Yiğidi öldür hakkını yeme demiş atalarımız. Çok haklılar. Benim şöyle bir tavrım oluyor, pasif agresiflik belirtisi olabilir bu pek tabii: Kitaplarını pdf şeklinde okumak, satın almamak ya da şarkılarını YouTube'tan başka kanallardan dinlemek ya da filmini, dizisini korsan olarak izlemek. Yani bunları daha çok taciz skandalları ortaya çıkanlar için yapıyorum. Mesela woody allen'ın filmlerini severim ama sinemaya gidip izlemem, çünkü para kazanmasını istemiyorum. Hasan ali toptaş'ın almadığım kitaplarını pdf olarak okurum ama gidip satın almam çünkü o kişiye beş kuruş bile kazandırmak istemiyorum. Kendi içimde böyle bir karar aldım, ne kadar tutarlıyım tartışılır ama ben mutluyum böyle, n'apalım?
Eski şarkılarını küçükken popstar havasıyla söylediğim güzel şarkıcı. Cesur biri, ülkenin aydınlık yüzü. Bana da ülkemin güzel zamanlarını hatırlatıyor.
Biraz kendime benzetiyorum bu adamı. Sürekli dilinde aşk, aşkın kendisine aşıkmış gibi. Elli yaşında ama serseri diyebilirim kendisi için, seviyorum seni yaşar abi, amca, dede?
büyüktür. aynı kitabı farklı yayınevlerinden farklı fiyatlara alma sebebimiz ayrıca. çünkü çevirmek birebir kelimeyi bir dilden bir dile transfer etmek değil, aynı zamanda karşındaki okuyucunun kültürel değerlerine ve günlük kalıplarına da hakim olman gerekiyor. özellikle bu durum, şiir çevirilerinde çok daha önemli.
ay cidden, çeviri şiir okumak zorunda olmak bu hususta en kötü şeylerden biri olabilir. bu ne oğlum diyesim geliyo dkdld bkz.şiirde ahenk ve söz sanatları
Daha güne yeni başlamıştık ki hem kötü bir kahvaltı hem kötü bir ders seçimi yaşadım. Neyse sözlük, günün geri kalanı iyi olacak. Şimdi ders çalışacağım, kbe'den sonra fularımı takıp bergman adası'na gideceğim ve bu bana iyi gelecek, yaralarımı saracak.
sebepsiz mutluyum, hayatımda değişen hiçbir şey yok ama sanki biri bana sihir yaptı ve tüm negatifliğimi, hüznümü aldı götürdü. bu güzel bir şey. bir de herkes uyumuş galiba hem burada hem twitterda. beni ders çalışmak zorunda bıraktığınız için hepinize kırgınım. iyi geceler.
ceo'su miranda kerr'le evli. miranda kerr'le de orlando bloom evliydi, bir oğulları var hatta. şimdi orlando bloom katy perry'le birlikte ve bir kızları var. (bkz: yazarların beyninde kira vermeden yaşayan bilgi)
"rakı şöyle içilir, amuda kalkmadan içilmez. kanye west dinlemeden içen rakı içmesin." tarzı tivitlerin arşa çıktığı dönem. ki bu dönemde hatırlarsanız "sen benim on yedi yaşımsın. ben seni çok sevdim, bana neden bele yaptın?" tivitleri de oldukça fazlaydı. azalarak bitti, şükür.
izlemeseniz bile para ödediğiniz bir kanal. mesela elinizdeki telefondan yüzde sekiz pay alıyor kendisi. afiyet olsun, bana da birazcık hisse versin, amin!
annenin annesi. muhtemelen annenizi dünya'da en çok seven kişi. benimkini anlatmak isterim çünkü bugün onunla gurur duyduğum günlerden. anneannem, dedemin baskısı altında gençliğini ve yaşlılığının da bir bölümünü yaşayamamış bir kadın. dedem çok huysuz ve zor bir insandı, anneannem uzun bir süre onla yaşamasına rağmen onun tam tersi çok neşelidir. 2013'te dedeme alzheimer teşhisi konuldu, kaç kere onun peşinden sokaklarda dolaştı sayamam bile. 2020'de dedem vefat edene kadar gerçekten çok yoruldu, dedem zor bir insandı dedim ya bu hastalık onu zor kere zor yapmıştı. sonra dedem vefat etti ve yapamadığı her şeyi yapmaya başladı. hiç evde durmadan gezmeye, satranç öğrenmeye başladı mesela 75 yaşında. bugün de doğu ekspres yolcusu oldu. bana bu yönüyle geç kalmışlığın sadece bir bahane olduğunu gösteriyor. umarım içinde hiçbir şey kalmamış olur bu dünya'dan gittiğinde anneanne.