insanoğluna en faydalı canlı olduğunu düşünmekteyim. özellikle sağlıklı beslenmek isteyen ya da spor yapan insanların başlıca besin kaynağı çünkü hem ulaşılabilir hem lezzetli hem de besin değeri çok yüksek, daha ne olsun. yumurtadan bahsetmiyorum bile; her ne kadar yer yer mide bulandırsa da mutfakların vazgeçilmezidir bence, özellikle kek tarzı ürünlerle haşır neşirseniz. Eğer tavuklar olmasaydı muhtemelen hala ot kemiriyor olurduk!
Instagram hesabına ne oldu acaba, uzun zamandır sessiz. Eğer admin görüyorsan; kendini özlettin gerçekten. Entrylerin arkasına eklediğin fotoğraflar heyecan yaratıyordu halbuki.
Gecenin derin sessizliğinde duygularım daha iyi duyuluyor olsa gerek kendimi hep bir şeyler okurken ya da yazarken buluyorum. Sözlük de bu iki eyleme yardımcı oluyor.
Senelerden eski bir yıldayız. (Biliyorsunuz armut sözlük ortalamasının oldukça üzerinde bir yaşa sahip olan yaş almış birisidir) Armut, bir psikiyatri staj sınavındayken sınav sorularının bir anda kendisine yönelik bir psikiyatri anamnezine dönüştüğünü fark ediyor. Sorulara cevap verirken de ilk defa böyle bir anamneze komu olmanın hüznüyle ağlamaya başlıyor. Malum hoca kendisine depresyon tanısı koyuyor ve tam olarak o anda ssri başlamak istiyor. Armut kabul etmiyor. Sonrasında yıllardır kimseye anlatmadığı şeylerin açığa çıkmasının verdiği rahatlıkla hocanın odasının dışındaki c blok manzarasını izlerken bir psikiyatri asistanı geliyor, kendisini arkadan dürtüyor. Ve yıllar boyunca daha çok hüzne boğacak olab o cümleyi sarf ediyor söylüyor "şu an içini döktüğün için rahatladığını zannedeceksin. Bu nedenle o ilacı içmeyi reddediyorsun. Fakat bundan sonra anlattığın şeyler daha çok aklına gelecek ve belki de eskisinden daha kötü hissedeceksin" Nitekim öyle de oluyor. Sözlüye yazmaya başladığım ilk yıllarda kendimden nefret eden , aynaya bakmayı reddeden, hayatımdaki şeyleri, aile problemlerimi; arkadaşlarıma asla anlatmayan birisiydim. Kötü şeylerin paylaşıldıkça azaldığını zannederek her arkadaşıma bütün bu problemli şeylerden bahsettim. Ve en sonunda anladım ki kötü şeyler paylaşıldıkça artarmış. Yıllar sonra bu şeylerin hepsi bana o arkadaşlarımın önüme koyduğu üzüntüler olarak geri döndüler. Ben de en sonunda kendimi birine anlatmak amacıyla bir psikoloğa gitmeye karar verdim. Biraz da arkadaş zoruyla oldu açıkçası. Gitmeden önce de ne üzerinde deneyimli diye özellikle araştırdım. Çok önceden gitmem gereken psikoloğa maalesef öğrenciliğin getirdiği maddi problemler nedeniyle gidememiştim. Artık gerçekten bana yardımcı olacak fakat anlattıklarımı kullanmayacak birisiyle konuştuğum için rahatlamış hissediyordum. Üstelik stajlarda, intörnlükte psikiyatri seanslarına denk gelmiş birisi olarak, sizi anlıyorum çok üzgün hissetmiş olmalısınız, demekten bile acil oldupunu çoktan fark ettiğim bir psikologla çalışıyordum. Fakat