İçim,içimi dökmenin manasının olmadığını bilecek kadar dolu.
Ve ben sadece kimsenin hayal edemeyeceği kadar kırılmışım,henüz tam anlamıyla kopmamışım. Bu ülkeyle bütün bağlarım kopmuş olsaydı beni buraya bağlayacak bahane arıyor olmazdım.
Bahanelerimden biri bu ülkede akademisyen olmaktı ancak değersiz bir peçeteden daha değersiz hissettirildiğim fakültede 4 temmuz günü hayallerim yakıldı gibi hissettim.
Sadece kimsenin anlayamayacağı kadar kırılmışım.yoksa hala bahane arıyor olmazdım ancak artık bahanem bile yok. Beni bu ülkeye umut besleyecek bir bahaneden yoksun bıraktılar.
Trafik kazası geçirip,çift taraflı pelvik fraktürü ve acetabulum başı fraktürü olup da henüz rapor süresi bitmeden okula gelen,arkadaşının onu 2 hafta tekerlekli sandalyeyle gezdirmesiyle eğitimine devam eden ancak o anabilim dalı resmi rapor kabul etmediği için(başka stajlarda emsal olgular var ve kabul edilmiş) irregüler olan kız benim :)
Aynı grupta teorik derslerin sadece birkaç tanesine girip imza attıranlar, pratik derslerin sadece birkaç tanesine girip imza attıranlar olduğunu bildiğim için sana haksızlık yapıldığının gerçekten farkındayım. Kul hakkına girmek diyince Gazi Tıp... Pratik derslere girmek önemli biliyorum ama bu kadar önem veriyorlarsa daha dikkatli olsunlar imza attırma konusunda. Yok eğer dikkatli olmuyorlarsa sana ayrıcalık verilebilirdi. Çok geçmiş olsun🫂
Son 2 hafta her gün alt bedenimin hepsi ağrırken,omurgam beni taşırken her anda ağrı hissettirirken okula geldim ve tüm hocalar tüm muayeneleri yapabildiğime şahit oldu,teorik bilgimin yeterli olduğunu söyledi.
Sınav gecesi bana hasta atandı,sınav sabahı pratik sınav esnasında sınava alınmadığım söylendi ve sınavda kendi sorularımın yanında diğer arkadaşlarımdan seken soruları da yanıtladım. Aslında herkes her şeyin farkındaydı. Rapor kabul edilebilirdi,nitekim emsal olgular da var ama 'o hoca zamanında kırık ayakla internlük yaptığı için' sınav anında beni dışarı çekip tüm amfinin önünde bana ömürlük ayar verdi ve sınavdan çıkardı.
Aslında beni en çok yaralayan bir 'doktorun' 'hasta meslektaşına' olan tavrıydı ama kaderde bunu yaşamak varmış..
Bu çok çirkin bir muamele. Hadi sınavdan çıkardın neden öyle bir konuşma yapıyorsun. Bence siz yolunuza devam edin sayın ruhsuz elinizden geleni yapmışsınız.
Ölümcül ve büyük bir Kaza anında ya da süreçte glaskow 15 ise ölüp ölmeyeceğinizi,daha modifiye versiyonu olan sekel kalıp kalmayacağını tahmin edebilmek. (Yaşandı)
Bu sene yaptığım şeydir. Bu sene şu ana kadar 10 oyuna gittim. Bu hafta 2 oyuna daha gideceğim. Küçük sahne'nin içindeki oda tiyatrosunu,küçük sahneyi,şinasi sahnesini özellikle seviyorum. Tunus ya da tunalı'da yürümeyi,ulus turu atmayı,kitapçıya uğramayı... Bu sene tıp faküktesindeki en mutlu senem ve bunda o eskiden hiç sevmediğim ankara'nın yeri çok büyük... Tiyatroya giderken koşa koşa gidiyorum desem yeridir.
'Aaah ah,biz fevkalede hocalardan ders aldık.biz de kendimize hoca diyoruz.bir kere siz kimsenin kıçını parmaklamadan dahiliye stajını bitiriyorsunuz.'
Kendini anlatmak ve ilham verebileceğini düşündüğün hikayeleri anlatmak arasında ince bir çizgi var.
Kendini anlatan insan bir süre sonra illallah ettiriyorken hayatlara dokunmaya çalışan zaten 'ben'liği üzerine konuşmadığı için ilgi çekiyor,kendini dinletiyor.
