şafak yıldızı'nın yolculuğu'nu izlemiştim. türk lokumundan haberim yoktu, aslan'ı da çeviriden dolayı aslan sanıyordum. güzel bir filmdi :)
bloom dışında peri adlarını duydukça mandela etkisi mi yaşıyorum dedirten çizgi film (?) dizi (?) benzeri yapımdır.
not: miusa'yı neden inatla musa diye yazıyorlar la musa diye peri adı mı olur?
not 2: hatırladığım kadarıyla kadro bloom - flora - stella - miusa - layla - tecna idi. oyunlarda sırf bende oyuncağı var diye bloom olmak isterdim hep. kızıl saçlı diye de olabilir.
not: miusa'yı neden inatla musa diye yazıyorlar la musa diye peri adı mı olur?
not 2: hatırladığım kadarıyla kadro bloom - flora - stella - miusa - layla - tecna idi. oyunlarda sırf bende oyuncağı var diye bloom olmak isterdim hep. kızıl saçlı diye de olabilir.
uzun zamandır müptelası olduğum ve "tivitırın var mı?" sorusundan köşe bucak kaçtığımı iddia etsem de olmadık insanlarla takipleştiğim, sonra da "burda çok tanıdık var istediğimi yazamıyoom" diye ağladığım sosyal medya mecrasıdır. bu zamana kadar elimden milyon tane hesap gelip geçmiştir. aklıma sürekli harika kullanıcı adı fikirleri gelir -twitter'a özel değil- ve en başta bütün bunlara bulaşma sebebim aslında fan hesabı açıp çok sevdiğim dizinin bitmesini önlemekti. (bkz: güneşin kızları) (bkz: ergenlik)
Benim için de bu güneşi beklerken'di :)
😅😅 onu da izlemiştimm ama o zamanlar twitter için azıcık küçükmüşüm güneşin kızları tam ergenliğime denk gelmişti jsdkfjsd
izmir'de yaşayan amerikalı youtuber chelsea elizabeth'in bununla ilgili bir videosu var. onu izleyip de aydınlandığım kısımlar oldu benim. mesela neden evlerimizin duvarlarında tuhaf girinti çıkıntılar var? neden normal dikdörtgen şekilli değil?
videoya bayıldım. ev içindeki kapıların pencerelerinin olması ve duvarların 4 kenarlı olmaması konusunda o kadar haklı ki.
cidden, ve öncesinde hiç farkında değildim bunların, o kadar kanıksamışız ki :)) ayrıca chelsea da çok tatlı bir kadın <3
arkadaşımın teorisini deneyebilmesi için hakkında neredeyse hiçbir şey bilmeden sadece son bölümünü bir film gibi izlediğim dizi. teori, bu dizinin son bölümünün dizinin genel olarak güzel olması bir yana ayrı bir film gibi olduğu ve tekil olarak izlenebileceğiydi. sonuç mu? bitirdikten sonra "bu neden böyle oldu, bu niye böyle dedi, bu kim, ben bunu kötü karakter sanmıştım, buraya niye geldi, peki o kimdi" gibi sorularımdan dolayı "hmm aslında benim son bölümü bu kadar başarılı bulma sebebim bu ayrıntıların önceki bölümlerde işlenmesiymiş" dedi ve ben son bölümü izlediğimle kaldım lol
agatha christie'nin mary westmacott takma adıyla yazdığı altı adet aşk romanından biri olan sevginin bağladıkları'nı (the burden) öneriyorum bu konuyla alakalı.
o atmosfer bir anda gözümün önüne geldi. karın altında yere uzanıp açık gri gökyüzünden biraz daha koyu gri, kocaman kar tanelerinin ağır ağır süzülerek yere inişini seyretmek... bir yandan ayakların, parmak uçların donarken diğer yanda o mutlak sessizliğin verdiği huzur... ):keşke şu an lapa lapa kar yağıyo olsaydı:(
hakkında ne söylesem az kalacağı için açmaktan çekindiğim bir başlıktır. bana göre gelmiş geçmiş en iyi dizidir. kişilik testlerinin birinde anne'le aynı kişilik tipinde çıkmıştım :") (netflix ve cbc ortak yapımı olan dizi kanada'da geçmektedir.)
