59
bu kategoride benim için bir sürü isim olsa da ilk aklıma gelen birkaç sene önce kaybettiğimiz muzaffer izgü oldu. anneannemin akıl almaz maceraları, ökkeş, biraz daha büyüyünce gülmece kitapları; hamdolsun açız, lüp lüp makinesi... çok severim kendisini mekânı cennet olsun.
az önce "öğle" kelimesi için başıma gelen olay
"adam olana çok bile" sonra da kendi kendime gülüyorum özellikle komiteye az bir zaman kalmışsa. daha sık kullandığım cümleler vardır muhtemelen ama aklıma bu geldi :)
bana 19 yaşındayken önerilen "hep yaşın 19"un dilime dolanmasıyla bu başlığı açmak istedim. :") mfö benim için ali desidero demektir. kardeşim bayıldığı için sürekli dinleriz (:
ps: adlarını genelde yazılı gördüğüm için mefeö diye okuyordum yakın zamana kadar. emefö'ymüş :))
ps: adlarını genelde yazılı gördüğüm için mefeö diye okuyordum yakın zamana kadar. emefö'ymüş :))
gaflete düşerek uygulamaktan çekindiğim davranıştır. bu, zalimlerin zulmünden çok bugünün mazlumlarının kötü niyetli kimselere dönüşmesinden korkmamla aynı sebepten olabilir. ama bu işin kişisel boyutuydu. intihar haberinin bu başlığı açtıracak kadar dikkat çektiğine ve mobbing'in tepki topladığına sevindim. umarım kaybımız son olur... ve umarım hiçbir zaman aramızdan mobbing uygulayan kimse çıkmaz...
arabadasınız, gece geç bir vakit. hava karanlık; yol ışık etkisiyle sarı, geri kalan yerler siyah görünüyor. belki bir düğünden çıkmışsınız da haydi bir çorba içelim denmiş, çorbacıya gidiyorsunuz. arka planda insanlar gülüp konuşuyor. siz başınızı koltuğun omuz kısmına yaslamış dışarıyı seyrediyorsunuz. belki kulaklıkta, belki radyoda bu çalıyor. tam o ortamın şarkısı. (bkz: lovehappy)
not: aslında bu da öyle. https://youtu.be/iRYvuS9OxdA
not: aslında bu da öyle. https://youtu.be/iRYvuS9OxdA
sırf savunmasızlıktan hıçkıra hıçkıra ağlarken etrafımın zerre umurunda olmamıştım tabii onlar da haklı bu devirde insan tanımadıklarıyla göz göze gelmeye korkuyor birini aramaya telefon ödünç isteyemiyor ağlarken teselli edileceğim nerede görülmüş...
türkçe olarak "saf mutluluk" gibi tanımlayabileceğim ruh hâli. (bkz: biraz da mut konuşalım) hani arkadaşlarınla takılıyorsundur, genel olarak dert tasa yoktur ama bir anlığına hayatının geri kalanının varlığına kadar her şeyi unutursun. hayat güzeldir, umut ve ışık vardır. işte bu âna lovehappy diyoruz. yani en azından bence böyle.
edit: eylül sani'nin şu videosunda görmüştüm bu kelimeyi ve o zamana kadar tanımlayamadığım hissin adı olduğunu böyle öğrenmiştim:) dakika 6.20'den itibaren bunu anlatıyor
https://youtu.be/eWcUneN_M2Q?si=6hd9MljWqTIirrLr
edit: eylül sani'nin şu videosunda görmüştüm bu kelimeyi ve o zamana kadar tanımlayamadığım hissin adı olduğunu böyle öğrenmiştim:) dakika 6.20'den itibaren bunu anlatıyor
https://youtu.be/eWcUneN_M2Q?si=6hd9MljWqTIirrLr
altlığı şık duruyor diye cam bir fincanda kahve içmeye çalışmıştım... bir daha tövbe, bardak gerçekten etkiliyor.
bu aralar bu şarkıyı önermediğim yer kalmadı, buyrunuz efendim.
paul simon ve arthur "art" garfunkel ikilisi. scarborough fair, the sound of silence, mrs. robinson, i am a rock, bridge over troubled water gibi mükemmel şarkıları vardır. ara sıra iç çekip "keşke ayrılmasaydılar be" dedirtirler. ekşi'de gay couple ve yahudi olduklarına dair bir şeyler okudum ama kaynağından pek emin değilim. ayrılmalarının sebebi anlaşamamalarıymış ama.
