tıp yazma sebebim. :")
bayıla bayıla yediğim yemeklerin çoğunun hammaddesi, en azından içinde bulunuyor. muhteşem bir sebze.
babamın, gütfsözlük'ün adı için önermiş olduğu alternatif.
ömer seyfettin'in öyküsüdür. hepiniz okumuşsunuzdur (spoiler vereceğim), ana karakterimizin sürekli giydiği yüksek ökçeleri bir gün ayağını vurana kadar etrafındaki dünyanın sahteliğini anlamaz fakat öykünün sonunda gerçek dünyanın acımasızlığıyla yüzleşemez ve yüksek ökçelerini giymeye devam eder... bu refahı (/konfor alanını) gerçeğe tercih etme hâlini hayatın birçok yerinde görmek mümkün.
asırlardır bu başlığı bekliyormuşçasına heyecanlandım görünce. bunu tek geçerim.
şimdi burada uzun uzun açıklamak isterdim ama aman ali rıza bey anonimliğimiz kaçmasın.
çok fena sağımı solumu karıştırıyorum öyle böyle değil
birkaç sene önceye kadar ben de karıştırıyordum. içimden hızlıca hangi elimle yazı yazdığımı düşünerek çözdüm bu sorunu. sonradan da alıştım iyice, düşünmeme gerek kalmadan ayırt edebiliyorum artık :)))
o kısmen sorunu çözüyor ama karşıdan bakıyormuş gibi düşünmem gerekince devrelerim yanıyor ahahahhah
sayın fihtheinfpt, bende şöyle oldu: ilkokuldaki ingilizce öğretmenim hala öğrenemediğimi fark edince küçük bir hamle gösterdi. malumunuz ingilizce'de left sol demek. sol elinizde baş parmağınızla ve işaret parmağınızla büyük "l" harfi yapabiliyorsunuz. o gün bu gündür böyle yapıyorum. az çok her iki elimle de yazı yazabildiğim için o taktik tutmuyor bende ama bu kurtarıcım:) umarım yardımcı olur size de:)
işaret dilinde l harfi sağ elle yapılıyor ya, o yüzden bununla ayırt etmeye çalışırsam kafam daha beter karışabilir ama güzel yöntemmiş elegantmoon :))
Sayın fihtheinfpt yalnız değilsiniz. Ben de biri bana aniden bir yön söylese dönüp kalıyorum ve sağ sol benim için bir süre anlamsızlaşıyor.
evet aynen öyle sayın kaira, kafamda tekrar hesaplamam gerekiyor sağ hangisiydi diye. reflekse oturtamadım :))
bütün müzik aletlerini çalabilmek derdim. çünkü içimde kalan birkaç spor dalı haricinde spora ilgim yoktur zaten. ama değişik değişik müzik aletlerinin hepsini mükemmel çalabilmek... keşke yaşansa
bir süre sonra o da ailenin bir üyesi olur. seslenilir, sevilir, kavga edilir, komik komik fotoğrafları çekilip gülünür. konuyla ilgili en hoşuma giden olaysa emekli babaların "kedi medi giremez bu eve" dedikten sonra eve kedi gelince günlerini onunla sarmaş dolaş geçirmeleridir.
ha bir de "bokunu yemediğin sürece muhabbet kuşuyla yapılan hiçbir şey iğrenç değildir" diye bir söz duymuştum. aynen öyle ;)
ha bir de "bokunu yemediğin sürece muhabbet kuşuyla yapılan hiçbir şey iğrenç değildir" diye bir söz duymuştum. aynen öyle ;)
benim kuş benden temiz, günde 3-4 kere yıkanıyor. valla temiz hayvanlar :D
biz hasta olur diye korkumuzdan yıkayamıyoruz :(( buna rağmen kendini çok temiz tutuyor gerçekten.
aman diyim, siz yıkamayın. lavaboyu tıkayın, az su dolsun. kendileri girip kanatlarını açıp süzülüyorlar. tam ıslanmadan, hafif oynayarak yıkanıyorlar. izlemek baya keyifli sayın fihtheinfpt:)
yoo musluğun altında avcumuza doldurduğumuz suda yıkanmayı seviyor onu kastettim. yoksa biz tutup yıkamıyoruz merak etmeyin :) ama işte bebekliğinden alıştığından mıdır nedir, bir kaba su koyduk denemek için oralı olmadı hiç. beyefendiye banyo yapsın diye illa şarıl şarıl su akıtacağız ajdsjdcndfj izlemesi gerçekten çok keyifli *gözleri dolmuş emoji*
Hahahha evet o sanırım size alışmış, sizi istiyor. Ne mutlu:)
"Sormamam gerekirdi. Ama çok umutlanmıştım. Umut fena. Ona kapılınca bildiğin her şeyi unutuyorsun. Çocuk gibi oluyorsun."
nermin yıldırım - misafir
nermin yıldırım - misafir
bu kitap harikaaaaaa
evet :"))
“It's not what the world holds for you, it is what you bring to it.”
