Mükemmeliyetçisin ve bu berbat bi özellik. Hiçbir zaman bir konuda yeterli ve iyi hissetmiyorsun ve hep kendini kötülüyorsun. Şunu derken bile ama berbatım zatenn diyosun kendine. Şunu bıraksan var ya uuf
Bi de biraz yavaş sinirlensen keşke
ben değilimdir kalan yarışmacılara da başarılar dilemiyorum
Satoshi Konvari planlara sahip Donald Glover dizisi. Atlanta'yı sevdiyseniz hoş bir alternatif olacaktır. Hazır Satoshi Kon demişken Perfect Blue'yu öneririm. Zira Japonya'daki "idol" kavramını anlamak dizinin etkileyiciliğini de arttıracaktır.
boşvermişlik..hele ki çok düşünen kafaya takan biriyseniz ikinci baharı yaşarsınız. her şeyi de kontrol edemem yapabileceğim bir şey yok deyip koyver gitsin moduna geçiyorsunuz. Artık saatlerce uykusuz kalmıyorsunuz, kafanızı koyduğunuz gibi uyuyorsunuz. siz sadece bir insansınız ve her şey sizin denetiminizde olamaz rahatlayın ve boşverin.
Eğlenceli ve komik ama bir o kadar da yorucu. O kadar çok araba uçurduk ki çağ atlamamıza ramak kaldı :))
Esnafın fişi çekilmiştir söyleyeceklerim bu kadar.
Edit:Virüsten değil de az da açlıktan ölüversinler.
Edit:Virüsten değil de az da açlıktan ölüversinler.
bu arkadaşımız gibi cemaat yurdunda süründürülen bir sürü öğrenci var ve yaşanan bu olay sonucu yetkililerin hiçbir şey yapmaması çok üzücü. geçtiğimiz ay yine böyle bir yurtta satırla öğrencinin kafası kesilmişti. böyle dehşet verici bir olay yaşanmışken bu yurtlara hala nasıl soruşturma vs kapsamlı bir incelemede bulunulmuyor? hala bu yurtlarda öğrenci bulunmasına izin vermek diğer öğrencilerin intiharına/katledilmesine/acı çekmesine göz yummak değil de nedir?
anneme sorsanız benim ağzım çok bozuk, çünkü en ufak bir kaba kelimeyi bile küfür olarak değerlendiriyor kendisi :) bana sorarsanız eh işte. yani ağzının bozuk olması gerçekten çok göreceli bir kavram, birisinin ağır bir küfür olarak değerlendirdiği bir kelimeyi başkası çok normal bir kelime olarak algılayabiliyor.
ben bazı küfürlerden nefret ediyorum, çok itici ve mide bulandırıcı geliyorlar( hoş istemsizce kırk yılda bir onları da söylediğim oluyo içimden ama..) bazılarını ise söylüyorum valla bile isteye. söyleyebileceklerim nerde ve kimin yanında olduğuma göre değişiyor. ortalık yerde küfretmem yani. mesela bazılarını sadece evde söylerim (hatta bazen bir yere tam uyacak bir sözcük oluyor ve benim çok komiğime gidiyor, o zaman sadece kardeşime söylüyorum ve birlikte gülüyoruz :)), bazılarını çok yakın arkadaşımın yanında da söyleyebilirim vs.
içimden ya da etrafta kimsecikler yokken özgürce kullanırım birtakım kelimeleri :) sürekli kendi kendime konuşan bir insanım yani kendimle beraber çok şeyi yorumlarız, bu yorum ve değerlendirmeler sırasında da kullanırım bazı küfürleri. bazı olay ve durumlara bazı kelimeler cuk oturuyor, işte böyle zamanlarda dışımdan söyleyemesem bile içimden geçiririm yani. yani şöyle bakınca küfretmek hoş bir şey değil, kimseye de yakışmıyor ama çok da kasmamak lazım galiba, bazen yerine ve zamanına göre söylenebilir. ama büyüdükçe bırakmayı düşünüyorum, evde bile söylemeyeceğim yani, sadece içimden söyleme moduna geçeceğim :))
ben bazı küfürlerden nefret ediyorum, çok itici ve mide bulandırıcı geliyorlar( hoş istemsizce kırk yılda bir onları da söylediğim oluyo içimden ama..) bazılarını ise söylüyorum valla bile isteye. söyleyebileceklerim nerde ve kimin yanında olduğuma göre değişiyor. ortalık yerde küfretmem yani. mesela bazılarını sadece evde söylerim (hatta bazen bir yere tam uyacak bir sözcük oluyor ve benim çok komiğime gidiyor, o zaman sadece kardeşime söylüyorum ve birlikte gülüyoruz :)), bazılarını çok yakın arkadaşımın yanında da söyleyebilirim vs.