edit: başlığa & işaretini koymamış... "ve" yerine onu kullanmamı cahilliğime verin dostlar:(
edit: başlığa & işaretini koymamış... "ve" yerine onu kullanmamı cahilliğime verin dostlar:(
ne cahilliği fihtheinfpt, elinize sağlık iyi ki açmışsınız başlığı. ben de uzun bir aradan sonra yeniden dinlemiş oldum bu güzel sesleri sayenizde:)
simon&garfunkel'i bilenler olduğuna çok sevindim sayın elegantmoon, keyifli dinlemeler :))
Ben de çok severim. Hello darkness my old friend :)
şafak yıldızı'nın yolculuğu'nu izlemiştim. türk lokumundan haberim yoktu, aslan'ı da çeviriden dolayı aslan sanıyordum. güzel bir filmdi :)
bloom dışında peri adlarını duydukça mandela etkisi mi yaşıyorum dedirten çizgi film (?) dizi (?) benzeri yapımdır.
not: miusa'yı neden inatla musa diye yazıyorlar la musa diye peri adı mı olur?
not 2: hatırladığım kadarıyla kadro bloom - flora - stella - miusa - layla - tecna idi. oyunlarda sırf bende oyuncağı var diye bloom olmak isterdim hep. kızıl saçlı diye de olabilir.
not: miusa'yı neden inatla musa diye yazıyorlar la musa diye peri adı mı olur?
not 2: hatırladığım kadarıyla kadro bloom - flora - stella - miusa - layla - tecna idi. oyunlarda sırf bende oyuncağı var diye bloom olmak isterdim hep. kızıl saçlı diye de olabilir.
uzun zamandır müptelası olduğum ve "tivitırın var mı?" sorusundan köşe bucak kaçtığımı iddia etsem de olmadık insanlarla takipleştiğim, sonra da "burda çok tanıdık var istediğimi yazamıyoom" diye ağladığım sosyal medya mecrasıdır. bu zamana kadar elimden milyon tane hesap gelip geçmiştir. aklıma sürekli harika kullanıcı adı fikirleri gelir -twitter'a özel değil- ve en başta bütün bunlara bulaşma sebebim aslında fan hesabı açıp çok sevdiğim dizinin bitmesini önlemekti. (bkz: güneşin kızları) (bkz: ergenlik)
Benim için de bu güneşi beklerken'di :)
😅😅 onu da izlemiştimm ama o zamanlar twitter için azıcık küçükmüşüm güneşin kızları tam ergenliğime denk gelmişti jsdkfjsd
izmir'de yaşayan amerikalı youtuber chelsea elizabeth'in bununla ilgili bir videosu var. onu izleyip de aydınlandığım kısımlar oldu benim. mesela neden evlerimizin duvarlarında tuhaf girinti çıkıntılar var? neden normal dikdörtgen şekilli değil?
videoya bayıldım. ev içindeki kapıların pencerelerinin olması ve duvarların 4 kenarlı olmaması konusunda o kadar haklı ki.
cidden, ve öncesinde hiç farkında değildim bunların, o kadar kanıksamışız ki :)) ayrıca chelsea da çok tatlı bir kadın <3
arkadaşımın teorisini deneyebilmesi için hakkında neredeyse hiçbir şey bilmeden sadece son bölümünü bir film gibi izlediğim dizi. teori, bu dizinin son bölümünün dizinin genel olarak güzel olması bir yana ayrı bir film gibi olduğu ve tekil olarak izlenebileceğiydi. sonuç mu? bitirdikten sonra "bu neden böyle oldu, bu niye böyle dedi, bu kim, ben bunu kötü karakter sanmıştım, buraya niye geldi, peki o kimdi" gibi sorularımdan dolayı "hmm aslında benim son bölümü bu kadar başarılı bulma sebebim bu ayrıntıların önceki bölümlerde işlenmesiymiş" dedi ve ben son bölümü izlediğimle kaldım lol
agatha christie'nin mary westmacott takma adıyla yazdığı altı adet aşk romanından biri olan sevginin bağladıkları'nı (the burden) öneriyorum bu konuyla alakalı.
