Göstermek için ekstra bir çabaya gerek var mı ki? İçinizden geldiği gibi davrandığınızda herkes her şeyi anlıyor zaten. Nasıl ki sevilmediğini anlıyor insan sevildiğini de bir şekilde hissediyor bence.
çoğu zaman sekretermişim gibi hissettiriyor. bunu neden biz yapıyoruz diye sorguladığım birçok iş var. isteğe bağlı olarak boş kalan vakitlerinizde doktorluğu öğrenebilirsiniz. çünkü siz sormazsanız kimse size bir şey anlatmaz.
beden zamana karşı koyamaz ve yaş alır. bunu yaşlanmakla bir tutmuyorum ben. ne kadar değil nasıl yaşadığındır önemli olan. çünkü seni var eden bedenin değil yaşadıklarındır. kimi küçük bir bedene yirmi yılda koca bir hayat sığdırır kimi de yetmiş yıl sadece zamanının bitmesini bekler. ve insan bedeni yok olduğunda değil unutulduğunda ölür.
2 ay falan oldu onko serviste bir hastayla epey ilgilenmiştim. O ara nöbetlerim üst üste denk geldiği için beni sık sık görüyorlardı zaten. Eşi de kendisi de çok tatlı insanlardı. Canı yansa bile "olsun, siz hizmet ediyorsunuz. Kaç saattir buradasınız, yoruldunuz." derdi. Neyse amca taburcu oldu ben de dahiliyeyi bitirdim. Geçen günlerde amca tekrar servise yatmış bir nedenden ötürü. Beni sormuşlar. Selam da göndermişler. Bu beni baya mutlu etti. Yaşlı teyze ve amcaların favori intörnü olduğumu söylemiştim değil mi :)
Cinsiyetten bağımsız Hayatınızı ikiye ayıran durumdur çocuk. Çocuktan önce kendiniz için yaşarken çocuktan sonra çocuk için yaşarsınız. Şu an için hayalini kurduğum bir şey değil. Ben Kendim için yaşamak istiyorum ve buna yeni yeni başlıyorum. Biraz keyfini çıkarayım hayatın.. Sonrası ne olur bilinmez.
Son zamanlarda Neden bu kadar acımasızsın diye sormaktan kendimi alamıyorum. Bir tarafta Dayanmak zorunda kaldığım hayat, içimde kalanlar, diğer tarafta hayalini dahi kuramadıklarım..Ben birkaç ay sonrasını düşünerek yaşamak için çok gençtim, gencim. Herkesin sıkıldığı şu lanet şehirde doyasıya yaşayamadım ya en çok buna kırgınım. Hayatımın belki de en güzel zamanlarını vererek kaybedeni oldum bu kasvetin. Merak ediyorum Bir gün tüm bunlara değecek mi gerçekten? Peki çözüm Kaçıp kurtulmak mı bu şehirden yoksa kırılan dallarına bir hayat kurmak mı yeniden?
Birkaç Kez izlemeyi denedim. Pek bana hitap etmediğini düşündüm. Ama bir tanesi var ki... Önyargılarımı yıktı geçti. "ateşböceklerinin mezarı" çizgiler arasından taşan dram beni epey ağlattı.
İlk yarı ve ikinci yarı olarak ikiye ayırdığım ömür parçası. İlk yarı enerjimiz yüksek, kendimizi keşfediyoruz. Yaparız, hallederiz. Her yere yetişmeye çalışıyoruz. Dolu dolu yaşamak istiyoruz. Sonra bakıyorsun Yaş olmuş 24 25. Bir gün böyle aniden olaylara bakış açın, yaşama sebebin değişiyor. Sabah uyandığında güneş aynı doğmuyor sana. Tam bu yaşlar olgunluğun üzerine çöktüğü yaşlar. Bazı şeyler anlamını yitirirken bazıları da başka anlamlar kazanıyor. Açıklaması zor ama değişiyor bir şeyler işte. Ben hep sorarım 20li yaşlarının ikinci yarısında olanlara. yaşadın mı böyle bir şey diye. Hep aynı cevabı aldım "evet." sanırım bana da biraz bundan olmaya başladı.
Çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...
Hatırlamak istemediğim o kadar şey yaşattın ki bana ne hissettiğimi bile bilmiyorum. Bir seviyor bir sevmiyorum. Papatyalara ve bana yazık oldu anlayacağın.