Galiba genel olarak anlamıyoruz ve anlamak için çaba göstermiyoruz, anlamak için karşıdaki gözlerden bakmak gerek, bunun için çaba gerek, o çaba için sabır gerek derken öylece geçiştiriyoruz...
Evet öyle sayın moonlight. Bu bana yapılıyordu gibi hissediyordum. Bu sebepten tartışmaktan da çekinirim çünkü karşımdaki anlamak için çaba göstermiyor gibi geliyor böyle durumlarda.
Ben online girmiştim. Sınavı da çok hatırlamıyorum. ama şunu hatırlıyorum patoloji soruları beni adeta terbiye etmişti. 2021 versiyonu bana zor gelmişti bayağı.
Ama bu da bir sekilde geçiyor. Hatta bundan başarılı olduğunuzu görürseniz tatiliniz çok güzel geçiyor. sinir, stres hiçbiri kalmıyor:)
Bunu atlattıktan sonra sınavı kafamdan sildim. Daha doğrusu ülke gündemi gibi oldu. Ondan sonra, o kadar çok şey oldu ki böyle bir sınavın var olduğunu bile unuttum.
Bu seneki yapıldı mı bilmiyorum ama yapılmadıysa başarılar dilerim.
Yazan herkese çok teşekkürler, elinize sağlık. Kendi adıma sözlüğün dönem 5'i olarak kesin yapın, kesin yapmayın, dikkat edin dediğiniz; bunun dışında konuyla ilgili anlatmak istediğiniz her şeyi dört gözle okumaya hazırım:) sözlüğün dönem beşleri ve yakın geleceğin yeni intörnleri olarak memnun oluruz diye düşünüyorum.
Clostridium türlerinin belalısıdır. Sözlülerde herhangi bir anaerob etkene sallanma potansiyeli vardır. Yatırım tavsiyesi değildir. Edit: yazım yanlışı
Bu konuda genel bir doğru yoktur ve bu kişiden kişiye, önceliklere göre değişir diye düşünüyorum.
Benim seçimim böyle her gece aranmalı, sürekli hasta yatırıp çıkarmalı, çalışmaktan durup düşünmeye bile fırsat kalmayacak kadar yoğun, toksik ilişki gibi sürekli gerginlikerin olduğu, her an her şeyin olabileceği bir iş yaşamı:) tabii ki getirilerinin de ona göre olmasını beklerdim.
Bence tam tersi yüz vermeyince hızlanır. Sayılı gün çabuk geçer derler ama bence en güzel zamanlar saate bakmadığımız zamanlardır. Aynı zamanda bu zamanlar en hızlı geçenlerdir.
Çalıştıktan sonra da "ph'deki değişimi hangi parametredeki artma/azalma açıklıyorsa onun asidozu/alkalozudur." Mentalitesinden öteye götüremediğim, her seferinde "anyon açığı ne eksi olan anyon mu?" Dedirten, yoğun bakım için bel kemiği olan, pediatri pratik sınavlarında itinayla sorulan konudur. (bkz: tıp fakültesinde sürekli öğrenip unutulan şeyler)
Alınması da ayrı bir yetenek gerektiriyor. Sağ olsun, bir yazar yukarıda açıklamış. İnşallah ileride biri elimden tutar da öğretir.
Bu başlık beni 8-10 yaşlarıma ışınladı. Ödevlerimi ihmal eder buralarda oyun oynardım:) hatırladığım bazı oyunları aşağı bırakayım:
1. Avatar Kale savaşı: oyun avatar temalı. Mancınıkla bir şeyler fırlatıp karşı elementi büken tarafın kalesine hasar verip yıkmaya çalışıyorsunuz. O da size fırlatıyor.
2. Garson penguen: iglo gibi bir yerde lokantanız oluyor, müşteri penguenlerin istediğini falan getiriyorsunuz, kazandığınız parayla da lokantaya yeni şeyler alıyorsunuz.
3. Büyüteçle adam yakmaca: düşününce bayağı manyakça bir oyunmuş aslında. Allah'ım neler oynamışız biz :d yüksek bir yerden büyüteç vasıtası ile milleti yandırıyorsunuz. Sıkılırsanız yoldan geçen petrol tankerlerinden biri ile final yapma imkanı oluyor.
4. Elektrik adam: kuzenimle "sen yönlendir ben hareketleri yapacam" diyerekten oynadığımız dövüş oyunu. Aklıma gelmişken bari oynayıp mazi yapayım:)
Normal zamanda makas şov yaparlarken, geç kalma potansiyelim olduğunda güvenli sürüş uzmanına dönüşür ve ağır ağır giderler, Maazallah gideceğim yere yetiştirim falan.
