saat 12'yi geçtiği için anlatacaklarım dünde kalmış oldu ama neyse, çaktırmayın. uyumadığım için bugün sayılıyormuş. mezun olduğum okulun "mezun iftarı" geleneği var ve bu seneki iftar bugündü. pandemi nedeniyle birkaç senedir bu geleneğe ara verilmişti, bugün tekrar başlatılmış oldu. eski okulumu, öğretmenlerimi, arkadaşlarımı görmüş oldum. çok keyifli bir şey bu. bazı şeyleri, bazı insanları çok özlemişim. güzel anılarımızı yad ettik. saçma sapan bir sürü şey yaşamışız, onları andık filan. yaşlandığımı hissettim biraz. liseye başladığım günü dün gibi hatırlıyorum oysa mezun olmamın üstünden bile yıllar geçmiş. sınıf arkadaşlarımdan birinin birkaç hafta önce bebeği oldu, o nedenle bugün gelemedi. birkaç arkadaşım mezun oldu üniversiteden, çalışmaya başlayanlar filan var. bir tane arkadaşım eşiyle birlikte gelmiş. değişik ya, büyümüşüz resmen. birkaç yakın arkadaşımla çıkışta başka bir şeyler yaptık. terapi gibiydi. uzun zamandır hissedemediğim kadar mutlu hissettim kendimi. oysa çok yakın bir arkadaşım beni ikna edene kadar bu sene katılmasam mı acaba diye düşünüyordum, "insanlarla iletişim kurma ve sosyalleşme havamda" olmadığım için. iyi ki de ikna olmuş ve gitmişim. bugünü unutmayacağım. ışıltılı, pırıltılı ve eğlenceliydi. :)
Bugün iğrenç uyanmak denen şeyi yaşadım. Bi uyandım Tonla kötü şey… hem mesajlarla öğrendiklerim hem saatin o saat olmasıyla gerçekleşmiş olanlar. Zor geldim üstesinden. Canım çıktı üzülmekten.
Zam yok, herkese aynı harçlık verildi. Moralim bozuk ama en azından baklava yiyorum. Bir de üstüne hava soğuk, elbise giyemedim o yüzden. Allahım bunlar nasıl acılar!!
Islanmaya çıkamadım. Bende bir film izleyerek havanın hakkını vermeye çalıştım. Merak edenler için bir öneri üzerine izlediğim film "the words". Kim önerdi hatırlamıyorum :)
Bu stajdan kesin kalıcam diyen arkadaşın AA ile geçmiş gibi bir gün. Öyle sinir bozucu öyle katlanılmaz. *evet böyle bir günü de birkaç kez yaşadım malesef. Edit : neyse ki hepsi intern oluyor da kurtuluyorum.
Anılar köşesinden seçmelerle devam ediyoruz :) Sormayın başıma geleni. Bugün öğle arası kareye gittim bir arkadaşımla. Yer olmadığını tahmin ediyorduk etmesine de zaten çok az vaktimiz vardı. Dedim gel şurda bir amcanın bir teyzenin Yanına oturalım ne olacak :) belirtmek isterim ki masa kapmak gibi bir amacım yoktu. Neyse tam o sırada bir masa boşaldı, koş schlimazl koşş. 5dk geçti geçmedi iki kişi geldi, ellerinde çay... Dediler oturabilir miyiz diye. Tabi buyrun zaten biz kalkacaktık :) ve tahmin ettiğiniz üzere masayı kaptırdık. Arkadaşlar bizim taktik elden ele yayılmış sjsjs İşte böyle schlimazl, Yaşattığını yaşamadan ölmezmiş insan. The end.
D5ler intern olmadan önce son derslerine girdiler. Ben hariç :) Yarın instagram yaşasın internlük, son sözlü storyleri ile dolacak. Evet yine ben hariç :) farklı olmayı seviyorum diyelim :)
Futbol oynuyorduk. 3,5 yaşındaki kuzenim kaleye geçmek istedi. Çocuğun kaleye geçmesiyle topu yüzüne atmam bir oldu. Çok iyi bir vuruştu aslında ama yüzüne geldi işte. Ağladı. 3,5 yaşındaki çocuğu ağlattım... Yüzüne top atarak...
