confessions

privileged of medic

1. nesil Yazar - Yazar -

  1. toplam entry 214
  2. takipçi 18
  3. puan 17190

yazılı olmayan kurallar

privileged of medic
Bir hocanın malign olma düzeyiyle dersi öğretme düzeyi arasında doğru orantı vardır
6
shogun shogun
Öğretme değil de öğrencinin öğrenmek zorunda kalması düzeyi diyebiliriz bence :)
privileged of medic privileged of medic
Sayın shogun benim gözlemlediğim ve yazıya döktüğüm kısım,kendi derslerini çok güzel anlattıkları için öğretebilme kısmı. Bugüne kadar da hiç sekmedi bu durum :)
shogun shogun
Tam aksi çok örnek verebilirim ama hocalarımızın arkasından konuşmak doğru olmaz
ruhsuz ruhsuz
Dün yorum yapacaktım da isim vermeden yorum yapamayınca sildim yazdığımı. Kesinlikle sn shogun'a katılıyorum. :)
privileged of medic privileged of medic
Dediğim gibi,beşinci sınıf ikinci döneme gelmiş biri olarak düşündüğümü yazdım elbette ki herkesin bakışı farklıdır ve istisnalar vardır. Sadece kendi düşüncelerimi belirttim bahsettiğim kısım konusunda, hala da yazdığımın arkasında olduğumu ekleyeyim :)
ruhsuz ruhsuz
Kişisel deneyimler :)

alışkanlık

privileged of medic
Yıllardır süregelen bir alışkanlığım var bir şeylere sarılmadan asla uyuyamam. Bugün tam bir haftadır iki farklı yerde uyumama rağmen hiçbir şeye sarılmadan uyuyabildiğimi fark ettim. Ev dışında bir yerde uyumam gerektiğinde beni zorlayan bir alışkanlıktı. Gerçekten terk edip etmediğimi eve gidince anlayacağım sanırım :)

içini dök

privileged of medic
Bir şeyler var içimde farkındayım. Bir anda ele geçiriyorlar ruhumu,yakıyorlar canımı. Ama ne olduklarını bilmiyorum. Bulamıyorum. Yazmak istiyorum sayfalarca,dökmek istiyorum ne varsa ama bulamıyorum ne olduğunu. Çok garip geliyor bu durum bana. Bildiğim tek yol yok olmuş da kaybolmuşum gibi hissettiriyor. İçimi dökemiyorum orada saklanmayı tercih ediyorlar

penceremden manzaralar

privileged of medic
Birkaç küçük ışık tanesi,birkaç fotoğraf var bu gece manzaramda.Ben bu manzarayı;Betimleyemem,nesneleştiremem,kelimelere dökemem.Zira Bu gece manzaram kendini sadece hissettiriyor.Bu öyle bir his ki her şeye bir tasvir bulan lisanım bunu tarifleyecek bir kelam bulamıyor. Her “an”için az çok dönen dilim bu manzara karşısında lâl oluyor. Her şeyi görebilen gözlerim bu manzaranın güzelliğinde âmâ kalıyor.Ve duyularımı,uzuvlarımı her zaman kendine kurban eden hislerimden oluşan Benliğim;kendini bir kez de bu manzarayla ispatlıyor.
Bu gece manzaramı hissediyorum.bir ışık tanesinin karanlık bir kareyi aydınlatışını tüm ruhumla hissederek izliyorum.ve bu manzaraya bakmaya doyamıyorum…

geceye bir söz bırak

privileged of medic
Çatlak bir yerden sızanlar gün geçtikçe birikip orayı kırabilirler. Büyüğü oluşturan küçüklerdir. Yarımlar zamanla tam olur. Ve Bazı eşiklerden geri dönülmez çünkü tamlar eksilmez,kırılanlar yenilenmez,büyük olan tekrar küçülmez. Kainattaki denge birikim-boşalım üzerinedir. Hiçbir “şey” birikmeye gelmez mutlaka bir gün bir yerden akacağı günü bekler. Aktıktan sonra ise birikecek bir “şey” bile kalmaz. Akan şey yerini boşluğa bırakır o boşluk da orada hep öylece kalır.
Ne gariptir ki o Boşluk dolu olarak nitelendirdiğimiz çoğu şeyden daha fazla yer kaplar,kapladığı yeri de şiddetle yakar. İnsan denilen “doyumsuz” varlığa başka yolların mevcudiyetini ancak o yolu kendisinin seçtiğini yani iradeyi hatırlatır.
Akmayacak kadar olan birikimden dönülür ancak boşluktan dönülmez. Birikim ihtimalleri içerir ancak boşluk kararlıdır. Zira İnsan boşluktayken tek bir yoldadır,yolunda sapacak durakları yoktur…

