Turkuaz ve hindistan cevizi. Bana haylayf hep Hindistan cevizliymiş gibi geliyor tadı yani, paketi de bildiğiniz üzere parlak bir turkuaz. O yüzden ikisini kafamda eşleştirdim.
Arkadaşlarımdan biri 17. yaş günümde bana şu anki profil fotoğrafımın çiziminin olduğu bir çanta vermişti. Çanta keten kumaş, çizim de kendisine ait. İçine çaylarımı koyuyorum :)
Hiç tadamadığım bir şöhret maalesef. En fazla yardımcı olabildim. Ayrıca neden öğretmen gelene kadar konuşanları tahtaya yazıyorduk ya? Bırakalım konuşsunlar ne olur yani?! Kardeşim mesela sınıf başkanıydı ve öğretmen gelene kadar kitap okutuyormuş millete zorla. Sonra baskıya dayanamayıp istifa etti birkaç ay önce. Hayır yani bırak takılsınlar, bize ne oluyorsa.
"şunu yapma şöyle gözüküyor" bunu bana söylemeyin, ben size fikrinizi sorarsam söylersiniz. edit:bunu aslında başka bir entryde dile getirmiştim ama yine de birkaç gün için bana söylenen bir şeyden dolayı içimde tutamadım.
ankara'da yürürken yazarlarımıza zevk veren yollardır. ben akşam kimse yokken bahçeli'de herhangi bir ara sokakta ağaçlardan ışığın yere düşemediği yollarda yürümeyi çok seviyorum.
bazı dönemlerde herkes mutlu olsun istiyorum, mutlu olan insanlara bakınca mutluluktan gözlerim doluyor. gerçekten. ama belli dönemler için, aslında sahiden mutlu olduğum dönemlerde başıma geliyor bu durum. sonra diyorum ki "insan mutlu olunca, herkesin mutluluğuyla da mutlu oluyor ve mutluluğu artıyor."
tam olarak bu saatlerde, bir yaz gününde masmavi gökyüzüne bakabileceğim bir yer. sonra hava ılık olsun ve üşütmesin, rüzgar olsun azıcık, bir de çim. sonra zaman dursun, orada kalayım. baharı özledim, yazı özledim.
ani bir kararla arabamın arkasına "doktor değilim ama hastam çok" yazdıramamak için, bir de arabayı satarken "doktordan temiz, içinde kötü söz söylenmemiş, çiçek gibi bakılmış, hasar kayıtsız araba" şeklinde pazarlamak için.