psikolog ile yaşadığımız bir deneyim sonucunda yollarımı ayırma kararı aldım ve 4 sene öncesinde bir asistanın bana sarf ettiği o cümle aklımın en derin yerinden çıktı , paketi yırtıldı, yeni bir hediyeymiş gibi bana sunuldu. Artık psikolog olan , o yıllarda son sınıf öğrencisi olan arkadaşım Ayşegül'ün depresyonun ilaçsız tedavi edilirse nüksettiğini anlattığı o eski bilgiyi hatırladım sonrasında. Bazı konuşmalar öylesine yapılan günlük idame cümleleri gibidir. Asistan ortamında, arkadaşların yanında akla gelir. Bahsedilir geçilir. Bazı şeylerden geçildi sanılır. Bazı meslekler de para için yapılmamalıdır
Esra: kadın doğum veya nöroloji Meltem: prekliniklerden biri Unisex bir isim: acil veya pediatri Vintage isimler (ülker, kibriya, semiha, orhun gibi): pediatri Klasik erkek isimleri (ahmet, mehmet, burak, mert gibi): gc Kazakça veya kırgızca isim: ortopedi Modern ama bilindik isim (burcu, berkay, ece, irem gibi): derma Soyadınızın -oğlu ile bitmesi: branş önemsiz kliniğiniz var Siyasi görüşü olan isimler: gc veya acil Adınız -an ile bitiyorsa (ayhan, osman, oğuzhan gibi): prc veya çc Adınız bir sıfat ise (ender, metin, fazlı, özgür gibi): üroloji
Çalıştıktan sonra da "ph'deki değişimi hangi parametredeki artma/azalma açıklıyorsa onun asidozu/alkalozudur." Mentalitesinden öteye götüremediğim, her seferinde "anyon açığı ne eksi olan anyon mu?" Dedirten, yoğun bakım için bel kemiği olan, pediatri pratik sınavlarında itinayla sorulan konudur. (bkz: tıp fakültesinde sürekli öğrenip unutulan şeyler)
Alınması da ayrı bir yetenek gerektiriyor. Sağ olsun, bir yazar yukarıda açıklamış. İnşallah ileride biri elimden tutar da öğretir.
Radial arterden alırken: distalden proksimale doğru yaklaşık 45 derece açı ile nabız hissettiğim yerin 0.5-1 cm ilerisinden girmeyi tercih ederim. Enjektörün pistonlu kısmından tutuyorum. Derinin altına girdikten sonra pistonu hafif çekip negatif basınç oluşturarak giriyorum. Bu yöntemle damara girer girmezn enjektör kanla dolmaya başlıyor.
1)yatay bir açıdan damara girildiği için damar içinde daha uzun bir yol izliyor. Damardan girip çıkma ihtimali daha düşük. 2)proksimalden distale doğru damar genişliği azaldığı için başarı şansınız düşebilir. Hastanın ve kendinizin konumunu ona göre ayarlayın. 3)deri altındayken negatif basınç uygulanmadığında damara girmiş olsanız bile kanın enjektöre dolduğunu her zaman göremeyebilirsiniz. Bu sefer damarı aramak için yaptığınız manevralar ile damardan geri çıkabilirsiniz.
En önemlisi: İğneyi batırdıktan sonra nabzı hisseden elinizi asla yerinden kaldırmayın(pistonu çekmek için bile(kesinlikle damarın içinde olduğundan emin değilseniz)). Damarı görmediğimiz için yeri hakkındaki tek bilgi kaynağı ile bağı kopardıktan sonra körlemesine iğneyi saplamanın hastaya gereksiz yere acı çektirmekten başka hiçbir manası yok.