Muhatabı sevilen bir kişiyse ekstra yapılmaması gerekendir. Yok illa olacaksa hiç ortaya çıkmayacak bir şey olmalı. Yalan söylemek, güven duygusunun yitirilmesine sebep olur ve ne yazık ki sarsılmış olan güven çok zor eski haline gelir. Yalan söylenmesi olayı ortaya çıktıktan sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Benim bir arkadaşım yapmış ben ondan biliyorum.
Cezalandırmak veya karşıdaki kişiye kendini fark ettirmek amaçlı yapıldığını düşünüyorum daha çok. Bu, bana göre bir iletişim engeli oluşturuyor. Kırgınlık, değersizlik gibi çok farklı duygular hissediyoruz ama bu duyguları, bunu yaparak doğru şekilde ifade edemiyoruz bence. Karşıdaki kişi ile açık bir dille konuşup hislerimizi bu şekilde anlatmak iletişim açısından daha sağlıklı diye düşünüyorum. "Sen öyle mi yapıyorsun?" Derseniz: hayır. (bkz: yazarların beceremediği şeyler)
2021'e kadar kaydedilen bilgileri tarayıp, hizmet veren yapay zeka.
Yeni keşfettim sayılır ve Düşünüldüğünde çok fazla şekillerde kullandırılabilir aslında. Ben ingilizce için kullandım, hasta anlatıp teşhis koydurmaya çalıştım (birine ısrarla yanlış tanı koydu.) Merak ettiğim saçma soruları sordum. Bunların dışında kod yazdıran, ödev yaptıran, şiir yazdıran arkadaşlarım olduğunu öğrendim:)
Kendisine dedim ki "şimdi sana bir yazı göndereceğim. Bana bu yazıyı dilbilgisi ve yapı açısından değerlendir, başlık ile yazı uyumlu mu söyle, yanlışları düzelt ve bana bir geri dönüş yap." Yazıyı daha ileri bir ingilizce ile tekrar yazdı, Hatalı kelimeleri düzeltti ve yapısı bozuk olan cümleleri de düzeltti, üstüne açıklama da yaptı. Benim hoşuma gitti gayet ileri bir teknoloji bence.
Kaybolmamış, jelibon rezervine gitmiştir. Zamanı gelince derin sondaj kuyuları açılarak ortaya çıkarılacaktır. Jelibon rezervleri de zaten bu şekilde oluşmaktadır, o yüzden sıkıntı yoktur.
O iyi jelibonlar, o güzel atlara binip gittiler...
Nihayete ermesi biraz üçüncü kişilere bağlı sayın fistikgibiri:) olur da bir gün hatasız kul olmaz denirse o zaman erdirebilirim. Mutluluğumuz daim olsun:')
Dönem 5'ten bildiriyorum; hocalar ara ara bu kitabı okuyup okumadığımızı soruyor, okumadığımızı söyleyince de garipsiyorlar. Klinik branşlar için de faydalı bir kitap ancak okuması çok zaman alıyor.
O zaten öyle sayın ruhsuz. Textbook ile sınav çalışmak pek mümkün olmuyor. Zaten dönem 3'te okuyacak zaman da çok az oluyor. Ama klinikte hocalar bunları da bilmemizi isteyebiliyorlar.
Kulüplerle genel seçim arasında tam olarak bir korelasyon bulunduğunu düşünmüyorum. Genel seçim konusunda birçok başka faktör de işin içine giriyor. Bunun dışında bazı sistemsel farklılıklar da var. Misal: GS seçimlerine oy verebilmek için GS lisesi mezunu olmak gerekmesi gibi.
Taraftarlar ve yöneticiler Türkiye'yi yansıtır mı dersek? Elbette derim. Bu kişiler zaten içinde yaşadığımız coğrafyadan çıkıyorlar. verdikleri kararlar da ona göre olacaktır:)
Seçim sonrası yazarımızın dediği gibi bence de büyük muamma. Bekleyip göreceğiz artık.
Tıpta da uyku felci ya da sleep paralysis olarak yer bulan durum. Yaptığım küçük araştırma sonucu uykunun rem evresindeki bozukluk kaynaklı olduğunu öğrendim. Uyku hijyenindeki bozulma ve yetersiz uyku buna sebep olabiliyormuş.
Neyse efendim, geçen gün basmış olandır. Rüyamda öldüğümü ve yüzünü göremediğim bir kişinin beni sedye ile taşıdığını gördüm. Sonrasında bu karabasan ile uyandım. Hareket etmeye çalışıp edememek bayağı berbat bir his.
Edit: başlığı varmış zaten (bkz: uyku paralizisi) keşke aramaya inansaydım.