Zarf. Aile hekimimiz ben tıbbı kazanınca beni tebrik etmek için zarf içerisinde cüzî bir miktar göndermişti Ankara'da harçlık olsun diye. Ayrıca (bkz: gerçekten sevildiğini anladığın an)
Ortaokuldaki en yakın arkadaşım buna çok kalpten inanıyordu. Onunla her gün birkaç saat sokaklarda gezer sohbet ederdik, çok güler eğlenirdik. Her günün sonunda bir anda çok ciddileşir ve uzun uzun sesli dua ederdi nolursun ağlatma allahım diye cbdbbsbx
Yarayla alay eder yaralanmamış olan Bak nasıl da sararıp soluvermiş tanrıça kederlerden Sen çok daha parlaksın çünkü Sen tüm göklerdeki yıldızların ilki Sen aydınlatırsın geceyi
Yazardan bağımsız olan gerçek insomnia insanı kendine yalvartıyor: "n'olursun gri bak çok yorgunsun!"
Yok, nuh der peygamber demez. günler haftalar birbirini kovalar. siz cin gibi gözlerle oturur izlersiniz, tek bir gün yaşıyorsunuz da hiç bitmiyor gibidir
Başta kulağa iyi gibi gelebilir, uyanıksın işte kendini geliştir kafanı dinle vs. Kafa bir gün dinlenir iki gün dinlenir, her gün 20 saat uyanık olduğunuzu hayal edin. Gerçeklik hic bölünmüyor, sorunlarınız uyumakla geçmiyor. Düşman başına :(
Çok uzun o yüzden en sevdiğim kısmını paylaşacağım, nazımın kendi sesinden dinlemenizi de tavsiye ederim
(...) Kalamış'ta Balıkçının Meyhanesine girdim ve Sait Faik'le tatlı tatlı konuşuyorduk ben hapisten çıkalı bir ay olmuştu onun karaciğeri sancılar içindeydi ve dünya güzeldi (...) oralarda on dokuz yaşıma rastladım birbirimizi birde tanıdık oysa birbirimizin yüzünü görmüşlüğümüz yoktu fotoğraflarımızı bile ama yine de birbirimizi birde tanıdık şaşmadık el sıkışmak istedik ama ellerimiz birbirine dokunamıyor aramızda kırk yıllık zaman duruyor (...) ve haberi yok başına geleceklerin hiçbirinden onun başına gelecekleri bir ben biliyorum çünkü inandım onun bütün inandıklarına sevdim seveceği bütün kadınları yazdım yazacağı bütün şiirleri yattım yatacağı bütün hapislerde geçtim geçeceği bütün şehirlerden hastalandım bütün hastalıklarıyla bütün uykularını uyudum gördüm göreceği bütün düşleri bütün yitireceklerini yitirdim
dili çok sadedir. huzursuzluk ve kardeşimin hikayesi adlı kitaplarını birkaç sene önce okumuştum. Kardeşimin hikayesi sürüklemişti o dönem, belki siz de seversiniz
Edit: bugün çok şarkı önerdim zaten kimse de yok ama yine de livanelinin hoşuma giden bir şarkısını eklemek isterim
Seviyorsanız muhtemelen evdeki saat'in bizi orada arama albümünü, büyük ev ablukada'nın fırtınayt albümünü ve palmiyeler'in akdeniz albümünü de seversiniz
Dedemlerin bahçeli bir evi var. Anneannem de kedi bakar yıllardır. Hepsi de sokak kedisidir, her renkten her çeşitten. Kedilere kendi yediği yemeklerden koyuyor, kediler geziyor, gelip gidiyor, bazen evde uyuyorlar, yavruluyorlar. Hatta kimisi arkadaşlarını da getiriyor, makarna yiyip yayıla yayıla yatıyorlar buz gibi betona.
Anneannem hepsine istisnasız pamuk ismini koyardı. 3 kedisi mi var? Üçüne de pamuk derdi.
En sonuncu daimi müşterisi sarı tekir. Diyoruz anneanne bunun adı ne? Kedi diyor. Nasıl yani isim koymadın mı? Adı var ya işte kedi diyor hxbsx
Resim konusunda gelişmek istiyorsanız bir şeyleri hayalinizden çizmek yerine sürekli referans almalısınız. Hayalden çizmek ileri bir aşama ve gerçekten zor.
Bir de çizgilerinizin sürekli olmasına özen gösterin. Yani kırık kırık olmasın (aynı çizgiden elini kaldıra kaldıra bir sürü kez geçmeyi kastediyorum) onu bıraktığınızda resmin çok daha iyi göründüğünü fark edeceksiniz
Araştırma çizgilerini muhakkak kullanın, kimse tek seferde doğru çizgiyi bulamaz. Mesela daire mi çiziyorsunuz, elinizi kaldırmadan üst üste defalarca daire çizin. En çok kesiştikleri daire en mükemmeli olacaktır. Onu çinileyip kullanabilirsiniz
Bu durumun verdiği boğucu histen kurtulmak zor ama imkansız değil sanıyorum. Emil cioran isminde bir felsefeci keşfettim, bir de onun bakış açısını denemek niyetindeyim.