fakülteye girince fark edilen detaylar

selektor yapan yildiz
Tıbba başlamadan önce tanıdığınız arkadaşlarınızla muhabbetlerinizin, hatta ileri götürüyorum, yaşam şeklinizin farklılaşmaya başlaması.

Onların dertleri, kendi aralarındaki muhabbet artık size yabancılaşmaya başlar, Pek tabii sizin ki de onlara. Her ne kadar ortak noktalarınız devam etse de bu gerçek doğal olarak vuku bulur.

14 mart

ruhdoc
Zaman zaman hekim kimdir sorularına sebebiyet veren bir yeri de var 14 martın. Özellikle bir kısım diş hekimi ve veteriner hekim kendilerinin tıbbiyenin bayramında hakkı olmadığını düşünüyor. Ancak bunun doğru olmadığına dair bazı yorumlar var. Bu yorum şu şekilde:
mekteb-i tıbbiye-i şahane içerisinde iki ana bölüm mevcuttu. Bu bölümler Tıbbiye-i amire ve Cerrahhane-i Amire şeklindeydi o zamanlar. Diş hekimi olabilmek için Cerrahhane-i Amire içerisinde yüksek lisans seviyesinde bir eğitim almak gerekliydi. Baytar mektebi de yine aynı şekilde mekteb-i tıbbiye-i şahane içerisinde kendine yer bulmuştur. Buralardan yola çıkarak Tıbbiyelinin bayramının hekimleri ayırmaksızın tüm hekimlerin asıl bayramı olduğunu düşünmekteyim.

insanları photoshop yapmaya iten nedenler

prime
günümüz dünyasında fark ettiğim üzere daha çok kadınlar tarafından kullanılıyor. sebebi ise bana kalırsa her gün farklı fani boyutlara çıkarılan güzellik algısı. şöyle bir şeyi paylaşayım. bir arkadaşımla konuşurken konu konuyu açtı. anoreksiya nevrozanın kapısından döndüğünü öğrendim. işte birlikte altında yatan sebebe inmeye çalıştığımızda şunu fark ettik. kadınların güzellik algılarını yine kadınlar belirliyor. çıtayı onlar istediği yere taşıyor tamamen. en basitinden örnekler vereceğim şimdi. bir yıl boyunca birbirini görmemiş iki kadın düşünün. bu iki kadın buluşunca konuşma "aa ne kadar kilo vermişsin/almışsın?" ile başlar. ve son zamanlarda da insanın gözünden kaçması mümkün olmayan bir estetik ve makyaj furyası aldı götürüyor. bunu insanların gözüne gözüne sokup sonra da çıkıp alessia cara - scars to your beatiful şarkısı altında filtreyi kapatıp makyajı kaldırıp "beautiful just the way you are" sloganını ortaya atıyorlar. kadınlarda çok daha baskın olmakla, erkeklerde de yavaş yavaş başlamakla birlikte insanları photoshopa yine insanlar itiyor. sosyal medya da bunun yayılım kanalını oluşturmuş oluyor. sosyal medya kullanımı arttıkça da daha kötüye gidiyor. katılmayanlar olabilir ama insan bi durup dışarıdan bakınca şunu görüyor hadi biz yine belirli bir birikime sahip olduğumuz için ayırt edebiliyoruz ama herkes bu şekilde değil. özellikle de lisede zaten içsel bunalımlarla mücadele eden blue çağındaki bireyleri düşününce onca influencer'a özenmediklerini, kendilerini izole tutabildiklerini söyleyebilecek birisi varsa muhtemelen aynı dünyalarda yaşamıyoruzdur...
2

aşık olma belirtisi

ruhdoc
Beynin ve kalbin alışkın olmadığınız şekilde çalışması. Hele hele mantığın önplanda olduğu biriyseniz bunu anlamak biraz zaman almakta. "Aga bana noluyor, neden böyle yaptım" gibi değişik modlara giriyorsunuz. Hatta normalde sinirden köpüreceğiniz bir olayda enteresan bir şekilde sakinlikle davranıp kendinize daha çok şaşırdığınız evrelerde olur. Tabi araya mesafeler girince işlerin rengi de değişir. Aydınlanma yaşarsınız...

