Az önce aklıma geldi, bugünden bir haber. Bir kadın erkek arkadaşına böbreğini veriyor, sonra erkek arkadaşı bu kadını aldatıp terk ediyor. Yani kimseye güvenip böbreğinizi vermeyiniz.
Bildiğiniz gibi az önce sabaha kadar sözlükte olmayacağımı bildirmiştim ama bu kişilik yok mu bu kişilik! Sabah gördüm bunu evde, hadi dedim sana bir şans veriyorum. Açtım pencereyi, çıkmadı. Tamam dedim, olsun, yine de seni öldürmeyeceğim. Az önce oturdum not okuyorum ne güzel, bir anda etrafımda vızır vızır dönmeye başladı. Yine çıksın diye uğraştım çıkmadı. Artık hak etmişti yani, aldım elime defteri. Öldürdüm kendisini. Şimdi suçlu ben miyim yoksa bu sinek mi?!
Küçükken bendim bu. Hatta dua ediyordum sürekli lütfen kardeşim olsun; o, yumurtanın sarısını sevmesin ama beyazını sevsin. Benim beyazımı yesin, ben de onun sarısını yiyeyim diye. Sonuç: Kardeşim doğdu, yumurta sevmiyor. Ben artık yumurtanın beyazını yiyebiliyorum.
Kendisinin müziğini bir kenara bırakıyorum, eşine şiddet uyguladığı için pek sevemediğim kişi. Bazı şeyler güzellenmeyi hak etmiyor, yattığı yerde huzur bulsun orası ayrı.
1996-2015 arası doğan bireylerin ait olduğu kuşak. Diğer kuşaklarca yerilmesi doğanın bir kanunudur. Sokrates'in “günümüzün çocukları lüksü seviyor. kötü davranışları var, otoriteye baş kaldırıyorlar, yaşlılara saygıları yok, çalışmak yerine lak lak etmeyi seviyorlar. çocuklar artık evlerinin hizmetçisi değil, tiranı. anne babaları odaya girince ayağa kalkmıyorlar. onlara itiraz ediyorlar, destek olmak yerine laklak yapıyorlar, şapır şupur yiyorlar, bacak bacak üstüne atıyorlar, öğretmenlerine zulmediyorlar.” cümlelerinden de anlayabileceğimiz gibi her kuşak kendinden birkaç önceki kuşaklarca yerilmeye mahkumdur.
Sadece bir insana değil etrafımızdaki her canlıya hatta cansıza, her varlığa hissedebildiğimiz bir şey bence. İnsan bu, mesleğine de aşık olur gökyüzüne de aşık olur uykuya da aşık olur dondurmaya da aşık olur…
Bu kelime her geçtiğinde develi hikayeyi anlatan insanlardan bıktım. Anlatmayın kardeşim şunu artık, ezberledik yahu! Valla bak, 2010 Facebook'unda kaldı bu.
Online yazarlarımızdan kime başlık açsam diye düşünürken bir baktım kendisinin başlığı yok. Bu değerli görevi üstleniyorum. Muhtemelen Galatasaraylı olan (bkz: #17630) entrysini her gördüğümde gülümsediğim yazar.