"Bugün 27 Mart 2014. Son günlerde buz gibi olan hava yüzünden pencereyi açıp üşümektense havasız kalmayı tercih ederek odamdaki yatağımdan yazıyorum bu yazıyı. İçtiğim son sigaramın izmaritini kül tablasına basarken yere düşen külün yarattığı "beyaz halıyı yaktıysa annem burnumdan getirir" düşüncesinin içimde oluşturduğu garip his hâlâ sürüyor.
Neyse aslında bunları yazma sebebim yarın yapacaklarımdan biraz bahsedip rahatlamak istemem. Sabah nerdeyse erken sayılan saatlerde katılacağım 1-2 toplantıdan sonra tamamen formalite icabı yapılan bir derse katılacağım. Gerçi son zamanlarda artık selamlaşmalar ve ilişkiler bile formalite icabı olmaya başlamışken bu durum şaşırtıcı olmaktan çıktı sanırım. Bu garip dersten sonra sevdiğim, değer verdiğim birisi tarafından davet edildiğim bir mekanda oturmaya gideceğim. son zamanlarda kendisinin yanında epey huzurlu olduğum doğrudur ama bu durum ondan ayrı olduğum zamanlarda kafamı çok meşgul ediyor açıkçası. Yakın zamanda bu işe bir çözüm bulmam gerekiyor sanırım yoksa pek de iyi gitmeyen akademik kariyerim daha temel oluşturamadan başıma yıkılacak Allah korusun. Akşamında ise çalışma masamla biraz susuşuruz diye düşünüyorum. Zaten otururken ayağımla dürttüğüm zamanları saymazsak neredeyse hiç konuşmaz oldu bu aralar...
Benim anlatacaklarım bu kadardı sabah erkenden kalkıp halıyı kontrol etmek şart oldu hem. Görüşmek üzere iyi gecelerr."
Kendime iki kitap hediye aldım. Derslerden,düşüncelerden,koşuşturmacadan ruhuma iyi gelen dostlarıma pek zaman ayıramamıştım.yine çok zamanım yok ama olan zamanımı onlarla geçirmeye kararlıyım.arada nefes alabilmek için onlara sığınmak çok güzel.
Çok güzel şeyler yaptım aslında bugün. Ama aynı zamanda tahammül etmek durumunda kaldığım şeyler de vardı, defalarca kusmak istedim ama kusamadım. Bugünü kusmadan tamamlarsam kendime bir hediye alacağım dedim kendi kendime. Bir kız düşünün, yaklaşık olarak saat 16'dan 24'e kadar nişanlısıyla vakit geçirdi. Yetmedi, şimdi de telefonda görüntülü konuşuyorlar. Şimdi başka bir kız düşünün. Bu kız da saatlerdir bu nişanlı çiftin yanında delirmemek için çabalıyor. Bu kız kuzenine yani nişanlı olan kıza dedi ki, "bak zaten nişanlınla tanıştırdın beni, yürüyüş yaptık, kahve içtik. Biz gezmeye giderken gelmesine gerek yok bu kez. Ben seninle vakit geçirmek istiyorum." Ama nişanlı olan kız dinlemedi, çocuğu yani nişanlısını haftada 4 gün görüyormuş normalde ve o şekilde görmezse ağlarmış. Ki gerçekten ağlayabilir. Çocuk da balık burcuymuş, alınırmış. Sen