emre durmuş

highwaytohell
gezip gördüğü yerlere dair videolar çeken youtuber.
youtube'a ilk başladığı zamanlar deli gibi izlerdim..videoları keyifli geliyordu.ama "bana bir şey katsın ya.." gibi bi amaçla izlemiyordum.ki bu amaçla izlenirse beklentinizi karşılamayabilir..her neyse.son zamanlarda videolarından eskisi gibi tad alamıyorum.eskisi kadar da aktif değil zaten.eskiden her şey daha amatörce ve içtendi sanki videolarda ama şimdi profesyonellik uğruna samimiyetini kaybetti gibi hissediyorum. ;(

roman okumanın bize birden fazla hayat imkanı sunması

poyrazkarayel
elimde kuyrukluyıldız altında izdivaç.. Hüseyin Rahmiyi hayal ediyorum bu romanı yazarken onlarca yıllık gözlem, mahalle ağzından bize aktardığı çeşit çeşit insan profili ve toplumsal perspektifi görüyorum. Hüseyin Rahmi kim bilir hangi yaşadığı tatsızlıklardan ne sevinçlerden sentez yapmış da gerçeğe bu denli yakın bir 'hayat projeksiyonu' yansıtmış okura.

Misal chuck palahinuk'u düşünüyorum. Yeraltı edebiyatı deyince akla ilk gelen ismi. Görünmezlerin feneri, belki de beyaz zencilerin kalemi olmuş bu yazar sıradan insana çok uzak hayatları baştan sona orijinal ve yaşayış tarzıyla hayranlık uyandıran bir Tyler durden ya da bir misyoner hayatını işleyen laf arasında binbir türlü hayat tavsiyesi ve adab-ı muaşeret kırıntıları sunan Tender Branson karakterini hayranlıkla okuyorum.

Roman okumasam hem bu yazarların hem de bu karakterlerin yaşamlarından kendime pay çıkarmak olanaksız olacaktı yahut ders bir yana böyle lezzetli bir hayat deneyimine sahip olamamanın bir nebze de olsa ağza bir parmak bal çalan güzelliklerini göremeyecektim. Roman okumak bu yüzden bana birden fazla yaşamın tecrübesi, keyfi ve farklılığını ilk elden yaşatıyor..

istenmediğini hissetmek

leavesfromthevine
Eskiden, baya bir eskiden, böyle hissettiğim çok olmuştu. Bu yüzden insanların içinde olmak istemiyordum. Olduğum her yere fazlalıkmışım gibi geliyordu. Zamanla değişti. Bir de ne demişler: tebdil-i mekânda ferahlık vardır. Aynen öyle.

yaşlılar

deli dumrul
Ölüme yakınsamaktan mütevellit büründükleri depresif hava veya hayatın boş olduğunun bilince yansımasından kaynaklı çocuksuluk biraz da anılarda yaşamaktan sebebiyet geçmişteki hatalar kaynaklı tecrübelerin nasihatleri. Bunlarla özetlerim yaşlılığı aklıma ilk geleni ise murat dedem doksan beşini devirmiş koca bir çınar

Dedem hep şu meşhur esnaf koltuğunda oturur. Yüz alır, otuzun üstüne yetmiş sayar para üstünü bir çırpıda verir. Halin vaktin nasıl derim tekte duyarsa der; başım ağrıyor ben de migren var sen biliyon.. beni nasıl perişan eder o var ya, oy oy der. anlatır; gittim doktora bulamadı bir şey başkasına gittim ankaraya baktı baktı benden sağlamsın sen dedi (basar o ara kahkaha) bunun çaresi yokmuş, hap atarım öyle. otuz senedir başım ağrır başka bir şeyim yok Allaha şükür. Dedem o ara elli alır, yirminin üzerine otuz sayar para üstünü yine bir çırpıda verir. Çay söylim sana çay, içersin di mi doktor çay? Esnaf çayı tadından sohbetinden doyum olmaz. Kaçıncı sınıfsın şimdi? Üç (buçuklu) Sen bitirirsin de ben görür müyüm bilmem? Amann dede sen dee.. yapma etme dur, n'ettin daha benden gençsin.. yine başkası gelir marlboro touch blue ister yetmiş alır, elli beşe on beş sayar verir para üstünü. Beşinci muradım ben der dedem v. murat! (Basar kahkaha ömre bedel) 🧿
3

eskiden evlerin ahşap yapılmasının sebebi

sokratesla
özellikle osmanlı'da ve doğu kültüründe çok yakın bir zamana kadar, mermer ve taş teknolojisi olduğu halde evlerin ahşaptan yapılmasına çok şaşırırdım. daha sonra elime son osmanlı dönemlerinde yazılmış bir kitap geçtikten sonra oradaki bir cümleye kalbimi verdim:
“osmanlı döneminde, halktan kimse evlerini taş veya türevi şeylerden yapmazdı. eğer biri yapacak olursa, konu, komşu, ahali derdi ki: 'hayrola bey, bu dünyada kalıcı olmak gibi bir niyetin mi var !?'”
2

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol