the away days

ileleualatyr
2012'de kurulan Türk müzik grubu.
Tüm şarkılarını rastgele dinleyip bunlar da kimmiş diye baktığımda Türk olduklarını öğrenmem bende bir şok etkisi yaratmıştı.(Bu da böyle bir anımdır.)
2020'ye kadar en sevdiğim şarkıları World Horizon'dı şu an gönlümdeki tahtını Sadness will Last forever'a bıraktı. Buyrunuz:
1

çimen show

ileleualatyr
Fazlı polat ve cem işçiler'in uzun süredir yaptığı program.
Bir arkadaşım çok izliyor ve seviyordu. İlk kez ondan duyduğumda pek ısınamamıştım ve açıp izleyesim gelmemişti çünkü genel olarak komedi temalı bir şeyler izlerken çok ama çok sıkılıyorum. Geçen gün tesadüfen karşıma çıktı ve nasıl olduysa izlemeye başladım. Gerçekten arkadaşımın sevdiği kadar varmış, uzun süredir bu kadar gülmemiştim. İzlerken sıkılmadım da çünkü sürekli farklı kişiler konuşuyor. Bu zamana kadar izlemediğim için gerçekten üzgünüm.

spotify

limon
Boşu boşuna ödeme yaptığım uygulama. Çevre baskısı ile zorla kullandırılmaya çalışılıyor, hâlâ direniyorumm.
YouTube premium aynı işlevi görmüyor mu??
5

büyümek

deli dumrul
Bu hissi liseye geçtiğimde yaşamıştım. 6 yıllık sınıf arkadaşlarımdan ayrılınca, onları özlemek ve büyüdüğümün farkına varmak arasında gidip geldiğim duygularla ilkokula-ortaokula giden çocuklara imrenirdim. Hala daha nerde yanındaki çocuğunun çantasını taşıyan ebeveyn&çocuk ikilisi görsem uzun uzun incelerim

ciddi anlarda gelen gülme

armut
Hayatımdaki sorunların üstesinden gelmek için daima gülüp geçmeye çalışan birisi olarak sık yaşadığım şeydir. Ne kadar çok gülersem o kadar kolay geçeceğine kendimi alıştırmamın yan etkisidir.

rüya görmek

ileleualatyr
Bazı rüyaları o kadar sık görüyorum ki artık favori rüyalarım gibi bir kategorim oluştu kendi zihnimde. Bir tanesi Rusların bize savaş açtığı ve beni biyoloji öğreteyim diye cepheye(?) çağırdıkları rüyam mesela.

hayatta aradığını bulamamak

windmill
yaşlı insanlarımızın yüzündeki yorgun ifadenin bu sebepten olduğu söylenir. ne kadar doğru bilmiyorum yaşayıp göreceğiz. tek bildiğim bu dünya için yaratılmadığımız, başka bir yer var biz orası için hazırlanıyoruz. hayatın doyum noktasına ulaştırmama sebebi budur bence.

büyüdüğünü anladığın an

poyrazkarayel
-artık yüksek sesle müzik dinlerken 'başım şişiyor '.yok artık öyle son ses müzik dinleyip bağıra bağıra söylemek.yine bir gülnihâl falan bundan sonra.

-en önemlisi ise annem ve babam birikmiş parayı hangi yönde kullanalım kritiği yaparken bana da danışıyorlar.ablam bu kulvarda yok.bu olay ilk oldugunda biraz garipsemiş üzülmüştüm hatta.lan ben bu kadar hızlı büyümek istememiştim niye böyle oldu.normalde küçükken babayla markete gidilir hangisini istersin diye sorulurdu.simdi ev mi araba mi almalı,sence şu an döviz alınır mı oldu sorular.ufaktan baba olacak yaşlara gelmek bir yandan gurur verici ama bir yandan da geriyor.daha ben hangi abur cuburu yesem 2 saat düşünuyorum, bir de minik insanın canı ne çekiyor onu bekleyecegiz te allam ya..

bir şey itiraf et

ileleualatyr
kafam karışık. hem de çok karışık, baruthane pilavcısının yemekleri kadar karışık. her konuda çok ama çok karışık. Senin biraz kafan mı karışık? Evet, karışık. Ortaya, ortaya karışık.

alfred hitchcock

red
psycho, rear window, vertigo, north by northwest, notorious, rebecca gibi birçok kült filme imza atmış, filmleri sinema öğrencileri tarafından hala tez konusu olarak ele alınan, korku-gerilim filmlerinin üstadı ünlü ingiliz sinema dehası. filmleri şimdi izlendiğinde yıllardır ekranlarda bolca kan görmeye alışmış biz sıradan sinema izleyicilerine pek korkutucu gibi görünmeyebilir ancak çıktıkları dönemde her biri yenilikçi ve cesur olmalarıyla öne çıkmışlardır. örneğin ikonik duş sahnesini ele alalım; o zamanlar sinemada ağır sansür dönemi olduğunda bırakın filmde birisinin bıçaklanmasını göstermeyi, mesela filmde klozet gösterilmesi bile büyük bir ayıp sayılıyormuş. hitchcock ise dehasını kullanarak bu sorunu çözmüştür. çok fazla cut ve farklı kamera açısı kullanarak aslında bıçaklanma göstermeden izleyenin bıçaklanma eylemini kendi kafasında imgeleştirmesini sağlamıştır. sinemalarda birsürü insanın çığlık attığı, filmden çıktığı, hatta bayılanların olduğu söylenir.



hitchcock sinemasının en önemli özelliği o tedirgin bekleyiştir. zaten kendisi de yapmak istediği sinemanın seyirciyi çığlık attırmak üzere kurulu olduğunu söylüyor. filmlerini her an bir gerilim unsuru çıkacakmış hissiyle izlemekten kendinizi alıkoyamazsınız. işin ironik yanı ise, hitchcock filmlerini yayınladığı dönemlerde hiç ciddiye alınmayan, filmleri 2. sınıf kabul edilen bir yönetmendi. zaten eğlenceli, şakacı ve sürekli sarkastik konuşan bir kişiliğe sahipti. sürekli espriler yapar, filmleriyle dalga geçerdi. dehası ve yeteneği zamanla anlaşıldı. onun şu muhteşem sözüyle bitireyim ”Benim filmlerim yaşamdan bir dilim değildir; pastadan bir dilimdir.”
2

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol