiğim bir ortamın olması durumudur. yanlış nickname seçimi sebebiyle (yine de bu nickname için değerdi :) ) çoktan ifşa olmuş bir yazar olarak fikirlerimi paylaşırken çekinmiyorum. eksi almaktan da çekinmiyorum. bir anlamda da hoşuma gidiyor burada eksi durumu. insanız sonuçta yanlış düşünebilir, yanlış davranabiliriz. fark edeceğiniz üzere bir çok konuda eleştiri yapıyorum sözlükte. benim için sözlük aynı zamanda kültürel değerlerimin bir regülatörü işlevi görüyor. çevremizdeki olayları durup inceleyerek gün içinde belirli yargılara varıyorum ve gelip burada bir başlık açıp eleştirimi dile getiriyorum. haksız da olabilirim. bu durumda diğer insanların konuya yaptığı katkılar, benim için çok değerli olan eksiler yanlış düşündüğüm bir şeyi, bütünüyle göremediğim bir resmi tekrardan inceleme konusunda benim için çok değerli bir etki yaratıyor.
bir deyiş vardır özgürlüğümüz başkalarının haklarının başladığı yerde biter diye. yani özgürlük tanımında olduğu gibi bir kavram değildir. bu paydada inceleyince ben özgürlüğün tanımının başıboşluğu daha güzel tanımladığını düşünüyorum. kelime anlamı olarak baktığımızda evet özgür değiliz ama biraz da kendi yorumumuzu katmamız gerek değil mi?
özgürlük kavramı aynı zamanda biraz da abartılıyor. özgürlük kavramını incelersek eğer sorumluluk, hak, doğru eylem bunların hepsiyle çelişiyor. bu yüzden kelime olarak özgürlük yerine ideal özgürlük kavramını tartışmalıyız.
sözlükteki özgürlükten bahsetmek gerekirse de bence özgürüz. eksi almaktan çekiniyorsak bu bizim kendimize koyduğumuz bir kısıtlamadır. her şeyi yazamıyorsak, her üslubu kullanamıyorsak bu da diğer yazarlara duyduğumuz saygının bir sonucudur.
en son olarak da sözlüğün kapanmasına yol açacak durumlarda özgür olmamanın sebebiyse diğer yazarların düşüncelerini bu platformda ifade etme özgürlüğününü zedeleyeceği içindir.
ilk örneği habil- kabil. üzülürdüm aslında onlara küçükken habile üzülürdüm iyiydi çünkü ancak büyüdükçe kabil'i de anlamaya başladım. kabil sadece bir insandı. bu yaptığını doğru bulduğumu göstermez ama insandı işte...
yakalayamıyorum geçip gitmesine üzülmekle kalıyorum. 16 17 yaştan sonrası yokuş aşağı. geriye dönüp baktığımda o kadar sene ne yaptım bilmiyorum. dönsen dönülmüyor şimdiyi yaşasan yaşanmıyor
vince gilligan breaking bad'de olduğu gibi burada da klasını konuşturuyor. bana göre son zamanların en iyi dizilerinden biridir ancak yeterli ilgiyi görmüyor ne yazık ki..
Bundan daha kötüsü varmış sözlük: Habersiz gelip bir türlü gitmeyenler. Ben bugün bunu gördüm. Son durum: Panik halinde annemi çağırıp “arkadaşımın covid testi pozitif çıkmış, ne yapacağım ben ya onlara bulaşırsa?” Şeklinde bağırdım. Sonuç:Gittiler.
Ben beni ağaç haline getirip gömmelerini söyledim ama hayatım boyunca bana dayatılan din, ölümümde de peşimi bırakmadı; buraya böyle gömdüler. Ruhuna fatiha.
Sen karşındakine nasıl davranırsan o da sana öyle davranır sözü yalanmış, sen ne kadar yapmazsan karşındaki o kadar yaparmış Bir de eğer birisi sizi suçluyorsa kendisi suçlu olduğu içinmiş
ifşa olmadığım sürece planlamadığım eylemdir. konuşmak konusunda ayarsız tutumlarım nedeniyle ifşa olma süremin beklediğimden kısa olacağına da eminim.
"kendine saygısı olan insan arabesk dinlemez. aşk/fakir edebiyatının en varoş formudur, kulaklara zarardır." eh bir şeyi de bilme değil mi elegantmoon, nitekim bilmiyorsun zaten. illaki kenarda köşede kalmış, ağzını açık bırakacak bir istisna vardır işte. bacak kadarken sarf ettiğim bu söz üstüne şu an geldiğim nokta müzik zevkimin doğu anadolu türlüsünden daha fazla çeşit içermesidir. bendenizi susturan parçayı ekleyeyim: (tam arabesk sayılmaz elbette ama benim gelebileceğim en son nokta bu zaten :)))
Bugün okuduğum bir yazıyı bu köşeye bırakmak istedim. :)
Ne olduysa, hayırlısı olduğu için oldu. Ne oluyorsa, hayırlısı için oluyor. Ne olacaksa, hayırlısı için olacak. Ne kaybettin ki, ağlıyorsun? Ne getirdin ki, kaybettin? Ne yarattın ki, yok oldu? Ne aldıysan, buradaydı. Ne verdiysen, buradaydı. Sana bugün ait olan, dün başkasına aitti. Yarın da bir başkasına ait olacak. O zaman ne için boşuna üzülüyorsun? Değişim evrenin yasasıdır.