Sandalyelerin rahatsızlığı Dışarıdan gelen gürültü (özellikle cam kenarında oturduğum zaman dışarıdaki bazı insanların bilerek ciğerlerini sökercesine kahkaha attığını düşünmeye başladım) Sürekli bir giriş çıkış olmasından dolayı yaşanan insan trafiği Nazar ... Daha uzayıpp gidiyor böyle
Tek başıma bir şey yemeyi, içmeyi sevmem bir şeyler yemeye, içmeye karar verdiysem ve yanımda birileri varsa hayır deme şansları yoktur sadece ne istediklerini seçebilirler :) ayrıca bir şey içeceğim zaman bardağımın tamamen dolu olması lazım, dudak payı bile sevmem. az olursa sinirleniyorum yarım kalmış gibi geliyor geriliyorum ve içeceğim bitmeden üstünün doldurulmasından nefret ederim.
Geçen yıl en güzel ve parlak sezonunu yaptığını ve en başından beri tuttuğum iki chefin beraber finale kalmasının verdiği mutluluk ile bir daha izlemeyeceğimi düşündüğüm yarışma programı.
Muhteşem bir renk. Düşünme tekniklerinde olumlu bakmayı, kararlardaki faydaları ve barındırdığı değeri temsil eden fakat şahsıma tarafsızlık ve adaleti simgeleyen renktir. Severim :)
Çok ciddiye alıyorsun, fazla ciddi birisin ... Evett ciddiye alıyorum hem de çok ciddiye alıyorum çünkü öyle olması gerekiyor. Bazen şaka amaçlı söylenen bir söz karşı taraf için çok şey anlam ifade ediyor. Bazen senin için çok önemsiz, sıradan bir hareket başka birinin unutamayacağı bir anı haline geliyor. Senin için değersiz olan bir jest, mimik, söz, iş, düşünce, davranış, olay, olgu ne bileyim herhangi bir şey bir başkası için çok daha farklı anlamlar içerebiliyor onun için ciddiye alıyorum hayatı. Kendim için, onun için, sabah günaydın dediğim hiç tanımadığım teyze için, koştur koştur derse yetişmeye çalışan kafa ile selamlaştığımız lise öğrencisi için, hastane önünde kısa bir sohbet ettiğimiz abla için ya da herhangi bir sebepten gülümseyen ve benim de yüzümde tebessüme sebep olan amca için kısaca ciddi bir insanım ben. Gezerken ciddiye alırım gerçekten gezip, görmeye çalışırım. Eğlenirken gerçekten eğlenmeye çalışırım. Yazarken, okurken, izlerken hatta bazen tam anlamıyla hayatı boş verip inzivaya çekildiğim de bile ciddi anlamda çekilirim. Hem ne demiş usta şair Nazım Hikmet ;
Yaşamak şakaya gelmez, Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın Bir sincap gibi meselâ, Yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, Yani bütün işin gücün yaşamak olacak. Yaşamayı ciddiye alacaksın, Hem de o derecede, öylesine ki, Meselâ, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, Yahut kocaman gözlüklerin, Beyaz gömleğinle bir laboratuvarda Insanlar için ölebileceksin, Hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için, Hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, Hem de en güzel en gerçek şeyin Yaşamak olduğunu bildiğin halde. Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, Yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin, Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, Ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, Yaşamak yani ağır bastığından. Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız, Yani, artık o beyaz masadan hiç kalkmamak ihtimali de var. Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini Biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına, Hava yağmurlu mu diye bakacağız pencereden, Yahut da yine sabırsızlıkla bekleyeceğiz En son ajans haberlerini. Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için, Diyelim ki, cephedeyiz. Orda daha ilk hücumda, daha o gün Yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün. Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu, Fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz Belki de yıllarca sürecek olan savaşın sonunu. Diyelim ki, hapisteyiz, Yaşımız da elliye yakın, Daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının. Biz yine de dışarıyla beraber yaşayacağız, Insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgârıyla Yani, duvarın arkasındaki dışarıyla. Yani, nasıl ve nerde olursak olalım Hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak... Bu dünya soğuyacak, Yıldızların arasında bir yıldız, Hem de en ufacıklarından, Mavi kadifede bir yaldız zerresi yani, Bu koskocaman dünyamız. Bu dünya soğuyacak günün birinde, Hattâ ölü bir bulut Yahut bir buz yığını gibi de değil, Boş bir ceviz gibi yuvarlanacak Zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız. Şimdiden acısı çekilecek bunun, Duyulacak mahzunluğu şimdiden. Böylesine sevilecek bu dünya "Yaşadım" diyebilmen için...
Ama sayın limon duzelttiniz komikligi gitti neyse sayın yazarcimlar ben açıklayayım. Satırlar arasinda br yaziyordu fhshdjskfjsjfk ben de her satir arasinda bırrr diye okudugumdan komik geldiydi
"Ya aslında var ya, ya var ya ..." Gibi başlayıp, kısacık bir ara ve sonrasında "neyse" ile devam eden cümlelerin kurulmasına sebep olan durumlar diye tarif edebilirim.
Şimdiye kadar 1 kez gittiğim ve sadece 5 saat gibi kısa bir süre kalıp hiç gezemediğim. Hakkında yaşanılacak değil gezilmeye gidilebilecek diye düşündüğüm şehir.
Edit: bir-iki ay önce tekrar gitme şansını yakaladığım şehir. Havası ile büyülüyor :')
Karanlık bir oda, pencereden görünen sokak lambası. Bütüne baktığında durmak bilmeyen telaşla her yere, her yöne dağılan beyazlıklar; karmaşa, kargaşa, kaos. Sadece bir kar tanesine odaklandığında sessiz sedasız muhteşem bir edayla sakince süzülen kar tanesi. Ve bütün bunların bir düzen içinde olduğunu bilmenin verdiği huzurla elimde kahvem pencerenin karşısındaki sandalyemde ben :)