ana karakteri anne adında kızıl örgüleri, çilleri, kocaman gülümsemesi ve sınır tanımayan hayal gücüyle bir yetim kızdır. (amybeth mcnulty gerçekten harika bir iş çıkarmış. kendisine ayrıca bayılıyorum.) hikâyemiz, 10-11 yaşlarındaki bu kimsesiz çocuğun yanlışlıkla green gables adında büyüleyici bir çiftlikte yaşayan marilla ve matthew cuthbert kardeşlere verilmesiyle başlar. sadece utangaç, sessiz matthew ve ilk başta bu çocuğu istemiyor görünen marilla değil; bütün avonlea anne'le birlikte değişecek, unutulmaz maceralar yaşayacaktır.
dizide feminizm, ırkçılık, güzellik standartları, lgbt gibi birçok konu, hikayeye yedirilerek, göze sokulmadan işlenmiştir. maalesef yeterli reyting sağlayamadığı öne sürülerek 3 sezonun sonunda bitirildi.
not: anne of green gables uyarlamasıdır. bu kitap serisinden geçmişte de bir sürü uyarlama yapılmıştır.
1. sezon fragmanı: https://www.youtube.com/watch?v=BMuJ95LibeE
ana karakteri anne adında kızıl örgüleri, çilleri, kocaman gülümsemesi ve sınır tanımayan hayal gücüyle bir yetim kızdır. (amybeth mcnulty gerçekten harika bir iş çıkarmış. kendisine ayrıca bayılıyorum.) hikâyemiz, 10-11 yaşlarındaki bu kimsesiz çocuğun yanlışlıkla green gables adında büyüleyici bir çiftlikte yaşayan marilla ve matthew cuthbert kardeşlere verilmesiyle başlar. sadece utangaç, sessiz matthew ve ilk başta bu çocuğu istemiyor görünen marilla değil; bütün avonlea anne'le birlikte değişecek, unutulmaz maceralar yaşayacaktır.
dizide feminizm, ırkçılık, güzellik standartları, lgbt gibi birçok konu, hikayeye yedirilerek, göze sokulmadan işlenmiştir. maalesef yeterli reyting sağlayamadığı öne sürülerek 3 sezonun sonunda bitirildi.
not: anne of green gables uyarlamasıdır. bu kitap serisinden geçmişte de bir sürü uyarlama yapılmıştır.
1. sezon fragmanı: https://www.youtube.com/watch?v=BMuJ95LibeE
kahveye bayyyyılırım. türk kahvesi > filtre kahve > evde yaptığım latte (içinde şeker yok o bakımdan) > evde içtiğim çay > diğer kahveler > diğer çaylardır sıralama benim için.
aslında çayla hiç aram yoktu ama karantinada anam alıştırdı beni :( resmen bağımlısı oldum günde 1-2 bardak içmem gerekiyor :( halbuki sadece ağzımı doldursun diye içiyorum çok da bayıldığımdan değil sjdghgjfkdjf
aslında çayla hiç aram yoktu ama karantinada anam alıştırdı beni :( resmen bağımlısı oldum günde 1-2 bardak içmem gerekiyor :( halbuki sadece ağzımı doldursun diye içiyorum çok da bayıldığımdan değil sjdghgjfkdjf
Ben günde 1 demlik içiyordum çayı. Yarım demliğe düştü😂
wow maşallah bsdusdjfcdsjk ben de oraya doğru yol alıyorum gibi, annem kendisine yancı arıyor çünkü, işe de yarıyor babam "bugün çay içmeyelim demir eksikliği de var sende yeter artık" dediğinde artık ben diyorum hayır içelim çay içmem lazım benim diye... :d
edit: tam bana uygun bir başlık açılmış, aklıma geldikçe kırk yıl editler dururum ben bunu şimdi yeni kurallarla jdfjvdfv
hoş geldiniz, sağ olun kelimeleri çok karıştırılıyor. gerçi hâlâ bağlaç yanlışlarını aşamamışken, hatta yazım yanlışını düzeltirken "mo soro oko oyro yozolor (mi soru eki ayrı yazılır)" denmesini aşamamışken -mi, soru edatı olduğu için ayrı yazılmalıdır. soru eki olsa kelimeye bitişik yazardık.- nerede kalmış sağ ol falan...
yanlış hatırlamıyorsam birkaç yıl öncesine kadar "baya" sözcüğü tdk'de vardı. anlamı da bayağı'nın oldukça, epey anlamlarıyla aynıydı fakat şu an öyle bir kelime yok sözlükte, o yüzden "baya" değil "bayağı" doğrudur.
