sözlüğe yazmayı bırakmış ve buraya veda etmiştim. ancak su an kendim için yazmıyorum. çok üzgünüm ve çok kırgınım. kırgınlığım ve üzüntüm yüzünden kırdım ve üzdüm. hayat gerçekten yorucu ve çekilmez. ancak çekilebilir kılan birkaç şey var. bu birkaç şey de hayatın tüm kötülüklerini omuzlarına yüklemiş taşıyorlar. hayatımdaki değerli insanlara hak ettikleri değeri veremiyorum. çok üzgünüm. aslında öyle çok seviyorum ki her arkadaşımı. her tanıdığımı, seni... keşke bunu daha çok gösterebilsem. insanlar beni uzaktan tanıdıklarında hep enerjimi ve mutluluğu överler. belli seviyeye kadar da arkaşadlıklarım sadece mutluluk paylaşmak ve mutluluğu göstermek üzerine kuruludur.. ancak o seviye aşıldığında yakındakilerim yaşayamadığım hüznümü sürekli paylaşmak zorunda kalıyorlar. kimseyi buna maruz bırakmak istemiyorum. hüznümü stresimi veya öfkemi onlara yansıtmak onlarla paylaşmak beni üzüyor.birisi bana eskiden daha çok gülüyordun biz tanışmadan önce sanki daha mutluydun dedi ancak gerçek bu değil. mutluluğumu dışarıya dağıttıyorum ve sana mutsuzluğum kalıyor. bunu fark etmek beni kahrediyor. çok üzgünüm ve seni seviyorum
Teşekkür ederim sözlük ne nefretimi kusmama ne sevgimi yaşama izin veriyorsun. Ben artık yazmicam buraya sayın yazarlar sondu bu. Herkese mutlu güzel günler diliyorum. Hoşçakalın.
Dünyanın kendi etrafında döndüğünü düşünen, her şekilde mağduru oynayan fitne fesat insan. Sürekli " bir aman onun gönlü olsun da yoksa bize hayatı mahveder sürekli dırdır eder "denildiği için istediği yapılan ancak kendisi istediği yapılmasını kendisinin çok önemli birisi olduğunu düşündüğünden olduğunu sanan kişi. Onun kızı var bir de bizim ailemizde ondan da beter. Nefret ediyorum sizden. Bunu okumayacaksınız ama nefretimi kusuyorum size. geçirdiğimiz zorlu yıllarda bize destek olacağınıza her şekilde bizim kötülüğümüzü istediniz. Her şekilde hayatımızı zorlaştırıp zaten soyutlanmış olan bizi daha da soyutlastirdiniz. Annemi dışlayıp küçük düşündünüz. Benim başarılarımi hafife alıp, kıskandınız. Siz hiçbir şekilde bizi umursamazken bizden umursanma bekleyip azıcık bir 'hata'mızda bize tüm kötülüklerinizi sundunuz. Şimdiye kadar dayandım. Annem iyilik bizde kalsın dedi sustum. Artık böyle bi niyetim yok. Artık dile getiriyorum. Nefret ediyorum. Sizden ve sizden gelen her şeyden nefret ediyorum. En kötüsü de asla yaptığınız kötülükleri fark etmeyecek ve kendinizi haklı ve doğru görecek olmanız. Kendi bok cukurunuzda kudurun.
Çok mutluyummm!! Bayramlıklarımı giydim, elleri öptüm harçlıkları kaptım. Bayramlarda harçlık almak için malesef ki son senelerim :(( o yüzden dibine kadar kullanıyorum eheheheh. Herkese iyi bayramlarr🤤 acılarımızı unuttuğumuz, musmutlu bayramlae diliyorum. Bol bol lezzetli yemekliii
Saatlerdir korna sesi ve horonlar ve çığlıklarla kutlanan şampiyonluk. Tebrik ederim efenim de trabzonda bile değilim yine de sahura kadar susmayacağa benzio
Ayy su an bulunduğum yerrr🤤❤️ Babaannem can babaannem, sarma sarmış tatlılar yapmış biz geldik diye! Ben de hemen ev kızı moduma girip bulaşıktır, çaydır hallettim🕺💃 Dedem de ben iş yaptıkça beni övüyor. "Lavinia ne güzel çay döküyorsun bal gibi oluyor tadı bal" dedem dedikce ben coşuyorum. Memleket ya🤤🤤🤤
Beni oldukça üzen bir platform. Uzun zamandır girmiyordum ve bugün girdim tekrardan. İnanılmaz depresiflestirip vaktimi çalıyor. Hesabımı tümden kapatmak gibi bir şey olmasını dilerdim ancak yok. Kapatıyorsun tabi ama tekrardan girdin mi açılıyor. Bilmiyorum yazarlar. Yorulmadık mi?
