2.yaşım. 3'te okula başladım, 4'te aşık oldum, 5'te aşık olduğum çocuk oyuncaklarımı saklayıp beni ağlattı, 6'da aynı çocuk başkasıyla sevgili oldu, 7'de okumayı öğrendim ve bir süre alet ile atlet sözcüklerini birbiriyle karıştırdım bu yüzden babam bana kızdı, 8'de kardeşim doğdu ve Bilecik'ten taşındık, 9'da ve 10'da öğretmenim kötüydü aynı zamanda babam beni çok üzdü, 11'den 16'ya kadar babam beni üzmeye devam etti, 16'da annemle babam boşandı, 17 ve 18'de sınav stresiyle boğuştum, 18'imde pandemi çıktı ve antidepresana başladım, 19'da tıp okuyordum ve hala 19'dayım. Özetle, 2. yaşımdan sonra bazı şeyleri anlamaya başladım ve hayatım daha gerçek bir yer oldu. O yüzden en güzel yaşım ikinci yaşımdı. Neden bir değil derseniz, yürümeyi öğrenmek zordu çünkü.
Hayatında eksik olduğunu sandığın şey, aslında eksik olan şey değilmiş. Mutlu olmanın başka yolları da varmış ve sen bunu fark edeli henüz bir ay oldu. Bu bir ayda hayatının nasıl güzelleştiğine bak, yanlış şeylerin peşine düşme.
Netflix Türkiye'nin Genel olarak beğendiğim dizisi. Hayır, bunun Halitle bir ilgisi yok yani tamam var ama o kadar da yok. Dizi hakkında şunu söylemek isterim: Belki Hazal Kaya'nın konuşma tarzı biraz farklı olabilirdi ama genel olarak bütüne de etkisinin olumsuz olduğunu düşünmüyorum. Öte yandan keşke Halit ve Esra'yı daha çok izleseydik. Umarım ikinci sezonda bu açık kapanır, Netflix duy sesimizi!
mevcut yazarlar yazmıyorsa yeni yazarlar kazandırmak bir çözüm olabilir. mesela bayram hediyesi olarak çömezler yazar yapılabilir, belki yazası var bu insanların cık cık cık.
yazarların kendini bin iq'ya sahipmiş gibi hissettiği anları içeren başlık. lisede hocanın yanlış çözdüğü bir soruyu doğru çözdüğümü anladığım andır benim için.
"çok yaşa, iyi yaşa, sağlıklı yaşa" sözlerine verilen iki karşılık, hangisinin daha efektif olduğu konusunda sorularım var. "Hep birlikte"yi çok nadir kullanmakla birlikte herkese kullanılmaması gerektiğini düşünüyorum çünkü ben karşımdakiyle hep birlikte olmak istemeyebiliyorum ya da karşımdakinin bunu isteyip istemediğini bilmiyorum. "Sen de gör" çoğunlukla kullandığım kalıp olmakla beraber aslında ikisi de aynı kapıya çıkıyormuş gibi geliyor. Az önce fark ettim. Sadede gel derseniz, bu yarışmada bir kazanan yok çünkü ikisi de aynı kapıya çıkıyor. Not:Kafam karışık bu aralar.
1919'da Hikmet Boran ve sayısız tıbbiyelinin düşmana karşı direndiği, Tıbbiyelilerin bayramının olduğu gün. Sözlükteki herkesin, tüm Tıbbiyelilerin bayramı kutlu olsun. Hak ettiğimiz çalışma şartlarına ve değere kavuşmak dileğiyle…
Birini; Sağlıklı bir birey değilken, sağlıklı koşullarda onu büyütemeyeceğini bildiğin halde, üstelik bunun için üstünde herhangi bir baskı yokken dünya'ya getirmek. Sadece o insana değil, insanlığa da çoğu zaman büyük bir kötülük çünkü toplumdaki sorunların büyük çoğunluğunun kaynağı kötü ebeveynler.
Çok doğru 😢 Sancılı bir süreçte olsa artık kabul ettirdim 🥳 Zaman zaman ebeveylerde minik kıvılcımlar da olsa kendimle bu konuda barışmayı da öğrendim..