(bkz: anne with an e)
(bkz: anne with an e)
indila - mini world
hayal meyal hatırlayacağım kadar küçükken bir gün "ben çok sıkıldım yea" dediğimde amcamın önüme koyduğu dizi. ulan bir de altyazılı izlemişim o yaşta nasıl anladım acaba :D en kısa zamanda tekrar izlenecek.
dostlarla zoomdaydım. bir sene sonraki kendime mektup yazacağım. onun dışında kutu oyunu falan işte...
kessssinlikle bayan mallard'ın maceraları. ona benzemek için annemden yalvar yakar aldığım bir küçük örgü çantam vardı zincir falan çekerdim. Türkçe dublajının sadece birkaç bölümünü buldum, o da youtube'da piksel piksel. stairway to doom diye bi bölümü vardı keşke Türkçesini bulabilsem çok güzeldi :( ikinci sırada cille var sanırım. ya da keloğlan (kara vezir ve çirkin cadılı bölümleri). ikisi de güzeldi.
oleey, bayan mallard'ı bilen başka bir yazar daha vaar:))
ben de yukarıda yazanları okurken aynen böyle demiştim sevgili elegantmoon :)
Ayayay bir tane daha bayan mallard çok mutlu oldum bu entryleri görünce
Avatar demememin tek sebebi başlığın küçükken olması, avatar benim hala en sevdiğim çizgi film sayın leavesfromthevine:)
kesinlikle ben de böyle düşündüğümden kendi entryime eklemedim sayın elegantmoon:))
kişilik tipi, burç yorumu, ebced hesabı, tarot falı... karakterimi analiz etmek için denemediğim yöntem kalmamıştır. enneagram bana tip 9, 16 personalities infp-t diyor (nickimden bellidir). ayrıca kendisi en az 3-4 kez çözmüş olmamdan dolayı sorularını neredeyse ezberlediğim testtir.
çok kasmaya gerek yok bence. entrylerimiz dünyayı kurtaracak değil ya
birinin bu başlığı açması lazımdı.
ego cepte'yi telefonuma yeniden yüklemek...
tamino'nun, indila'nın ve simon&garfunkel'in bütün şarkıları. net. nereden başlayacağını bilemeyenler habibi, indigo night, scarborough fair, the sound of silence, boite en argent ya da tourner dans le vide falan dinleyip sonra bana teşekkür edebilir. (güya bir tane öneri yazacaktım seçemiyorum hepsi muhteşem)
yok vazgeçtim siz en iyisi önce bunu bi dinleyin.
yok vazgeçtim siz en iyisi önce bunu bi dinleyin.
yukarıda çokzel kitap önerileri var. muhteşemsin gütf (ya da gtf). bunlardan bazılarına ek olarak,
marslı - andy weir
anne of green gables - lucy maud montgomery
gulyabani - hüseyin rahmi gürpınar
bitmeyecek öykü - michael ende
simyacı - paulo coelho
yüreğinin götürdüğü yere git - susanna tamaro
genç bir doktorun anıları - mihail bulgakov
jules verne'ün ve agatha christie'nin neredeyse bütün kitapları :")
(sık sık editlerim bunu muhtemelen unuttuğum bin tane kitap vardır)
marslı - andy weir
anne of green gables - lucy maud montgomery
gulyabani - hüseyin rahmi gürpınar
bitmeyecek öykü - michael ende
simyacı - paulo coelho
yüreğinin götürdüğü yere git - susanna tamaro
genç bir doktorun anıları - mihail bulgakov
jules verne'ün ve agatha christie'nin neredeyse bütün kitapları :")
(sık sık editlerim bunu muhtemelen unuttuğum bin tane kitap vardır)
hâlihazırda çok güzel şeyler yazılmış. bunlara susanna tamaro, andy weir, şermin yaşar (önceden çarkacı), agatha christie, hüseyin rahmi gürpınar, franz kafka, paulo coelho, muzaffer izgü, michael ende gibi her telden bir sürü kişiyi ekleyebilirim.
18 olur olmaz koşa koşa gidip aynı hızla kapısından döndürüldüğüm mekan. üniversite öğrencisi olmadan almıyorlarmış...
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?