Bana akademik başarı arttıkça duyulan akademik kaygının da arttığını düşündüren insan tipi. Ortalaması benden 30 puan yukarıda birisinin yakarışlarını dinlemek de insanda muğlak bir üzüntü, kendini sorgulama hissi bırakıyor tabii.
Huzur ve sakinlik, düşünmek zorunda olmadığım bir zaman dilimi yani
air fryer da olur
hayatım boyunca insanları dinleyen, onlar anlayan ve zor dönemlerinde onlara destek olmayı başaran (en azından özveriyle deneyen) birisi oldum, insanları anlamak konusunda ilginç bir yetiye sahiptim hep, onları kendilerinden bile daha net görürdüm, kendilerinin bile farkında olmadığı bilinçaltlarındaki duyguların ve düşüncelerin farkında olurdum yani. (medyum olduğumu ya da zihin okuduğumu filan iddia etmiyorum, sadece insanları okuma konusunda iyiyim)
yakın zamanda kendi hayatımda böyle birisinin olmadığını farkettim. ben birisiyle konuşurken onun tepkilerinden bile modunun nasıl olduğunu sezebiliyorken kimse benim ne hissettiğimi ben söylemeden anlamıyor sanki. ben derdimi anlattığımda kimse bana seni anlıyorum demekten fazlasını söyleyemiyor, kimse bana duygularım hakkındaki yorum ve içgörülerini paylaşamıyor. bana sen aslında şu yüzden bu haldesin, sen aslında şundan korkuyorsun diyemiyor kimse. üzgünken bile kendi psikologluğumu (!) bir sekilde benim yapmam gerekiyor adeta. kendi hayatımda bir ben yokum ve bu beni çok yoruyor. belki de sorun çevremdeki bana benzeyen insan eksikliği değildir, kendi hayatımdaki ben eksikliğidir, özsevgi, özsaygı vs eksikliğidir. bilemiyorum...
yakın zamanda kendi hayatımda böyle birisinin olmadığını farkettim. ben birisiyle konuşurken onun tepkilerinden bile modunun nasıl olduğunu sezebiliyorken kimse benim ne hissettiğimi ben söylemeden anlamıyor sanki. ben derdimi anlattığımda kimse bana seni anlıyorum demekten fazlasını söyleyemiyor, kimse bana duygularım hakkındaki yorum ve içgörülerini paylaşamıyor. bana sen aslında şu yüzden bu haldesin, sen aslında şundan korkuyorsun diyemiyor kimse. üzgünken bile kendi psikologluğumu (!) bir sekilde benim yapmam gerekiyor adeta. kendi hayatımda bir ben yokum ve bu beni çok yoruyor. belki de sorun çevremdeki bana benzeyen insan eksikliği değildir, kendi hayatımdaki ben eksikliğidir, özsevgi, özsaygı vs eksikliğidir. bilemiyorum...
bir anda yok olamamak. 1000 sene önce aniden evden çıkıp gidebilirdiniz ve bir daha kimse sizi bulamazdı, bambaşka bir ülkede bambaşka bir hayat kurabilirdiniz ama günümüzde hakkınızda kayıp ihbarı çıkmadan ya da polis çevirmeden sınır kapısına bile ulaşamazsınız. büyük bir eksiklik bence, insan yorulduğu zaman bir süreliğine de olsa bırakıp gidebilmeli (bkz: her şeyden bıkmak).
insanoğluna en faydalı canlı olduğunu düşünmekteyim. özellikle sağlıklı beslenmek isteyen ya da spor yapan insanların başlıca besin kaynağı çünkü hem ulaşılabilir hem lezzetli hem de besin değeri çok yüksek, daha ne olsun. yumurtadan bahsetmiyorum bile; her ne kadar yer yer mide bulandırsa da mutfakların vazgeçilmezidir bence, özellikle kek tarzı ürünlerle haşır neşirseniz. Eğer tavuklar olmasaydı muhtemelen hala ot kemiriyor olurduk!
