Suya atılınca şişen bilyemsi varlık. Bir ara cidden canlı sanıyordum, patlatması çok güzeldi, o yüzden sürekli patlatıp öldürdüm onları diye üzülüyordum. Bir de ilk çıktığı zamanlarda “uzmanlar bunu almayın diyor, çocuklar yutup ölüyor.” tarzı haberler vardı, gerçek midir bilinmez.
Gece gece instagram keşfetimde metin akdülger'i görmemle aklıma düşmüş padişah. Aslında benim aklıma 4.murat şeklinde gelmişti fakat aramaya inandım ve birileri bir aralar anmış adını. Neyse efendim, tarihte acımasız olarak biliniyor kendisi. Hanedanın tüm erkek üyelerini saltanatı süresince öldürmüş, bir tek Şehzade İbrahim'i sağ bırakmış. İçkiyi, tütünü falan yasaklamış işsiz güçsüzler sabah akşam toplanıp boş geziyorlar diye. Gece sokağa çıkma yasağı koymuş. Üşenmemiş, tek tek kontrol etmiş bu yasaklar uygulanıyor mu diye. Çok güçlüymüş, padişahlar arasında en güçlüsü deniliyor hatta. İlme düşkün bir padişah, bunu zaten Hezarfen Ahmed Çelebi'nin bu dönemde deneme yapmasından anlayabiliriz. Tabii bu denemede arkadaşı lagari hasan çelebi de var. Denemeden sonra ikisi “bunlar bir yeniçeri safına katılsın, al başına belayı.” düşüncesiyle ayrı ayrı yerlere sürülmüş maalesef. Bağdat fatihi şeklinde bir lakabı da var. Kendisine göre bağdat'ı almaya çalışmak bağdat'ı almaktan daha güzelmiş, sözü direkt yazmıyorum. Size balık tutmayı öğretiyorum. İşte bu sözüyle benim hayatımı özetlediği için kendisine teşekkür ediyorum.
Her şeyi yapılır, keki bile var. Baskıda falan da kullanılır, sanatsal yönü de mevcut. Hakaret de olabiliyor yeri geldiğinde. Daha ne yapsın yani, bir benim yerime tıp okumadığı kalmış!
Bir felsefe, idiotloji. Ben bayağı küçüktüm, mahalledeki çoğu salak çocuk bunu deniyordu. Yine YouTube'da da milyon tane video vardı, hâlâ mevcuttur dokuzuncu katmanda falan.
Niçin Kurtulmamak? Bir sahaftan almıştım, son sayfasındaki not: “Gülseren'e en derin sevgilerimle, Beyda Ersoy Çamlıca Kız Lisesi/1955” İçinde Gülseren Hanım'ın birtakım notları da var ama ne oldu da bu kitap satışa düştü, aldığımdan beri ara ara düşünüyorum.
Bu başlığı açan kişi olmadığım için inanılmaz üzgünüm. Çok severim ilkbaharı, bir de okul olmasa. Yazın bunaltıcı sıcağı yok, ılık ılık esen rüzgar, tatilin yaklaştığını bildiğin için üstünde bir rahatlık. Özledim ya, bekliyorum seni.
Öncelikle; şapkalı a'lar vardır, onları savunacağız ve koruyacağız. Sonralıkla; kısacık ömrümüzde buna gerek yok bence ama maalesef, bu elimizde değil. İnsan bazen de enayiliğe programlı, elimizden bir şey gelmiyor.
Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için deyip gülçin'i gruptan şutlamaları beni hep çok duygulandırmıştır. Ben gülçin değildim ama yanlış anlaşılmasın, eren'dim.
Sineklerin ısrarla karşı koyduğu çabam…bin kere pencereyi açıyorum, çık bak sana şans veriyorum. Çıkmıyorsun. Uslu uslu oturmuyorsun da, illa gelip kulağımın dibinde konser veriyorsun. Artık daha ne yapayım, iyi niyet de bir yere kadar.
Bundan daha kötüsü varmış sözlük: Habersiz gelip bir türlü gitmeyenler. Ben bugün bunu gördüm. Son durum: Panik halinde annemi çağırıp “arkadaşımın covid testi pozitif çıkmış, ne yapacağım ben ya onlara bulaşırsa?” Şeklinde bağırdım. Sonuç:Gittiler.
Bir uzakdoğu ülkesi. Çalışkanlığıyla, depremiyle, tsunamisiyle, sushisiyle meşhurdur. Gidip görmek istediğim yerlerden biri. Ayrıca giden birinden bizzat duyduğum şey burada yediği dönerin hayatında yediği en iyi döner olduğuydu. Buraya gidince ilk yapacağım şey, bunu söyleyen abinin döner yediği yerden döner yemek olacak.
maalesef etrafımdaki çoğu insanın varlığını bile kabullenemediği durum. bazı insanlar da böyle, kendiyle vakit geçirmeyi seviyor. hayır, niye bu insanlara vebalı muamelesi yapılıp illaki altında bir sorun yatıyor deniliyor? herkes sizi sevmek, her an sizinle olmak zorunda değil. ben çoğu zaman tek başıma olmaktan hoşlanıyorum fakat bir arkadaşıma bunu söyleyemiyorum bile çünkü anlamıyor. durumu kişiselleştireceğine adım gibi eminim; oysaki bu benimle, benim karakterimle ilgili. valla zorunluluklar dışında ayda bir kez insan görsem benim için yeterli, bu hayatımdaki insanları sevmediğim anlamına da gelmiyor. gördüğünüz gibi bu konuda çok dertliyim.
Gereksiz bir hareket. Kendinizi tehlikeye atmak istiyorsanız bunu bireysel olarak da yapabilirsiniz, bizim gibi fanileri de kendinizle birlikte tehlikeye atıp gereksiz yere beddua almayın derim.
Bir yerde film, kitabın tek bir gözden anlatılışı oluyor. Kitabı okuduğunuzda siz her şeyi kendi gözünüzden değerlendiriyorsunuz. Tabii bu demek değil ki kitap, her zaman filmden iyidir. Filme daha az emek harcıyorsunuz, kitabı okumak öyle değil. Burada da film öne geçiyor. Yani; benim kafam bu konuda da oldukça karışık, genelde filmini izlediğim kitapları okumam. Okuduğum kitapların da filmini izlemem. Öyle işte.
bir sabah çalışırım ya bahanesine sığınarak sözlüğümüzü terk edemedim...neyse ben sinirlenince genelde ağladığım için "psikopat civciv terör estirdi"deki civciv oluyorum.