Tamam kanka,sen gitme. Olur kanka,sen ders çalış. Tmm canım,sıkıntı değil. Hmmm,anladım,tabi yetişmiyorsa otur çalış.
:) Anla kanka,kıçının üstüne oturdukça oturacaksın. Hayallerinin hiçbirini yapamadığın gibi gün geçtikçe köreleceksin.sadece mutsuz olsan amenna,huzurun da kaçacak. Dünyaya bombok bir pencereden bakacaksın.
Tmm knk,önemli olan sözlü tabi. :)
Tanım:seçimdir.tıpkı hayat gibi,vazgeçemediklerinde ölçtüğündür.
Tıp fakültesi lisans eğitimini sürdüren öğrencilerin herhangi bir stajdan tamamen başarısız sayılması sonucu kendilerini içinde buldukları durum. Ve bunun yanında her şeye rağmen kendi içinde birden fazla avantaj barındıran durum bilgisi de diyebiliriz.kıpssss :)
T2:Hala 4.sınıf olduğum(irregülerim),yapmak istediğim çalışmalara doymadığım,insan gibi düzenli bir yaşam sürebileceğim senelerin sonuna geldiğimi fark ettiğim ve tiyatro temsillerine,sergilere,yürümeye,okumaya,sohbet etmeye;özetle memnuniyetimi,huzurumu kaybetmeden hayatımı sürdürmeye karar verdiğim için çalışmadığım sınavdır.
5.sınıf olan arkadaşlarım tus çalışıyor ve haftasonlarıma eşlik etmiyorlar. Hepimiz seçimlerimizin ve kaderimizin sonucunu yaşarız.ben kendi kıyametimi,sonumu,dibimi birkaç ay önce gördüm. Haliyle seçimlerim de ona göre şekilleniyor.
Kendini bizim nezdimizde görünür kılacak süreci yıllar evvel 'veri bir mekan olabilir mi?' Sorusuyla başlatmış modern sanatçı. 'Yeryüzü rüyaları:anadolu' İşini ziyaret edebilme şansım oldu. Evet,gerçekten de farklı perspektifler sunuyor. Ve ayrıca merak ederseniz diye, https://youtu.be/MkkyBIfE06c?si=52gnyg1RNKK6ziTZ
1862 senesinde Victor Hugo tarafından yayımlanan roman. Bugünse 3107 kişilik kapasiteli ato congresium'da kapalı gişe oynanan ve uyarlanan oyun.
2022'de prömiyerini yapmış. O zamanın aksine akustik tek kelimeyle kusursuzdu. Dekor,kostümler tam da olması gerektiği gibiydi. Ve ayrıca bunların yanında babamla gittik. :) Tiyatroya gittiğimde yanımda kıymet verdiğim biri olmadıkça story falan atmam ama hem yanımdaki kişi hem de oyun paha biçilemez olunca etiket atıp storilemek farz olmuştu,gerekeni yaptık. :)
Şahsi ve genel teknik detaylardan sonra esas kısma geçelim:
•9 sene önce okuduğumda manasız gelmişti •bugün 22 yaşımda baktığımda nefesim kesildi,büyülendim Yıllardır neden okunduğunu,okutulduğunu anlıyorum •kendinize solcu diyorsanız politik bağlamda,sağcı diyorsanız daha politik bir bağlamda,insan diyorsanız tamamen varoluşsal bağlamda algılayacağınız bir eser •camiler aslında birer aşevi,yuva,sığınak olmalı;geceleri insanlar sığınabilmeli derken aslında bunu kast ediyorduk •din dediğin olgu ceberrut bir silah değil,sevgi aracı olmalı derken de bunu kast ediyorduk •kanunları herkese eşit şekilde uygulamak adaleti getirmez. Adalet eşit değildir eşitlik. Yani anlayacağımız şu ki: 'Kavramları kendi yaşamımız içinde anlamlandırabilmek için sanatın her koluna muhtacız,yadsımak tek kelimeyle cahilliktir.'