bir şeylere karşı çıkmayı kişiliği haline getirmiş insandır. gerçek bir kişilik ve duruş sahibi olmayan insanlar her şeyin karşısında durarak hayatta bir konumları, savundukları bir dünya görüşü varmış gibi hissederler, çünkü bi şeye muhalefet olmak için genelde karşıt bir fikri benimsiyor olmanız gerekir; kendine ait fikirleri olmayan insanlar da muhalefet olarak gerçekten bir düşünceye sahiplermiş izlenimi yaratırlar (ya da kendilerini öyle kandırırlar). benim gözümde hayattaki en kolay işlerden biridir bu, zira hiç birşeyi savunmanıza gerek olmadan birşeylere karşı çıkarak tatmin edebilirsiniz kendinizi. fakat ne acıdır ki her şeyin karşısında olan insanın hiçbir zaman gerçek bi karakteri, hayat görüşü, konumu olamaz, bugün eleştirdikleri şeyin tam zıttını da yarın eleştirebilirler çünkü.
ego otobüsündeki geniş / bir buçuk kişilik koltuklara 2.kişi olarak sıkışmaya çalışan teyze grubu. hayır teyze iki kişi oraya sığamayız bunun sen de farkındasın bence.
öte yandan genelde o geniş koltuklar yaşlı engelli ve hamile vatandaşlara tahsis edilmiş oluyor, rica ettiği takdirde oturan kişi yer verecektir ona sonuçta onun hakkı. tabi teyze hakkını savunmak yerine oturan kişiyle epey samimi bi yolculuk yapmayı tercih ediyor da olabilir, kim bilir...
öte yandan genelde o geniş koltuklar yaşlı engelli ve hamile vatandaşlara tahsis edilmiş oluyor, rica ettiği takdirde oturan kişi yer verecektir ona sonuçta onun hakkı. tabi teyze hakkını savunmak yerine oturan kişiyle epey samimi bi yolculuk yapmayı tercih ediyor da olabilir, kim bilir...
Sınav grup ve saatlerininin sınavdan bir önceki gün açıklanması
Aydınlığın yorgunluğundan kaçıp saklanıyormuşum gibi bir gece, karanlığa muhtaçmışım gibi bir gece.
bu sıralar havada tükenmişlik, depresyon ve umutsuzluk kokusu var; sırf bugün arkadaş çevremin yarısının hayatlarından nefret ettiğini söylediğine tanık oldum. Kendinize dikkat edin sözlük halkı, yaşam enerjinizi tüketmeyin idareli kullanın. Her gecenin bir sabahı vardır mutlaka.
Şimdiye kadar hep yumurtanın kapıya dayanmasını bekleyip kendimi zorunlu bir motivasyon ile kandırıyordum, bunun ne kadar büyük bir kumar olduğunu ise yavaş yavaş farkediyorum. Bir defa daha kazanan tarafta olmak dileğiyle, söz bırakıcam bu sefer
Afiyet olsun diyen garsona/çalışana "size de" demek, bunun bir çok versiyonu vardır. gel abi beraber olsun senden yemek saklayacak değilim
Gürültüyü seven bir insan değilim fakat sessizliğe tahammül edemiyorum, sanki sessizlik kötü bir şeyin habercisiymiş ve o sessizliği doldurmam gerekiyormuş gibi hissediyorum. Ya ıslık çalıyorum ya bir şarkı mırıldanıyorum ya konuşmayı sürekli devam ettirmeye çalışıyorum vs, o sessizliği bir şekilde yarmam gerekiyormuş gibi geliyor çünkü. Eğer sessizsem ya modum çok düşüktür ya da bulunduğum yerde /etrafımdaki insanların yanında kendimi gerçekten rahat hissediyorumdur. (bkz: sessizlik)
hayırlısı
