dermada herkes azar yedigini soylemis ama ben 1 sene once her ay dermaya gidiyordum (pole degil de anabilim dalina gidin) orada adini hatirlayamadigim sanirim yabanci olan hacettepe mezunu gozluklu cok mulayim bi abi vardi hic geri cevirmiyordu o <33
aylarr sonra ilk kez sözlüğe uğradım ve hala bir sürü aşina olduğum yazar ismi görmek bana uzun süredir görüşmediğin ama çok sevdiğin bir arkadaşınla görüşmüşsün gibi bir his verdi, içim ısındı durduk yere :')
şu son 1-2 gündür çok mutlu ve huzurlu hissediyorum. olmayı istediğim kişi için bazı küçük adımlar attım ve bunların beni bu kadar mutlu edeceğini bilmiyordum ama ettiler :')) İçimde hep hissettiğim o geç kalmışlık hissini bi kenara bıraktım ve kızdım biraz kendime daha bu yaşta neye geç kalmış olabilirsin diye. sonra dönüp geçen seneye baktım. şu an adımını attığım şeyleri geçen sene de istiyordum ama hep erteledim hep önüme engeller koydum ve yapmadım. şu an düşündüğümde geçen sene başlasaydım koca 1 sene bu şeyler için çabalayacaktım. ama şimdi başlamazsam seneye ve sonraki senelerde de sürekli aynı şeyi söylüyor olacağım dedim ve insanlık için küçük benim için büyük adımlar attım :) biraz bu yazar ne diyor yahu diyebilirsiniz ama mutluyum işte onu anlatıyorumm. attığım adımların devamını da getirmeyi dileyip kaçıyorum sevgili yazarlarrrr hepinize musmutlu geceler dilerim
Bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar, Sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini... Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını, Kanunlara saygı göstermesini, İnsanları sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar.
Ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun. Ya o? Ya o? İnsanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat, Çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor, Saadet bekliyor yaşamaktan.
Zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık. Aradıklarının çoğunu bulamamış, Beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak Göçüp gidiyor bu dünyadan.
kötü ilişki yaşamayayım diye çabalayıp en sonunda hiç ilişki yaşayamadığını fark ettiğin o an... ben hep kötü ilişkidense yalnızlığı seçtim yıllardır yalnızım öylece gidiyorum. alıştım buna ama artık biraz da öbür tarafta oynamayı düşünüyorum. biraz da onu yaşayalım bakalım nasılmış
artık hayal kurmadığımı, kuramadığımı fark ettim. hayat bana ne sunarsa onu yaşıyorum, kabulleniyorum gibi geliyor. yorgun hissediyorum istediklerim uğruna savaşmak için. gerçi çok bi isteğim, hayalim de kalmadı. bazen durup düşünüyorum işte, hayal kurmaya çalışıyorum. sonra içimden gelmiyor, ya da istediğim bir şey olmuyor. bırakıyorum öyle. vazgeçiyorum. devam ediyorum yaşamaya.
