tıp bayramı balosu olabilir.
sadece ezan ve namaz arası kadar kısa, kulağa okunan ilk ezan - cenaze namazı.
👌
ezan ve sela diye de geçer. (gerçi sela arapça namaz demek ama türkçe'de anlam değişimine uğramış.) ama hepsi aynı kapıya çıkıyor zaten :)
Öyle, arapça salat demek namaz. Namaz farsça bir kelimedir. Arapça'da te harfi sonda ise h diye olunabiliyor saleeh kelimesi de selaya buradan farklanmış diye düşünüyorum.
namazsız ezandan, ezansız namaza diye de söylenebilir
Aynen öyle schrodingerin kedisi :)
ilk tüplü masaüstü bilgisayarların büyük paralar biriktirilip evlere yeni yeni alındığı dönemde babamın bi bilgisayar alması, ve bütün arkadaşlarının her gece bizim eve bilgisayar görmeye gelmeleri.. ne günler geçirmişiz be
bilimsel olarak kanıtlanmış olan evrendeki düzensizliğin de, aslında bir düzene göre gittiğini düşünüyorum şahsen.
2,5 haftalık kas komitesinde embriyoloji çalışmak
amerika gibi ülkemize türlü eziyetler etmiş bir ülke bile olsa, dünyanın her yerinde en ufak karışıklığında bile yüreğim parçalanıyor oradaki masum insanlar için.
uzun yoldaki tuvalet molasından sonra pişmaniye alınır.
helalll
benim yerime komiteden geçer not alacak bir güç yeterli olur.
tavukgöğsü tatlısının içinde cidden tavuk göğsü varmış (benim ufkum şahsen baya açıldı)
Öyle 😂
okuduğun embriyoloji slaytını geri yerine koy zaten bir şey anlamıyorsun
bu mevsim ülkemize yağmur yağmamasının tek sebebi beden eğitimi derslerinin yapılmıyor oluşudur.
daha kesinleşmeden sağda solda muhabbeti yapılan iş elde patlar.
çorbayı aynı yöne karıştırırken bir anda gelen istekle ters yöne karıştırıp çorbayı şaşırtmak
bayramda ikram edilen çikolatanın alüminyum jelatinini tırnakla dümdüz yapmak
hastalık görmeye başlayalı beri fiziksel çevremde sadece “ölmemeye çalışma çabası” içerisindeyim.
psikiyatri. nokta.
bir gönlü kırdın mı, ağlamalısın. hele özür dilemesini de bilmiyorsan, senden dost olmaz, yaren olmaz. ya kırdığın gönlü allah seviyorsa, hatta arz-ü sema dahi seviyorsa? bilemezsin, bilseydin ödün kopardı dokunmaktan.
ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi
shrek 2'de perianne shrek'i şatoya kapatıp fionayı biriyle evlendirdiği sahne ilk hüngür hüngür ağladığım sahneydi
bir cumartesi akşamı, mevsim kış, kızılay avm'nin en üst katında, batıya bakan taraftaki kafeye oturup güneşi anıtkabir'i izlerken batırmak.
soğuk balkon ve müzik.
bakugan savaş!!! bakugan kalkkk!!!!
Dragon evrim geçirip geliştiğinde ağzım açık izlerdim :D
Ezan saatlerinde Allah'ın dünyaya inerek ezan okuduğunu ve tam o saatlerde geri dönmeden önce ölme sırası gelen insanların canlarını alarak göğe yükseldiğini düşünürdüm. Ezanclockfobim buradan geliyor sanırım.
arapça'da su anlamına gelen ma kelimesine, benzerlik takısı -i katılarak oluşturulan, ma'i - mavi, yani suya benzer anlamına gelmesi beni çok etkilemişti.
genelde ingilizce tabanlı ülkelerde, “decade”in bir “era” gibi çağ anlamına gelmesi olayına bayılıyorum.
antrikot tavadayken yağına kesinlikle biberiye ve kekik. uçurur.
Fiyatından dolayı Antrikot yiyebilirsek deneriz :)
kısa bir yürüyüş sonrası bile, nefes nefese kalma seansı.. umarım kalıcı değildir.
frank sinatra — fly me to the moon
komiteye birkaç gün kala slayt mı okusam, çıkmış mı baksam hissi.
Çıkmış çıkmış :)
bir yılımızı harcamış gibi görünse bile, geri kalan tüm hayatımızda olacak çoğu temel güzelliklerin daha tadına varmayı öğretmesi. dışarıya çıkmayı, sağlıklı olmayı, sosyal olmayı gibi.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?