Katty perrynin "i kissed a girl and liked it the taste of her cherry chapstick" dediği balm bu arkadaşlar. Çileklisi çilekli max gibi kokuyor, çok da iyi nemlendiriyor.
Hani şu gelir düzeyi yüksek evin bayramda ikram ettiği atıştırmalık... Bildiniz mi
Bunu aratmayacak bir tarif buldum, mutlaka deneyin. 30-40 tane top çıkıyor (ben topları ceviz büyüklüğünde yaptım, fındık büyüklüğünde yaparsanız sonsuz topunuz olur) tanesi 50-60 kcal falan, lif oranı da yüksek. Muhteşem bir şey bakın bir şans verin.
Malzemeler: 180 gr hindistan cevizi (3 sb) 2 paket toz krem şanti (~150 g) 60 ml %18 yağlı krema (~ yarım çay bardağı) 2 yk pudra şekeri 1 paket vanilya
Hepsini karıştırıyoruz, hamur haline geliyor zaten. Sonra küçük toplar yapıp tekrar hindistan cevizine buluyoruz. Bu kadar, bitti 😭 markanızın adıni düşünmeye başlayabilirsiniz
Toz bir şeyi süte ekleyip çırptıkça nasıl katı olabilir?? İnsan gerçekten çok dahi bir yaratık
Kafama çok taktığım için araştırdım: şimdi bu toz tanelerini bir küre olarak düşünün. Merkezde bitkisel yağ, onun etrafında süt proteini, onun da etrafında emülgatör varmış. Biz bunu süte ekleyip çırpmaya başladık ya, çırptıkça en dıştaki emülgatör katmanına zarar verip mikro çatlak oluşturuyormuşuz. bu çatlaktan süt proteini sızıp çırparken içeri soktuğumuz hava baloncuklarına yapışıyormuş. E kalan bitkisel yağa ne oldu? O da havayı çok seviyormuş ve hemen etrafına sarılıveriyormuş. Yani basitçe krem şanti, içine soktuğumuz hava kabarcıklarının etrafını bitkisel yağların sarıp baloncuklar oluşturmasıyla meydana geliyormuş. O sebeple çok çırpınca da krem şanti sönüyor çünkü hava kabarcıkları patlıyor. Vay ** bonus: içindeki şeker nişasta gibi komponentler de sütün suyunu çekip kıvamını arttırmaya yardımcı oluyormuş.
Lisedeyken çok aktif kullanıyordum ve birkaç defa dm'den taciz edilmiştim, şimdi yeni bir hesapla yeniden kullanmaya başladım. Okuduğum kitaplar hakkında başka insanların yorumunu okumayı eğlenceli buluyorum
Komitesinden -1 almıştım, stajını geçmek için anamın ruhunu ortaya koyuyorum anlık
SSS (santral sinir sistemi değil sık sorulan sorular): Evet, gerçekten sisteme -1 giriliyor Hayır salmamıştım, 2 hafta çalışmıştım Evet, o sene sınıfta kaldım belki istesem kalmayabilirdim
Enfeksiyon sözlüsüne baya yetersiz çalışmıştım. Çok da uykusuzdum. Sınava girdim böyle ittire kaktıra menenjiti anlattım. tamam, dedi hocamız, tedavisini söyle şimdi de sonra çıkabilirsin
Kardeşime küçükken inanılmaz eziyet ederdim. Sürekli "rage bait" atıyodum o da çıldırıyordu. O zamanlar ceza paspası uygulaması vardı evimizde, birisi kural çiğneyince yaşı kadar dk boyunca paspasta oturuyor vs biliyorsunuz süper dadıdan
Annem bu paspas uygulamasını sürekli öfke krizine soktuğum kardeşim için getirmişti aslında, bağırınca ceza alırsa geçer sanıyordu. Sonra problemin ben olduğunu fark etti :d
Benim o paspasta 6 saatim var (1 haftada 💪🏻) ahxbsbjx ve hayır işe yaramadı çünkü paspasta otururken de çok rahat kardeşimi sinirlendirebiliyordum...
Şu an çok iyi anlaşıyoruz sorun yok, bayağı bir özür diledim ondan. ancak şimdi o da benden öğrendiklerini en küçük kardeşimize yapıyor :dd "abla aşırı zevkli ya kendimi durduramıyorum" dedi bana geçende. Biliyorum canım, biliyorum...
Bir şeylerin fiyatı konusunda veri tutmayı çok seviyorum. O yüzden özellikle sebze-meyve reyonlarının, balık stantlarının, fırınların falan fiyat içeren fotoğraflarından bir koleksiyonum var
Esra: kadın doğum veya nöroloji Meltem: prekliniklerden biri Unisex bir isim: acil veya pediatri Vintage isimler (ülker, kibriya, semiha, orhun gibi): pediatri Klasik erkek isimleri (ahmet, mehmet, burak, mert gibi): gc Kazakça veya kırgızca isim: ortopedi Modern ama bilindik isim (burcu, berkay, ece, irem gibi): derma Soyadınızın -oğlu ile bitmesi: branş önemsiz kliniğiniz var Siyasi görüşü olan isimler: gc veya acil Adınız -an ile bitiyorsa (ayhan, osman, oğuzhan gibi): prc veya çc Adınız bir sıfat ise (ender, metin, fazlı, özgür gibi): üroloji
Sevgilimle evimize bir muhabbet kuşu aldık. Bu tarz konularda aşırı takıntılı olduğum için almadan önce 2 hafta boyunca her şeyi çok detaylı araştırdım. Kocaman (üretim kafesi diye geçen) kafeslerden aldık, tünekleri için bahçelide gezip uygun ağaçlardan dal toplayıp sterilize ettik ve zımparaladık, çıngıraklardan oyuncak yaptık, abeslanglardan bir yatak yaptık, haftalık yemesi gereken sebzeleri seçtik, sahiplenmeye gecenin bir vakti keçiörene gittik...
Daha 30-35 günlük bir bebiş kuşumuz. Bırakın uçmayı yan yan bile yürüyemiyor dengesini kuramıyor 🥺 Ama bize aşırı hızlı alıştı, ötüyor kendini sevdiriyor. O yüzden bugün ilk defa kafesten çıkardık (2 gündür bizimle). Ben de fırsat bulmuşken kafesteki yatağına bir güncelleme geçtim ve boncuktan bir salıncak yaptım
Tüm bu sürede kuşumuz sevgilimin ellerinde uyuyordu. Bir saat boyunca hiç hareket etmeden koca 2 metrelik adam elinde 10 gram kuşla uyudu.
Ona ne kadar çok güvendiğimi ve bunda ne kadar haklı olduğumu bir kere daha gördüm.
İlk alarm yetimdir. hep ertelenir, durdurulur susturulur. "Sabah sabah ›:(" der insan. Ama son alarm böyle mi? Karşısında hemen zıpkın gibi ayağa kalkılır. "Oo erkencisiniz" denir, panikle hazırlığa kalkışılır. Son alarm ne derse odur, ona karşı bir mahcubiyet duyulur
(bkz: #37484) yurdum ilaçlama yapmadığı ve raid de bana sponsor olmadığı için hala haftada 2 kere ava çıktığım yaratıktır
4. katta kaldığım için bunlar aşağı katlarda level kasılıp geliyor, final boss gibi bekliyorum. Artık hiç vurmaya da uğraşmıyorum direkt üstüne kolonya sıkıyorum boğularak ölüyorlar
Sadece ellerim ve yüzüm açık uyusam da bu onları durdurmuyor, misafir umduğunu değil bulduğunu yer hesabı. Parmaklarım kreşte bulduğu her şeyi elleyen siğilli çocuklar gibi oldu abi.
Normalde araştırma ve gözlemlerime göre bir gün sokarsa sonraki 3 gün rahatım. Ama bugünkü sivrinin aç gözlülüğünü -dün yüzümü 4 kere ısırmasından- fark ettiğim için tuzak kurdum. Kolumu bacağımı sokak lambasının ışığı altına koydum. Ama bi güzel kokmuştur ona var ya
(bkz: #38344) sorusu için güzel bir çözümdür. Kelime anlamı farkındalıktır ve farklı ideolojilerde farklı şekillerde pratikleri vardır. Şahsen budizmdeki halini pek bilmiyorum, günümüzde daha çok stoacılık felsefesiyle birlikte anılır. Kendi günlük hayatımda yıllardır uyguluyorum. Temel mantığı duygu dünyanı olduğu gibi kabul etmek ve duyguları kovmamak, ertelememek ve onları yaşamaktır. Hayatta olduğu gibi duygularda da sadeliği ön plana çıkarmak amaçlanır. Örneğin bazı duygular doğası gereği diğerlerinden daha uzun sürebilir veya daha acı olabilir. Bunun doğal sonucu olarak kendinize bu kadar uzun sürdüğü ve acı çektiğiniz için öfkelenebilir, hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz. Bunları tanımlamak "evet, buradayım ve bunu yaşıyorum" demek ve duyguları olabildiğince sade haliyle kabul etmek önemli olan kısmıdır.
Duygunun etkisi geçtikten sonra geriye dönme yöntemiyle duygunun orijinine gitmek gerekir. Örneğin yere biri çöp attığı için sinirlendiniz ve kendinize sordunuz: "Bu olaya neden sinirlendim?". Cevap da "çünkü bence bu sığırlık." olsun. "Peki benim için sığır ne demek?" dediniz ve "Yaşadığın çevreyi temiz tutmamak sığırlıktır." şeklinde bir yanıt buldunuz. Peki ama neden sinirlendiniz? "Çünkü onlar yüzünden ben temiz bir çevrede yaşayamıyorum dolayısıyla aslında hak ettiğim hayata sahip olamıyorum."
Böylece yere çöp atan birine karşı öfkenizin, aslında hak ettiğiniz hayatı yaşayamamanızdan doğduğunu anlarsınız.
Bu geriye dönme yöntemi bütün duygular ve onların orijini için uygulanabilir. Amaç çözüm bulmak değil duyguyu olduğu haliyle kabul etmek ve onu anlamaktır. Bunu yapmak, duygular üzerinizdeki kontrolünüzü çok arttırır ve küçük bir olayın bütün gününüzü mahvetmesini engeller.
Öncelikle ellerinize sağlık sayın yazar aslında kendimde uygulamaya çalıştığım bir yöntem olsa da bazı aşamalarda çok zorlanıyor ve durumu kestirip atmaya meyilli oluyorum dolayısıyla zaman zaman bir döngüye giriliyor Ama bu konuda tekrar bir farkındalık yaşadım sayenizde tekrar verdiğiniz tavsiye ve hatırlatma için teşekkürler.