bir de, "falan" ve "filan" diyebilirsiniz arkadaşlar ama n'olur felan yazmayın ya. felan nedir ya.
edit2: "namıdeğer" kullanımını da çok görüyorum arkadaşlar. doğrusu "namıdiğer"dir. nam-ı diğer yani. "diğer bir deyişle" demek.
hoş geldiniz, sağ olun kelimeleri çok karıştırılıyor. gerçi hâlâ bağlaç yanlışlarını aşamamışken, hatta yazım yanlışını düzeltirken "mo soro oko oyro yozolor (mi soru eki ayrı yazılır)" denmesini aşamamışken -mi, soru edatı olduğu için ayrı yazılmalıdır. soru eki olsa kelimeye bitişik yazardık.- nerede kalmış sağ ol falan...
yanlış hatırlamıyorsam birkaç yıl öncesine kadar "baya" sözcüğü tdk'de vardı. anlamı da bayağı'nın oldukça, epey anlamlarıyla aynıydı fakat şu an öyle bir kelime yok sözlükte, o yüzden "baya" değil "bayağı" doğrudur.
bir de, "falan" ve "filan" diyebilirsiniz arkadaşlar ama n'olur felan yazmayın ya. felan nedir ya.
edit2: "namıdeğer" kullanımını da çok görüyorum arkadaşlar. doğrusu "namıdiğer"dir. nam-ı diğer yani. "diğer bir deyişle" demek.
Harika bir giriş... ben de çok ilgiliyim bu konuda. O zaman buraları bir güzelleştirelim sayın fihtheinfpt :)) felana ben de aşırı gıcık oluyorum. Hem yazılışına hem de söylenişine ):
Felana tüm benliğimle katılıyorum sayın fihtheinfpt. Bir bozuk geliyor, niye bilmiyorum.
entrynin sonundaki haklı isyan..
*gözleri dolu dolu bakan emoji* sonunda kendimi manyak hissetmiyorum çok sağ olun dostlar.
Ne demek :))
rüzgarlı bir havada şemsiyem uçunca annem peşine düşmüştü. panik içinde anneme boşver gitme diye bağırmıştım çünkü annem el kadar çocuk şemsiyesini yakalarsa rüzgara kapılıp uçabilir, kaybolabilir sanıyordum :)
şu muhteşem videoya özel internete para ödediğimize değen videolar diye entry (ya da giri :)) açasım var ama tutuyorum kendimi :p
puahahas harikalar..
kesinlikle bsbdhsdfjs bugünlerde çıkan nice şarkıya tek geçerim parlayan yıldızlar takımını
geçen gün arayıp bulamadım bunu teşekkürler fihtheinfpt ahahsh
bshsbdfhsjdfcsdj düzenli aralıklarla izlemek ve hatırlatmak görevim sayın yasyasyasyasgiley :)
herkesin kendinde var olduğunu inkar ettiği özelliktir. e o zaman kim bu fanatikler, değil mi ama? bu konularda büyük konuşulmaması gerektiği görüşündeyim. her an hepimizin bilinçaltından bir bağnaz çıkabilir.
momo, simyacı'dan santiago, yüreğinin götürdüğü yere git'teki mektupları yazan nene...
tahin pekmez
edit: peynir ceviz (of hele bir de ekmeğin arasına doldurunca)
edit2: simyacı (kitap) + indigo night (şarkı)
edit: peynir ceviz (of hele bir de ekmeğin arasına doldurunca)
edit2: simyacı (kitap) + indigo night (şarkı)
smelly cat, smellly caat what are they feeding you?
psikiyatri notu okurken yaşamasam bari bunu ahahah
brooklyn 99 sayesinde tanıdığım andy samberg tarafından canlandırılan müthiş dedektif. b99'daki herkese bayılsam da kendisinin yeri ayrıdır. canım benim ya..<3
tıp yazma sebebim. :")
bayıla bayıla yediğim yemeklerin çoğunun hammaddesi, en azından içinde bulunuyor. muhteşem bir sebze.
babamın, gütfsözlük'ün adı için önermiş olduğu alternatif.
ömer seyfettin'in öyküsüdür. hepiniz okumuşsunuzdur (spoiler vereceğim), ana karakterimizin sürekli giydiği yüksek ökçeleri bir gün ayağını vurana kadar etrafındaki dünyanın sahteliğini anlamaz fakat öykünün sonunda gerçek dünyanın acımasızlığıyla yüzleşemez ve yüksek ökçelerini giymeye devam eder... bu refahı (/konfor alanını) gerçeğe tercih etme hâlini hayatın birçok yerinde görmek mümkün.
asırlardır bu başlığı bekliyormuşçasına heyecanlandım görünce. bunu tek geçerim.
