Castle in the Sky ya da kısaca Laputa Hayao Miyazaki'nin yazıp yönettiği 1986 yapımı animasyon filmidir. Film gösterime girdiği 1986 yılında Animage Anime Büyük Ödülü`nün sahibi olmuştur. Ve ana fikrini Jonathan Swift'in “Gulliver'in Seyahatleri” kitaplarından almıştır. Film kısaca insanlığı ve teknolojinin yıkıcılığını dile getirmektedir. Şöyle de belirtir; "Rüzgar yükseliyor ve yaşamak istiyoruz."
The wind rises , Hayao Miyazaki'nin yazıp yönettiği 2013 yapımı Japon anime filmdir. Baş kahraman Tatsuo Hori bir uçak mühendisidir. Ve bu film gerçek bir olaya dayanır. Jiro Horikoshi'nin kurgusal biyografisi niteliğindedir. Jiro Horikoshi, II. Dünya Savaşı'nda kullanılan Mitsubishi A6M Zero savaş uçağının tasarımcısıdır. Film gerçekten çok güzel. Bu filmi miyazakinin diğer filmlerinden ayıran en önemli özellik ise aşk duygusunu ilk defa bu kadar açık bir şekilde belirtmesidir.
Gerçekten de 6 yılımızın özeti bu sayın lavinia, çok haklısınız. Tıp fakültesinin bu üçlüyü içermeyen tek dönemi fakülteyi kazandığımız yaz tatili sanırım, sonrası hep eziyet :(
düzenli aralılarla kontrol ediyorum. yeni bir yazı geldiğinde türü fark etmeksizin hemen okuyorum. her şekilde mükemmellll. okuyalım, bir şeyler yazalım, düşüncelerimizi- duygularımızı paylaşalım. çok güzel gerçekten!
Ben çok severim. Malesef ben de yok. Bir bilgi, Halk arasında eğer hamilelikte çokça ayva yenirse gamzeli bir bebek dünyaya geleceği hakkında bi inanış varrr.
Aynı filmi hatta diziyi çok kez tekrardan izlerim. Cok sever her seferinde de farklı bir zevk alırım. Bazılarını 4-5 kere izlemisimdir. Bazen özlüyor tekrardan izliyorum hatta
her insan hatırlanmak ister. unutulmak, hiç var olmamış gibi hissettirir. anılar yaşar. insanlar geride bıraktıklarıyla yaşarlar. anıları kalmıştır, belli duygular belli düşünceler kalmıştır çünkü onlarda.
İçim kıpır kıpır olur. Her seyin yeniden doğuşuna tanıklık eder, doğanın gunaydını alırız. Her şey mutluluk, sevgi, heyecan uyandırır. Kiraz ağaçlarının çiçek açışı, ilk cemrenin düşüşü, belki bahar yağmurları. Tüm duygular en güzel baharda yaşanır. Ne sıcak ne soğuktur. Baharı çok sever, gelişine de çok mutlu olurum. Hoş geldinnn!!
Nefret ediyorum. Hele de önyargıdan doğan yok saymak daha da sinirlerimi hoplatıyor. Her çeşit insan var ne kadar kabul etmeseler de. Var olan şeyi inkar etmek, yok saymak, görmezden gelmek ve seninle aynı değil diye dışlamak igrenç. Tamam her insanda belli bi önyargı vardır ancak bunları kırıp herkese açık olmalıyız ki insan olmanın, toplum olmanın doğası budur.
asla hiçbir şekilde özgür değiliz ki insanın günümüz dünyasında tamamen özgür olması da pek mümkün ve mantıklı bir şey değil. ancak kesinlikle herkesin diğer insanların özgürlüklerini kısıtlamayacak şekilde kendi özgürlüklerini yaşaması taraftarıyım.
Bundan çok nefret etsem de bu duygudan çoğu zaman kurtulamıyorum. Çok sinir bozucu. Bir süreden sonra istediğini yapamaz, hayatındaki önemli kararları alamaz hale geliyorsun.
Enstrümanın bir zaman sonra bir kardeşin bir arkadaşın oluyor. Mutluluğunu da onunla yaşıyorsun, hüznünü de. Kimse anlamasa bile, sen kimseye anlatamasan bile o seni anlıyor ve kendi dilinde anlatmaya başlıyor. Gerçekten eşsiz ve özel bir bağ. Umarım herkes böylesine güzel bi duyguyu yaşar.
Sayın lavinia bazı duygular oluyor da bazen kendimize dahi itiraf edemiyoruz ya,o zaman alırım elime bağlamamı çalmaya başlarım ve o anlarda kendimle konuşurum,akıtırım zehrimi. Sonra da hiçbir şey olmamış gibi devam ederim😊 bu da rahatlama yöntemlerimden biridir...
herkes karate ile karıştırsa da çok farklı sporlar olup türkiyede en çok lisanslı sporcusu bulunan 2.spor dalıdır. şahsi fikrimce kadınlar için yaratılmış sporlardan biridir. çok zarif ve güzeldir.
çok hüzünlenirim. benim olmadığım mesela anneannemin gençlik fotoğrafını görsem bile dayanamam çok üzülürüm. zaman çok nankör, hayat çok hızlı. her şey akıp giderken keşkeleri hatırlatır bana eski fotoğraflar.
ülke olarak en büyük problemimiz hiç kimse hiç kimsenin düşüncesine saygısı olmaması. zaten bu saygısızlıktan da doğan büyük ayrıştırmalar var. ben ne ocuyum ne bucuyum. kendi fikirlerim kendi özgür iradem var ve herkes buna saygı duymalı ancak çoğu zaman fikirlerimi belirtmekten korkar hale geldim ki ülkemizdeki çoğu kişi de böyle. en büyük problem bu işte. fikirlerimiz malesef ki beynimizde tutsak. dile getiremiyoruz ki harekete geçelim.
O günkü şartlarda suçlu sayılıp aslında yaptığı bir suç teşkil etmeyen bir sürü insan var geçmişte hatta günümüzde bile. Suçlu 'ilan edilmiş' birinin gerçekten suçlu olup olmadığını bilemeyiz diye düşünüyorum.
sayın çok değerli yazarlar itiraf ediyorum ben sanata aşığım, sanatçıya aşığım. tiyatrocular, danscılar, şairler, müzisyenler hepsi çok kutsal çok değerli. bir başlık vardı içini kıpır kıpır eden şeyler diye işte sanat benim içimi kıpır kıpır ediyor, yüreğim akıyor resmeennnnn. gerçekten ilahi, kutsal bir şey.
hiç söylemem daha doğrusu söyleyemem pek belli ederim ama düşünüyorum da iyi ki belli ediyorum yalan çok kötü bir şey. karşındakini aptal yerine koymak neredeyse