o atmosfer bir anda gözümün önüne geldi. karın altında yere uzanıp açık gri gökyüzünden biraz daha koyu gri, kocaman kar tanelerinin ağır ağır süzülerek yere inişini seyretmek... bir yandan ayakların, parmak uçların donarken diğer yanda o mutlak sessizliğin verdiği huzur... ):keşke şu an lapa lapa kar yağıyo olsaydı:(
hakkında ne söylesem az kalacağı için açmaktan çekindiğim bir başlıktır. bana göre gelmiş geçmiş en iyi dizidir. kişilik testlerinin birinde anne'le aynı kişilik tipinde çıkmıştım :") (netflix ve cbc ortak yapımı olan dizi kanada'da geçmektedir.)
ana karakteri anne adında kızıl örgüleri, çilleri, kocaman gülümsemesi ve sınır tanımayan hayal gücüyle bir yetim kızdır. (amybeth mcnulty gerçekten harika bir iş çıkarmış. kendisine ayrıca bayılıyorum.) hikâyemiz, 10-11 yaşlarındaki bu kimsesiz çocuğun yanlışlıkla green gables adında büyüleyici bir çiftlikte yaşayan marilla ve matthew cuthbert kardeşlere verilmesiyle başlar. sadece utangaç, sessiz matthew ve ilk başta bu çocuğu istemiyor görünen marilla değil; bütün avonlea anne'le birlikte değişecek, unutulmaz maceralar yaşayacaktır.
dizide feminizm, ırkçılık, güzellik standartları, lgbt gibi birçok konu, hikayeye yedirilerek, göze sokulmadan işlenmiştir. maalesef yeterli reyting sağlayamadığı öne sürülerek 3 sezonun sonunda bitirildi.
not: anne of green gables uyarlamasıdır. bu kitap serisinden geçmişte de bir sürü uyarlama yapılmıştır.
1. sezon fragmanı: https://www.youtube.com/watch?v=BMuJ95LibeE
ana karakteri anne adında kızıl örgüleri, çilleri, kocaman gülümsemesi ve sınır tanımayan hayal gücüyle bir yetim kızdır. (amybeth mcnulty gerçekten harika bir iş çıkarmış. kendisine ayrıca bayılıyorum.) hikâyemiz, 10-11 yaşlarındaki bu kimsesiz çocuğun yanlışlıkla green gables adında büyüleyici bir çiftlikte yaşayan marilla ve matthew cuthbert kardeşlere verilmesiyle başlar. sadece utangaç, sessiz matthew ve ilk başta bu çocuğu istemiyor görünen marilla değil; bütün avonlea anne'le birlikte değişecek, unutulmaz maceralar yaşayacaktır.
dizide feminizm, ırkçılık, güzellik standartları, lgbt gibi birçok konu, hikayeye yedirilerek, göze sokulmadan işlenmiştir. maalesef yeterli reyting sağlayamadığı öne sürülerek 3 sezonun sonunda bitirildi.
not: anne of green gables uyarlamasıdır. bu kitap serisinden geçmişte de bir sürü uyarlama yapılmıştır.
1. sezon fragmanı: https://www.youtube.com/watch?v=BMuJ95LibeE
kahveye bayyyyılırım. türk kahvesi > filtre kahve > evde yaptığım latte (içinde şeker yok o bakımdan) > evde içtiğim çay > diğer kahveler > diğer çaylardır sıralama benim için.
aslında çayla hiç aram yoktu ama karantinada anam alıştırdı beni :( resmen bağımlısı oldum günde 1-2 bardak içmem gerekiyor :( halbuki sadece ağzımı doldursun diye içiyorum çok da bayıldığımdan değil sjdghgjfkdjf
aslında çayla hiç aram yoktu ama karantinada anam alıştırdı beni :( resmen bağımlısı oldum günde 1-2 bardak içmem gerekiyor :( halbuki sadece ağzımı doldursun diye içiyorum çok da bayıldığımdan değil sjdghgjfkdjf
Ben günde 1 demlik içiyordum çayı. Yarım demliğe düştü😂
wow maşallah bsdusdjfcdsjk ben de oraya doğru yol alıyorum gibi, annem kendisine yancı arıyor çünkü, işe de yarıyor babam "bugün çay içmeyelim demir eksikliği de var sende yeter artık" dediğinde artık ben diyorum hayır içelim çay içmem lazım benim diye... :d
edit: tam bana uygun bir başlık açılmış, aklıma geldikçe kırk yıl editler dururum ben bunu şimdi yeni kurallarla jdfjvdfv
hoş geldiniz, sağ olun kelimeleri çok karıştırılıyor. gerçi hâlâ bağlaç yanlışlarını aşamamışken, hatta yazım yanlışını düzeltirken "mo soro oko oyro yozolor (mi soru eki ayrı yazılır)" denmesini aşamamışken -mi, soru edatı olduğu için ayrı yazılmalıdır. soru eki olsa kelimeye bitişik yazardık.- nerede kalmış sağ ol falan...