içimden ya da etrafta kimsecikler yokken özgürce kullanırım birtakım kelimeleri :) sürekli kendi kendime konuşan bir insanım yani kendimle beraber çok şeyi yorumlarız, bu yorum ve değerlendirmeler sırasında da kullanırım bazı küfürleri. bazı olay ve durumlara bazı kelimeler cuk oturuyor, işte böyle zamanlarda dışımdan söyleyemesem bile içimden geçiririm yani. yani şöyle bakınca küfretmek hoş bir şey değil, kimseye de yakışmıyor ama çok da kasmamak lazım galiba, bazen yerine ve zamanına göre söylenebilir. ama büyüdükçe bırakmayı düşünüyorum, evde bile söylemeyeceğim yani, sadece içimden söyleme moduna geçeceğim :))
Dünyanın bahtsızlığı, yeryüzünde pek az özgür insan bulunmasında.
(Maksim gorki, ana kitabından)
(Maksim gorki, ana kitabından)
çocuklara "gelecek sizsiniz" diyoruz,
ama geçmişten kalan enkazı kaldırmadan veriyoruz o geleceği.
onlar umutla çiziyor güneşi,
biz gökyüzünü griye boyuyoruz her haberle.
onlar her şeyi soruyor,
biz hâlâ cevap vermemeyi marifet sayıyoruz.
çocuklar oynarken düşebilir,
ama bazıları öyle bir kalkıyor ki,
büyüdüğünde kimseye yer bırakmıyor.
çocuklara dürüstlük anlatıyoruz,
ama en çok yalanı yüksek sesle söyleyenler alkış alıyor.
çünkü bazı ağızlar, zamanla değil, çıkarla büyüyor.
bir çocuğun utangaç bakışı,
koca bir kürsüden daha çok şey anlatır aslında.
yeter ki dinlemeyi bilelim.
yeter ki susturmayı alışkanlık etmeyelim.
23 nisan kutlu olsun.
çocuk kalanlara,
çocukların gözünün içine bakınca yüzü kızaranlara…
ama geçmişten kalan enkazı kaldırmadan veriyoruz o geleceği.
onlar umutla çiziyor güneşi,
biz gökyüzünü griye boyuyoruz her haberle.
onlar her şeyi soruyor,
biz hâlâ cevap vermemeyi marifet sayıyoruz.
çocuklar oynarken düşebilir,
ama bazıları öyle bir kalkıyor ki,
büyüdüğünde kimseye yer bırakmıyor.
çocuklara dürüstlük anlatıyoruz,
ama en çok yalanı yüksek sesle söyleyenler alkış alıyor.
çünkü bazı ağızlar, zamanla değil, çıkarla büyüyor.
bir çocuğun utangaç bakışı,
koca bir kürsüden daha çok şey anlatır aslında.
yeter ki dinlemeyi bilelim.
yeter ki susturmayı alışkanlık etmeyelim.
23 nisan kutlu olsun.
çocuk kalanlara,
çocukların gözünün içine bakınca yüzü kızaranlara…
iban numarası ekran görüntüsü olarak atılmaz!
Büte kalma değil de sokakta kalma korkusu sardı beni. 30 haziranda yurt kapanıyormuş. Lütfen bu sıcak yaz aylarında kapınızın önüne yemek su falan koyun da sokakta yaşayan Poyrazlar hayatta kalsın..
Bu yıl muhteşem olacak ve yaralarımızı saracak. Neden?
İlk günü pazartesiye geliyor.
Çift sayı.
4'ün katı yani 366 gün var.
