son zamanlarda kendimi hiç güvende hissetmiyorum. hem hepimizin bildiği sebeplerden hem de tecrübe ettiğim, gözlemlediğim birkaç şeyden sonra oldu bu. dışarı çıkasım bile gelmiyor, ileride bu mesleği nasıl yapacağım diye düşünüyorum. birine güvenip nasıl aşık olacağım, biriyle nasıl yeni bir arkadaşlık kuracağım diye düşünüyorum sürekli. düşündükçe içinden çıkamıyorum düşüncelerimin. ne olacak böyle onu da bilmiyorum, tek bildiğim beni huzursuz ediyor bu çevre. bir an önce kendimi güvende hissedeceğim yere gitmek istiyorum.
reşat nuri güntekin romanı. reşat nuri güntekin okuyanlar bilir ki başta kötü gözüken erkek karakter aslında kötü değildir, başta iyi gözüken kadın karakter de aslında iyi değildir. Bu romanda da değişen bir şey yok. Lisede çok tartışmıştık bu adam ne yaşamış da tüm kitapları böyle diye, bir yanıt bulamadık. kendisine sormak lazım.
Aşk güçlü bir duygu olduğu için aşık olduğun bir şeye aşktan sonra duyabileceğin duygu ancak nefret olur. Mesela hoşlanmak öyle değil, zıddı hoşlanmamak. Daha hafif, aşk öyle değil.
Ofansif politik yorumlara eksi veren biri olarak söyleyebilirim ki bazı entryler bazı insanları rahatsız edebiliyor. Buna aldırış etmeyin. Ben de üzülürdüm ilk başlarda ama baktım ki savunduğum ifade özgürlüğünü hiç de hayatıma sokmuyormuşum. Siz yazın onlar eksilesin,herkes de özgür olsun saygı çerçevesinde.
Dhdhdhdb evet belli tabii ki ama yıllar sonra bazı arkadaşlar gelecek ve entry-yorum okuyacaklar entryler silinmezse. O yüzden seviyorum böyle şeyler araya katmaya;)
“Başınız sağ olsun kızım, ayran var mı?” “Kızım eve de götüreyim ver de.” “Ben almadım, bana da getirir misin?” Zıkkım yiyin demek istiyorum böylelerine.
2016 yapımı, Tom Ford'un psikolojik gerilim filmi. Başrollerde amy adams ve jake gyllenhaal yer alıyor. Bundan sonrası spoiler içerebilir. edward yazdığı romanla öyle güzel intikam alıyor ki Susan'dan. İntikam böyle alınır işte diyorum başka bir şey demek istemiyorum. edward ve Susan birbirlerini seviyor, evleniyorlar. Tam bir aile olmak üzereyken Susan “Yok ya biz sanırım ayrı dünyaların insanıymışız edward'cığım.” düşüncesiyle adamı terk ediyor. Romanda da görüyoruz ki başkarakter, eşi ve kızıyla gayet mutlu yola çıkıyor yani edward, Susan ve doğmamış bebekleri başta gayet mutlu. Sonra Susan her şeyi mahvediyor giderek, romanda da başkarakterin kızı ve karısı o arabaya bindirilip öldürülüyor. edward nasıl dağıldıysa başkarakter de öyle dağılıyor. En sonunda hem romandaki başkarakter hem de edward intikam almış oluyor ama farklı şekillerde. edward, yazdığı kitabı Susan'a okutup adeta “bak, sen beni böyle öldürdün işte Allahsız!” Diyerek, romandaki başkarakter de ailesini öldürenleri öldürerek intikam alıyor. İzleyin, izlettirin.
Cenk ertürk'ün ilk uzun metraj filmi. haluk bilginer ve ali atay'ın karşılıklığı döktürdüğü, bazı sahneleriyle beni ağlatmayı başarmış ender filmlerden. (bkz: dram filmi tavsiyeleri) Edit: şu afişin güzelliği 🧡
“beni dönüştürdüğün hal için özür dileyeceksin. hayatımın orta yerine koydum seni, orada duramadığın için benden özür dileyeceksin. biz bu ilişkiyi bambaşka bi yere taşıyabilirdik, buna izin vermediğin için benden özür dileyeceksin. beni sevebilecekken nefret ettiğin bir adama dönüştürdüğün için benden özür dileyeceksin. ben ne yapacağım biliyor musun? bütün özürlerini kabul edeceğim.” (bkz: nuh tepesi)
Jose saramago-Kabil Her yerde bu kitabı önermezsem ölecekmişim. Yazar notu:Saramago okumaya bu kitapla başlayabilirsiniz ama daha iyi bir seçenek olan Bilinmeyen Adanın Öyküsü'nü de tercih edebilirsiniz.