imdat yaa nolur imdat hic bu kadar yapamadığım bi komite olmamıstı çıkmış bakıyorum o da bana bakıyo sadece hicbisi yapamiyorum yapmak da istemiyorum dahası??? ve hala komite calısıyoruz ya bunun daha finali var millet eve gitti coktan aglicam oturup ağağağağ yeter diye
ankaradaysam tam şu saatlerde çıkıp bahçeli sokaklarında hüzünlü şarkılar dinleyip hafif hafif ağlayarak yürüyorum. siz ağlamayadabilirsiniz ama bu işin raconu böyle. öneririm :') evde ise çayımı alıp camın önüne geçiyorum ve çevreyolundan geçen otobüslerin, arabaların içindeki insanların hikayelerini, hayatlarını düşünüyorum. sonra kendi kafamda bir seyler kuruyorum onlara dair. o arada uçuyor zaten aklımdan her şey
ankaraya geldiğimden beri neredeyse hiç rüya görmemeye başladım sebebini çözemedim bi türlü. eskiden her gece görürdüm neredeyse. çok da severim rüya görmeyi böyle değişik olaylar olması falan çok hoşuma gidiyor. rüya tabirlerine de bi tık inanıyorum ya her rüya için değil ama bazen bazı şeyleri işaret ediyor cidden rüyalar
ben de içimden geçenleri uzun uzun yazmak istiyorum şimdi. 1. sınıfım şu an. liseye kadar tıp istemiştim ama lise boyu tam da şimdi aklımı karıştıran sebepler ve HERKESİN tıp istemesi yüzünden çok soğumuştum. sürekli tıp yazılmaz ya çekilmez o kadar dert, ben tıp yazmam vs diyerek geziyordum. hatta tıp yazmamı isteyen anne babamı da buna ikna etmiştim :') sınava 1-2 ay kala tamam ya ben tıp yazıcam dedim tercih listemin hepsi de tıptı. tercih süresinde itü endüstri bi an aklımdan geçti ama yazmadım. bu arada lisede de endüstri ya da bilgisayar yazarım diye düşünüyordum. aynı zamanda hep istanbulda okumak istemiştim bu da içimde kalan bir şey oldu. şimdi ise doktor olma düşüncesi hala bana çok çok güzel geliyor ama 1 çok zorlamasa da ileride yaşayacağım stres gerçekten ağır ders çalışma süreçleri vs hepsi çok yoruyor şimdiden. ayrıca yurt dışına gidebilmek için diğer mesleklerden apayrı çok fazla çaba istiyor. tus desen çok ayrı bir şey o stresi o süreci yaşıyorsun ve sonunda asistan olduğunda da ayın 10-15 günü nöbet tutuyorsun ?? bunun karşılığında aldığın para yeni mezun bilindik bir şirkette çalışan bilgisayar mühendisiyle aynı. aldığın para birbirine yakın ama nasıl çalıştığın verilen emek her şey çok çok farklı. ve hizmet ettiğin insanların da seni anlamaması sorunlarını dinlememesi çok kalp kırıcı motivasyon düşürücü direkt hayattan bezdirici bir şey ya. ayrıca tıpta kazandığın parayı harcayacak zamanın, enerjin kalmıyor. bunları yazıyorum ama şu an fakülteyi seviyorum doktor olma düşüncesini de seviyorum ama bu kadar çabayı başka bir alanda versem daha iyi bir hayat yaşayabileceğimi biliyorum. ve benim için önemli olan huzurlu ve mutlu güzel bir hayat geçirmek bunu da kendimi harap ederek değil daha sakin bir şekilde yapmak istiyorum. ben bunların hepsinin farkındaydım bu arada bölümü seçerken ama seçtim yine de :') bu arada iyi bi yerde bilgisayar gelse düşünmeden yazardım. neyse şimdi bölüm değiştirmw kısmına geçicem( bir saattie ne anlatıyorsam sanki) bana gelen en iyi bilgisayar hacettepe ytü birkaç da özel var. tabi insanın aklına bilgisayar deyince odtü boğaziçi falan geliyor ama napalım yani. birkaç seneye buralar da 2-3k olur zaten. endüstri olarak da itü var ama bilgisayar istiyorum sanırım ben. yani şu an bu kararı alma çok zor geliyor bana çünkü aileme de hiç açmadım sene boyu herkes bi anda aa ... tıpı bırakmak mı istiyormuş çok şaşırdım falan olacak. bir de ben emin olamıyorum geçmek istediğimden. ayrıca bi tık da hacettepe ytü falan olması kötü geliyor açıkçası itü falan olsun isterdim :/ ya bilmiyorum kafam o kadarr karışık ki ama buna cesaret edebileceğim tek sene de 1.sınıf. bir de üst dönemler hep sey diyor aklında böyle bir düşünce varsa kesin geç hep aklında kalıcak ilerde pişman olursun. bu da bi düşündürüyo. ya dünya çok değişiyor o kadar farklı yeni şeyler üretiliyor ki ben bunların içinde olmak bir parçası olmak istiyorum sanırım. napsam bilmiyorum ay daraldım daha yazamıycam