penceremden manzaralar

privileged of medic
Dışarıya bakarken uzun zamandır kulaklıkla şarkı dinlemediğimi fark ettim.hemen kulaklarımı aşina olduğu melodilere teslim ettim.Derken yüreğimin derinliğinde bir sızı hissettim.bizi de ihmal ettin dercesine sızlattılar içimi.yakıcı acımı yokladığımda fark ettim ki hüzünlerimi ve gözyaşlarımı paylaştığım,gün boyu yabancı olan her şeyden kaçmak için taktığım o kalın zırhım olmadan içimden geldiği gibi her şeyimi anlattığım,beni huzura kavuşturan yeri geldiğinde huzuru bana getiren kelimelerim,cümlelerim,şiirlerim yakmış içimi.yazmamışım,dökmemişim hislerimi uzun zamandır.yazdığımda,yazdıklarımla özgür kalanları en derinliklerime hapsetmişim.görmezden gelmek değil bu esaretlerinin sebebi.bazılarıyla yüzleşmeye cesaretim yok bazılarını kendime bile anlatmak zor geliyor bazılarınıysa sonsuza kadar orada hapsetmek istiyorum.oradan çıkarlarsa geri gelmezler diye korkuyorum çünkü… ne garip değil mi ? Beni içimdekilere hapsetmekten kurtarıp özgürlüğüme kavuşturanlara şimdi ben zincir vuruyorum.bana mutluluğu getiren,beni tam hissettiren kelimeleri şimdi eksik ve hüzünlü bırakıyorum.beni gülümseten cümlelerimi yaşlara boğuyorum.benim yolumu aydınlatan şiirlerimi karanlığa boğuyorum… nisyandan gelişimi kendime bir kez daha kanıtlıyorum,beni kaldıranları ardımda bırakıp onları unutarak…

penceremden manzaralar

privileged of medic
Gri bir gökyüzü var bugün manzaramda. Hani bazen birine dokunsan ağlayacak derler ya,işte beşerin o haline benziyor. Hani bazen kalbe iki duygu aynı anda hükmeder ya,sevgi ve kırgınlık işte ona benziyor. Sevgi ağır basarsa bulutlar ayrılıp ayı parlatacak;kırgınlık olursa ağlayıp yağmur yağdıracak.
Hava da ikilemde sanki. Hani bazen iç çekişimizde nefesi ve kalp sızısını beraber içimize çekeriz ya onun gibi. Ne tam temiz ne de kirli. Soluduğun anki hissine göre değişiyor sanki. Tebessümünle solursan temiz,gözyaşlarınla çekersen içine nefessiz kalacakmışsın gibi.
Ağaçlar da kararsız,her şey gibi. Bulutlar ağlarsa onlar gülüp toprağın ıslaklığını içlerine çekecek,dağılırsa ayın ışığında yapraklarını sergileyecek.
İnsanlar da şaşkın. Ay parlarsa yürüdükleri yol bitecek,bulutlar ağlarsa yürüme ihtimali zihinlerinden silinecek.
Manzaram ikilemde bugün. Ne siyah ne beyaz. Ne kuru ne ıslak. Her şeyden biraz…

penceremden manzaralar

privileged of medic
Geceyi üşüten rüzgarın uğultusunu duymuyorum ama yaprakları titretişini görebiliyorum. Rüzgarın esişiyle üşümüyorum ama her esişinde yorganımın altında istemsizce ürperiyorum. Işıkların fazlalığı yıldızlara uzanmamı engelliyor ama ay onları da yanına almışcasına görkemle parlıyor,görebiliyorum. Camı açsam içeri gürültü doluşacak biliyorum ama zihnimin gürültüsünü bastıramaz zaten diye açmıyorum. Birisi yürüyor hemen yolun karşısında. Yolunu şaşırmış gibi duruyor. Hangi tarafa gitse geri dönüyor. Ama yüzündeki tebessüm yolumu bulacağım diyor. O tebessüm,arada bir kaybolsa bile yolun sonunda beklediğine varabileceğine inandığını gösteriyor. Gözlerimi kapatmaya çalışıyorum ama Işıkların fazlalığı beni uyutmuyor. Fazla engebeli yollar,fazla sert esiyor rüzgar ama insanlar inatla yürüyor. Onları anlıyorum..Derken tam şu an burnuma dolan kokuyu içime çekiyorum belki nedenli belki nedensiz ama o koku sadece içimi yakıyor ve ben onun yakışıyla huzura eriyorum…

fark ettim ki...