Kışın sabahın erken saatlerinde uyandığımda hava hâlâ karanlık olduğundan, gece okula gittiğimi zannederdim. Bu, bana özel bir durum değil. Birçok çocuk bunu mutlaka sorgulamıştır, şimdi daha geç aydınlanıyor malum saat dilimimiz olması gerekenden farklı, artık daha çok çocuk bunu soruyordur diye düşünüyorum.
Gerçekten dinleyen kişi. Bence insana asıl iyi gelen bu, gerçekten birinin seni etkin bir şekilde dinlemesi. Belki cevapları ve önerileri de bu yüzden bu kadar isabetli, dinliyor çünkü.
Çömezlerin entrylerini görebilir miyiz bir şekilde, onlar bize artı veriyor mu? Hangi okuldalar, neden çömezler, yazar olabilecekler mi? Kısacası: Çömezler. Evet, sıra buna geldi!!
Öncelikle: (bkz: #18636) (bkz: #18637) bayağı bir güncelledim, daha var gerçi dinlemediklerim ama favorilerimi şöyle bir sıralarsam: 1.Hollanda 2.Finlandiya 3.Litvanya 4.Estonya 5.İtalya 6.San Marino 7.Bulgaristan İtalya kesin finalde, Hollanda ve Finlandiya da yüksek ihtimalle finalde. Umarım Litvanya da onlara katılacak. Estonya da bir ihtimal fakat Bulgaristan'ı bilemiyorum :( edit: millete övüp durduğum san marino'yu unutmuşum, ekledim.
Benim için Bu kişi, Dört yaşında kardan adam olmak istediğini söyleyen İkra'dır. herkes doktor, mühendis, asker, öğretmen falan olmak isterken Kendisi geleceğin mesleklerinden kardan adamlığı tercih etmişti. Oldukça ileri görüşlü biri, en azından alenen ülkeden kovulmuyor. :) tek derdi bu sene kar fazla olduğundan ek mesai yapmak olabilir diye düşünüyorum ya da havuca zam geldiği için burun konusunda sıkıntı yaşamış olabilir. Onun dışında tertemiz meslek.
Sevilmek çünkü insanı güzelleştiriyor, sevmek de güzel ama sevilmek başka. Sadece sen sevdiğinde üzüldüğünde halini hatrını soran, içini dökebileceğin biri olmuyor; sevildiğindeyse seni sevene koşup iyi hissedebiliyorsun. Hayatta ekstradan dert sahibi olmayayım diyorsanız sevilmek diyorum.
İlk kez beyaz önlük giyiyoruz bari anı kalsın diye yapılan bir şey, bilmiyorum ama pek bir olayı yok sanırım. Haftaya dönem 1 ve 2'ler olarak topluca bu etkinlikte olacağız, umarım hac kazası temalı bir kaza yaşanmaz.
Bu ikilemdeydim uzun süredir, artık kararımı verdim. Bu ülkede kaybedecek bir fazladan senem bile olmamalı çünkü “bilim ve sanat takdir edilmediği yerden göç eder.” Bu kadar emeği sonunda daha da değersizleşmek için vermiyorum, bu saatten sonra tek hedefim bir an önce gitmek olacak.
Evet, bu nasıl bir tespit dediğinizi duyar gibiyim fakat bu başlığı açma sebebim bazen bunu unutuyor olmam. Bir duyguyu hissettiğim ilk an bazı zamanlar o kadar yoğun oluyor ki sonsuza kadar sürecek sanıyorum, hiç bitmeyecekmiş gibi geliyor. Oysaki bitiyor; tamamen bitmese de azalıyor, biteyazıyor. Bazen de sonsuza kadar yaşayacağımı düşünüp kendimi saçma şeyler için yoruyorum fakat bir gün öleceğim, belki on sene sonra belki yetmiş sene sonra öleceğim ve şu anın bir önemi kalmayacak ya da bazı şeyleri erteliyorum, birine bir şey söylemek için yarın çok geç olabilir, bunu unutuyorum.
Yağmur yağıyor ama sonunda bitiyor, güneş doğuyor ama sonra batıyor, ben doğdum sonra öleceğim, okula başladım ama elbet bitecek, ona sinirlendim ama bu da geçecek, yaptığım kekin bir dilimi bile kalmayacak üç güne. Her şey bitecek, geçecek.