gelme diyemezmiş o nedenle. Bakın, normal bir çift olsa tamam. Bir şey demeyeceğim. Ama şımarıklar yemin ederim şımarıklar. Kız zaten çocuksu biri ama çocuğun yanında ekstra bir şeyler oluyor. Sesini değiştiriyor resmen, ilginç bir şeyler yapıyor, tam olarak anlayamıyorum. Kendi kendinizeyken ne istiyorsanız yapın ama ne olur kendi kendinize olmadığınızda bunun farkında olup ona göre davranın. Saçma sapan inatlaşmalar mı dersiniz, birinin yapma dediği şeyi diğerinin inatla şakalaşarak yapması mı dersiniz, ara ara çok yapmacıklaşan tavırlar mı dersiniz, dışarıdan anlaşılmadığını sanarak ya da umarak mırıltı şeklinde konuşmalar mı dersiniz. Tamam, birbirinizin her türlü şeyine saçma sapan karışmak isteyebilirsiniz ama ben duymak zorunda mıyım? Ya Allah aşkına, en azından ortalıkta biriniz diğerinizi beslemesin mesela. Zaten şımarıklıklara asla tahammül edemeyen biriyim, bir de yaklaşık 25 yaşında olan insanlar yapınca hiç çekilmez oluyor. Neyse diyorum kendi kendime biraz uzaktan yürüyeyim, gelmiş bana diyor ki bizim önümüzden yürü, başına bir şey gelmesin. Başıma ne gelebilir kaldırımda dümdüz yürürken? Yani hadi birbirinizi 10 yaşında görüp saçma sapan şeyler yapıyorsunuz da bana neden aynı tavır? En sinir bozucu olan şey ise her çifti kendileri gibi sanıyor olmaları. Eskiden ona da mide bulandırıcı gelirmiş ama nişanlanınca böyle olmuş. Tanımasam inanacağım. Gerçekten bir ara çığlık atacaktım siz ne yapıyorsunuz, kendinize gelin diye ama kendimi tuttum. Evet bugün güzel şeyler de yaptım ama bu güzel şeyleri yaparken gerçekten ömrümden ömür gitti. Allahım, saçma sapan çiftlerin yanında üçüncü kişi olarak yer almak zorunda bırakılmaktan sana sığınırım. Not: yemin ederim hala görüntülü konuşuyorlar. Sana yüz üzerinden yüz puan veriyorum dedi az önce. Yüz üstü yatma diyor bir de ne alakaysa. Ya nolursunuz ya🤦♀️
Ben aslında sevindim biraz birbirlerini buldukları için. Böyle insanlar normal insanlarla ilişki kuramıyorlar zira. En azından kendi çaplarında yuvarlanıp giderler hahahahahah:)))
Bugün benim geleceğim için gerçek anlamda endişe ettiğim belki de gelecek hakkında ilk kez bu kadar düşündüğüm bir gündü.önce sabah gittiğim bir yerde görevi insanlara şifa dağıtmak olan hekimlere dair insanların acır vaziyette konuştuklarına şahit oldum.oysa çok uzak değil bundan birkaç yıl önce bulunduğum tüm ortamlarda hekimlerin ismi geçtiğinde insanlar üsluplarına bile çekidüzen verirdi.oradan haklı olduklarını fark edip bir şey diyemeden içim acıyarak ayrıldım.