privileged of medic
Çevremdeki çoğu kişinin;üzerine türlü türlü sorunlar yaratacağı,mağduru oynayıp istediği şekilde davranacağı,ortalığı yakıp yıkayacağı,her türlü destekle aşamayacağı olayları halletmem bir “yutkunmama”bakıyor. Canım ne kadar yansa da bir yutkunmayla sessizliğe bürünüp sorun her neyse içime gömüyorum. bunu öğrendiğimden beri acının ne eşiğini ne de canımı yakışını umursuyorum. Çünkü en acısını da yutkunabildim en hafifini zaten anında kabullendim…

iki yüzüncü entry

privileged of medic
Evet sayın yazarlar işte yüzüncü entrymde hedeflediğim iki yüzüncü entryme ulaşmış bulunmaktayım. :)
Çok şey değişti yüz entryde.hayatımda farklı döngüler oldu her döngünün sonunda yanımdan gidenler ya da benimle kalanlar oldu.ruhum yeni duygular tattı,benliğim sınırlarını yeniden çizdi,hayat yine şaşırttı,yine düşürdü ama her seferinde kalkacak gücü de verdi.eskisi kadar kağıtlara dokunmuyorum artık o yüzden buranın önemi bende daha da arttı. Anonimliğim hakkında hala aynı düşünüyorum burada istediğim gibi yazmayı kendimin anlayacağı şekilde hislerimi paylaşmayı seviyorum.(bu arada,aramızda kalsın sayın yazarlar bi kere anonimliğimi bozmama kuralımı ihlal ettim ama bugüne kadar ki hiçbir ihlalim bu kadar anlamlı olmamıştır:))
Yeni bi hedef koymuyorum kendime çünkü burada olmak için,yazmak için,sizi okumak için çok fazla sebebim var :) o zaman yüzüncü entryme gönderme yaparak bitireyim:
İyi ki varsın gütfsözlük 💙

ankara

privileged of medic
Gün geçtikçe daha da bağlandığım,geçtiğim her sokağından huzurun bambaşka hallerini hissettiğim,her haline tutuklu kaldığım,sevdiklerimle daha da anlam kazanan ama onlar olmasa bile içimde sıcaklık uyandıran,her şarkıya ya havasıyla ya yollarıyla ya da insanıyla eşlik edebilen şehir. Ben bu şehri başka seviyorum. Gitmediğim parkı,adımlamadığım sokağı kalmasın;hayallerimin hepsini bu şehirde gerçekleştireyim istiyorum. Bu gece bir kez daha beni kendine bağlayan bu şehri başka seviyorum. :)

ilk entry

privileged of medic
İlk entrymin üzerinden 197 entry geçmiş :) her entrymin farklı anlamı,anısı var. Her birinin sizin okuduklarınızdan daha fazla cümleyle bana anlattığı şeyler var. “Gütfsözlük” yazdıklarımla,okuduklarımla,paylaştıklarımla çok özel benim için.yazmak dünyamın en önemli parçalarından biri olduğu için muhtemelen uzun süre daha beni buralarda göreceksiniz:)
İlk entrylerini girecek olan sayın yazarlar sözlüğe ve okulumuza hoşgeldiniz. Yeni entryler okumak,yeni dünyalar keşfetmek için heyecanlıyım :))

alışkanlık

privileged of medic
Alışkanlıklarımdan kolay kolay vazgeçemem huzurda,güvende hissettirmeyi başarırlar çünkü bir şekilde. Mesela ne zaman kırgın olsam,uyuyamasam,sakinleşmek istesem ya da çok huzursuz olsam ruh hallerimi yansıtabilecek onlarca şarkıdan birini dinlemek yerine en sevdiğim grubun çalma listesinden dinlediğim herhangi bir şarkı beni iyileştirmeye,içimi ferahlatmaya yeter. Hatta o şarkıları hiçbir anıyla özdeşleştirmemeye özen gösteririm ki sığındığım limanı yakmayıp gecenin sonunda oraya gidebileyim. Yani bazı alışkanlıklar iyidir,size iyi hissettirebilir.

