Kuru Otlar Üstüne'deki performansıyla Cannes'da Türkiye tarihinde ilk kez “En iyi kadın oyuncu” ödülünü almış oyuncumuz. ödül konuşmasında Türkiye'deki tüm kadınların sesi oldu. Yetmedi birkaç saat sonra uçağa binip vatandaşlık görevini yapmak üzere Türkiye'ye döndü ve oy verdi. Kendisiyle gurur duymamak elde değil.
Tıbbı üç evreye-preklinik, stajyerlik, intörnlük-ayırdığımızı düşünürsek ilk evresinin bölüm sonu canavarı gibi bir şeydir. Kaynak:Üç günlük final çalışmam.
Bir süredir bende neden köklü bir okulda tıp okuyorum'a evrilen soru. Umarım ileride “Bizi çok zorlamışlardı ama o zorluğu iyi ki çekmişim.” diyebileceğim günler beni bekliyordur.
Benim için Sıla dizisini bayılarak izlediğim yıllarda anneme yalvar yakar aldırdığım sıla tokasıdır. Kendimce kurduğum oyunda büründüğüm sıla rolünün olmazsa olmazıdır ama bir süre sonra -her tokamın yaptığı gibi- ortadan kaybolmuştur. Kaybolduğu zamanda da modası geçtiğinden satılmaz olmuştur. Sonuç:Sıla tokasız kalış ve bir devrin kapanışı.
Üzülme ilelecim Ben de sıla tokamı kaybetmiştim 🥲 sıla tokaları kaybedilmeye mahkumdur. Gitsinler baksınlar şu an sıla tokası hala evinde bir yerlerde duran kimseyi bulabilecekler mi bakalım. Bulamazlar. Çok açık ve net ifade ediyorum böyle bir şey söz konusu bile olamaz. Sayın gluteusmaximus siyaset deyince dayanamayıp moda girdim efendim kusuruma bakmayın
Olmasaydı pek çok şeyden mahrum kalacağımız şey. Bunu çekmeyen insanlar derin düşünmez, bir şey üretemezler gibi geliyor. pek çok düşünür, şair, yazar, müzisyen için olmazsa olmaz bence. Hem getirisi hem götürüsü var ama getirisi bireyden çok toplum bazında oluyor. Onlar bu ağrıyı çekiyorlar ve bunun sonucunda oluşan şeyi topluma sunuyorlar. Benim gibiler de onlarınkinden daha az ama çoğu insandan daha çok olan ağrılarına bir yoldaş bulmuş oluyor.
“Nasıl herkesi mağdur edebiliriz?” fikri üstüne kurulu olan, bir buçuk haftada ancak açıklanandır. Tabii yetkililerce bu sınav sistemi sorunsuz, kusursuz ve değiştirilemezdir. Bir sorun varsa bu sorun sistemden değil sizden kaynaklanıyordur, mazerete girinizdir.
Her gün değişiyor. Dün the smiths'ti mesela ama en uzun süreli radiohead olabilir. Türk bir grup seçecek olursam Yedinci Ev ve Vera kapışır. Bir şarkısında Ezginin Günlüğü'ne atıfta bulunduğu için ve ben de Ezginin Günlüğü'nün 50 yaş altı 2 dinleyicisinden biri olduğum için Vera alır. Vera ve Radiohead finale kalır. Radiohead her anlamda kaybetmelerin grubu olduğu için bunu da kaybeder, bir albüm daha yapar ve nice gencimizin hayatıyla oynar.
Zekâm bana yük, farkındalığım daha da büyük bir yük. Her şeyin bu kadar madde üzerinden döndüğü bir dünyada bu akıl ve onun getirileri bana çok büyük bir yük.
Pek çok şey yüzünden yorgunum ve pek çok şeye kızgınım. Ne yazık ki artık ruh hâlimi irdelemek de, nasıl olduğumu birilerine veya kendime ifade etmek de fayda etmiyor. O yüzden sadece eylemlerle yaşıyorum. Hayatta yapmam gereken şeyler var, onları yapmaya çalışıyorum. Duygularım üzerinde düşünmeyi bırakalı çok olmadı ama umarım bir gün tamamen bunu bırakabilirim çünkü dediğim gibi, hiçbir faydası yok bana.
Aksilik üstüne aksilik yaşadığın, hayatının aşırı kötü gittiği bir dönemde karşına cenaze namazının nasıl kılınacağıyla ilgili bir flood çıkması. Bugün yaşandı.
“Ama bu senin elinde.” Gelip sana derdimi anlattığıma göre çaresizim, elimden bir şey gelmiyor ya da elimden geleni yapamıyorum şu an. O an bana sadece sarılmanı ve güzel şeyler söylemeni istiyorum, Bildiğim şeyleri söylemeni değil.
Çünkü insanlara güvenmek çoğu zaman hayal kırıklığıdır. En iyi ihtimalle bir gün aranızda ufak bir gerilim olduğunda “ama ben sana şu zamanda şöyle yardım etmiştim.” diye başınıza kakılır. Bu yüzden çok az kişiden çok az şey isterim. Babamdan bile iki kez falan yardım istedim, gerisini siz düşünün.