eurovision şarkı yarışması

ileleualatyr
2021 versiyonunda İtalya'yı temsil eden rock grubu Maneskin'in, "Zitti E Buoni" adlı İtalyanca parça ile birinci olduğu yarışma.Jüri oyları ekran başındaki herkesi(özellikle beni)ve tabii ki oradaki seyircileri sinirden deli etse de halk oylarıyla bir nebze de olsa jüri saçmalıkları telafi edilebildi.
2013'ten beri katılmamamıza rağmen bugün pek çok vatandaşımız izledi bu organizasyonu.Keşke yeniden katılsak,uzun bir bekleyiş sonrası finali izlesek,Türkiye ne zaman çıkacak diye beklesek,o bekleme süreci bir ömürmüş gibi gelse,özümüze dönsek...
Katıldığımız yıllarda gece geç saatlere kadar oturamayacak yaşlardaydım,hiçbir zaman Türkiye'nin şarkısını canlı dinleyemedim hep uyuyakaldım fakat uyandığımda ilk sorduğum şey “kaçıncı olduk”olurdu.Umarım yakın zamanda yine o heyecan ülkemizi sarar,çocukların da finalden sonraki sabah uyandıklarında ilk sorduğu soru “kaçıncı olduk”olur ve umarım o gün geldiğinde Türkiye'yi canlı olarak dinleyebilirim.
Bu kişiye de sevgilerimi iletiyorum.


hayır diyememek

lavinia
Ya bunun benim için bi sınırı var, kabul edeceğim sey benim açımdan nötr,pozitif veya accık negatif ise hayır diyemiyorum diyebiliriz. Ama olay ciddi boyutlara gelirse de hayır derim tabiki

esra erol müge anlı tayfası

margauerite gautier
Geçtiğimiz günlerde yufkacıya kaçan eltiler vakası sosyal medyada gündem olup da dikkatimi fazlaca çektiği için ilgili bölümü seyrettim ve fantastik esra erol evrenine bu şekilde dahil olmuş oldum. gerçekten hiç beklemeyeceğimiz tipteki insanların ne kadar ilginç hayatlarının olduğuna hayretler içinde tanık oldum.
Bahsettiğim olay hatırladığım kadarıyla tam 3 adet hamide duman adında kadın içeriyordu ve bu 3 hamide duman'dan 2 tanesi eşlerini çocuklarını bırakıp aynı yufkacıya kaçıyorlardı.
Kılık-kıyafetleriyle de toplumun görece gelenekçi kesiminden oldukları izlenimi uyandıran hamide dumanlara şaşkınlık içinde, cem Yılmaz'ın "hani marjinal bizdik" sözüyle seslenmek ve entry'mi burada noktalamak istiyorum sayın yazarlar :)

hastane kokusu

ileleualatyr
Bana çocukluğumda sürekli yediğim iğneleri hatırlattığı için duyunca kanımın çekildiği kokudur.
Küçükken çok sık hastalanırdım,her seferinde de bu sorunu iğneyle çözmeye kalkarlardı.ben de iğnenin i'sini duyduğumda başlardım ağlamaya.bir gün yine iğne olmak üzere sedyeye oturdum ama o sırada o kadar çok ağlıyorum ve bağırıyorum ki hemşirenin işini yapması mümkün değil,neyse hemşire geldi ve muhtemelen beni susturmak için “korkma,sadece kalemle bacağına işaret koyacağım” temalı bir yalan söyledi.buna inanan ben sakinleştim ve kalemi hemşirede görmemle bacağımda bir acı hissetmem bir oldu.Bu nedenledir ki bu kokuyu hiç sevmem.

