İlginç bir çıkmaza girmiş insan olabilir. Maddi kaygısı yoktur hatta akranlarına göre iyi bir haldedir. Ne bileyim iyi bir aşk hayatı, problemsiz aile ilişkileri vardır huzurludur ama mutsuzdur. Mükemmelliyetçi bir insandır ve istediği kişi olamamak onu yoruyor olabilir. Şöyle düşünüyordur belki:
sabah kalktım duşumu aldım kahvaltıda lezzetli envai çeşit kahvaltılıklardan birer ikişer yedim sıcak çaydan bir yudum aldım. Okula/işe gittim. Anlamsız koşuşturdum. sevgilimle el ele cadde boyu yürüdüm. Bir sokak lambasının altında uzun uzun usul usul öpüştük. Eve geldim lezzetli bir akşam yemeği yedim. Saçma bir dizi izledim. Yoruldum.Uyudum.
Uyandım. sabah kalktım duşumu aldım kahvaltıda lezzetli envai çeşit kahvaltılıklardan birer ikişer...
Yoruldum..
Kimseye bir şey anlatmadım anlamazlar dedim. Kitabın ortasındayım ve yazarın akıcı bir dili yok sanki..
Böyle birini tanıdım. Böyle demişti bir arkadaş.. dönemseldir sanırım kendi kendine bağlanır hayata inşallah. Bağlanmıştır umarım o arkadaş..
biraz uzakta kendisi merak etmiyor değilim, umarım hayatımın bir bölümünde tekrar bulurum onu.
Yolda yürüyoruz diyelim yanımıza mendil satan bir çocuk yaklaştı, modunda olmasa bile çocuğa dönüp tatlı bir tebessümle teşekkür ederiiiz dedi. Ben bu durumlarda genellikle odun gibi devam ederim. Ya da bir yerde kolye yüzük bakıyoruz bana, beğenmedik devam edeceğiz gitmeden muhakkak teşekkür ediyor içten bir şekilde. Bugün zarafetin çok hoş bir tanımını okudum aklıma geldi. "Göze batmayan ama akılda kalan güzellik".
Her şey gibi bayramlarımız da gitgide tatsız tuzsuz oldu. Çok acayip bir şey işin özünde bayram dediğimiz şey. Bir güne anma, kutlama, çoşku, seromoni gibi binbir güzelliği sığdırıyorsun. Bunun bir de çocuklara özel olanını yapmışlar muazzam bir şey. Uluslararası arenada soft powerımıza en büyük katkıyı veren gün bugündür. Teşekkürler bayramı biz çocuklara özel kıldığın için.
Belki klişe olacak ama harbiden sağlık. Örnek verecek olursak sabah kalktım gözlüğümü bulamadım. odanın içinde döndüm durdum yok zaten puslu görüyorum bir yerden sonrasını. Gözlüksüz fazla kaldığım için başım döndü odadaki adamlar aradı buldular. Burnumun üstüne demir parçası koymadan yaşayamıyorum işin özü.
bir deliliğin eşiğinde amansız mekansız sofrasız yani aç, ilaçsız ve hiçbir şiirin eskitemediği gözlerin, gözlerimin önünde el pençe divan... bahar damarı çatladı toprağın bir nefes daha yaklaşıyor bahar.!
Fa sol la fa, fa sol la fa sol sol fa sol mi fa sol la
7-8 sene oldu. Bunu melodik şekilde ezberledik. Sayısal ağırlıklı bir sınıftık müzik hocası da her ders gelip bunları da öğrenmeniz lazım falan derdi. Al hocam ezberledik de ben bunu hangi alette nasıl çalacağımı bilmiyorum ki. Ağzımla fa sol la fa diye diye geziyorum ortalıkta.
Bu hafta sınavın ertesinde borsaya gireceğim. Yüksek bir ihtimal zarar edeceğim belli bir müddet ama denemedim demek istemiyorum. Bizim çevremizdeki insanlar belki de çoğumuzun ailesi risksiz yaşama övgüler yeni şeyler denemeye de sövgüler dizdiğinden parayı vuran kişiler çoğunlukla gereksiz tipler oluyor. Deneyin yanılın, ufak bir kayıp hayatınıza bakış açısından olumlu etki edebilir. Ekonomi direkt hayatımızı etkiliyor ama nedense bu alana tek ilgimiz ATM'den para çekmek.
ilkkan: abi ben de güldüm ama yani çok sinir bozucu bişey değil mi abi mustafa abi dövüyormuş çocuğu.
yılmaz: mustafa abi beni dövdü dese anlarım. hani bi kere dövdü ben de çektim kapıyı çıktım olur. dövüyodu ne demek lan bu bi süreç yani. bi süre dayak yedin demek ki sen.
ilkkan: kim bilir ne zamandır devam ediyodu ya.
yılmaz: bunu demek ki yani biz.. biz de dövsek. bi süre dövebiliriz yani bunu.
"Sana geldim. Gelmeyecektim. Yolda gelmemem için elli tane sebep saydım ama sebepleri saydıkça farkettim ne kadar çok gelmek istediğimi. çünkü sınıfta kalmaman lazım."
3-4 ay önce kütüphaneye gidiyordum. Daha önce birkaç kez kullanmıştım otobüs. Kütüphaneyi görünce inerim dedim plan basit. Durakları falan bilmiyorum ama 7 durak var sayacağım. Neyse abi 5 tane falan saydım beni bir panik aldı dedim Ankara'nın sonuna geldik hala gidiyoruz. Bir telaşla bastım sonra kafamı kaldırdım ekranda 2 durak sonra kütüphane gösteriyor. Kapı açıldı kimse inmiyor dedim bu adam beni döver lan inmezsem saat gecenin 10'u, indim. 15 dakika falan yürüdüm kütüphaneye, bir yandan sinirden yola falan mı atlasam diye geçirdim içimden. Olsun be spor yapmış olduk.
benim değil, bir arkadaşımın. Bu arkadaş doğum gününde diyor ki öyle bir içeyim ki tövbe edeyim daha da içmeyeyim. neyse efendim gençler arasında çok meşhur kafa bulduran bir alkolden 1 litre içiyor yarım saatte. Bu 15-20 dakikaya Leyla oluyor. Kıyafetlerle bunu duşa sokuyorlar bu sefer daha kötü oluyor bunun aklı gidip geliyor. Sonra diğer sarhoş arkadaşları bunu hastaneye götürüyor arabayla Allah'a emanet halde. Doktor diyor ki oğlum sen ne içtin lan ölüyorsun. Bu arkadaş 4-5 saat istifra ediyor. Ve diyor ki; bir yandan midedekileri çıkarıp bir yandan acıdan ağladım çok korktum. Arkadaş o gün bugündür ne sigara ne alkol tövbe ;) .