İlk günü pazartesiye geliyor.
Çift sayı.
4'ün katı yani 366 gün var.
Memleketin gelmiş geçmiş en güzel insanlarından biridir. Aynı zamanda sanatçının ta kendisidir. Bir daha onun gibisi gelmedi, gelmez. Sahip çıkmalı..
denizliliyim derken zılgıt gibi oluyor denizlilililillil
but i love your feet,
only because they walked
upon the earth and upon
the wind and upon the waters,
until they found me
Pablo bey işte :')
only because they walked
upon the earth and upon
the wind and upon the waters,
until they found me
Pablo bey işte :')
her allahın günü yaşadığım histir
Yazarlarımız pazar iznine çıkmış galiba, e ben de gideyim bari. Ek mesai ücretim de ödenmiyor zaten.
her ne kadar sütlü peçete diyenler olsa da benim sevdiğim tatlılar arasındadır.o hafifliği,şerbetli tatlılar gibi kesmemesi,serinletmesi falan beni gayet mutlu eder.daha napsın ki :(
ben dayanamıyorum artık ya! yazamıyorum da bir şey. tek söyleyebileceğim videosuyla her karşılaştığımda kendimi onun yakınlarının yerine koyduğum. onun yerine koymaya cesaret edemiyorum çünkü. gerçi hangisi daha acı daha zor bilemiyorum. enes seni tanımıyordum belki ama gittiğin günden beri seni bir yerlerden çok iyi tanıdığım hissi bırakmıyor peşimi. ve videonu her görüşümde o güzel yüzün daha da acı veriyor. bir daha arkadaşlarınla sohbet edemeyeceğini, kahkahalara boğulamayacağını… biliyor musun ne yazsam yansıtamıyorum içimdekileri. çok öfkeliyim. çok üzgünüm. bir tek bunları seçebiliyorum duygularım içinden. ve dostum senin bu dünyadaki varlığını çok özleyeceğim. umarım gittiğin yerde huzurlusundur.
Son paylaştıkları entry'de arka plandaki fotoğrafla beni güldürmüş hesap.
Hemen beğenin, entry benim. Yoklama alıyorum!!!
Hemen beğenin, entry benim. Yoklama alıyorum!!!
eft ücreti vermekten nefret ettiğim için birçok kez bankaya yürüyüp bir bankanın atmsinden parayı çekip diğerine yatırmışlığım var
Tears Dry On Their own ve back to black adlı çok sevdiğim iki parçanın sahibi hanımefendi.
Zamansız ölenler listesinde üst sıralarda maalesef.
Zamansız ölenler listesinde üst sıralarda maalesef.
Ayy kulakli uyuyakalan birisinin kulağında patlamıştı. Küçükken görmüştüm haberi. Çok korkarım kulaklıkla uyuyakalmaya :(
Tabi ki ev. Çıkın çıkın gidin. Bir yaştan sonra insan katlanamıyor yurda. İlk yıllar eğleniyorduk falan güzeldi. Şu an kafam kaldırmıyor. Bıktım kızların bağırış çağırışından.
Sanırım orta okuldaydı bir hocamız "mesleği yapana sormamak lazım." demişti ki bence bir yerde haklı. Bugün doktora sorsak tıp yazmayın der. Avukata sorsak hukuk okumayın der. Mühendise sorsak mühendislik fakültesine gitmeyin der (istisnalar tabii ki var). Asıl olay sayın (yazar: kaira) yazarımızın da yukarıda belirttiği gibi artı ve eksilerinin iyice açıklanması, bunun akabinde tercihin kişiye bırakılması, baskı yapılmaması. Yani yazma diyorsa neden yazmasın? Yazmayıp ne yapsın mesela, nereye gitsin, neyi tercih etsin? Başlıktaki gibi bir tavsiye verilebilir tabii ki ancak bana göre bunun gibi bir tavsiye veren kişi nedenini de anlatmakla yükümlü.
İyi ki varsın
şüphesiz kamu spotu reklamıyla; paketin üstüne içerseniz çocuğunuz böyle olur, ölürsünüz, ciğeriniz size öbür tarafta musallat olur türevi şeyler yazmakla insanlara yaptırılamayandır.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?