zaman

privileged of medic
Akıp gider yetişemezsiniz,Alıp gider müdahale edemezsiniz,Katıp gider sevinemezsiniz,acıtır üzülemezsiniz,mutlu eder gülemezsiniz,zihne işler silemezsiniz,kalbe dokunur kabul edemezsiniz.
Çok şey yapar zaman;çok şey yaşatır,çok şey öğretir. Onu diğer kavramlardan ayıran,onu her şeyden üstün kılansa kendine tek çare yine kendisi olmasıdır.
Kendi söküğünü yine kendisi diker. Kendi dağıttığını yine kendisi toparlar. Kendi yaptığını yine kendisi yıkar. Kendine yine kendisi derman olur.
O yüzden onun karşısında elinizden bir şey gelmez. Gücüne,akıp gitmesine,lehinize yA da aleyhinize işlemesine,hiçbir şeyine karışamazsınız.acizlik edersiniz,bazen geçmesini bazen durmasını istersiniz. Ama sadece istemekle kalırsınız.Ona asla müdahale edemezsiniz. Gücü kendinden alan,kendine yine kendi çare olan hiçbir şeye el uzatamazsınız,karşı koyamazsınız.
Zaman kendine çare olandır,insanı aciz bırakandır. Diğer kavramlardan üstün olandır. O yüzden Ona yetişemezseniz de bekleyin o size bir yerde yetişecek,kendi hatasını kendiyle telafi edecektir.

klişe esnaf numaraları

lavinia
Esnaf değil de bir satıcı teyzeyle garip bir anı yaşadım zamanında. Bir erkekle oturuyordum kafede elimde de baskasinin verdiği güller vardı ama teyze olayı yanlış anladı belki de doğru orası önemsiz de ehehe ama gülleri onun aldığını sandi bize kızdı
"asıl gül karşında karşında ne gerek var bu güllere yazık para baydın o kadar" diye
Çok garip bir andı böylelikle kendi sattıklarının da reklamını yapti
11

unutulmayan garip arkadaş

leavesfromthevine
İlkokulda ufuk diye bir arkadaşım vardı ve kimseyle konuşmazdı. Sırasından da kalkmazdı. Ben de benimle iletişim kursun isterdim ve sürekli zorlardım çocuğu. Bir gün bu çabam meyve verdi ama ehehehe. Sınıfta konuştuğu iki kişiden biriydim. diğeri de komşuları olan bir çocuktu.

Edit: düşününce bu huyum hala devam ediyor. İnsan yedisinde neyse yetmişinde de o geyiği. Karşımdaki insan soğuk durup benle iletişim kurmayınca kendimi hala çok kötü hissediyorum ve sanki sorumlusu benmişim gibi geliyor. Ama aptal mıyım neyim her insan benim gibi çenesi düşük, her şeye gülebilen biri olmak zorunda değil. Hatta bazen eğer yanımda yakın arkadaşlarım varken yaşanıyorsa böyle bir durum kulaklarına "ben şu an fazla mı saçmalıyorum o yüzden mi böyle benden hoşlanmamış gibi davranıyor???" Falan diyorum ahajhajajaks

ikinci yarıyıl

girlofmoira
sizce ikinci yarıyıl neler olacak sayın gütfsözlük. okullar açılır mı? açılmazsa pratik dersler nasıl alınacak? yoksa alınmayacak mı? güzide okulumuza ve hocalarımıza kavuşabilecek miyiz?

şalgam suyu

ileleualatyr
Şalgam adlı pancarımsı bir bitkiden üretilen genelde içine siyah havuç falan da konulan içecek.
Acılısı makbul olup içerken kendimi beyaz atlet giymiş göbekli 50 yaş üstü dayı gibi hissetmemi sağlıyor.

yeşil çay

ileleualatyr
Siyah çayın oksijenle tepkimeye girmemiş hali.

Aktardan alınmışı makbul olsa da kokusu kınaya benzediğinden bünyemde bulantı yapıyor. O yüzden utanarak sallama olanlardan içiyorum. Doğadanın yaseminli versiyonu favorim, tadı parfüm gibi.

Yararı çokmuş, google'dan da öğrenebileceğiniz gibi tabii ben sallamasıyla haşır neşir olduğumdan bana faydası ne kadar, tartışılır.

tıpçı vs. mühendis öğrencisi

inthebleakmidwinter
Söyleyeceklerim kesinlikle spesifik hiçbir öğrenciyi kast etmemekle beraber, gördüğüm, dinlediğim, izlediğim ve yaşadıklarım kadarıyla genel olarak mühendis adaylarının tıp öğrencilerinden fersah fersah ötede olduğu acı gerçeğidir. Neden?