*işlem bittikten sonra uzun bir süre enjeksiyon yerine kuvvetlice bastırın. Özellikle ybü hastalarında sık sık kan gazı ölçümü yapıldığı için o bölgede hematom oluşumuna neden oluyor. Ve sonraki işlemlerde sorun oluşturuyor (nabzı alamamak gibi)
Buraya kadar okuduysanız ilginiz için teşekkür ederim. bir yıldızınızı esirgemeyin xd
Ankara'daki popüler sergilere ev sahipliği yapan sanat galerisidir. Son zamanlarda sosyal medyadan ve arkadaşlarımdan sıkça duymaktayımdır. Önyargılı baktığım dijital sergi temasını en azından bana sevdirmeyi başarmıştır. Geçmişte tren bakım atölyesi olarak kullanıldığından adı aslında cerhaneden geliyormuş dolayısıyla ingilizce gibi düşünüp 'sermodern' şeklinde okumak yanlış oluyormuş bu da böyle random bir bilgidir.
neyi nasıl ayırt edip yapıştırmayı başardığımızı hala anlamamış olduğum, tüm masa güçlerimizi birleştirerek anca başardığımız, gerici ama kimse bi şey anlamadığı için komik gelen bi labdır kendisi.
Baya kez bi konuyu dinledim Sayisini bilmediğim kadar çok kez dinledim En son mayis 2025 te dinlerken hoca bir seyler sordu ve hepsini cevapladim,nasil cevapladim hicbir fikrim yok
Tabii ki çok önemli ama temel bilimleri sallamayan tr klinisyeni kafasina girmis bir intern olarak gereksiz bi olay oldugunu soyleyebilirim😂
bundan çok yıllar önce yazmak zorunda olduğum hafta yurttaki oda arkadaşımın laptopunu ödünç alamadığım için internet kafeye 27tl - o zaman için iyi paraydı - vererek zararına yazdığım nottur.. çok emek var çok
Kardeşime küçükken inanılmaz eziyet ederdim. Sürekli "rage bait" atıyodum o da çıldırıyordu. O zamanlar ceza paspası uygulaması vardı evimizde, birisi kural çiğneyince yaşı kadar dk boyunca paspasta oturuyor vs biliyorsunuz süper dadıdan
Annem bu paspas uygulamasını sürekli öfke krizine soktuğum kardeşim için getirmişti aslında, bağırınca ceza alırsa geçer sanıyordu. Sonra problemin ben olduğunu fark etti :d
Benim o paspasta 6 saatim var (1 haftada 💪🏻) ahxbsbjx ve hayır işe yaramadı çünkü paspasta otururken de çok rahat kardeşimi sinirlendirebiliyordum...
Şu an çok iyi anlaşıyoruz sorun yok, bayağı bir özür diledim ondan. ancak şimdi o da benden öğrendiklerini en küçük kardeşimize yapıyor :dd "abla aşırı zevkli ya kendimi durduramıyorum" dedi bana geçende. Biliyorum canım, biliyorum...
Enfeksiyon sözlüsüne baya yetersiz çalışmıştım. Çok da uykusuzdum. Sınava girdim böyle ittire kaktıra menenjiti anlattım. tamam, dedi hocamız, tedavisini söyle şimdi de sonra çıkabilirsin
Enfeksiyon kapmasın diye kedi tuvaleti yıkayıp -anti allerjenik şampuanla bir de- kuruladım. Bu kadar erken yaşta baba olmak bünyeme ağır geldi açıkçası sürekli kaka temizliyorum. Ama bi yandan da o balıklı çöp suyu gibi ağız kokusu yok mu işte buna değer.
9. sınıfta öğretmen bir aile dostumuz tarafından bana hediye edilen steteskopum. Kendisine de gururla anlattığı hekim olmuş bir öğrencisi tarafından hediye edilmiş. çok duygulanarak ve de büyük bir heyecanla kabul etmiş, eve gelir gelmez de hep görebileceğim bir yere asmıştım. Her baktığımda içim kıpır kıpır olur ve hep daha büyük motivasyonla yola devam ederdim. O sihirliydi benim için. Şimdilerdeki steteskopum da çok güzel ama onun yerini hiçbiri tutamayacak. Hiç kullanmadım, kullanmaya da kıyamadım. Hâlâ evde aynı yerde asılı ve hâlâ her gittiğimde kendisine uzun uzun bakıyorum ve her baktığımda içimde daha çok kelebek kanatlanıyor. Kim bilir, belki de gerçekten sihirlidir?
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır. katkıda bulunmak istemez misin?