Tıp vs mühenfislik biraz da kişinin kafasının çalışma şekliyle ilgili bir durum. İkisi de sayısal olabilir ama birbiriyle alakası yok düşünce tarzının. Mesela benim kardeşim mühendis ve o asla doktor olamazdı. Ben tıp okuyorum (isteyerek geldim birakmayı da düşunmüyorum) ben de mühendis olamazdım. Evde bir problem olsa kardeşim hemen en iyi malzemeyle en ekonomik en iyi en bilmem ne çözümü bulur mesela sende de bu yetenek var mı? Kardeşimin aksine benim ansiklopedi gibi bir beynim var ve bu bilgileri birbirine bağlayıp olan durumu kolayca fark edebiliyorum yani bende de doktor kafası var. Bu tabir pek hoş değil biliyorum ama mühendislik istiyosan kendini iyi pazarlayabilmen gerekecek özellikle okulun markan değilse (ki markaysa da kesin iyi bi yerdesin demek değil). komite haftasında ders çalışırken bana sorsan gezen mühendis kankilerime sinirlenip bırak tıpı yaaa boş ver hayatını yaşa 10-15 sene okuyacak mısın diyebilirim ama pek mantıklı bir tavsiye olmaz 😅 Daha çok kendi ilgi alanlarına ve yeteneklerine bakmak gerek bence
sıkılıyorum, bunalıyorum sözlük :/ sanki bir şeyleri hep eksik hep yanlış yapıyormuşum gibi geliyor. sorumlusu olmadığım şeylerin sıkıntısını çekmekten yoruluyorum. düşünme yetimi kaybetmek istiyorum artık keske mümkün olsa :(
küçükken hep bloom olduğum için şu an karakterleri analiz etmeden blooma verdiö biraz bas ampule gibi oldu sıhsıwjdowndoqkjznqkek ama florayı da bi değerlendirmeyi düsünüyorum aklımı çeldi
bu ay kırdım sonunda bu döngüyü. ve o kadarr özlemişim ki peş peşe yarıda bırakmadan bir şeyler okuyabilmeyi... nazar degdirmiyim simdi ama cok mutluyum sevgili sözlük. aynı zamanda varsa kitap önerilerinizi de bekleriimmm :))
gece gökyüzüne bakarken gözüme çarpan en parlak yıldızlardan birisi oluyor kendisi hep. sizin için baktım kyk'de arcturustan sonra en parlak yıldızmış zaten :)) aynı zamanda bayılarak dinlediğim 2000lerde popüler olmus bir grubun da adı. bi konserleri olsa da gitsek keşke diyorum sürekli :/ gerçi çevremde sanırım başka dinleyen yok konser olsa yalnızlıkta gidemezsem çok üzülürüm sevgili sözlük ;(
çok sık gece 3-4 e kadar uyanık kalırım ama sanırım hayatımda 1-2 kez sabahlamışımdır o da yanlışlıkla olmuştur:) gece uyumayıp güneşin doğuşuna denk geldiğimde çok huzursuz hissediyorum böyle anlamsız bir boşluktaymışım gibi oluyor. ayrıca sabahın o sessizliğinde kalkmak ve bir şeyler yapmak da bana tarifsiz bir mutluluk veriyor. yaani sonuna kadar güne erken başlamaktan yanayız
en sevdiğim şiirin en sevdiğim dizelerini bırakmak istiyorum geceye
Bir zamanlar kendimi Bulunmaz Hint kumaşı sanmıştım. Kaç metredir benim yokluğum? Benden daha çok var sanmıştım. Benim yokluğumdan dünyaya Bir elbise çıkar sanmıştım. Dünyanın çıplaklığına bakmaya utanmadan Sonunda ben de alıştım. Ah...dedim sonra, Ah! ... Bıçağın ucundaydı insanların hafızası 'İnsan unutandır ve insan unutulmaya mahkum olandır.' Tanrı şöyle derdi o zaman: Ah! ... Ya siz, Nasıl bilirdiniz çocukluğunuzu ey cemaat? Nasıldı Öldürdüğünüz birinin cenaze namazını kılmak? ...
“Bir Arap şairi şöyle demiş, Savaşta yenilen halkına, Ağlamayın, ağlamayın, acınız azalır”
Uzun bir dize dayardı hayat her sabah karnıma Şiir için düelloya gelmiş bir sevgili gibi, Sorardı: Daha yazacak mısın? Hayır derdim, Artık yazmayacağım. Ama şöyle denir: Kılıç çeken kılıçla ölür. Ama şöyle denir: Kaderden kaçılmaz.
Ama yazgısını yaldızlı çokomel kağıtları gibi, Tırnaklarıyla düzeltemiyor insan. Yıllarca biriktirdim rengarenk çokomel kağıtlarını kitap aralarında. Aşık olduğumda, Çikolata kokardı kırmızı yazgım. hayatıma hayat diyemem artık. sarı yazgım her sonbahar onu biraz daha fazla, ömür yaptı. Maviye de, yeşile de dili dönmez ömrümün artık. Kara yazgımı şimdi kim bilir Hangi kitabın arasında saklıyorsun tanrım? Ah.. dedim sonra Ah! İç ses, diye söylendim, Başımda rüzgar vardı Başımda uğultular... Kalbim usulca kıpırdardı Ve ses çıkarırdı dokununca Çan çiçeğiyle karıştırırdı onu belki Bir başkası olsa. Başımda rüzgar vardı, Yine esiyordum Hızla dönmeye başladı kalbim Rüzgargülüyle karıştırırdı onu belki Bir başkası olsa. Başımda uğultular... Fırtına çıktı sonra, Yaşadığını anladı kalbim, Böyle yaşanamaz derdi Bir başkası olsa. Bir zamanlar meydan okumak isterdim. Kaç meydanını okudum da bu hayatın. Yalnızca iki harfini öğrendim: A H! Ah benim nergis kokulu cehaletim... Ruj lekeleri bıraktın bardaklarda Anlatmak isterdin kendini durmadan Bir bardağa bile olsa. Ne diyecektin, ne söyleyecektin Şairlerin şahı olsan, Bir AH'dan başka.
Ah benim nergis kokulu cehaletim Bana yıllarca, bunca sözü boşa söylettin. AH! Güçlü bir el silkeledi beni sonra Sanırım tanrının eliydi, Sayamadım kaç ah döküldü dallarımdan, Çok şey geçmiş gibi başımdan Ah dedim sonra, Ah! İç ses, diye söylendim. Gel! Ahlar ağacından sen de biraz meyve topla.
çok konuşuyorum, herkese göre. hani ilkokulda veli toplantılarında çocuğunuz hiç susmuyor çok konuşuyor diye şikayet ettikleri biri olurdu ya, hah o hep bendim işte :)))) çok memnunum ama bu durumdan. şu kısacık hayatı da susarak geçirsem çatlardım herhalde
zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum önce beklemekten ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan ikisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın
bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar, sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini... zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını, kanunlara saygı göstermesini, insanları sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar
ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun Ya o? Ya o? insanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat, çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor, saadet bekliyor yaşamaktan
zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık aradıklarının çoğunu bulamamış, beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak göçüp gidiyor bu dünyadan
işte yaşamak maceramız bu yaşarken beklemek, beklerken yaşamak ve yaşayıp beklerken ölmek