Bu ataletin en birincil sebebi mühendis adaylarının kesin bir iş garantisinin olmamasına karşılık her diplomalı tıp öğrencisinin kesin olarak iş bulacağı hakikatidir ki, mühendis öğrencileri özellikle bu sebepten ötürü kendilerini her alanda geliştiriyor ve mesleki gündemlerini sıkı sıkıya takip ediyorlar. Hemen hemen hepsi linkedin hesaplarına sahip ve faal kullanıyorlar, mutlaka staj kovalıyor ve para almasalar bile sırf tecrübe için ellerine geçen her fırsatı değerlendiriyorlar. Bununla beraber gerek Udemy gibi online eğitim platformları gerekse teknofest gibi yarışmalar olsun her bir yerde kendilerini gösteriyor ve yeterli CV adına gerekli olan hiçbir şeyi kaçırmıyorlar.

Bir diğer sebebini görece daha az etkili olsa da öğrenci toplulukları arasındaki farka bağlıyorum ki bizde öğrenci toplulukları genel olarak kendi kendini tatmin etmeye ve ortada gözükmeye yararken, ieee başta olmak üzere pek çok mühendis Topluluğu kariyer ve kişisel gelişim adına özellikle özel sektör işbirliği ile imkanlarının sınırlanırını zorluyorlar. Bunun da ötesinde kovalayan için teknokentler biçilmiş kaftan.

Üçüncül olarak bunu analitik düşünmeye sadık kalmalarına bağlıyorum. Matematik doğayı ve teknolojiyi anlamanın su götürmez bir temeli ve yaptıkları her işi, eğer doğru düzgün yaparlarsa anlayarak öğreniyor ve yapıyorlar. Bizde her ne kadar parçalar arasında ilişki kurmak elzem olsa da kabul edelim ki çoğunlukla hatta neredeyse ezber üstüne ezberle gidiyoruz. Tus bile kısa süreli hafızaya atarak çalışılan ve hazırlanılan bir sınav ne yazık ki. Anlamak bizde neredeyse lüks sayılan bir iş.

Bütün Bunlar bir tıp öğrencisi olarak beni çok üzüyor. Henüz öğrenciyken uygulama geliştiren, büyük şirketlerin ceo'larıyla oturup kalkan, yarışmalarda roket uçuran ve teknokentlerde start-uplar inşa eden yaşıtlarımı görünce kendim ve bölümüm adına çok üzülüyorum. Bizim en önemli görevimiz teşhis koymak veya cerrahlık olmamalı. Teknoloji gelişiyor ve kim olursak olalım bu dünya doğal seçilimin olduğu bir dünya. Kendimizi her alanda güncellemediğimiz sürece er ya da geç bu sistemden silineceğiz. Yurtdışındaki meslektaşlarımıza nazaran pek çok açıdan gerideyiz ve başarılı bir kalp ya da beyin ameliyatının akabinde kendini tanrı sananların bulunduğu bir akademideyiz. Bunlar benim açımdan tam bir hüsran ve kesinlikle çözülemeyecek meseleler değil. Tabi öğrenciye ne kadar düşüyorsa hocalarımıza en az bir o kadar görev düşmekte. Online derste ekran paylaşmayı beceremeyen hocaların okulumuzda hiç de az olmadıklarını düşünürsek durum biraz vahim ne yazık ki.

Söylemiş olduğum her şey yıkıcı bir eleştiriden uzak olmakla birlikte bizatihi içinde olduğum bir akademinin ulusal bir özeleştirisi hükmündedir. Amacım kimseyi kırmak ve incitmek değil, yalnızca bu gerçeğin perdesini şahsım ve okuyan herkes için bir nebze de olsa aralayabilmektir.

toplum baskısı

darklife
Toplumsal baskı ve aslında her türlü baskı kaybetmeye mahkumdur, baskıyla hiç bir şey eksilmez aksine baskı birleştirip sertleştirir...
Rehavet çok şey kaybettirir...

bugün

limon
günlük dozumu almak için geldim. Değerli yazarlar yine muhteşem entrylerle sözlüğü şenlendirdiği için tebessüm ederek uyuyacağım. Teşekkür etmeden uyumak istemedim klavyenize sağlık, iyi geceler :))
1

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol