Ayrılıkların çoğu üzmez beni. Eve her geldiğimde o kaotik ortamdan ayrılmak için gün sayarım. Otobüse bindikten sonra babamın -evdeki favori insanım- o son bakışını görmek biraz ağlatır ama. Bunu artık erkek arkadaşımda da yaşadığımı fark ettim. Doğru bi seçimse demek ki ;)
Sanmak…Düşünüleceğini sanmak,üzüleceği fark edilir sanmak,umut ettikleri olur sanmak,bazı şeylere layık görüleceğini sanmak. İnanmaktan gelen sanmak üzer
Özsaygi yoksunluğu kendimize saygımız olmadığında savunmasız olup saldırıya açık hale geliyoruz yani hassaslasiyoruz.baskasinin bize önem vermemesi üzmez bence insanı kendisine önem veriyorsa zaten umurunda olmaz.
Dönem 3 değilken her konu hakkında kesin cümlelerim vardı ve insanları kınayıp dururdum. Dönem 3'te art arda zor şeyler yaşadım,sadakatten bile sınandım. Yeri geldi sadakat bile önemsiz oldu.
Umarım ki özsaygınızı yitirecek hiçbir şey yaşamazsınız. 🌸🍀💗
Sahurda boşboğazlığım tuttu herhalde. Saçma sapan konuşup gülüyordum. Evdekilerde uykudan yeni uyanmış annem " amma çok konuştun ha, aç değilsin herhalde" falan dedi. Çok üzüldüm lan normal mi bilmiyorum tabi. Kafama öyle sert vur ki uyanayım, uyanmazsam benş buraya göm baba..
Birinin benimle düzgünce yürütemediği bir tür ilişkiyi başkasıyla yürüttüğünü görmek. Neden zamanında değişmedin ki? Neden o zaman değil de şimdi değiştin? Edit: Türkçenin canına okumuşum, onu düzelttim.
dün kurtuluş metrosunda merdivenlerde küçük bir kız vardı akşam saatlerinde.mendil satıyordu.normalde böyle durumlarda ben o tarafa bakmadan yoluma devam ederdim.yüzünde şöyle bir ifade vardı ya alsan nolur ki.kelimelerle yazmak biraz güç ama hani hafif burukluk biraz da sitem gibi.aldım.ama üzülüyorum , ben onun yerinde olsaydım diye aklımdan geçiriyorum.
geçen sene , mansur yavaşın yardıma muhtaç aileler dağıttığı sosyal yardım kartlarıyla ilgili bir konuşmasını görmüştüm.bu kartları dağıttıktan sonra en çok neye harcama yaptıklarını incelemisler.ve en fazla çikolata alındığı anlaşılmış.bazı çocuklar çikolataya ulaşamıyor bu üzdü beni. anonim olmasam belki bunu demezdim duyar kasmak olarak algılanmasın diye ama ben naçizane bundan sonra çantamda birkaç çikolata ,kek gibi abur cubur taşımayı düşünüyorum bir çocuğu mutlu etsem de yeter.
İbrahim Tatlıses'ten armut için geliyor:Yalnızım dostlarım,sizlerle. (Aslında link atacaktım fakat buraya atınca video açılmıyor bilemiyorum niye böyle)
-insanların, zaten yeterince zor olan hayatı birbirleri için daha zor hale getirmeleri -bazı insanların hali hazırda tedavisi olan bir hastalığın tedavisine maddi imkansızlıklar nedeniyle ulaşamaması -coğrafyanın genel itibariyle kader olması -hayalini kurduğumuz bazı şeylerin hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini içten içe biliyor olmak -bizi mutsuz eden bazı şeyleri değiştirmek için elimizden bir şey gelmemesi -hepi topu 60-70 yıl sürecek hayatımızı tam anlamıyla istediğimiz şekilde yaşayamamak -2021 yılına gelmiş olmamıza rağmen insanların hala medeniyete ulaşamamış olması, birbirlerine saygı duymayı öğrenememiş olmaları -bu devirde hala temel yaşam haklarına sahip olamayan insanların olması, temiz suya ulaşamayan insanların olması, hala açlıktan ölen çocukların olması..
Belirsizlikler. Sonu görmek lakin o sonda bir bitiş değil de yeni bir başlangıç görmek. Sonra yarım kalan başlangıçları birleştirip bir sona ulaşma isteği...
“en yakınım” diyebileceğin bir kişiye sahip olmak nasıl bir his bilememek. en yakınım dedikleri birine sahip olan yazarlar varsa biraz anlatabilir mi ben çok merak ediyorum