yanlış hatırlamıyorsam birkaç yıl öncesine kadar "baya" sözcüğü tdk'de vardı. anlamı da bayağı'nın oldukça, epey anlamlarıyla aynıydı fakat şu an öyle bir kelime yok sözlükte, o yüzden "baya" değil "bayağı" doğrudur.
bir de, "falan" ve "filan" diyebilirsiniz arkadaşlar ama n'olur felan yazmayın ya. felan nedir ya.
edit2: "namıdeğer" kullanımını da çok görüyorum arkadaşlar. doğrusu "namıdiğer"dir. nam-ı diğer yani. "diğer bir deyişle" demek.
hoş geldiniz, sağ olun kelimeleri çok karıştırılıyor. gerçi hâlâ bağlaç yanlışlarını aşamamışken, hatta yazım yanlışını düzeltirken "mo soro oko oyro yozolor (mi soru eki ayrı yazılır)" denmesini aşamamışken -mi, soru edatı olduğu için ayrı yazılmalıdır. soru eki olsa kelimeye bitişik yazardık.- nerede kalmış sağ ol falan...
yanlış hatırlamıyorsam birkaç yıl öncesine kadar "baya" sözcüğü tdk'de vardı. anlamı da bayağı'nın oldukça, epey anlamlarıyla aynıydı fakat şu an öyle bir kelime yok sözlükte, o yüzden "baya" değil "bayağı" doğrudur.
bir de, "falan" ve "filan" diyebilirsiniz arkadaşlar ama n'olur felan yazmayın ya. felan nedir ya.
edit2: "namıdeğer" kullanımını da çok görüyorum arkadaşlar. doğrusu "namıdiğer"dir. nam-ı diğer yani. "diğer bir deyişle" demek.
Harika bir giriş... ben de çok ilgiliyim bu konuda. O zaman buraları bir güzelleştirelim sayın fihtheinfpt :)) felana ben de aşırı gıcık oluyorum. Hem yazılışına hem de söylenişine ):
Felana tüm benliğimle katılıyorum sayın fihtheinfpt. Bir bozuk geliyor, niye bilmiyorum.
entrynin sonundaki haklı isyan..
*gözleri dolu dolu bakan emoji* sonunda kendimi manyak hissetmiyorum çok sağ olun dostlar.
Ne demek :))
rüzgarlı bir havada şemsiyem uçunca annem peşine düşmüştü. panik içinde anneme boşver gitme diye bağırmıştım çünkü annem el kadar çocuk şemsiyesini yakalarsa rüzgara kapılıp uçabilir, kaybolabilir sanıyordum :)
şu muhteşem videoya özel internete para ödediğimize değen videolar diye entry (ya da giri :)) açasım var ama tutuyorum kendimi :p
puahahas harikalar..
kesinlikle bsbdhsdfjs bugünlerde çıkan nice şarkıya tek geçerim parlayan yıldızlar takımını
geçen gün arayıp bulamadım bunu teşekkürler fihtheinfpt ahahsh
bshsbdfhsjdfcsdj düzenli aralıklarla izlemek ve hatırlatmak görevim sayın yasyasyasyasgiley :)
herkesin kendinde var olduğunu inkar ettiği özelliktir. e o zaman kim bu fanatikler, değil mi ama? bu konularda büyük konuşulmaması gerektiği görüşündeyim. her an hepimizin bilinçaltından bir bağnaz çıkabilir.
momo, simyacı'dan santiago, yüreğinin götürdüğü yere git'teki mektupları yazan nene...
tahin pekmez
edit: peynir ceviz (of hele bir de ekmeğin arasına doldurunca)
edit2: simyacı (kitap) + indigo night (şarkı)
edit: peynir ceviz (of hele bir de ekmeğin arasına doldurunca)
edit2: simyacı (kitap) + indigo night (şarkı)
smelly cat, smellly caat what are they feeding you?
psikiyatri notu okurken yaşamasam bari bunu ahahah
brooklyn 99 sayesinde tanıdığım andy samberg tarafından canlandırılan müthiş dedektif. b99'daki herkese bayılsam da kendisinin yeri ayrıdır. canım benim ya..<3
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?