düşüncelerim çözmeye çalıştığım karman çorman bir ip yumağı gibi genelde, ve her defasında çözüleceğine daha da karışıyorlar. sürekli kafamın içinde argümanlar ve karşı argümanlar birbirine giriyor, bir şeyi düşünürken bambaşka bir şey araya giriyor, düşüncelerimi oldukları gibi sade bir şekilde ele almak yerine çok farklı boyutlardan bakıyorum ta ki neyin doğru neyin yanlış olduğunu unutana ya da hangi bakış açısının bana ait olduğunun bilincini tamamen kaybedene kadar. kafamdan ne geçtiğini dahi bilmiyorum çoğu zaman, tamamlanmış halini hiç görmeden devasa bir puzzleı çözmeye çalışıyormuşum gibi adeta, ya da akan bir suyu avuçlarımla tutup yakalamaya çalışıyormuşum gibi. nereden başladığımı bile unutuyorum genelde, en baştaki sorunu çözmek şöyle dursun hiç alakası olmayan bambaşka bir şeye kafa yorarken buluyorum kendimi. kafamdaki problemleri çözme girişimlerim de genellikle uyuyakalmayla ya da iç çekip boşvermekle sonlanıyor. hoş, hiçbir sorunun oturup düşünerek çözüldüğünü görmedim, birşeyler yalnızca ayağa kalkıp aksiyon alındığında değişiyor sanırım, yine de oturup düşünebilseydim de güzel olurdu herhalde
belki çok da şey yapmamak lazım ~gripin
bazen utandığım, bazen kendimi şizofren gibi hissettiğim durum. gerçi zaten bir avuç kişiyiz şurada, illa ki yaşanacak bu olay. hem birinin bu işi yapması lazım sonuçta
saçımı kes(tir)mek için bir bahane
mental olarak hayatımın en ilginç deneyimlerinden birini yaşayacağım
oğuz atay'ın tutunamayanlar kitabından bir alıntıdır. yapamayacağına inandığı için yapmayı denememek bir insanın kendine yapabileceği en büyük kötülüklerdendir bence, aslında mümkün olan bir ihtimali korkudan dolayı harcamış olmak o şeyi deneyip başaramamaktan daha üzücü gelir bana. hoş, hemen hemen her gün bilinçaltımda bu üzüntüyle yaşıyorum. sanırım kırmam gereken döngülerden birisi de bu.
zaman. boşa harcadığım her bir dakikanın vicdan azabını çekiyorum daima.
Elzem
Mühim
allah düşmanımın başına vermesin, fiziksel olarak çektiğim en büyük acı.
herhangi bir böcek türü. ıssız bi adada mahsur kalsaydım ve tek yiyebileceğim şey ağaçta sürünen salyangozlar olsaydı muhtemelen ağacı kemirmeye başlardım
koca otobüste bir tek senin bulunduğun yere güneş vurması
korkma acımayacak
hem 1 yıl daha nedir ki zaten bişey olmaz
nasip bu işler kalırsan da hayırlısı
hem belki hayat yüzüne güler geçersin neden olmasın
(bkz: kendime düşünceler)
hem 1 yıl daha nedir ki zaten bişey olmaz
nasip bu işler kalırsan da hayırlısı
hem belki hayat yüzüne güler geçersin neden olmasın
(bkz: kendime düşünceler)
Umarim kalmazsiniz
Okulu uzatmak dunyanin sonu degil tabii ki ama tip fakultesi ağda gibi,şekerlisinden
Durdukça sünüyor,yapisiyor,igrenclesiyor
Hemen bitirip kacmak guzel
Okulu uzatmak dunyanin sonu degil tabii ki ama tip fakultesi ağda gibi,şekerlisinden
Durdukça sünüyor,yapisiyor,igrenclesiyor
Hemen bitirip kacmak guzel
Tıpfakı 7 yılda bitiren 1 senesini 6 yılda bitiren her şeyini kaybetmiştir derler sn lygt, koyverin rahvan gitsin
açıkçası ikinize de hak verdim sn ruhsuz ve sn gri, bakalım 1 yılımı mı kaybedeceğim yoksa aklımı mı ben de merak içerisindeyim 🫠yorumlarınız için teşekkürler
Hayatta her şey istediğimiz gibi olmaz
eve gitmem gerek her yerdeyim
insanın enerjisini sömüren insan tipidir. genelde mizah anlayışından yoksun olurlar ve dünyada bir tek kendileri düşünceliymiş/duyarlıymış gibi davranırlar. muhtemelen zor bir hayatları vardır, her şeyi bu kadar kafaya takmak yorucu olmalı diye düşünüyorum.
ankara :
Sürekli online gördüğüm 3-5 kıymetli yazar var, hep aynı kişiler olsa da birilerinin online olduğunu görmek sevindirici.
Online gorunenler o esnada online olmayabilir.son 1 saati gösteriyor diye hatirliyorum
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

Hele hele dönem 4 stajlarini iyi dr olmak için güzel geçirip bi de üstüne ba aa çaktığımızda bir delirmeleri var ki evlere şenlik🤩