şimdi burada uzun uzun açıklamak isterdim ama aman ali rıza bey anonimliğimiz kaçmasın.
çok fena sağımı solumu karıştırıyorum öyle böyle değil
birkaç sene önceye kadar ben de karıştırıyordum. içimden hızlıca hangi elimle yazı yazdığımı düşünerek çözdüm bu sorunu. sonradan da alıştım iyice, düşünmeme gerek kalmadan ayırt edebiliyorum artık :)))
o kısmen sorunu çözüyor ama karşıdan bakıyormuş gibi düşünmem gerekince devrelerim yanıyor ahahahhah
sayın fihtheinfpt, bende şöyle oldu: ilkokuldaki ingilizce öğretmenim hala öğrenemediğimi fark edince küçük bir hamle gösterdi. malumunuz ingilizce'de left sol demek. sol elinizde baş parmağınızla ve işaret parmağınızla büyük "l" harfi yapabiliyorsunuz. o gün bu gündür böyle yapıyorum. az çok her iki elimle de yazı yazabildiğim için o taktik tutmuyor bende ama bu kurtarıcım:) umarım yardımcı olur size de:)
işaret dilinde l harfi sağ elle yapılıyor ya, o yüzden bununla ayırt etmeye çalışırsam kafam daha beter karışabilir ama güzel yöntemmiş elegantmoon :))
Sayın fihtheinfpt yalnız değilsiniz. Ben de biri bana aniden bir yön söylese dönüp kalıyorum ve sağ sol benim için bir süre anlamsızlaşıyor.
evet aynen öyle sayın kaira, kafamda tekrar hesaplamam gerekiyor sağ hangisiydi diye. reflekse oturtamadım :))
bütün müzik aletlerini çalabilmek derdim. çünkü içimde kalan birkaç spor dalı haricinde spora ilgim yoktur zaten. ama değişik değişik müzik aletlerinin hepsini mükemmel çalabilmek... keşke yaşansa
bir süre sonra o da ailenin bir üyesi olur. seslenilir, sevilir, kavga edilir, komik komik fotoğrafları çekilip gülünür. konuyla ilgili en hoşuma giden olaysa emekli babaların "kedi medi giremez bu eve" dedikten sonra eve kedi gelince günlerini onunla sarmaş dolaş geçirmeleridir.
ha bir de "bokunu yemediğin sürece muhabbet kuşuyla yapılan hiçbir şey iğrenç değildir" diye bir söz duymuştum. aynen öyle ;)
ha bir de "bokunu yemediğin sürece muhabbet kuşuyla yapılan hiçbir şey iğrenç değildir" diye bir söz duymuştum. aynen öyle ;)
benim kuş benden temiz, günde 3-4 kere yıkanıyor. valla temiz hayvanlar :D
biz hasta olur diye korkumuzdan yıkayamıyoruz :(( buna rağmen kendini çok temiz tutuyor gerçekten.
aman diyim, siz yıkamayın. lavaboyu tıkayın, az su dolsun. kendileri girip kanatlarını açıp süzülüyorlar. tam ıslanmadan, hafif oynayarak yıkanıyorlar. izlemek baya keyifli sayın fihtheinfpt:)
yoo musluğun altında avcumuza doldurduğumuz suda yıkanmayı seviyor onu kastettim. yoksa biz tutup yıkamıyoruz merak etmeyin :) ama işte bebekliğinden alıştığından mıdır nedir, bir kaba su koyduk denemek için oralı olmadı hiç. beyefendiye banyo yapsın diye illa şarıl şarıl su akıtacağız ajdsjdcndfj izlemesi gerçekten çok keyifli *gözleri dolmuş emoji*
Hahahha evet o sanırım size alışmış, sizi istiyor. Ne mutlu:)
"Sormamam gerekirdi. Ama çok umutlanmıştım. Umut fena. Ona kapılınca bildiğin her şeyi unutuyorsun. Çocuk gibi oluyorsun."
nermin yıldırım - misafir
nermin yıldırım - misafir
bu kitap harikaaaaaa
evet :"))
“It's not what the world holds for you, it is what you bring to it.”
(bkz: anne with an e)
(bkz: anne with an e)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?