Burada asistan dr lar olduğu için teoriği onlara paslayarak haddimi biliyorum numarası çekiyorum.
Her şey bir gün kardiyoloji serviste gevşek gevşek oturmamla başlamıştı. İçimden 'dr luk çok güzel amk'diye bir his geçerken bir anda ortalık yangın yerine döndü ve herkes çil yavrusu gibi dağılırken elime bir barkod tutuşturuldu. 'Hssktr,kan gazı mı?' İteleyebileceğim,çok pardon yardım istemek suretiyle seti ve barkodu eline tutuşturabileceğim başka hiçbir intern yoktu.
Trajik olansa ilk kardiyoloji nöbetim 'ilk kan aldığım'gündü ve o nöbetten sonra özgüven gelmişti ancak arter delecek kadar değil..
Ya çok şanslıydım ya da eli invaziv işlere gerçekten yatkın fevkalade bir hatundum ki radyalden girmemle enjektörün o temiz renkli kırmızı sıvıyla dolması bir olmuştu.. (Mavi enjektörler heparinli olmasina rağmen hemen pıhtılaşıyor,topcuklu siyah enjektöre aktarmak çok mantıklı,aklinizda olsun)
Dr odasına gittim ve dedim ki 'elif abla,hayatımda ilk kez kan gazı aldım ve tek başımaydım' 'Aferin kız,iyi denk gelmiş.ben internken hiç almamıştım' dedi.
Ve tahmin edersiniz ki o günden sonra ruhsuzun götü arş-ı aladan inmedi,tüm kanları tekte alan bir çikolata parçası oldu..
Yeniden izleme vakti gelmiş ancak bazı sahneleri kaldirabilmek istemiyorum. Bazı gerçeklikler yokmuş gibi ghostlayarak kendi küçük dünyamda yaşamak istiyorum..
Hiçbir fikrim yok ama ortaokul ve liseyi aynı okulda okuduğum ve numaram kodlu olduğu için numaramı asla unutmuyorum. 12504 12:okul 2012'de açıldı 5:5.sınıf 04:kaydolan 4.kişi
Bir kısmı opera ve bale olmak üzere son 3 senede toplamda 63 temsile gitmişim(bir tanesi van'da) Buna dijital akan sergileri ve ziyaret ettiğim klasik sergileri falan hiç hiç katmıyorum.
Tanım:şehrin hakkını vererek yaşama biçimi,sosyalleşme bahanesi.
Meybuz yemek. En son 8 yasimda yedim ama bu yaz bizim van'daki komşuların çocukları yerken onları izledim. Mutluydular.
-küçük kız,bu evin kaçıncı katında oturuyorsun? -bak bu en üstte. -ben de orda oturuyordum :) odan hangisi? -o arkada diğer bahçeye bakan var ya.. -benimki de oydu :) o odaya iyi bak olur mu? :)
Küçük kız meybuz yerken şöyle bir diyaloğumuz oldu.
Her gece kombin yapıp kenara koymak. Çünkü bu fikir sabah kalktığımda tek başıma tuvalete gidebileceğimi,yüzümü yıkayacağımi,güneş kremimi süreceğimi,giyineceğimi,yemek yiyeceğimi,dişimi fırçalayacağımı,babamla geliyorsam okula kadar araba süreceğimi gösteriyor. Yani ben o gün de eğilip çorabımı giyebilmişim,babam dememiş ki:'anneni çağırayım mı,çorabını çekebilecek misin?' Yani ben o gün de dümdüz yaşamışım.
Geçen sene gütbatın kongresinde tippi mckenzie'nin konuştuğu kürsüde konuşup fatih hoca'nın kongresinde sözlü sunum yapıp birinci olmuştum. 10 gün sonra tuvalete gidemez bir insandım. 18 gün banyo yapamamıştım. Saçımı o yüzden kesemiyorum. Her gün onlarla ilgileniyorum. Yıkıyorum. Tarıyorum. Kurutuyorum. Yani demek ki bugün de banyo yapabilmişim. :)
Rutin nimettir.
Edit:akşam bu entriyi yazdım,sabah okula gittim. Genetik rotasyonundayım ve bir asistan abi 'sen o geçen sene kongrede sunum yapan kız mısın?' dedi. Buruk buruk gülümsetti.
Anlaşılan o ki bu staj grubundan kimseye embriyoloji,crp'nin c'si ne demek,hayatında kompleman diye bir şey duydun mu?,baksana aslında hiçbir şey bilmiyorsun,10 farklı vaka yönetme temelli sorular sormamış,kimsenin özel hayatını sözlü anına karıştırmamış. :)
Bir zamanlar aptal olduğum için o insanlarla yolum ayrilsa bile her şeylerini hatıra kutumda taşırdım.
Şimdi hatıraları(mısır'dan getirilen koku,kum,beraber gidilen her yerden alinmis bir seyler,klinikte hediye ettiği eldiven..yani her türlü boku püsürü saklardım)direkt çöpe atiyorum. Her yerdeki tüm fotoğrafları siliyorum. Numarasını siliyorum. Her yerden çıkartıyorum.
Ve o kişi her şeyiyle yok oluyor. Hatıralardaki persona da o olmuyor. Adaptasyon mekanizmasıdır,öneririm.
Bir gün birini gördüğünüzde aşık olacağınızı anlarsınız. Direnirsiniz ama yaşanması gereken her şey yaşanır.
Ve yine bir gün hayatın hengamesinde tüm duygularınızın sikilip atıldığını tüm benliğinizle hissedersiniz. Elif şafak'ın mahrem kitabındaki kadın gibi balon olup uçmak istersiniz,gerçekte olmaz ama zihninizde tabii ki mümkündür ve olur.
Bir bakanın dönüp yeniden baktığı alımdaki kadın olmanın hiçbir boka yaramadığını görürsünüz ve küçüklüğünüze gülümsersiniz,hayatın acı yüzünü görmüşsünüzdür.
Bilirsiniz ki bu dünyadaki her şey aslında mümkündür,insana ve insanlığa dairdir.
Evet,bir daha kalbinizi kimse 'öyle' çarpıtamaz çünkü her aşk kendine özeldir ve fakat unutulmaması gereken şudur:'en iyi aşk hikayesini kendi sevebilme kapasitemiz yazar.' Bilirsiniz ki güzel ve başarılı kadınlar esasen yalnızlıkla ödüllendirilen lanetli ucubelerdir.
Aşk;her şeye rağmen herkesin en az bir defa tatmasını dilediğim lezzet,lanet,olma hali.
Dahiliye ve hariciyenin dahiliyesi. Tibbı en primitif haliyle 2 ye ayırdığında elinde kalanlardan birisi. Öyle temel bir şey. Stajda öğreniyor musun? Hayır. Ama sonra 189.kez geri dönüp analizini yapınca insan bi 'wow'olmuyor değil.