hayat

privileged of medic
Bugün hayatın içinden bir şeyi bir kez daha fark ettim. Bazen bazı kişilerle aranızda bir şeyler rast gitmez,yollarınız ayrılır. Zamanında en yakınız olan gün gelir size en uzak kalır. Onunla beraberken hissettiğiniz duyguları özlersiniz ama o da git gide azalır.
Sanki,insanlarla bağ kurdukça aramızda düğümler oluşturuyoruz. o düğümler arttıkça kuvvetlenen bağımız o düğümlerden herhangi biri çözülürse “hiç var olmamış” gibi oluyor. O his bir kere insanın içine girerse bir daha hiç gitmiyor. Ne kadar zaman geçerse geçsin kaç düğüm atılmaya çalışılırsa çalışılsın çözülen o bir düğüm her şeyi mahvediyor. Hiçbir zaman veyahut duygu o düğümü yerine koymaya yetmiyor. Ayağınız onlara koşmak istese de ruhunuz onlara çelme takıyor. En kötüsü de Düğümler atılırken sessizce izleyen hayat düğümler koparken içinizde fırtınalar koparıyor…

içini dök

privileged of medic
Küçüklüğümden beri biraz farklıyım.farklı değilim aslında herkes gibi değilim sadece.kalabalıkları değil yalnızlığı severim,anlamsız olmasına rağmen sırf herkes gittiği için bir yere gitmek yerine odamda kitap okumayı tercih ederim.ev dışında aynı yerde uzun süre kalamam evde bile aynı odada duramam illa değişiklik yapmam gerekir istemsizce sıkılırım çünkü.kolayca kimseden bir şey istemem yapabiliyorsam yaparım yoksa da yokluğunu kabul eder yolumu ona göre çizerim.en değerli eşyalarım kıyafetlerim ya da takılarım değildir okuduğumda içimi titreten kitaplarımın içimi döktüğüm defterlerimin her biri ayrı ayrı en değerlimdir.yapmam gereken bazı şeyler konusunda çok düşünceli değilimdir bana denilirse yaparım denilmezse düşünemeyebilirim.bana yapılan kötülükleri hafızamda diri tutamam çabuk unuturum karşımdaki hatırlar ben hatırlamam.insanlara çok müdahale etmem ailem de olsa onlara yön verecek kadar üstün ya da bilge göremem kendimi çünkü, doğrusunu bilsem de ne haddime der susar geçerim.beni mutlu etmese de karşındakini mutlu eden bir şeyi onun için yaparım karşımdaki anlamaz bile mutlu olmadığımı.çoğunluğa uyarım tek başıma her düzeni alt üst edecek kadar güçlü olsam da sesimi çıkarmam onların zevkini,mutluluğunu kendiminkinden üstün tutarım.
Böyle biriyim.maalesef ailemden de çevremdeki çoğu kişiden de farklı.aslında kendine has belki bilmiyorum ama çoğunluktan farklı.bunları yazdım çünkü bugün yine o çoğunluktan olsaydım keşke diye sesli şekilde düşündüm.keşke onlar gibi çoğunluğa kapılıp gidebilsem onlar gibi kalabalıkta içimde hiç susmayan o sesi bastırabilip mutlu olabilsem.keşke herkesin işine karışacak kadar kendimde hak görebilsem.keşke saatler sonramız belli değil demek yerine kini diğer duygularımın önünde tutmakla kalmayıp sürekli onu harlayabilsem.keşke onlar gibi dışından ne olduğu belli olan maddiyatla elde edilebilecek şeylere değer verebilsem…
Belki farklı değil de onlar gibi olabilseydim onlarla yaşamak daha kolay olabilirdi.belki onlar gibi olabilseydim bu kadar dışlanmışlık hissetmezdim.onlar gibi olabilseydim farklılık bu kadar acı gelmezdi belki…

bugün

privileged of medic
Herkes için acının eşiği,akıttığı gözyaşının anlamı farklıdır.düştüğünde kendini kaldırmak için atması gereken adım farklıdır. Bugün kendi eşiğimin bu yıl içinde yaşanılan,gerilere atmak zorunda kaldığım ama asla hafif olmayan bir yıkım olduğunu fark ettim. O eşiği geçmemiş hiçbir acı için yas tutmamam gerektiğini kendime tembihledim. Çok Düştüm denilemez ama tökezlediğim her an sevgiyle bana uzatılan tüm ellere şükrettim. İçimde kendimden inşa ettiğim gerçeklerime ellerimden tuttukları için teşekkür ettim. Ben Bugün,acımın eşiğini öğrendim.

