Olmayacağını bildiğim ve gerçekten olmadığında üzüleceğim bir şeyi istiyorum(yine).
Geçmişi şimdiye getirme isteği.
çoğu zaman En az 5 dk bekleme garantili mekan.
Bugün tamamlanmıştır.
bugün bu fakültede orta sınıf bir aileden gelip öğrenim görebiliyorsam bunu borçlu olduğum tek şey cumhuriyettir ve en çok borçlu olduğum kişi de Atatürk'tür.
Ne yazık ki bu kadar büyük ve önemli bir şeyin yüzüncü yılını hakkıyla kutlayamadık ama umarım bundan sonraki senelerde gerçekten bize verilen haklara layık olabiliriz ve daha coşkulu kutlarız.
bugün bu fakültede orta sınıf bir aileden gelip öğrenim görebiliyorsam bunu borçlu olduğum tek şey cumhuriyettir ve en çok borçlu olduğum kişi de Atatürk'tür.
Ne yazık ki bu kadar büyük ve önemli bir şeyin yüzüncü yılını hakkıyla kutlayamadık ama umarım bundan sonraki senelerde gerçekten bize verilen haklara layık olabiliriz ve daha coşkulu kutlarız.
Eğer gerçekten birilerinin senin toprağına göz diktiğini ya da senden hukuksuz bir şekilde aldığını düşünüyorsan kendini savunursun ama yıllardır bu insanlara yapılan şey “savunma”dan çok daha öte ne yazık ki.
Evinde öylece oturan, senin geçmiş deyip hak iddia ettiğin şeyde hiç bulunmamış, toplasan en fazla 30-40 senedir bu dünyada yaşamaya çalışan masum insanları cenazesi bile toplanılamayacak hâle sokuyorsun, ev yetmiyor hastane bombalayıp alenen savaş suçu işliyorsun. Öte yandan kimse de sesini çıkarıp sana “Sen fazla oldun artık” diyemiyor. Eminim bu yaptığınızı da bir şekilde aklayacaklar şimdi ve gelecekte çünkü dünya böyle bir yer.
Evinde öylece oturan, senin geçmiş deyip hak iddia ettiğin şeyde hiç bulunmamış, toplasan en fazla 30-40 senedir bu dünyada yaşamaya çalışan masum insanları cenazesi bile toplanılamayacak hâle sokuyorsun, ev yetmiyor hastane bombalayıp alenen savaş suçu işliyorsun. Öte yandan kimse de sesini çıkarıp sana “Sen fazla oldun artık” diyemiyor. Eminim bu yaptığınızı da bir şekilde aklayacaklar şimdi ve gelecekte çünkü dünya böyle bir yer.
Herkes, her şey.
Not:Virgülü usulen koydum, hızlı hızlı ve büyük harflerle her şey herkes.
Not:Virgülü usulen koydum, hızlı hızlı ve büyük harflerle her şey herkes.
Çoğu zaman üzüntümün sebebi aşksal sebepler değildir, buna yönelik bir şarkı ararım ve kendisi devreye girer.
Bazen üzüntümün sebebi aşksal sebeplerdir, buna yönelik bir şarkı ararım, yine o devreye girer.
Bazen üzüntümün sebebi aşksal sebeplerdir, buna yönelik bir şarkı ararım, yine o devreye girer.
İstediğim hocadan sözlüye girmek. Sayılır bence…
Pilava ketçap sıkanlar.
Haftanın en az iki günü tamamen yalnız kalmazsa kafayı yiyebilecek bir insanım. Yalnız kalmam gereken o günlerde bile konuşmak, onunla vakit geçirmek istiyorsam aşık olmuşumdur. Bir plan yaptıysam ve karşımdaki bunu bozduysa ve ben karşımdakine -içimden- kafa göz dalmak istemediysem yine aşık olmuşumdur.
Bu sebep Yüzde doksan ihtimalle yaklaşan sınav tarihidir. En azından benim ve birçok arkadaşım için.
Kafamda bir huzur tasarısı var. Huzur bir his mi, olay mı, olgu mu tam bilemiyorum ama kafamda huzurun tanımını yaptığım çok basit bir an var. Gece tam yatacakken kar yağmaya başlıyor ve ben o an bulunduğum evde sevdiğim insan(lar) varken evin önündeki yokuşa bakıyorum. Kendimi böyle bir ânın içine oturtunca 5 yaşımda ıhlamur ağaçlarının olduğu yokuştan yukarı çıkarken ve bir yandan da meyveli yoğurt yerken hissettiğim o hisse benzer şeyin bir benzerini, huzuru, hissedeceğimi tahmin edebiliyorum.
Gözlemlerime ve 3 haftalık tecrübeme göre Sürekli bir şeyleri bekleyen kişi(tercihen ayakta).
Bir şeylerin bize veriliyor gibi yapılıp verilmemesiyle oyalandığımız bir sürü gün olabilir.
Düzenli olarak yaptığım eylem.
Cidden aşırı genel. Hani böyle laf olsun diye değil çok genel.
Tababet ilmi eskiden dahiliye ve hariciye olmak üzere ikiye ayrılırmış. :)
“Şimdi evden çıkıyorum.”
Bu cümleyi söyledikten en az on dk sonra evden çıkmış olurum.
Bu cümleyi söyledikten en az on dk sonra evden çıkmış olurum.
“X sana bir şey soracağım.”
Bu mesajdan sonra bir de ortadan kayboluşlar vardır ki o aradaki stresi, geçmek bilmeyen zamanı ben anlatamam ama siz anlarsınız.
Bu mesajdan sonra bir de ortadan kayboluşlar vardır ki o aradaki stresi, geçmek bilmeyen zamanı ben anlatamam ama siz anlarsınız.
Yazın meyve ve yoğurt, kışın kahve.
Gerçek olanını yaşayana dek hep “gerçeğini” yaşadığımızı sandığımız olay.
Tabii o gerçekliği herhangi bir kesinlikle ifade edemeyeceğimiz için aşık olduk mu olmadık mı asla bilemeyeceğiz. Hiçbir zaman gerçek aşkı tattık mı yoksa hepsi bir yanılsama mıydı bilemeyeceğiz. Hatta ve hatta aşk var mı yok mu onu da bilemeyeceğiz. Sadece en yoğun duygumuzun karşısına geçip bu aşktı diyebileceğiz.
Hayatın az can acıtan gerçeklerinden.
Tabii o gerçekliği herhangi bir kesinlikle ifade edemeyeceğimiz için aşık olduk mu olmadık mı asla bilemeyeceğiz. Hiçbir zaman gerçek aşkı tattık mı yoksa hepsi bir yanılsama mıydı bilemeyeceğiz. Hatta ve hatta aşk var mı yok mu onu da bilemeyeceğiz. Sadece en yoğun duygumuzun karşısına geçip bu aşktı diyebileceğiz.
Hayatın az can acıtan gerçeklerinden.
“aklı başında olan kişi hoş olanın değil, acı vermeyenin peşindedir.”
Elon musk'ın şımarık bir çocuk gibi davranarak mahvettiği uygulama.
Bugün kollarımda ve bacaklarımda hiçbir işe yaramadı. Bir gün denize gittim, her yerim amele yanığı oldu yine.
En son ne zaman mutlu uyuduğumu unuttum, mutlu uyumak nasıl bir şeydi? Ben onu da unuttum.
Dün sonunda izleyebildiğim film.
Ari Aster'ın önceki filmlerini izlediyseniz bu filmde mantık aramaktan çok onun kendi kafasında kurduğu temel düşüncenin üstüne absürtlüklerle inşa ettiği dünya'ya dışarıdan bakıyorsunuz. Oraya hiçbir şekilde dahil olmaya çalışmadan izlemek işinizi kolaylaştırıyor.
Midsommar ve ilk uzun metrajı Hereditary'den çok daha farklı bir film. Teknik açıdan da onlara kıyasla daha uğraştırıcı bir film olmuş.
Filmi izledikten sonra üç filmi art arda izlemişsiniz gibi bir beyin yorgunluğu yaşıyorsunuz. O yüzden evde izlemek zor olabilir.
Ben, bu filmi sevenin çok seveceğini sevmeyenin de gerçekten hiç sevmeyeceğini ve buna dair haklı sebeplerinin olacağını düşünüyorum. Letterboxd yorumlarında da, birkaç eleştirmenin yazısında da bunu fark ettim. Yine de günün sonunda herkesin ari aster'ın fikir dünyasını takdir edeceğine ve ondan biraz daha ürkeceğine eminim.
Ari Aster'ın önceki filmlerini izlediyseniz bu filmde mantık aramaktan çok onun kendi kafasında kurduğu temel düşüncenin üstüne absürtlüklerle inşa ettiği dünya'ya dışarıdan bakıyorsunuz. Oraya hiçbir şekilde dahil olmaya çalışmadan izlemek işinizi kolaylaştırıyor.
Midsommar ve ilk uzun metrajı Hereditary'den çok daha farklı bir film. Teknik açıdan da onlara kıyasla daha uğraştırıcı bir film olmuş.
Filmi izledikten sonra üç filmi art arda izlemişsiniz gibi bir beyin yorgunluğu yaşıyorsunuz. O yüzden evde izlemek zor olabilir.
Ben, bu filmi sevenin çok seveceğini sevmeyenin de gerçekten hiç sevmeyeceğini ve buna dair haklı sebeplerinin olacağını düşünüyorum. Letterboxd yorumlarında da, birkaç eleştirmenin yazısında da bunu fark ettim. Yine de günün sonunda herkesin ari aster'ın fikir dünyasını takdir edeceğine ve ondan biraz daha ürkeceğine eminim.
Günün bana ait olması yeterli oluyor.
Çoğu zaman sonuna şarkı eklemek için not yazdığım not grubu.
Güzeldi, son notu yazarken gözler hafif nemlendi, sonuna “one last goodbye” eklendi.
Güzeldi, son notu yazarken gözler hafif nemlendi, sonuna “one last goodbye” eklendi.
Stajyer doktor olmam.
Söylediğim her şeye her an dikkat etmem gerekir çünkü çevremdeki insanlar bana kırılır ve bunu bana söylerler. Üzgün zamanlarımda bile ağzımdan o üzüntüyle çıkan kelimeleri cımbızlayıp önüme koyup üzüntümü katlarlar. Bana çözülecek yeni bir sorun çıkarıp kendime olan nefretimi arttırırlar ama ben yapmam, onlara kırılırım ama söylemem, özellikle onlar üzgünken bana söyledikleri şeyleri alttan alırım ama onlar yapmazlar çünkü onlar kadar kırılgan olabileceğimi fark etmezler. Yalnızım ve gitmek istiyorum dediğimde “Ayrılmayalım.” der ve üzülürler ya da öyleymiş gibi yaparlar. Sizi seviyorum ama sizinle yaşamak çok zor, insanlar çok zor ve ben çok yoruldum.
Aynı şeyleri düşünüp hissettiğim bi anda bu entry'yi görmem beni bilmem kaç yerimden bıçakladı
🫂🫂🫂
Ben bunu üç senedir hiç yapamadım ya, dersleri anlamıyorum galiba ya da o kadar hızlı çalışmak zorunda kalıyorum ki kendime entegre edemiyorum.
İnanır mısınız ben de bu 3 senedir yapamadım bunu benimkinin sebebi malum..
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?