Sonra akşamüstü Dr Ekrem karakaya'nın vefat haberini okudum.çok üzüldüm.ve düşündüm . Çok düşündüm.acaba bir tıp fakültesi öğrencisi olarak elimden ne gelebilir diye düşündüm.şu an sözü geçen büyüklerimin bu konuya dair ne yaptığına bakmak istedim önce.devir onların devri yA hani.şu an olaylara dahil olabilecek,bunların sebebine ulaşabilecek kişiler onlar ya.baktım,araştırdım birçoğu (ki bunların içinde bizzat bizi temsil edenlerin de bulunduğu kişiler) mevcut düzene dair sözler söylemek şöyle dursun sadece sıradan herhangi bir olaymış gibi durumu kınayan bir tweet atmayı yeterli bulmuş.hem de hekimler çoktandır bu iğrenç vaziyette hatta olanlar karşısında diplomalarını yırtacak bir durumdayken… Gerçekten düşündüm sayın yazarlar.oturup kafa yordum sadece bu bölümde bir öğrenciyken ben ne yapabilirim diye.kafamdan birçok farklı düşünce,seçenek geçti ama hiçbirinin sonunda bu ülkeyi bu şekilde bırakıp başka bir ülkeye gitmek yoktu.çünkü bu bölümü;hastaneye her gidişinde şehrinin çektiği sıkıntıları gören,sevdiklerine biraz olsun fayda sağlayabilmek,ülkesine katkıda bulunabilmek için isteyen küçük kız çocuğuna sözüm vardı.iyi bir hekim olup şehrimin ve daha birçok şehrin sorunlarını çözmek istiyordu o. Ve düşüncelerimin sonucu her şeyin bizim elimizde olduğunu fark etmek oldu.biz yani bu ülkenin şu anki sözü geçmeyeni ama ileride söz söyleyeni olacak olan gençleri.evet şu anda sadece tıp fakültesinde okuyan öğrencileriz evet şu an bizden öncekilerin devri evet şu an söz hakkımız yok hatta konuşsak da sözümüz yarıda kesiliyor,susturuluyoruz.ama olacak.geleceği şuankilerden devralıp biz yöneteceğiz.aramızdan birileri söz sahibi olacak.ancak şu an için yapabileceğimiz,elimizden gelen şeyin iyi,kaliteli,yararlı bir eğitim almak,şimdi sözü geçen hocalarımızdan faydalanmak olduğunu,ve tabi en önemlisi bu esnada da sessiz kalmayıp bizden öncekilerin hâlâ beceremediği “birlik” olmayı öğrenmemiz gerektiğini düşünüyorum…
Çok uzun yazdım belki çok fazla iyimser yaklaştım konuya ama bugün benim için gerçekten farklıydı.burada kalsın istedim düşündüklerim.arada eğer yolumdan saparsam bakıp bakıp ne yapmak istediğimi hatırlamak istedim. Lütfen unutmayalım sayın yazarlar.bu ülkeye,hekimlere dair umudumuzu kaybetmeyelim.Mustafa Kemal Atatürk'ün de dediği gibi geleceğin aydınlığına biz gençlerle kavuşacak bu ülke. Bizim ülkemiz…
Sn yazar ben de yüreğimin bir yanında sizin kadar iyimserim ancak 5 gündür ömrünü bu topraklara adamış,uğrunda birçok şeyden vazgeçmiş biriyleyim. Öyle ki o adamın yaşadıklarının binde birini duymamışızdır. Değil yaşamak,duysak bile tüm değer yargılarımı alaşağı olur. Bu adam bana dedi ki;bak ruhsuz,iyi bak. Senin özgürlüğünü istediğin kadınlar bunlar. Senin ömrünü gömmeyi düşündüğün halk bu(o esnada medeniyetsizliğin daniskalarından birine şahit oluyorduk yine) Sn. yazar o adamdan bunları duymak beni yıktı. Çünkü o asla vazgeçmedi,vazgeçmiyor ama içten içe de biliyormuş neredeyse hiçbir şeyin değişmeyeceğini. Can alıcı nokta şu ki:"yaptığım hiçbir şeyden pişman değilim ama ömrümü başka bir halka versem her şey bambaşka olurdu."dedi. Sn yazar umarım ki çok insan sizin gibi düşünür de bir şeyler değişir.🌸🙏
Sayın yazar ben hiçbir şey yaşamadan yazdım bu sözleri belki ben de ilk yaşadığım olayda tüm bunları düşüneceğim. Sadece dün geceki üZüntümü unutmamakta kararlıyım. Bilmiyorum belki de bu yolda devam edebilmek için kendime umut aşılamak istedim bu yazdıklarımla.ya da hak etmeyenlerden çok hak edenlerle karşılaştım onları düşünüp yazdım. Bildiğim ve emin olduğum tek şey birlik olmayı öğrenmemiz gerektiği. Umarım bize gerek kalmadan hemen bir şeyler değişir. Umarım biz de bir şeyler yaparız ve sonunda pişman olmayız.söyleyebileceklerim bu kadar başka bir şey diyemiyorum :( 🙏