Tanım:her şeyin sona ermesi ve yeniden başlaması sürecinin düğmesi
Herkesin şahsi kıyameti farklı zamanda kopuyor. Benimki bu dünyadaki varlığımla sınanınca koptu. Bedenimden 2 hafta boyunca nefret ettim ve vücudumu anlamsız bir et yığını olarak tanımladım. Fizik tedaviyle 8 ayda hedeflenen sonucun daha fazlasını 2 ayda fizik tedavisiz edindim.üçüncü haftada kontrole kendim yürüyerek gittim ve hocam bile şaşkınlığını gizlemedi. Herkesin kıyameti de dirilişi de kendine.
Az önce kendi kendime de mırıldandığım gibi: 'Biz onu bıraksak da o bizi bırakmıyor ve iyi ki öyle.'
Şahsi kıyametin erken kopunca benlik tanımını başka insanlar üzerinden yapamıyorsun. Gelene sevinemediğin gibi gidene de üzülemiyorsun. 'Çok gençken hayatın bu yüzüyle karşılaşmanı istemezdim,sen çok mutluydun,umutluydun,hevesliydin.'diyen babam yıllardır herkese şöyle dua ederdi: 'Allah bizi kıyametlerden muhafaza etsin.'
Keşke babamı hiç anlamasaydım,hep o küçük kızın aklında ve hislerinde kalsaydım.
Evet cnm buradaki neredeyse herkeste var olan 'sisi sendromu'nun türkçesi.
Performans odaklı yaşam.. Global kapitalizm öldürür derken şaka yapmıyorduk.
-'Ne kadar üretirsen o kadar kıymetlisin' -'Bi dur aq Dümdüz yatasım var şu an Millet üretmeden de yaşıyor,noluyo sanki??'
-'Ama şehrine gelen etkinlikleri kaçırma,sana yeni perspektifler sunabilir. Evet,onu da okuman lazım,bugüne kadar okumaman hata.. Popon yeterince yuvarlak,belin yeterince ince mi?' -'ya bi siktir allah aşkına! Ölüyodum en son,önemli olan mental sağlığım ve hala hayatta sevdiklerimle beraber olmam.' -'madem öyle,neden bu çaba?' -'sus amk,sadece varoluşum bile sevgiyle,huzurla yaşamayı hak ediyor.'
Ankara baya bildiğimiz iç anadolu'nun kırsalına kurulmuş yapay bir şehirdir. 'yapılmış' bir şehir olduğunu ulus'u dikkatlice incelediğimizde anlarız.hem ayşe kulin'in 'kanadı kırık kuşlar' romanında bu konu detaylıca işlenmiştir. O kitapta da bahsedildiği gibi Ulus,avrupa ülkelerinin başkentleri göz önünde bulundurularak dizayn edilmiştir. Nitekim bir semtte 'devlet opera ve balesi' sahnesi varsa bu semt aslında 'kerhane'leriyle ünlü olmamalıdır.
Özel not:Kültür yolu festivali kapsamında birçok oyun,opera,bale ankara'ya geliyor. Zorba ekim ayında yeniden temsil edileceği için aynı gün tiyatro temsilinden oyumu kullandım.
-devam-
Opera sahnesi.. Küçük sahne.. Müzeler ve meydan.. Çıkrıkçılar yokuşu ve kaleye varış <3 Kale,kelime müzesi,anadolu medeniyetleri müzesi,erimtan,rahmi koç.. Ve antikacılar <3
Yokuş aşağı iniş ve hamamönüne varış. Dibinde yahudi mahallesi var ama kimsenin umrunda değil falan :) Kanaviçe'de tatlı yiyip gününüzü şenlendirin,şirin butik bir kafe.
Küçük sahne'nin içinde oda tiyatrosu var. 18.30 temsillerine gerçekten aşığım. Kontrbas,sığıntılar,holden'in külkedileri ve gişe oda tiyatrosunda izleyebildiğim temsiller. Sığıntılar diyarbakır dt oyunuydu ve gerçekten çok sevmiştim.
Kestirme yolla resim heykel müzesi ve etnografya müzesine varmanız da harika bir detay.
Ankara'nın en güzel semti tartışmasız ulustur. Merak etmeyin,makul saatlerde kimsenin başına bir şey gelmiyor..
Semt semt rutin ve belki de içten içe ritüel yakıştırması yaptığım günlerimi yazacağım.
İçim,içimi dökmenin manasının olmadığını bilecek kadar dolu.
Ve ben sadece kimsenin hayal edemeyeceği kadar kırılmışım,henüz tam anlamıyla kopmamışım. Bu ülkeyle bütün bağlarım kopmuş olsaydı beni buraya bağlayacak bahane arıyor olmazdım.
Bahanelerimden biri bu ülkede akademisyen olmaktı ancak değersiz bir peçeteden daha değersiz hissettirildiğim fakültede 4 temmuz günü hayallerim yakıldı gibi hissettim.
Sadece kimsenin anlayamayacağı kadar kırılmışım.yoksa hala bahane arıyor olmazdım ancak artık bahanem bile yok. Beni bu ülkeye umut besleyecek bir bahaneden yoksun bıraktılar.
Trafik kazası geçirip,çift taraflı pelvik fraktürü ve acetabulum başı fraktürü olup da henüz rapor süresi bitmeden okula gelen,arkadaşının onu 2 hafta tekerlekli sandalyeyle gezdirmesiyle eğitimine devam eden ancak o anabilim dalı resmi rapor kabul etmediği için(başka stajlarda emsal olgular var ve kabul edilmiş) irregüler olan kız benim :)
Aynı grupta teorik derslerin sadece birkaç tanesine girip imza attıranlar, pratik derslerin sadece birkaç tanesine girip imza attıranlar olduğunu bildiğim için sana haksızlık yapıldığının gerçekten farkındayım. Kul hakkına girmek diyince Gazi Tıp... Pratik derslere girmek önemli biliyorum ama bu kadar önem veriyorlarsa daha dikkatli olsunlar imza attırma konusunda. Yok eğer dikkatli olmuyorlarsa sana ayrıcalık verilebilirdi. Çok geçmiş olsun🫂
Son 2 hafta her gün alt bedenimin hepsi ağrırken,omurgam beni taşırken her anda ağrı hissettirirken okula geldim ve tüm hocalar tüm muayeneleri yapabildiğime şahit oldu,teorik bilgimin yeterli olduğunu söyledi.
Sınav gecesi bana hasta atandı,sınav sabahı pratik sınav esnasında sınava alınmadığım söylendi ve sınavda kendi sorularımın yanında diğer arkadaşlarımdan seken soruları da yanıtladım. Aslında herkes her şeyin farkındaydı. Rapor kabul edilebilirdi,nitekim emsal olgular da var ama 'o hoca zamanında kırık ayakla internlük yaptığı için' sınav anında beni dışarı çekip tüm amfinin önünde bana ömürlük ayar verdi ve sınavdan çıkardı.
Aslında beni en çok yaralayan bir 'doktorun' 'hasta meslektaşına' olan tavrıydı ama kaderde bunu yaşamak varmış..
Bu çok çirkin bir muamele. Hadi sınavdan çıkardın neden öyle bir konuşma yapıyorsun. Bence siz yolunuza devam edin sayın ruhsuz elinizden geleni yapmışsınız.
Ölümcül ve büyük bir Kaza anında ya da süreçte glaskow 15 ise ölüp ölmeyeceğinizi,daha modifiye versiyonu olan sekel kalıp kalmayacağını tahmin edebilmek. (Yaşandı)
Bu sene yaptığım şeydir. Bu sene şu ana kadar 10 oyuna gittim. Bu hafta 2 oyuna daha gideceğim. Küçük sahne'nin içindeki oda tiyatrosunu,küçük sahneyi,şinasi sahnesini özellikle seviyorum. Tunus ya da tunalı'da yürümeyi,ulus turu atmayı,kitapçıya uğramayı... Bu sene tıp faküktesindeki en mutlu senem ve bunda o eskiden hiç sevmediğim ankara'nın yeri çok büyük... Tiyatroya giderken koşa koşa gidiyorum desem yeridir.
'Aaah ah,biz fevkalede hocalardan ders aldık.biz de kendimize hoca diyoruz.bir kere siz kimsenin kıçını parmaklamadan dahiliye stajını bitiriyorsunuz.'
Kendini anlatmak ve ilham verebileceğini düşündüğün hikayeleri anlatmak arasında ince bir çizgi var.
Kendini anlatan insan bir süre sonra illallah ettiriyorken hayatlara dokunmaya çalışan zaten 'ben'liği üzerine konuşmadığı için ilgi çekiyor,kendini dinletiyor.