Gerçekten beni sözlükten soğutan olay. Benim dışında bu olayı sürekli yaşayan başka bir yazar bilmiyorum. Açtığım tüm başlıklar tematikte kalmakta ve insalara yalvarmaktayim tematikte kaldım diye. Çok üzülüyorum.
Bilmiyorum, bilmediğim o kadar çok şey var ki! İnanılmaz üzülüyorum ve utanıyorum. Her şeyi öğrenmek, bilgili bir insan olmak istiyorum. Ancak hiç enerjim kalmadı. Hep bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp derim ve hala da sonuna kadar katılıyorum. Bilmediğim şeylerin ne olduğunu biliyorum ancak öğrenmek için bir çabam yok. Yazıklar olsun. Ayıplar bana
Teşekkürler sözlük! Tematikte kalmak veya kalmamak bu bile benim gücüm dahilinde değil işte. Gönlümce başlık dahi açamıyorum. Biz bu sözlüğe bi günde küsmedik...
İnsanın gerçekten çok sınırlı bir gücü olduğuna inanıyorum. Ve bu sınırların yaratılıştan gelenleri de var ancak bizler tarafından yaratılmış kısımları da var. Çoğu zaman çoğu şeye gücüm yetmiyor. Elimde olmayan sebepler dahilinde üzülmek beni yoruyor. Elimden hiçbir sey gelmemesinin acizliği çok üzücü. Bir insana kendim gibi olan bir varlığa dahi gözle görülür ciddi bir 'güç' desteği veremiyorum. Sevdiğim insanların hayatlarındaki zorluklar için elimden gelen hiçbir şey yok. Benim hayatım zaten benim kontrolümde dahi değil. Gücüm yalnızca yemek yemeği seçmek, uyuma zamanını ayarlamak gibi minimal kararlar ve hareketler üzerine.
İngilizcede bir deyim var bilirsiniz, ' you made my day!' denir. Günümü yaptın olarak çevrilse de günümü güzelleştirdin gibi bir şey demektir. İltifat etmek tamamen bu olayın nedenidir. Ben de sevdiğim insalara övgüler, iltifatlar yağdırmayı çok seven birisiyim ve gerçekten de içimden gelir. Her ne kadar bazi insanlara yapmacık gelse de.🤷🏻
Sevgili lavinia iltifatlarınız o kadar hoşuma gidiyor ki her seferinde,bu başlığı görünce aklıma gelecek kadar özdeşleşmişsiniz iltifat kelimesiyle.bazı insanları boşverin siz İyi ki varsınız 🧡
Kendim için bunu yorumlamak isterim. Geçenlerde yakın bir arkadaşımdan şu yorumu aldım, Lavinia, sen gerçekten ölmek istiyorsun hatta potansiyelin var ancak bundan korkuyorsun, korkaksın. O an güldüm ve saol ya kardeşim ne güzel bir tespit eheh (!) dedim dalgasına ancak düşündükçe ilgincleşen bir söz. Ölmek kaçınılmaz bir son iken, bunu istememiz veya istemem neden yanlış bir sey olsun ki? Yaşamaya bağlamak, onu "hayata" döndürmek çoğu zaman boş laflardır. Yaşamak yükü ağırdır. Belini büker, içini söker. Tüm organların ezilirmişcesine ağrır, belki içinde bir şeyler ölür zaten her daim. Yaşamak yükü ağırdır ve kimseyle de paylaşılmaz. Bundan dolayı kimse kimseyi de "hayata" döndüremez, yaşamaya baglayamaz. Ölüm her şekilde içimizde ve her daim düşüncelerimizde, zaten ölmek için yaşamıyor muyuz?