Dün kbe'de kullandığımız iğnelerden bir tanesini aldım saklamak için, bugün de son (umarım yani kalmazsam) anatomi labımızda Tuncay Peker hoca bir şekil çizdi bir şeyi anlatırken onu aldım, saklayacağım.
Merhabalar. Özelden üşenmeyip bana geri dön çağrısı yapan herkese teşekkürler, açıkçası bu kadar sevildiğimi bilmiyordum :)
Onun dışında bundan sonra burada polemiğe girmeme kararı aldım, entry engelle kısmında yazar artışı yaptım bence bu işimi görecek. Kimsenin neye inandığıyla ilgili bir derdim yok, biraz sert çıkmış olabilirim özür diliyorum sizden ve bir ricam olacak: sizin inandığınız şeylere inanmayanlar için “onların kalbi kirli” deyip insanları kötü ilan etmeyin lütfen, iyilik inançtan bağımsızdır bana kalırsa.
Son olarak poyraz, lavinia, ruhsuz, clarice, fih, dany, evdenuzakta, water, gri'ye teşekkürler. Adını hatırlayamadığım, bir şekilde halimi hatrımı soranlara teşekkürler. Öyle işte.
Hayatta en nefret ettiğim davranışlardan biri, bazen ben de yapıyorum ama olabildiğince kendimi frenlemeye çalışıyorum. Benim her işime burnunu sokan, öyle yapma böyle yapma deyip ben fikrini sormadan fikir belirten herkesten uzaklaşmaya çalışıyorum şu anda.
Kurucusunu ilk gördüğümde şoka uğradığım fal uygulaması. Storybox'a mı ne çıkmıştı. Cidden Disney bir filminde bu kişiye Aladdin'i oynatsa ne güzel olurdu demiştim içimden.
ölücüsü meşhur forum. yks zamanında tyt/ayt forumunu az okumadım :) bir çocuk vardı hatta, şu an boün bilgisayarda sanırım. hem sayısalda ilk beşteydi hem de eşit ağırlık birincisiydi. ayrıca 2016 ygs birincisi olan cemre'nin de hesabı vardı orada. oradan da anlatacak çok şeyim var aslında.
evveeet hazır gelmişkennn şunu da ileteyim: başlıkları takip et özelliği, profile entry sabitleme özelliği, yorumlara beğeni özelliği gelebilir miii uzak ya da yakın gelecekte :,(
Ara ara fanlığını yaptığım oyuncu. “Ne olacak benim bu sarışın düşkünlüğüm”ün ilk duraklarından biri kendisi. Soyadından çok çekmiş, babası İsveç kökenli o yüzden soyadları bu denli garipmiş. Soyadını da bir tek İsveç'te doğru yazdıklarını söylüyordu. En son filmi çıktı the ambulance diye, her yerde nbc överken bu filme gitmeye utandım o yüzden gitmedim. İnternetten izlerim artık.
“Zihin okuma”yı alışkanlık haline getiren kişinin kaçınılmaz olarak varacağı yer. Not: Süper güç olan zihin okumadan bahsetmiyorum. Bilişsel çarpıtma olandan bahsediyorum.
8-9 yaşlarımı özlemişim. Aslında içindeyken hiç hoş olmayan şeyler yaşadım ama totale baktığımda güzelmiş o zamanlar. Ben bir daha yerden yüksekte oynamak istiyorum ya :(
Ya da içinizden birine para verip “alın yavrum, bunla dondurma alın” diyen teyzedir. Çoğu kişi kakaolu max alırken elit insanlar çilekli max alır. Dünya'nın en uyduruk dondurması olan max, Roma Dondurmacı'sının dondurmasından daha güzel gelir o an size. bir de üstüne bedava çıkarsa dünyalar sizin olur. Sonra ezan okunur, anneniz seslenir. Siz “anne, biraz daha ya” diye yalvarırsınız, anne kişisi de “aaa, bir daha indirmem bak seni aşağı!” diye sizi tehdit eder. Kuzu kuzu eve gidersiniz.
Var böyle bir şey. Anne baba isterse çok esmer olsun, çocuk yine sarışın doğar ve o sarışınlık, çiğ değildir. Yani on metre öteden anlarsınız zengin olduğunu. Bu renge Dünya'nın en iyi saç tasarımcısına gitseniz de ulaşamazsınız. Doğuştan zengin olmanız lazım.
Bende var şu aralar. Kimseye bir şey açıklamak istemiyorum, söyleyecek bir şey de bulamıyorum. “Nasılsın” sorusuna bile cevap veremeyebilirim yakın bir zamanda. Kötü hissediyorum, neden böyle hissettiğimi de biliyorum ama anlatamıyorum.
Ruhu tamir eden alan. Ruh hastaysa her şey hasta, gripten ölmezsiniz ama depresyondan ölebilirsiniz. Bir ara bunu istiyordum ben, insanların ruhunu onarmayı yani. İnsanlar iyi bir dinleyici olduğumu söyler genelde ama çocukları daha çok seviyorum sanırım bu nedenle şu aralar pediatriye takık durumdayım. Gerçi belki çocuk psikiyatrı olurum. Not: Cümleler devrik ve garip oldu, dört saatlik uykuma verin :)