şafak vakti kanatlanmiş bir yürekle uyanmak ve minnet duymak yine aşkla dolu yeni güne ; öğleyin dinlenmek ve aşkın vecdini düşünmek derin derin; akşamleyin eve şükranla dolup taşarak dönmek;
sonra da uyumak yüreğinizde sevgiliye bir dua ve dudaklarınızda bir övgü şarkısıyla..
tabi ki de sn.madamebovary; ben ülke insaninin geneline hakim,bir ahlaksizliktan bahsediyorum.mesela artan döviz kurlarını saniyesinde fiyatlara yansıtıp,depodan markete az malzeme çıkartan esnaf ( çünkü bugün fazla satilmasin yarın döviz artacak tekrar yükseltecek),bindiği 30 yıllık külüstüre kiyamayip sisirilmis fiyat çekerek suni piyasa üreten ikinci elciler.dolarl işinin olmadigini savunup millete ekonominin iyi olduğuna ikna etmeye çalışan at gozlukluler ,ekmeğin Avrupa da 2 Euro olduğunu tez olarak sunan geri kafalilar,telefonu lüks olarak gören hayattaysan iyisin mottosuyla yasayan soytarılar.
Bu insanlar gün sonunda benim nasıl yaşayacağıma demokrasi nedeniyle etki edebiliyor.ve her millet neyi hakediyorsa onu yaşar milletin sahip olduklarına laf atıp kendi halinden memnun olan , suç işlemeden -teroru olaya karıştırmadan tepki nasıl gösteriliri bilmeyen bunu bilmeyen bir halk demek istediğim.
Poyrakarayel bey sizi kınıyorum ve size laflar hazırladım! Öyle bir terbiye edeceğim ki kedi benimle bir ay kaldıktan sonra sizin adınızı her andığımızda saldırıya geçecek, sizi gördüğü anda tüm kedileri toplayıp size saldıracak!!!!!!!!
tamam ben de biliyorum yaş aldıkça ,tavırların ve duyguların olgunlaşıp farklılaştığını.ama demek istediğim bu buruşmuş ellerin , bazen neşeli tonton bazen duvar gibi o suratların altında 70 sene önceki çocuk hâlâ duruyor.
70 yaşında huysuz dedenizi düşünün. -kizim/oğlum kapat şunu başım ağrıyo -bu yemek nerde kaldı ya öldük acliktan -prizleri tutarak çek fişi koparacaksin
Ne kadar itici değil mi ? Ama o 60 yıl önce sokakta bilye oynayan , bahçeden erik çalan , sokakta boş boş gezen o sevimli cocukla aynı beden hâlâ.sadece biraz bükülmüş beli.ruhu hâlâ aynı ondandır yedisinde neyse yetmisinde aynidir sözü.tamam tecrübe elbette etkiliyor ama çerçeve aynı.
Arada annemi teyzemi falan izliyorum onlar televizyonu izlerken.albümdeki genç kız fotoğrafına bakıyorum çok az zaman geçmiş 20 yıl.cehre değişmiş biraz kırışmış ama anılarla şimdiyi karşılaştırıyorum hala var 'ihtiyarlarda' o çocuk .
Ne kadar yaş almış insanları her zaman katı , karar koyucu ,laftan anlamaz görse de küçükler ; aslında karşıda kostüm değiştirmiş iyi rol yapan bir çocuk var.onlar da saçma sapan şeylere üzülür ,sevinir ,durumun gereğini yerine getirir.
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil, bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte yani yürekte.
Meselâ bir barikatta dövüşerek meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken meselâ denerken damarlarında bir serumu ölmek ayıp olur mu?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Seversin dünyayı doludizgin ama o bunun farkında değildir ayrılmak istemezsin dünyadan ama o senden ayrılacak yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı? Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık yahut hiç sevmeseydi Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Ah ulan sözlük anlatacağım dayanamıyorum.Sene iki bin çift sıfır ya da 3 sene evvel tam hatırlamıyorum bu saçmalığı.bu talihsiz olaydan sonra tasavvufa falan sardım kendimi akıl sağlığımı kaybetmemek için.
-poyraz gel kahvaltı hazır menemen var sıcak sıcak.
Allahım menemen var taze ekmek ve çay bermuda melek üçlüsü.pazar sabahı ve bu kahvaltı kombosuyla günüm güzel gececek eminim.oof oof o ne.göz altım balon gibi.size bir soru çok uyuyunca da uykusuz kalınca da göz altım şişiyor sebep? neyse önceki gece 3 arkadaş sabahladik.filmler,yemekler ev bomboş kart falan..biz 15 senelik arkadaşlarız birbirimizin ciğerini biliyoruz..(sanıyoruz).
Kahvaltiyi yaptım bunlarla buluşacağız İstanbul'a gideceğiz..
- knk geldik araba aşağıda
oglum adamlara bak özel soförüm gibi gelmişler adam bunlar.neyse şarkılar türküler 2 saatte gittik.ama benim unuttuğum bir şey var bu arkadaşlarım fazla maruz kalındığında kafa açan cinsten ve hayalperetin daniskasi falan ikisi de .yolda aklıma geldi bunlar çocuk çocuk hareketlerle beni darlar mi lan ?
Lan yok ..
Abi arabadan indik dağdan inmiş gibi başladılar.ust geçidin ayagina tirmanalim ilk çıkan kazanır falan.
+ Hahahah yok olm durun insanlar var.( Ben sizin yapacağınız işi var ya )
1 saat geçiyor.kapali carsinin orada Muşta seciyolar ama nasıl dandik malzeme birbirlerine falan dalasiyorlar bı hayal edin ben de sinir küpü olmuşum ama artık çok geç.
Neyse 2-3 saat oldu.köfte ekmek aldık deniz kenarina oturduk.ben yol yapıyorum eve gidelim falan diye hayal edin böyle rezil bir ortamı günümün içine edilmiş ve en kötüsü yanimdaki adamlar 5 zeka yaşına hitap etmeye başladı birden.en son bunlar baktım sahilde parkour running falan yapiyo banklarin üstünden atliyolar delirdim ben.domates gibi oldum dedim behlül kaçar beyler siz arabayla gelirsiniz ben dönüyorum.dost yolculukta tanınır dostlar hele bir konfor alanından çıksın gerçek yüzünü bir görün.hala arkadaşız tabi ama seyahat şehir dışı gezmeleri daha onlarla yok.
gençliğim gidiyor değil de hayatı ıskalamışım hissi var.dün değerli bir insanla da ucundan konuştuk bu durumu burdan ona selam.
şu an ,tam şu an Almanya'da milliyetçi bir amca relax bir modda alman birasını yudumluyor,riyad'da genç bir esnaf dükkanın önünde müşteri çekmeye çalışıyor .bak o adamı durdur onun tam da senin tütsülerine ihtiyacı var.ne bileyim tropikal iklimde bir yerde kumsala münazır bir cafe-barda iki sevgili esen rüzgarla huzur buluyor.kolombiyada ,İspanyada belki de yeni marquezler kitap yazıyor,bir Veronica akıl hastanesinde ölmek istiyor .bunlar ve daha niceleri tam şu anda oluyor.
Ben bu cografyalari görmek isterdim.oyle alayım başımı dünyayı geziyim,eyfele çıkayım gibi değil ama bakın.her cm kareyi görmek ,her insanla tanışmak , her meyveden tatmak istiyorum,hiç değilse bir kısmını deneyimlemek ,"yaşamak" istiyorum.
Kabul etmesi ne kadar zor olsa da dünyanın en acımasız ve özgürlestirilmiş kölelerinin olduğu çağa denk geldim.memuriyete hapsolup hanım akşam eve bir şey lazım mı ile dün yatırılan hastanın durumu nasıl seyrediyor arasında sıkışıp kalmak istemezdim mesela.üzücü ama çoğumuz yazılan bu senaryoyu usta oyuncular gibi oynayacağız bildiğimiz halde.
Çalışmadan olmaz elbet ama bu çalışmak değil ve bu ülkedeki yaşamak değil ömür sürmek.her ölen pişman ölür demiş Atilla ilhan.bu çok koyuyor bana.
takribi 75 yıllık ömür ,20 si geçmiş son 35 i rölantiye ve hastalığa ayarlanmış bakın bana son 20 yılım kalmış ve ben şimdiden hayatı ıskalamışım.
"NİĞDE Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi´nde görevli Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Halil İbrahim Akçay, iddiaya göre randevusuz muayene olmak ve ilaç yazdırmak isteyen Suriye uyruklu M.F. tarafından darbedildi. Şüpheli polis tarafından gözaltına alındı."
Benim artık sabrım falan kalmadı.kendi vatandaşın yetmez ithal medeniyetsiz getirirsin dayak yer doktorun ondan.okul bittiği gün defolup gitmek istiyorum.şundan eminim ki eğer bu mesleği burada devam ettirirsem ben meslekten atılırım,herkes bu mağduriyeti yasayan abilerimiz ablalarimiz kadar sakin kalamayabilir.O kadar emek verip bı anlık sinirle emeğimi heba etmek istemem.düzeleceğine dair en ufak ümidim olsa kalmak isterdim.bana 20 yaşımda harıl harıl Almanca çalıştıranları Allah'a havale ediyorum.düşünmesi bile nabzımı yükseltiyor.sen kimsin lan şiddete başvurabiliyorsun.
şunu da unutmayın arkadaşlar başka mesleklere mensup insanlara değil de sürekli hekimlere şiddetin gündem olması tesadüf falan değil.neden acaba?
Artık ülkede sağlık sistemi özellestirilmeye çalışılıyor açık bir şekilde.bunun cezasını da biz çekiyoruz.korkarim ki gelecekte hekimler için çok daha kötüsü olacak.şuanda bile düz sağlık personelleri ile aynı maaşa layık goruluyoruz.şiddet ve nefret kasıtlı olarak körükleniyor.kendini kurtarabilenin kurtarması en iyi seçenek artık
gözünüze kestirdiğiniz insan rol yaptığınız anlamadan,10+25 yıllık kontratla renklerinize bağlıyorsunuz.taraftar mutlu,yayıncı kuruluş mutlu..(inşallah siz de mutlusunuzdur).buna evlilik deniyor.
oyuncular : poyrazkarayel çilekli süt (2.5 yaşında ,mavi göz sarı saç) komşunun bebeği
mekân: tüm sülalenin bir araya geldiği anneanne evi
bu çilekli süt denen prenses benim kuzenim olmakta.ailesi Almanya'da yaşadığından kendisi sadece yazları geliyor Türkiye'ye insan ilişkilerinde türk muadillerine göre sjhshsh haliyle biraz zayıf.
çilekli süt evde koşusturarak oyunlar oynamakta bağırmakta falan normal bir bebiş yani.ben de evde yaşıtım olmadığından bu kurabiyeyi izleyip mutlu oluyorum.15-20 dakika geçiyor ve komşunun bebeği eve intikal ediyor.bizimki ambulans sireni gibi teyakkuza geçirmiş milleti.komsu bebekte oyuna dahil olmak üzere eve gelmiş.
Neyse bunlar bir yarım saat oynadılar herhalde ben de telefona dalmışım.yarim saat sonra baktım bunlar birbirinden bağımsız takılıyorlar.
Pk: kuzu siz niye beraber oynamıyosunuz
ç.s : oynamıyor menimle
Ben de fazla ustelemedim.komşu çocuğu üzülüp eve gidiyor neyse.ertesi gün annesinde öğreniyoruz ki bizimki çocuğu bebiş bebiş diye cağırıyormus.bebiş gel şunu oynayalım ,bebiş gel şuraya gidelim.çocukta 4-5 yaşlarında herhalde, gurur yapmış ben ondan büyüğüm bebiş diyor bana diye sjhssb.aslanım ne bilsin bizim çilekli sütümüz ast üst ilişkisini zaten zor konuşuyor,üzdün olm kızı..
yaşama sevincinin vücut bulmuş halleri.bir rivayete göre büyük iskender bana 10 tane bunlardan verin ikna edemeyeceğim tek canlı kalmaz demiştir.tabi bu bir rivayet hemen atlamayalım.her geçtiğimde sırasıyla ikna sürecine başlayan,kendi kafelerinde benim aradığım huzurun olduğunu söyleyip duran,ekonominin bel kemikleri.ama geçen günki bir başka.adam bütün ultilerini kullandı saymadığı özellik kalmadı 4-5 adım geçtim ve zehirli ok geldi :
-abi aile salonumuz var.
Direkt geri döndüm.üst kata geçtim böyle cam kenarı sote bir masaya park ettim.aradım eşimi :
-öhöom.."bir tanem";) çabuk çocukları al hamamönüne gel.aile salonunda güzel bir kahvaltı yapalım. +Tamam bey hemen geliyoruz.(utangaç surat)
Şaka şaka bey demedi..
abicim o kadar İtem saydın arada salladın da.. son kurşun aile salonu olabilir mi? bende iyi aile babası profili mi gördün bilmiyorum ki ..
yalnızlık eğer ki zorunluluk değil de seçim ise dünyanın en büyük nimetidir benim için.hani demiş ya dostoyevski İnsana olan saygımı kaybetmemek için insanlardan uzak duruyorum diye benimki de o hesap..yanlış anlamayın ben de melek değilim hani.ama emin olduğum tek bir şey var ince düşünürüm.bir hareketi veya bir sözü söylemeden önce kırk dokurum çünkü bana böyle davranılmasını isterim.bir tanıdık veya arkadaş beni yaralayacak bir söz söylese ,bir ithamda bulunsa mübalağasız kafamda döner durur aylarca.gun içerisinde aklıma gelir tekrara düşer o günüm hiç olur.ama yemin ederim karşımdakine kızmam kendi hayatım üzerinde böyle değersizlere söz hakkı verdiğim ,kontrolü bir nevi paylaştığım için sinirlenirim hem de çok..Kafka der ya hani Beni üzecek gücü sana verdiğim için kendimden özür dilerim imzamı atarım..
bu entryi asıl yazma amacım kitaplar.kitap romantizmi ya da fularsız entellik kasmayacağım ama düşüncelerimde hiç olmadığım kadar samimiyim.cemil meriçi anmış olayım ben de insanların kötülüğünden kitaplara sığınanlardanım.suçsuz değilim ama farkındayım her anımın.andan kurtulup başka bir zamana kaçma değil benimkisi.gercek hayatta bir insanın zihnine,hayatına,kararlarına bu kadar yakından tanıklık etmek için ne denli feragatlerde bulunacağımın (manevi hususta) farkında olduğumdan bağlıyım bu dosta.tekrar başladım eski ruh halime ve paslanmış düşünce yapıma tekrar dönmeye başladığımı hissediyorum.ezeli dost ebedi dert seni seviyorum..
Hayırlı uğurlu olsun🚀 Huzursuz bile olsanız düşünmekten,kalitesiz bir ortamda boş muhabbetlere katılmaktan yeğdir. Sizin adınıza gerçekten çok mutluyum.
Velek ki fularsız entelektüellik kastınız,kime ne ki?;) Belki de insan ideası ve insanlığa hizmet insanlarla olmaktan daha çok yarıyordur size;)🚀
“insanların büyük çoğunluğu yüzmesini öğrenmeden yüzmek istemez. yüzmek istememeleri doğal, çünkü karada yaşamak için dünyaya gelmişler; suda değil. ve düşünmek istememeleri de doğal, çünkü yaşamak için yaratılmışlar; düşünmek için değil! evet, kim düşünürse, kim düşünmeyi kendisi için temel uğraş yaparsa bundan ileri bir noktaya ulaşabilir. ne var ki, karayla suyu değiş tokuş etmiştir. böyle biri bir gün gelip suda boğulur.”
Bir şey var aramızda Senin bakışından belli Benim yanan yüzümden Dalıveriyoruz arada bir İkimiz de aynı şeyi düşünüyoruz belki Gülüşerek başlıyoruz söze
Bir şey var aramızda Onu buldukça kaybediyoruz isteyerek Fakat ne kadar saklasak nafile Bir şey var aramızda Senin gözlerinde ışıldıyor Benim dilimin ucunda
Eğer uzun ömürlü bir Gazi tıp öğrencisi fatih İstanbul'u fethettiği günden itibaren KYK bursu alsaydı ;
2022-1453 = 569 569*12 = 6828 6828*850=5.803.800
tahminen İstanbul'da normal bir semtte ortalama bir daire alabilir,orta-üst segment bir SUV alabilirsiniz.kalanı da vergilerdi,faturaydı,hobiydi falan...bı 8-10 sene yaşarsınız insan gibi (herhalde yaşarsınız bilmiyorum)..demem o ki yol yakinken yurt dışında hekimliği bir düşünün derim.ksjsbs
(Matematiğim yok gibi bir şey inşallah hata yoktur )
Davranislarımdaki bir sorunu görüp düzeltmek isterken,tavırlarımdaki pürüzleri törpülemeye karar verdiğimde bu belaya bulasiyorum mecbur ,çünkü bir karar almadan önce icerdekiyle uzlasmamız lazım.
bazen kendime itiraf etmediklerimi yekten söylerse bana,hazmedemiyorum.susmuyor da Allah'ın cezası ,ağzını burnunu kıracağım bir gün o raddeye geldik.
Bunu engellemek ve iç savaşıma son vermek için düşündüklerimi yüksek sesle birilerine aktarmaya çalışıyorum. Başkasına söyleyince kendi kendime ayıp olmasın diye eyleme dökmek zorunda kalıyorum içimden geçenleri. Daha iyi bir çözüm bulamadım. Aksi takdirde kendimle kavgalı yaşamaya alışmam gerekecekti.
Engellemeye çalıştıkça daha da kötü bir hale geldiğini fark edince hak vermeyi denedim şimdilik artık kavga edip karşı durmak yerine dediklerini yapıyorum bir süre daha bu şekilde devam edeceğim. En azından daha az gürültü olduğunu söyleyebilirim
Fakat Müzeyyen bu derin bir tutku inancım bu benim Ama belli ki tek taraflı tutku eksigin bu senin Yalnızca hislerden ibaret benim bütün bildigim Lakin bilinmeyen ithal bir duygu sen bunu bi düsün derim Dur Müzeyyen gitme kal benimle Zaman çok seyi eritir Bir hikaye de birlikte yazalım Eksigim içimde birikir Özgürlügün kendinden menkul ne desem bos gelir Fakat özgürlük sen yokken yoksul gerçegim bu benim Gitmek ne sana ne de bana inan ki hiç çare degil Fakat gögünde hiç sınır yok bunu çizmek haddime degil Gün gelecek sen de göreceksin Sevdigin bulutlar gürleyecek Süzülürken mavinin koynunda Bir simsek ruhunu ezecek