Dahiliye ve pediatri stajlarını vermiş bir dönem 4 öğrencisi olarak tıbbın en katastrofik senesinin(sonraki2 seneyi bilmiyorum ancak)dönem 3 olduğunu düşünüyorum. Varsın her şeyi öğrenmeyin,önemli değil. Günün sonunda mental sağlığınızı elinizde top gibi sektirerek gezince bildikleriniz de anlamını yitiriyor.
Önemli olan bizleriz. Çoğu kişi gözden kaçırsa da önemli olan gerçekten bizleriz.
Sosyolojide mesleklerin kadınlaşması diye bir kavram var.bu kavram der ki:'bir meslek kadınlaştıkça aldıkları ücret azalır.'
Bizim hocalarımızin ve onların hocalarının zamanında tıp doktorlarının kahir ekseriyeti erkekmiş. Şu anda yarı yarıya gibi bir oran var. Emeklerimizin karşılığında hayatımızı idame ettirebilmek için kazandığımız rakamın bu kadar dramatik şekilde düşüşünün tek sebebi 'sağlık politikaları' değil diye düşünüyorum. Tıbbın kadınlaşmasının da bunda payı var.
Açıkçası ailem hpv'nin cinsel yolla bulaştığını bilen bir aile olduğu ancak o kadar da açık fikirli olmadığı ve tek eşli olursam hpv ile hiçbir zaman karşılaşmayacağımı düşündükleri için kadın doğum kliniğine siğillerle gelen hasta profilinden,ayrıca bir hekim olarak en büyük davamın,topluma ve kendime karşı en büyük sorumluluğumun kitlelerin sağlığı olduğundan bahsederek bu aşıyı oldum. Gönül isterdi ki 10 bin türk lirasını tak diye virusun bulaş yolunu sormadan versinler ancak yine de medeni bir tutum takındıklarını düşünüyorum.
Aşı takviminde olması temennisiyle. Çevremdeki küçük bebelerin hepsi aşı olsun diye akrabalarima baskı yapmaya başladım. Sonuçta davamız kitlelerin her anlamda sağlığı. :)
Not:gardasil 9'lu aşıyı oldum. Fransızca maceramdan dolayı aşının tam ismi bir h.sktr yaptı ama eczanelerde bulunan aşı 4'lü değil yani rahat olun.
Arada gelmiyorum,ihmal ediyorum falan ama seni içindeyken bile özlüyorum. Ah benim üzümlü kekim,bir gün ayrıldığimızda umarım daha güzel bir yere gitmiş olurum.
Ebeminkini tersten görmüşüm,son hafta bile azar yiyorum,sözlü telaşı bünyemi mahvetmiş falan;tam o sırada dönem birlerden birkaç arkadaşı görüyorum,sohbet ediyoruz. Sonra onlar konuşmaya devam ederken kulağıma 'keşke biz de hemen stajyer olsak.' Cümlesi çalınıyor.prekliniğin acılı günleri aklıma geliyor. Arkadaşıma dönüp 'şu anda doktor olmaya cesaretim yok ama onların stajyerliğe hevesi var.' Diyorum.
Bugüne kadar şansımı mühendis taifesinden yana kullandım ve mutlu olamadım. O yüzden artık hekimlerle olacak ilişkinin daha güzel olacağına inanıyorum.
Bünyeye hasar veren bir cümle ancak bu yönden bakınca zayiat az oluyor. :)
Pediatri ve dahiliye stajlarının bile geçici olması. Nasıl?hayır,onlar bir ömür bizimle.esasında tıbbın çatısı olan bu iki staj geçici değil hiçbirimizin ömründe...
Hekim aslında hastaya yarenlik eden kimseymiş,vakti olunca.
Ve bizler için birer soru potansiyeli olan antiteler insanların hayatına tahminimizden daha çok etki ediyormuş.(basit bir üsye hepimiz geçirmişizdir,oradan dahi empati yapabiliriz.)
Hastanın hekiminden beklediği yalnızca tedavi değilmiş,sosyal destek de bekliyormuş ve vizitten önce hasta hazırlarken sosyal destek de veren,hastalık hakkında detaylı bilgi veren stajyeri birincil hekim olarak görüyorlarmış. :)