içini dök

privileged of medic
Bugüne kadar hayatımın herhangi bir evresinde denk geldiğim ve en sonunda hayatımdan çıkan kimseyi kendi ellerimle öldürmedim. Değil tetiği çekmek elime silahı bile almadım. Hepsi silahlarını da kendileri aldı tetiği de kendileri çekti. Kendi kendilerini öldürüp öyle gittiler. Nihayetinde ben de hiçbir zaman intiharın yasını tutmadım,tutmayacağım da.

içini dök

privileged of medic
Benim bir hocam vardı kimya öğretmenimizdi kursta. Çok naif,kibar kadındı. İyi insanlara,bizi kırmayıp susuyorlar diye yüklenilir ya işte öğrenciler de ona öyle yapardı. Ama o,tüm şımarıklıklarına rağmen yine de kimseye tek kelime etmez kimseyi incitmezdi. Biz iyi anlaşırdık onunla,Farklı bir bağımız vardı birbirimizi sever beraber gülerdik. Çiçekleri çok severdi. Sürekli çiçeklerine isim koyar fotoğraflarını atardı. hatta bir keresinde bana bir çiçek ekip getirmişti en sevdiğinden. Ben okulu kazandım ankaraya geldim ama hiç bağımız kopmadı. Çünkü dedim ya Farklı bir bağımız vardı. Uzun aralarla da olsa konuşurduk. Yazın memlekete gittiğimde beraber buluşup vakit geçirip konuşurduk. Hocam kansere yakalandı sonraları. Saçlarını kestirmişti son gördüğümde ama o haliyle bile çok güzeldi bakakalmıştım güzelliğine. Dedim ya bana hep yazardı halimi hatrımı sorar benden dua isterdi. Hep de ederdim ona dua. Son zamanlarda Ankarada tedavi görüyordu haberim vardı bir kere giderim yanına mutlu olur diye düşünmüştüm,gidemedim bir türlü. Hayata kendimi çok kaptırmıştım çünkü. En korktuğum şeyi yapmış kendim için yaşamaya başlamışım çünkü. Evet herkese ulaşamam biliyorum ama iki aydır yokluğunu bile fark edememişim hocamın. Bir kere yazmamışım bile ona. Ben bugün o narin güzel hocamın vefat haberini aldım bir başka öğrencisinden. Hocam iki ay önce vefat etmiş. İki ay. Ben bunu yeni öğrendim. Ben hayata kendimi kaptırmaktan korkardım. Ben bugün o sürüklendiğim hayat rüzgarından başımı kaldırmadığımı fark ettim. Kendime kırgınım çokça kızgınım. Üstelik bir felaketi derinlerden yaşamışken kendime yeni söz vermişken… sığmıyor işte cümlelerim içime. Buraya döksem de bitmeyecek o cümlelerim. Zihnimde yankılanacak,izleri geçmeyecek. Onu her duamda andıkça da tekrar edecek.

pediatri

privileged of medic
İlk stajım. dönem üçten bütle ucundan geçmişim bu aşamaya zor gelmişim yAni.neyse okul başladı önlüğümüzü giyiyoruz havalı havalı (!) hastaneye gidip geliyoruz.steteskopu kullanmak İçin an kolluyoruz,ailedeki çocuklara denk gelirsek bilmişlik yapıp muayene etmeye çalışıyoruz falan. Hatta ben hızımı alamıyorum ders olmadığı zamanlarda pole gidip asistan abinin izin verdiği kadarıyla bebişleri çocukları muayene ediyorum öyle bi heves.neyse çalıştık ettik kendimce düzenli de çalışmıştım güya.(kareliyi düzgün okumadığımı itiraf edeyim:) teorik pratik levellerini hallettim bi şekilde. Sonra sözlüye geldi sıra. çocuk kardiyo katındayız önümdekiler girip çıkıyor işte sıram geldi bana.girdim odaya üç hoca karşımda oturttular beni sandalyeye ne yapacağımı bilmiyorum onlar kendi aralarında konuşuyor ben de gülmeye çalışıyorum. Neyse sıra sorulara geldi. en son odada hocaların benimle eğlendiğini birbirleri aralarında soru(!) ile beni pasladıklarını hatırlıyorum.sona geldim tabi sözlüyle kapanış yapılıyor. O gün o koridordan bi ben ağlayarak çıktım. Tabi Hasta yakınları şok.ben daha da şok.hevesim boğazımda kaldı öyle. O gün bu kadar sürelik öğrencilik hayatımda ilk kez bir ders için ağlamıştım.
Velhasıl bende birazcık travma olan bi bölümdür. Bu travmamla bütte ne yapacağım da kendi içimde merak konusudur. Bu başlığı görünce tetiklenen travmamı yazayım dedim :)
0 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol